• 1
    evvela şunu söyleyeyim. ben terimciyim. bu sezon rezil bir yönetim gösterse de -ki yaptığım eleştiriler zaten duruyor yerinde- terim formunu bulduğunda önünde durabilecek güç yok. o yüzden bence hocayla "10 + hoca bırakana kadar" yıllık sözleşme yapılmalı.

    amma...

    maalesef oldum olası abartı terimci bir kitle var. terim'in bu kulüpte sorun yaşamadığı üstü kalmamıştır. yöneticilerin neredeyse hepsiyle mutlaka bir otorite problemi yaşar, hep sorunu olur. haliyle bu tür çatışmalarda itidalli kesim dışında bir kamplaşma görülür. terimciler ve karşıtları gibi bir şey oluşur.

    bu yaşıma geldim, ben fatih terim yancılığı kadar illet bir şey görmedim galatasaray'da. herhangi bir tartışmada, hizipleşmede terim yancılarıyla asla rasyonel zeminde konuşamıyorsunuz. bu mümkün değil. çünkü adamların ortası yok.

    mesela terim karşıtlarında da sivri tipler vardır, hocayı sevmedikleri için iyi olmayan yönlerini görür bunlar. gelgelelim bu insanların büyük çoğunluğuyla rasyonel bir düzlemde ve mutedil bir ortak dille konuşabilirsin. büyük ihtimalle hizip değişmez ama en azından iki taraf da bakış açısı kazanır.

    terimciler öyle değil arkadaş. "terim şurada hatalı" diyorsun, "galatasaray düşmanı" oluyorsun. "terim şu oyuncuyu yanlış yerde oynatıyor" diyorsun, "sen kimsin lan?" diye çıkışıyorlar. "terim'in şu şu eylemleri galatasaray'a zarar veriyor" diyorsun, "hain, gizli fenerli, o.ç." diye karşılık geliyor. terimcilerde fatih terim'e irrasyonel bir şekilde bağlılık var. bu bağlılık aklı örttüğü ölçüde de saldırganlığı arttırıyor çünkü haklı eleştiriye karşı verilebilecek rasyonel bir cevap olmadıkça o aşırı bağlılık duyulan figürün otoritesinin sarsılacağını düşünüyor adamlar. hayatı siyah ve beyazlarda yaşadıkları için de hiçbir şekilde karşılarındakiyle anlaşma gibi bir dertleri yok. tek dertler herkes terim'e biat etsin, eleştirmesin.

    dikkat ediyorum da terim ne zaman eleştirilse şu cümle mutlaka kurulur: "bu zor şartlarda hocayı eleştirmek..." haydi bu sezonu geçiyorum, gerçekten bu sezon gümüşdağ futbol federasyonu rezilliğin dibinde seyrediyor, yahu her seferinde zor şartlarda mı çalıştı bu terim? bu zamana kadar terim'in elindeki kadrolar hiçbir hocaya nasip olmadı ki galatasaray'da?

    bu dediğim ruh hali sneijder sevicilerde, melo sevicilerde, aysal sevicilerde vs. diğer tartışmalardaki diğer hiziplerde de olabilir. fakat fatih terim söz konusu olduğunda gördüğüm saçma ve ayarsız tepkiyi bu konularda çok az görüyorum.
  • 3
    boku cikmistir. rtecilik ile kapisacak yakinda hatta kapismasi lazim. negatif bi sey soylesem gs dusmani olacagim, bu tipler ise buyuk gsli. gs dusmani-cehapeli, yonetim-dis mihrak, terorist-fenerli oc diye uzar uzar gider. bu topraklarin en buyuk sorunu biat kulturudur. ayni tipler herkeste var. bi ara senol gunes ve fikret'e tapiyorlardi. ayni tipler fenerde de var ali koc'a tapmakla mesguller. zamaninda ayni tiplerin cogu aziz yildirim'a tapiyordu. simdi sorcan bizim terim biatcilarina, fenerliler salak ve bos fb taraftari iken kendileri en buyuk galatasaraylilardir. elestiri kulturu olmadan 1 adim ileriye gidemezsin. her insan hata yapar, hatalarini tartismazsan sucu hep baska yerde ve baskalarinda ararsan bu koca sezon da boylece ucar gider. sadece sevin yeter.
  • 4
    olunmaması saçma olandır.

    iş yerinizde, mahallenizde, sülalenizde hiç mi başka takım tutan yok. hepsi bu adamdan ne için nefret ediyor? elli tane bahane sayarlar. asıl mesele ezim ezim ezerek başarılı olduğu için nefret ediyorlar.

    yok yani 30 yıldır teknik direktörümüz olsa, 7 şampiyonluk kazansa eyvallah diyeceğimde adam 8 bucuk sezonda 7 kez şampiyon oldu. geriden de gelip oldu, 10 puan fark yaparak da oldu, avrupada mayıs ayını görürken de oldu, ekstra 6 derbi oynattılar playoff çıkarıp gitti yine oldu.

