• 3
    kulübün değerli varlıklarının satılması ama buna rağmen borcun azalmak bir kenara dursun daha da artması orta vadede buna yol açacaktır. ben çok da hayırsız bir durum olarak görmüyorum. galatasaray şu an zaten bizim değil. galatasaray, fenerbahçe veya beşiktaş gibi değil. küçük bir zümrenin elinde oyuncak. alacak olan yabancı sermaye kesinlikle bu kafası 50 yıl öncede kalmış zümreden bin kat daha yararlı olacaktır galatasaray'a.
  • 4
    araplara kesinlikle satılmasın. arap imajı üstümüze kalmasın. çinliler bu işi bilmiyor. mesela milan'da yapamadılar. onlar da olmaz. ruslar da güvenilir değil. bakarsın yarın yine siyasi kriz çıkar. fransa, ingiltere, almanya gibi ülkelerde zenginler kendi takımlarına bile talep göstermiyor. abd desen ülkede futbol ilgi görmüyor. türkiye'den, yerli sermaye de iktidar etkisini hissedebilir. ali sabancı, pegasus gibi bir iş çıkaracaksa o da olmaz. arada ünal aysal gibi başkanlar çıkarsalar da liseliler zaten sevilmiyor. bu durumda kim alırsa alsın galatasaray onun insafına kaldı. para verip satın alacak kişinin, taraftar gibi karşılıksız sevmesi, bağlanması düşük ihtimal. işler yolunda gitmezse sermayesinin derdine düşer. bu işler kolay değil. ama galatasaray'ı en zor karanlıklardan bile aydınlığa taşıyacak ali sami yen'dir.
  • 5
    galatasaray'ı anında bırakacağım gelişme olur. liseliler, lisecilik falan düzeltilmesi gereken durumlar ama bir kişinin malı haline gelecek takımı tutmam ben. ister arap olsun, ister çin veya rus fark etmez. ne yapayım ben bir kişinin kapatması olmuş takımı?
    bu fikri destekleyenler, bu fikre sahip çıkanların da galatasarayla uzaktan yakından alakası olamaz. siz gidin o sermaye olmuş takımları tutun kardeşim. sizlerin işi olmaz galatasarayla falan.
  • 6
    hayret kimse söylememiş

    https://www.youtube.com/watch?v=Z8j7SmGRywk

    edit: öffff türk malı olmayan bir şeyi destekleyebilecek miymişiz. sanki galatasaray'ı türk diye destekliyoruz. sadece türk olduğu için övünme sığlığında bir takım olsaydı desteklemezdim zaten. gerçekten kulüp taraftarınmış gibi hisseden var mı acaba? isteyen üye olabiliyor olsa nolur bin tane prosedür. başka bir ülkeye vatandaş olmaya uğraşsan daha kolay olan ülkeler vardır yüksek ihtimalle. bir sürü 70+ yaş dedenin elinde maskara olmuş bir spor kulübünden bahsediyoruz. işine gelmeyeni ibra etmiyorlar, işlerine geleni ediyorlar. binbir türlü oyunlar dönüyor. bunca taraftarı, potansiyeli olan kulübü rezil ediyorlar birçok branşta, bir de üstüne batırma noktasına getirdiler. baya iyi yönetiyorlar gerçekten. başkan olan istediği gibi at koşturuyor zaten. köy takımlarına elenmediğimiz de kalmadı, avrupa'dan men cezası da yedik. şu takımın başkanı yabancı bir iş adamı olsa en azından profesyonellerle çalışır kardeşiyle değil. kötü yönetirse onu da eleştiririz. galatasaray'ın parasını şu anki durumdan daha fazla ziyan etme olasılığı var mı? yok. bundan daha fazla komisyonlarla milyonları cukkalama ihtimali var mı? zor. en azından adam kendi zarar etmemek uğruna oturur galatasaray için çalışır. şimdiki sistemde başkan bugün değişse yarın eski hayatına geri dönüyor borç morç umurlarında değil.
  • 7
    gerçekleşirse katarlılara satılacağını düşünüyorum. zaten katarlıları ve kayıt dışı paralarını borsaya ve ekonomiye dahil etmek için 40 takla atan bir politika izliyoruz, zira cari açığın bu kadar fazla olup dövizin bu kadar yüksek olup, hala borsa istanbulun değer kazanması pek mantıklı değil ve bu dışardan sokulan paralara delalet. keza yine 1 milyon tl lik bir daire bile alana vatandaşlık veriliyor. tahmin edersiniz ki bu 1 m lik yatırıma vatandaşlıktan da en çok faydalananlar katarlılar ve araplar. bu doneler ışığında kulübü katarlıların alması cuk oturuyor. hatta azcık ileri gidip komplo teorisi üretecek olursak, hükümetle arası mükkemmel bir yönetim ve hükümetin bu politikası parçalarını birleştirince çok çirkin ve planlı bir proje ortaya çıkıyor. umarım ki bu sadece bir komplo teorisi olarak kalır ve hayata geçmez.
  • 8
    herhalde kafayı yemedikçe dursun gibi birini başkan yapmayacağına göre desteklediğim fikirdir. ayrıca şu anda kimin ki.

