• 5137
    --- ön bilgi ---
    öncelikle bu girdi mümkün mertebe siyasi tartışmaların dışında kalarak, oralardan örnekler içerecektir. işbu girdinin amacı fenerbahçe'nin 28 şampiyonluk yalanını nasıl işlediğini gözler önüne serebilmektir ve bu amaçla siyasal örneklere ihtiyaç duymaktadır. örnekler tamamen kavramları daha anlaşılır kılmak adına kullanılacaktır.
    --- ön bilgi ---

    fenerbahçe camiası tutturdu bir "1959 öncesi şampiyonluklar", "28 şampiyonluk" zırvası. peki bu "zırvalar" ciddiye alınmalı mı, yoksa "he anam babam he" diyip geçilmeli mi? benim fikrimce ciddiye alınıp bu saçmalığa dur demeliyiz. neden? işte burada karşımıza bir kavram çıkıyor, post-truth.

    post-truth dediğimiz kavram yeni yeni ortaya çıkan, yanlış hatırlamıyorsam 2007'de oxford sözlüğü tarafından yılın kelimesi seçilen bir kavram. temelde yalan haber ancak kendisini fake news'tan ayıran bir nokta var. o da yalanın kurgulanması. post truth türkçe'ye önce gerçek ötesi olarak çevrildi. ancak "gerçek" kelimesi farklı anlamlara geldiğinden dolayı ve truth kelimesini tam ve anlaşılır tercüme edebilmek adına "hakikat sonrası" diye çevirmek daha doğru olacaktır. bana sorarsanız kelimeyi tam karşılayan öbek ise yaratılmış gerçeklik. yalanın gerçeğe dönüşmesi anlamına geliyor bu kelime. fake news dediğimiz şey ise bariz yalan.

    öncelikle, bir ara bilgi olarak bir şeyi düzeltme ihtiyacı duyuyorum şu an. bilinen ve kabul gören yanlış gazeteciliğin tarafsız olması gerektiğidir. gazetecilik ve gazeteci tarafsız olamaz, olmamalı. gazeteciliğin doğuşu zaten "bir tarafın sesini duyurmak" olduğundan dolayı ideal gazetecilik doğru tarafı seçebilmek ve onun sesi olabilmektir. "tarafsız gazetecilik" gazeteciler arasında yüz karası olarak adlandırılır. tekrar ediyorum esas mesele yönetilenlerin, azınlıkların ve güçsüz ancak haklıların tarafında olabilmektir. olaylara tarafsız yaklaşabilmek ile tamamen tarafsız olmak çok farklı şeylerdir. en basitinden örnek vermek gerekirse galatasaray fenerbahçe'yi badminton'da, fenerbahçe de galatasaray'ı masa tenisinde yenmiş olsun aynı gün aynı saatte oynanan maçlarda. hangi maçı manşetten, hangi maçı ikinci sayfadan verdiğiniz bile sizin tarafınızı belirler.**

    neyin doğru neyin yanlış olduğuna nasıl karar veririz? bunu da uzun uzun anlatacak değilim ancak merak edenler için bana göre en doğru formülasyonu buraya bırakıyorum; kant etiği.

    peki medya her zaman etiğe uyuyor mu? hayır çünkü artık gücünün farkında; ihtiyacı olan doğruyu yaratma gücü. iktidar ve medya ilişkisi çok da geçmiş aşamalarını kurcalamadan anlatacak olursak, günümüzde birbirine bağlı ve bağımlı durumda. birisi en önemli haber kaynağı iken diğeri de toplumu manipüle edebilecek güce sahip oldu yıllar içerisinde. bu aşamaya gelinince de post-truth dediğimiz kavram ortaya çıktı. iktidarların toplumu yeniden inşa edebilmek adına bazı söylemlere ihtiyaçları olur ve bunu ancak medya aracılığıyla, toplumu manipüle ederek elde edebilirler. post-truth dediğimiz şey* bir yalanın, kullanılacak politika ve söylemlere uygun olarak çok iyi kurgulanarak ve işlenerek zaman içerisinde "doğruya" dönüşmesi olayıdır. işte burada girdinin başında verdiğim siyasi örnekler devreye giriyor, ancak bu örnekleri sözlük içerisinde tartışmaya açmak istemediğimden dolayı sadece tüm medyanın kabul ettiği şekilde anlatacağım;

    soruyorum size, gezi parkı sırasında ortaya çıkan "kabataş olayları" yaşandı mı? kanal d, 6 ay sonra bu olayların aslında yalan olduğunu bizzat kamera kayıtlarıyla kanıtladı. görüntüler ve haberler internette mevcut. dönemin emniyet müdürü de olayı yalanlarken soruşturmayı yürüten savcı da delilsizlikten dolayı soruşturmayı kapattı.

    tekrar soruyorum, kabataş olayı yaşandı mı? evet yaşandı. o gün orada hiçbir başörtülü kadın yerde sürüklenmedi, deri eldivenli çıplak insanlar kimsenin üstüne işemedi ama kabataş olayı yaşandı. kabataş olayı ilk ortaya atıldığında takvimler haziran 2013'ü gösteriyordu. kanal d'nin kamera kayıtlarına ulaşması ve yayınlaması ise tam 7 ay sonra oldu, şubat 2014'te. bu 7 aylık süreçte siyaset ve medya bu olayı o kadar güzel işledi ki. önce "mağdur kadın" ile görüştüğünü, daha sonra kamera kayıtlarını izlediğini öne süren gazeteciler ortaya çıktı. tanıklar yaratıldı ve ana haber bültenlerine konuk olarak alındı. daha sonra da bu olay üzerinden siyasi söylemler üretildi ve bunlar politika haline getirildi. 7 ay sonra olayı yalanlamanın bir önemi kalmamıştı zira bu süreçte iktidar gezi parkı eylemcilerini din karşıtı, fetişist zalimler olarak suçlamıştı ve olayları sadece medyadan takip edebilen tarafsız kesimin tek haber kaynağı medyaydı. kabataş olayı gerçekten yaşansaydı "gerçekten" var olsaydı bu olay nasıl kullanılırdı siyasette diye düşünmeye gerek kalmadı çünkü "gerçekmiş" gibi kullanıldı. işte post-truth dediğimiz şey budur. fake news'tan ayıran nokta da budur. ikisi de temelde yalan haber ancak farkı bu. fake news'ı kimse umursamaz, etki yaratmaz. onu post-truth ile yoğurursanız o artık sahte değil gerçek haber olur.

    buradan sonrası tamamen, kısaca fenerbahçe ve fenerbahçe medyasının çabasını özetlemek üzerine olacak.

    fenerbahçe'nin 1959 öncesi şampiyonluklar sayılsın safsatası yeni değil, ama daha önce hiç ciddiye alınmadı. bunun herkes farkında. ancak bu sefer yönetimde medyayı nasıl kullanabileceğini bilen, yıllarca parça monte eden ancak müthiş üretim yaptığı yönünde toplumu manipüle edebilmiş bir grup var. medyanın ulaştığı gücün farkında olan bir grup. 28 şampiyonluk yalanını post-truth kavramı ile gerçeğe dönüştürmek istiyorlar. peki neler yaptılar, yapıyorlar, yapacaklar?

    ilk olarak 28 şampiyonluk yalanının, başarısızlıklarını örtmek için kullandıklarını bilen fenerbahçe taraftarı bu yalana inanan taraftardan daha fazla. hem nicelik hem nitelik olarak. ilk amaç bunları inandırabilmek. 28 şampiyonluğun tarihlerinin basılı olduğu tshirt fenerium tarafından geçen gün satışa sunuldu, hedef 29. şampiyonluk mesajı içeren görsel ve haberler sürekli olarak fenerbahçe spor kulübü'ne ait websitesi ve sosyal medya hesaplarından pompalanıyor. buradaki amaç öncelikle 28 şampiyonluğun bütün taraftar tarafından kanıksanması ve kabul edilmesi. kabul etmenin en kolay yolu alışmaktır. bu kadar dillendirilen bir şeye de bir yerden sonra alışkanlık kazanılması çok olağan ve sık görülen bir şeydir.

