• 1
    --- alinti ---

    galatasaray'da futbolcusunuz. soyunma odası tünelinden çıkıp sahaya adımınızı atıyorsunuz. bakıyorsunuz tribünler büyük ölçüde dolmuş. (tamamen dolmuyorsa, bu yazıda sözü edileceklerin -ve edemeyeceklerimin- rolü yadsınamaz.) görüyorsunuz ki yalnız değilsiniz. kendinize daha bir güveniyorsunuz, arkanızda o kuvveti hissediyorsunuz. dört bir yanınızda sizi desteklemeye gelen, sizden olan insanlar. fakat, her ne hikmetse ilk duyduğunuz tezahürat, "kapalı n'oluyo, sesin niye çıkmıyo!?" oluyor. meâli, "kapalı n'oluyor, oran buran oynuyor." açığı kapalısı değil de, önce siz bir "n'oluyor yahu?" demez misiniz? sizden saydığınız adamlar birbirine sataşıyor. yarın bir gün siz sahada kendi takım arkadaşınızla tartışsanız, aynı tribünlerden tepki göreceksiniz; ama bir tribün toplu hâlde diğerine dikleniyor. ne hissedersiniz? aynı güç, aynı kuvvet sürer mi; yoksa kendinizi daha mı yalnız hissedersiniz?

    burada standart bir durum değerlendirme kabiliyetine sahip bir futbolcuyu ele alıyorum; ama türkiye'deki eğitim sorunu düşünülünce çok az futbolcu için geçerlilik sağlıyor aslında. bizim de şanssızlığımız bu zaten, türkiye'de futbolla ilgilenmek. stad sorumlusunu tribüne karşı tutumu için eleştirirsin ama tribün de en iyisini hak etmez. tribünü futbolcuya karşı davranışı için eleştirirsin ama futbolcu da en iyisini hak etmez. futbolcuyu kulübüne karşı davranışı için eleştirirsin ama kulüpler zaten pislik içinde, futbolcusuna da hak ettiği değeri vermez. kulübü hakemlere ve federasyona karşı tutumu için eleştirirsin ama tüm bu batmışlığın mümessibi gelmiş geçmiş tüm federasyonlardır zaten. hepsine karşı sergilediği kötü niyet için medyayı eleştirirsin ama hiçbiri diğerinden daha az suçlu değildir. içlerinde bir tane masum olsa, her şey düzelmeye oradan başlar aslında. böyle olduğunda herkes suçu birbirine atarak temizlendiği inancına kapılıyor. hep bir kaçak nokta oluyor. "ama"lar oluyor.

    bursaspor başkanı, erhan telli'yi darp ettiğinde hangisi haklı, hangisi haksız? aziz yıldırım hakemleri tehdit ettiğinde hangisi haklı, hangisi haksız? nedim karakaş, "sahaya girip oyuncumuza saldırdılar, yıllardır basketbolun içindeyim böyle bir şey görmedim!" derken haklı mı? ergun gürsoy, "teşvik primi olsa biz verirdik." derken haklı mı? ya da seçim kazandırdıktan, bir dönem boyunca onunla birlikte çalıştıktan sonra işi bitince özhan canaydın'a savaş açarken? yıldırım demirören ona küçük ahmet'le oynamasını söylerken büyük ahmet mi haklı? biz iki kişi çirkiniz, bir adam öldürüyoruz; birimiz daha çirkiniz, o adamın cebindeki parayı paylaşma konusunda da sahtekârlık yapıyoruz. hangimiz daha çirkiniz? "ama o benim hakkımı yedi." "ama sen de adam öldürdün!" sporu, spor ahlakını öldürenlerin, bunu yapabilenlerin kendi aralarında anlaşması mümkün mü? içlerinden biri de çirkin değil, güzel olsa; suçlu değil, masum olsa; o kadar çok şey değişir ki. ama kişi değil, kurum olacak güzel olan. bir takım, bir yönetim, bir tribün, bir federasyon, bir gazete... hepsi bir anda vahiy transferiyle düzelmeyeceğinden, bir gün muhakkak bir yerden başlamak gerekecek. niyet varsa, hani yok da, ortaya çıkarsa. biz hep galatasaray'ı bu rolde görmek istiyoruz. geçmişten bugüne getirdiği öncü olma özelliğini tüm kirliliklerden arınma konusunda da göstersin istiyoruz.

