• önce haberi ve linki verelim;

    ----------alıntı--------------------

    pfdk'dan aslan'a 10 bin tl ceza

    profesyonel disiplin kurulu (pfdk), geçtiğimiz hafta galatasaray'ın sahasında trabzonspor'u 4-3 mağlup ettiği mücadelede yaşanan bazı olaylardan dolayı ev sahibine cezayı kesti.

    pfdk, bu karşılaşmada tribünlere kapasitenin üzerinde seyirci alınması ve merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle sarı-kırmızılılar'a 10 bin tl para cezası verdi.

    ------------alıntı-----------------

    http://fanatik.ekolay.net/...Detail_32_150241.htm

    şimdi yorum;

    ne diyoruz uzun zamandır? ali sami yen de 22.000 kişi otursa 5.000 kişi ayakta kalır. bu bilet işinde bir dümen var. elektronik kapılar nedeni ile hiç kimse biletsiz giremediğine göre bu kadar insan nasıl giriyor tribünlere de bizler göt göte maç seyretmek zorunda kalıyoruz.

    yoksa 5.000 tane fazla bilet basılıp bunun 1.000 tanesi tribüne gidiyor olmasın. (bkz: fahis fiyattan bilet satan yavsak karaborsaci/@zizonkovac). geriye kalan 4.000 bilet 4.000 x 50 tl = 200.000 tl topluyor olmasın. 10.000 tl (pfdk)'ya ceza ödedinmi geriye 190.000 tl kalabilirki "ohhhh.. misss". tabi ben bu küçük aklımla aslı astarı olmayan komplo teorilerini sözlüğe yansıtarak zizonkovac farkını da göstermiş olayım böylece. gerçi benimki provakosyon teorisi ama pfdknın ki değil. fazla seyirci olduğunu tespit etmiş adamlar. açık açık ceza verip akıllarınca uslandırmaya çalışıyorlar.

    not: aslan ara çalışmadığı için bu konuda geçmişte yazdığım entrylerimi bulup entrylerimin linklerini veremedim. aslan ara çalışmaya başlayınca ilgili linkleri editleyerek bu entrye ekleyeceğim.

    --------------------------------------------------
    bükreş maçı ilgili entryim ve frank rijkaard'a açık mektup. (coming soon)
  • 15 kasim 2009 galatasaray fenerbahce basketbol macina ilişkin yaptığı açıklama ile beni hayal kırıklığına uğratmış yönetimdir.

    bize yakışmadı. bu açıklamadaki ana fikre katılmıyorum. bu tür açıklamalar, sonuçları itibarı ile insanların "hayvan" gibi tel örgüler arkasına layık olduğu anlamına gelir. biz yeni stadyumla birlikte aramızdakilerin ehlileştirmesini beklerken böyle bir açıklama yapmaları bu yönetimin yeni stadyumda bile bizleri bu hayvanlıklardan korumayacağını, aksine, uzun zamandır hoşgörü ile yaklaştığı çapulcu takımına hoşgörü göstermeye devam edeceğini göstermiştir.

    uluslar arası bir maçta olabilecek herhangi olayın sonucunda böyle açıklama yapmaya cesaret edemeyecek olmaları bizleri layık gördükleri yerin ip uçlarını vermektedir.

    adnan polat yönetimine bu açıklamadaki ana fikri "aynen iade" ediyor, eşkiya sürüsü ile iç içe mutlu bir gelecek diliyorum.

    umarım galatasaray kulübü en kısa zamanda adnan polat yönetiminden kurtulur.

    ilgili açıklama;
    http://www.galatasaray.org/kulup/haber/5340.php

    ------------------------------------------------------------
    edit: aha!!! özhan canaydın yandaşı olduk iyimi. adam yafatalamaya ne meraklısınız kardeşim.
    (bkz: ozhan canaydin/@zizonkovac)
    -------------------------------------------------------------
  • çirkefleştirilmiş ezeli rekabete bulaşmak zorunda kalan yönetimdir. yıllarca efendiliğini bozmadan davranmış ve müsabakalarda üstünlük kurmak için gereken yolun ne olduğunu rakipten öğrenmiştir. rakibin zafere giden yolda herşey mübahtır anlayışına artık kısasa kısas metodunu bizim yönetimden pek de alışık olmadığımız tarzda bir açıklama ile uygulamaya iyice koyduğunu belli eden yönetimimizdir.

    bu yolun ne kadar doğru olduğu tecrübe edilerek öğrenilecektir elbette ama bizim bir duruşumuz olduğu gerçeğini de kabul etmek gerekir. neticede galatasarayımız lisenin verdiği kültürle ve mutaassıp gelenekçi yapısı ile dikkat çekerken, fenerbahçe hep dönemci fırıldakların yuvası olmuş hep pis işler sonucu kara para elde edenlerin bunları aklama yeri olmuştur. ezeli rakibimiz maalesef bir maşadır ve aslında bu gerçekten üzücü bir olaydır. rakibimizin erdemli olması demek türk futbolunun her anlamda ileri gitmesi demektir çünkü. işte galatasarayı türkiye markası yapan gerçek de budur.

