• 8678
    13 ağustos 2022 galatasaray giresunspor maçıile birlikte, kendi takım futbolcusunu ıslıklamayı bırakması gereken taraftardır.

    iyi bir transfer sezonu geçirdik, eksiklerimiz olabilir ancak sorunlu bir çok bölgeye takviye yapmayı başardık.

    teknik heyet oldukça pozitif görüntü veriyor, takım oyunu her geçen gün daha olumlu bir düzeye geliyor.

    takım, teknik heyet, taraftar sezon başında şampiyonluk havası yakalamış durumda.

    bu noktada taraftarın işi takımına doksan dakika durmadan destek olmaktır. göreyim sizi!!!
  • 8680
    stadda sadece takım öndeyken veya gol attığında ne işe yaradığını hatırlayan, sesi çıkan taraftar grubu.maç zorda ise anlamsız bir uğultudan başka bir şey yok.sonlara doğru ise ıslıklama seansı başlar.yanlışlık olmasın rakibi boğmak için değil kendi oyuncusunu strese sokmak için tamamen. rakibi boğmak diye bir şey yıllar öncesinde kaldı. belki avrupa maçlarında o da sosyal medyada ben de oradaydım demek için.
  • 8682
    bugün için en çok sitem etmek istediğim faktör. aslında uzun zamandır böyle. tvden izliyorum bu yüzden belki durum farklıdır ben yanlış anlamışımdır bilemiyorum. ancak gözlemlediğim durum şu;
    taraftar değil sanki tiktok canlı yayınına bağlanmış katılımcılar gibi. anlık tepkiler, homurdanmalar, gereksiz gaza getirmeler, takıma ve oyunculara gereksiz baskı yüklemeler...
    yani mağlubiyetin sorumlusu değil, kötü oyunun nedeni değil. ama eskiden böyle değildi. her zaman destek verir ve boğucu atmosfer oluştururdu. geçen seneki başarısızlık çok olumsuz etkilemiş. artık takımdaki oyuncu ve teknik ekipten herkesi aşağı çekecek şekilde davranıyorlar.
    ekranda izleyici olarak bana bu şekilde sirayet ediyor

    müşteri her zaman haklıdır, para vermiş gitmiş istediğini yapar diyebilirsiniz. ama işte dediğim gibi eskiden böyle değildi. böyle değilken de bizim sahamız her zaman rakiplere dar gelirdi. uluslararası düzeyde namını da bu sayede aldı.

    edit: ben bunları yazarken başka renktaşlar da aynısını hissetmiş olacak ki benzer şeyler yazmışlar
  • 8683
    küme düşmenin eşiğinden döndükten iki ay sonra kombine bırakmamış, ilk iç saha maçını şampiyonluk ertesi gibi dolduran, elinden geleni yapan taraftar.

    gomis'i 45 dakika seferovic'le kullanıp kerem'e bütün maç, van aanholt'a da 75 dakika sabreden taraftar değildir.*

    yine saçma sapan bir geri pasla en kötü berabere bitireceğimiz maçı rakibe veren* de taraftar değildir.

    kapalı tribüne devamlı sakin olun demeyin artık rica ediyorum.
  • 8686
    sadece sezon başında ve büyük maçlarda gelen çekirdekçi, turist tayfayla bir kez daha karşılamış taraftardır.*

    bunlar, düzenli olarak gelmedikleri için tribün kültüründen bihaber, bir daha gelmeyeceği için aklındaki aptalca davranışları sanıyorum içimde kalmasın dürtüsüyle yapan insanlardır. bugün kuzey altta rakibi ıslıklarken, telefonunu elinden düşürmeyen bir dangalak uyardı mesela beni, kulağı acıyormuş prensesin. yarına bıraktık.

    tribünü de taraftarı da inşallah birkaç hafta sonra normale dönecektir.
  • 8687
    mhk, basın, bakanlık ve tff üzerinde baskı oluşturmaktan uzak taraftar grubu.

    13 ağustos 2022 galatasaray giresunspor maçında en basitinden tartışmalı 3 penaltı pozisyonu var ki ikisini tartışmaya bile gerek yok, var devreye girmemiş, hakem görmemiş, bireysel bir hatadan maç gitmiş, tartıştığımız konu hoca, yönetim, futbolcu falan.

    bu olay dün kadıköy'de yaşansa neler olurdu bir düşünelim. spor basını, ali koç ve fenerbahçe taraftarları sosyal medyada ne haldeydi hayal edin.