    şimdi de başlanacak yerin galatasaray tribünleri olduğunu farzedelim bir yazı süresince. her şey herkes güzelmiş gibi değil; yalnızca galatasaray tribünleri neden daha iyi değil üzerinde düşünelim. "neden daha iyi değil" biraz yanlış bir tabir aslında, çünkü daha iyi olmak için önce iyi olmak gerekir; ki bugün galatasaray tribünü türkiye'nin en etkili on tribünü arasında kendisine ancak yer bulur. (güzelim eskişehir tribünü de ilk sıradadır - deplasmandaki değil ama.) oysa ali sami yen, bundan 7-8 sene öncesine kadar değil türkiye'nin, dünyanın zirvesine oynardı. bugün gelinen nokta buysa; başta tribünleri kontrol altına almak isteyen (çünkü tarihin en başarısızı olan, tepkiden korkan) yönetimler, bilet sağlayıcı kuruluş, polis ve gördüklerine göz yuman herkes suçludur. başbakan'a kadar uzanır bu zincir, ki tribünler -maalesef ki- ülkedeki tek toplu hareket alanıdır, pisliklerden en önce arınması gereken platformlardır bu bağlamda.

    işin suç, rant, iktidar, karaborsa, tribün transferleri, iş ortaklıkları, çaylarına çorbalarına bakanları kısmını bir kenara bırakalım. ve en başa, sahadaki futbolcu hâlimize dönelim. en son bir tribünün diğerine "giderini" görmüştük. öncelikle gider yapılan tribüne, kapalı'ya bakalım.

    burada iki grup faydasızın hakimiyeti göze çarpıyor: hiçbir tezahürata katılmadan maç izleyenler ve her pas hatasında homurdananlar. ilkine sözüm yok, herkesin hakkıdır sessiz sakin maç izlemek. yorgun olursun, hasta olursun, moralsiz olursun ya da ne bileyim hiçbir gerekçen yoktur da sadece tezahürat yapmak istemezsin, maça odaklanırsın. normaldir. benim de zaman zaman yaptığım olmuştur, herkesin de olmuştur; tribün bir bayrak yarışıdır zaten, senin bıraktığın noktadan başkası devralır. ama homurdananlar? galatasaray tribünlerine, galatasaray'a destek olmak için gelinir. sana orada insan muamelesi yapılmasa da, gişelerden binbir eziyetle geçsen, otuz sekiz polis kontrolünden geçsen, stadın müdürü en zayıf anında ışıkları kapatıp seni karanlıkta bıraksa da arma için oradasındır. görevin, desteği de geçtim, en kötü köstek olmamaktır.

    galatasaray futbolcusuna kimse küfür edemez, diyemem, herkes istediği gibi davranmakta özgür. ama galatasaray tribününde galatasaray futbolcusuna, değil küfür, yüksek sesle homurdanılamaz. git kardeşim evinde izle, istediğin kadar küfür et; tribünleri destek verenlere bırak. tribünde çok mu destek var? yok. ama işte bir yerden başlamak için tribünü seçtiğimiz gibi, tribünde de bir yerden başlamak gerek. tabii bir ayrımı da iyi yapmak: bu homurdananlar uyarılmalı, evet, ben de uyarıyorum her seferinde. ama bunu bir misyon edinip maçtan çok bu seslere odaklanan kişiler de yok değil. uyarılarının tonu da değişik oluyor hâliyle. aradaki çizgi kaçarsa da, "bağırsana ulan!"cılarla arada pek fark kalmıyor.