    elbette ki hakkımızı savunacağız ama bunun yolu var yordamı var benim görüşümce. bu şekilde ancak bizim gibi taraftarların yapacağı tarzda açıklamayı dünya alemin okuduğu bir yerde yaparsanız, bunca yıllık belli bir seviyeye alışmış galatasaray taraftarı da maalesef ki üzülür.

    açıklama metni için: http://www.galatasaray.org/kulup/haber/5340.php
  • http://www.galatasaray.org/...gi/yonetimkurulu.php
    linkinden de görülebileceği gibi son kongre de galatasaray yönetim kurulu şu şekilde oluşmuştur.

    adnan polat başkan
    mehmet helvaci 2. başkan ve hukuk işleri
    yiğit şardan başkan yardımcısı (mali, idari)
    ahmet dedehayir basketbol
    mümtaz tahincioğlu genel sekreter
    ali haşhaş muhasip üye
    murat yalçindağ veznedar üye, futbol komitesi
    işın çelebi aslantepe kompleksi yapımı ve gayrımenkuller
    faruk bil iletişim
    cemal özgörkey pazarlama a.ş. ve binicilik
    sinan kiliç kamu ilişkileri
    haldun üstünel futbol komitesi
    nejat uygur su sporları, kalamış
    tunca hazinedaroğlu futbol komitesi
    adil emecan aslantepe kompleksi yapımı ve gayrımenkuller
    metin karakaya futbol altyapı
    meral mercan galatasaray lisesi müdürü

    listeden de anlaşılabileceği gibi cemal nalga skandalına imza atan yiğit şardan ve ahmet dedehayir ücretli çalışan birileri olmayıp, adnan polat'ın kongre de listesinde sunduğu (ve kefil olduğu) yönetim kurulu üyelerinin bizzat kendileridir.

    üstelik erkek basketbol şubesinden sorumlu yiğit şardan bu yönetim kurulunda başkan'ın, yani adnan polat'ın yardımcısı olarak görev yapmaktadır.

    başkanın adamlarından yiğit şardan hiç ortalarda gözükmemekte ahmet dedehayır istifa etmeyeceğini basına deklare etmektedir.

    kendi listesinden başkan yardımcısı ve basketbol şube sorumlusu adamların içinde bulunduğu organize sahtekarlık ve sahte belge düzenleme olayında, galatasaray başkanının nasıl sorumluluğu ortadan kalkar çok merak etmekteyim.

    yani her hangi bir kurumda benim başkanı olduğum yönetim kurulu üyelerinden birisi veya ikisi organize sahtekarlık olayına bulaştıklarında, yönetim kurulunun başkanı olarak bu beni ve temsilcisi olduğum kurumu ilgilendirmezmi. böyle karar verecek bir hukuk mercii dünyanın neresinde bulunur onu da çok merak etmekteyim.

    küfürden başka hiç bir halta aklı yetmeyenlerin böyle bir yüzsüzlüğü hangi akıl saiki ile savunduklarıda ayrı bir tartışma ve yazı konusudur. yazıklar olsun galatasarayın anlına bu kara lekeyi sürenlere ve onları savunanlara.
  • an itibariyle, yanmış, bitmiş yönetimdir efenim! muhtemelen şu an, yer yerinden inliyor istifalar kol geziyordur. bu işin altından nasıl kalkarlar bilinmez. zira, antalya kampının bitiminin ardından, futbolculara yemekli ziyafet verip bir de dansöz oynatmak, görülmüş şey değildir. gizli kapılar ardında, binbir gizlilikle yapılmış, ve futbolculara bu olayı kimseye anlatmayacaklarına dair envayi çeşit yeminler ettirilmiş olmasına rağmen, işgüzar bir otel yetkilisi tarafından foyası ortaya çıkarılan galatasaray yönetimini, derhal istifaya davet ediyorum. kelepçeli alem varken(!), dansöz getirip oynatmak galatasaray vizyonuna yakışmaz!

    bereket ki (!) fanatik gaztetesi var. yoksa bu kepazeilk(!) nasıl ortaya çıkacaktı sevgili sözlük?

    http://fanatik.ekolay.net/...Detail_32_160440.htm

    (bkz: çok şükür bugün de galatasaray'a bok attık)
  • kendilerine çok güveniyordum, şu sezon sonuna kadar da başarısızlıklar güvenimi zerre sarsmadı. ama artık fark ettim ki, evren büker ve harry kewell olaylarından sonra şu zamana kadar arkasında duran, daha bir ay önce kongre sırasında seçilmeleri için dua eden yüzbinlerce galatasaray taraftarını zerre umursamadıklarını anladığım insanlardan oluşan yönetim. o kadar zırvalıyolar taraftar maraftar diye, sonra da böyle bir pankart açılıyor ve siz umursamıyorsunuz (http://staywithusharry.com/...s/2009/12/esss.jpg). basketbol takımının bir maçının 2-3 dakikasını izleyen bir adam bile, evren'in takımda kalmasının ne kadar gerekli olduğunu bilir. bilmese de yıl 2010 oldu, gsbasket'e bir göz atıp taraftarın sesini dinlemek zor mudur? zormuş. ama lafta "taraftar çok önemli bizim için hedehödö", kolpa grosso.

