• bu cocuk gariban ya. suratından belli oluyor işte.
    şimdi biz burada ona bi aile, sıcak yuva olursak bakın görün aslan parçasını. alır yürür burdan. bugüne kadar hissetmediği ve gittiği takımlarda da asla hissedemeyeceği sıcacık yuvayı burda tanıyacak.

    pazar günü akşamı soba kenarındaki leğende yıkamaya başladık emre'yi. bu saatten sonra yardıracak bence.
    yani, umarım...
  • kendisinden çok büyük beklentilerim var. hala bu beklenti devam ediyor. 2 sezon daha sürer bu. ama lütfen şu adamı ortasahada topla buluşturmayalım. kaleye ne kadar yakın oynarsa çalım deneyeceği adam sayısı azalır ve 3. çalım yerine ya kilit pas ya gol vuruşu ya da penaltı kazandırır.

    orta sahada adama sürekli faul yapıyorlar. neden? tehlikeli bölge değil. e sen ver topu ceza sahasına 1,2 metre bak bakalım neler oluyor? ya asist yapar ya gol atar ya da penaltı, freekick kazandırır. rakip kaleye yakın oynatmadığımız her an hem çok sert müdahale yiyecek hem de efektif oyun oynayamayacak. ben olsam forvet arkasına koyar gizli forvet gibi oynamasını sağlar, üstüne sağa sola deplase olarak falcao'nun uydusu haline getirirdim. emre'yi yakalamak isteyenler falcao'yu boş bırakacaklar. rakiplerin en çekindiği isim olduğunu düşünüyorum. bu adamın yeteneklerini kullanmalıyız artık.
  • --- alıntı ---

    gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim. bugün çok duygu dolu geçti. bu ilginin karşılığını vermek için elimden gelenin fazlasını yapacağım.

    --- alıntı ---

    durmadan kafasına vuruyoruz da şimdi ben anlamadım bu adamın düzeltilecek ne gibi problemi var. haksız yere gördüğü karttan sonra özür diliyor. kendisine gösterilen ilgi için teşekkür ediyor. twitterda cover fotosu olarak galatasaray'a imza attığı gün çekilen mustafa cengiz ve abdürrahim albayraklı fotoğrafı kullanıyor. yani baya baya adamın şu anki psikolojisi de duruşu da çoğumuzdan düzgün lan bu nasıl iş?
    https://twitter.com/Emremor29
  • öncelikle yeni transferimiz emre mor hayırlı olsun.

    hemen konuya gelmek istiyorum.

    çocuk havalimanın indiği dakikadan başlayarak anında medyada bir algı operasyonu başladı. trtspor'u açıyorum kolyesi konuşuluyor, aspor'u açıyorum saati konuşuluyor.

    medya açık açık bu çocukla uğraşacak belliki. size ne saatinden kolyesinden? oynadığı futbolu konuşun, aldığı ücreti konuşun, bonservisini konuşun, tekniğini konuşun vs vs.

    lütfen emre mor hakkında yapılan/yapılacak bu tarz haberlere itibar edip medyanın bizi de kandırmasına izin vermeyelim.

    edit: bugün saçlarının rengi gündem oldu.

    1 ay önce formayı giyip çektirdiği fotoğraf eleştirildi.

    bu ülkede meyve veren ağaç taşlanir. bu çocuk belliki meyve verecek. lütfen herkes hassas olsun bu konuda.
  • https://youtu.be/H5DoZ9OkUhU
    gece gece izledim de bisey dicem.
    messiden daha rahat adam gecmiyorsa cumle alem kese atsin bana.
    ayrica cocuk problemli ama deli degil. yani demek istedigim. rakip futbolcuya kafa atan hakemi pandikleyen bi rahatsiz degil. fizik olarak zaten hic bi problemi yok. diger futbolculari yavas gosteriyor adam. tek problemi var 2 3 gectikten sonra hizini alamiyor.5 6 gidiyim istiyor. biraz da ergenlik var serde laf da anlamiyor.belki de ciddiye almiyor.bende de ayni problem oldugu icin hemen anladim* hali saha maclarindan once herkes yalvarir bana ne olur pas at busefer bokunu cikarma diye.neysam.
    fatih hocam var ya fatih hocam. bunun sivilcesini patlatir.once yumruk atar sonra tokatlar.adam eder.iki gune biyigi cikar bak.
    bu cocuktan da olursa oyle siradan bi adam degil cok buyuk bisey olur.
    bak buraya yaziyorum falcao falan hikaye emre mor damga vuracak bu sezona.
  • emre mor bildiğimiz emre mor.
    bir günde aşama kaydetmeyecek bu çocuk. geçen sezon onyekuru'nun geldiği dönemi hatırlayın. bir de sezon sonu ulaştığı performansa bakın.