    "bağırsana ulan!" demişken, geçelim eski açık'a. kapalı'ya peşinen geçirdikten sonra, maç başlıyor; bir üçlü, ardından tribünde sözü geçen biri sevdiceğini hatırlıyor: "seviyorum seni, ekmeği tuza banıp banıp yer gibi..." şarkı da aynen söyleniyor ha, bir değişiklik yok. sanırsın konser var eski açık'ta; onur akın gelmiş, ısrarları kıramayıp bir şarkı patlatıyor. her tribünde söylenen tezahüratın galatasaray'a ne faydası var? yok. sadece anlıyoruz ki, birileri bizimle fena hâlde dalga geçiyor. şükür, en azından bizimkinin sonunda takımın adı geçiyor. 40 dakika da kâh bu şarkıyla, kâh repertuardaki diğer hüzünlü parçalarla geçiyor, sakin sakin. son 5 dakika bir anda hareketlilik... devre bitiyor, takım soyunma odasında, coşkun tezahüratlar devam ediyor... maç oynanırken bağırıp devre arasında güç toplaması gereken tribünler, maç oynanırken mırıldanıp devre arasında coşuyor.

    ikinci yarılar klasik... 1-0 öndeyiz, paslarda oley çekmeye yelteniliyor, maçın sonu zor geliyor. başka bir maç, skor aynı, kalemiz önemli tehlikeleri bir bir atlatıyor; "gideeeen her sevgiiliiiniiin ardııııııııııındaaaaaaaaaan... şşşşşt!" tak: 1-1. kapak oluyor. başka bir maç, skor yine 1-0, rakip geldikçe geliyor... tribünlerde arabesk modası: "seeen, var ya seeen! deplasman yolunda, elimde sigaraaa!" aferin! 1-1 oluyor, çek sigarandan kederli bir nefes daha, deplasman taraftarından da farkın yok zaten.

    sen var ya sen.
    takımına faydan yok.
    haberin yok.

    --- alinti ---

    http://mayislar.blogspot.com/
  • 3
    ultraslan'ı beğenmeyip gidip de bikaç kişiyle veya yalnız bağırmanın kolay olmadığı yer. 1 yaparsın 2 yaparsın 3.de susarsın. destek dediğin senkronize bir iştir bu tribünlerde. eminiz ki türkiye'de galatasaray için yüreğini, sesinin son desibeline kadar savaşmak isteyen, güzel şeyler yapmak isteyen bireyler var. ancak bu tribünlerinde şu an tek lideri var. ultraslan ile uyuşmayan tezahüratlar yapmak galatasaraya zarar verir. eğer ki ultraslan'ı sevmeyen ve istanbulda yaşayan varsa evinde izlesin maçı. birlik olup bağırmak isteyen de her zaman sami yen de yerini alsın. en doğru yol bu...
  • 4
    sesi kısılana dek bağırmak ve takıma destek olmak isteyenlerin, ultraslan'a katılabileceği yada ona uyabileceği yer. uranroth zaten belirtmiş bunu antitezinde. o tribünde hiçkimse artniyetli değil, kimse yatmaya gitmiyor oraya. bunlarda bilinmeli, emek harcayip birşeyler yapan insanlar bu kadar aşağılanmamalıdır.

    ali sami yen stadı, bugün avrupa'nın en iyi koreografilerine ev sahipliği yapmaktadır ve takımımızdaki yabancı futbolcularda atmosferi ve etkilenmelerini sürekli vurgulamaktadırlar. bunlarda ultraslan'ın payı büyüktür.
  • 7
    ve yine olan olmuştur;
    19 aralık 2009 galatasaray gençlerbirliği maçında her kızıp sinirlenen futbolcularımıza ve özellikle de arda turan a ağzına geleni saymıştır. sonra kapalının tavanındaki galatasaray yazısının y harfine denk gelen yerden bir ''reis'' (!) abimiz başka bir taraftarın üzerine uçmuştur. ibb maçından sonra yine kavga görmüş bulunuyoruz galatasaray tribünlerinde.

    şimdi soruyorum haddim olmadan;

    bitecek mi çarşıya dönmeden tribünlerimizdeki kavga?
    bitecek mi her ağızdan çıkan ayrı sesler?
    bitecek mi oyuncularımıza ana avrat küfür?
    bitecek mi ''reisliğe biat etme'' zorunluluğu?