    (bkz: çuvaldızı kendisine batırıp iğneyi de kaybeden taraftar topluluğu)
  • 8689
    diğer büyük camialarından taraftarından ayrılmaması gereken taraftar grubu. türk taraftar kitlesi diye bir genelleme yapabiliriz. sosyal medyanın etkisiyle her şey çok değişti, tüketim, başkalarının mutsuzluğundan mutlu olma, hakem suçlama, herkes bize karşı felsefesiyle maç izleyip çevresine bu şekilde açıklama yapma zorunluluğu hissetme şeklinde ruh hallerine bürünen bir kitleyiz türk taraftarlar olarak. herkes sürekli kazanıp rakipleriyle ve kendi arkadaşlarıyla dalga geçmek, kızdırmak istiyor. nefretin prim yaptığı, rakiplerinin başarılarının kesinlikle takdir görmediği bir dönem yaşıyoruz. maç kazanılacağını an oyuncuların, yönetimin, taraftarların ve hocaların hayatları didik didik ediliyor.
  • 8690
    tüketim kültürünün iyice öğüttüğü taraftar grubu. dünkü maçta ne abdülkerim’in hatası, ne yapılamayan atak organizasyonları, ne de yanlış değişiklikler beni taraftarın golden sonraki hal ve hareketi kadar sinir etti.

    taraftar istiyor ki her hafta yeni biri dahil olsun, her boşluk özenle en kaliteli futbolcular tarafından doldurulsun ama bu arada da takım muazzam uyum içinde oynamaya devam etsin. dün halbuki çok güzel üçgenler, güzel paslaşmalar ya da içeri çevrilen toplar sadece uyum ve birlikte oynama becerisi ile açıklanabilecek kadar basit bir şekilde heba oldu. yeri geldi pas şiddetleri ayarlanamadı, yeri geldi çevrilen toplarda hücumcular yanlış noktadaydı. bu hızla giderse okan buruk’u yemesi de yakındır bu güruhun.

    beni en çok üzen de burnundan kıl aldırmayan, benim bile uzun süreler genel türk taraftar yapısından ve galatasaray taraftar kitlesinden farklı gördüğüm, yeri gelince derin analizler yapabilen ve futbola kahvehanedeki dayıdan daha farklı bakabilen galatasaray sözlük mensuplarının bu kadar tahammülsüz davranıyor olması.

    biraz sabır, biraz sükunet. lütfen.

    (bkz: 13 ağustos 2022 galatasaray giresunspor maçı)
  • 8692
    bir zamanlar futboldan en fazla anlayan taraftar tipiydi, ki bana kalırsa hâlâ öyle. fakat taraftar sayısı arttıkça, başarılar geciktikçe sabırsız bir hale bürünmüş, her şeyi çabuk tüketen bir ruh haline girmiş, bulduğu en küçük bir umut kırıntısına fazlaca bağlanıp en ufak sendelemede yıkıcı ve agresif olmuştur. galatasaray taraftarı aklıselimi temsil etmeli, futbolun doğrularını bilerek hareket etmeli, futbolcusundan teknik heyetine her zaman desteğe devam etmeli ve yapıcı eleştirilerle onları daha ileriye itmelidir.
  • 8694
    yine bir yerlerde rakip takımları şişirip göklere çıkarıp kendi takımıyla kıyaslayıp kendi takımını komple çöp ilan eden topluluk.
    futbolun sistem oyunu olduğunu, sistem işlemiyorsa hiçbir dişlinin çalışmayacağını, birkaç ana dişlinin tüm sistemi döndüremeyeceğini, özellikle takımın yenildiği haftalarda unutuveren topluluktur aynı zamanda.
    galatasaray'ı biliyoruz, form tuttuğumuzda ligin birinci favorisi ve momentumun sahibi olduğumuzu biliyoruz, 2. haftadan enseyi karartmaya gerek yok.
  • 8698
    kötü sonuçlardan sonra sürekli tribündekilerin ya da kulübedekilerin çözüm olacağını, iki hafta sonra bu defa onlar sahaya girince dışarıdakilerin çözüm olacağını sanan, vasat bir sarmala girmiş taraftar grubu.

