• ergün penbe, galatasarayın son yılların en büyük maçına çıktığı saatlerde bowling oynuyormuş, yanında iki sarışın kızla, ankara'da. umurunda mı işin içinde kendi yoksa galatasaray'ın maçı. ha umurunda elbet, galatasaray ne kadar karışırsa, ne kadar kötü sonuç alırsa onlar için o kadar iyi. çünkü onlar, hakan ünsal, ergün penbe, hakan şükür, bülent korkmazlar...., galatasaray tarihinin en büyük macerasını kazanmışlardı. ortak olmak istemezler artık arda'yla, sabri'yle, hakan balta'yla..... bir 3. avrupa kupasına.

    o yüzdendi korkuları, muhtemel bir avrupa kupası daha kaldırma olasılığı uykularını kaçırmıştı. kendi arkadaşlarının gelmesi birinci adımı attırdı onlara. ama orada kalması, hatta uzun süre oralarda kalması ve hatta, galatasaray'ı başka zaferlere taşıması işlerine gelmez. her potansiyel hoca gibi, çekilip bir kır kahvesinde bir arkadaşının tökezlenmesini beklemekle, lak lak la geçer ömürleri.

    galatasaray'ın kurtuluşu için ulema fetva verdi. lincoln belasından kurtulunmalıydı. ilk yarının en büyük futbolcusu, avrupa'nın en çok gole asistanlık yapmış adamı, şaşı yaptığı defans futbolcularının kabusu, daha doğrusu kendi kabusları lincoln'ün kovulması için kutsal ittifak yaptılar. ne yazık ki başardılar, biz bu sütunlarda bülent korkmaz'ı şahlandırma, taraftarı gaza getirme destanları yazarken, nereden bilebilirdik ki, kaptan'ın da aynı damardan beslendiğini. aynı sırada bekleyen diğerleri gibi galatasaray'ın devrilmesini beklediğini. ben nereden bilebilirdim ki, her sıradan futbolcunun hoca olduktan sonra kendi egosu tatmin yolunun takımın bir yıldız futbolcusuna gününü göstermekten geçmesi gerektiği taktiğinin, bülent içinde geçerli olduğunu.

    trabzon maçı öncesi basına kapalı idmanda, lincoln'e koş demiş, lincoln koşmamış, iyi ki tuvalet temizlemeye göndermemiş, o işi de yapmazdı lincoln, niye koşsun be kaptan. barış'ın koştuğu kadar niye koşsun. lincoln sabri kadar koşarsa o pasları atabilirmi. sen oynarken suat kadar koşuyormuydun?

    gözümden gönlümden düştün hocam. artık benim için sen final maçında çıkık omuzla oynayan, ve kupayı kale arkasında ağlayan bizlerin önüne getiren büyük kaptansın. bir ay geçmeden anladık ki bizim anlamakta zorluk çektiğimiz, ne yazık ki elimizden bir şey gelmeyen şebeke çarkının bir dişlisi olduğun için takımın başına getirilmişsin. el birliği yaptığın eski takım arkadaşlarının medyadaki desteğiyle, ve onlara ilave lincoln'den , dolayısıyla galatasaray'dan korkanların yüreğine su serptin. lincoln'ün işini bitirerek galatasaray'ı kurtardın.

    lincoln gider, galatasaray disiplini kurtarılır. bu arada milyon dolar kaçmış önemli değil, futbol, turnuva bu sezon bitmiyor ki. ver demecini, biz balık hafızalı keriziz nasılsa, 1-2 sene içinde avrupa şampiyonu olacakmış. oh be ne rahatladım, kaptanın bu sözünden sonra. artık lincoln'ün yerine mehmet güven, aydın yılmaz, ya da hasan şaş oynayabilir. galatasaray'lı olmak yeter, oynamaları için. kupa, şampiyonluk bunlar dünyevi şeyler, olmasa ne yazar. maksat galatasaray'ın adı lekelenmesin. maradona'nın hocası bülent korkmaz olsaymış, maradona diye bir futbolcu olurmuymuş acaba? galatasaray kupalar almasaydı, hemen hemen aynı tarihlerde kurulmuş, alibeyköy adaletspor'dan ne farkı olurdu? vefa'dan daha çok taraftarı olabilirmiydi?

    küçük adamlar, sahip oldukları şeyin büyümesini istemiyorlar. küçük olsun bizim olsun mantığındalar. lincoln anasından bu şekliyle doğdu sanki. adamın yıllardır oynadığı futbol sayesinde küçük bir muz cumhuriyeti bütçesi kadar para etmesinin anlamı yok. shalke'nin hocası her kimse gelsin florya'da antrenörlük öğrensin.