    şimdi son bir kez soruyorum;

    neredesin alpaslan abi???
  • 8
    son zamanlarda neyin kafasını yaşadığını bilmediğim içinde bulunmaktan gurur duyduğum oluşumdur. futbolcular niye çağırılmaz ne zaman susulur ne zaman bağırılır neden rakip korner kullanırken seviyoruz senidir bunlara bir açıklama bekliyorum. hadi arabesk sevdamız ebedi ona yapacak birşeyimiz yok da şu takımı tribüne çağırmamak falan nedir ufak bi briefing alsak kapıda ne şık olur kafamız karışmadan maçımızı izleriz.
    büyüklerime(!) sesleniyorum(!)...
    edit: g.t kadar eski açıkta üç farklı grubun hakimiyet çabası ve farklı tezahürat söyletme ısrarından ve kadıköy deplasmanından itibaren istisnasız her maç çıkan tokmaklı kavgalardan bahsetmiyorum bile.
  • 10
    sanırım dün yapılan toplantının sonucunda alınan kararla, 19 aralık 2009 galatasaray gençlerbirliği maçında kapalısı bağırırken eski açığın, eski açığı bağırırken de kapalısının sustuğu tribün.. ayrıca top rakipteyken ıslıklama uygulaması umarım bu maça özgü olmaz sürekli devam eder.. bu sene gördüğüm en iyi tribün performanslarından biriydi gençlerbirliği maçındaki..
  • 11
    tezahuratlarının seçimi konusunda ne gibi bir katkım olabilir, nereye başvurmam gerekir tam bilmesem de; iletilmesini istediğim tek bi ricam vardır. şu lazer midir nedir; onu tutmayın sahaya, başımız feci belaya girecek bi gün... anladık herkes yapıyo da, bu kadar sık bi tek sami yen'de görüyorum. kapalı reis dolu lan, bi kişi de mi demiyo "ulan kulübe ceza meza gelir, alın şunun elinden şu aleti" diye...
  • 15
    organize olarak bağırdıklarında kulakları sağır eden, dağınık bağırdıklarında uykuları getiren tribünlerdir. 17 senedir maçlara gidiyorum bir yığın insanla tanıştım tribünlerden ancak çoğu artık tribünde yok. geçen sene ayhan şahenkte oynanan çoğu basketbol maçına gittim ancak türk basketbolunda bir sorun haline gelen seyirci sıkıntısına bizzat şahit oldum. sözlükte birçok kez zirve yapalım dedim bir türlü kısmet olmadı. neyseki haldunustunelinsactokası nın emekleriyle bu sene basketbol zirveleri yaptık. haldunustunelinsactokası bana sordu ; "kanka bu kadar çok basketbol maçına gidiyosun neden kimseyle tanışmadın?" tanışmaz olurmuyum be toka her maç zaten 20 kişi geliyor maça bunlarda devre arasında sigara içerken muhabbet ediyorum ancak bir diğer maçta bu adamların hiçbirini görmüyorum. herkes seyirci sıkıntısından söz ediyor ancak senede 2-3 basketbol maçının dışında hiçbir maça gelmiyor. bu sene abdi ipekçi arena ya tayfa da gelmeye başladı geçen seneden daha çok seyirci ile oynanıyor maçlar ancak çok dediysem yanlış anlamayın maximum 500 kişi. şimdi soruyorum güzel galatasaray taraftarları, taraftarı beğenmiyor olabilirsiniz, ultraslan ı beğenmiyor olabilirsiniz peki bunların karşılığın ne yapıyorsunuz ?* futbol maçlarında en yüksek oranı bu sene yakaladık peki basketbol ? basketbol maçlarına bakıyorum herkes karsı tribünde bi grup olmuş bağırıyor bide saha içi tribünlerinin yarısı dolu. burdan anlıyoruzki henüz ultraslan ın dışında diğer branşlarda maça gelen kimse yok. futbol maçlarına bakıyorum tribünde ses sadece sol tarafımdan geliyor. sol taraf neresi ; (bkz: eski açık). kapalı tribün arada sırada bağırıyor organize birşey yok, yeni açık desen eski haliyle alakası yok. stadyumda "bağırın uleeeaan" diye bağıran kişilerden söz ediliyor bunlar eleştiriliyor. bağıralım o zaman kardeşim, bağırırsak o adamın sesini bile duyamazsınız zaten.