    #hedef29 tshirtü*: https://www.fenerium.com.tr/...muza-t-shirt/1107790
    sabitlenmiş tweet: https://twitter.com/.../1162341252613967872

    bunun yanı sıra futbolcular tarafından da 29. şampiyonluk mücadelesinin verildiği söylem olarak dile getiriliyor. fenerbahçe tarihini zerre bilmeyen zanka'nın açıklamaları tesadüf değil. arkasında yönetim tarafından dayatılmış bir kolektif bilinç söz konusu.

    zanka'nın açıklamaları: https://twitter.com/...519292043452417?s=19

    peki kendilerine tepki gelmeyecek mi? tabi ki gelecek ve bunu öngörmüşler. tolga ciğerci'nin yaptığı "şutlarım çok iyi bunu öbür tarafta göstermiştim" açıklaması oyuncunun dil bilgisinin yetersiz olmasıyla veya talihsizlik olarak açıklanamaz, açıklanmamalı. "öbür taraf" karşıtlık belirten bir ifade. galatasaray'dan "karşıt", "düşman" olarak bahsetmek istiyorlar çünkü galatasaray eğer 28 şampiyonluk olayına tepki koyarsa "bunu yapıyorlar çünkü onlar bizim düşmanımız" demek istiyorlar.

    böyle pek çok örnek sunulabilir. daha niceleri var ve eminim hepiniz karşılaştınız bunlarla ama sonuç olarak aynı yere çıkıyor. evet fenerbahçe yönetimi başarısızlığını bir şekilde örtmek istiyor ancak bu sefer aziz yıldırım edasıyla fenerbahçe formasının çeşitli yerlerine yıldız bastıracak kadar da amatör değiller. doğru koşulları oluşturuyorlar. 28 şampiyonluk yalanını ilk ortaya atan nihat özdemir'in bir anda, hiç ortada adı dahi geçmiyorken birkaç gün içerisinde "tek aday" olarak seçime girmesi tabi ki tesadüf değil. fenerbahçeli bir başkanı şahsen ben de bekliyordum ancak uygun koşullar oluştuğunda 1959 öncesi şampiyonlukları en hızlı onaylayabilecek isim şüphesiz nihat özdemir.

    peki fenerbahçe bundan sonra ne yapacak? tahminlerimi sıralayayım, öncelikle futbolcuların 29. şampiyonluk mücadelesi söylemlerinin sayısı artar. özellikle serdar aziz ve emre belözoğlu'ndan da böyle söylemler bekliyorum. aynı zamanda galatasaray karşıtlığı söylemleri de yine bu ikili başta olmak üzere gelmeye devam edecektir. hatta arada bir yerde sadık çiftpınar'dan maç sonrası röportajı olarak falan "ben galatasaray altyapısında fenerbahçeli olduğum için çok haksızlık gördüm, fenerbahçe ailem" tadında bir şeyler de gelebilir. daha sonraki süreçte önce fenerbahçe muhabiri gibi gözükmeyen ancak fenerbahçeli olan medya çalışanları televizyon ekranlarında 28 şampiyonluk zırvalıklarına başlar. kimse "verin kardeşim fener'in kupalarını" demez ama herhangi bir galibiyet sonrası "29. şampiyonluk yolunda emre b.'nin rolü çok önemli falan fasarya" tadında araya sıkıştırmalar başlar. o gün geldiğinde anlayın ki 28 şampiyonluk söylemi "normalleşmiştir".

    son aşama olarak fenerbahçe yönetimi açık açık savaş ilan eder tff'ye. konuyu yargıya taşıyacağını söyler. beşiktaş zaten '59 öncesinden iki şampiyonluk aldığı için muhtemelen ağzını açmaz hatta destekler. tff de, nihat özdemir yani, uzlaşmacı bir tavır sergiler. der ki kulüpler birliği'ni toplayın, oylayın. kulüpler birliği'nden de onay çıkar ve fenerbahçe'nin 28 şampiyonluk yalanı artık tescilli bir doğru olur. geçmiş olsun. tabi muhtemelen fenerbahçe sadece şampiyonluk sayısıyla kalmaz faizi ile beraber tff'den şampiyonluk primi de alır. bunu almak için istemesine gerek bile olmaz.

    peki bu konuda galatasaray'a ne düşüyor? şaka gibi gelebilir ancak bununla mücadele etmenin yolu karşı kamuoyu oluşturmaktan geçiyor sadece. sürekli doğru bilgileri anlatan ve bilen bir kamuoyu. en ideal çözüm bu. galatasaray camiası, taraftarı her 28 şampiyonluk ibaresini gördüğünde "yalancıyı sikmiyorlar ya" tarzı söylemlerini bir kenara bırakıp doğruların peşinde koşmalı, anlatmalı. hıncal uluç her gün fatih terim'e söveceğine birazcık itibarını kullanarak belgelerle yalanlamalı. zaten var olan belgelere ulaşmak, sarı basın kartı sahibi muhabir ve gazeteciler için zor olmasa gerek. sarı basın kartı almak da çok zor değil bu isimler için. galatasaray yönetimi çok dillendirmeden hatta hiç söylemde bulunmadan medya ve entelektüel insan gücüyle savaş açmalı bu 28 şampiyonluk yalanına. fenerbahçe camiası kamuyu yanlış bilgilendirmekte bir beis görmüyor ey galatasaraylı hukukçular!

    28 şampiyonluk, 1959 öncesi şampiyonluklar sayılsın gibi söylemlerin arkasında yatan zihniyeti görmezden gelmek ne yazık ki yanlış hamle olacaktır. fenerbahçe gerekli kamuoyunu yarattığı gün iş işten geçmiş olacak. evet ben de farkındayım fenerbahçe'ye bugün 5 yıldız verilse maksimum 15 yıl içerisinde onları tekrar geçeceğimizin ancak olayın nerelere gidebileceğini anlatmaya çalıştım. bugün bu yalanı doğru yapar, o uydurma şampiyonluklara hak kazanırlarsa yarın öbür gün neler isteyebileceklerini hayal etmek bile zor. ve bu sadece bir olay için, nasıl bir dünya'da yaşıyoruz bunu da görmek, düşünmek lazım. tartışmak, konuşmak isteyen herkese açığım. lütfen post-truth'u olur olmadık her yerde galatasaraylılara ve dostlarınıza anlatın. bir gazetecilik öğrencisi ve medya mensubu olarak gücümün farkındayım ancak bu gücün yanlış kalemlerde nasıl bir belaya dönüşebileceğinin de farkındayım. doğrudan ve gerçekten ayrılmayın.

    saygı ve selam ile...
  • 4594
    hazır yeri gelmişken kısaca bir hatırlatma yapmamız gereken şikeci kulüp. unutulmasın nasıl affedildiği.

    şimdi adım adım yazacağım. çokta uzatmadan.