    bir diğer husus da satacak duruma getiren de liseliler, satılırsa da onlar satacak biz değil. hal böyleyken liselileri tercih etmek nasıl bir kafa.

    bir de bizler, tribündekiler de taraftar değil tüketici olmuş durumdayız. iyi oyuncular iyi takım olmaz, işler iyi gitmezse tribüne de gitmiyor, destek olmuyoruz. tencere kapak olur. çok da güzel olur
  • 9
    muhakkak gerçekleşecek olgudur. 2. bir alternatif göremediğim gibi, zamanını da doğru olarak öngörebilmek çok zor. 1 sene mi olur, 5 sene mi olur, 20 sene mi olur bilemem. ancak, muhakkak gerçekleşecek.

    açıklanan raporlarda kulübün 297 milyon tl ekstra zararı var son mali tabloya göre. ki son mali tabloda zaten dibi görmüş bir a.ş. var. sadece kredibilitesi ve zaman zaman gerçekleşen yüksek satış rakamları (bilet - forma - bileklik vb.) ile ayakta durması bir yana, bankalara ve finans kurumlarına bağımlı olarak hayatını sürdürmektedir şu anda.

    fark edilmeyen, çoğu kişi tarafından düşünülmeyen nokta da şu: bu 297 milyon tl zararın içerisinde transfer dönemi yok. bu tablolar mayıs ayının sonuna kadar. yani haziran bile dahil değil. daha bunlar da eklenecek.

    riva - florya ihalesindeki verilen bize verilen 508 milyon tl'lik teminat karşılığında çekilen 342 milyon tl'lik yeni kredi de bu tablonun içerisinde. buna rağmen zarar 297 milyon tl tutuyor, nasıl olduğunu ben anlamıyorum. yani bu 342 milyon tl'lik yeni kredi işin içinde olmasa, bununla kapatılan banka kredileri olmasa ne yapacaktık?

    kulübün satılması tamamen doğal bir olaydır. öyle "tek kişinin olmuş" falan değildir, nasıl ki bugün bu kulübün gerçek sahipleri biz yani taraftar ise o gün de taraftar kulübün sahibi olacaktır. sadece kaos olup sürekli yönetim değişmeyecek, stabil bir sahip ve belirli durumlara göre değişen yönetimler olacaktır. ve bu faydalıdır. çünkü şirket yönetmeyi bilen ve işine karışılmayan bir adam olduğu zaman ne olduğunu gördük. aysal'ın baskın seçimden önceki yönetimini hatırlayın, yeterli olacaktır.

