• 4506
    2016-2017 sezonunun başında yapılan transferlere ve devre arasında yapılacak transferlere dair çıkan haberlere bakılırsa vizyonları düşük kalitesiz zihniyetlerden oluşmaktadır. bir örnekle açıklamama izin verin. oturduğum semtte bir adet çarşı var. bu çarşının içinde bir sürü giyim mağazası var ve marka satmıyorlar. kaliteleri de düşük ürünlerin ve yerli üretimler. semt halkının bazı vizyonsuz insanları marka olunca çok para vereceğini düşünüp gidip buradan alışveriş yapıyor harıl harıl. halbuki bir çok marka bu kalitesiz ve markasız çakma ürünlerden daha ucuza satıyor ürünlerini. işte bizim yönetim de böyle. para yok diye ağlıyorlar, ama yabancı oyuncu pahalı olur deyip gidip türklere euroları gömüyorlar. halbuki lionel carole örneği gözlerinin önünde duruyor.

    bir diğer ihtimal de türk oyunculardan komisyon götürebiliyor olmaları olabilir tabii ki türk oyuncu transferinde bu kadar ısrar etmeleri konusunda. o ayrı bir olay zaten.

    allah aşkına kimseyi almayın. gönderebileceğiniz çöpleri gönderin; yerini doldurmayın.
  • 5736
    benim net olarak anlamadığım birşey var. o da şu: transfer yetişmedi falan deniyorda icardi’yi almak başlı başına son 10 yılın en büyük transfer hamlesiydi ve adam bizi resmen şampiyonlar ligine taşıdı. orta saha konusunda herkesle hemfikir durumdayım. ama gidip saçma sapan bir adam alıp 3-4 yıllık sözleşme imzalasak ne olacaktı? molde takım değeri ne kadar bilmiyorum ama kesinlikle bizimle kıyas gösterilecek bir takım değil. bir zahmet okan hoca ilk maçta da net şekilde görülen hataları yapmasaydı keşke. transfer gecikti yapamadık gibi bahaneler bize yakışmıyor. kalemizde muslera forvetimizde icardi orta sahada torreira varken bir zahmet diğer 8 kişiyi organize etmeyide hoca başarsın. kaldı ki o 8 kişiden bir çoğuda çok üst düzey adamlar. kesinlikle kendilerine hakkım fazlasıyla helaldir. zaha ziyech tete gibi adamları yok pahasına kazandırdılar takıma. gidip saçma sapan rashica denen vizyonsuz adam sebebiyle asıp kesildi bu yönetim. bazen diyorum ki bizim antuya sızan taraftarlar gibi burayada mı sızan fbjk tayfa var. dün sınıfta tek kalan kişi vardı o da okan hocaydı. o da şansı yaver gittiği için şampiyonlar ligine kaldık. şu an yapması gereken gidecekleri belirleyip iyi bir stoper 1 a+ orta saha 1 a orta saha ve gerekirse 10 numara transferi.
  • 6069
    transfer ve iletişim işini eline yüzüne bulaştıran, verdikleri hiçbir sözü tutmayan, hiçbir işi beceremeyen ve son dönemde görüldüğü üzere %99'u erden timur olduğunu fark ettiğimiz yönetim. hangi yönetimi mi kastediyorum: dursun aydın özbek yönetimi.

    yol yakın değilken ama çok da uzak değilken istifa etmeleri gerekiyor. burası fenerbahçe değil, işini yapamayan paşa paşa gider, gidecek.
  • 538
    galatasaray'ın değerleri;

    borsadaki hisselerinden, yıldız oyuncularından, gayrimenkullerinden, mazisinden, stadından ibaret değildir. adını galatasaray tarihine altın harflerle yazdırmış olan insanları bir kalemde silmemeyi, paçavra gibi kullanmamayı öğrendiğinizde ve tam aksine onları korumayı, insanların önüne yem olarak atmamayı becerebildiğinizde galatasaray'ı yönetmiş sayılırsınız. maalesef ben bu yönetimde bunu göremiyorum.

    eğer başlıkta ilgili tanım gerekirse;

    galatasaray'ın değerlerine sahip çıkamadıklarını düşündüğüm ve kredisi gözümde iyice azalan adnan polat yönetimidir.

    edit: imla
  • 5238
    artık kimsenin tahammülü kalmadı. ya yönetin ya gidin. yok öyle fatih terim'in arkasına saklanıp kupa alınca ortaya çıkmak. transfer yok, verilen sözlerin sonuçları ortada yok, plan yok, kulübü koruma yok, dik duruş yok, amatör branşlar yok.