    idman yiyecek.
    eğitim görecek.
    bol bol hata yapacak.
    maç kazandıracak, maç kaybettirecek.
    kolay değil emre mor gibi bir yeteneğe sahip olmak. çıktığı anda dordmund kaptı bu adamı. oradan ispanya'ya gitti. 3 günde adam olabilse yolu buralara düşmezdi.

    sabretmek lazım. nerede çalım atacağını, nerede pas vereceğini, nerede şut çekeceğini bilen, defansa yardım eden emre mor'un zaten türkiye'de işi yok. gider barcelona'ya messi'ye çırak yazılır.
  • anlamıyorum. muhtemelen hiç anlamayacağım.

    andrew niccol, 98’de “the truman show”u yazdığında, acaba gelecekte herkesin -tamam bazılarının- birer truman klonu olmak isteyeceğini düşünmüş müydü? üstelik günümüz ‘toraman’ları -biz ‘toraman’ı unisex (sözcüğü türkçe karşılayamadım) bir ifade olarak kabul edelim- bunu bilerek isteyerek yapıyorlar. o show’un içinde olmak istiyorlar. yaşamlarındaki en mahrem yanları bile ifşalamak ve paylaşmak için yarışıyorlar. bu başlangıçta ne yeyip ne içtiğin, nereye gidip ne yaptığını göstermekti, sonra acayip yerlere vardı.

    insanlar övülmek istiyorlar. insanlar ünlenmek istiyorlar. insanlar bilinmek istiyorlar. insanlar varlıklarını duyurmak istiyorlar. insanlar beğenilmek ve kafi değil beğenildiğini herkese bildirmek istiyorlar. sosyal çevresi bunun için kafi gelmiyor. gelmedi ve gelmeyecek. bunun için dijital, sanal veya yapay bir çevre icat ettik. gerçi şimdilerde hangisi gerçek hangisi yapay belirsizleşti.

    emre mor bilmez buraları. ama biz de memleket insanıyla daraltmayalım olayı. çünkü içi fesat olan her yerde var. ecnebi memleketlerde insanlar ifşalanmıyor mu?

    asla! kat’a! katiyen! mümkünatı yok! oralar moderin moderin takılıyor! aşmışlar bu konuları! hiçbir hatunda “benim kukum var!” tribi yok!

    “bak dan bilzariyan’a... adam yaşıyor ğuğagoyum. king boy yatağa diziyor cıbılları.”

    yersen.

    la kimler ifşalanmadı. cristiano ronaldo bile ifşalanmıştı zamanında. hey gidi.

    ne olmuş? bir zekerli kardeşimiz, münasip gördüğü bir yordamla, beğendiği bir kadına yürümüş.

    ee? kendine saygısı olan bir kadın, usturubunca ya teklifi kabul eder, ya da “başka kapıya!” çeker. kimseye olayı ifşa etmez.

    fakat biz yeşilçam’dan biliriz ki, “bizim kızı kimler kimler istedi... ne mühendisler ne doktorlar... ama vermedik” derler. mühendislik de para etmiyor artık bakarsan. derdimiz büyük! neyse. evrim geçirdik. artık veliyi cemaat, bir cümle akraba ve ebeveyn bunları dile getirmiyor da, bizzat iştiraki beden “beni kimler kimler beğeniyor da, ben şey etmiyorum!” tribine giriyor.

    “vermicem! vermicem!”