    elbet gerçekleşecek en başta dediğim gibi. sadece zamanı, o da ne zaman olursa olsun.
  • 10
    kulüplerin düzelebilmesi için tek yol sahiplik bence... herhangi bir kulüp bir kişinin sahipliğinde olursa kimse şirketi zarar etsin istemeyecek dolayısıyla da iyi yönetmek, yatırımları doğru yapmak için uğracak... örneğin dursun efendi kendi şirketlerinde 8milyon € harcamak için kılı kırk yararken işe yarasın ya da yaramasın belhanda' yı galatasaray' a almak için o parayı verebiliyor... iyi çıkarsa ne ala, kötü çıkarsa aldık tutmadı denilip geçiliyor... aslında bence sahiplik demek kaynakların doğru kullanılması ve yeni kaynak yaratılmasının biraz daha kolaylaşmasıdır... özetle benim karşı olmadığım, aksine desteklediğim bir durumdur...
  • 11
    satın almayı savunan arkadaşlara bir sorum olacak. hani şu an yönetimden memun değiliz sağa sola istifa falan yazıyoruz ya. bu satın alma gerçekleştikten sonra kulübün sahibi olacak gerçek ya da tüzel kişinin yönetimini beğenmez isek bırak bu kulübü istifa et diyebilecek misiniz? size cevabı vereyim: sabancı ailesine ne kadar "çok kötü şirket yönetiyorsunuz, bırakın sabancı holdingi, istifa edin." diyebiliyorsanız, o kadar diyebilirsiniz. he şu an çok mu lafımız dinleniyor, kötü yönetime karşı ne kadar etkili olabiliyoruz diye. ancak en azından uygulamada sıkıntı olsa da bir seçim ve demokrasi sistemi var ve çok zor olsa da dışardan yönetime katılmak mümkün. eğer satılma gerçekleşirse verilecek "böyle kulüp mü yönetilir hemen istifa" tepkilerine alacağımız yanıtın "sana ne lan y..? bastım parayı aldım. benim şirketim" minvalinde olabileceğini düşünüyorum.
  • 12
    galatasaray türkiye'deki her kulüp gibi batacak ancak diğerlerinden farkı en son batacak kulüp olması. riva satıldı, borçların büyük bir kısmı kapatıldı/kapatılacak. florya da satılacak, tekrar oluşan borç kapatılacak ancak kulüp eninde sonunda batacak ve yabancı sermayenin eline geçecek. bu kaçınılmaz. sizi mutlu eder mi bilmiyorum ama dediğim gibi buradaki bilinmesi gereken en önemli şey, galatasaray'ın en son batacak türk kulübü olması.
  • 14
    galatasaray'ın maddi yönden kurtuluşu için tek yol değildir. hatta dezavantajları daha çoktur. yurtdışı kaynaklı kötü bir örnek için (bkz: #2170106).

    ingiliz kulüpleri, milan, psg vs kısa vadede büyük sükse yaptılar, doğrudur. fakat futbol ekonomisini düşünürken ülke ekonomisinden bağımsız düşünemezsiniz. bizim gibi ekonomisi dışa bağımlı olan ülkelerde psg, milan, çin modeli tutmaz. eğer üretmezseniz yok olursunuz. taşıma suyla değirmen dönmez. bizim futbolumuzun "ederi"ni katarlı bein değil altyapılardan üreteceğimiz değerler belirlemeli. yani biz belirlemeliyiz.