    - etik kurul 14 klasörden oluşan raporunu tamamladı. sonuç neydi? şike vardır.
    - rapor kesinleşince nihat özdemir kamuoyuna 58. madde değişmeze ülke futbolu batar diyerek çıktı ercan saatçinin hurriyet gazetesinde. kulüp tarafından hiç yalanlanmadan.
    - taraftar biz şike lekesi istemeyiz deyince cayıldı. o halde "şike konusunu komple ortadan kaldırmalıyız" kararı alındı.
    - sporcusu, siyasetçisi, medya mensubu, yöneticisi bin bir kez dönemin başbakanı rte'yi ziyaret ettiler.
    - 3.000 kişilik mitingler 35-40 bin denilerek lanse edildi. medya tepki korkunç mesajı verdi. oy kaybı riski konusunda ikna edildi başbakan.
    - aziz yıldırım çıktı; ''benimle başbakanın arasına kimse giremez'' dedi. 5-6 aydır ağzını bıçak açmayan, taraftarı "cemaatin işi" diye yırtınan aziz yıldırım.
    - başbakan kararı verdi. sonrası zaten süreç meselesiydi.
    - buradan kurtulmanın tek yolu raporun yok edilmesiydi. onu da ancak etik kurulu yok ederek yapabilirlerdi.
    - etik kurulu yok etmenin tek yolu neydi? tff yönetiminin komple istifa etmesiydi.
    - tff 58. madde için genel kurula çağırdı, kulüpler birliğinin büyük bölümü destekler gözüktü.
    - kongre kesinleşince 58 gündeme geldiğinde sesini bile çıkarmayan aziz yıldırım biz istemezük dedi.
    - daha önce 58 diyen nihat özdemir ve tv programlarında kamuoyu kovalayan ali koç biz de istemeyiz dedi.
    - bu sefer sanki gs ile fb aynı şeyi istiyormuş gibi garip bir durum oluştu. oysa bir tanesi sadece oyuncuydu.
    - tff kurul günü sanki fenerbahçe genel kuruluymuşçasına tüm fener yöneticileri çıktılar tff'yi indirmek için vurdular ardı ardına.
    - tff'nin (güya) çözümü genel kurulda reddedilmiş oldu. mehmet ali aydınlar bana güvenmiyorsunuz, düşüneceğim o zaman dedi. kendisine kurtuluş yolu açıldı.
    - bir iki gün bekletilip süreçteki tek bilinmeyen uefa suçlu ve kötü niyetli pazarlanmaya başlandı. toplum vicdanı için bu gerekliydi.
    - maa uefa tartışmaları eşliğinde istifa yazısında bile uefa'ya sitem ederek istifa etti.
    - bir tek kendi istifa etmedi. tepe yöneticiler de etti. yani? yönetim düştü.
    - sadece yönetim mi düştü? hayır tüm kurullar düştü. etik kurul da düştü.
    - etik kurul düştü ne demek? şike vardır raporu kadük oldu demek.
    - kadük oldu ne demek? baştan yazılacak demek
    - kim yazacak bu raporu? yeni gelen etik kurulu
    - yeni gelen etik kurulunu kim seçecekti? başbakan.
    - sonuçta ne oldu "şike yok, bir şeyler varsa da sahaya yansımamış" dendi.
    - fener kurtuldu. sadece cezadan değil şikeden hüküm giymektende.

    işte buna kumpas denir, siyaset denir, çürümüşlüğün içinde manevra kabiliyeti denir. gözümüzün önünde olmasına rağmen önüne geçemedik bu pisliğin. adım adım nakış nakış işlendi orta oyunu. yazıklar olsun.

    yine siyaset, iktidar, kokuşmuş düzen kazandı. bizler de ne oluyor derken bitti ve gitti.

    başta iktidar üyeleri olmak üzere tüm fenerbahçe yöneticilerini ve maa'yı üstün yeteneklerinden dolayı tebrik ediyorum.

    fazla lafa gerek yok.

    yarın rakibimizsiniz ama ebediyen şikecisiniz.
  • 5407
    teknik direktörünün bugünkü açıklamalarından satır başları;

    "adaleti herkes için istememiz gerekiyor."

    hatırlanan: (bkz: 28 kasım 2018 kulüpler birliği vakfı açıklaması)

    "arkadaşlar inanabiliyor musunuz, oyun oynanırken kural değişti."

    hatırlanan: (bkz: futbol disiplin talimatı 58. madde)

    "var'a gitmeniz gereken pozisyonda gitmiyorsunuz."

    hatırlanan: (bkz: 14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçı)

    sonra kötüsünüz, keser döner sap döner gün gelir hesap döner deyince kızıyorlar.

    herkesin adaleti şaşar, allah'ın adaleti şaşmaz.
  • 7014
    sırf galatasaray’a gitmesin diye tonla para verilip alınan futbolcular, samandıra’da antrenmana girmeye çalışırken görüntülendi:
    https://gss.gs/FF9.jpeg

    ali koç futbolcuların aylık ödemesini yaparken:
    https://gss.gs/peB.jpeg

    futbolcular lüks araçlarıyla antrenmandan çıkarken görüntülendi:
    https://gss.gs/0mR.jpeg

    oynamaya yer bulamayıp kenarda çürüyen futbolcular ali koç’a dertlerini anlatmaya çalışıyor:
    https://gss.gs/ie2.jpeg

    boeing 747’ye sığmayan futbolcu havalimanında bırakılıyor:
    https://gss.gs/JN7.jpeg

    köyünden hiç çıkmamış amatör futbolcu adayları sırf galatasaray almasın diye aniden istanbul’a çağrılıncaki halleri:
    https://gss.gs/D6y.jpeg

    sahte menajerler seni galatasaray almasın diye fenere transfer edeceğim diyerek gariban futbolcuları kandırırken:
    https://gss.gs/pXQ.jpeg

    bu kadar futbolcuyu şehre nasıl sığdıracağını düşünürken belediye başkanı:
    https://gss.gs/UaM.jpeg

    anadolu takımından fenerbahçe’ye kapak atan afrikalı futbolcu mutluluğu:
    https://gss.gs/zf7.jpeg

    fenerbahçe’nin yeni takım otobüsü:
    https://gss.gs/vxL.jpeg

    jesus herkesi çayla dediğinde kulübün çaycısı ve çırağının sıfat-ül eşgali:
    https://gss.gs/5o1.jpeg

    antalya kampındaki fenerbahçe’de yüzler gülüyor:
    https://gss.gs/DdU.jpeg

    fenerbahçe hala alınmamış futbolcu kalmış mı diye ülkeyi gözetlerken:
    https://gss.gs/jqF.jpeg

    fenerbahçe avukatları uefa’ya finansal fair play’e uyduklarını nasıl anlatacağını düşünürken:
    https://gss.gs/hvF.jpeg
  • 7003
    az önce aspor'da yayınlanan takım oyunu isimli programda mertens'in penaltı pozisyonu konuşulurken serkan korkmaz isimli yorumcu arada inanılmaz bir cümle kurdu duyduklarıma inanamadım!

    kanıt için ekran kaydını da aldım: https://streamable.com/1gi6ts

    kendisi 4 ocak 2023 galatasaray ankaragücü maçı'nda mertens'in düşürüldüğü pozisyona penaltı vermem ancak hakem verse de bir şey demem dedi. tabi kural kitabına göre bir yerlerde penaltı olabilir derken; dün akşam aynı anda bütün medyaya antalyaspor'un iptal edilen golü için "karar doğru diyeceksiniz!" şeklinde mesajlar, aramalar ve baskı geldiğini söyledi. bülent yıldırım da dün "rejiden geleni uyguluyorum" gibi bir şeyler kaçırmıştı ağzından.