    “armudun başinayim, gız sana aşinayim!”

    potpori yapalım dedik ama olmadı sanırım.

    ah! femme fatale!

    biz 21. yüzyıl romantik şıpsevdi zekerli güruhunun -sanırım biz zekerliler diyebilirim- memlekette işi zor yemin ediyorum.

    aklında hiçbir art niyet yoktur. vallaha bak! yemin verdim. asansörde, metrobüs kuyruğunda, efendime söyleyeyim orada burada karşılaşmışsındır. ortamda böyle bir sessizlik. nezaketen ağzından kaçırmış bulunursun, “günaydın!” diye. veyahut allah yazdıysa bozsun “merhaba!” falan demiş bulunursun. bir de güler yüzle söylemez misin! tövbe, destur!

    sanki çok af edersiniz, oracıkta şey edeceğiz yani.

    kafa böyle geriye yukarı çekilir. gözler düşer. yukarıdan bakarlar. kukusu var ya! ulan ya. selam verip karakola başkol edilmek var icabında. en iyisi “selamın aleyküm bacım!” demek. gerçi o zaman da, yüz iğreti bir şekilde gerilip “ıyy kıro” yaftasını anında yiyorsunuz.

    genelledik. özele kayalım. ne kadınlar var. on numara. kalpleri yüzlerine vurmuş. güleç. cana yakın. adabı bilen. nezaketten anlayan. kadındır, o. gerçekten. işte emre mor’un çattığı ve çatmaaya devam ettiği kadınlar değil böyle. yukarıda anlattığım muameleyi çekenler yüzde doksan dokuz böyle kadınlar.

    farzımisal dolmuştasınız. ayakta yolcu var. haliyle. yer vermeye yelteniyorsunuz. “buyrun” dediniz. ama tersleniyorsunuz. neden? kız o aralar “feminist” takılıyor. hava yapıyor. etrafında da çevresi var. kıpkırmızı kalıyorsunuz öyle. yok ben oturmayacağım dese hadi yine iyi. ağzına geleni söylüyor. yer verdik lan sadece. afra tafra on numara. yemin veriyorsunuz.

    “bi’ daha yok baba. kimseye yer vermeyeceğim.”

    herkesin ağzına laf olmuşsunuz. ortamlarda anlatılıyorsunuz.

    sonra aradan biraz zaman geçiyor. yumuşamışsınız, olay unutulmuş falan. bu sefer hemen yanı başınızda, yer verin diye bekliyor. oflamalar, puflamalar. diz kapakları ovalamalar. göz devirlemeler. centilmenlik öldü mü ulan! lanet olsun! derhal ayağa fırlıyorsunuz. şöyle bir hallenince, hop tekrar oturuyorsunuz. kalıyor tabi öyle. şaşırıyor. ne olduğunu sorar bakışlar sezince, “külodumu düzeltiyordum, araya kaçmış da!” diye ekliyorsunuz.

    bir arkadaşımın hikayesi. yoksa.

    bu pek olaya uygun bir farzımisal olmadı biraz. insanların -bakın insanların- hafifmeşrepliği ve oynaklığı olayı.

    lan! hadi yapıyorsunuz. niye her yerde anlatıyorsunuz.

    suç bizde aslında. uçkur, bu.

    evvelinde ahrında bir film çekildi hatırlarsınız. lars von trier’in çok konuşulan filmi “nymphpmaniac”tan bahsediyorum. hani seks bağımlısı bir kadın anlatıyor bir adama başından geçenleri. neyse. sonunu hatırlayın şimdi. o aseksüel adam uçkuru bozuyordu. tıpkı “masumiyet”te haluk bilginer’in artık canına tak deyip “bana da vereceksin” dediği ve “vermicem ulan!” diye tez elden eline rednameyi aldığı gibi. aynı olay cereyan ediyordu.

    şimdi yanlış anlaşılmayalım. toparlayalım. kadının onayı esastır. orada sorun yok. benim anlatmaya çalıştığım bu uçkurun ne zaman, hangi koşulda, kime karşı oynaklaşacağı belli olmuyor. onu anlatmaya çalışıyorum. yani kadın çirkinmiş, yok efendim estetik yığınıymış, yaşlıymış, şuymuş buymuş falan geçiniz.

    emre mor, o yaşlarda. bir gün arkasına bakınca, ne ahlar çekecek kim bilir. “estetik” kavramı hakkında michalengelo veya raphael ya da aristo kadar kafa patlatmayalım. icabında “cüppeli’nin tedrisatından geçmişiz.

    at kafaya yav! fazla düşünme! o hesap.

