resim
Elano Ralph Blumer
Görev:İdari Menajer
Takım:Guarani
Yaş:44
Uyruk:Brezilya
  • 789
    pis işlerin adamı mr.blumer

    not: galatasaray-panathinaikos maçına ait bir değerlendirme, yorum, düşünce değildir. yüzeyseldir, iğrençtir, iç bunaltır ama sonucunda da yazılmıştır bir kere. okuyana hiçbir artı katmaz. çünkü zaten bilinen şeyleri yazmışımdır.

    futbol, sadece kameraların televizyonlara gönderdiği görüntülerden ibaret değildir. kameralar tek bir noktaya odaklanırken, televizyon seyircisi de oraya odaklanır. top neredeyse kadraj da oraya çevirilir. 20 tane adam koşturur. fakat o esnada top ile oynayan bir kişi vardır. peki ya geriye kalan? işte orasını boşverin. ne de olsa top ayağındayken iki artistik patinaj yapan, üç, beş bacak arası yapan futbolcu en iyi futbolcudur.. diye düşünüyor televizyon karşısında barınan birçok futbolsever.

    her neyse. yani az çok değinmek istediğim konu da buydu zaten. biraz daha oyunun içine girerek baktığımız zaman ön planda gözükmeyen fakat fotoğraf karesinde alan derinliğine yakalanmış flu ( bulanık) şekilde yer tutan bir hayli fazla futbolcu vardır. bu bahsettiğimiz futbolcuların çok büyük payı vardır alınan galibiyetlerde. takım hücuma çıkar ve ani bir top kaybı olur. kim var geride? 3'e 1 kalmış vaziyette takım. eee? hay aksi ne olacak şimdi? derken girerler araya. bir anda pozisyonun içine dahil olurlar. ya da rakip futbolcuyu oynadığı süre boyunca kandıranları da vardır. yalancı koşular, sürekli aynı bölgede durup ( misal, iki kanat arasında gidip gelirken bir anda ceza alanına koşu yapmak.) bir atak sonrasında sessiz sedasız ve rakibi ekarte ederek boş alanlara kaçmalar... gibi. ayrıca maç süresince daima koştururlar. adam tutarlar, geriden top dağıtarak hücuma destek olmaya çalışırlar. bir nevi gizli kahramandır onlar. kısacası oyunun yükünü çekerler aslında. hem de bunu hiç kimseye çaktırmadan. pislik bir iş işte bu yaptıkları. hakkıyla yaparlarsa hakettiklerini de alırlar elbet.

    tam da başlığıma uygun oldu bu yazı. pis işlerin adamı elano. stadyumda ya da tv karşısında adam akıllı izleyen seyirciler rahatlıkla seçebilir bu tip oyuncuları. takım için değerlidirler. en azından ben kendimi böyle düşünmeye zorlayarak avutuyorum. çünkü tam tersini düşünürsem bu elano çok büyük bir fiyaskodur. ne mutlu ki bana tam tersini düşünmüyorum. fakat düşüncülerimin her iki türlüsünde de bana çelişkileri yaşatan ve fiyasko ile kahraman olabilmek arasında gidip gelen elano'yu tebrik etmeden yazımı sonlandıramam. galatasaray taraftarı ikiye bölünmüş durumda. yani onların da çeliştikleri bir konu bu. kimisi, yani birinci tip taraftar: ''bu adamın hiç katkısı yok'' derken, ikinci tip taraftar ise: ''sizin gibi taraftara inamotolar, ali lukunkular lazım'' demekle meşgul. işin açıkcası bu ikinci tip taraftarı da anlayabilmiş değilim. şimdi ne alakası var iyi futbolcuyu takımdan gönderip yerine kötü futbolcular size uygundur demenin? tabii ki çok kaliteli futbolcular olunca güzel oluyor futbol. fakat yapılan eleştirilere cevap veremeyen bu kesim taraftar ilk olarak bu şekilde savunuyor elano'yu. hani diyeceğim o ki, birisine eleştiri yapılırken siz de o eleştirilere cevap bulun. gidip konuyu farklı yönlere saptırmanın bir anlamı yok. artısı ile, eksisi ile masaya yatırın. zaten hangisinin ağır bastığını görürseniz uzlaşmaya da varırsınız.