    liselilerden tek farkları lise diplomalarının üstünde galatasaray lisesi yazmaması, yoksa yine aynı aristokrat zihniyet*.
  • iyi niyetli yaklaşımların hiçbir zaman farkında olamadık, olamıyoruz. misyon nedir, vizyon kişilere ne kazandırır, geleceği yapılandırmaya çalışmak nedir bilmiyoruz. geçmişten ders alamayan, ders almaya çalışmayan kişiler olarak sadece şu ana bakıp anlık sevinçlerle masturbatif zevkler yaşamaya çalışıyor çoğumuz. galatasaray adının büyüklüğünden bihaber, bu kulübün tarihe yazabileceği başarıların farkında olmayan kişiler tarafından eleştiriliyor her merci. futbolcusundan yönetimine kadar, en küçük görevi bile yerine getirmek için gece gündüz çalışan insanlar; hayatının tamamını ortaya koysa da o en küçük görevi yapan adamın seviyesine erişemeyeceğini ve ali sami yen çimlerine ayak basmak için tüm servetini dökmeyi göze alsa da, bu hayalinin gerçekleşmeyeceğini bilen boş beyinler tarafından yerden yere vurulmaya çalışılıyor. kulübün yönetimini elinde bulunduran kişiler ilk hedefleri oluyor genelde. en ufak bir kıvılcımla büyük bir yangına dönüşmeyi bekleyen taraftar da, kimi zaman bu boş beyinli insanlar sınıfına giriyor; taraftarın bir kısmı ise o boş beyinli insanlar kategorisinden çıkamıyor.

    mevcut galatasaray yönetimi, iyi yola girebilmek ve günlük başarılar yerine sürekli başarılar elde edebilmek için haklı bir çalışma başlattı. gelecek yıllarda daimi başarılar elde edebilme karşılığında istediği ve fedakarlık ettiği tek şey de, 1 ya da 2 sezonluk bir dönemdi. sabırla beklenmesi, anlayışla karşılanması gereken bu dönem; gerek medya gerekse taraftar içindeki boş beyinliler tarafından sabote edilmeye çalışıldı, bu çalışmalar devam edecek. galatasaray'ın esas alındığı bu ortamda bile, sabretmekten bihaber çatlak sesler, seslerini yükseltmenin ötesine geçip avaz avaz bağırıyorlarsa; medya ve o boş beyinli grup bir şekilde amaçlarına ulaşıyor demektir.

    bir süredir peşinde olduğumuz, başkanımızın da ilgilendiğimizi açıkladığı stoch meselesi yüzünden eleştiriliyor şu ara yönetim. vay efendim nasıl olur da bu adamı fener'e kaptırırmışız, yok efendim yönetim bu işi bilmiyormuş vs. çatlak seslerinizle zılgıt atıp, vuvuzelanın tecavüz ettiği kulaklarımı bir de siz yormayın rica ediyorum. fenerbahçe'nin sidik yarıştırmak için devreye girmesi sizi kızdırmış, eyvallah; ama böyle çocukça bir oyuna gelmeyen bir yönetime sahibiz. bu oyuna dahil olup, çocukça bir inada da bindirilebilirdi bu iş. sonunda, stoch değerinin iki katına herhangi bir kulübe giderdi. adnan polat, 2'ye 1 programında bu konuyla ilgili gerekli açıklamaları yaptı. haldun üstünel'in kendisini arayıp fenerbahçe'nin de stoch için devreye girdiğini bildirdiğini, yapılması gerekenler için kendisine danıştığını söyledi. adnan polat başkan, belirlenen fiyatın üzerine çıkılmamasını söylemiş haldun üstünel'e. en güzelini de yapmış. mali yönden de ciddi bir yapılanma döneminde olan galatasaray için, saçma sapan bir inat neticesinde para kaybetmek zararın daniskasıdır. ve sen, hala fener'le sidik yarıştırmak için rüzgarı arkasına alarak işeyen biri olarak, bunu anlayamazsın sevgili taraftar.

    fenerbahçe'nin bu transferi ciddi araştırmalar sonucunda yaptığını asla düşünmüyorum. kuvvetle muhtemel, aziz yıldırım, galatasaray'ın stoch ile ilgilindiğini öğrendikten sonra yöneticilerine emir verip "gidin parası neyse alın" mottosuyla transferin gerçekleştirilmesini istedi. ben daha uzağa işerim diyerek dahil oldu bu gruba. kaldı ki, adnan polat'ın "fenerbahçe'nin stoch ile ilgilendiğini transferden bir gün önce öğrendik" sözleri bu durumu gayet net açıklıyor. teknik direktör pozisyonunun akıbeti henüz belli olmayan bir takımın, bu kadar acele transfer yapmasının tek açıklaması var; aziz yıldırım, benim babam senin babanı döver hırsıyla hareket eden çocuğun düşüncelerini benimsemiş ve o doğrultuda parayı basıp transferi gerçekleştirmiştir. durum bu kadar açık ve anlaşılırken, yönetimi transfer gerçekleşmediği için suçlamak, aziz yıldırım düşüncelerini benimseyenler tarafından yapılabilir sadece.