    sermaye düzeni yerine gerekli yasal düzenlemeleri yapıp kulüpleri dernek statüsünden çıkarırsınız, yapılan harcamalardan kulüp yöneticilerini sorumlu tutarsınız, bu kadar basit. bakın görün o zaman harcanan paralar hangi seviyelere iniyor, altyapılara nasıl önem veriliyor. bunun da denenip başarı elde edileni var: alman futbol yapılanması.
  • 15
    mehmet demirkol karşı çıktığına göre acilen yapılması gereken olay. dursunlar ve dedelerle görüyoruz kültürü! dernekler kanunu yüzünden kimse hesap vermiyor. en azından %51 hissesi rus veya çin sermayesine satılırsa, 3-4 yıl içinde şampiyonlar ligini kazanma potansiyeli var galatasaray kulübünün. şirketleşince saçma sapan paralar peşkeş çekilmez. kuruşun hesabı sorulur. m.city, monaco nasıl scout ekipleri ve altyapı kurduysa o düzen kurulur. iyi-kötü bir altyapımız zaten var.
  • 20
    yeni turkiye de olmaz denen hersey oldu. eger siyasi irade isterse bu isi yaptirir biz de oylece bakariz. oyle ortaligi ayaga kaldiririz yikariz falan fistan hikaye. eger uzun adam isterse dedeleri kim iplesin. haa bana kalirsa da satilsin. bu liseci yiyici tayfanin elinde harap oldugunu gormektense basarili bir isadaminin elinde yukselisini gormek benim icin daha iyidir. tek istisnam katarli gorgusuzlere satilmasin.
  • 21
    eğer gerçekleşirse kulübün sahibi olan şirket veya kişi şu ana kadar varolan yönetimlere göre taraftarın sözünü daha fazla dinleyecektir çünkü bu kişilerin veya şirketin amacı kar etmek veya kulübün yakaladığı başarılar sonucunda kulübün ismini duyurmak olucaktır. bu yüzden galatasaray markasının en önemli faktörü olan taraftarı dışlayıp bu kulüp benim istediğimi yaparım gibi tavırlara girmeyeceklerdir. yukarı da arsenal örneği verilmiş fakat türkiye de şampiyon olup şampiyonlar ligine gitmeden ne para kazanılır ne de yüksek bedellere futbolcu satılabilir.
  • 22
    futbolun gitgide büyüyen bir endüstri haline gelmesinden ötürü, galatasaray'ın milyarder bir iş adamına satılmasının zaruri bir hale geldiğini düşünüyorum. çok değil 10 yıl önce belki de iyi bir jenerasyon yakalanması halinde avrupa'nın kulüpler bazında en büyük turnuvası olan şampiyonlar ligini kazanabilirdik. ancak gelinen noktada artık bunun mümkün olamayacağını savunuyorum.

    geçtiğimiz yaz biliyorsunuz paris saint germain takımı neymar'ı 222 milyon euro ödeyerek satın aldı. zaten o dakikadan sonra transfer fiyatlarının patlayacağı tahmin edilebilir bir şeydi. hemen ardından kylian mbappe aynı takıma 180 milyon euro karşılığı transfer oldu. iki transferin toplamı zaten 400 milyon euroyu geçiyor. peki türk takımları mevcut sistemde bu takımın tek transfer sezonunda 2 futbolcuya harcadığı parayı kaç senede harcayabilir? muhtemelen uzun yıllar sonucunda ancak bu transfer maliyetlerine ulaşabilirler. veya türkiye süper lig takımlarının tamamının bu sezon transferlerin bonservisine harcadığı toplam para 106 milyon euro. arada uçurum var. futbola uçuk meblağlar gömen manchester city, paris saint germain bile henüz şampiyonlar liginde final göremediler.

    daha geçtiğimiz günlerde fc barcelona, liverpool'dan philippe coutinho'yu 160 milyon euro ödeyerek transfer etti. biliyorum bu kadar para etmez. aslında siz de biliyorsunuz fakat artık varolabilmenin şartı haline gelmeye başladı ekonomik durum. böyle bir sistemde ülkenin avrupa'ya açılan yüzü galatasaray'ın küçük bütçelerle, taraftarlarının hayallerini süsleyen şampiyonlar ligi kupasına ulaşması tam anlamıyla mucize olur. mevcut sistemde başkanlar hata yapsalar dahi bunun hesabını vermeyip kulüpleri borca batırdıktan sonra seçimle gittikleri için zaten kulüplerini pek umursadıklarını düşünmüyorum. hadi iyimser davranıp iyi yöneticilik yaptıklarını varsayalım. yine de galatasaray veya diğer türk futbol kulüpleri satılmadığı müddetçe bu bütçelere çı-ka-maz.

    kulüplerimiz bildiğime göre dernek statüsünde. bu durumda sahibi olmadığı için satılması gibi bir durum olmuyor sanırım yasalara göre. bu durumun bir şekilde aşılması gerektiğine inanıyorum. bahsettiğim durumun gerçekleşmesi halinde türk futbolunun avrupa pazarında ratinginin artacağını da düşünüyorum. umarım biz türk futbolseverler artık harcanan pornografik transfer ücretlerinin altında ezilmek yerine, piyasada bu paralarla rekabete girebiliriz.
  • 23
    liberal saçmasıdır. özel sermayeyle bir şeyi geliştirebileceğine "inanan", "düşünen" türkiye'nin son 35 senesine baksın. inanmakla düşünmekle çözüyorsunuz her şeyi nasıl olsa. maddi gerçekliğin hiçbir önemi yok çünkü. düşünüyormuş. *

    avrupa'da saçılan bu paraların istikrarlı bir biçimde artacağını sananlar tarafından istenen şeydir, oysa ki hayatta hiçbir şey hep aynı kalmaz.