    son olarak ali sami yen tribünlerine değinmek istiyorum. berbat... bir seyirci profili son iki yılda ancak bu kadar rezil olabilir. karaborsacısı da içeride, hırlısı hırsızı da. sevgilisine kızan gelip beste yazıyor iki dakikada. ya da arabesk parçalardan araklamasyon yaparak tüm taraftara söyletiyorlar. eminim ki 90 dakika boyunca ''rerere rarara gassaray gassaray cimbombom!'' diyerek tempo tutmak hepsinden daha olumlu sonuçlar verecektir. denemesi de bedava.
  • 1360
    satmamızın hiç bir anlamı olmayan futbolcu. adam tam 1 senede takıma alıştı yine göndericek miyiz yani? ciddi misiniz siz? istikrar futbolcuda da vardır, elano ilk senesinde bekleneni verememiş olabilir ama emin olun yanında mustafa sarp ve topalla xavi yi de alsaydık yine de bekleneni veremezdi.

    çıkartın at gözlüklerinizi ve maç içinde toplu topsuz oyunda elano nun ne kadar faydalı olduğunu görün.

    şaka mısınız? şu takımda milan baros ve harry kewell kadar emek sarfeden ve ruhu olan bir adamdır elano.
  • 2549
    birilerinin övmesini neden birilerinin yermesi takip eder anlamak mümkün değil. esasında anlamak mümkün de bunun göz göre göre, son derece yavan ve ilkel olması tuhaf. eski futbolcumuz olduğu için elano'yu izleyip beğenilerini sergileyenlerden sonra bizde bir bok olmadığını söylemekte tereddüt etmeyenlerin meramı ne olabilir acaba? ya peki bunların at sahibine göre kişner sözünden haberleri yok mu?

    bakın canlar, sorun elano'nun kötü falan olması değil; sorun senin onu oynatamayışındır. sorun plansız, programsız transfer. elano'yu alanlar o adamı nerede oynatacaklarından bihaberdi. gelen elano zaten geç alınmıştı, sezon başı kampına katılamamıştı. şöyleydi böyleydi, alıştı alışacak derken bu adam ilk on bir başladığı zamanlarda dahi ilk başta çıkarıldı. dünyanın en iyi milli takımında as oynayan bu adam sırf oynayabilmek için galatasaray'a geldi ama burada da hayal kırıklığı yaşadı. sevgili rijkaard hep onu çıkardı ya da yedek soyundurulması gereken adam oldu muydu ona başvurdu. kazmalardan kurulu ortasahayı adam etsin diye bu adam defansın hemen önünde de oynatıldı. ki elinden geleni de yaptı. sonraki sezon sakatlıktı, satılacaktı şuydu buydu derken bu adam yine sezon başı kampına adam akıllı katılamadı. ilk maçlarda görev alamadı. gitmeyeceği anlaşılınca kerhen oynatılmaya başlandı. ha yerlilerin ona yönelik ambargosuna, ayrımcılığına da henüz değinmedik. sistemi olmayan, arkasındayız deyip hemen arkasından gönderdiği teknik direktöründen sonra adnan polat'a nasıl güvenirdi elano?

    tüm bunlara rağmen hedefi kalmamış, uefa avrupa ligi'ne bile havlu atmış, türkiye gibi sikindirik bir ligde geleceği pek de parlak olmayan bir galatasaray'da o moral bozukluğuyla bu adamın nasıl oynamasını beklersiniz? adamı oynatamadık, elimizde böyle bir yetenek vardı tıpkı diğerleri gibi skib bıraktık diyemediğiniz için habire kötülüyorsunuz değil mi? böylesi işinize geliyor çünkü.
  • 87
    askerliğimin daha bir rahat geçmesine sebep olacak transfer.