    galatasaray şampiyon olduktan sonra köprüye asılan bayrağı kesip denize atanlara karşı canını tehlikeye atıp köprüye çıkan ve millete gözdağı verip galatasarayın sahipsiz olmadığını gösteren galatasaraylılarda o beğenmediğiniz ultraslan ın adamlarıdır. o giptayla baktığınız, bilgisayarlarınıza telefonlarınıza ekran koruyucu yaptığımız fred çakmaktaş, obey your master kareografilerini yapan yine onlardı. hemde tamamını kendi cebinden vererek.

    şimdi diyorsunuzki "ne demek istiyor ulan bu adam" ben söyleyeyim ne demek istediğimi. gidip hepiniz ultraslan olun demiyorum sadece seyirci olmayın taraftar olun onundeki kişiler senin için ter dökerken sende bağır maç oynanırken takımı eleştirme maç bitsin o zaman eleştirirsin.

    2000-2001 senesinde real madrid e karşı 2-0 geriye düşmüştük ikinci yarı başlarken öyle bir coşku vardıkı dünyanın en büyük takımı olan real madrid gürültüden topu bile süremiyordu. numaralıda yanımızda oturan real madrid taraftarları bile maçı bıraktı bizi video çekiyordu neredeyse bizimle beraber kolkola girip bağırıcaklar o derece. dünyada hiçbir takımın o zamanlar yapamayacağı şeyi yapıyorduk ve real madrid takımını 2-0 dan 3-2 mağlup ediyoruz hatta bir golümüzde haksız yere sayılmıyor.

    herşeyi toparlamak gerekirse yeni stadyumla beraber artık işimiz daha zor. 50000 kişilik bir stadyum u doldurmak zorundayız. taraftarın maça gelmeyi alışkanlık haline getirmesi lazım. tribünleri tekrar ateşlemek için oturup hepberaber birşeyler konuşmak lazım. bölünmemek lazım. birbirimizi suçlamamak lazım. kalk kırmamak lazım.
  • 16
    --- alıntı ---
    kapatın arkadaş sokak olayını falan..
    nesiniz lan siz? galatasaray'lımı..
    sabahın köründe başla içmeye..
    kus sağa sola,ses mes kalmasın aptal aptal
    bağırmaktan.. götünü yırt emreye küfür ede ede..
    sokak inlesin orospu çocuğu gençfenerbahçeliler diye..
    sonra gir maça kedi gibi otur alık gibi izle maçı..

    elindeki bileti 400-500-600 tlye satan,
    cebine para koymak için maça girmeyen,
    parası olanın konuştuğu,
    manitasıyla kol kola gelmiş
    sinema izleyenlerin olduğu
    karaborsadan bir dünya para kaldırmak
    amacında olanlar var olduğu sürece..
    galatasaray tribünü hiç övünmesin kendisiyle..
    kapatın arkadaş ne varsa.. kimse konuşmasın
    şöyleyiz böyleyiz diye..

    hiç öyle videolar falanda paylaşmasın kimse maziye dair..

    bakın önünüze siz.. dün yaşananlara bundan daha önceki haftalarda olanlara..
    hatta deplasman maçlarında bile olanlara..
    bilet satışlarına.. karaborsa yapmaya çalışıp insan sikenlere bakın siz..

    yüzünü bile görmediğiniz çoğu insana hayransınız..
    saçma salak gruplarla paylaşım yapıyorsunuz..
    kim olduklarını bile bilmiyorsunuz..
    neyin şeklinin peşindesiniz.
    sanal alem üzerinden prim yapınca dahamı fazla
    galatasaray'lı oluyorsunuz..

