• 351
    endüstriyel dönem futbolunu romantik argümanlarla yorumlamaya çalışan kalemi pek kuvvetli yazar-spor yorumcusu.

    kafasındaki futbolcu-taraftaf ilişkisini tekrar gözden geçirmeli. en son yazısında şunları yazmış:

    türkiye'de taraftarlık, tamamen bir 'hava atma' aracına dönüştü. kim ne derse desin artık taraftar sadece başarı istiyor. nasıl ve ne şekilde olduğuyla ilgilenmiyor. hangi oyuncuyla olduğu önemli değil, taraftarın istediği tek oyuncu, ‘iyi oyuncu’. o ‘karakter oyuncu’, ‘bayrak adam’ laflarının içi tamamen boş. iyi oyuncu karakterliyse veya bayrak isimse iyi ama vasatsa bayrak, mayrak hak getire... işte misal hamit... sakatlanıyorsa “başlarım karakterine, konuşacağına top oynasın!” diyorlar. iyi oynayınca misal 33. hafta beşiktaş maçında “ne güzel karakterini koydu, liderlik etti” oluyor. veyahut hakan balta... iyi oynamadığında hiç bayrak mayrak diyen yoktu, bu sene iyi performans verince baktım karakter güzellemeleri, bayrak adam övgüleri dolu...

    şimdi burada kendisine şunları söylemek istiyorum. hamit efendi yılda üç küsür milyon euro kazanıyor, sahada hiç bir şey vermiyor bu taraftar en ufak bir kıpırdanma gördüğünde kendisini takdir etmeye yer arıyor, daha ne yapsın bu taraftar?

    kusura bakma ama bu ülkede insanlar bin tl ye geçinmeye çalışıyor, o adam o parayı alırken futbolcuları eskisi gibi sevmekten söz edemezsin. adam cipe binip, boğazda oturup kapitalist sistemin tüm argümanlarını ego tatmini için kullanırken; bu bizim rızkımız biz bu parayı alırız diyecek taraftarda çıkıp hamit çok iyi adam, efsane futbolcu diyecek öyle mi? çıksın oynasın metin oktay gibi 1 ev, 1 arabaya sabaha kadar konuşsun dinleriz, severiz, efsane deriz. dünya futbolunda bugün "ben bu sistem içinde top oynamam, artık futbol oynamaktan zevk almıyorum" gibi tepkiler göstetip futbolu bırakan bir sürü futbolcu var, ama hamit efendi ne yapıyor kameraların karşısına geçip gevrek gevrek sırıtıyor. aynı şey sabri içinde geçerli. sabri daha güzel bir kadınla evli kalabilmek için taraftarın zorla kulübüne kazandırdığı paralarla spor arabalar alacak, sonra sen ben kalkıp babamın baba hakkıyı sevdiği gibi(babam beşiktaşlıdır) sabriyi sevecem, performansı düştüğünde ona destek olucam. başka arzun var mı?

    özet: futbolcu bu sistemin içinde top oynamaktan mutluysa hatta daha fazla para kazanmak için sistemi sonuna kadar zoluyorsa, taraftarın efsanesi değil kölesi olur ancak ve o taraftar ondan o performansı bekler, göremezse de eleştirir.
  • 353
    hamza hamzaoğlu ile kurduğu yakınlıktan ötürü, özellikle türk futbolculara ve hamza hamzaoğlunun bariz yanlışlarını bir şekilde makyajlayıp eleştirmemeyi seçen bir yazar artık. severek okurdum tüm paylaşımlarını fakat artık takip edesim gelmiyor. sokaktan adam çevirsen hamza hamzaoğlu kadar doğru yapacakken, bunları övmesini garipsiyorum. hamza hamzaoğlu gidince, objektif olur diye düşünüyorum. o zaman biz de okuruz.
  • 354
    akılcılığını her zaman takdir ederim fakat yalnızca hamza hamzaoğlu özelinde değil, son zamanlarda analizlerini yalnızca sonuçlar üzerinden şekillendiriyor. özgün tarzını yitirdiğini görmek üzücü. bahsettiğim durumu somutlaştırmak gerekirse; bir ilkokul öğrencisinin matematik testini çözerken arkadaki cevap anahtarından sonuca baktığını, sonra soruda yer alan rakamları soruyla ilgisi olmayan biçimlerde kullanarak anahtardaki sonucu elde ettiğini düşünün. buradan hareketle ya matematik bilgisi şimdiye dek sergilediği ile kısıtlı ya da -benim de haklı bulduğum bir şekilde- hakkının yendiğini düşünerek eski azmini, heyecanını, soru çözme isteğini kaybetmiş. umarım ikinci tahminim doğru olandır ve yine umarım bu işe verdiği emeğin karşılığını eksiksiz biçimde alır. zira hem sosyal duyarlılığı hem de entelektüelitesi bakımından kıymetli bir insan.
  • 356
    son zamanlarda yazdıklarına ki prandelli'nin gelişinden itibaren oluyor bu benim de pek katılamaığım yazar. ama adama birilerinin sayesinde makam mevki elde etti demek çok ağır bir itham. bu adam hamzaoğlu'ndan önce de bir internet sitesinde* yazarlık yapıyordu zaten. genç bir arkadaşımız. yazılarını eleştir falan da böyle imalar bir galatasaraylıya yakışmıyor. gerçi herkes paranoyak oldu, millet ne yapsın ama olmuyor.