    türkiye yıllardır ekonomik krizde ve bu krizin etkilerini minimuma indirmek için yıllardır çalışmalar yapılıyor. profesyonel bir grup oluşturuluyor, imf'den yetkililer çağırılıyor vs. tek amaç ekonomiyi düzeltebilmek. ekonomik olarak iyi olmadığınız sürece, istediğiniz hiçbir şeyi gerçekleştiremezsiniz. bir şekilde geri kalmaya, ikinci planda olmaya mahkumsunuzdur. ne mutlu ki, galatasaray kulübü yöneticileri bu gerçeğin farkındalar ve mali olarak güçlenmek için çaba harcıyorlar. belirlenen hedefler doğrultusunda harcamalar şekilleniyor ve transfer giderleri de bu harcamaların içinde yer alıyor. masraflar katında belirlenen harcamaların artması, belirlenenin üzerine çıkması, galatasaray'ı hedefinden uzaklaştırır. bazı şeylerin daha geç dönemlere ertelenmesine ya da hiç yapılamamasına sebebiyet verir. galatasaray, transferde performans/fiyat oranı en yüksek oyuncuyu almayı hedefliyor. yani doğru olanı yapıyor. stoch transferinde galatasaray'ın belirlediği hedeften sapmaması da, mali yapılanmaya ne kadar önem verdiğinin kanıtıdır. bu kulüp güzel günleri, mali açıdan güçlü duruma geldiğinde görebilecektir.

    haldun üstünel-adnan sezgin olayı var bir de. yok efendim haldun üstünel neden transfer komitesinin başından alınmış da, adnan sezgin bu işi bilmiyormuş da, şöyleymiş de, böyleymiş. alemin tek akıllısı sizler değilsiniz. galatasaray kulübünü yönetenler de en az sizin kadar görüyor bazı gerçekleri. onlar da en az sizin kadar, bazı şeylerin farkındalar. hep söylüyorum, işini bilen adamlara işini öğretmeye çalışmak acizliklere ve aşılamamış komplekslere işaret eder. sezon içinde rijkaard'a işini öğretmeye çalışanlar, şimdi rijkaard'ın gönderilme ihtimaliyle tutuşan bir taraflarını söndürmeye çalışıyorlar. haldun üstünel'in tamamen pasifize edileceğini mi düşünüyorsunuz? öyle olsa bile, haldun üstünel'in çok daha verimli olabileceği bir alanda çalışmalarına devam edeceğini neden düşünemiyorsunuz?

    sözün özü, galatasaray iyi yolda ilerlemeye çalışıyor. önüne çıkan her engele rağmen, hedeflediklerine doğru yürüyor. taraftar olarak tüm desteğimizi göstermemiz gerekirken, aradan çıkan boş fikirler sebebiyle yarardan çok zarar veriyoruz kulübe. arkasından sövülen medyadan daha az zarar vermiyoruz inanın. biraz daha sabırlı olmak ve mantıklı davranmak gerekiyor. şimdi bu mesajı 10 kişiye gönder, sana da biraz sabır ve mantık gelsin. bunu okuyup göndermezsen rıdvan dilmen olacaksın. bir arkadaşım inanmayıp göndermedi, saçları aynı rıdvan dilmen gibi oldu. konuşma da kaydı iyice. ben denedim %100 çalışıyor. 10 kişiye göndermezsen kapından dert eksik olmayacak.

    hadi canım öpüldün.

    not: bahsi geçen 2'ye 1 ptogramında adnan polat'ın açıklamalarına şuradan ulaşılabilir;
    http://www.ligtv.com.tr/...=1&hid=73645
  • --- alıntı ---

    ''rijkaard'a teklif geldiğini ben çok güvenilir bir kaynaktan öğrendim. galatasaray yönetiminin içindeki bir kaynaktan öğrendim.
    galatasaray yönetiminde rijkaard'a karşı olan ama adnan polat'a saygısından sesini çıkaramayan bir kaynaktan öğrendim. "hıncal abi inşallah olumlu sonuca bağlanır ve bu rijkaard'dan kurtuluruz" dedi.''