    yönetim bu işin peşine kesinlikle düşmeli! bunlar arsızlığı arşa çıkarttılar. amaçlarına ulaşmalarına izin vermeden bütün tezgahlarını açıklayıp medyadaki tetikçilere de uyarıyı vermeliyiz.
  • 7223
    https://gss.gs/5yv.jpg
    https://gss.gs/Q4Q.jpg
    https://gss.gs/NAZ.jpg
    https://gss.gs/YrW.png

    futbolda federasyonun kurulduğu 1923'ü baz alıp türkiye futbol şampiyonası'ndan hak iddia eden, fakat basketbolda futbolun aksine basketbol süper liginin kuruluşunu baz alan, türkiye basketbol şampiyonası'ndan hak iddia etmeyen kulüptür. ne de olsa türkiye basketbol şampiyonası'nda en çok şampiyonluğu olan kulüp galatasaray. işte size tek entry ile bu camianın özetini yaptım. hakkaniyet ve adalet umurlarında değil. işlerine ne geliyorsa onu istiyorlar.

    edit: sisli meydanlarinda dolasan adlı yazarımız da daha önce bu konuya etraflıca değinmiş. okumanızı öneririm. (bkz: #3132874)
  • 1789
    ingiltere'de bi dönem futbolcuların iki fiyatı vardı ya: gerçek fiyatı, chelsea fiyatı diye..
    türkiye'de de yerli futbolcuların iki fiyatı var: bir, gerçek fiyatı. iki, sen vermezsen fenerbahçe verir fiyatı..

    az palazlanan her yerli futbolcu için kapı en az 5'ten açılıyor ya şimdi, 4 verirsen kabul etmiyor pezevenkler. işte bu göt kalkıklığının, bu kendini bilmezliğin sebebi fenerbahçe.

    sen orhan şam'ın fiyatını sorup 4 milyon euro cevabını aldığında gülüyorsun ya, adam hiç üzerine alınmıyor bunu, düşünmüyor. çünkü biliyor ki sen vermezsen, fenerbahçe verecek.

    kayserispor'un bugün tüm oyuncularına talip olalım:

    eren güngör: 5
    kızinaşvili: 5 (premier lig görmüş yea)
    hasan ali: 4
    okay yokuşlu: 5 (genç yetenek)
    abdullah durak: 5 (son iki sezonda 50 maça çıkmış, istikrarlı)
    kujovic: 5
    kamih ahmet çörekçi: 4
    amrabat: 15
    troisi: 8
    sefa yılmaz: 8

    isteyecekleri fiyatlar bundan farklı olmaz. geçen de söylemiştim, alt alta yazıp toplayınca inter'den fazla ediyorlar.

    ama kim bu takım: kayserispor. geçen sezon kaçıncı oldular: 11.

    bu göt kalkıklıklarının sebebi kim;

    fenerbahçe.
  • 5195
    bazen diyorum ki, bir camia daha nasıl alçalabilir, nasıl yerin dibine girebilir?!
    sağolsun, bunlar dibin de dibini gösteriyorlar.
    adamlar da ahlâk, etik adına hiç ama, hiçbir değer yok.
    şike yapıp, utanmadan, sıkılmadan zeytinyağı gibi üste çıktılar yıllarca.
    siyasetle, tff'yle hakemleri baskı altına alıp aleyhlerine bir tane karar olmamasına rağmen, sürekli mağdur edebiyatı yapıp taraftarlarını uyuttular.
    arka planda her türlü oyunu, hileyi yapmalarına rağmen, dünya kadar para harcamalarına rağmen az daha küme düşüyorlardı.
    sırf ezikliklerinden ve komplekslerinden 50 yıl önceki uyduruk maçlarla aldıkları kupaları bile şampiyonluk saymaya çalıştılar.
    hakemlerin puan kazansınlar diye çırpındıkları maçlardan sonra bile yenilmişlerse olayı kural hatası var diyecek noktada arsızlık yapıyorlar.
    bunlar için tek önemli şey kazanmak.
    böyle gözü dönmüş, böyle kural tanımayan bir camia olamaz.
    fenerbahçe gibi istanbul'un en nezih semtlerinden birini temsil eden bir futbol kulübü bu kadar yoz ve etikten yoksun olmamalı.
    o kadar günah işliyorlar ki, yaptıkları onca hile hurdaya rağmen resmen ayakları takılıyor, basiretleri bağlanıyor ve kaybediyorlar.
    hâlâ anlamadılar hak yiyerek, emek çalarak başarılı olamayacaklarını!
  • 5308
    https://i4.hurimg.com/...f018fbb8f86e7e20.jpg

    futbolcularimiza yapilan bu irkci saldiriyi cezalandirmayan, üstelik korumak icin elinden gelen her seyi yapan kulüp.

    zamanin fenerbahce yönetimi, muzu gösteren kisi hakkinda "sindirim sistemi bozuktu, bu yüzden muz yedi" gibi sacma bir aciklama yapmisti.

    oysa ki "bu hareketi kiniyoruz, ömür boyu tribünlerden men ediyoruz" deselerdi herkes desteklerdi.

    rezil kelimesinin karsiligidir bu takim.
  • 1848
    bu kulübün piyasadaki tüm yerlileri 3'e 5'e bakmadan toplaması sizi sinirlendirip, soluğu ünal aysal ya da galatasaray başlığında almanıza sebep olabilir.

    olmasın.

    çünkü orası fenerbahçe. burası da galatasaray.

    galatasaray serdar kesimal'e 5 milyon euro vermez. serdar kesimal'in daha iyisini altyapıdan çıkarır. çıkaramadı ve verdi diyelim. ikinci senesinde küfreder gibi takımın 4. stoperi pozisyonuna getirmez serdar'ı. bunu ne başkanı yapar, ne teknik direktörü yapar, ne de taraftarı buna izin verir. o kadar gerizekalı bir kulüp değil çünkü galatasaray. hiçbir zaman da olmadı. ne camia öyle bir camia oldu, ne de taraftar hiçbir zaman fenerbahçe taraftarları gibi ''alalım, ne kadar palazlanmış isim varsa hepsini alalım, daha iyisi varsa onları da alalım'' şımarıklığını sergiledi.

    şike yapan bir başkana hala sahip çıkabilme midesizliğini bir kenara bırakıyorum. biz mehmet topuz'u bile kaldıramayız. göndeririz kulüpten. vallaha bak. 10 milyon euro verip alınacak, iki sezonda 10 tane müspet hareketi olmayacak. olmadığı gibi binbir sahtekarlıkla tribünlere oynamaya çalışacak. kendi evladımız sabri'yi bile sırf bu gereksiz şirinlikleri yüzünden yeri geldi mi çarmıha geren bir taraftarız biz. mehmet topuz'u hoca göndertmese de üçüncü gün göndertiriz. ama adamlar sahip çıkıyor. niye? çünkü 10 milyon euro verdiler ve bu tarihi kazığı kamufle etmeye çalışıyorlar. tıpkı başkanlarının suçunun üstünü örtmeye çalıştıkları gibi.

    sonra bunun adı 'sahip çıkmak' oluyor. vefa oluyor. erdemlere bak amk. lan insan taraftarı olduğu kulübü şikeye bulaştıran bir adama sahip çıkar mı? çıkarsa da bunun adı sahip çıkmak olur mu olur? bildiğin gerizekalılık, omurgasızlık, midesizlik, arsızlık bu..