    “yaz kanka. ne olacak yav!”

    arkadaş gazı. hormonsal güdümleme. icabında cesaretü’l emaret... (bu arada tamlamaları falan, şey olsun, kıyak okunsun diye uyduruyorum ha. tamamen atmasyonel partifisyon yani.)

    kısaca memleketçe estetik hakkındaki ilk intiba “cerrah” ve genel görüşümüz ise “renkler ve zevkler kişiye göre değişir” olduğu için emre mor da genel olarak yürüyor gibi duruyor. renkleri böyle, zevkleri şöyle.

    şimdi neden bahsediyordum. bir yerde kaçırdım olayı. dolmuşum yemin ediyorum.

    ha! ulan emre mor! şu ‘toraman’a da gerçekten yürünmez ama (:

    sonra biz asosyal oluyoruz.

    gerçi ben kahvedekilere asuman benimki demişim. başıma hiç böyle şeyler gelmiyor yani. başım platonik olarak bağlı. cesaret kırılması yaşıyoruz. örnekler canımızı sıkıyor.

    hadi eyvallah!
  • tribünler ile arasındaki elektriklenmeden rahatsız olduğum futbolcu.* emre topu ayağına alıp çalım atmaya başlayınca tt arena bir anda veli efendiye dönüyor. enternasyonal koşusu bold pilot ve galtea son düzlüğe girmişçesine bir uğultu. uğultunun gazına gelen emre kale ile arasında 80 metre önünde en az 3-4 rakip futbolcu olmasına rağmen gaza gelip kaleye gitmeye çalıştı. aynı uğultu giovani dos santos oynarken de oluyordu. o da uğultunun gazına gelip maradona gibi herkesi geçerek gol atmaya çalışıyordu.

    emre bugün ışık verdi. ama o uğultu olmamalı. emre o uğultuyla topu sahanın neresinde alırsa alsın en kısa yoldan kaleye gitmeye çalışır ve kaptırır. dolayısıyla takım oyuncusu olamaz. bir süre sonra da göze batıp ıslıklanmaya başlar. çünkü giovani dos santos'a öyle olmuştu.
  • olağanüstü bir yetenek. karşısındaki oyuncuya kendisini durduramayacağını hissettiriyor, inanılmaz bir şey bu. içimde bu sezonun* yıldızı olacağına dair çok büyük bir his var. yüzündeki o güvensiz ifade takıma, taraftara, hocaya alıştıkça yerini gülümsemeye bırakıyor. nasıl olur kimin yerine olur hiçbir fikrim yok fakat inanıyorum ki emre bir yerde o formayı alacak ve o formayla sene sonu şampiyonluk kupasını tribünlere kendisi götürecek.
  • zaten hali hazirda gelisimini tamamlayip prime time inda olan futbolcularimizin bile tel tel dokuldugu, takimin gozle gorulur sekilde sistem sorunu yasadigi 2019-20 sezonunda emre mor'un gelisim gosterip seviye atlamasini beklemek cok iyimser olurdu.
    ne yazik ki emrenin firsat bulup kendini gosterecegi oyunu da havayi da yakalayamadik.
    takim tikir tikir top oynasaydi, evimizde anadolu takimlarina 4 5 salladigimiz donemlerde olsaydik eminim emre de kendini gosterirdi.taraftarin itici gucuyle ve fatih terimin verecegi ozguvenle cok iyi isler yapabilirdi. ama takim daha hucum edemezken, emre morun takim oyununa monte edilip ona bosluk yaratmak namumkun.zaten en buyuk sorunu bireysellik olan cocuk takimin hucum edememesinden mutevellit tamamen bireysel yeteneklerine sarilmak zorunda kaldi.
    ben emre morla alakali herhangi bir hayal kirikligi yasamadim. takimla alakali yasadim.
  • (bkz: açılın ben akrabasıyım)

    daha önce de emre hakkında 3-5 entry girmiştim çeşitli konularda. iyi kötü bazı bilgilere sahibim kendisi hakkında. yanlış anlaşılmasın, bu konu hakkında ilgi çekmek ya da başka bir şey yapmak istemem. bazı konularda herkes bilgi sahibi olsun ki en azından daha kolay bir yorum yapsın, ona göre düşüncelere sahip olsun.