    hıncal uluç

    http://www.fotomac.com.tr/...gsarayin_durumu_kotu

    --- alıntı ---
  • --- alıntı ---

    buzdağının görünen kısmı

    haldun üstünel'in futbol a.ş'den istifası galatasaray'da buzdağının görünen kısmıdır. rahatsızlığın boyutu çok daha fazla. yönetimde çok ciddi yetki tartışmaları yaşanıyor. bunu sayın başkan adnan polat da biliyor. bu sıkıntıların polat'ı üzdüğünü düşünüyorum. bunları hak etmiyor. adnan öztürk ile seçim yarışında üyeleri bilgilendirme konusunda nasıl çalıştığını biliyorum. 3 hafta boyunca günde en fazla dört saat uyudu; polat towers'ta yapılan toplantılara katılan üyelere sabırla, saatlerce bilgi aktardı; anadolu'da toplantılar yaptı. daha çok oy almasını önleyebilecek isimleri de listesinde tutarak seçimi kazandı. seçim sonrası "camia bize mesaj verdi. demek ki, bazı şeylere daha dikkat etmemiz gerekiyor" ifadesi polat'ın kendine güveninin göstergesiydi. ama şimdi yönetimde yaşanan çatışmalara ne yazık ki sandıktan aldığı gücü kullanmıyor. üstünel'in istifası asıl deprem değil, öncü bir sarsıntıdır. polat, eğer masaya yumruğunu vurmaz, ekibinin içindekilere verdiği sözleri çabuk uygulamaya sokmazsa başı ağrımaya devam eder.

    levent tüzemen

    http://www.sabah.com.tr/Spor/2010/07/04/bir_gorus

    --- alıntı ---
  • --- alıntı ---

    galatasaray yönetimi
    çok salladım kendilerine dost meclislerinde yalan yok. aslında hala da kalbim doğrulmuş değil, nedenini yazımda belirticem. öncelikle son iki haftadaki gelişmeleri ele alalım.

    ben her zaman adnan polat ve ekibine güvenen bir taraftardım, ancak haldun üstünel’in istifası bu güvenimi ve sevgimi zedeledi. haldun bizden birisiydi, taraftardı, profesyonelliğe inat haldun üstünel’di. o gidince bir umutsuzluk havası çöktü camiaya ve taraftara. ister istemez bende etkilendim bu havadan. adnan sezgin üzerinden iğrenç espriler yaptım arkadaşlarla. haldun’ un vedası kolay olmadı gönlümde. o sadece transfer yapan, herkesin hayran olduğu at kuyruklu değildi benim için; bir taraftarın modern yönetici silutine bürünmüş haliydi. haldun üstünel’ i hep galatasaray’ ın vizyonu olarak lanse ettim kendime ve çevreme. işte o haldun üstünel gidince sandım ki bittik biz. birde üstüne abdul kader keita satılınca yönetime öfkem bir kat daha arttı.

    başkan basın toplantısı yapmış bugün, izlemedim. aklı başında şeyler söylemiş. galatasaray başkanına yakışır söylemlerde bulunmuş. en azından basına ‘ben sizi dövüyor muyum’ diye sormamış. hem de haketmelerine rağmen..

    keita’nın satıldığı haberini iş arkadaşlarımdan aldım. değere baktım 8.150.000 € yazıyordu. o anda yönetimi vizyonsuzlukla suçladım, nedeni keita’nın satılması değil, aldıkları değere futbolcu satmalarıydı. ancak öğrendim ki lyon’ a ödenecek olan 5.6 milyon €’yu da katar kulübü ödeyecekmiş. bütün bunları alt alta yazınca yaklaşık 14 milyon €’ luk bir değer ortaya çıkıyor ki; bu da yeterlidir nazarımda. bir şok dalgası vurdu taraftarı, yönetim sessiz taraftar öfkeliydi. transfer için adı geçen adamlar taraftarı mutlu edecek gibi görünmemekteydi. tam bu noktada yine ters köşe oldu taraftar. gelen isim lorik cana oldu.

    yönetimde kafamı kurcalayan başka gelişmeler de var; mesela haldun üstünel’ in istifası. bu denli herkesin sevgilisi olmuş, açığı olmayan, taraftarıyla barışık ve vizyon sahibi bir yönetici bu şekilde ayrılmamalıydı. bu ayrılıkla ilgili herkes bir teori attı ortaya, benim teorim ise; yiğit şardan üzerine kurulu. son seçimde adnan öztürk lise topluluğunun açık desteğini arkasına almışken, polat liste çalışmalarına devam etmekteydi. bu noktada adnan polat lise oylarından pay alabilmek için yiğit şardan’ la bence açık bir anlaşma yaptı. bu anlaşma; şardan’ın polat’ın listesinden seçime girmesi üzerine kuruluydu. bilenler bilir, özhan başkan ikinci döneminde benzer bir anlaşmayla polat’ı listesine alarak seçimi kazanmıştı. şimdi de polat şardan’ı alarak kazandı. karşılığında da bir sonra ki dönemde şardan’ı desteklerek başkan yapacak şekilde bir anlaşma içerisine girdi bu ikili. peki taraftar ve camia haldun üstünel’ i başkan olarak görmek istermiydi. bence en az yiğit şardan kadar isterdi. tam bu noktada yiğit şardan polat’tan aldığı destekle üstünel’i devre dışı bıraktı. böylece güçlü bir rakibini elemiş oldu. hemde daha seçime 2 yıl varken. ( bu tamamen şahsi komplo teorimdir )

    birde basketbol şubesinin durumu var önümüzde. oktay mahmuti hamlesiyle heyecana kapılmıştık ancak malesef çabuk durulduk. durmamak takımı takviye etmek lazım, hemde ligdeki rakipler tarihlerinin en güçlü kadrolarını kurmak için çabalarken. bu durgunluk bu suskunluk bize yakışmıyor. yerli yabancı çok önemli isimler almamız gerekmekte.