    dün serkan kırıntılı'nın sözleşmesini uzattı lan bu kulüp. elinde volkan demirel var, mert günok var ve sen, üçüncü kaleci olarak bilmem kaç yaşındaki bir adama bilmem kaç bin tl veriyorsun. bundan daha gerizekalıca bir iş var mı? üçüncü kaleciyi a2 takımından biri yapsan ne olur, yapmasan ne olur.. zaten önlerinde volkan var. onun arkasında en az onun kadar iyi başka isim var ve sen bu şartlarda dahi oraya altyapıdan bir isim koymayıp, serkan kırıntılı gibi bir adamla 2 yıllık sözleşme yeniliyorsun.

    bunu galatasaray yapar mı? yapmaz. ama adamlar yapıyor. çünkü onlar öyle bir kulüp. her zaman da öyle oldular.

    biz de böyleyiz.

    onların stoperi 5 milyon euro verip aldıkları ve sonra yüzüne bakmadıkları serdar kesimal.
    bizim stoperimiz semih.
    onları kanat oyuncusu zorla, hatta neredeyse başına silah dayayarak aldıkları 10 milyon euroluk mehmet topuz.
    bizim emre çolak.

    böyle. sen de böyle olduğu için galatasaraylı'sın. o da öyle olduğu için fenerbahçeli. ve biz de ona öyle olduğu için fenerli diyoruz.
  • 6284
    açılın, %100 anti fb modundayım.

    uzun bir süre bahis oynamadıktan sonra (3 gün) dayanamayıp hesaba 100 lira attım. bonuslar, free spinler derken kasa 120 lira oldu.

    hekimoğlu trabzon kazanır, kocaelispor yenilmez dedim, kasa hop 190'a geldi,
    2 tane canlı maça 0.5 üst dedim, 250 oldu.
    psg 2 fark yemez, liverpool 1.5 üst dedim, kasayı 400 yapıp uyudum.

    sabah kalktım. oha lan, ben yine tutturmaya başladım dedim, internete girip uçak bileti aldım. nereye? tokat'a. tokat'ta havaalanı yok diyenler olacaktır, sivas'tan aktarma yapıcam detay bağımlıları. uçak bileti parasını çıkaralım bari diyip devam ettim.

    slavia prag- rangers ilk yarı 2.5 alt dedim, geldi, ajax-young boys 1.5 üst dedim geldi. kasa oldu 500 perşembe akşamı.

    cuma günü atalanta ve lazio yenilmez, efes basket 1 dedim. kasa oldu 700.
    cumartesi sabahı kalktım, cappy atom yataklık yapıp bi sigara yaktım köyde bahçede. bu işi çözdüm artık özgüveniyle haftanın maçlarını analiz edip 700'ü 1500 yapıp çekileyim dedim.

    cumartesi real madrid yenilmez, toulouse yenilmez, salzburg 1 dedim. cumartesi günü maçları yormadan geldi.

    aha dedim, fener hakemlerle makemlerle istemeden de olsa kazanmaya başladı. trabzonu deplasmanda yenen takım heralde evinde lig sonuncusu, son 1927342423 maçta kazanamamış gençlerbirliği'ni bir şekilde yener dedim.

    arkadaşlarla sahile indik, ses bombasını bağlayıp kah efkarlı kah neşeli şarkılarla günümüzü gün ettik. eve geldik, sofra hazırlanmış, fener 1-0 önde. ulan zaten bunlara puan kaybetmezsiniz diye size bahis aldım, ilk defa işe yarıcanız ha köftehorlar dedim içimden. o anda telefonumdan gol bildirim sesi geldi kutsal uygulama maçkolik'ten. bi baktım gençler atmış.

    ikinci yarı başladı, baba dedim fener alırsa 1500 lira alcam ha, yarın "memleket sivas, viskimiz chivas haaa" diyip içeriz dedim. "fener'den gelcek olan gelmez olsun" dedi, bi gol bildirimi daha geldi. "kim atmış?" dedi. "ahhahahah gençler atmış dedim". gözlerimi ovuşturdum. silecek olsa onları da çalıştırırdım. çok tuhaf bir olay gerçekleşiyordu kadıköy şükrü saraçoğlu kayak merkezinde.

    evet arkadaşlar, fenerbahçe kazanması için gereken isabetli şut sayısı 2 değil.
    gençlerbirliği ilk yarı isabetli şutu yokken gol attı.

    her neyse,
    olan oldu gari. iki durumda da kazancaktım. fener'in puan kaybı olduğu için maddi kayıp hiç içimi yakmadı bu sefer. halbuki ben marco reus'un penaltı kaçırdığı bi maçtan sonra instagramdan "senin yüzünden kuponum yattı, parasını gönder" diye mesaj atmış adamım :(
  • 5271
    televizyonlarda kadına şiddet karşıtı reklam filmleri döndüren, maçlara kadına şiddet karşıtı pankartla çıkan, aynı maçta hem kadın sporcuya/sporculara hem de takıma galiz küfreden, yine aynı maç sonunda salon hoparlöründen tribüne "çalgıcı karısı" diye tempo tutturan kompleksli, karaktersiz ve yanar döner bir camia...

    allah kimseyi fenerli yapmasın ya. geri kalan herşeyin bir çözümü var hayatta...
  • 5120
    twitter'da "türkiye şampiyonluğunu 29. kez müzemize getirmek için #omuzomuzaşampiyonluğa" başlığıyla şöyle bir video yayınlamış spor kulübü

    https://twitter.com/.../1162341252613967872

    bundan tam 5 sene önce, henüz galatasaray 4. yıldızı takmamış iken, şampiyonluk sayıları 19'a 19 iken "loading" adlı bir görsel paylaşmışlardı. galatasaray 5 yılda 3 şampiyonluk daha alıp 5. yıldız yolunda doludizgin devam ederken şampiyonluk sayıları birden 28 oluverdi. asdasasdfasdfasdf açık ve net dünyanın en zavallı kuruluşudur fenerbahçe. zevk alıyorum.
  • 6839
    centilmen yarışsalar belkide lig şampiyonluğu sayısı bizden fazla olabilirdi, uefada yarı finalde elenmeyebilirlerdi. fenerbahçe yönetimi, taraftarı, medyası çok uzun süredir centilmenlikten uzak durumdalar. manevi yönü kuvvetli bir insan değilim ama iyi niyetli olanların bir şekilde işlerinin rast gittiğine çok tanık oldum. bu sezon şampiyon oluruz olamayız bilmiyorum ama fenerbahçenin olamayacağını biliyorum.
  • 7966
    özentileri 90’lı yılların başına kadar uzanıyor.
    92-93 sezonunda kalli ve alman futbolcularımız başarılı olunca ertesi sezon takımın başına holger osieck’i getirdiler.
    stoper andreas wagenhaus da bonusu olmuştu:)
    e tutmadı haliyle.
    dean saunders transferi sonrası apar topar dalian atkinson’ı getirdiler.
    22 ekim 1995 fenerbahçe galatasaray maçında bize yaptığı hat trick dışında yoktu.
    romen futbolcularımız başarılı olunca sabin ilie ve viorel moldovan’ı getirdiler:)
    bir ara hakan şükür tarzı santrafor için kimler gelmedi ki:)
    frank pingel’i aldılar, fena da adam değildi ama sezon başında çapraz bağları koparmıştı.
    velhasıl 30 yıldan fazladır bizi takipteler:)
  • 8373
    öyle bir camia ki, arjantin'in bağrından kopup gelmiş, zamanında ırz düşmanı olarak anılan, çok afedersiniz s*i t*şağına denk yaşayan, italya'da kaptanı olduğu takımın taraftarı tarafından bile hedef tahtasına konulan ve bunu bile zerre iplemeyen, özel hayatı deli gibi çalkantılı ve epik bir adamı, iliklerine kadar fenerbahçe düşmanı yaptılar. 1.5 sene sürdü sadece. muazzam bir iş.

