• denizin dibinde yakıldık ey galatasaraylı, unutma bunu.

    istanbul'un göbeğindeki yangını söndürecek gücü ve yüreği olmayanlar, oraya otel yapılması durumunda nefretimizin ateşiyle başa çıkamayacaklarını iyi bilsinler. cehennem ateşi neymiş, yangın neymiş, nasıl çıkarılırmış o zaman idrak etme fırsatını yakalayacaklardır, bu hayal içerisinde olanlar. ne haydarpaşa garına benzer, orası ne çırağan'a. galatasaray'ın yuvasına göz dikmek gibi bir akılsızlığın, izansızlığın altından hiçbir insan evladı kalkamaz.

    galatasaraylılar tarafından, galatasaray'a yakışır biçimde, yandığı yerden yeniden ayağa kaldırılacak okulumuzdur. bu gerçekleşene kadar içerisinde çıkarılan yangın sönmeyecek, göz koyan haramilerin de elini kolunu yakacaktır.
  • şaibeli üniversitedir.

    94,59'luk ales notuyla, 3,28'lik itü-işletme mühendisliği gpa'yle galatasaray üniversitesi endüstri mühendisliği yüksek lisans programına kabul alamamış biri olarak söylüyorum. alınmamam için mülakatıma 0 verilmesi lazımdı ve sanırım başarmışlar.

    bir de 2010 yılından şöyle bir liste var. kazanacakların önceden belirlendiğini anlayamamak için ahmak olmak lazım.

    malum listeye şu linkten ulaşabilirsiniz: https://forum.paticik.com/read.php?21,5079161
  • öğrencilerinin oylarıyla 2018 yılının en başarılı isimlerinin seçildiği "en 2018 ödül töreni"nde en başarılı iş insanı olarak ali koç'u, en başarılı şirket koç holding'i, en yaratıcı reklam filmini koç holding seni sevmek ne güzel seçilmiş'i seçmiş üniversite.

    burdan şöyle bir durum ortaya çıkıyor, ya üniversitemizde fenerbahçeli öğrencilerin sayısı bir hayli fazla ya da içerde ciddi bir trolleme faaliyeti yapılmış. yoksa kulübümüz aleyhine bu kadar anti faaliyette adı geçmiş bir insanın ve onun kurumunun bu ödüllere layık görülmesi başka bir şeyle açıklanamaz.

    ekleme: espiritu2000 isimli yazar kardesimiz konuya aciklik getirdi. fenerbahceli uni ogrencileri eglenmek icin oylamayi trollemis. tesekkurler espiritu2000.
  • galatasaray üniversitesi yangınıyla ilgili itfaiyeci görüşü;

    --- alıntı ---

    saat: 20.11

    galatasaray üniversitesi ortaköy binasında çıkmıştır.
    beyoğlu, şişli, beşiktaş itfaiye grupları yangına müdahale etmektedir.

    yangın ahşap binanın 3.katında çıkmıştır...

    fdes bildirdi.

    saat 21.28

    şuan burada şu açıklamayı yapıyor olmaktansa orada yangında olmayı tercih ederdim ama madem orada olamıyorum buradan doğru bilgiyi sizlere aktarmak isterim.

    öncelikle okulda yangın alarmı çaldığı halde binayı boşaltmayan bir hocanın varlığından haberdar oldum ki güzel yurdumun en iyi üniversitesinde bile yangın alarmının siklenmediği ile konuya başlamak isterim.

    ahşap bina yangınlarında erken ve çok yönlü müdahale önemlidir çünkü eski ahşap yapılar kolayca yanar ve bu yanma kolayca büyüyebilir. bunun sebebi ise ahşabın geçen zaman içinde kurumuş olmasıdır.

    ahşap yapılar aynı zamanda betonerme yapılar gibi yangına dayanımlı değillerdir. tüm taşıyıcı kolonları da ahşap olduğu için kısa sürede yangın büyür ve tüm binayı sarabilir ve çökertebilir.