    önceliğimiz galatasaray. hayatımızın önemli kısımlarından belki de en büyüğü galatasaray. galatasaraylıyız. yarın bir gün bir büyük yanlışı olur galatasaray’a. sileriz belki. ama futbol adına galatasaraylılığın yanında başka bişeyci olacaksam terimci olmaktan gurur duyarım. şenol gibi aykut gibi adamları, fener gibi beşiktaş gibi kulüpleri madara ettiği için değil he. galatasaray onunla gerçekten güzel. güzel şeyler onunla gelir. gelmiştir.

    hangimiz sevmedik rijkaard’ı ve mancini’yi. tudor’u, riekerink’i, hamza’yı hatta prandelli’yi bile sevdik. terim’i hepsinden daha çok neden sevmeyelim?

    defalarca göğsümüzü kabartmış. defalarca mutlu etmiş. defalarca artık bitti düştü gitti derken tekrar ayağa dikmiş adamı savunmak, bir bildiği vardır demek, sorunun onda değil kadro yapısı ve yanlış hamlelerde olduğuna inanmak neden büyük bir suçmuş gibi davranılıyor. körü körüne elbette kimse savunulmasın ve hataları kimsenin görmezden gelinmesin. ama terim hatalarıyla da güzel. şampiyon olmasa da güzel, gittiğinde de güzel, geldiğinde de güzel. çünkü bana verdiği güven, beni sevmeyene vermediği tedirginlik çok güzel.

    fatih terimcilikten gurur duyarım.
  • 6
    hocanın gitmesi durumunda halimizin ne olacağını ön görebilen taraftar kitlesi.

    verdikleri aşırı tepki bu durumun söz konusu bile olma aşamasına gelmemesini istemelerindendir. çünkü türkiye gibi, galatasaray taraftarı da algıyla yönetiliyor ve olası negatif bi algı oluşumunda önüne geçilemeyeceğinin herkes farkında. hal böyle olunca, hocanın da hem içimizde hem dışımızda bir sürü nefret edicisi mevcut iken tepeyi terk etmek istemiyorlar doğal olarak.

    yalnız rakip takım ağzıyla olmadığı müddetçe hocayı eleştirenler de galatasaray düşmanı falan değildir kimse saçmalamasın. fatih terim teknik direktördür, peygamber değil.
  • 8
    su asamada hocayi gonderince daha iyi olacagimizi dusunmek psikozdur. hocanin formsuzlugunu konusabilmek icin elindeki kadro yapisini bir baska hocanin ucuracagi bir takima sahip olmak gerekir. oysaki bu kadro o kadar kotu durumda ki hocayi gondersek ancak fenerbahceyle kapisiriz ligin dibinde.

    once bu aci gercegi kabul edelim, sonra konusacaklarimizi konusalim.
  • 9
    bu nasıl bir algı yaratma çabasıdır anlamadım, kimse terim gitsin başkası gelsin demiyor, sadece eleştirdiğimizde mahrum kaldığımız durumdan şikayet ediliyor. fatih terim başımın tacı ama oda eleştirilebilir, hataları söylenebilir.

    yorumlara bakıyorum gitse kim gelecek, başarılarını tek tek yazmıssınız, başka hoca olsa fenerle yarışırız. arkadaşım kimse gitsin demedi ki bırakın algı yaratma çabalarını ilk yazılanı anlayalım.

    adam tane tane anlatmış neye kızdığını hemen gelmiş, neler yazıyorsunuz pes diyorum ya!!!

    eleştiri güçlendirir.
  • 10
    kimse terim'e biat etmemizi istemiyor. ama böyle kötü bir süreçten geçerken saçma eleştiriler takımı güçlendirmez, daha fazla zarar verir. herkes üstümüze oynuyor bir de kendi taraftarımızın kişisel öngörüleriyle uğraşacağız anlaşılan. sürekli iyi gün taraftarlığından bıkmadınız mı gerçekten? herkes için söylemiyorum bunu ama bazıları var bunların sayısı çok değil sözlükte, bir şey olsa da hocayı linç etsek diye pusuya yatıyorlar. yazılanlara bakıyorum hiç biri yapıcı değil. eleştirirsin bu senin en doğal hakkındır ama her şeyin bir zamanı var. zaten akbaba gibi saldırıyor herkes bize. bari kendi içimizde yaşanmasın bir takım problemler.

    hocayı şu zor zamanlarda korumak fatih terimcilikse bundan müthiş derecede gurur duyarım. kaldı ki bizim fatih terimci olmamız neden bazılarının zoruna gidiyor bunu da anlamıyorum. siz eleştirince sorun yok, biz sahip çıkınca terimcilik oluyor. kimi sevip sevmeyeceğimizi de mi siz belirliyorsunuz? galatasaray’a müthiş başarılar kazandırmış bir efsaneyi elbette sonuna kadar savunacağız. illa bir kurban arıyorsanız sizi mustafa cengiz yönetimi başlığına davet ediyorum.

    bizim fatih terimci olmamız asla galatasaray sevgimizin önüne falan geçmiyor. her mağlubiyet sonrası hoca hedef tahtası haline mi gelecek? ayrıca cidden 18/19 sezonunda cl’de başarıya inanıyor muydunuz bu uefa kısıtlamaları ve forvetsizlik varken. şu anki durumdan hiç kimse memnun değil. sakatlıklar, cezalar ve tff'nin galatasaray'a karşı tutumu belli. buna rağmen biz birlik olamayacaksak, hocaya sahip çıkamayacaksak diyecek pek bir şey yoktur.

    tabiki galatasaray hepimizin önceliği lakin bu adamı ezbere kötülemek nankörlükten başka hiç bir şey değildir. sanki dört dörtlük bir kadromuz var da hoca oynatamıyor takımı. geçen sene kaybettiğimiz 5-1’lik başakşehir ve 3-0’lık bjk maçını ne çabuk unuttunuz. yine bu oyuncular vardı takımda dimi. yani diyeceğim şu, bizim kadromuz iyi değil kardeşim önce bunu bir kabullenin sonra hocaya yüklenin. ileride top tutamıyoruz aq böyle olmasını hoca mı istedi. kim çözüm bulabilir buna? hocadan resmen şapkadan tavşan yaratmasını istiyorsunuz. guardiola gelse bir şey değişmez senin forvetinde eren derdiyok varken. bunun da sebebi taraftarı ve hocayı uyutan yönetimdir. bunca şeye rağmen her şey dört dörtlük gidemez haliyle. galatasaray'ın en iyi dönemlerinde bile bir sürü sıkıntıyla boğuştuk biz. kaldı ki bu takımı hoca kendisi kurmadı, biraz düşünseniz daha iyi olacak.
  • 11
    "boş yapmak" diye bir tabir oluştu yeni türkiye' nin yeni türkçe' sinde... terimcilik oynamak tam olarak "boş yapmak' tır". yahu ben neden lokomotiv moskova maçının* bir gün öncesinde düzenlenen basın toplantısında, hocamın vücut dilinden maça değil yalnızca federasyona odaklı olduğunu görüyorum...

    hoca kendi savaşına galatasaray' ı alet ediyor. hem kendine hem galatasaray' a ihanettir bu. tek yapması gereken gerçek işine konsantre olmak. dünkü maçta* bu kadar savruk görünmeye hakkı yok galatasaray takımının. olacak iş değil. başlarım onun iç savaşına. moskova' ya -7 derece soğukta giden taraftarın suçu ne? ona ne senin iç savaşından. beş para etmez bir takıma varlık gösteremiyorsun! hala terimcilikmiş!

    hocayı sevdiğimi her başlığında söylemek zorunda kalıyorum ki paranoyak "terimciler" beni kendisinin düşmanı sanmasın. bir insan bu kadar karşılıksız sevilirken bu kadar ihanet edemez arkadaş!

    neden mi sinirliyim? çünkü o beş para etmez takımın da bir planı vardı. orta sahada topu kazandığı anda defans arkana sarkmaya çalıştılar sürekli. golleri öyle gelmedi, beceriksizliklerindendi o. işte senin hiç bir hücum planın yoktu. sezon başından beri bu böyle. sanki elinde sane, mahrez, bernardo silva var da senin hücum planın yok, serbest bırakıyorsun adamları. içeri doğru çalımla girecek birşeyler yapacak. ulan o beş para etmez dediğimiz takımın savunması bile yemez bunu. ancak senin her maç 9-10 km az koşan takımın yer.

    terim 10 sene kalsın. amenna. ben de istiyorum. ancak benim tanıdığım hoca bu değil!

    suçluyu başka yerde aramayın. ben fatih terim' de olduğuna eminim! biz hakemleri de yenerek "uefa" yı almış kulübüz! o zamanlar da mali sorunlarımız vardı. şu hale bak. uefa seviyesinde bile olmayan bir gruptan çıkamamayı geçin, 3. bile olamayacağız!!! sebebi de birilerinin savaşıyla meşgul olmamız!
  • 12
    fatih hocayı galatasaray tarihinden çıkarınca, kulübün en iyi ihtimalle 3. büyük olarak anılacağının farkında olan taraftar kitlesidir. eleştiri hakarete varmadığı sürece tabiki olur, saygı duyarım. ama bu sözlükte hocaya parator yazıldı, kebapçı göndermesi yapıldı yahu. bu mu rasyonel düzeyde konuşmak?

    beyler, belki farkında değilsiniz ama bu takımın forveti yok. ileriye giden her top duvara çarpar gibi geri dönüyor. nasıl hücum yapacak bu takım? topu tutan, alıp giden, set oyununa dönmeyi sağlayan bir forvetle bu takım oyun anlamındaki diğer eksiklerine rağmen ligde lider, cl'de gruptan çıkmış olurdu. hoca sürekli şapkadan tavşan çıkarmak zorunda değil arkadaşlar.

    tüm bunların dışında, fatih hoca'nın bir sezon bile başarısız olmaya, formsuz olmaya hakkı yok mu? 8 sezonda 7 şampiyonluk kazanmış bir adamı tek sezonda harcamak doğru gelmiyor.

    bu takımı ayağa kaldıracak olan yine fatih terimdir.
  • 13
    galatasaray taraftarının galatasaray'ın menfaatlerini düşünmesi ne zamandır fatih terimcilik oldu. fatih terim, galatasaray futbol takımı için en ideal teknik direktördür. kendisi hata yapabilir, kendisi şampiyonluğu da kaybedebilir. futbol bir oyun, kazanmak da var kaybetmek de. ancak bir sonraki sezon da yine kendisine güvenilir. hoca bu güveni dişiyle, tırnağıyla söke söke elde etmiştir. aynı güveni ergin ataman için de hissediyorum. ergin hoca'yı gönderdiniz, fatih hoca'yı yedirmeyiz.

    ancak şu konuya yüzde yüz katılıyorum. fatih terim eleştirilemez değildir. hatta en çok eleştirilmesi gereken kişilerden biridir, çünkü çocukluk aşkımız ona emanet. bizim aşkımız olmasa ne fatih terim kalır ortada, ne de yönetim. 2018 - 2019 sezonunda çok büyük hatalar yapılmıştır. hem yönetim takımın kanadını kesmiş ve uçmasını istemiş. hem de fatih terim kanatsız takımın ayağını kırmıştır ki istediği yere yürüyerek de gidemesin. dış etkenlerin de etkisi var elbet ama asıl problemleri yaratan yönetim ve fatih terim'dir. yüzde 60 yönetim, yüzde 40 fatih terim olarak veriyorum ben oranları. çünkü bir teknik direktör ne kadar iyi olursa olsun, bu kadroyla bir yere kadar gidebilir ama hoca takımı oraya kadar da götüremiyor.
  • 14
    acayip bir durum vesselam. "1 yıl verelim", "2 yıl verelim", "çok acele ediyoruz", "sabır" gibi çeşitli cümleler eşliğinde desteklenilmesi istenen prandelli, riekerink ve tudor gibi, kariyerleri terim ile boy ölçüşemeyecek kişilere sabretmemizi tavsiye edenlerin, şampiyon olduktan 5 ay sonra "bazı kişilerce" gönderme imalarında bulunulan fatih terim'i destekleyenlere layık gördükleri sıfat.

    terim eleştirilecektir, mevcut durumda da eleştirilmesi zaten gerekli. yukarıda bir arkadaşımızın dediği gibi tek kutuplu bir düzen, ne siyasette, ne iş hayatında, ne de başka bir sektörde asla yarar getirmez. bu yüzden hem hocaya arka çıkacak, hem de ayaklarını yeri geldiğinde yere bastıracak bir yönetim gerekli. ek olarak takımın durumu da ortada. futbolcumuz olmayan mevkilerimiz dışında, ne mevkide oynadıkları, hatta futbolcu oldukları şüpheli futbolcularımız var. bu yüzden insanları yaftalamak yerine, takıma ve dolayısıyla kariyeri ve potansiyeli belli olan hocaya destek şart. destek vermezseniz bile verenleri yaftalamayın. zararı camiaya veriyorsunuz.
  • 15
    fatih terim tabi ki eleştirilecektir. dünyada eleştirilemez hiçbir canlı yoktur. olması da akıllara ziyandır. insanlık eleştiri kültürü sayesinde bugünkü gelişmişlik seviyesine ulaşmıştır.

    ancak eleştiri ile suçlamayı, eleştiri ile saldırıyı birbirinden ayırmak gerekir. bu sözlükte genellikle suçlama yapılıyor, dğersizleştirilmeye çalışılıyor, saldırılıyor. örneğin, fatih terim’in kebapçı olayını ikide bir ısıtıp buraya taşımak eleştiri midir? hayır değersizleştirme gayretidir. fatih terim’e, geçmişte şunu söyledi, bunu söyledi, tüpçüyle şöyle yaptı böyle yaptı ya da parator demek eleştir midir? hayır değersizleştirme gayretidir. çünkü geçmişte yaşananlar bugünün konusu değil. artık bugüne gelip fatih terim’e tercihlerinden dolayı yol gösterebilirseniz bu eleştiridir. adı üstünde eleştiri, yanlışa ışık tutup doğruya yönlendirme gayretidir.

    fatih terim’e benim de eleştirilerim oldu ve olacak da. ama benim eleştirim tamamen yol göstericiydi küçük düşürücü değil. örneğin fırat aydınus’a gitmesi ve hakaret etmesi yanlıştı. sabretmeliydi ve sadece sahadan çıkarken suratına bakmakla yetinmeliydi. bunu özellikle premier ligde çok yaparlar.

    ozan dışındaki gençlere yeterince güvenip fırsat vermedi bu sezon. ilginç bir şekilde sinan ve eren ısrarı ile hata yaptı. sinan da eren de ilk onbir oyuncusu değiller bana göre ve futbol kamuoyunun büyük çoğunluğu da böyle düşünüyor. ama hoca ısrar etti hata etti. ünal karaman fenerbahçe gibi bir takıma karşı dört altyapı futbolcusu ile çıkıp fener’i sahadan silerke fatih hoca bursaspor maçında bile yunus’a, celil’e güvenmedi.

    takımın hızlı oynamasını, koşu mesafesini yükseltmesini ve hücum pres yapmasını başaramadı bu sezon. halbuki takımın yaş ortalaması da bayağı düşük ve bunları yapmaya müsait.

    geçen sezon galatasaray’ın şampiyon olması nedeniyle bu sezon ligde önümüze her türlü engelin çıkarılacağı ve ikinci kez şampiyon olmamıza engel olunacağı belliydi. bu nedenle tamamen şampiyonlar ligine odaklanıp gruptan çıkılması gerekirken, porto maçındaki yanlış strateji, schalke maçlarına odaklanılamaması sonucu bu duruma düştük. deplasmandaki porto maçını hedef maç olarak seçmesi çok yanlıştı. hedef maçlar iç saha maçları olmalıydı. düşünün schalke’yi asy’de yenseydik bugün altı puanımız vardı ve schalke’den daha iyi durumdaydık. son maçta ise hedefine ulaşmış porto ile oynayacaktık.

    bunları ben de birçok entrymde yazdım ama fatih terim’i asla küçük düşürmeye, değersizleştirmeye çalışmadım. fatih terim tabi ki süperman değil ama onun galatasaray ve milli takımda elde ettiği başarılar nedeniyle kıskanılıp saldırılara uğradığını biliyoruz. türk futbol alemini yakından bilenler, fatih terim’in neden bu kadar agresif davrandığını anlayabilir. bu alem şeytanların çok bol olduğu bir alemdir. şeytanları kendinizden uzak tutamazsanız başarılı olmanız mümkün değildir. agresif olmazsanız ihanetlerle başa çıkmanız çok zordur. ancak fatih terim’in de zaman zaman ölçüyü kaçırdığına tanık oluyoruz. türkiye’de hele hele istanbul’da yaşayıp da her zaman ölçülü kalmak dünyanın en zor işidir. başka yerlere bakmamıza gerek yoktur. istanbul’un trafiği neyse insan ilişkileri ve toplumsal karakterimiz de odur. zaten trafik düzeni toplumsal karakterin en önemli göstergesidir. bu nedenle ben fatih terim’in ya da şenol güneş, aykut kocaman gibi hocaların bazı hatalarını normal karşılıyorum, eleştiri konusu yapmıyorum.

    bugün türk futbolunda olanlara bakarsanız dünyanın en çirkin ilişkilerine ev sahipliği yaptığını görürsünüz. şike vardır, ihanet vardır, pusu vardır, hırsızlık vardır, tehdit vardır, küfür vardır, sövme vardır, hakaret vardır, alay etme ve küçük düşürme vardır. menejerlik dünyamız da bütün bunların üzerine tüy diker. böyle bir kazanda kendinizi korumanız, ailenizi korumanız, takımınızı korumanız kolay mı? işte bu nedenle ben fatih yerim’in bazı yanlışlarını dillendirmiyorum. bu ülkede, kendisini geçtim, kızına ve kundaktaki torununa küfredildi fatih terim’in. başka bir şey söylemeye gerek var mı? fatih terim’in mevlana olmasını, yunus gibi olmasını herkes gibi ben de isterim ama o zaman fatih terim olmazdı. futbol dünyasında olmazdı, olamazdı. çünkü mevlanaların futbol dünyamızda barınması maalesef mümkün değil.

    fatih yerim’den nefret edenler olabilir, kişisel sıkıntı yaşayanlar olabilir ama bunların galatasaray sözlükte hesaplaşmaya dönüşmesi yanlıştır. eleştirin, kurduğu takımı, oynattığı futbolcuları, sistemini, fırat aydınus’a karşı tavrını, takımın kondisyonunu eleştirin buna hiç kimsenin karşı çıkacağını düşünmüyorum. ancak uğradığı haksızlıklar ve yapılan saldırılara karşı onu yalnız bırakmayın. çünkü o galatasaray’ın ve türk futbolunun en başarılı teknik direktörüdür. geçmişi başarılarla doludur, geleceği de parlaktır. sakin kalmayı, sabretmeyi, bazı şeylerden feragat etmeyi başarırsa -ki son altı aydır, yani fırat aydınus olayına kadar çok iyi gidiyordu- orta ve uzun vadede yine zaferlerle taçlandıracaktır mücadelesini. buna inandığım için daha hoş görülü bakıyorum kendisine.

    benim bakış açımın sözlük yazarlarında da ağırlıklı olduğuna inanıyorum. bu durumda fatih terimcilik nitelemesi doğru durmuyor. ben, ne olursa olsun fatih terim’i eleştiremezsiniz, ona dokunamazsınız modunda bir yazar tanımadım. meramını yeterince iyi ifade edemeyenler olabilir tabi.

    hiç kimseye sınırsız destek vermemiz mümkün olmamakla birlikte, şu anda fatih terim’e tam destek vermeye devam etmemiz gerektiğine inanıyor, ondan ve takımdan büyük zaferler bekliyoruz. yönetimimizin de desteği ile tabi.
  • 16
    fatih terim'in farkında olduğu ve sonuna kadar kullandığı durumdur.

    her maçtan sonra takım hiçbir şey oynamamasına rağmen ya oyuncuları suçluyor ya da yönetimi. çünkü biliyor milleti yönlendirebileceğini. tek adamlığa giden yol böyle açılıyor zaten, koşulsuz şartsız biat edenlerle.

    bu açıklamaları yanında mesela geçenlerde yaptığı milli takım açıklamasını ele alalım.

    "biz antrenörler başarısız olunca bedel ödüyoruz ama yöneticiler ödemiyor."

    buradaki yöneticiler kısmında hoca sonuna kadar haklı, tartışmasız. bugün tff kalsın diyenin kişisel çıkarı vardır sadece.

    yalnız burada gerçek olmayan bir durum var. hoca milli takımdan başarısız olduğu için gönderilmedi. gönderildiğinde hala dünya kupasına katılma şansımız devam ediyordu. "istifa edebilirim." dediğinde bile demirören kalmasını istemişti. hatta hoca başarılı bile sayılabilirdi, onca kaosa rağmen. sonuçta şansımız devam ediyordu. kebapçı bastığı için gönderildi hoca. o olaya gelen tepki yüzünden.

    hoca bu cümleyi kuruyor, çünkü arkasındaki kitlenin bunu sorgulamayacağını biliyor. bu şekilde zaten kendinde hiç hata bulmuyor. çünkü her şekilde destekleyeni var. karşı çıkan olsaydı biz şimdiye çoktan iyi top oynamaya başlardık. ligin devre arasını beklemiyor olurduk. o yüzden fatih terim bile olsa tek adamcılık kötüdür.
  • 17
    öncelikle gururla söylüyorum ki, ben de bu akımın bir mensubuyum.

    lakin, her dönem kendi koşulları, kendi kondisyonları ve çevresel faktörleri ile değerlendirilmelidir.

    o nedenle, fatih terim'i eleştirirken içinde bulunulan leş futbol ortamı ve bize karşı oynanan hem siyasi hem de kalleş düşmanlar göz önünde bulundurulmalıdır.

    hoca, takımı iyi antrene ediyor mu?
    bence de etmiyor, yani beklenen seviyede değiliz. koşmuyoruz.
    bu nedenle eleştirilebilir.

    ama belki hoca kendi istediği karakteredki oyuncularla çalışabilse bu durumda olmayacaktık.
    ya da bu kadar düşmanımız olmasa, hakemler bizi doğramasa bu durumda olmayacaktık.
    belki de hoca sadece sahaiçi değil, saha dışındaki bu kadar ekstrem durumla mücadele etmese daha konsantre olup daha iyi sonuçlar alacaktı.
    belki de daha güçlü bir yönetim olsa, daha iyi bir durumda olacaktık.

    bu liste daha da uzar gider.

    ben hocayı çok sevsem de, kendisi eleştirilebilir.
    bu kanaatteyim.
    ama boş yere sallayan ve eleştirirken "banane çözsün, banane hata yapmasın" diyen tayfaya da sonuna kadar karşıyım.

    unutmadan, bugün sözlükte çok övdüğümüz ozan muhammed kabak varya; ha işte hoca olmasaydı başımızda bok görürdük onu kadroda.
    bunu da unutmayın.

    fatih terim, galatasaray için mevcut futbol ortamında olabilecek en iyi ve büyük hocadır.
  • 19
    kim gelirse gelsin neticesinde hepimizin isteyeceği yegâne adamdır fatih terim bu yüzden terimciyiz.

    allah aşkına kim geldiyse hep terim'i aramıyor muyuz? şimdi hocamız olsa demiyor muyuz? bu nedenledir ki bağnazca bir bağlılık değil bu, gözlerimiz kör de değil. yanlışa yanlış diyoruz.
    en önemli tarafı fatih hocanın taraftar üzerindeki etkisi; adam çok büyük bir figür.
  • 20
    fenerbahce taraftarı bir sene takımda kalan ve başka hiç bir başarısı olmayan ersun yanal diye ölüp biterken bizim 1,5 yıldızımızı takan ve avrupa fatihi diye böbürlenmemize vesile olan efsanemizin arkasında durmamız dalga konusu olmuş. ne derseniz diyin kardeşim, terimci diyin, terimist diyin hiç farketmez, sonuna kadar burdayız.

    neymiş takımı iyi çalıştıramıyormuş da koşmuyormuşuz, 2000 kadrosunu kim çalıştırıyordu? 2012-2013 kadrosunu kim çalıştırıyordu? en önemli mentalitesi pres yapıp tempolu oynatmak olan hocaya koşu mesafesinden vurulmaya çalışıyor, kardeşim şu takıma bir bakın ya, 2 hafta üst üste aynı kadroyla çıkamıyoruz, ya sakatı var ya cezalısı.

    galatasaray’ın zararına olmayan ne var deseler başa yazılacak akımdır.
  • 21
    riekerink bey adına konuşmak ve bu tartışma üzerinden başka bir şeye değinmek istiyorum.

    tabii önce "la tipe bah imparatorlan rikeringi karşılaştırıyo" şeklinde bir iç sese sahip olanlar bu satırda okumayı bırakabilir. kalan aklı başında insanlar varsa onlarla devam edelim...

    bizim hakkımız sadece terim dönemlerinde mi yeniyor? riekerink döneminde de çatır çatır yeniyordu ama o zaman hoca çapsız, beden hocası vs. diyerek, böyle olursan hakkını yerler şeklinde yorumlar yapılabiliyordu. ısrarla beğenilmiyordu. peki onun kadrosu çok mu yeterliydi? kendi kadrosunu mu kurmuştu? her şeye rağmen zirve yarışına tutunuyordu, derbilerde ezilmiyordu ve bana göre bu sezonki futbolumuzdan daha iyisini oynatıyordu. evet az sayıda oyuncuya bağımlıydık ama onlarla gayet güzel gol pozisyonları yaratıp, organize hücumlar yapabiliyorduk. ama yok! kariyersizdi, çapsızdı, seviyemizde değildi...

    şuraya geleceğim... meselemiz galatasaray ise; haksızlığa uğrayan her hocaya sahip çıkmamız gerekmez mi? yoksa meselemiz galatasaray değil de isimler mi? ben bugün nasıl ki terim'e verilen cezaların çok saçma ve abartılı olduğunu söyleyip, karşı olduğumu belirtip hocaya destek çıkıyorsam o zaman da riekerink'in çok haksızca eleştirildiğini düşünüp ona destek çıkıyordum. terim'e gelince kadro şöyle, oyuncular böyle; başkasına gelince bundan hoca olmaz... sorunumuz bu çifte standart bence.
  • 22
    acilen fatihi bırakmalısın evlat. fatih terimcilik ney la? rezil etmeyin kendinizi. tek gerçek galatasaraydır. hiç bir şahıs ve kurum bu adın önüne geçemez. ancak biat ederler. elbette fatih terim bu kulübe hizmet vermiş kupalar kazandırmıştır. ancak biz taraftarlar olarak bu davranışlarla bu kadar büyük bi camiaya zarar veriyoruz. galatasaray kişilere bağımlı bi kulüp değildir. bunu kafanıza yazın. fatih terimi bu günlere getiren galatasaraydır. bizi başkasına tercih edeni baş tacınız yapmayın. neymiş efendim işte olmasaymış yok şu kadar kupamız varmış yok 3. büyük olurmuşuz. böyle aciz söylemlerde bulunan insanlar taraftar olmanın galatasaraylı olmanın ne olduğunu kavrayamamış insanlardır. 14 sezon şampiyonluk görmemiş büyüklerimizin bize miras bıraktığı değerdir galatasaray. eğer bu takımı başarıları için destekliyorsanız desteklemeyin eksik kalın. bizde önümüzü görelim.
  • 23
    bu grubun yüzde 98’inin terimci olduğu aşikardır. hiç bir kardeşimizin eleştirisi kötü niyetli değil. hepsi terimi sezon sonunda çılgınca bağırlarına basmak icin can atıyor. bu seslere, eleştirilere, kulak vermek lazım.. hocamız bizim için dokunulmaz ama bu aralar biraz formsuz. bundan daha kötü sonuçlar alsak dahi bu düşüncelerimiz değişmeyecek.
  • 24
    olmaması gerekendir. kimse eleştirilemez değildir. insanızdır; hata yapmak doğamızda, mayamızda, vardır. eleştiriler ile eksiklerimizi, hatalarımızı görerek eşik atlayabiliriz. ama burada şu sınıra dikkat etmek gerekiyor. eleştiri ile hakareti birbirine karıştırmamalıyız. eğer düşünceniz eleştiri sınırlarını aşmışsa; hakarete, karalamaya, itibarsızlaştırmaya varmışsa kimse kusra bakmasın ama burada bir eleştiriden söz edemeyiz.

    şimdi bunu bir örnekle açıklayalım: malumunuz fatih hoca’nın üçüncü dönemi’nde kulüpten ayrılışı pek hoş olmadı. başkanla olan diyaloğu olsun,(ünal aysal’ı çok sevmeme rağmen şahsımca onun da döneminde yanlışları olmuştur ve bu ziyadesiyle doğaldır. bu hatalara da hocayla olan diyaloğunun iyi olmamasını yazarım.)aldığı ücret olsun baya bir tartışma konusu oldu ki o ücretin tazminatı hala bugünler de konuşuluyor. mesele, hocaya buradan im’para’tor diyerek bir iğnelemeyle galatasaray yerine parayı tercih ettiği gibi bir eleştiri yapılabileceğidir; ama her seferinde sadece imparator deyip, takıma kattıklarını görmezden gelip(yirmi bir şampiyonluğun yedisinin mimarından bahsediyoruz)sürekli im’para’tor demek karalamaktır, değersizleştirmedir, eleştiri değildir. ne yalan deyim ben de kırgındım hocaya o zaman bizi bırakıp gittiğinde. özellikle aldığı ücreti de göz önüne alınca düşünmedim değil hocam para için mi bırakıp gittin bizi diye? tabi ilerleyen süreçte daha aklıselim düşününce olayın böyle olmadığını anlıyorsunuz.
    dursun aydın özbek zamanında da gelmesini istemedim. aman ha yanlış anlaşılmasın galatasaray düşmanı falan değilim, ben de bu kulübün başarısını istiyorum. (kimse de kimsenin galatasaraylılığını sorgulayamaz, tartışamaz nezdimce; çünkü bu duygusal bir bağdır. kişiden kişiye subjektiflik gösterir.)hocanın başarısından da hiç şüphem olmadı zaten. bu başarıyı(başarıları) hem buralarda okuduk hem dışarda duyduk hem de bazılarına bizzat şahit olduk; ama ne yalan deyim kırgınlığım da vardı çünkü gerçekten hoş olamamıştı ayrılık bundan da öte ben artık yeni bir fatih terim’e ihtiyacımız olduğunu düşünenlerdenim. hocamın maşallahı var yaşını aldı gidiyor, uzun uzun ömürler dilerim kendisine de ama insanız nihayetinde buralardan da göç edeceğiz vakti gelince.(neyse efendim lafta uzadı biraz toparlayalım artık yavaştan)n’oldu yine geldi hocamız, başarısından şüphemiz yok dedik; yine takımı geldiği gibi ayağının tozuyla şampiyon yaptı :). bu sezon ki olaylardan sonra da ne kırgınlık kaldı ne dargınlık kaldı. o hashtag boşa açılmadı, biz camia olarak o anlamın hakkını vermeliyiz, o cümlenin içini duruşumuzla doldurmalıyız. saha dışında bir olmalı dir olmalıyız; ama saha içinde bu duruşa layık bir mücadele, serzeniş göremezsek o zaman eleştiriler olacaktır ve bu en doğal hakkımızdır. bu takımı hoca kurmadı; ama geçen sezon da şampiyon yapan yine kendisiydi. bu sene de takımın başındaki kendisidir.

    sonuç, böyle* bir şey olmamalıdır. eleştiri sınırları çerçevesinde herkes eleştirilebileceği gibi hocamızda eleştirilmelidir; sonuçta kazanan yine biz olacağızdır.

    edit: imla