    (bkz: mauro icardi)
  • 8625
    camia olarak bir duruş gösterdiklerini düşünüyorlar. herkes maça çıkmama kararını böyle değerlendiriyor.
    ama sorun ne anlamadım gerçekten. fenerbahçe bu maça neden çıkmak istemiyor?
    hakemlerden şikayetçiler ama her maç 1 penaltı kazanıyorlar.
    her trio programında fenerbahçe lehine hatalar yapıldığı ortaya çıkıyor.
    trabzon maçında saha ortasında adam dövdünüz takımca, ceza alan yok.
    maçın 7 nisanda oynanacağı 1 aydan uzun bir süredir belliyken, tam maçın oynanacağı hafta ertelesek mi diye saçma sapan isteklerde bulunuyorlar.
    bu istekler gerçekleşmeyince de hede hödö biz çıkmıyoruz maça.

    e niye kardeşim? biz kulüp olarak takvimimizi sana göre ayarlamak zorunda mıyız? nerede görülmüş bu biri bana söylesin ya. a'dan z'ye medya mensuplarına algı yaptırıp kendi tarafını böyle konsolide ediyorlar bir de. kafayı yemişler.

    cumhuriyetin 100. yılında oynanacak, geliri deprem bölgesine aktarılacak olan böyle özel bir maçı bu derece lekelemek de sizin gibi bir camiaya yakışırdı. umarım bu yaptıklarınız yanınıza kalmayacak.
  • 8184
    son 25 senede toplamda 6 kez şampiyon olmuş takımdır. hadi bu şampiyonlukları inceleyelim;
    2000-2001 sezonu; belki tarihimizin en güçlü kadrosuyla ağırlıklı olarak şampiyonlar ligine odaklanmıştık ki ligi rahat rahat götürüyorduk. ama 3 puan önde girdiğimiz son 4 haftada önce sözde(!) kadıköy serisinin başladığı 6 mayıs 2001 fenerbahçe galatasaray maçı nda daha 5. dakikada verilmeyen penaltı ve kırmızı kart ile: https://twitter.com/.../1264081124793384961
    önce puan puana gelmiştik. daha sonrasında teşvik primi aldığı ortaya çıkan ankaragücü’ne kaybetmemiz sonucu 3 puan geriye düşmemiz 13 mayıs 2001 galatasaray ankaragücü maçı ile birlikte şampiyonluğu vermiştik. ayrıca bu sezon denizlispor, kocaelispor gibi iç sahada kaybettiğimiz maçlarda da ciddi hakem hatalarına maruz kalmıştık. ama hem hakem manüpilasyonuna hem de rakiplere gerek teşvik, gerekse maç satın alma yoluyla şike yaptığı bir sezondu.
    2003-2004 sezonu; açıkçası bizim erken koptuğumuz ve yanlış kadro sonucu erken koptuğumuz ve 3. fatih terim döneminin bittiği dönemdi. zaten şampiyon olamayacaktık. ama özellikle serdar bilgili, sinan engin ve aziz yıldırım ile ilgili çok ciddi iddialar gündeme gelmişti. sezon arasında 9 puan önde olan kadro olarak güçlü olan bir beşiktaş, 5 kırmızı çıkan bir samsunspor maçı sonrası dağılan ve şampiyonluğu kaybeden bir beşiltaş takımı vardı. bizi çok fazla ilgilendiren bir sezon değildi ama en azından bu sezonda bile aklımda kalan iki fenerbahçe maçında da hakem katliamına maruz kalmıştık. ilki 21 eylül 2003 galatasaray fenerbahçe maçı 90. dakikada muhittin boşat’ın maç 2-2 iken vermediği luciano smacı, ikincisi 29 şubat 2004 fenerbahçe galatasaray maçı nda maç 1-1 iken son dakikalarda faul sonrası başlayan atakta fenerbahçe’nin mehmet yozgatlı ile bulduğu tartışmalı gol ile kazandığı 2-1 lik maç. yani özetle iki maç toplamı kötü olduğumuz sezonda bile 3 puanımız çalınırken, fenerbahçe’ye verilen ekstra 3 puan. ki ilk devre bize kaybeden fenerbahçe iyice dağılıp, ikinci yarı o puanları toplar mıydı muamma bir sezon.
    2004-2005 sezonu; hagi ile başladığımız, iddiamızı son haftalara kadar koruduğumuz sezondu. açıkçası bu sezon bazı maçlarda yediğimiz son dakika golleriyle yine şampiyon olacağımızı düşünmüyordum. fakat ligi şampiyon fenerbahçe’nin sadece 3 puan gerisinde bitiren trabzonspor’un açık şekilde hakkının yendiği bir sezon olmuştur. ligin en skandal derbilerinden biri olan 30 nisan 2005 fenerbahçe trabzonspor maçı cem papila denen hakemin maçı fenerbahçe’ye hediye ettiği ve 2-1 fenerbahçe üstünlüğü ile biten maçtaki 2 golünün birinin ofsayt birinin olmayan penaltı ile geldiği maç sonucu şampiyonun belirlendiği maç olmuştur. dip not, cem papila bu maç sonunda hakemliği bırakmıştır. ikinci dip not bir sezon önce meşhur beşiktaş çöküşü başlayan samsunspor maçı hakemi de cem papila’dır.
    2006-2007 sezonu, açıkçası fenerbahçe bu sezon lehine hakem hataları olmasına rağmen hakederek şampiyon olduğu bir sezon olmuştur.
    2010-2011 sezonu; bu sezon hakkında bir şey yazmama herhalde gerek yok. zaten şikeli sezon olarak hafızalara kazınmıştır. trabzonspor’un 2005 sonrası bir şampiyonluğu sonrası iç edilmiştir.
    2013-2014 sezonu; sezona favori olarak girmiştik ama iç çekişmeler ve kendi hatalarımızla kaybettiğimiz bir sezon olmuştu. tek tek çıkartmaya üşendim, yine hakemler fenerbahçe lehine ciddi hatalar yapmıştı ama günün sonunda yine hakedilen bir şampiyonluktu.
    yani özetle büyük(!?) takım fenerbahçe normal bir ülkede belki son 25 sezonda 2 şampiyonluk hakederek almıştır. sadece bu süreçte 2 tane trabzonspor, 1 tane beşiktaş ve bir tane galatasaray şampiyonluğu net olarak çalınmıştır.
    ama büyük sıkıntı burada değil. yazı esas şimdi başlıyor. esas fenerbahçe kulübü bu süreçte, hem rakipleriyle, hem federasyonlarla hemde hakemlerle, gerek şike, gerek manüplasyonlarına rağmen şampiyon olamadığı sezonlara gelelim;
    son 25 sezon dediğimiz için 1998-1999 yılından başlayalım.
    1998-1999 sezonu; aziz yıldırım’ın ilk başkanlık zamanından şike denemelerine başladığı yıldır. (bkz: 3 mayıs 1998 şekerspor fenerbahçe maçı)
    1999-2000 sezonu; söylenecek birşey yok. sezonu fenerbahçe’nin 18 puan önünde bitirdiğimiz ayrıca uefa kupasını alarak bir nesil fenerbahçelinin psikolojisini bozduğumuz sezondur.
    2001-2002 sezonu, şampiyon olduğumuz sezondur. en akılda kalan hakemin ali aydın olduğu ve bu cesur(!?) hakemin 4 kırmızı kartının damga vurduğu maç olan 16 şubat 2002 fenerbahçe galatasaray maçı rezaletine rağmen, kadro eksikliklerine rağmen şampiyon olduğumuz sezondur.