    yine ahşap yapılara suyla ya da köpükle müdahale edilir. müdahalede su basıncı belli bir seviyede tutulur, (7barı geçmez) çünkü yüksek basınç, binanın sağlam kısmının da çökmesine sebep olur, bu yüzden bu yangında denizden söndüren ve kurtarma gemileriyle müdahale söz konusu olamamaktadır.
    aynı şekilde havadan helikopter ve uçakla da su atılması gibi fantaziler de mümkün değildir.

    binanın konum gereği itfaiye 3 yandan rahatça müdahale etmekte ve denizden su takviyesi ile müdahale dıştan ve çok riskli olmasına rağmen dahiliden sürmektedir.
    dahiliden müdahale söndürme sürecini hızlandıracak olsa bile binanın çökme riskinde itfaiyecilerin hayatlarına mal olabilmesi mümkündür.

    istanbul itfaiyesi ahşap bina yangınları konusunda cidden avrupa'nın en deneyimli teşkilatlarından biridir, bu konuda hakkını yememek lazım, bu yangında da binayı kurtarmak için en iyi çalışmayı yaptıklarına adım gibi eminim.

    ama entrymin başında dediğim gibi yangın alarmı çaldığı halde dersini bölmeyen hocalar varken bizim burada yangın hakkında tonla laf konuşmamız bile yersiz. çünkü olayın içindeki bir "bilim insanı", itfaiyenin siren seslerini duymasına rağmen binayı boşaltmıyorsa daha da söylenecek birşey kalmamıştır.

    bu arada yangınla ilgili işkembeden atıp tutmadan önce şu entrylere "28 kasım 2010 haydarpaşa garı yangını/@icemanr bir göz gezdirmeniz faydalı olur.

    tahminimce binayı 2 saate söndürürler, sabaha karşı 3-4 gibi de soğutması biter.
    ama binanın çatısı, 3. ve 2.katı da kullanılmaz hale gelir tonlarca suyu yedikten sonra.

    bakınız yangının çıkışı hakkında hiçbir şey söylemek şuan mümkün değildir.
    yangında çalışan tüm itfaiyeci kardeşlerime allah güç kuvvet versin.

    ayrıca;

    neden yangına denizden müdahale edilmiyor diyen arkadaşlar içindir.

    kıyı emniyeti'ndeki kurtarma römorkorlarının yangın monitörleri saatte ortalama 10bar'da 1300m3 su işler, yani dakikada 20m3 su atar, bu da 1dakikada 20ton su demektir ki bu suyu ortalama 10bar gibi bir basınç ile işler.
    bu basınçtaki su ile karadaki bir kamyona takla attırabilirsiniz.
    yani bir ahşap binayı söndüreceğim derken yıkmanız çok kolaydır.

    ek1:
    sorular geliyor basıncı düşürsünler diye, basıncı düşürürseniz suyu ileri atamazsınız, suyu emiş borusu teknenin draftından 2m daha uzun yani ortalam deniz satıhının 6-8m altında kalıyor (kurtarma römorkorlerinin draftı 6m civarı) ve bu mesafe de kıyıya yaklaşıp müdahale etmek için pek yeterli değil, dolayısı ile gemi söndürmek üzere dizayn edilmiş bir monitör ve su pompası ile karada bir bina söndürmek, bir ahşap bina söndürmek "mümkün değildir" .

    ek2:
    neden uçakla helikopterle söndürülmüyor diyenler için de; 2tonluk bir suyu böyle bir yangında en yakın 50m mesafeden boşaltır bir helikopter,
    2 ton su, 50m mesafeden yere doğru sanırım 60 70km gibi bir hızla binaya çarpmış olur, dolayısı ile siz "ahşap" bir binayı söndüreyim derken 2 helikopter su ile rahatlıkla yıkarsınız...
    dolayısı ile bağdadi, ahşap hatta betonerme binalarda havadan uçakla ya da helikopterle söndürme "mümkün değildir."