    edit: sonradan okuyunca farkettim ikinci paragraf biraz muğlak kalmış. iyi açıklayamamışım. demek istediğim şuydu:
    avrupa veya dünyanın başka yerlerinde futbol için harcanan bu astronomik paralar istikrarlı bir şekilde artmaya devam etmeyecek, bunun bir sonu olacaktır. bu iş son bulduğunda ise sadece üretim yapanlar ayakta kalacaklardır. kulübü bir çinli'ye, katarlı'ya, amerikalı'ya, ingiliz'e peşkeş çekmeyi düşüneceğinize üretime kafa yorup, üretimi talep edin.
  • 25
    galatasaray, şu anda satılıp 1 milyar euro da harcasa şampiyonlar ligi'ni kazanma ihtimali yüzde 5 bile olmayacak belki. kulüp geleneği denen, rakamlarla ya da istatistiklerle açıklanamayan bir gerçek var bazı kesimler kabul etmese de. örneğin şu an real madrid vs dünya karması yapılsa, real madrid finale çıkabildiği sürece şampiyon olma ihtimali diğer takımdan fazladır.
    şampiyonlar ligi'ni kazanmak, kulüp geleneklerinin yanında ciddi bir zaman da gerektiriyor bence. bir türk takımının, istediği kadar ekstrem durumlar yaşansın, şampiyonlar ligi kupası kazanmak için önünde minimum 10-15 yılı var. bir kere sürekli orada olmak gerekiyor. bizim ligte en çok üst üste şampiyon olan takım 4 kere olmuş. elemelerde ülke olarak, gelecek rakiplerin gücüne göre kısa vadede şansımız yüksek olmadığı için konuşuyorum. türkiye'de bir şampiyonlar ligi kupası kazanmak için önümüzdeki 10 yılda 7-8 kere şampiyon olmak zorunda bir takım. ki bizde süper ligte ikinci olmak büyük başarısızlık göstergesi olduğundan, oyun sistemi ve hoca istikrarı da yok.
    hem ekonomik hem itibar(real madrid, bayern ve barcelona'nın açık şekilde kollanması. bence hak ediyorlar orası ayrı.) hem de gelenek olarak kupaya alışmak gerek. çünkü arka arkaya 8 kere de direk katılsan, şansla bir yere gelinecek bir organizasyon değil.
    bu sene şampiyon olup, seneye gruplara kalsak bizim için yarı finale kalmak, barcelona'nın kupayı kazanmasından büyük bir başarı olur örneğin. çeyrek final, final niteliğindedir. gruptan çıkmak ise çok başarılı olduğunu gösterir. malesef durum böyle.
    portekiz takımlarıyla aynı ligte oynasak belki şampiyon oluruz. ama kültürleri farklı adamların. her sene gidiyorlar. hemen her sene başarılı oluyorlar. dünyanın en iyi futbolcu parlatma fabrikaları orada. biz ise genç oyuncuya yatırım yapmıyoruz. yapınca da maksimum 5 milyon euro karla satıyoruz. 1960'larda bile kupaları var çünkü. kulüp kültürleri böyle. biz türkiye'nin avrupa'ya açılan kapısıyız ama türkiye gerçekleri malesef ortada. 100 yıllık belki 10 tane kulüp var. en büyük başarımız kupa 2.
    kısacası yabancı sermaye, yerli sermaye ya da para çözüm değil. doğruları yapmak için, ki bunun için de inanılmaz sabır ve ciddi bir zaman gerekiyor, kullanabileceğimiz bir araç. önce mentalite değişmeli.
    ne demiş ünlü futbolcu (bkz: fucking turkish mentality)
App Store'dan indirin Google Play'den alın