    artısıyla eksisiyle yönetim değerlendirmem bu şekilde. elbette hatalar yapılacaktır ancak bu hataları minimuma çekmek, ekip çalışmasını unutmamak, her branşta scoutinge yeterli önemi vermek kulübümüzü hakettiği noktalara daha çabuk taşıyacaktır. bütün bunların ışığında yönetimden ilk beklentim galatasaray’ı futbol kulübü değil, spor kulübü olarak yönetmeleridir.

    --- alıntı ---

    http://tamsaha.wordpress.com/...alatasaray-yonetimi/
  • --- alıntı ---

    ''bunlar bana zamanında 'off the record' anlatıldı. şimdi bütün gazetelerde okuyorum, onun için söylememde bir sakınca yok. haldun, "ben adnan sezgin ile çalışmak istemiyorum. bu adamdan bütün camia nefret ediyor" dediğinde adnan polat, "haklı olabilirsin ama bu adam çok önemli birisi. bunun yaptığı işi yapabilecek bir kişi yok. ben tanımıyorum. sen birini bulursan, adnan sezgin'i değiştiririz" karşılığını verdi. haldun üstünel, fenerbahçe'nin teşvik primlerini 'galatasaray'ı yenin' diye istanbulspor'a dağıtan adnan sezgin gibi bir tüccara değil, türkiye futbol federasyonu'nu fiilen yürütmekte olan galatasaray'ın öz çocuğu lutfi arıboğan'a gitti, konuştu. 'galatasaray'dan futbol şubesi'ni yönetme teklifi gelirse, federasyonu bırakıp, gelir misin?' diye sordu. "gelirim" dedi lutfi ve haldun gidip, adnan polat'a "adnan sezgin'in yerine adamı buldum. lutfi arıboğan" dedi. adnan polat, "ben lutfi ile konuşurum" dedi ama bu konuşma gerçekleşmedi. haldun üstünel aldatıldığını anladı. "tatile gidiyorum" diyerek çekti gitti ve adnan sezgin görevde kaldı. galatasaray maçlarına otobüsle giderken, o otobüse binmeye tenezzül etmeyen, belki de o otobüse binmeye korkan adnan sezgin, bmw markalı özel arabalarıyla gitmeye devam ederken, haldun kayboldu ortadan... galatasaray'daki acı durum bu.''

    hıncal uluç

    http://www.fotomac.com.tr/...ifre_verdi_cozen_yok

    --- alıntı ---
  • --- alıntı ---

    rijkaard, transfer döneminde yönetime 16 futbolcunun ismini verdi. ancak şu ana kadar bu oyunculardan hiçbiri alınmadı.

    hollandalı teknik adam, sunderland'den transfer edilen lorik cana ve monaco'dan alınan juan pablo pino'nun isimlerini ilk kez galatasaray'a geldiklerinde duydu.

    rijkaard sezon sonunda yönetime, takımdan gönderilmesini istediği 7 oyuncunun ismini verdi. futbol a.ş. genel müdürü adnan sezgin bu isteği olumlu karşılaşa da, bu futbolcular hala kadroda. frank rijkaard, istediği oyuncular alınmadığı gibi, gelen oyuncuların kendisine sorulmaması nedeniyle sezgin'e tepkili. ikili arasındaki gerilimin başlangıcı, harry kewell'ın takımdaki geleceğiyle ilgili anlaşmazlığa kadar uzanıyor. rijkaard ve o dönemde futbol şubesinin başında bulunan haldun üstünel, kewell'dan yana tavır almalarına karşın, sezgin avustralyalı oyuncu ile devre arasında yapılan anlaşmayı iptal etmişti. rijkaard, o günden bu yana, sezgin ile çalışmak istemiyor ve ikili arasında önümüzdeki günlerde daha büyük sorunlar yaşanması da muhtemel. takım içindeki yerli futbolcuların birçoğu, yabancıların da tamamı, adnan sezgin ile çalışmaktan memnun değil. haldun üstünel'in istifasında da, sezgin ile yaşadığı fikir ayrılıklarının büyük payı oldu.

    sorunlar bununla da sınırlı değil. yönetim ile rijkaard arasındaki sürtüşme bir yana, türk futbolcuların yaklaşık 6 aylık alacakları hala ödenmedi. yabancı futbolcular ise geçen sezonki alacaklarının yaklaşık 3'te 2'sini alabildiler. üstelik yabancılara bu sezon, şu ana kadar herhangi bir ödeme yapılmadı.

    arda turan'ın kaptanlığı da, son dönemde sorgulanmaya başlandı. yabancı oyuncuların tamamı, genç yıldızın takım kaptanı olmasına karşı. türk oyuncuların da büyük çoğunluğu, arda'nın, zor günlerde takımı birarada tutabilecek liderlik özelliklerine sahip olmadığını düşünüyor.