    kendisi kuzenimin kuzeni oluyor. benim halam ile amcası evli. ortak bir kuzenimiz var. ancak emre'nin baba tarafı oldukça sıkıntılı insanlar. zamanında işçi alımları ile sanırım dedesi danimarka'ya yerleşiyor ve aile orada uzun bir süre ikamet ediyor, hala da etmekte. bu adamlar bildiğin danimarka ghettolarından. bildiğin suçlu insanlar, eniştem olacak adam da dahil olmak üzere. hatta benim kuzenim, baba tarafı ile neredeyse hiç görüşmez. evi de onlara uzak bir yerde olduğu için emre'yi bile hayatında 2-3 kez görmüştür.

    emre'nin milli takıma gelmesi ile çeşitli durumlardan geçmiş. basına yansıdığını hatırladığım bir durum var mesela. fatih hoca emre'nin milli takımda oynaması için oldukça ısrarcı oluyor. bu durum euro 2016 elemeleri ve grupları için oldukça önemli imiş kendisi açısından sanırım. ancak velisi olarak sanırım babasının bir imzası mı ne gerekiyor. sanırım prosedür gereği, belki de yaşı itibari iledir. bu konuda çok net bir bilgiye sahip değilim. federasyon yetkilileri de araştırıp babasının nezarethanede olduğunu öğreniyor ve imzayı bildiğin orada alıyorlar. duyduğum kadarı ile de babasının havalimanında açıklayamadığı yüksek bir miktarda para ile yakalanması sanırım. tabi aranıyor da olabilir. çok bilgiye sahip değilim.

    bu çocuğun aile olarak çok büyük problemleri var. hani mesleğine saygısı ya da profesyonel olmaması filan inanılmaz derecede sönük kalıyor. öyle bir aile işte. kazandığı para ile babasına sanırım memleketi uşak'ta iyi bir cafe açacaktı en son. ne kadar kazanıyor ve bu para onun kaçta kaçıdır inanın bilmiyorum ancak ben şundan eminim. o cafe bir şekilde tutmaz. çünkü işletecek kişi babası. umarım kötü bir unvana sahip olmaz o cafe, çünkü bundan korkmuyor değilim.

    aile açısından oldukça sıkıntılı bir durumda olan emre'nin de galatasaray'a gelip medyadan ilgi görmesi bana göre kaçınılmaz. valla suçlu bir aile malzemesini bulan ibne basının neler yazıp söyleyebileceğini tahmin bile edemiyorum. bu konuda hem kulübün, hem hocamızın hem de emre'nin çok başı ağrır. insan ailesini kendisi seçemez, ancak yine de emre'nin çok daha dikkatli olması gerekir.

    dortmund'a transfer olduğunda inanılmaz sevinmiştim kendisi açısından. ancak bazı şüphelerim de vardı. profesyonel olarak böylesine iyi bir altyapı merkezinde neler yapabilir diye düşünmeden yapamıyordum. nitekim de şüpheler doğru çıktı. bu çocuk maalesef antiprofesyonel. belirli bir sistemde yetişebileceğini ne yazık ki düşünemiyorum. maalesef çok büyük bir futbolcu olacağını artık düşünmüyorum, bundan sonrası elinde olan yeteneğin en iyi şekilde değerlendirilmesi. bu konuda da türk antrenörler arasında en iyisine biz sahibiz ve emre'nin fatih hocayı çok sevdiğini de belirtmek isterim. açıkçası takımda yasin'i görmek yerine emre'yi görmeyi tercih ederim. hakkında her zaman hayırlısını diliyorum.
  • türkiye a milli futbol takımımız euro 2020’ye katılmaya hak kazanınca birden aklıma geldi kendisi.

    milli takıma bir tane sol açık, bir tane de forvet lazım.

    sağ açıkta cengiz ünder var zaten, bir de sakatlıktan dönünce o mevkiyi yedekleyen bir abdulkadir ömür olacak.

    orta sahada yaratıcı oyuncu kontenjanında hakan çalhanoğlu ve yusuf yazıcı şimdilik gayet güzel idare ediyor.

    geride de sorun yok zaten.

    ama sol açıkta çoğunlukla hakan çalhanoğlu oynuyor, aslında formda bir emre mor solda oynayabilir.