    evet, başta sayın eski futbolcularımız gözünüz aydın, lincoln bitti. o esrarıengiz pasları çok arayacağım kendi payıma. lincoln'den çok daha iyi futbolcu gelebilir, daha iyi pas atan, serbest vuruş kullanabilen, koşan, hocaya ibat eden çok futbolcu gelir geçer ama lincoln'ün attığı pasları artık bu gözler göremeyecek. sizin de gözünüz aydın lincoln'lü galatasaray'dan korkan takımlar, lincoln'den çalım yememek için baltaları kuşanan futbolcular. nedense lincoln'ü sevmeyip sürekli şahsi küfür eden galatasaray'lı taraftarlar size de geçmiş olsun.

    yalçın küçük anlatmıştı. odtü'de öğrenci lideriyken, mazlum, sessiz, siyasete pek bulaşmak istemeyen anadolu çocuğu satılmış adlı bir asistan varmış. bir gün yalçın küçük öğrencileri örgütleyip yürüyüş düzenlemiş rektörlüğe karşı. slogan ata ata yürümüşler.''satılmış rektöööör, satılmış rektööööör'' o sırada asistan satılmış peyda olmuş liderliğin yanına gelmiş. ''bağırmayın arkadaşlar, ben rektörlük yapamam, yapamam, yapamam''

    asistan satılmış kadar bile olamazlar bunlar. kendilerini trapattoni'yle eş koşarlar. ben yapamam demezler, diyemezler. maymun olup çekip giderler normal düzen olsa. dedik ya normal olsa her şey. ne yazık ki teşbihte hata olmaz ise, vaziyet tamda ''çingeneye beylik vermişler'' vaziyeti. hepinize geçmiş olsun lincoln fevkinde gelip, gelecek tüm futbolculara stadları dar etmek için ağızlarından salyaları eksik olmayanlar.

    büyük casio de sauza suarez lincoln; 1 numara fazla geldin bizim ligimize. burası deseleksiyon ülkesi, burada hiç kimse hak ettiği makamlarda olmaz. burada aslanı fareye kovalatırlar. sen şebekenin has evladı erdoğan arıca'yı top sektirerek rencide ederken ürküttün vak vakları. hagi futbolcu olarak giderken boğazım düğümlenmişti, hoca olarak giderken ciğerim parçalandı, travmayı, sen ali sami yen' in çıkış tünelinden ilk çıktığındaki ''lincoln, lincoln'' sesleriyle biraz olsun atlatmıştım. senin gidişinde de futbola lanet edip inzivaya çekilirim her halde. birde sen giderken arda turan'a da bir şey olursa bu benim futbol intiharım olur, dayanamam.

    şimdiden güle güle lincoln,sayende biraz daha futbolu, futbolcuyu sevmiştim. seni unutmayacağım.
  • lincoln yanlış evliliktir. hiç ummadığınız anda karşınıza çıkan, birden hayatınızın tam merkezine oturan, dünyada tek sandığınızdır. en kıymetliniz, her kaprisini çektiğiniz ama zamanla aslında doğru tercih olmadığıni anladığınız, ayrılığın en iyi yol olduğunu anladığınız, boşanmak istiyorum dediğinizde kabul etmeyen, yüklü nafaka isteyen, sonunda allah belanı versin be dedirten eski karınızdır lincoln.
  • gitsin anasını satiyim, gitsin kurtulsun, suçlu o çünkü. tek suçlu lincoln, neden;

    çünkü 10 defa top sektirerek bizleri hagivari mest ettiği için,
    futbolu kıçıyla değil de aklıyla oynadığı,
    sağ tarafa bakıp sola asist yaptığı,
    rakiplerimizi iyi futboluyla korkutup, çekindirdiği,
    çok para kazandığı ve geç geldiği,
    takıma yararı olduğu, adam eksilttiği, alda at dediği,
    sürekli herkesin kötü yanından bahsettiği,
    her golden sonra taraftarın önünde eğilip armasını öptüğü,
    ümit karan, sabri, aydın gibi torpilli olamadığı,
    televizyona, kameraya çıkmadığı,
    30 maçta 20'den fazla asist yaptığı,
    sürekli kazmalar tarafından sakatlanıp, 'nerdeydi şu zaman?' denildiği,
    yeni hocasına kendini sevdiremediği,
    en istekli ve arzulu zamanlarından oyundan alınıp maça çıkamadığı,
    brezilyalı olduğu,
    fenerbahçedeki brezilyalılar gibi olamadığı,
    kramponların siyah olduğu,

    için

    lütfen defol git lincoln!
  • sözlük yazarlarının bazılarının yazar olmadan önceki bir dönem hafizalarını yitirmiş olduğunu gösterdi son günlerde.
    hanımlar beyler, sezon başı beklendi bu adam siz hatırlamazsınız.
    o sıralar yazar olmadığınız için sanırım. ya da ne bileyim askerde falan olabilirsiniz, finaller çok ağır geçiyordu da olabilir. işler çok yoğun olabilir, denizde kulağınıza su kaçmış olabilir.
    geçen sezon sonunda kimse arkadaşı kadro dışı falan bırakmamıştı, kendisinden aylarca haber alınamadı. casus filmlerinde olduğu gibi haberler çıktı. berlin'de görüldü, aslında antalyada tatilde, hayır efendim brezilyada şeklinde.