    - komutan geliyor smyrna.
    - banane lan biz elano'yu almışız. isterse genelkurmay başkanı gelsin.
    - askeeeeeerrrrr
    - söyle canım.
    - bu ne cesaret?
    - komutanım elano'yu almışız, sen benden tekmil bekliyorsun. git işine allah aşkına ya.
    - oğlum alın bu herifi, elimden bir kaza çıkacak.
    - emredersiniz komutanım.
    - lan salak naptın?
    - elano elano, ı love you elano...
    - oğlum senin askerlik on senede bitmez.
    - ya banane be arkadaş galatasaray elano'yu almış. isterse 50 yıl sürsün.
  • 2762
    son verdiği röportajda; kulübümüzle yaptığı anlaşmaya dair ilginç detaylardan bahsetmiş olan eski oyuncumuz.

    iddiasına göre; manchester city'den galatasaray'a geçtiğinde, 2010 dünya kupasına iyi hazırlanabilmek için ayda 3 maç oynayabileceğini galatasaray'a kabul ettirmiş ve bu doğrultuda, bazı maçlarda kenarda oturmuş.

    röportajın tamamı: https://ygfoot.com/...oaching-aspirations/
  • 697
    taraftara yaranmak için topu 40-50 metre mesafeden kewell'a ya da bir başka oyuncumuza milimetrik pas olarak atmaması gereken mümkünse o mesafede bulunan tüm rakip oyuncuları çalımlarla geçmesi gerekendir.ayrıca kornerleri de kötü kullanmayan oyuncumuzdur.kornerden gelen ortalarda kewell* dışında iyi kafa vuran bir oyuncu yoksa ya da şöyle söylemek gerek servet kendisiyle rio ferdinand arasındaki küçücük farkın oyun kurmak olduğunu düşünüp kendini duran toplar için geliştirip o boyunu kullanmıyorsa elano bundan fazlasını yapamaz.

    edit:imla
  • 1421
    itin götüne sokmak diye bir laf vardır. elano'ya da bu laf cuk oturuyor. yahu dostlarım, bu adam her maç pancar gibi suratıyla maçı bitiriyor, mehmet topal, barış, ayhan gibi orta saha oyuncularımız ataktan geriye dönemezken bu adam rakip takımın ataklarını kesiyor, pozisyon bilgisi takım genelinin çok çok üstünde. bu adamın arkasını toparlayacak bir tane adam gösterin bana.

    bu antik yunan tanrısı görünümlü brezilyalıdan, sadece 9 numara giyiyor diye her maç 4 gol, 6 asist beklemeyin. daha dikkatle izleyip bu adamın orta sahamızda nasıl bir beyin olduğunu görün. ve arkasını toparlayacak, kaçak dövüşmeyecek, hücuma katıldığında geri dönmesi yarım saati bulmayacak adamlar ile izleyin.*

    bir de eğer hala ruh, muh lafları dönecekse boşverin elano'yu, guti'yi. emre, okan gelir, hakan şükür zaten istekli. halledilir o iş. *
  • 2589
    öncelikle kendisi gol atmadı. yok...

    tarz olarak taşaklarını yalamamız gereken bir oyuncu. yerlisi yabancısı ortamı bilmem neydi yok. 10 numara mevkisine koyacaksın, etrafına takımı kuracaksın. sonuçları siktir et de portfolyo olarak alex, lincoln halt etmiş yanında.

    ulan adam brezilya'nın 7 numarası, dünya kupasında oynamış, yıldız oyuncu. rijkaard'ın da anlam veremediğim birkaç şeyinden biri... bre frank!

    bu adamı kullanamadık, kullanamadı, belki de kendisi istemedi...

    kötü de oynamıyordu ha aman, bence iyiydi yine, ama tam performansını görünce sinirden insan kendine halleniyor yani...