    bir de bu hakem ağlaması ne zaman bitecek bilmiyorum. sadece galatasaray özelinde değil, tüm dört büyük takım taraftarı aynı düşünce yapısına sahip. sorarsan hepsi birbirinden güçlü ama mağduriyetleri daha ilk haftadan başlıyor. hem bu kadar güçlü görünüp hem de sürekli mağdur olan bir topluluk aklıma geliyor sadece. ülkedeki spor kültürü de bunların yansıması zaten.
  • 8699
    bir kısmı maalesef galatasaray’ı top tier kulüp zannetmekte. ona çöp, buna galatasaray seviyesinde değil gibi enteresan yakıştırmalar yapan bir güruh ortaya çıktı.

    ciddi anlamda söylüyorum, uefa kupası aldığımız dönemde internet olsa ne fatih hoca kalırdı ne bülent korkmaz. eminim hagi’ye bile, barça’da real’de tutunamamış adamı alıyoruz. romario’yu almamız lazım diyenler filan çıkardı.

    galatasaray’ın iyi oyuncular almakla beraber yetiştireceği ve para kazanacağı futbolculara yönelmesi gerekli. senin manchester united gibi 100’lerce milyon euro harcayabilecek kapasiten yok. sevilla bile 20 milyon euro’ya senin oyuncunu ayartabiliyor.

    ona buna çöp dememiz için gereken önce bu takımların finansal gücüne yaklaşmak ki ben imkansız olarak görüyorum hele ki bu döviz kurlarında ya da doğru yatırımlar yapıp, oyuncu geliştirip, iyi paralara satarak mali gücümüzü iyileştirmek.

    gerçi boşa konuşuyorum ama bu mantalite ile bu takımın sadece belli dönemlerde kısa süreli başarıları gelebilir o da gelebilirse. gerçi uefa grubundan yenilgisiz çıkan takımın yarısı çöptü.
  • 8700
    sosyal medyanın, ülke dinamiklerinin etkisiyle git gide daha da kırılgan bir yapı aldığımızı düşündüğüm ve içinde bulunmaktan gurur duyduğum oluşum. ama bu gurur, saf bir romantizmin ötesinde galatasaray ailesini gerçekten farklı yapan değerlerin getirdiği bir his. ancak üzülerek, rakip takım taraftarlarının bile özeneceği bir seviyede onları yanımıza beklemek yerine (seviye olarak) biz onların yanına yaklaşıyoruz git gide.

    rakip takımın bizi hiç ilgilendirmeyen bir avrupa kupası eleme maçında aldığı galibiyet bile yetiyor modumuzu düşürmeye. ya da rakip takımın başka bir anadolu kulübü karşısında aldığı bir galibiyeti bile direkt "havaya girdiler, eyvah! kaybettik momentumu" şeklinde yorumlamaya başlıyoruz.

    arkadaşlar, bu adamlar da maç yapacak, kazanacak. senelerdir kazandılar; onları bizim rakibimiz yapan şey zaten onların da kazanma alışkanlığı olan bir takım ya da takımlar olmaları. ama biz neden kendi modumuzu düşürmeye bahane arıyoruz? "galatasaray havaya girdin mi çakar sana!" dedirten bir topluluktan ne ara rakiplerle bu kadar ilgilenen bir topluluk haline geldik!? takım kendisine çeki düzen vermeli, evet! ama biz de boş durmamalıyız; bir maç kaybettik diye karalar bağlamaya da rakip takım bir maç kazandı diye şampiyonluğu kaybetmiş noktasına gelmeye de gerek yok.

    galatasaray bu ülkede yeni tarihler yazacak ve edirne'nin ötesinde adından tekrar söz ettirecekse; bunun yolu sahadan önce taraftar yapısından geçiyor. manu 93'te ali sami yen'e gelirken galatasaray'ın oynadığı toptan değil, taraftardan çekiniyordu! şu an galatasaray taraftarından rakiplerden çok bizim kendi oyuncularımız çekiniyor! sahada ne olursa olsun, bir süre, hatta belki uzun bir süre aralıksız desteğe devam etmeli, şu ölü toprağını üzerimizden atmalıyız artık.
App Store'dan indirin Google Play'den alın