    --- alıntı ---

    http://www.ntvspor.net/...a-gerilim-tirmaniyor

    bu haberin doğruluğu konusunda acilen açıklama yapması gerekiyor. artık ne kadar inandırıcı olacaklarsa...

    edit: 27.08.2010 tarihli %100 futbol programında rıdvan dilmen bu haberin* doğruluğu hakkında kuşkuları olduğunu söyleyip bizleri şaşırtmıştır.*
  • artık yazma zamanı geldi. hatta iki gün önce yazmak lazımdı ya, biraz daha bekledim. bir şey beklemedim yahu sadece keyfimin gelmesini bekledim.
    neyi mi? elbette galatasaray yönetimi hakkındaki şikayetlerimi.

    canımı en son sıkan olaylar son on gün içinde gerçekleşti. ilki 13 eylül pazartesi oynadığımız g.antep maçı. bir süredir çeşitli şekillerle ali sami yen’de takımın sarı-kırmızı giymesini istediğimizi söyleyip duruyoruz. gerek galatasaray sözlük, gerek facebook, gerek twitter gerekse de resmi site üzerinden bu konuda çok çalıştık ama sonuca ulaşamadık. gerçi dikkate alındığımızı biliyoruz, çünkü resmi site arslanlı forma giyileceğini açıkladıktan sonra maç günü bir açıklama daha yaptı. dediler ki, hakem kararıyla g.antep kalecisinin formasıyla bizim parçalı karışırmış diye galatasaray arslanlı forma ile oynayacak.
    peki dedik, olabilir. maçın hakemi de bünyamin gezer olduğu için kıllık yapmış olabilir her yeri break dance yapan bünyamin.

    ama asıl olay ertesi hafta gerçekleşti bucaspor deplasmanında. bir de baktık ki bucaspor da galatasaray da parçalı formayla oynuyor. olabilir. eğer bucaspor sarı-beyaz olmasaydı. her iki takımında formasında aynı ton sarı vardı. ne oldu şimdi. ya geçen g.antep maçındaki yanlış ya da buca maçındaki.
    benim kafamı kurcalayan cevap alamadığım sorular var. g.antep maçının hakemi mi yanlışlık yaptı ya da çok ince eleyip sık dokudu yoksa buca maçının hakemi hiç sallamadı mı forma rengini. aklıma başka kötü şeyler de geliyor. sanki g.antep maçındaki forma olayında bünyamin gezer’in hiç katkısı yok da bizim yönetim parçalı giymemek için bizi kandırmaya çalışıyor gibi geliyor. karar sizin elbette ama ben nedense bizim yönetimin bizi kandırmaya çalıştığını düşünüyorum.

    gelelim diğer olaya. kasımpaşa sahası tadilatta olduğu için maçlarını başka sahalarda oynuyor. bu sıralar olimpiyat stadı da bakımda olduğu için tff fenerbahçe maçını ali sami yen’ aldı. aslında tff önce inönü stadı olarak açıklamıştı, sonradan karar değiştirdiler. bu da olabilir değil mi?
    ama olmaması gerekir. birkaç sakıncası var bu durumun. bu maçta galatasaray taraftarı için yeri son yıllarda ayrı olan bütün “eski açık” ya da yeni adıyla “kale arkası kapalı” fenerbahçe seyircisine verilecek. stadın her yerinde galatasaray’a ait şeyler var. amblem, yazı, oraya maç izlemeye gelen fenerbahçelilerin ancak rüyalarında gördüğü eufa kupası ve süper kupa’nın maketleri de ali sami yen’de. ali sami yen’e bir avuç deplasman seyircisi olarak geldiklerinde tuvaletleri, koltukları parçaladıklarını, etraflarını saran telleri yırtmaya çalıştıklarını biliyoruz.
    şimdi bu adamlar koskoca eski açıkta kendi başlarına olacaklar. neler yapacaklarını aşağı yukarı tahmin edebiliyorum. hele bir de yenik duruma falan düşerlerse ve maçı kaybederlerse. kendi stadının yakan adamlardan bahsediyoruz.

    bu sakıncalardan biri. bir diğer sakınca ise galatasaraylıların kendi yerimizi diye gördüğü mekanlara, ali sami yen sokağa fenerbahçelilerin zarar vermeye çalışacak olmaları. açıkçası ben rahat duracaklarını sanmıyorum. elbette kendi yerini korumak için ultraslan’ın bir kısmı da o gün sokakta olacak. belki de sadece korumak için değil, 3-5 fenerliyi pataklamak istedikleri için de sokağa konuşlanabilirler. türkiyedeki taraftar profili dikkate alındığında normal bir davranış, doğru demiyorum dikkatinizi çekerim.
    bunu bilen gfb de hazırlıklı gelecektir. her iki tarafta da hazırlıklar olduğunu biliyorum. allah bizi büyük olaylardan korusun.