    aç gözünü galatasaray tribünü..
    aç gözünü galatasaray'lı..

    açın dünkü maçın geniş özetini..
    izleyin.. izleyin ve düşünün..
    biz ne yapıyoruz diyin..

    kapatın arkadaş asy sokağı falan..
    il'ler ölsün biletsizlikten.. hasretten..
    tribünde galatasaray'a destek verememekten..
    siz gidin satın ellerinizde ki biletleri 400-500 tl'den..

    siz cebinize paralar kaldırırken..
    o stada kim olduğu belli olmayan sıradan insanları,
    manitasıyla kolkola maça sokarken..
    sinema gibi maç izleyen adamlara biletler dağıtırken..
    galatasaray ismini cebine para kaldırmak için kullanırken..
    yatlar katlar arabalar alırken..
    tribünü ticarete dönüştürürken..

    burda insanlar sinirinden ölüyor..
    hasretten ağlıyor..
    maça giremediği için deliriyor..
    hakeden binlerce insan dururken..
    satın arkadaş 500 tl'den biletlerinizi..
    hatta insanların paralarını alıp biletinide vermeyin..

    kazanın tonlarca para kazanın..
    sonrada galatasaray tribününden medet bekleyin..

    objektif olamazsınız demi hiçbiriniz..
    yediremezsiniz kendinize maç içinde kendinizden daha iyi olan bir tribünü..
    tebrik etmesini bilmezsiniz demi hiçbiriniz..
    ananı avradını çoluğunu çocuğunu bilmem ne yapayım diyip küfürler edersiniz,
    hakemlerin anasını avradını bırakmazsınız..
    leo franco'yu yuhlar,küfreder takımdan gitmesini isterseniz..

    sen kendi üzerine düşen görevi yaptın mı peki?

    yukarda bahsettiklerimi yapanlar,tribünü ticarete çevirenler
    galatasaray'lıysa..

    en hakeden binlerce insana bilet vermeyen,uçuk fiyatlar teklif edip
    para kaldırmaya kalkanlar galatasaray'lıysa..

    asy sokakta cebinde 1000 tl'si olup sizin için müşteri gibi görünen insanların
    parasını alıp maça sokmak galatasaray'lılıksa..

    sonrada bu stada soktuğunuz basit insan topluluklarından tribün yapmayı beklemek
    galatasaray'lılıksa..

    ben galatasaray'lı değilim arkadaş..
    farklı anlayışlara sahibiz..
    böyle devam edecek olursa bu iş..
    galatasaray tribünün yıllardır giden gerilemesini devam ettirecektir..
    cehennem diye yaratılan tribünden eser kalmadığı gibi dahada kötüye gitmeye devam edecektir.

    fener maçında takıma en çok tribün lazımken..
    kalk tomar tomar bilet sat para kaldır..
    2 hafta sonra diyarbakır maçında muhteşem tribün yap..
    tribün gençleri girip inletsin stadı..
    birkaç desibel artar çıkan ses..

    maçın skoruna gelelim mi?
    alın size en gerçek skor.

    galatasaray sk 0 - 1 genç fenerbahçeliler

    aferin sizlere..
    gurur duyun hadi kendinizle..
    muhteşem bir maç çıkardınız tribün adına..

    hiç öyle futbolculara hakemlere ona buna falan sallamasın kimse..

    sen kendi işini yap önce arkadaş !
    --- alıntı ---
  • 17
    tayfa diye anılan ve bedava bilet alan kişilerin bu biletleri 28 mart 2010 galatasaray fenerbahçe maçı için 400-500 tl ye sattıkları ayyuka çıkmış ve bu konu üzerinde ultraslan forumda sayfalarca konuşulmaktadır. tribünde bu adamların istediği şey bağırılır istedikleri olur iken biz parasını vererek giren taraftarın üzerinde görürler kendilerini. kısacası artık rant tribünleri olmuş bunun sonucunda ali sami yen in o meşhur cehennemliğinin yerini piknik alanı görüntüsü almıştır. ah alpaslan dikmen neredesin sen....
  • 19
    oku, paylaş, düşün, gör

