• 27
    ara sıra garip laflar edebilen fakat bu kadar da saçmalayacağına inanmadığım köşe yazarı. zaten haberi inceleyince de anlaşılıyor durum. örneğin; "bu açıklamanın ‘belge’ gibi kabul edilmesindeki sebep ise altaylı’nın yiğit şardan’ın en yakın arkadaşı olması.." demek ki yiğit şardan söylemiş bu durumu altaylı'ya. haberin devamında da yiğit şardan'ın yeni yönetim listesinde olacağını yazmışlar. yiğit şardan'a direk salak deseydiniz daha iyiydi bence.
  • 29
    levent tüzemen'in sabah gazetesindeki 08.03.10 tarihli yazısıdır.

    söyle seçime girsinler!
    galatasaray camiası, üç gündür kulübün borcunun 800 milyon tl olduğu iddiasını konuşuyor.
    bu iddiayı ortaya atan kulübün eski ikinci başkanı fatih altaylı. cuma günü aralarında eski başkan faruk süren, eski 2. başkanlar ergun gürsoy ve ali dürüst'ün bulunduğu grubun mabeyn restoran'da yediği yemekte faruk süren'in kendisine kulübün borcunun 800 milyon tl olduğunu söylediğini fatih altaylı, cumartesi günü köşesinde yazdı. altaylı'nın bu yazısını okudum. ardından dün altaylı bu iddialar için cevap hakkını kullanan yiğit şardan'ın kendisine bir mesaj geçtiğini köşesinde duyurdu.
    altaylı, şardan'ın mesajını şöyle aktardı: "bugün galatasaray'ın 800 milyon tl borcu olduğunu yazmışsın. birleşme sonrası, yani birleşme için kullanılacak 70 milyon dolar hariç galatasaray'ın borcu 200 milyon dolar'dır."
    galatasaray'ın sportif aş ve futbol aş'yi birleştirmek için aldığı kredinin imza gününde kulübün telafuz edilen borcu ile şardan'ın altaylı'ya yolladığı mesajdaki rakam arasında fark vardı. galatasaray'ın denetlenen bütçesinden çıkan borç rakamı 130 milyon dolar'dı ve şardan'ın mesajındaki 200 milyon rakamına ulaşabilmek için "70 milyon dolar kredi hariç değil; 'dahil' olarak yer almalıydı. bunun üzerine yiğit şardan'ı aradım ve söz konusu mesajın varlığını ve rakamları kendisine de sordum.

    borç 800 milyon tl mi?
    kendisi bana "fatih altaylı; 70 milyon dahil dediğim rakamı, hariç yazdı" dedi.
    bunun üzerine mesajın orijinalini kendisinden talep ettim. şardan da cep telefonuma mesajın orijinalini attı. işte yiğit şardan'ın fatih altaylı'nın "galatasaray'ın 800 milyon tl borcu var" açıklaması sonrasında attığı sms:
    fatih kardeşim sana yurt dışından yetişiyorum.
    bugün galatasaray'ın 800 milyon tl borcu olduğunu yazmışsın. beraber yemek yediğin ve belki yönetimde görmek istediğin süren (faruk süren), dürüst (ali dürüst), hattat (osman hattat), gürsoy (ergun gürsoy) acar grubuna destek olsun diye mi bu rakamı yazıyorsun? bil ki çok sevdiğin galatasaray'a kötülük yapıyorsun. ben sana birinci ağızdan söyleyeyim. galatasaray'ın (birleşme için kullanılacak 70 milyon dolar dahil) borcu 200 milyon dolar. yıllık geliri 150-180 milyon dolara gelmiş. bu rakam kulüp için hiç de çevrilmesi ve geri ödenmesi zor bir tutar değil. söyle o yakın dostlarına, işler düzeldi. gönül rahatlığı ile seçime girebilirler. selamlar. sevgiler...
  • 30
    --- alıntı ---

    işte g.saray'ın gerçek mali durumu!..
    galatasaray'ın borcunun 600 milyon tl olduğunu söyleyen habertürk gazetesi genel yayın yönetmeni fatih altaylı, bu açıklaması sonrası gelen tepkilere yanıt verdi.