    (bkz: 11 ocak 2021 erzurumspor fenerbahçe maçı) sonrası ali koç'un açıklamalarına ne cevap verecekler merak ediyorum. yönetimi değil ancak başkanı çok severdim. artık bitti hem kendi sağlığı hem bizim sağlığımız için bir an önce değil hemen seçime gitsin. herkes bıktı.

    artık güçlü, sözünün eri, vizyonlu bir yönetim kurulsun. kendi şirketlerin bahane kabul etmeyen adamlar her gün bahane sunuyor.
  • 6085
    6 ağustos 2024 çin türkiye kadın voleybol maçıile kadın voleybol milli takımımız tarihimizde ilk defa yarı final oynamaya hak kazandı, ülkede voleybol hiç olmadığı kadar hypelanmış durumda.

    keşke bu hypedan istifade etmek ve voleybol takımımıza bütçe yaratmak adına voleybol kombinelerini satışa çıkartsalar ve şu havayı nakde çevirebilseler. azıcık bir ticari zeka zerresi gösterseler keşke şu yan şubeler için…
  • 3677
    bu kadar kötü yönetilen yönetilmiş bir takım nasıl olduk harbiden. hiç mi birimiz uyanmadı duruma nasıl gelindi merak konusu. profesyonellikten yoksun adamların böyle klüpleri yönetmemesi gerekir. kendi içimizden çıkaramıyoruz madem şart mı illa liseden falan olması? adamın çevresinden bize ne. insan ilişkileri ya da iş hayatı konusunda başarılı kişiler olabilirler fakat bu asla iyi yönetici ya da başkan olacakları anlamına gelmez.

    saçmalık burada zaten. parası olan adamları başkan yapıyoruz. yöneticilikten bihaber kişiler bunlar. yapılması gereken şeyler var.

    organizayon yok.
    radikal kararlar alınmalı.

    gerekirse yurtdışından alman birini falan getirin arkadaş. gelsin herkese iş öğretsin. çok mu zor yani.
    neden yabancı antranör geliyor da vizyon sahibi daha önce başkanlık yapmış ya da donanımlı biri gelmesin.

    bir ses çıkarılmalı. klüp babanızın falan değil. illa kendi aranızdan birini bulup getirip seçmek için orada değilsiniz beyler.
  • 4242
    2016-2017 sezonu basketbol kombine fiyatları sonrası artık tamamen patlamıştır. kime aksini iddia etmesin. maça gelen kitle hemen hemen belli siz kalkıp ülker arena fiyatlarına göre kombine çıkaramazsınız bu ne rezilliktir. tarihin en büyük soyguncu yönetimi ile karşı karşıyayız. ulan para biriktirdik şimdi iki katına çıktı bari yarısını biz karşılıyoruz deyin hırsızlar.
  • 2047
    artık geçmişten bir geleneğe bağlı olarak galatasaray ne zaman başarılı olsa '' gs başarılı ama yönetimde büyük sorunlar var '' açıklamalarını görüyoruz gerek televizyon programlarında gerek bakkallarda.

    dün top bizde programına baglanan refik arkan, adnan öztürkle kesinlikle bir sorunun yasanmadığını bu sorunun tamamen basın uydurmasından ibaret oldugunu söyledi. hatta böyle şeyleri nasıl düsünürsünüz tarzından bişeler dedi.

    galatasaray yönetiminin diğer yönetimlerden farkı koyun şeklinde güdülmemeleridir. yani bugün aziz yıldırım çıkıp evet şike yaptıysamda fenerbahçe için yaptım diyebiliyor çünkü fenerbahçe camiasında buna bi aksi görüş bildirecek yada karşı cıkacak adam yok olsa bile korkudan çıkaramıyor ses. sizce bugün o kadar sevdiğimiz ünal aysal çıkıp '' evet şike yaptıysam da galatasaray için yaptım '' dese o salon alkışlarmı ünal aysal'ı ? yada taraftar sesini çıkarmaz mı ? yıkılır lan buralar ünal aysal öyle bir açıklama yapsa.

    ama galatasaray da bu işler tam tersi. en ufak bir şeyde herkes görüşünü bildiriyor yani çok seslilik var öyle diyim. ama bu çok sesliliğinde aşırısı zarar verir bu bazen sorun olabilir ama adı üstünde yönetim kurulu oldugu için herkesin görüşünü bildirmesi, gerekirse başkanlada '' hayır başkanım ben katılmıyorum bu görüşünüze '' diyebilmeli ki eminim diyenler vardırda.