    --- alıntı ---
    selamlar,
    aslında yazacak çok şey var,ama derlerya hani kelimeler yetersiz kalıyor,öyle bir durum var işte.

    herkesin hikayesi değişiktir,
    bazısı senelerce maça sabahlamıştır,dönere kafa satıra bacak uzatmıştır,bazısı 1 tane bilet için saatlerce yalvarmıştır yerlerde yuvarlanmıştır,bazısı içerde dışarda imkanı olmamasına rağmen her maça gitmiştir,bazısı çoğu insan için herşeyden önemli olan biletini satıp keyfine bakmıştır,bazısı maddi olarak klübüne hizmet etmiştir,bazısı uzaktan televizyondan ettiği dualarla yanında olmuştur.

    velhasıl kelam,çabamızın adı galatasaray’dır.
    hiçbir isim,grup,abi,başkan,aile,başkan,lise vs. galatasaray’dan büyük değildir.
    kimse de kimseden daha fazla galatasaraylı değildir.

    şimdi bakıyorum,karaborsa muhabbeti almış başını gitmiş,isim olarak suçlanan insanlar olmuş,doğrudur karaborsa türkiye’de bir tribün gerçeğidir,nasılki tribünde davul varsa karaborsada vardır bunu kimse inkar edemez.

    bunu yapanlarıda belli bir süre maçlara gelmiş insanların çoğu bilir.nasıl yapıldığınıda bilir,o insanlara neden bilet verildiğinide bilir,o insanların neden ceplerinde maça girmesi için gereken bilet olmasına rağmen bilet kuyruğunda sabahlayan insanların hakkını gasp etmek için mahalleden kardeşlerini toplayıp fazladan bilet aldığınıda bilir.

    dedimya herkesin hikayesi farklıdır,onlarınkide öyledir.

    evde bebek olur,süt almak icab eder ama para yoktur,bakkala gidersin bakkal sana sütü verir,teşekkür eder çıkarsın,ya duayla ya paran olunca hakkını teslim edersin.
    yada gider aynı şekilde durumu anlatıp sütü alırsın,bakkal sütü vermek için arkasını dönünce raftan başka birşey aşırırsın,adamın iyi niyetini kötüye kullanırsın.

    sebahattin abi ve yılmaz başkanın başına gelen durum 2.seçenekten ibarettir.

    diğer meselemiz,bedava bilet.
    bedava bilet iyidir kötüdür tartışılır,bana göre doğru insanlara ulaştırılırsa iyidir hiçbir kötülüğü yoktur.
    14-15 yaşında evden kaçıp antepe giden çocuğun genellikle maddi durumuda manevi durumuda bellidir,haftasonu eğlence mekanlarında şampanya patlatan insanlar genellikle o otobüse binmezler.ha çok geniş maddi imkanları olup yine gidenler vardır onları ayrı tutuyorum.
    hal böyleyken evden kaçıp deplasmana giden çocuğa abisinin 1 tane bilet vermesinin kime ne zararı olabilir ?
    ın lan otobüsten paran yoksa biletin yoksa gelme dense daha mı iyidir,düşünün.

    bizim asıl meselemiz bunların hiçbiri değil.
    endüstriyelleşiyoruz,kirleniyoruz
    annemizin ördüğü atkıdan store’un çıkardığı son moda atkıya,
    terlikle topa vurup prekazi diye bağıran çocuktan,orjinal baros baskılı forma giyen çocuğa,pazardan güç bela bulunan sarı kırmızı herhangi birşeyden,pazarlama harikası 2288ya
    vs.