    not: extensoru tanımam. avukat falan da değilim. yazdığı entry'deki samimiyetine % 100 inanıyorum. arkadaşım sende pire için yorgan yakma. bu sözlüğün önemli yazarlarındansın. gs sözlüğe küsülmez.
  • 357
    eskiden beri yazılarına denk geldikçe, bazen lafı uzattığını düşünsem ve katılmadığım kısımları olsa da, okumaktan keyif aldığım yazar. kendisini tanımasam da yazdıkları bana samimi geldi açıkçası. insanları bizim gibi düşünmüyor diye birşeylerle itham etmek ve hakaret etmek bu kadar kolay olmamalı diye düşünüyorum. dün gece* hepimiz çok üzgündük, o duygusallıkla sözlüğü bırakma kararı aldığını düşünüyorum. umarım durumu bir kez daha değerlendirir, ne olursa olsun önemli bir yazardır kendisi. sözlük herkesin aynı şeyleri düşünüp yazığı bir ortam olacaksa çok da bir anlamı yok zaten.
  • 359
    ben bu adamı tanımam.

    blogspot günlerinden bu yana çoğu yazısını okudum. üslubunu beğenmez, noktalama işaretleri ve bağlaçlarına hep takılırdım. genel olarak ben demiştimci bir tarzı olduğunu ve egosunun çabuk şişmeye meyilli olduğunu düşünürdüm. bu yüzden pek de sevmem açıkçası takip etsem de.

    ama bu adamın galatasaray sevdasından bir kere bile şüphe etmedim. futboldan da anladığını düşünüyorum. bizim alışkanlıklarımızın dışında oyunu dikkat ederek izlediğine inanıyorum. anlık heyecanlarla pozisyonu kaçırmıyormuş izlenimi bıraktı bende her daim yazdıklarıyla. selçuk sezona kötü giriş yaptı diyen nefretle hareket ediyor. mersin, osmanlı, astana maçları galibiyetle bitse, atletico maçında berabere kalsak yani saçma sapan hatalar yapılmamış olsa kimse bunları söylüyor olmazdı. bu adam da selçuk iyi diyorsa geçen sene bu dönemlerdeki halinden daha iyi olduğu için diyor ve haklı da.

    hamza hoca içinse biraz "umut fakirin ekmeği" şeklinde düşündüğüne inanıyorum. ben de öyleydim. piyasada hoca kalmadı. biraz sabredelim bakalım ne olacak diye merakla hareket ediyoruz. bir de lan şu maçı da kazanırsa toparlar belki vs diye yaklaşıyoruz. olmuyor. olmayacak sanırım. ama bu adamın klasik taraftar içgüdüsü olan bardağın dolu tarafından bakması olayını makam ve mevkiyle bağdaştırıyorsanız bu sizin karaktersizliğinizi herkeste görmenizdendir. elinizde bir kanıt mı var? yok. adam olayı açıklamış, bir altına inanmıyorum yazmış bir diğeri. neden inanmıyorsun? sen olsan mevki için birilerine mi yalanırdın? ondan mı inanamıyorsun bu adama, ya da bu iftirada bulunuyorsun? elinde kanıt yoksa bunu derken biraz utanacaksın, geri duracaksın. bazı ahlaksızlarda bu hiç yok.