    saat 22.43
    ek3
    son durumda ise yangın sonucu çatının kısmen çöktüğü bilgisi mevcut. muhtemelen 3.katın da taşıyıcı sistemi zarar görmüş olabilir. en kötüsü ise tonlarca su işlenmiş olan bir ahşap binanın yeniden kullanımı pek mümkün olmayacaktır. kabataş erkek lisesi'ne sirayet önlendi ve gs üniversitesi'nin yanan binasında ise tamamen söndürme muhtemelen gece yarısını bulacaktır ve soğutma işlemi de sabaha kadar sürecektir.
    bir de binada yangın çıktığında okulda derslerin devam ettiği ve çalan yangın alarmına karşılık kimsenin alarmı önemsemediği bilgisini de içeride derste olan bir yakınımdan öğrendim. "itfaiyenin sirenini duyduk neden sonra hocaya söylendik ve o şekilde dışarı çıktık" diye net bir bilgi de durumun bu kadar çabuk büyümesindeki etkinin ta kendisidir.

    saat 23.25
    ek4
    binayı ahşap olarak tanımladım çünkü bina dış duvarları beton/taş olsa da iç yapısı ve genel taşıyıcı sisteminin çoğu ahşaptır. bu yüzden entry'de ahşap olarak tanımlanmıştır.

    saat 23.30
    ek5

    evet yangına denizden römorkorlarla müdahale ediliyor, doğru, süper caps'ler var, ama bu durum, yangına müdahaleyi yönetenlerin sorumluluğundadır, çünkü o römorkorları kullananların "bina yangını" konusunda eğitimi olmadığını çok iyi biliyorum.
    ayrıca römorkorla sis perdesi yapabilirsiniz, suyu pülverize işleyebilirsiniz.
    ama su perdesinin ne için kullanıldığını bilmek gerek.
    su perdesi römorkoru yangının hararetinden korur,
    suyu pülverize olarak ta metrelerce uzağa atmak çok mümkün değildir, çünkü suyu bütün olarak atarsanız uzağa gider, pülverize olarak ancak yakından işleyebilirsiniz. ee bu durumda römorkorun draftı nedeniyle kıyıya yanaşamadığını düşünürsek, bu da etkisiz olacaktır.

    fdes üzülerek bildirdi.

    --- alıntı ---
  • ekşi sözlükte bir başlık var; öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran bilgiler" diye*. şifresini kaybettiğim için oraya yazamıyorum.

    buraya yazayım bari; galatasaray üniversitesi, üniversite statüsünü almasına rağmen, entegre eğitim-öğretim kurumu olma özelliğini korumuş ve galatasaray lisesi ile galatasaray ilköğretim okulu, galatasaray üniversitesi rektörlüğüne bağlı öğretim birimleri olarak tanımlanmıştır.

    bu ne müthiş bir gurur kaynağıdır ya rabbim. başkaları cumhuriyet içinde cumhuriyet safsataları ile söyleşsin dursun. resmen milli eğitim bakanlığı ve yök dışında paralel bir eğitim yapılanması kurmuşuz. hem de devlet onaylı.
  • esas problemi tüzükle teamülün zıtlaşması olan üniversite.

    üniversite gençliğinin şunu anlaması lazım: türkiye'de akademi alman ekolüne göre şekillenmiştir. bu da usta - çırak ilişkisi kabilindendir. hocalar yanlarına alacakları öğrencileri seçerler. kadroyu o öğrenciye göre isterler. bir başkası araya girip başvurursa bir bahaneyle elenir. teamül budur.

    kanunen şartları karşılayan herkes girebilir ama teamülde bu durum nadiren yaşanır. buna düz torpil demek pek hakkaniyetli değil ama kanuni hakkını kullanamayan öğrenci de mağdur oluyor. bu sistem çakışması düzeltilmeli.
  • http://www.sabah.com.tr/...akademik-deklarasyon

    bu deklarasyonu rektörlük yayınlamıştır. öğretim üyeleri bile bu yazıyı gazetelerden okumuştur. üniversitenin gerçek sahipleri olan öğretim üyeleri ise buna karşılık alttaki bildiriyi yayınlamıştır;

    --- alıntı ---

    galatasaray üniversitesi öğretim üyeleri ve görevlilerinden açiklama:

    "basına ve kamuoyuna,

    odtü'de yaşanan üzüntü ve kaygı verici olaylarla ilgili olarak üniversitelerimiz tarafından bir açıklama yapıldığını gazetelerden öğrendik. biz, aşağıda imzası bulunan ve galatasaray üniversitesi’nde görev yapmakta olan öğretim elemanları olarak bu açıklamaya hiçbir şekilde katılmadığımızı beyan ediyoruz.
    odtü'de yaşanan olaylarda öğrencilerin maruz kaldığı polis şiddetini kınıyoruz. odtü’lü meslektaşlarımızın tüm ifadelerine rağmen, söz konusu açıklamayı yapan üniversite yönetimlerinin, polisin olayları başlattığı, olayların ilk aşamasından itibaren iyi niyetli davranmadığı ve orantısız güç kullandığı gerçeğini gözardı etmelerini manidar buluyoruz. polis şiddeti karşısında tek vücut olarak tepki gösteren odtü’lü meslektaşlarımızın ve öğrencilerin yanında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.
    üniversitenin özgürlüğü sadece öğretim elemanlarının araştırma ve ifade özgürlüğünden ibaret değildir. öğrencilerin düşünce, ifade ve protesto özgürlükleri de üniversite ortamının ayrılmaz bir parçasıdır. türkiye’de son yıllarda öğrenciler üzerinde artan baskılara sessiz kalan, akademik özgürlüklere yapılan müdahaleler karşısında susan üniversite yönetimlerinin, iktidarı elinde tutanlara hoş görünmek maksadıyla yaptıkları açıklama, akademi tarihine kara bir leke olarak düşmüştür.
    üniversiteler, iktidarların böbürleneceği projeler üreten, şirketlerin taşeronu gibi çalışan, kâr hedefine odaklanan imalathaneler değildir. akademinin vazgeçilmez görevlerinden biri de, hiçbir baskı altında kalmadan, toplum ve iktidarı sorgulamak, bunlar hakkında bilimsel ve eleştirel görüşlerini dile getirmektir. üniversiteler, güçlünün karşısına bilgi, bilim ve özgürlükçü düşünce ile çıkabilmelidir. araştırma alanı fark etmeksizin akademik özgürlükler bir bütündür. akademik özgürlüklere saygı gösterilmeyen kurumlarda, nasıl kullanılacağı ve neye hizmet edeceği sorgulanmaksızın üretilen bilginin, toplumlar üzerinde yıkıcı etkileri olabileceğini tarih bizlere birçok defa göstermiştir.
    bugün, baskıcı politikaların ana hedefi haline gelmiş olan odtü’lü akademisyen ve öğrencilerin yanında yer almak, akademi ve demokrasi tarihi açısından vazgeçilmez bir sorumluluktur. basit iktidar hesapları ve ikbal kaygıları ile odtü’ye karşı tavır alan üniversite yönetimleri ve bu yönetimleri destekleyenler veya bu politikalar karşısında sessiz kalanlar, bu davranışlarının hesabını, akademik özgürlükler ve demokrasi tarihi önünde vermek zorunda kalacaklardır."

    --- alıntı ---
  • aziz yıldırım'ın en büyük hasetliklerinden biridir. bu ülkenin en iyi hukuk fakültesini içinde barındıran, memleketin en iyi üç-beş üniversitesinden biri olan bu kurumu çekemez bu herif. ama en yakın avukatları olan profesörler bile burada ders vermek için can atar. bu yüzden fenerbahçe üniversitesi hayali var herifin yıllardır. ama ders almıyor. kurdun fenerbahçe lisesi de ne oldu ulan? galatasaray olabilir misin sen? olamazsın. hem ne öğreteceksin orada? şikecilik yüksek okulu mu kuracaksın? ahahaha.
  • bir fransız lisesi mezunu olduğum için özel kontenjandan girme avantajına sahip olduğum ancak başaramadığım üniversite.