    2002-2003 sezonu; fenerbahçe’nin zaten sezonla bir ilgisinin olmadığı ve erken koptuğu sezondur. bu sezon bizden çalınıp, beşiktaş’a hediye edilen skandal bir sezondu ama bu ayrı bir konu olduğu için buraya yazmayacağım.
    2005-2006 sezonu; mucizevi şekilde şampiyon olduğumuz sezondur. 17 sene geçmesine rağmen sanki hakları yenilmiş gibi hala algı yapmaya çalışanlara, en azından bu sezonda bile meşhur anelka ve nobre’nin elle gol atarak kazandıkları maçlarla sezonu sona getirdiklerini hatırlatmakta fayda vardır. kanırta kanırta şampiyon olmuşuzdur ki hala o sezon bunlardaki en büyük kuyruk acısıdır. meşhur o elle aldıkları iki maç:
    1 ekim 2005 konyaspor fenerbahçe maçı
    21 ağustos 2005 çaykur rizespor fenerbaçe maçı
    2008-2009 sezonu, beşiktaş’ın hakederek şampiyon olduğu, hem galatasaray’ın hem de fenerbahçe’nin erken koptuğu sezondur. o yüzden irdelemeye gerek olmayan sezondur.
    2009-2010 sezonu, bu sezonu bursaspor şampiyon bitirmiştir. son maçı 16 mayıs 2010 fenerbahçe trabzonspor maçı kazanamayarak ikinci derin darbeyi yiyen fenerbahçe, esas darbeyi kendi evinde 22 şubat 2010 fenerbahçe bursaspor maçı sonrası kaybetmişlerdir. bursaspor hakederek şampiyon olmuştur.
    2011-2012 sezonu, malum şike sezonu sonrası fenerbahçe’sini kurtarmak için dönemin fanatik federasyon başkanı mehmet ali ‘ın yıllar sonra kendi ağzıyla tv’de itiraf ettiği gibi play off getirilen sezondu. normal sezonu 9 puan önde bitirmemize rağmen, play off saçmalığı ile son maçta kadıköy’de şampiyonluğu kaybetme riski ile karşı karşıya kalsakta, kupayı orada kaldırmıştık.
    2012-2013 sezonu; rahat bir şampiyonluk elde etmiştik. çok fazla değinilecek bir sezon değildir.
    2014-2015 sezonu; sallantıda geçen günler olmasına rağmen hakederek şampiyonluk yaşadığımız sezondu. o yıllarda son 4-5 senedir şikeden sonra hakemler ve federasyon çok fazla adaletsizlik yapamıyorlardı. o yüzden bu sezonlarda çok aşırı durumlar yaşanmadı.
    2015-2016 ve 2016-2017 sezonları; açıkçası beşiktaş iyiydi. lehlerine hatalar yapıldı ama bu iki sezonda hakederek şampiyon oldular. fenerbahçe iyi kadrolar kurmasına rağmen başarısız oldu.
    2017-2018 sezonu; hakederek şampiyonluğu aldığımız, aynı 2014-2015 sezonu gibi doğru zamanda ki hoca değişikliği ile şampiyon olduğumuz yıldır.
    2018-2019 sezonu; enteresan bir sezondu. ali koç’un ilk sezonu olan sezon; fenerbahçe için genellikle düşme korkusu ile geçmiş bir sezondu. eğer adil bir sezon olsa küme düşerlerdi. biz ise sezonu aleyimize hatalara rağmen şampiyonlukla bitirmiştik.
    2019-2020 sezonu, pandemi sezonudur. ali koç sadece hakem manipülasyonu ile başarılı olamayacağını anlayınca taktik değişikliğine gidip tamamen galatasaray şampiyon olmasında kim olursa olsun mantığı ile pandemi dönemi maçların başlamasıyla çeşitli algı ve hakem hatalarıyla fişimizin çekildiği sezon olmuştur.
    2020-2021 sezonu, 1 gol averaj ile şampiyonluğu beşiktaş’a kaybettik. bu sezonda ayrı bir başlık konusudur o yüzden geçiyorum.
    2021-2022 sezonu, bizim açımızdan kötü bir sezondu. ama aynı 2003-2004 sezonu gibi iç sahadaki fenerbahçe maçında fişimizi hakem ve var yoluyla çektiler. 21 kasım 2021 galatasaray fenerbahçe maçı sonrasında da tepetaklak gittik. belki yine şampiyon olamazdık ama bu maçta hakem eli değmese kesinlikle fenerbahçe’nin üstünde bitirirdik. trabzonspor ligin genelinde iyi futbol oynayarak şampiyonluğu haketmiştir.
    2022-2023 sezonu, yeniden yapılanma sonucu girdiğimiz sezona iyi başlamasakta, sonrasında yukarı ivmelenip, hakederek şampiyonluk yaşadığımız sezondur. rakibimiz fenerbahçe’ye içeride dışarıda 3-0 dan olmak üzere 6 gol atıp, pozisyon dahi vermediğimiz 2 maç haricinde akılda kalan fenerbahçe gol kralı olan valencia’nın bir sezon içinde attığı 29 golünün tam olarak 12 tanesinin penaltıdan geldiğini, fenerbahçe’nin ise toplamda bir sezonda 17 penaltı attığı sezon olmuştur. yani nerdeyse 2 maçta 1 penaltı atarak rekorlarına bir yenisini eklemiştir. buna rağmen şampiyonluğu açık ara galatasaray almıştır.
    bu sezon ise herkesin malumu. yatan takımlar, hakemler, cezalar derken tamamen skandallarla geçen ilk yarı sonucu dün yine kadıköy’de kıyıma uğradık. 24 aralık 2023 fenerbahçe galatasaray maçı
    bakalım sezonda daha nasıl skandallarla uğraşacağız. özetle ülkenin şımarık takımı fenerbahçe, aldığı şaibeli şampiyonluklar yanı sıra, şaibe ile alamadığı sezonlar içinde kısaca bir özet geçmeye çalıştım. eğer kafamı daha çok kızdırırlarsa tek tek son 25 yıldaki pisliklerini dökmeye devam edeceğim.
  • 4414
    bu sezon yaptıkları şeyi ilk defa yapmıyorlar. hatta bu kulvarda “ genç oyuncu değirmeni” derler kendileri için. fakat, bu sene, daha önceki yıllarda yaptıklarından farklı şeyler de deniyorlar: takımın iskeleti olmadan, genç oyuncuları direkt takıma eklediler. bu oyuncuları ve takımı fenerbahçeyi hiç bilmeyen adamın eline emanet edecekler. altyapı için de yeni biriyle anlaştılar (bkz: david badia). bu yaptıkları hamleyi ben şu şekilde yorumluyorum; bir proje belirleyelim, onun başına çağdaş futbolu bilen adam getirelim, getirdiğimiz adamın istediği futbolcuları takıma kazandırabilecek isim yapmış bir sportif direktör bulalım. aynı zamanda altyapıyı adam edelim ordan da futbolcu çıksın ve gelecek yıllara ambargo koyalım. kısacası dortmund olalım niyetindeler. şimdiden yazıyorum, bu kafa ve yapılan hamlelere bakınca, hüsrana uğrayacaklar ve çok fena madara olacaklar.