    bu arada gerçekten hamza hoca'nın gelecek vadettiğini düşünüyor da olabilir. farklı düşünüyor diye herkesi yerecek miyiz? bu sözlükte barış özbek, ayhan akman, mustafa sarp üçlüsüyle total futbol umudu taşıyan adamlardık anasını satayım. şimdi hamza hamzaoğlu bir şeyler başaracak diye umutlanmak hakarete uğrama sebebi mi oldu?
  • 360
    kimin haklı olduğu umrumda bile değil. yalnız insanlar ne kadar kolay ithamlarda bulunabiliyorlar. doğru mu gerçek mi umrunda bile olmuyor insanın. bunun adı klavye delikanlılığı işte. ispat et iddiada bulunduğun şeyleri. ha yok içine öyle esip de bunu herkesin okuduğu bir platformda dillendiriyorsan bu kanunen suçtur. etik değildir. günahtır ki bu dediklerin gerçek olsa bile.
  • 361
    kendisini şahsen tanımasam da uzun süredir yazılarını takip ediyorum.
    yıllardır yazdıklarıyla gs sevdalısı bir yazar olduğundan şüphem yok.
    evet özellikle hamza döneminde alışık olduğumuz yazı kalitesini kaybetti, yeniçerilere ve vizyonsuzluğa karşı ölü taklidi yaptı vs..
    bu süreçte bireysel olarak da uyarmaya çalıştım fakat eleştiriye açık olmadığını düşünüyorum.
    elbette yazmadıkları kendi takdiridir. fakat ben yazamadığını değil yazmadığını düşünüyorum.
    benim gibi yazdıklarına değer veren ve yazacaklarını merak eden birçok kişinin hayal kırıklığını ve sitemini anlıyorum.
    ben de ona yapılan ithamın ağır ve haksız olduğunu düşünüyorum.
  • 362
    herkes bitti de sıra bu adama geldi amk. saracak yer arıyorsunuz, vallahi kafayı yemiş bazılarınız. somut bir veri var mı abi adamla ilgili elinde y hareketle x yere geldiğine dair? yok. e o zaman söylediğin her şey kendi kurgun, yani iftira bir nevi. cidden çok kolay yaftalıyoruz insanları toplum olarak. hiç de değişmiyoruz. bu durum son dönemde galatasaray sözlük'te de kendini iyice göstermeye başladı. tek bir entry'e kendisinin gösterdiği tepkiyi ve bedduaları da abartı buldum ayrıca, onu da söylemeden geçmeyeyim. bu kadar kafaya takmamalı bence.

    kendisinden güzel bir fatih terim analiziyle yazdıklarımı sonlandırayım: #1352557
  • 363
    bu adam zaten böyleydi. futbol görüşü bu şekilde, biz onu bu şekilde sevdik.
    bence görüşlerinde tutarlılığında hala bir problem yok. en eski yazısını oku ardından en yenisini oku, futbola bakış açısı aynı yani.
    kimseye yalakalık falan yaptığı yok.

    kendisine yegane önerim sen takılma kardeşim boşver devam et.

    şu da son yazısı ben bir hamza fanboyluğu görmedim. gören varsa iletsin.

    http://www.footballium.com/...-Degisen_bir_sey_yok
  • 364
    bu ülkenin fıtratında bu var.bu konuda ibre kendine dönünce ağlayan insanlarımız da var.

    sırf galatasaray'ın mağlup olduğu bir maçtan sonra istediğiniz tarzda bir eleştiri göremiyorsunuz diye insanlara saldırıyorsunuz,yani insanların özgür iradesine ithamlarda bulunuyorsunuz.sonra da arkadaş ortamında "bu ülkede hiç demokrasi,düşünce özgürlüğü kalmadı kardeşim!!" diye ahkam kesiyorsunuz.sinan yılmaz iyi bir futbol yorumcusudur ve maçları çoğumuzdan da farklı bir gözle izliyor.işte bu yüzden siz bile ne yazarsa yazsın okuma ihtiyacı hissediyorsunuz.

    ahkam kesen insan olmak istemiyorum ancak sorununuzun 2 güzel çözümü var:
    1- eğer gerçekten bu adamın hamza yalakası,kulüpten nemalandığı için söylemleri değişen(bkz: levent tüzemen) bir insan olduğunu düşünüyorsan çıkar hayatından.twitter'dan çıkar,yazılarını okuma.
    2- yok ben okumaya devam edeceğim ama yazılarını artık beğenmiyorum,benim baktığım açıdan yanlış düşünüyor diyorsan twitter'dan mention at,sözlükten mesaj at anlat derdini güzelce arkadaşa.