    frank rijkaard'a sordular lincoln konusunda ne yapacaksınız diye. hoca da dedi ki; gelsin bir konuşalım karar veririz. burayı büyük harfle ve bolt olarak yazmak istiyorum. adam gelmedi hiç hocayla görüşmeye. uçtunuz mu siz? hala gelsin de oynasın da. adam seni istemiyor.

    hey ! sana söylüyorum lincoln gelsin isteyen, adam seni istemiyor. sen hala onu istiyor musun? yeter artık yahu.
  • gitmiş ve ukdemi doldurmuştur. galatasaray transferinden para kazanacaktır muhtemelen.
    yaptığı iyi-kötü şeyler mukayese edilirse çıkacak bir çok fikir vardır hakkında.

    örneğin;

    ben size derim ki '' al oğlum alttaki linke bak adam üç kere yüzde yüzlük gol pası vermiş.''

    http://www.youtube.com/...;amp;feature=related

    oyun kurmanın kralını yapmış. bu adam şimdi burada olsa oynar derim.

    siz de bana dersiniz ki;

    al oğlum alttaki fotoya bak;

    http://i.radikal.com.tr/...4/fft5_mf137208.Jpeg

    bu adam böyle karaktersizdi.

    ben size;
    ''o hareketi yaptığı adam da gençlerbirliğindeyken el-kol yapmıştı''derim, siz de dersiniz ki;
    lan oğlum adam kırık kol ile oynadı falan.

    bu böyle sürer gider.

    ancak bilinmelidir ki; bardağa dolu tarafından bakmayı çok zor beceren insanlarız. olayların iç yüzünü bilmeden sallamayı da severiz. bir kişi de çıkıp lincoln'ün takımdaki diğer arkadaşları ile ne kadar geçindiğini sorsun. kampa arkadaş getirdi diye ceza alan lincoln ve hakan şükür ikilisinden kral affedildi ve unutuldu ama hep lincoln'ün sorumsuzluğu yazılıp çizildi.

    ribery olayında medya gazı, lincoln olayında medya gazı, kewell da aynı, arda desen psikolojisini bozdular. keita ipe gönderildi milyon euro ceza aldı basın tarafından.

    kim inandı? taraftar.
    kim gaza geldi? taraftar.
    hürriyet dışarı diyen kim? taraftar.
    türk spor basınından hoşnut olmayan kim? taraftar.
    iki gün sonra lincoln'ün galatasaray'a zararı ...milyon euro diye g.tten sallama haber yapılınca inanacak kim? taraftar.

    cassio de souza soares lincoln skandalı medyanın başarısıdır.

    kendisinin en büyük hatası bu sezon başı kampa katılmak yerine takım araması olmuştur.
    onun galatasaray'ı silmesine sebep olanlar kimlerdir acaba.

    bilmediğimiz çok şey var, yalnız bildiğim de şudur; bu takımda olsa forması sabit kalırdı sezon başından bu yana. hem de kasaplara rağmen. zira bu kasaplar geçen sene de vardı. fakat lincoln oynuyordu. şimdi lincoln yok ama kasapların yeni kurbanları var, medyanın da...

    edit: ümit karan dan daha disiplinsiz ve sorumsuz değildir. fakat medyada yazılıp çizilmesinin, galatasaray taraftarına kötü gösterilmesinin sebebi medyaya korku salmasıdır.

    lincoln'ün tanımı herkes tarafında farklıdır. sorumsuz,dangalak falan. içimdeki tanımı;

    fenerbahçe medyasına en çok korku veren galatasaray oyuncusudur ikincisi için bakınız;