    bunun birinci nedeni,
    genç oyuncu hamlelerine sabredecek taraftarı yok, camiası hazır değil. ayrıca, takımın halihazırda bir iskeleti yok. bütün pozisyonlara genç oyuncuları bir anda koyamazssınız. tecrübe eksikliği adamı alır götürür. orantılı iş yapmanız lazım gelir. gün sonunda o gencecik yeteneklere kıyılacak tabiki. kısaca bir hatırlayalım. kimleri harcamadılar ki,
    serkan reçber, yaşı yetenler hatırlar zeytinburnuspor’dan almışlardı, orta saha oynardı. söndü gitti, şimdi bilen yok. mustafa doğan‘ı aldılar, almanya ikinci liginden getirmişlerdi, hatırlayanlar yaka silkti bile. bizim adrian’a karşılık sabin ilie‘yi getirdiler , sonuç: taraftar boğacaktı zor kaçtı buralardan. ertesi senelerde, ali güneşgeldi, ne uzadı ne kısaldı sonra da bjk ya gitti. sonra, serhat akın‘ı getirdiker kariyerinin nerede bittiği çok biliniyor. aziz başkanı sen şu köşede oyna artık deyiverdi bir gün. 2002 de yine olduğumuz yıla benzer şekilde adeta genç oyuncu göçü yaşattılar. aklıma geldiğince, tuncay şanlı kemal aslan ismail güldüren erhan albayrak volkan demirel fahri tatan ve altyapıdan semih şentürk‘ü getirmişlerdi. kemal aslanı bir hafta gözümüze soka soka, zorla izlettiler. yeni zidane mı demediler, sonraki durağı real mi demediler, neler söylediler. üzülerek söylüyorum, ayağı kırıldı ve kariyeri bitti. bu aldıkları adamlardan sadece tuncay ve volkandan yararlanabildiler. ama onlar dahil, içlerinden bir tanesinin bile kariyeri yükselmedi. ertesi sene, olcan adın mahmut hanefi selçuk şahin ve servet çetin transferleri yapıldı. mahmut hanefi için yerli carlos diyorlardı. nal topladı. bu grubun içerisinde bizde oynamış iki oyuncu da bulunmakta. fenere transfer olup kariyerini yükseltebilmiş iki isim... sonraki yıl serkan balcı ve kerim zengin katılmış a takıma. kerim için aman allahım neler dediler hatırlayın. sonuç: fiyasko. sonra ilhan parlak transfer edildi ve harcandı. resmen bozuk para sesi duyuldu. özer hurmacı vardı, yeni alex dediler yeni ümit özat oldu. bize gelecekti, ben şampiyonlar liginde oynamak istiyorum dedi bunlara gitti, şampiyonlar ligini tersten gösterdiler: miroslav stoch. yanılmıyorsam aynı sene caner erkin de gelmişti. recep niyaz abdülkadir kayalı altyapı artık çalışıyor diye adamları a takıma aldılar, ikinci maçta çocukların ne anaları kaldı ne avratları. izmirden salih uçan ‘ı getirdiler, yine ender kariyer yükselişi yaşayan isimlerden. hasan ali kaldırım var ne uzamış ne kısalmış gillerden. alper potuk beyefendi var, ben eşşek gibi pişman olduğunu düşünüyorum bizi seçmediğine. sanırım 3 kez şampiyonluk görecekti bizde olsaydı. ümit özat tan sonra ikinci bir güreşçi geldi: ozan tufan. aziz başkanım diye diye kendini bitirdi. serdar aziz in takım arkadaşı. ikisinin kariyerini karşılaştırmak işin nereye gittiğini görmek için sanırım yeterli. sonra da bu üç tane pırlanta gibi çocuklar. yukardaki isimler de 23 yaşına daha gelmeden transfer olmuş isimler. o zamanın en değerli adamları. hepsi tek tek harcanmışlar. gerek taraftar, gerek kulüp ve teknik yönetim eksikliklerinden. camia hazır değilken bunları kastetmiştim. uzun uzun yazıdım ki belki transfer olan çocuklardan biri galatasaray lıdır, açar burayı okur, kariyerinin nereye gideceğini görür en azından.

    madara olacaklarına ikinci sebep, sportif direktör ve teknik heyet hatalı seçimleri olacak. comolli’yi andy caroll ‘dan hatırlarız, ağır komisyoncu ve değer belirleyememe uzmanı. diğer bıyıklı dayıyı burada arayacaklar. cocu için ise, daha önce de yazmıştım (bkz: #2450165) oynatacağı futbolun kırılgan olacağını düşünüyorum. ayrıca bir süre sonra taraftar tepkisi ile birlikte loop’a girecek. transfer edilen futbolcuları tanıdığını zannetmiyorum, illaki önermişler izlemiştir fakat, türk futbolcusundaki temel eksikliği atlıyor, mental ve altyapı eksiliği. bu sebeplerden kaybedecekler.

    son neden olarak da yönetimi söyleyebilirim. davranışlardaki bütün emareler proje takımı olmayı gösteriyor ama proje takımı olabilmek için sabır, akıl ve kararlılık lazım. sabrın camialarında olmadığına eminim. 4 maç sonra herşey tartışılır ki o çöp formlarında bile şimdiden ali koçu tartışmaya başlamışlar. akıl aslında yabancıların wisdom dediği şey. biraz bilgelik, kabuğuna sığarak, zekayı kullanma. ali koçbeyi seçim dönemlerinde gördüğüm kadarıyla çok heyecanlı ve fevri. dolayısıyla bu maharetleri eksik. kararlılık konusunda, bir şey diyemem çünkü çok yeni yönetimleri var. ama şike sürecinde ortaya bir yalan attılar, kendileri de inandılar. buna karalılık diyebilir miyiz bilmiyorum ama yalan bile olsa bazı şeyleri sürdürme prensipleri var.

    özetle, yeni sezonda ben şampiyonluk şanslarını çok az görüyorum ve hedeflerinden de baya sapacaklarını iddia ediyorum. ayrıca transfer edilen gençlere de acıyorum ve yazık olacağını düşünüyorum. bu transfer sürecinde tek iyi yaptıkları şey, maliyet bilgisi paylaşmamaları ve gençleri verdikleri para altından ezilmekten korumaları.
  • 6195
    cas onayı ile 2010 - 2011 sezonunda şike yaptığı sabit olan spor kulübüdür.

    bakın cas onaylı diyorum. dünyadaki en üst mercii bunlara “siz şikecisiniz” dedi.

    bu adamlar bunu kabul etmeyip “deliller usulsüz” diyerek mevcut iktidarın gücünü de kullanarak yine mevcut iktidarın zamanında güç verip oluşturduğu paralel devlet yapılanmasını bahane ederek aklandılar.

    siz de bu adamlara laf anlatmaya çalışıyorsunuz...
    (bkz: bunlar eğitilmezdir)
  • 7183
    41 vatandaşımızın vefat ettiği, 1607 vatandaşımızın ise yaralandığı 24 ocak 2020 elazığ - malatya depreminin ardından tff tarafından ertelenen 27 ocak 2020 malatyaspor trabzonspor maçı için “erteleme lig yarışını etkiler” şeklinde resmî açıklama yapan kulüp.

    böyle ahlaksız, saygısız, insanlıktan çıkmayı kurumsal politika haline getirmiş, türk sporunun şikeci ve ırkçı yüzünün bugün “ne pahasına olursa olsun” konyaspor maçını oynamak istemesi hiç ama hiç şaşırılacak bir mevzu değil.

    (bkz: 6 şubat 2023 fenerbahçe konyaspor maçı)
App Store'dan indirin Google Play'den alın