    şimdi koyun şapkanızı önünüze düşünün,
    lafa gelince ülkenin 4te 1’i galatasaraylı.

    ali sami yen stadı kaç maç tıka basa doluyor ?
    basketbol,voleybol vs amatör şube maçlarına kaç kişi gidiyor ?
    ankaraya,kayseriye,trabzona istanbuldan kaç otobüs kalkıyor ?
    maça gelen kaç kişi mağlup olunmasına rağmen bağırıyor ?
    kaçınız fener maçlarından sonra atkınızı takıp gururla dolaşıyosunuz ?
    kaçınız haftasonu gezip dolaşmak yerine sutopu maçına gitmeyi tercih ettiniz,veya kaç tane giden var ?
    engelli basket takımını arda’dan daha fazla önemseyen kaç kişi var ?
    havalanında futbolcu karşılamaya değil,giden futbolcuyu uğurlamaya kaçımız gittik ?
    kaç kişi takımı ateşleyici beste yaptıda,beğenilmeyip arabesk besteler tercih edildi ?

    şahsi olarak,
    ne 6 kasımdaki maçta gözümün önünde polis tarafından kafası tuvalete sokulmak istenen kardeşimiz,ne 6 mayısta bele kadar suyunun içinde bekleyip tribünde üzerimize sidik dolu torbaların atılması,ne karakolde suçluymuşuz gibi resmimizin çekilip tutanak imzalattırılması,ne fenerden 6 yemek,ne kadıköyde linç edilmek,ne de 10 senedir kadıköyden rakibini yenememek.

    bunların hiçbiri pazar günü samiyen’i öyle görmekten o tezahuratları dinlemekten kötü değildi.

    gsbonus alalım,forma alalım,gsmobile alalım,dergi abonesi olalım,hikaye bunlar.
    ruhumuz gitmiş,kirlenmişiz.
    o golü leo franko değil biz yedik.

    biz galatasaray’a yakışmıyoruz kardeşim,ötesi yok.

    uzun oldu kusura bakmayın,daha da yazmam,selametle.

    --- alıntı ---
    *

    okumadan geçilmemsi gereken bir özeleştiri yazısı.
  • 20
    25 nisan 2010 galatasaray bursaspor maci eski havasını, ateşini, takımı motive edebilme özelliğini tamamen kaybetmiştir. maçın son 12 dakikasın da yuhalama ve eyyamcı bünyamin dışında hiç ses çıkarmamış, geriye kalan dönemde de arabesk tezahüratlara, ve saldır galatasaray* denilen bayık ötesi zımbırtıyı mırıldanmışlardı. bu maç gerçekten içinde bulunduğum tribünlerden utandım. acilen yeni yapılanmalar oluşmalı veya eski yapılanma hangi takımı desteklediğini hatırlamaktadır. bu sene iç saha gittiğim tüm maçlarda tek başarılı performans atletico madrid maçında ki ıslıktır. he bir de jo yu ıslıklamakta çok başarılılardı.

    unutulmamalıdır ki bu tribünler yıllardır bu camiyaya layık olmasını bildi. eğer şimdi gelip çekirdek çıtlatacaksanız, gelmeyin kardeşim. emin olan bağıracak, boğazını patlatıcak kapalı, eski, yeni açık senkronize bir şekilde teahürat yapabilecek insanlarla doldurulabilir. umarım kendini taraftar grubu olarak görenler ali samiyen kalesinin artık eskisi gibi bir cehennem olmadığının farkındadırlar ve gelecek yıl yeni tezahüratlar ve bakış açılarıyla tribünlere dönerler.
  • 22
    dünkü 25 nisan 2010 galatasaray bursaspor maçında hep girdiğim eski açık değil kapalı tribünün en az bağıran kısmına girdim.* çekirdekçilik yaptım yani. arkadaşım bünyamin noluyo götün başın oynuyordan başka birşey bilmez misiniz siz yaratın orjinal bir laf sokma.
    ve birşey daha. maç başlar. galatasaray taraftarı tempoludur. hiç değilse sen varya sen söyler. süre ilerledikçe unutmaya başlarsınız onları. bir süre sonra dikkat edince anlarsınız ki iki saattır oley saldır galatasaray diye ses çıkarmayan birşey tekrarlayıp duruyorlar. sıkılmıyorlar. kim yapıyor bunu bilmiyorum ve girdiğim hiçbir tribünde rastlamadım. sanal birşey mi getiriyorsunuz anlamadım?