    ali sami yen’in zeminin durumu da sakıncalardan birini oluşturuyor. türkiye’de neredeyse en iyi zemine ali sami yen sahip. galatasaray – ibb maçı pazar akşamı oynanıp bitecek, zemin bakım ve dinlenme zamanı bulamadan k.paşa-fb maçı oynanacak. böylece oynamak istediği pas futbolu için en çok iyi zemine ihtiyaç duyan galatasaray’ın sahası da bozulacak büyük ihtimalle.

    gelelim galatasaray yönetiminin bu olaydaki rolüne. bunu kabul etmeleri çok büyük bir hata. yukarıda saydığım sakıncaların hiç birini dikkate almadılar demek oluyor bu. hadi stadın tahrip edilmesini, taraftarın birbirine girmesini önlediniz diyelim. peki sahanın durumu ne olacak. böyle bir şeyi nasıl kabul edersiniz yahu. olacak iş mi? yarın öbür gün bozulan zemin yüzünden puan kaybetsek ya da daha kötüsü ciddi bir sakatlık versek ne olacak, bunun hesabını nasıl vereceksiniz.
    inşallah ihtiyaç duymam ama gerektiğinde hesap sormaya hakkım olsun diye yazıyorum bunları. zira bu maçın bizim stadda oynanacağı haberi geldikten sonra, galatasaray’ın bunu kabul etmemesi için baskı kurduk birkaç kişi, ama bizi dinleyen olmadı. açıklama falan da yapılmadı. halbuki o kadar önemli ki.
    bunun çözümü zor değildi ki. bu takımlar ilk maçı kadıköy’de oynar 2. devre kasımpaşa’nın shasında veya güngören, kartal, vefa, eyüp bir dol stad var istanbul’da, gider orada oynarlar. ama yok, ille de ali sami yen olacak.

    bir de yönetim yanlışlarından birini daha unutmayalım. dev metin oktay forması hikayesi. ne güzel değil mi bu girişim de, galatasaray efsanesi metin oktay’ın formasının dev boyutlarda stada getirilmesi. hem de storelarda bu forma peynir ekmek gibi satılırken. büyük bir de reklam. güzel fikir.
    ama tribüne geldiğimiz ne görüyoruz. dev metin oktay forması başkalarına reklam amacı olmuş. stroelarda satılan orijinal forma da reklam yokken dev formada kocaman reklam var. bari bu formayı bu işin, para işinin dışında tutsaydınız yahu. o ki, galatasaray’ı büyük paralara tercih bir efsanenin formasını reklama alet etmeye gerek var mı? formayı yine yapar firma, rica edersin ismini yazmaz formaya ama basına bilgi verirsin bilmem kim yaptırdı formayı diye. hiç biri olmadı mı, kulübün kasasından metin oktay için birazcık harcama yapar, formayı kendin yaptırırsın. metin oktay vefat ettikten sonra bile hatta tam bu anda bile kulübe para kazandırmaya devam ediyor halbuki.

    http://captano.blogspot.com/...i-sami-yen-stad.html
  • --- alıntı ---
    ....

    geçtiğimiz senelere bakıp da hala rijkaard'ı gönderebilen bir yönetimden ne beklesek boş bu saatten sonra. sırf "elden gitti gidiyor" dediği koltuğu tutmak için arkası güçlü hakan şükür'ü "sportif direktör" yapmaya kalktınız, ne iş yapıyorsa türkiye'de sportif direktör... futbolculara "abilik", işler kötü gitti mi teknik direktörü yollamaya yarayan bir maşa. hagi ile beraber gelse sezon sonu gazetede göreceklerimizi şimdiden söyleyeyim: "hagi ile hakan şükür arasında soğukluk var. oyuncular hagi'yi istemiyor. hakan teknik direktör olacak." sizdeki vizyonu "seveyim" ben, ey yönetim.

    ....

    olağanüstü genel kurul mu toplanır, tekrar hagi'ye mi dönülür, ne olur bilemiyorum. ama seçime gidilirse, yeni yönetim gelirse, değişen ne olacak? mehmet cansun, özhan canaydın ve adnan polat yönetimleri mi size her şeyin çok güzel olacağının garantisini veriyor yönetim değişince? kim memnun olmuş yönetiminden bu ülkede iki sene üst üste? "türkiye burası, burada sürekli yönetim olmaz." dışarda kafasını çalıştıran, sesini "doğru" çıkaran taraftar olmazsa, bu ülkede hiçbir şey olmaz, o gelir bu gider, biz de bu kaosu izler dururuz.

    siz tribünde sapara kovalayan ayhan'a, dünya yansa umurunda olmayan servet'e değil de rijkaard'a keserseniz faturayı; "gerçek bir megalomanı", imparator'u isterseniz yerine, "allah yardımcınız olsun!" ne haliniz varsa görün.
    --- alıntı ---

    http://bonlibero.blogspot.com/...-yardmcnz-olsun.html

    (bkz: galatasaray taraftarı)