    biz ne zaman böyle kötü insanlara dönüştük beyler?..son 12-13 yılda mı? ne zaman mahallede top oynamayı sevdiğimiz insanların,görüşü,etnik kökeni bizim için hiç önemli değilken,sadece insanı insan olduğu için sevdiğimiz kısımdan;"bu savaşta benim tarafımda olmayan bertaraf olur" moduna geçtik.

    sosyal medya çok güzel birşey.fikirlerini açıklamak,savunmak için,insanlarla sohbet etmek için muazzam bir ortam ancak söylemlerimizde kalemimize dikkat edelim güzel insanlar;bazen o kalem ok olup bir insanın ciğerini delmesin lütfen.
  • 366
    şu adamın geçirdiği kişisel evrimi ömür boyu geçirmeyen var. dünyanın en küfürbaz, en hakaretamiz yazılarını yazar, insanlara alenen hakaret ederdi eskiden. kendi gibi düşünmeyenlere yapardı hem de. aksi ihtiyar gibiydi.

    sonra ne oldu çözemedim, hem üslubu naifleşti, hem yazılarındaki dil kalitesi yükseldi. küfrü, hakareti anmaz oldu. bu denli keskin bi kalite artışını ben çok nadir gördüm, üç beş kişide. her zaman da ne görse onu yazdı.

    şimdi bakıyorum, yalakalıkla bir yere geldiğini yazan var. deli saçması. faşizm günlük dilde başlıyor işte. bir insan senin sevmediğin birini eleştirmek zorundaymış gibi bir tavır takınıp bu arka nahiye kökenli zorunluluğa uygun olmayan davranış görünce iftira atıp kamuoyunu etkilemeye çalışman faşizmin ağa babasıdır. çünkü gücün buna yetiyor, saldırma ihtiyacı hissediyorsun. gücün yettiği kadar sırf görüşünü yazan insana iftira atıyorsun ve delilin yok. tam aziz yıldırım. tam faşizm.

    sinan bey de zamanında ağır hakaretlerle kırdığı kalplere saysın bence. herkes hata yapar, sözlüğü bırakmak çok kolay. kendi geçmişini hatırlasın ve herkesin dönüşebileceğini orada görsün.
  • 367
    kendisine neden böylesine garip ithamlarda bulunulduğunu anlayamadigim kendi halinde kendi isini yapmaya calisan yazar. sanki hergun 15milyon okuru varmis da halki galeyana getirmis gibi konusuyorsunuz. adamin yazdiklarini begenip begenmemek, katilip katilmamak baskadir bildigin iftira atmak baskadir. kul hakkina girer. burda adamin kendisini savunmak zorunda birakilmasi, uzerine boylesine saldirilmasi inanilmaz cirkin. turkiyenin her noktasi gibi sozluk de leş kokmaya başladı. sonra ülke neden boyle. önce sen kendine bak sen neden böylesin? böyle insanlarda kurulmus bi toplumun böyle olmaktan baska bir yolu var midir?

    adamin bir ustte yazdıklarını gorunce ben uzuldum ya. adam kendisini kanitlamak için yeminler etmek zorunda kalmış. ayiptir yaziktir gunahtir.
  • 371
    özellikle, iftira/karalama kısmında tamamen katılmakla birlikte, bu 48 maç 107 gol işine bence fazlaca takılmakta.

    atılan gol sayısı istatistiği, elbette önemli değerlendirme kriterlerinden birisi, belki de en somut olanı. hatta, hamza hamzaoğlu dönemi için ayrı bir değeri bile var diyebiliriz bunun, zira tatsız, keyifsiz, kısır vs futbol oynattığı üzerinden gelen eleştiriler ile çelişen bir tablo var elimizde. 48 resmi maçta 107 gol atıp, maç başı 2.23 ortalama tutturmak, pek öyle hafife alınmaması gereken bir rakam ve bu anlamda hamza hoca'nın hakkını yememek gerek.

    ancak; 48 maç 107 gol istatistiğinden, -biraz da son maçlarda alınan seri galibiyetlerin gazıyla- hamza hoca'nın tercih ve uygulamalarının haklılığı/doğruluğu sonucunu çıkarmamak gerek.