    ahh emre ah, ne olur birazcık da sen parlasan hani.
    hiç mi motive olmuyorsun şu milli takımı görünce be kardeşim.

    sezonun ikinci yarısında senden patlama bekliyorum çocuk, bu fırsatı kaçırma sakın.
  • yahu yazmayayım diye o kadar söz verdiğim yine de işin gücün arasında dayanamayıp yine hakkında entry girdiğim çocukluktan galatasaraylı ve türkçe bilmeyen türk milli takımı futbolcusudur.

    arda turan basınının oyununa gelip; ama dortmund gönderdi, sadece çalım atıyor, disiplinsiz, falan fistan demek bize yakışmaz.

    galatasaray ahlakına ters bir şey yapmış mı? hayır

    türk milli ve manevi değerlerine saygısızlık yapmış mı? hayır

    sporcu ahlakına ters bir yanlışı olmuş mudur? hayır...ha tabi bir de ardanın paralı maşaları kendisi hakkında tütün çiğniyor demişlerdi...cruyff ve zidane gibi dünyanın en büyük futbolcuları berbat tütün tiryakileriydi...sırf muktedir olanlar sigara haram dedi diye şeriata aykırı bile olsa padişahları için evet mekruhtan haramdır diyenlerden farkımız olsun (işbu girdinin müellifi hayatında ağzına sigara koymamıştır ama şahsi hürriyetlere hürmet eder)...hatırlayın emre'yi uyuşturucu kullanıyor diye manşet yapan gazeteleri, spor programlarını... ki adam uyuşturucu filan kullanmamıştır sigara bile içmemiştir sırf bu örnekten bile pay biçin nasıl ahlaksızca iftiralar atılabiliyor...ayrıca kumar oynayıp umreye cenabet gitmekten de alkol alıp mankenlerle takılmaktan da sporcu sağlığı ve ahlakı açısından tütün sakızı çiğnemesi daha evladır. ayrıca kendisini yargılamak federasyon başkanları doping kullanan spor adamları olamaz...

    eskiden her milli takımın ve büyük takımın orta sahaları adam eksiltebilen oyunculardan kuruluydu...yahu eskiden beckenbauer libero oynuyordu...stoichkovlu romariolu forvet hattı vardı barcelonanın arkalarında hagi oynuyordu...eskiden herkes adam eksiltiyordu...şimdi dünyanın en önemli özelliği adam eksiltmek ve bunu tiki taka ile fakelerle yapamazsın artık ya süratinle robbenler riberyler gibi yahut emre mor gibi alıp dikine kat edebilecek cesaret ve yumuşaklıkla yapabilirsin...

    yeteneksizlikleri ortaya çıkmasın diye kendisini kıskanan türk futbolcuları da cabası...euro 2016'daki tüm skandalların patlak vermesinin arkasındaki fitil arda ve çetesinin emre mor'u kıskanmasıdır.

    arda turan'ı istemeyen kendisini ne diye bonservissiz devre arası istemez? gelse zaten yedek kalacak...yedekte sinan mı olsun yasin mi olsun? n'diaye dışında adam eksiltebilen biraz feghouli var başka kimse yok...ne diye bu muhalefet anlamış değilim

    daha geçen dünya kupasından elendiğimiz maçlarda bile herkes dökülürken canla başla oynayan bu çocuk değil miydi? arda sırıtarak oyundan çıkarken bu çocuk rakibi deşiyordu...ama burakın elle çıkardığı top alkışlandı hırvat maçında.

    bence hepsinden önemlisi çocuk türkçe bilmiyor yani fatih terim adam eder etmesine de bu çocuğu kimse bozamaz. çünkü kendisini istanbul'da bozacak adamların hiçbiri ingilizce bilmiyor:) en fazla biliyormuş gibi yapıyorlar...

    fener robin van persie'ye gönderemiyor, beşiktaş nasılsa bayern diker diye cenk tosunu satıyor, trabzon mas'ı gönderip sol bek arıyor, biz evra'ya yaşlı diye bir sezon tahammül edemiyor emre mor'u da çok çalımcı diye beğenmiyoruz...bence şükretmek lazım azıcık da bu isimleri alalım.