    (bkz: abdul kader keita)
  • bir hatunu seviyorsunuz ve onunla çıkmaya başlıyorsunuz. hatun gerçekten büyüleyici bir güzelliğe sahip, aynen hayallerinizdeki gibi. her buluşmanızda sizi büyülüyor. ama biraz sorunlu kendisi. buluşmalara geç geliyor arada sırada. başta pek gözümüze batmıyor çünkü hatun on numara ve geç bile gelse büyülüyor sizi. zaman geçiyor. buluşmalara geç gelmenin yanına bir de soğuk havalarda buluşmayalım, uzak yerlerde buluşmayalım gibi istekler ekliyor ve sadece kendi ilçenizde buluşmak istiyor. inceden büyüleyici güzelliğinin yanında neden böyle yapıyor diye düşünmeye başlıyorsunuz. bu arada her buluşmada zorla biriktirdiğiniz parayla ona ne isterse alıyorsunuz. bunun yanında onu hep seviyor, okşuyor ve onu yeri gelince pöh pöhlüyorsunuz. anlıcağınız sana canım feda pozisyonu. bir süre daha geçiyor ve bir bakıyorsunuz artık buluşmalarınıza geliyor ama pek bir isteksiz. sürekli tafra yapıyor, bir türlü eskisi gibi olmuyor. aradan uzun zaman geçiyor ve siz her seferinde artık düzelecek ve muhteşem bir ilişkimiz olacak diye hayal kuruyorsunuz. fakat her seferinde aynı şeyleri yapıyor. gecikiyor, buluşmayalım diyor, bazen tafra yapıyor. bir an düşünüyorsunuz kendi kendinize. evet büyüleyici bir kız ama artık bıktım usandım ne yapmalıyım? bir arkadaşınıza danışıyorsunuz. o size şöyle diyor: "ya kendi karakterinden ödün verip bu kızla devam edeceksin. yada sokarım aşkına da ızdırabına da deyip ayrılacaksın." ben olsam kardeşlerim ayrılırdım. gülü seven dikenine katlanır ama fazla naz da aşık usandırır.
  • sözlükte lincoln ü savunan yazar arkadaşlar bizi (kısaca lincolne sövenler) belki medyanın gazına gelmekle gerçek galatasaraylı olmamakla suçlayacak ama bu adam gerçekten son zamanlarda görülen en karaktersiz topçulardan biridir. gözümde mehmet topuzdan çubuklu tosundan zerre kadar farkı yoktur. 2 senedir hiçbir hazırlık kampına vaktinde gelinmez mi arkadaş bu iş bu kadar mı zor brezilyayla aramızda saat farki değil hafta farkı mı var merak ediyorum bu bi açıklansın önce kendisi olmasa da menejerleri tarafından. hadi yavşağın önde gidenisin brezilyalısın geniş adamsın patronuna başkanına saygın yok ama 9-10 ay birlikte yaşadığın takım arkadaşına, 2 sezondur 2 güzel hareket yapınca adını haykıran taraftara da mı saygın yok bre dürzü. bi de utanmadan açıklama yapıyosun "hiçbir yere gitmiyorum takımdan memnunum daha yapacağım işler bitmedi" diye...gelsene o zaman yavşak yüzünü gördüğümüz mü var da gitmiyorum diye açıklama yapıyosun 15 gün sonra takımın maçı var bu cıvık hala brezilyada latin ablaları hoplatıp sırtını kremletiyo...
  • taraftara karşı en ufak bir yanlışı olmamış, skibbe zamanında da müthiş bir performans göstermiştir. hafızası biraz iyi olanlar sezonun ilk yarısını ve avrupa kupası maçlarını hatırlasınlar yeter de artar yaptıklarını anlamak için. hiçbir zaman unutamayacağım olay ise volkan denen cibiliyetsiz herif, lincoln'ü dövmek için kovalarken, sözüm ona takım arkadaşlarından bir tane arka çıkanı olmamış, aynı sözüm ona arkadaşları gidip volkan denen herifi sakinleştirmeye çalışmışlardır. volkan'ı sakinleştirenler galatasaraylı ise lincoln onları cebinden çıkarır, bozdurur ve harcar galatasaraylılıkta. aslandır lincoln, canandır, candır.
  • tabi o zaman evde ne gezer lig tv, link desen o dönem hayatımızda ki tek link 250 kuruşa satılan plastik kutuda ki link. ama orta okul talebesi olsak da kendisinin o zarif futbolunu izlemek için insanın içi içini yiyor tabi.

    bir şekilde para ayarlayıp kendisini her hafta kahvede ön sıradan dayılarla birlikte izlemek mutluluk vericiydi. cezalı olmamızdan mütevellit olimpiyat stadının boş tribünlerine nazır rizeye karşı attığı muazzam golde kale ağlarından gelen tatminkâr ses hala hatırımdadır.
  • hakkındaki sinema filminden daha önce haberim olmamıştı ama bizleri bir orta oyununun tam ortasına sokmuş bir oyuncuydu cassio lincoln. burada da seyircinin ibiş rolüne soyunması gerekiyordu. fakat ben bu orta oyununa seyirci kalmayıp; perdeyi yıkıp viran eylemek istiyorum. 3,5luk orta oyunu bilgimle ahkam kesmeyi bırakıp konuya dönmeyi yeğlerim.

    hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. ben de zamanla bir çok şeyi unuturum, hatırlamak zaman alır, çöp hafıza herkese nasip olan bir hikmet değil elbette. lincoln hakkında hatırlayabildiklerimi yazmaya çalışayım.