    öncelikle, o 48 maçı bir açalım;
    1 süper kupa
    31 süper lig
    12 türkiye kupası
    4 şampiyonlar ligi

    bunlardan;
    1 süper lig maçı ile, -sadece fikstürde var diye mecburiyetten oynanan 30 mayıs 2015 çaykur rizespor galatasaray maçı-
    6 türkiye kupası maçını -alt liglerden gelen takımlarla oynanan maçlar (manisaspor, balçova yaşam, amedspor)-
    sağlıklı bir istatistik veri oluşturmaya çalışıyorsak, dışarıda tutmak daha mantıklı.

    kalan 41 maç için şöyle bir dağılım çıkıyor;

    süper kupa 1 maç 1 gol - 1.00 ortalama,
    süper lig 30 maç 63 gol - 2.15 ortalama,
    türkiye kupası 6 maç 16 gol - 2.66 ortalama,
    şampiyonlar ligi 4 maç 5 gol -1.25 ortalama

    genel toplam 41 maç 85 gol - 2.07 ortalama

    bu 41 maçta;
    3 kez gol atamamışız,
    12 kez 1 gol,
    13 kez de 2 gol atabilmişiz.
    yani, 41 maçın 28'inde maksimum 2 gol bulabilmişiz, 1.36 ortalamada kalmışız.

    3 gol ve üzerinde gol bulduğumuz maç sayısı ise 13.
    6 kez 3, 6 kez de 4 gol atarken, 1 sefer de 5 gollü bir galibiyetimiz var. bu 13 maçta toplamda 47 gol atarken, 3.62 gibi bir ortalama tutturmuşuz ki, genel toplamı kurtaran bu maçlar olmuş.

    peki, kimlerle oynanmış bu maçlar?

    bu 13 maçtan 3 tanesi, geçen sene küme düşen karabük, erciyes ve balıkesir'e karşı arena'da oynanmış. karabük'e 4, diğer ikisine üçer gol atmışız.
    4 gol bulduğumuz 6 maçtan 2 tanesi de, arena'da eskişehir ve konya'ya karşı oynanan türkiye kupası maçları. rakiplerin kalesinde as kalecileri dahi yok.

    bu 5 maçta bol gol atmış olmak güzel elbet, ancak hani değerlendirme dışı tuttuğumuz diğer 7 maçtan da sadece 1 tık daha üstte olabilecek maçlar bunlar. bunları da ayrı bir kenara koysak; belirli bir seviyenin üzerinde 3 gol ya da üzerinde attığımız dişe dokunur denecek 8 maç var kalan 36 maçın içerisinde...

    bu sezon; ligde, deplasmanda konya'ya, içeride gençlerbirliği'ne dörder gol attık,
    geçen sene; ligde, içeride mersin'e, dışarıda sivas ve kasımpaşa'ya üçer, konya'ya 5 gol attık.
    kupada ise sivas'a 4, bursa'ya 3 gol attık.

    hani, ömer üründül tabiriyle "zorluk derecesi yüksek" denecek maç, içlerinden bi bursa finali, belki bir de adı yarı final olduğundan sivas maçı...

    ya da şöyle bakılabilir;
    şampiyonlar ligi,
    süper kupa,
    türkiye kupası yarı final ve final maçları,
    ve ligde kendimiz hariç diğer 4 büyüklerle oynanan maçlardaki atılıp yenen goller/alınan neticeler, teknik direktör hakkında daha sağlıklı bir fikir verebilir bize belki.

    genel toplamda 48 maç; 32 galibiyet, 8 beraberlik, 8 mağlubiyet, 107 atılan, 50 yenen gol istatistiği var hamza hoca'nın şu ana kadar. ancak, biraz daha dişe dokunur yukarıdaki maçları içeren bir hesap yapılırsa; 14 maç, 7 galibiyet, 2 beraberlik, 5 mağlubiyet, 20 atılan, 19 yenen gol gibi rakamlar çıkıyor.

    genel toplamda;
    %66.6 olan galibiyet yüzdesi, %50'ye,
    2.23 olan atılan gol ortalaması, 1.43'lere gerilerken,
    %16.6 olan yenilgi oranı %35.7'ye,
    1.04 olan yenen gol ortalaması da 1.36'lara yükseliyor.