    bu mevzudan yararlanmak için üniversite 2 tane şart koşar: ilki öss'de herhangi bir alanda ilk 25000 arasına girmek, diğeri ise üniversitenin daha önce yapmış olduğu ultra zor sınavda başarı göstermek. eşit ağırlıkta 25250. olan bendeniz zaten diğer aşamaya geçemeden elenmiştim ama içimde hep kalmıştır acaba ilk 25000e girseydim kabul edilecek miydim diye. tabii ki hiçbir zaman öğrenemeyeceğim ama sınavım da süper geçmişti be sözlük. mezuniyetimde sarı kırmızı armalı siyah cüppeyi giymek için neler vermezdim oysaki.
  • ortaokul biterken lisesine gitmek isterdim. ortaokul bitti , buca'nın dandik bir lisesinde kendimi buldum. neyse dedik çabaladık belki üniversitesi'ne gireriz diye , olmadı önemli olan yarışmaktı. şimdi başka bir okuldayız. hedef yüksek lisansı orada yapmak . durmak yok yola devam. bir sonraki aşama ne çok merak ediyorum.
  • tam bir butik üniversitedir. beşiktaş-ortaköy sahil yolunun her iki tarafında bulunan boğaza nazır okunulası bir okuldur**.
    ayrıca şöyle ilginç bir hikayenin baş kahramanıdır. abim galatasaray üniversitesi'nde yüksek lisans yaptı. tezini bitirdiği zaman sıra iş başvurularına gelmişti. bu süreçte bol bol fikir alışverişi yaptık ve hep yanındaydım.
    hiçbir kurum siz harvard veya cambridge'den mezun olmadıktan sonra okulunuzun kalitesini tam anlamıyla bilemez. burada devreye girecek şey kurumun marka değeri, saygınlığı ve bulunduğu şehrin adıdır. mesela "istanbul teknik üniversitesi", "ortadoğu teknik üniversitesi" veya "münih teknik üniversitesi" bu bakımdan başarılı okullar olarak örnek verilebilir. bu tip kurumlar dünya üzerindeki bilinirliği yüksek, saygın şehirlerde konuşlandıklarından, yaygın bir isme sahip olduklarından ve kendilerinden yalnızca bir tane bulunabileceğinden eğitim sistemleri ve aldığınız dersler çok iyi bilinemese de ismen cv'nizde bulunduğu vakit hiç şüphesiz ki sizi daha üst sıralara taşıyacaktır. neyse; zaman geçtikçe abimle beraber gördük ki "galatasaray" ismi kendisine oldukça iyi referans olmakta ve birçoğu yurtdışında olmak üzere iş dünyasında nice müthiş kapılar açmaktadır...
    işte böylesine meşhur, saygın ve büyüktür galatasaray...

    işin komik bir detayı abim beşiktaşlıdır*
  • 2 sene hazırlık, 4 sene hukuk fakültesinde okuyup, mezun olduktan sonra bile galatasaray spor kulübüne üye yapılmadığınız üniversite.

    evet okuması harikadır, ortamı ve yeri güzeldir, bırakın mezun olduktan sonrayı, daha mezun olmadan dahi iş bulmak çok çok kolaydır, yurtdışındaki masterlardan kabul almamanız pek ihtimal dahilinde değildir ama o kulübe üye yapmıyorlar ya bizi, hep bir yanımız eksik kalıyor.
  • kundaklandığını düşünüyorum. son olaylardan sonra yapılmıştır.

    arkadaş senin bir tane helikopterin, gemiciğin falan yok mu su taşıyacak, itfaiye araçları nasıl giremezler bir saatte oraya.

    geçen seneydi galiba, beylikdüzü'ndeki migros alışveriş merkezi'ni de böyle kundaklamışlardı, ne tesadüftür ki karşısına hükümet destekli yeni avm açılıyordu.
  • bir öğretim üyesinin odasındaki prizden koskoca üniversitenin yanabileceğini öğrenmiş olduğumuz üniversite. geri kalmış ülke dedikleri bu olsa gerek. hiç mi yangın önlemi yoktur, hiç mi yangın söndürme techizati yoktur. bu cagda bu gerilik akıllara ziyan. olay sadece tarihini bilmek sevmek degil aynı zamanda onu koruyabilmek.

    edit: absurdman uyardı, böyle eski ve ahşap binalara yangın söndürme sistemi kurulamıyor diye.