    2005-06 senesinde, sadece rıdvan dilmen'i değil, çoğu fenerbahçe taraftarını kendisine hayran bırakıp onlara "vay lan bu adam bizim alex'i 4'e 5'e katlar" dedirtti lincoln. aradan geçen lincolnsüz bir sezondan sonra lig şampiyonluğunu elde etmek için bu sefer işi sağlam tutmak isteyen özhan canaydın yönetimi, erciyeste parlayan floryalı orkun, sivasta kendini bulan eski fenerbahçeli servet, adını çoğu kimsenin ilk kez duyduğu gurbetçiler serkan çalık ve barış özbek, manisa'nın ve antalya'nın sol bekleri hakan balta ve volkan yaman, monacodan buralara nam salmış shabani nonda ve özhan canaydın'ın "bu seneki en iyi transferimiz" dediği tobias linderoth'u alıyordu. bizde adettir zaten, şampiyon olarak tamamlanan bir sezonu anlatırken illa ki adı duyulmamış gurbetçilerden bahsedilir. takımın başına da nonda'nın henüz tanımadığını söylediği karl heinz feldkamp geçiyordu. fakat tüm bu isimlerin önüne geçen bir orta saha oyuncusu vardı: cassio de souza soares lincoln...

    fenerbahçe'nin roberto carlos ile patlattığı -son yıllardaki belki de son- transfer bombasının etkisi, çok kötü geçen bir sezonun etkilerini hala üzerinde taşıyan galatasaray taraftarlarını yeni bir şoka sokmuştu. tam bu sırada fenerbahçe'ye alelacele cevap verircesine 2 sene önce fenerbahçe'de kötü izler bırakan lincoln geliyordu.

    florya'ya yeni bir fenomen geliyordu. o kadar ki, geldiğinin günü galatasaray tv'de "oğlum sizin ilacınızı bulduk" dercesine fenerbahçe'ye attığı gollerin klibi yayınlanıyordu ve taraftarlar; lincoln'ün üzerinde gördükleri "linc10" yazılı t-shirt'ün taraftarlar için de üretilmesini istiyordu.

    açık konuşmak gerekirse, lincoln geldiğinde herkes gibi ben de çok ümitlenmiştim. sezona da gayet iyi başlayan lincoln, çaykur rizespor ve ankaragücü maçlarında gollerini attıktan sonra, 5. haftadaki olimpiyat stadındaki kasımpaşa maçında ümit karan'a "yıllarca unutulmayacak bir pas" veriyordu. işte bu zamana kadar son sürat giden lincoln arabası, 6. haftadan sonra tıngırdamaya başlamıştı.

    6. haftadaki tarihteki ilk seyircisiz beşiktaş derbisinde maç öncesinde kafalarında kurdukları kadroya en önce lincoln'ü yazan taraftarlar, lig tv yayına başladıktan sonra kadrolara baktıklarında lincoln ismini ne ilk 11de, ne de yedeklerde görmüşlerdi. tribünde beyaz montunun içinde uslu çocuklar gibi oturan lincoln'ün sakatlığı neticesinde oynamadığını düşünmeye başlamıştık ki gerçek sonra anlaşıldı. feldkamp, lincoln'ü disiplinsiz davranışları sonucunda beşiktaş derbisinde kesmişti. o maçta tribünde lincoln'ün yanında oturan bir isim daha vardı: 36 yaşındaki kral hakan şükür. o sezon, istese o anda futbolu bırakabilecek ve fazla da kaybı olmayacak hakan şükür inatla takımdaki 2 dişli rakibi nonda ve ümit karanla "tatlı bir rekabete" girerken; lincolnden bir daha pek çıt çıkmadı. o sezon lincoln'ün küsme seansı uzun sürmüştü. şu ana kadar hatırlayamadığım her şey için özür dilerken, bir avrupa kupası maçında katkısını görenlerin özel mesajla bana ulaşmalarını rica ederim. ben bir tek feldkamp gittikten sonra "mucizevi" bir şekilde sakatlığı iyileşen lincoln'ün gençlerbirliği maçındaki performansını hatırlarım, bir de yine olimpiyat stadındaki büyükşehir belediye maçında yıldızlaştığını. sonra 27 nisan 2008 galatasaray fenerbahçe maçı için adı geçmişti lincoln'ün, fakat cevat hoca fenerbahçe'yi sürpriziyle şaşırtıp oyun planlarını bozarak sahaya çift santraforla çıkıyor, lincoln'e yine yedek kulübesi görünüyordu.

    ertesi sezon lincolnden yine çok şeyler bekliyordum. takımın başına yıldız kaprisine * katlanan skibbe geliyordu, kewell, meira, baros, de sanctis gibi lincoln'ün oyun zekasına daha çok uyum göstereceğine inandığım yıldız isimler takıma katılıyordu. 18 eylul 2008 ac bellinzona galatasaray maçında takım üstünlüğü eline geçirse de lincoln gol atmadıktan sonra bir türlü sevinemiyordum. lincoln'ün kendisini bu maçta atacağı golle bulacağına inanmıştım, nitekim lincoln de beni sevindirmek istercesine golünü atmıştı. ondan sonrası lincoln'ün aldığı paranın hakkını vermek için çaba göstermeye başladığı zamanlardı. devre arasına kadar galatasaray'ın en etkili ismi lincolndü. uefa kupasında ve türkiye liginde yaptığı asistlerle galatasaray'ı sırtlayan isimlerden biri lincolndü. gelgelelim, devre arası geldiğinde lincoln yine spekülasyonların başrol oyuncusu oluyordu. sinema hakkında da ahkam kesmeye gerek yok. devre arası kampına kendi kondisyonerini getirerek yine adından söz ettirmeyi başarıyordu, üstelik geç geldiği bir kampa.

    sezonun ikinci yarısı başladığında da yine gündem maddesi lincolndü. deplasman maçlarına gitmek istemediği için kırmızı kart gördüğü, sakatlık numarası yaptığı konuşuluyordu. galatasaray'ın performansı çok kötüydü ve de üst üste puan kayıpları yaşanıyordu. lincoln de galatasarayla aynı hızda düşüşe geçmişti. kendi evimizde 5 yediğimiz kocaeli maçı skibbe'nin sonunu getiriyor, lincoln de bu maçta son galatasaray golünü atıyordu. skibbe gidince, adeta takımın kimi teknik direktör olarak tutması gerektiğinde söz sahibiymişçesine yine küsüyordu lincoln. bu tarihten itibaren kendisini bir tek 26 şubat 2008 galatasaray bordeaux maçında asist yaparken, bir de 12 nisan 2009 galatasaray fenerbahçe maçında bülent korkmaz onu ısınmaya gönderirken "lincoooln lincooooln" diye bağıran taraftarlara şov yaptırırken gördüm. bir de, bu gözlerin gördüğü en büyük galatasaray efsanesi bülent kaptan'a saygısızlık yapıp, kendisini oyundan çıkarırken sahaya sırtını vererek yürüyüp gitmesini.

    bu takımda kewell çıkıyor yerine aydın yılmaz giriyor, keita kampa geç geldiği için para cezası aldığı halde çıkıp adam gibi futbolunu oynuyor, lincoln'den 3-4 gömlek üstün elano brezilya milli takımından dönüp ayağının tozuyla idmana çıkıyor. fakat lincoln hepsinden büyük yıldız olacak ki, taraftarlarımız hala lincoln için özlem duyuyor.

    özhan canaydın dönemi'nin bitmek bilmez transfer şanssızlıklarından biriydi lincoln. kaiserslauten'da parlattığı almanya kariyerini, schalke 04te zirveye çıkartıp galatasaray'a gelmişti. geldiğinde yaşı 28, kendisi için büyük fırsat. avrupa'da neredeyse ilkokul önlüğüyle sahaya oyuncu sürme adeti başlamak üzereyken, 28 yaşında galatasaray gibi bir kulübe gelmişti. kontratı 4 senelik. ben rakamlara inanırım. kontratı bittiğinde yaşı 32. 32 yaşına kadar avrupa kupalarında oynama şansı ve sonrasında kariyerini iyi bir yerde noktalama imkanı vardı. fakat o daha önce türkiye'nin adını hiç duymamış olacaktı ki, avrupa'da oynayıp dubai'ye giden futbolcular gibi ense yapmayı düşünmüştü muhtemelen. fakat galatasaray forması insanların ilkokul günlerinden beri hayalini süsleyen, ağır bir formadır. orta oyununda ahkam kestiğim gibi burada da biraz edebiyat parçaladığımı ifade etmeliyim.

    bu noktada, lincoln'ü taraftardan tepki çekmeme konusunda bizim carrusca'dan ayıran çok önemli bir yeteneği vardı: "tanrı'nın olmamı istediği yerdeyim" gibi özdeyişleri vardı kendisinin. bu sözler; yeri gelince ağzı 2 kelime laf yapmayı beceremeyen yurdum insanının * "valla allah da bizim camide olmamızı istiyor ama bayramdan bayrama işte. helal olsun çocuğa. aferim" dercesine hoşuna gidiyordu. gidiyordu ki hakan şükürü'ne yılların emeğiyle verdiği kral ünvanının çok daha imtiyazlısını lincoln'e 2 senede verdiğini "lincooln lincooln" tezahuratları yaparken gözlerinde beliren ışıkla belli ediyordu. tabii lincoln biraz daha kalsaydı o unvanı da belirlerdik de, olmadı işte.

    sonrasında rijkaard takımın başına geldi. rijkaard isminin ağırlığında ezileceğini anlayan lincoln bir daha buralara uğramadı. avrupa liginde boy gösterme şansını brezilya'ya dönerek, istemediğini belli etti. rijkaard da kendisini hiç aramıyor olacak ki, "aman yönetim, bu adamı ne yapın edin getirin" dediğini hiçbir yerden okumadım. ben de aramıyorum onu, tavsiyem siz de aramayın. 2 senede yaşattığı bu kadar aksiyon yeter de artar bile.

    meraklısına not: 29 yaşında, lincoln kadar kariyeri olmayan ama önüne gelen galatasaray fırsatını en iyi şekilde değerlendiren birini tanıyorum: mustafa sarp. merakım şu: acaba lincoln hala bu takımda olsaydı mustafa sarp hırsından formasını mı yoksa lincoln'ü mü parçalardı?
  • lincoln gibi saf yetenekli ve izlemesi keyif veren bir oyuncuyu övmek için bile sneijder'i eleştirmeye ihtiyaç duyuyoruz. lincoln sana özel yeteneğiyle maç kazandırır doğru ama sola yanlayan adama iyi bir organizasyon sunarsan, sana bir sezonda lig şampiyonluğu, kupa ve süper kupa ile en önemlisi şampiyonlar ligi şampiyonluğu kazandırırken, dünya kupasında final yaşatır.
  • benden sana güle güle lincoln. her ne kadar taraftarın çoğu siktir çektiyse de benden helalinden güle güle. hoş bardağı taşıran son damla dediler, sen gelmedin diye. yalan inanma, ilk koyduğun gol, bardağa düşen ilk damlaydı. farkı yoktu yani bardağa düşen damlaların. suç son damlanın olsu sadece. birilerinin vak vaklarını ürküttün. birilerin sırça köşklerine taş attın. güzel futbol seyretmek isteyenlerin sayısı, ne olursa olsun galip gelelim diyenlerden azdı bu ülkede oysa.
    benim geldiğin ilk günden, gelemediğin son güne kadar ki düşüncelerim değişmedi. sen büyük bir futbolcusun, ancak galatasaray'a sadece büyük futbolculuk yetmez. yanlış takıma gelmişin, boğazın diğer yakasına düşseydin heykelini dikerlerdi. ama ne mutlu ki bizi sadece büyük futbolculuk kesmez. bize önce adam lazım, önce futbolu, önce parayı düşünen kimler gelip geçti. ve ne yazık, sen futbolculuğunla değil de adam olmadığın gerçeğiyle anılacaksın bundan böyle.
    fantastik futbolcuydun, eğer biri çıkıp analiz yapsa, asistlerden önceki pasları saysa, attığın yüzde yüzlük pasları atamayanları ortaya çıkarsa, kullandığın frikikler biraz şansla 15 santim aşağıya, yana gitse, ya da en azından hamburg maçında atttığın pası manda yiyiyicisi bulutlar yerine çerçeveye atsaydı bugün başka şeyler konuşuluyor olacaktı elbette.
    geçen yıl ligin ikinci yarısında hiç oynamadın, oynatmadılar. buna rağmen istatistiklerde seni geçen olmadı. oynamadığın son maçları seyrettik, 3 pas üst üste yapamadan son yılların en kötü derecesini yaptık. 15-20 pasla atılan golleri izledik seninle. büyük lincoln güle güle.
    gittiğine ne kadar üzüldüysem perşembe gecesini yaşattığın için de belki en çok sevinen ben oldum. yıllardır hayal ettiğim şey gerçekleşti. takımın en büyük futbolcusu, taraftarı, genci istikbali, kuruluş felsefesinin futbolcusu takımın başında sahaya çıktı. on numaralı(yazıyla) forma, olması gereken alanda ne büyük bir ihtişamla salındı ali sami yen'de. ben bugünleri görebilmek için senin gibi 10 tane 1o numarayı gözüm kırpmadan feda ederim.
    adnan polat, geçen sezonun sonlarına doğru takımı ''arda'nın üsütüne kuracağız'' derken senin bilet kesilmişti zaten. surinam'lının da geleceği belliydi ve onun oyun planında sana yer yoktu. tek bir teknik oyun kurucuyla oynamak yerine o herkese oyun kurdurararak oynuyordu. gerekirse sabri oyunu kuracak ancak hiç kimse takımda oyun kurucu benim diyemeyecekti.
    diyeceğim şudur ki lincoln, yaser'den önce çalışmalara başlasaydın bile sonuç değişmeyecek, şutlanacaktın. şimdi seni getirenler, taraftarın önüne kalleşliğini atarak iyot gibi açığa çıkıyorlar. lincoln'ün karakterin istanbul'a gelince değişmedi, gittiğin yerde de farklı olmayacak. futbolun zevkini çıkararak oynayacak, kazandığın paraların bir bölümünü ceza olarak ödeyecek, bir bölümünü cimri brezilya'lıların aksine dostlarınla yiyeceksin. taraftarın bir kısmı hayranlıkla seyrederken, diğer büyük kısmı küfür edecek.
    arda turan'ı kaptan yaparak en büyük asistini yaptın. okyanus'a bakarak florya'ya pas attın. keşke her kalleş futbolcu giderken tarihe böyle geçse. biz galatasaray taraftarıyız, dünya'da eşimiz benzerimiz yok, sevdik mi adam gibi severiz, sövdükmü de kimse katlanamaz kötü sözlerimize. bu büyük sevgi senin taşıdığın formanın numarası gibi büyük geldi. yanarım da bizi anlamadın ona yanarım. çav.
  • mario jardel sonrası yaptığımız ilk "heycanlandıran" transferdi bu saçkıran hastalığından muzdarip, teknik direktörüne her daim tepkili tripkolik kardeşimiz. koskoca 7 senede fenerbahçe'den devre arası kaçıp ilk maçındaki hattrick dışında kayıpları oynayan revivo ve posası çıkmış frank "kısa düştü" de boer hariç taraftarı havaalanına yığacak, forumlarda nöbet tutturacak, onları geçtim taraftarın kendi arasında "vay be" diyebileceği bir transferimiz dahi olmamıştı. aynı 7 senede ariel ortega, mateja kezman, nicolas anelka hatta stefan appiah gibi adamlar teker teker suyun karşı tarafına iniş yapmış; türkiye liginde efsane olacak alex de souza gelip icraate başlamıştı. meydan o kadar boştu ki beşiktaş bile john carew gibi bir adamı getirebilmişti.

    işbu ahval ve şerait içerisinde bu kardeşimizin transferi olması gerekenden milyon kat büyük bir olay olmuş; gerek yılların suskunluğundan bunalmış(!) taraftar, gerekse 7 senede yazdığı 3147255147 ismin hiçbiri gelmediği için günah çıkarma peşindeki galatasaray medyası(!) mal bulmuş mağrubi edasıyla sarılmıştı kendisine. formalar, tshirtler, atkılar falan basıldı kendisi için. rahmetli özhan canaydın kendisinin transfer haberini çorlu'da taraftar derneği açılışında vermiş, hatta bazı ulusal kanallarımız ana haber bültenini kesip son dakika olarak bu haberi vermişti. vasatın bir tık üstü bir adama bunu yapan ülkenin drogba yeşilköy'e indiğinde sokaklara çıkıp saygı duruşunda durması gerekirdi ya; neyse...

    çok itin götüne sokulacak bir adam değildi aslında ama kendisi biraz yaratılan bu suni havanın biraz da götü kalkık oluşunun kurbanı oldu. yaz boyu pompalanan suni havaya bir de sezona yaptığı bomba gibi başlangıç eklenince rüzgarı da arkasına alıp iyiden dünya starı muamelesi görmüştü. mecidiyeköy'ün "lincooln lincoolnn"diye inim inim inlediği günler başta keyifli olsa da sonradan ızdıraba hatta iç kavgalara sebep olmuştu. krizler içinde koparılan şampiyonluk sonrası yaşanan bol hezimetli, kadıköy'e metrobüs hayallerinin guerrero'ya takıldığı sezon içinde gerçek kalibresinin yaratılan algıdan farklı olduğu gerçeği ortaya çıktı. canı sıkıldıkça tası tarağı toplayıp brezilya'ya gitmesi kabak tadı vermeye başladı. nitekim sezon sonrası bir dönem avrupa'da izi sürülse de kendi haline bırakılmış, daha sonra ülkesine dönerek dünya futbol sahnesinden çekilmiştir.
  • aklıma hertha maçındaki hayvani oyunu düşen sambacı.

    https://www.youtube.com/watch?v=wTEbX31LpnA

    2.25te düşüp kalkıp çizgi üstünde yetişip devam etmesi, her atakta topu alıp en tehlikeli yere topu bırakması, şutları vs. takıma müthiş liderlik etmişti. maymuna çevirmişti rakibi neredeyse tek başına. adam çarizard gibiydi resmen. canı istediği zaman rakibi maymuna çevirip, istemezse öyle geziniyordu. çok acayip adam harbiden.
    bu yetenekle gerçekten sorumluluk sahibi ve çalışkan biri olsa şu an bizim futbolcumuz olarak anmazdık. tahminen zidane, figo falan gibi adamlarla anılırdı.