    daha farklı alternatiflere yönelip bambaşka sonuçlara da ulaşmak mümkün elbet. bütün bu rakamlar biraz da nereden baktığınız ya da bakmak istediğinizle alakalı ve anafikre sadece destek olabilecek veriler bunlar.

    hamza hoca'nın bazı çok ağır/haksız/yersiz eleştirilere maruz kaldığı fikrine ya da hak ettiği saygıyı görmediği gibi bir düşünceye katılmak mümkün olabilir, ya da onun bazı tercihlerinin, bizlere ters gelse de sonuç alma anlamında hiç de fena seçimler olmadığı da kabul edilebilir ancak x maçta atılmış olan y sayıda gol üzerinden hareketle hamza hoca hem kendini hem tercihlerini ispat etmiş olamaz, ya da aynı şekilde herhangi bir istatistik diğer bir çok karşıt fikri bir çırpıda geçersiz kılamaz.

    son derece kötü planlanan bir kadro,
    neredeyse tamamıyla bireysel yetenekler ve duran toplar üzerinden yürüyen hücumlar,
    muslera'ya ve kurtardıklarına rağmen çok ve kolay gol yenmesi + gol yemeden biten maçların sonunda stadyumun altında yatır falan olduğuna inanan taraftar sayısının artması,
    hasbelkader bile olsa sadece bir 45 dakika için bile ahada budur denecek bir top oynanamaması, örneği için (bkz: 23 ekim 2013 galatasaray fc kopenhag maçı), vs. vs. bir çok temel mesele var ortada. hamza hoca bu konularda belirli bir mesafe kat edecek işler yapsın, arkasında bulacağı desteğe kendi bile şaşırır, ondan sonra isterse 107 maçta 48 gol atsın...
  • 372
    (bkz: #1834666)

    yazdığı entryi okuyunca sözlük'e olan sevgim daha da arttı. savunduğu tezlerin doğruluğu, yanlışlığı bir yana, yapıcı, mantıklı ve tahrik etmeyen, üreten, beyin yoran yazıların varlığı sözlük formatının en güzel yanıdır. yoksa dönem dönem hepimizin yaptığı gibi, "laf sokayım, ayar vereyim, taraf tutayım, tahrik edeyim, bloklaştırayım" gibi günümüz siyasetçilerinin tarzları inanıın mide bulandırıyor.

    millet olarak bıktık bu ötekileştirmeden, eline sağlık extensor.
  • 373
    (bkz: #1834666)

    (bkz: zamanlaması manidar)

    (bkz: skor taraftarı)

    şu yazdığı yazıyı neden bugün yazdığını çok merak ettiğim yazar? gönül isterdi ki astana maçından sonra da inci inci yazabilseymiş. işin daha da acı tarafı benfica maçında 90. dakikada bir gol yesek, bu düşüncelerini yine yazamayacak olması.

    skor geldikten sonra, çiçekler böcekler açtıktan sonra bunları yazması kolay ve zevkli ama daha önce de söylediğim gibi, şu yazılarını mağlubiyetlerden sonra da yazarsa çok daha anlamlı olacak.

    ekleme: örnek olarak şu (bkz: #1834666) yazıyı astana maçından sonra yazmış olsaydı cidden çok daha güzel ve hoş olmuş olacaktı.

    son olarak, görüşlerine hiç katılmıyorum hatta son yazdığı yazıda sen koyunsun koyun kal diyor ama bu sözlükte gerçekten daha çok yazmasını isterim. ister bana inansın isterse inanmasın.
  • 374
    (bkz: #1834666)

    yine keyifle okudugum bir yazi yazmis guzel galatasarayli. bazi yazilari gercekten ayakta saygi durusunda okunacak cinsten. temmuz ayindan beri hissettiklerimin cogunun tek bir yazida toplanmis hali. sozlukteki tum akbabalara ders niteliginde.

    skor taraftari olarak nitelendirilmis. maglubiyetlerden sonra da son derece yapici elestiriler yazdigi uzun yazilari var. arastirip bulmak onemli olan. tabi akbabalarin isine gelmeyen sey yazarsan tabii ki boyle olur. gercekten; hakli olmayi galatasaray'dan daha cok sevenler tarafindan ele gecirilmisiz. merak etme aslan, her mac sonrasi yaziyor. en yapici elestirileri yaziyor. akbaba gibi atlamiyor herseye.