    ihtiyaç solak oyuncu eksikliğini gidermek değil miydi? eldeki imkanlar belli ki patrice evra, hakan balta ve emre mor...hiç fena değil...solda solak oynar eşyanın tabiatı bu...tandemin solu, defansın solu, orta alanın solu...

    ribery yarım sezonda şimdiye kadar fenerin kimyasını bozacak etki bıraktı. emre mor da sadece transferi ile bile fatih ağabey ile yakaladığımız psikolojik üstünlüğü perçinler..!
  • ne olursa olsun kendisi o paraya alinabilecek bir riskti. tutsaydi burada bedavaya superstar aldik diyecektik. ortasi olmayacagini da herkes biliyordu. fatih terim'in yonetiminde akillanip seviye de atlayabilirdi, ama olmadi.
    simdi isim verip burada rencide etmek istemedigim, sirf bir donem anadoluda parladi diye milyonlar dokup 0 verim aldigimiz onlarca futbolcu varken emre'ye verdigimiz paraya yanmiyorum acikcasi.
  • transferlerle ilgili pek bir şey yazmadım bu yaz. sessizce izliyorum ne olacak diye. mantikli bir noktaya doğru gidiyoruz gördüğüm kadarıyla. bugün emre mor transferini duyunca içimde bir mutluluk oluştu. bakin açık söyleyeyim, emre'nin gelen oyuncularin arasında en verimsiz olma ihtimali yüksek, ama.. iste o ama rakiplerin de bizim de icten içe hissettiğimiz şeyi içeriyor. 'ama' eğer emre futbol oynamaya niyetlenirse, takimi sahiplenirse, kafasını başka şeylerle meşgul etmezse, net soyluyorum bu ligin içinden geçer. ligde an itibariyle patlayiciligi en yüksek oyuncu kendisidir gözümde. babel'den ne alacağımızı biliyoruz az çok. seri muhtemelen sağlık problemleri haricinde nispeten verimli bir sezon geçirecek onu da tahmin ediyoruz. falcao gelir de oynarsa yeni bir rekor kirabilir onun da farkındayız. ama emre oynarsa tek başına ligdeki takımların yüzde doksaninin içinden geçer, öyle de bir yeteneği var çocuğun. messi falan diyen arkadaslar olmuş, o kadar da degil tabi, ama cocuk leblebi gibi adam geciyor, topu aldiginda bos alan bulursa rakibi hayattan sogutuyor, hiziyla 1 metre aralikli duran iki rakip.stoperi kisacik mesafelerde bile o araligi biraktigina pisman ediyor. babel de falcao da yaşını başını almis adamlar. onlardan gelip galatasarayda en prime sezonlarını geçirmelerini bekleyemeyiz. ama emreden bekleriz. oynamaya karar verirse abartısız soyluyorum 23. şampiyonluğu güle oynaya kazanırız. kazma stoper dolu anadolu takimlari bol bol penalti bol bol kirmizi kart bol bol serbest vurus kazandirir bize. ama yine söylüyorum eğer oynamaya karar verirse.

    bakmayın siz, böyle ballandıra ballandıra anlatıyorum ama ben kendisinden çok ümitli degilim, sanirim hayal kırıklığı yaşatacak gibi bize yine de sahip olduğu yetenek içimdeki ümit kırıntılarını közlendirip duruyor.

    hatırlayın, melo da juveden bize yeteneğine ihanet eden altın bidon olarak gelmişti, juve bir önceki sezon 25 milyon yuro bayıldığı adami bize kiralamakta bir beis görmemişti, sonra melo kulübü sahiplenip futbol oynamaya karar verince ligin içinden geçmişti. emre için de aynısı olur mu? hayat, neden olmasin..
  • 3 ağustos 2019 galatasaray panathinaikos maçında izlerken içinizi kıpır kıpır yapan şeyleri yapabildiği için b.dortmund'a gitti, lan oğlum saçmalama falan dediğiniz şeyleri yaptığı için b.dortmund'dan gönderildi.

    işte 2.leri azaltirsa bonservisi alınır.

    acayip bir yetenek. bu kadar kolay adam geçen birisinde bir de oyun zekası olsa bambaşka seviyeye gelir.

    bakalım fatih terim bu madeni nasıl işleyecek?

    dilerim ustalık eseri olur.