    ama bunu medya her zaman galatasaray'ı içten yıkma projesine çeviriyor. mesela geçen yıl mehmet helvacı istifa etmişti, o an ki yönetimde olan görüşlere, düşüncelere karşı oldugu için ama bu fenerbahçe'de olmaz. yada baska takımda. adam ben paramı alim başkanada yağ çekim bundan sonraki yönetimde de olim gerekirse başarısız olsun takım banane benmi oynuyorum sanki görüşünde, emin olun hepsi bu görüşte.

    mesela bence şu an yönetimde ki tek sorun bülent tulun'du. mesela fatih terim'in bugün konuştugumuz adam yarın gazetelerde çıkıyor işte içerden bilgi veriliyor dediği adam bülent tulun. şimdi o zaman bülent tulun yollansın diyeceksinizde işte o işler özellikle galatasaray'da kolay değil, hemde bülent tulun gibi gerçekten camiada lobisi olan ve galatasaray lisesi mezunu olan bi adam işin içinde oldumu bu neredeyse imkansız.

    zaten bu yüzden bülent tulun, fatih terim göreve ilk geldiğinde florya'da bulunurken şu an '' görevi pasifleştirildi '' ve türk telekom arenada ünal aysal'ın danışmanı olarak bulunuyor.

    toparlamak gerekirse, ben öyle anlatıldığı gibi galatasaray yönetiminde öyle kaosun falan olduğunu düşünmüyorum. bunlar tamamen medyanın galatasaray'ı saha içinden vuramicağını anladığı için artık yönetimden vurmaya çalışması. dediğim gibi galatasarayda diğer kulüplerde oldugu gibi koyun/çoban ilişkisi yoktur yani başkan ne derse o olacak diye bişey olamaz. herkes görüşünü belirtir, gerekirse yüksek sesle tartışılır ama o orda kalır önemli olan galatasarayın başarısı olur.
  • 4471
    kulüp gündeminde olan riva ve florya projeleri de dahil olmak üzere etmek istedigim bir iki kelamin muhattabi oldugunu düsündügüm, kulübün yönetiminden sorumlu olan kisiler toplulugu.

    yönetim kurulumuzun siyasi otorite ile iyi iliskileri oldugu herkes tarafindan acikca görülen birsey. bu da onlari önceki iki* yönetimden ayiran en büyük özellikleri. bu iyi iliskiler ile de birseyler yapmaya calisiyorlar. ben isin bu noktasinda kulüp yönetimlerini analiz etmek istiyorum. bunun icin kulüp yönetimini üc baslik altinda degerlendirecegim.

    1- sportif yönetim
    2- idari yönetim
    3- mali yönetim

    galatasaray bir spor kulübüdür. e malumunuz spor kulüplerinin de asil misyonlari yarisma alaninda basarili olmaktir. yönetim kurulundaki isimler farkli dahi olsa dursun özbek 2014 yilindan beri kulübü yöneten ekibin icerisinde yer almakta. ve yine kendinden önceki yönetimin ayak izlerini takip ediyor ve ayni dogrultuda ilerliyor. yani kulüp mekanizmasinda bir degisiklik olmadi, taslar ayni yerlerde. simdi branslara bakalim istiyorum. galatasaray spor kulübüne bagli branslarda kac tane yerel ve ulusal kupa kazanilmis (u: uyduruk kupalari saymayacagim. benim icin önemli olan ulusal lig ve uluslararasi önemli turnuvalardir.).

    profesyonel branslar

    voleybol - kadin ve erkeklerde 0 lig sampiyonlugu, 0 cev sampiyonlar ligi sampiyonlugu.
    basketbol - erkeklerde 0 lig sampiyonlugu, 1 uleb kupasi , kadinlarda http://i.hizliresim.com/2jV6YA.png *
    futbol - 0 lig sampiyonlugu (u: mazeret kabul edilebilir belki ama sampiyon olamamanin en büyük sorumlusu yine özbek yönetimidir kanimca), 2 ulusal kupa

    amatör branslar

    amatör branslarda basari kriteri tabiki 2016'nin olimpiyat yili olmasi sebebiyle olimpiyatlara katilip alinan madalyalar.

    yelken - deniz cinar, ates cinar ve onur cavit biriz rio olimpiyatlarina katildilar, madalya yok. bu da kulübün yayinladigi yazi;

    http://www.galatasaray.org/...ur-cavit-biriz/32680

    --- alıntı ---

    böylelikle yelkende rio olimpiyat oyunları'na en çok sporcu gönderen kulüp olma başarısını gösterdik.