    bir yazar vardı, adı bende saklı şimdi boşu boşuna ifşa etmece, gündem yaratmaca olmasın, diyordu ki "rijkaard gitsin elano gol kralı bile olur!" diye, vallahi pek kızardık kendisine zamanında, haklıymış=( gol atmıyor anasını satayım harbiden gol krallığına oynuyor...
  • 711
    bütün problem elanonun yeni lincoln olacağı beklentisinden kaynaklanmaktadır. hatta bu beklenti o kadar fazladır ki kimilerinin ona bakınca lincolnü gördüğünü düşünür oldum ben. şimdi öncelikle ikisinin futbolları da dahil olmak üzere farklı iki insan olduğunu idrak etmemiz gerekir. futboldaki farklarına bakacak olursak, lincoln çok daha estetik bir adamdı işi şovdu hatta. bunu 2 metre yanındaki adama basit bir pas verirken dahi hissettirirdi. klasik bir brezilyalı 10 numaraydı yani. keşke adam olsaydı da onu hala izleyebiliyor olsaydık. elano ise çalım gerekmedikçe zorlamayan tek toplarla, ters toplarla takımı rahatlatan kısacası basit gibi görünen ama gayet önemli işler yapan bir adam. bunu bugünkü maçta da gördük.* ama dediğim gibi o kadar yeni lincoln diye bakılıyor ki; o korkudan dolayı sonlarının da aynı olacağına inanlar aha işte bak oynamadı yine çalım atamadı deyip adamın zaten oyun stili olarak yapmadığı şeyleri yapamadı diye eleştirir oldular. bugün* ön direkte savunmada adamın şutuna kaydığını da görmediler mesela aynı sebepten ötürü.
    elanoya lincoln olarak değil elano olarak bakıp ona göre izlerseniz* onun futbol stilinin ne olduğunu ve onu da ne kadar iyi yaptığını göreceksiniz.
  • 1611
    galatasaray taraftarına kaliteli futbolcu batar. batmaktadır. bunu anlayalım önce. elimizde bulunan kaliteli futbolcuları sergen yalçın'ın, hürriyet gazetesinin laflarına itimat edip harcarız.'jo'ya p.zevenk deriz, elano'ya ruhsuz, kewell'a sahtekar, keita'ya çirkef, baros elle alıyor.

    e ulan kim kaldı bu takımda oynatılacak. sizin sahip olduğunuz zihniyetten, temsil ettiklerinizden tiksiniyorum. futbolu sadece gol ve asist olarak gören, hayatı pes tadında yaşayan zerzavatlar üçe beşe bakmadan satılsın diyorlar.

    düşünmüyorsunuz siz. buna ben iyice kanaat getirdim. galatasaray'ın çıkarlarını düşünmüyorsunuz. 11 tane yerli oyuncu olsun, cevat güler oleeey. sizin istediğiniz bu. bütün yabancıları gönderelim barış özbek, mustafa sarp, ayhan akman, mehmet batdal ve serdar özkan ile oynayalım. ne de olsa yerli futbolcular. ne de olsa galatasaray ruhu.

    neyse şimdi açın hürriyet ve haber türk'ü. okuduklarınızı buraya aktarın. gelin sallayın elano'a, keita'ya.

    ulan başka takımın taraftarı olsa dünya kupasına oyuncu gönderdik diye gurur duyar. abartır da abartır. biz ne yapıyoruz? yerin dibine sokuyoruz. tüm içtenliğimle bu zihniyetin defolup gitmesini istiyorum ülkemden.
  • 436
    bugünkü ankaragücü maçı ile beraber 9. maçına çıktı elano. 6 maçta 11'de başladı, bunların 2'sinde 90 dakika görev aldı, 3 maçta ise oyuna sonradan dahil oldu. 506 dakika sahada kaldı yani hemen hemen 5 buçuk maç kadar oynadı. bu süreç zaafında ne yaptı peki ? 3 gol 3 asist. 6 gole doğrudan katkı yaptı yani. sahada ne gördük peki ? bir kaç güzel çalım, kayserispor'a enfes bir gol, aldığı 2 toptan birinde topun yönünü değiştirmekten başka hiç birşey. matematik yalan söylemez dostlarım. kötü dediğimiz adamın istatistikleri bu. sahada kötü gözükerek bu kadarını verebildiyse iyi oynadığı günlerde bize illa ki faydalı olacaktır. hiç birşey olmasa sevgili galatasaraylılar, pavel horvarth'ı, xavier'i, carrusca'yı ve daha nicelerini yabancı diye izleyen bünyelerimize brezilya milli takımı'ndan adam getiren yönetimin hatrına destek olalım. hee baktık hala olmuyor captano abi çok güzel dedi; güvenimiz tam ama sonsuz değil.
App Store'dan indirin Google Play'den alın