    işte fatih altaylı'nın yazısı:

    galatasaray'ın gerçek mali durumu

    galatasaray'ın borcuyla ilgili yazdıklarım bayağı bir gürültü koparmış. her yerde bunlar tartışılıyor.
    hatırlatmak için söyleyeyim.
    ben galatasaray'ın borcunun 600 milyon tl olduğunu söyledim. faruk süren ise son alınan "birleşme kredisi" ile birlikte bu borcun 800'e çıktığını iddia etti.
    yiğit şardan ise bana borcun 200 milyon tl civarında olduğunu söyledi.
    burada hem yiğit haklı, hem ben.
    ama hesap yöntemi farklı.
    yiğit şardan, kulübün kendi şirketi sportif aş'ye olan borcunu borç saymıyor. mantık şu: "birleşme sonrası orası kulübün olacak ve bu borç ortadan kalkacak."
    kısmen doğru.
    ama bu arada ödenmesi gereken temettüler var. onlar hesaba katılmıyor.
    benim bilançolardan gördüğüm, galatasaray'ın son beş yıllık borçlanma tablosu şöyle:
    31 aralık 2005 borç toplamı 223.2 milyon tl
    31 aralık 2006 borç toplamı 190.1 milyon tl
    31 aralık 2007 borç toplamı 320.7 milyon tl
    31 aralık 2008 borç toplamı 423.6 milyon tl
    31 aralık 2009 borç toplamı 583.6 milyon tl
    buna kulübün kendi şirketine olan borçlar da dahil.
    yiğit'in dediği gibi birleşme olursa bu borç toplamı yarıdan fazla düşer ama denizbank'tan alınan kredi borcu buna eklenir. ancak o da kısa sürede geri ödenebilecek bir borç ve çok doğru bir iş.
    benim söylediğim şudur: gerçekleri bilmek lazım.
    adnan polat yönetimi kulübü belirli bir seviyede tutmayı başarıyor ve borcu çeviriyor.
    bence bir dönem daha bu işi yürütmeliler.
    tabii bence.
    --- alıntı ---

    fatih altaylı güzel bir salvoyla dönüş yaşamıştır. kulübün kendi şirketine olan borçları birleşme sonrası 0 lanacağı içinmiş yiğit şardan haklıymış ama o da haklıymışmış.

    hakemlerin,fenerbahçe nin,medya nın vermediği zararı galatasaraylılar kendine veriyor. ayıptır. ayıp
  • 31
    adam öyle bir dezenformasyon yapıyor ki ;
    doları lira yapıyor
    o yetmiyor
    dolar kurunu 1.84 yapıyor
    kendini haklı çıkarmaya çalışıyor
    800 demedim 600 dedim diyor
    70 milyon doları da ekleyince 800 olur diyor
    dolar kuruna bir bakıyorsun 3 lira olmuş
    ulan bunlar serbest piyasa ekonomisini çok yanlış anlamışlar
    dalgalı kur bu kadar dalgalanmaz lan

    bir de en son
    yazı yazmış galiba yine
    adnan polat doğru yapıyor
    bir dönem daha seçilmesi lazım diye
    buna geri vites diyorlar
    bizim mahallede

    ayrıca doları nereden aldığını da merak ediyorum. gelsin bana, ben ona 1.60'tan okuturum. hem o kazanır, hem ben kazanırım, hem ekonomi kazanır. türkiye kazanır!! alalım verelim ekonomiye can verelim fatih, kırma beni. :(
  • 34
    senin bildiğin tribünlere taraftar çekecek yıldız oyuncu transferini adnan polat bilmiyor değil mi diye içime isyan duyguları eken şahıstır. çok şükür ki senin yöneticilik döneminde olduğu gibi başkan kendi hacizlerini kulüp çekleri ile halletmiyor. çok şükür ki senin yöneticilik zamanında olduğu gibi kulüp yöneticilerin kulübü icraya vermeleri skandalları ile uğraşmıyoruz. bir yürüyün gidin allah aşkına salak mıyız biz ya.
  • 36
    --- alıntı ---

    "arda'yı bitirecekler

    spor basınımız kadar bindiği dalı kesme meraklısı bir basın herhalde dünya üzerinde yoktur.

    kulüpleri, takımları, sporcuları karalayarak, bozarak bir şey elde edeceklerini zannediyorlar.

    son örnek arda.

    her yol denenerek arda gibi türk futbolunun en büyük yeteneği, sürekli aleyhte haberlerle köşeye sıkıştırılıyor. asabı bozuluyor.

    onun asabı bozuldukça hata yapıyor.

    hata yaptıkça daha çok yazılıyor.

    daha çok yazıldıkça daha çok hata yapıyor. bir kısırdöngü içinde tüketiliyor.
    taraftarın arda’dan nefret etmesi sağlanıyor.

    niye?
    belli değil.
    oysa arda bir izlenme, bir tiraj unsuru.

    o iyi olacak, taraftar onu sevecek, onu izlemekten keyif alacak, bu satışları etkileyecek, tribünleri etkileyecek, reytingleri etkileyecek.

    bunu bile görmüyorlar.
    arda’yı bitirecekler.
    sanki yerine koyacak çok arda varmış gibi.
    oysa bizim işimiz yıldızlarla.

    yıldızları parlatmakla ilgili. yıldızlarımız ne kadar parlaksa, bizim hem basın, hem toplum olarak daha çok işimize yarayacaklar.

    bunu bir öğrenebilsek.

    ama nerede öğrendik ki, sporda öğrenelim."

    --- alıntı ---

    *
  • 38
    --- alıntı ---

    ''biraz tatil yapalım dedik, galatasaray sayesinde burnumuzdan geldi.
    uefa ön eleme maçında kendi kendime sinirlenmenin dışında, gittiğim her yerde tanıyanlar soruyor, “ne olacak bu galatasaray’ın hali” diye.
    bir kere daha yazayım da, artık bu sıkıcı soruya yanıt vermek zorunda kalmayayım.
    hemen söyleyeyim.
    galatasaray’ın hali hiç iyi değil. hatta rezalet ve yakın dönemde iyi olacağı falan da yok. çünkü bir kulübün hali, yönetiminin haliyle müsemmadır.
    bugün galatasaray’da, değil galatasaray çapında bir kulübü, yeşildirekspor’u bile yönetemeyecek bir yönetim var.
    daha doğrusu yönetim bile yok. başkan polat bütün otoritesini kaybetmiş durumda. ne yönetimde, ne takım içinde hiçbir saygınlığı yok.
    yönetim içinde tam bir hizipleşme yaşanıyor.
    bir yanda yiğit şardan iplerin büyük bölümünü elinde tutuyor.
    diğer yanda cemal özgörkey, şardan’a ve polat’a isyan bayrağını açmış, alternatif bir yönetim oluşturmuş durumda.
    rahmetli canaydın’ın miras bıraktığı mehmet helvacı, başka bir klik oluşturmuş.
    takımda tam bir başıbozukluk hâkim.
    futbolcular otobüsten inip taraftarla kavga ediyor, otobüste lafı geçecek bir yönetici yok. 20 yaşındaki delikanlılar allah’a emanet.
    başkan futbolcuları aleyhine konuşuyor, futbolcular sağda solda başkan hakkında dedikodu yapıyor.
    kimsenin kimseye saygısı kalmamış.
    yeni stadın gelirlerinin büyük bölümü kasaya inmiş ama harcanmış bile.
    ciddi kaynaklar yaratılmış ama aynı kaynaklar ciddiyetsiz bir biçimde har vurup harman savrulmuş.
    bu havayla bu galatasaray’dan hiçbir halt olmaz.
    geçen sezonu bile ararız.
    haberiniz olsun.''

    fatih altaylı

    http://www.haberturk.com/...-say-ha-melih-gokcek

    --- alıntı ---
  • 40
    --- alıntı ---

    ''galatasaray yönetiminden sevgili dostum profesör mehmet helvacı, önceki gün kanaltürk’e bağlanıp benim için, “kısa bir süre ikinci başkanlık yaptı, eğer onu kastediyorsanız” gibisinden bir şeyler söylemiş.

    duyunca üzüldüm.
    mehmet adına üzüldüm.
    doğru, 8 ay ikinci başkanlık yaptım galatasaray’da. sonra nur içinde yatsın, özhan canaydın’a devrettik yönetimi. canaydın’ın iki dönem üst üste
    yaptığı, “gel ikinci başkanlığa devam et” teklifine rağmen.

    çünkü biz bazıları gibi “şan şöhret” için yöneticilik yapmıyoruz. o gün bize ihtiyaç vardı. türkiye 2001 krizindeydi. galatasaray tarihinin en zor günlerindeydi. kasada kuruş yoktu. borçlar ödenemiyordu. takım dağılmak üzereydi. bir de uzan tehlikesi vardı.

    “8 ay yaparım, bir gün fazla yapmam” dedim ve geldim.

    o sene, bugün bir futbolcuya verdikleri paralarla kurduğum takım türkiye şampiyonu oldu.

    şampiyonlar ligi’nde bir üst tura çıktı. çeyrek finali son anda barcelona’dan yediği bir golle kaçırdı.

    yüzmede uzun bir aradan sonra türkiye şampiyonu oldu. basketbolda yarı finale yükseldi. diğerlerini saymıyorum bile.

    borcu da 12 milyon dolara indirdik. vergi borçları için zamanın maliye bakanı sümer oral’la bir protokol hazırladık. ve bıraktım gittim. ama mehmet helvacı da çok iyi bilir ki, benim 8 ay ikinci başkanlığım dışında “hayatım” galatasaray’dı.

    bugün ortalıkta yönetici diye dolananlar kısa pantolonla gezerken, ben de kısa
    pantolonluydum ama galatasaray’daydım.

    önce selahattin beyazıt’ın, sonra ali uras’ın, sonra ali tanrıyar’ın rahle-i tedrisinden geçtik, şimdi yönetici diye gezenler galatasaray’ın adresini bilmezken. florya inşa edilirken biz orada amelelik yaptık. ali uras, “ulan ben burayı kimselere bırakamam ama sana emanet ederim” derdi. hâlâ hayatta sor. yani anlayacağın mehmetcim, doğru kısa bir dönem ikinci başkanlık yaptım. çünkü benim galatasaraylılığım sizler gibi
    “galatasaray’dan almak” değil “galatasaray’a vermek” üzerine kuruludur.

    siz bu güzelim kulübü batırmaya, rezil rüsva etmeye devam edin.

    nasılsa içinden çıkamadığınız hale gelince ben ve benim gibi galatasaraylılar yine gelir, yine kulübü düze çıkarırız. kimse merak etmesin.''

    fatih altaylı

    http://www.htspor.com/...atirin-biz-cikaririz

    --- alıntı ---
  • 42
    galatasaray'da bazi yoneticilerin transferlerden komisyon aldigini iddia etmesi üzerine galatasaray kulubü başkanı adnan polat'tan bir yazı almış yazar;

    yazı;

    sayın fatih altaylı

    21 ağustos 2010 tarihli habertürk gazetesi'ndeki köşe yazınızda kulübümüzde futbolcu alımlarında yolsuzluk bulunduğu imasını ortaya koymaktasınız. galatasaray spor kulübü'nde kısa süre de olsa ikinci başkanlık yapmış bir kimse olarak elinizde hiçbir bilgi ya da belge olmadan bu tür bir imayı yapmış olma sorumsuzluğunda bulunmanızın mümkün olmadığını düşündüğümüzden bu konuda sahip olduğunuz bilgi ve belgeleri acilen tarafımıza göndermenizi rica ederim."

    adnan polat
    galatasaray spor kulübü başkanı
  • 44
    yazısındaki komisyon iddiaları bölümü şöyledir...

    --- alıntı ---

    futbolcular geliyor, gidiyor. neredeyse kewell bile gidiyordu. niye? bilen yok ama çirkin iddialar var. komisyon iddiaları. getirilen futbolculardan komisyon alındığı için bu trafiğin yaşandığı iddiaları. umarım doğru değildir. bir de bu varsa tam rezalet. yönetim, futbolu adnan sezgin’e bırakarak zaten bir rezalete imza atmış ama kalanı da rezalet.

    --- alıntı ---

    http://www.fatihaltayli.com.tr/....cfm?content_id=6500
  • 48
    --- alıntı ---

    ''birkaç yıl önce mustafa denizli’nin can çobanoğlu ile birlikte yaptığı bir spor programına konuk olmuştum.
    bir soru üzerine, “yüz milyonlarca dolar değerinde bir futbol takımı, sadece teknik direktöre emanet edilmeyecek kadar büyük bir değerdir.bir takımda yönetimin etkisi yüzde 30, takımın etkisi yüzde 50, teknik direktörün etkisi yüzde 20’dir” demiştim.
    mustafa hoca da bu sözlerime biraz bozulmuştu haliyle.
    ama gerçekten de böyledir.
    yönetimdir önemli olan.
    mali yapıyı düzgün kurmak, bu mali yapıyla en önemli şey olan iyi bir takım oluşturmak ve bunların başına iyi bir teknik direktör getirmek, yönetimin ilk işi olmakla beraber asla son işi değildir.
    teknik direktör getirildiği an yönetimin takımla işi bitmez.
    teknik direktörü yönlendirmek, beklentileri aktarmak, gerekirse kulübün yatırım, mal varlığı sayılan oyuncuların değerlendirilmesini ve değer kazandırılmasını sağlayacak adımların atılmasını istemek, sorun görülen yerde anlık müdahalelerle teknik direktöre yol göstermek yönetimlerin işidir.
    bu sözlerim asla “soyunma odasına girip takım kurmak gibi” algılanmasın, ama takımın kuruluşunda bile yönetimin mutlaka etkisi vardır, olmalıdır.
    aksi takdirde koskoca bir kulübün, takımın bütün geleceği ve hatta varlığı, yarın öbür gün kulübü bırakıp gidebilecek veya daha iyi bir teklif aldığında kesinlikle gidecek birine bırakılmış olur.
    böyle bir şey, hiçbir modern işletmede kabul görmez.
    galatasaray’da yönetim, rijkaard’ı bu anlamda yalnız bırakmış, önünü açmamış, yol göstermemiştir.
    bu yönetimin temel hatasıdır.
    rijkaard’ın hatalarına gelince.
    dünyanın hiçbir yerinde “sabit bir iskeleti” olmayan bir yapının ayakta durduğu ya da yükseldiği görülmemiştir.
    bakınız efsane olmuş tüm takımların sabit bir kadrosu vardır. bu kadroyla gerekli gereksiz oynanmamıştır.herkesin bir yeri, her yerin bilinen bir yedeği vardır.
    bunu rijkaard’ın galatasaray’ı için söylemek mümkün mü?
    sabit kadro çok yetenekli oyunculardan oluşmasa bile bir alışkanlıkla, herkesin ne yapacağının ve ne yapabileceğinin belli olmasıyla bir istikrar tutturur ve gücü oranında başarılı olur.
    sabit olmayan kadrolar ise savrulur gider.
    iskeleti olmayan bir binanın veya bir adamın ayakta durması mümkün olmadığı gibi bir takım da ayakta duramaz.
    şu veya bu nedenle futbolcular ile teknik direktör arasında sorunlar olur.futbolcular bunu sahaya yansıtırlar.galatasaray yönetimi, bu sorunların ortadan kalkmasında da aktif rol üstlenmemiş, genç adamlar ile farklı bir kültürün adamı olan rijkaard’ı baş başa bırakmıştır.
    galatasaray’ın başarısızlığının temelinde bunlar vardır.
    şimdi herkes, “bu hafta oynanacak derbi ne olacak?” diye soruyor.
    bilemem.
    yeneriz de yenilebiliriz de.
    ama yensek ne değişir.
    adnan polat ve saz arkadaşları tarafından yönetildiği sürece, yönetime bir miktar yoğurt da eklesen bu kulüpten “cacık” olmaz.

    not: sakın ola ki, bir olağanüstü kongre istediğim zannedilmesin. galatasaray’a bu yakışmaz. bir olağanüstü kongre sonrası yönetime gelen ve takımı şampiyon yapan bir ekibin parçası olmama rağmen olağanüstü kongrelerin galatasaray geleneğine yakışmadığını düşünüyorum.''

    http://www.haberturk.com/...latasaraydan-ne-olur

    --- alıntı ---
  • 49
    --- alıntı ---
    adnan polat ve saz arkadaşları tarafından yönetildiği sürece, yönetime bir miktar yoğurt da eklesen bu kulüpten “cacık” olmaz.
    --- alıntı ---
    habertürk'teki yazısından.

    yazıklar olsun, son dönemde tv kanalının ve gazetesinin "enteresan" yükselişine kıl'ım zaten, ekşisözlük'te de epey madara edildi. (birçoğuna sonuna kadar katılırım) lakin yukarıdaki cümlesiyle bir insanın çap'ının ensesiyle ya da bel kalınlığıyla alakası olmadığını ispatlamıştır. galatasaray lisesi mezunu bu adam ama galatasaraylılık'tan zerre nasip aldıysan sen; tekmil sülalemi kainat s.ksin.!!
    adnan polat'ın ve yönetimin eleştirileceği dünya kadar şey var, (olumlu olan dünya kadar şey de var tabii) biz de yaza yaza bitiremedik bazılarını ancak bir camianın en yüksek mertebesindeki adama ve görev arkadaşlarına "hıyar" yakıştırması yapmak galatasaraylılık'sa eğer ben almayım arkadaş. eleştirirsin, yerden yere vurursun elinde tv gazete var, sabah akşam karalama yayını yaparsın ama bunu yazamazsın arkadaş. galatasaray başkanı'na bu hakareti yapamazsın; ben kafam basmaya başladığı yıldan beri bunu gördüm, takip ettim, okudum.
    yazıklar olsun, sivri, sert eleştiriler yapmak başkadır, hıncal uluç sabahtan akşama eleştiriyor (haklı haksız umrumda değil) ancak adam gibi eleştiriyor.

    dalga geçer gibi yazmış bir de olağanüstü genel kurul galatasaray geleneğine yakışmaz diye.!!!

    yazılacak-yazılabilecek o kadar çok şey var ki bu başlığa yazmaya değmez.

    ota boka tepki koyulacağına bu tip konularda ortak karar alınması, eyleme geçilmesini isterdim.
    ben kendi adıma mail yoluyla konu ile ilgili düşüncemi göndereceğim bunun dışında sözkonusu gazeteyi almayacağım yakın çevreme aldırmayacağım. şu an için elimden gelen budur, hiç olmazsa galatasaraylılık bunu gerektirir bunu biliyorum, duruşumuz belli olmazsa; önce başkana sonra takıma en son da birbirimize saygımız kalmayacak, diğerlerinden bir farkımız kalmayacak.

    not: gerçi taraftarın artık geldiği noktada şu yazdıklarım sadece beni ve benim gibi hissedenleri bağlıyor farkındayım ama bunu yapmak-yazmak boynumun borcu, böyle gördüm bunu öğrendim ben.
  • 50
    --- alıntı ---
    adnan polat ve saz arkadaşları tarafından yönetildiği sürece, yönetime bir miktar yoğurt da eklesen bu kulüpten “cacık” olmaz.
    --- alıntı ---

    şimdi galatasaray başkanına cacık olmaz diyen adam 2 paragraf sonra bakın ne demiş :

    '' olağanüstü kongrelerin galatasaray geleneğine yakışmadığını düşünüyorum.''

    sen yılların galatasaray üyesi bu klüpte yöneticilik yapmış altaylı sen galatasaray geleneğinin sadece kongre olduğunu mu sanıyorsun. beğenmeyebilirsin eleştirebilirsin, sevmeyebilirsin bunlar en doğal hakkın ama çıkıp da galatasaray başkanına cacık olmaz diyemezsin. ege seramik yönetim kurulu başkanına değil galatasaray başkanına hakaret ediyorsun. galatasaraylılığı kendine kalkan olarak kullanma yakışmıyorsun çünkü.