    --- alıntı ---

    galatasaray spor kulübü yelken subesinin vizyonu budur. basarili sporcu yetistirmek degil ulusal kulüplerle sporcu sayisinda yarismak. ayni hissiyatlara ben de sahibim. fm oynarken ülkenin milli takimina en fazla futbolcuyu gönderdigimde mutlu oluyorum. ama ya realite?

    kürek - hüseyin kandemir ve cem yılmaz rio olimpiyatlarina katildilar. madalya yok.

    yüzme - nida eliz üstündağ rio olimpiyatlarina katildi. madalya yok. 2016 avrupa şampiyonası'ndaki 2:10.23'lük derecesiyle 200 metre kelebek türkiye rekorunun sahibi imis. ekaterina ivanova avramova sirtüstü siralamada 21. olup madalyasiz döndü.

    sutopu - galatasaray erkek sutopu takımı, 2015-16 sezonunda normal sezonu 2. sırada tamamlamış ve oynanan play off maçları sonucunda finalde kaybetmiş ve 12 sene sonra ligi ikinci sırada tamamlamıştır. (kaynak vikipedi)

    engelsiz aslanlar - 2015/2016 sezonunde ne ulusal ne uluslararasi bir sampiyonluk yok.

    judo, binicilik, bricve satrancbranslarinda web sitemizde herhangi bir madalya ya da sampiyonluk bölümü yapilmaya bile tenezzül edilmemis.

    özet olarak sportif olarak futbolu ve basketbolu bir kenarda tutarsak*

    idari yönetim

    kulüp önceki dönemlere kiyasla hükümet ile daha yakin ve pozitif iliskiler icerisinde**. bu da gerekli izinler, falanlar filanlar icin yönetimin hareket kabiliyetini artiriyor. hakemler, federasyonlarla iliskilere falan girmek istemiyorum.

    sportif yönetime de ait tutabilecegim bir husus var burada. gerek olimpiyatlara giden amatör sporcular, gerek gidemeyen ama kulübümüzün lisansina sahip oldugu sporcularin performanslarinin artirilmasi ve alttan gelecek basarili sporcular yetistirmek misyonuna ne sekilde sahipler?

    branslarin sahip oldugu kilit sporcularin yerleri doldurulmadan, bir plan ve program uygulanmadan elden cikarilmasi yönetim alaninda bir basarisizlik olarak görülmemeli mi ?

    ekonomik yönetim

    önceki yönetimler yüzünden borc devralindigini ve bu borclarin azaltilmasi icin tasarruf yapilacagi söylendi. simdi yeniden o günlere dönmek istemiyorum ama yararlanmadan parasini catir catir ödeyip kadro disi birakilan sporcular, gereksiz bonservisler verilip sonra gönderilmesi gibi paralari car cur etme haberlerimiz mevcut. spor kulüplerinin kar amaci güden kurumlar olmadigini biliyorum ve kar elde etmesini de beklemiyorum ancak bir borussia dortmund bizim gibi kaynaklara sahip olmamasina ragmen en dibi görüp nasil tekrar en tepeye cikabildiyse bizim de bunu yapabilmemiz en azindan bunu yapabilmek icin bir plana sahip olmamiz gerektigini düsünüyorum.

    günün politik ve ekonomik sartlari dogrultusunda ne kadar artik agizlarda sakiz olmasindan sikildigim riva arazisi mevzusunun bitmesini istesem de su an bu arsanin elden paldir küldür cikarilmak istenmesinde art niyet ariyorum. bu hem kolaya kacmaktir hem de düsünmeden hareket etmektir. bu kaynaklarin satilmasi daha zor bir durumla karsilasilirsa elde avucta hic birsey olmamasi anlamina geliyor. bunun hesabini sorumlu olarak muhtemelen veremeyecek bu insanlar ancak kulübü yöneten ekibin kulübün kendi yönetim sürelerinin haricinde gelecegini de düsünmek zorunda oldugu kanisindayim.

    sonuc olarak basarisiz oldugu konusunda hepimizin hemfikir oldugu mevcut galatasaray yönetiminin yaptigi ve yapmaya calistigi seylerden gün be gün tedirgin olmaya devam ediyorum. su an yasadigimiz günlerden zor günler olarak bahsediyoruz ancak hem türk insaninin yönetim anlayisi hem de ülkenin sürekli degisen ve dengesiz gündeminin bizi daha kötü günlere sürüklemeyeceginin bir garantisi yok. yöneticiler bunlari da düsünmeli.

    not: bu yaziyi uzun zamandir yazmak istiyordum. ancak ayni anda bir kac is yapmak zorunda kaldigimdan bazi cümlelerim anlasilmaz olabilir. bunun icin okuyan arkadaslardan özür diliyorum. eger yazida tatmin etmeyen bir kisim olursa mesaj atmaniz beni sevindirir. böylece bu entry daha anlasilabilir bir hale gelebilir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın