• 16
    sözlükte çaylak olarak okurken entrylerini okuduğum sonra okudukça hayranlığımın arttığı zamanla galatasaraylı olan olmayan herkese ne zaman futbol konuşsak kendisini anlattığım kimileri için abimiz olan kimileri için babamız olacak kadar yakın ve samimi gördüğümüzdür.10-11 yaşından beri yollarımızın ayrılmadığı bir arkadaşım,kardeşim var galatasaraylı,yaşadığımız yerde hep galatasarayı içimizde yaşarken fırsatlar yaratmaya çalışırdık daha fazla galatasaray'ı yaşamak adına.şimdi daha yakınız galatasarayımıza bu kardeşimle.eskiden kalben olsakta fiziken olamıyorduk her daim.
    ben bu durumu düşünüp arkadaşıma geçen şöyle dedim şu fotoğrafı hatırlatıp

    http://1.bp.blogspot.com/...o%26metin+oktay1.jpg

    -bundan daha güzel birşey var mı hayatta?kendini bildin bileli yalnızca sarının yanındaki kırmızıya aşina olmak.30-35 seneyi,bir ömrü galatasarayla,tribünlerde geçirmek.imreniyorum.umarım bundan sonra bizimde hep onun gibi sarı kırmızı bir hayatımız olur.birgün kendisinin babasının yaptığı gibi çocuğumuzun elinden tutup bir galatasaray maçına götürmek nasip olur.

    nice sarı kırmızı yıllara...
  • 18
    günlerdir buraya birşeyler yazsam mı diye düşünüp duruyorum. ya sözlüğe giriyorum, ya biri twitterdan bi link atıyor, “artık yeter” diyip yazmaya karar veriyorum ama sonunda hep vazgeçiyorum. bu kararsızlığın iki nedeni var. birincisi karşıda ne dersen de dinlemeyen doğru ya da yanlış söylediğini tartışmak yerine “içi boş, safsata, laf kalabalığı” diyerek geçiştiren ve konuyu sonsuz bir döngüye sokan bir muhatap var. sırf bu yüzden birkaç hafta önce düşündüklerimi gidip zizonkovaç başlığına yazdım mesela. en azından karşımda işi kişiselleştirmeyecek net bir muhatap olduğunu bildiğimden. ikincisiyse gökhan'ın dün artık dayanamayıp uzunca bir yazı yazması. sözlükte en yanlış adam olsa bile birine bi anda yüklenilmesinden hoşlanmıyorum. sürekli laf sokuluyor, söyledikleriniz çarpıtılıyor olsa da burada kalsın bari artık dedim, söylenenler söylendi. hele karşınızdaki insan sürekli bir şebeke vurgusuyla sizi töhmet altında bırakıyorsa böyle bir durumda haklıyken haksız konumuna da düşmek istemedim.

    ama daha bir gün geçmişken sözlükte maç başlığını açıyorum, sıradan okurken bir bakıyorum daha bugün galatasaray üzerine yazdıklarımıza tonla referanslı, aşağılayıcı bir entry. ve yine tonla rijkaard vs. hagi referansıyla dolu. bu sefer, ne olursa olsun, şıkmış değilmiş düşünmeden yazmaya karar verdim. uzak durmaya çalıştıkça, nasıl olsa sonu yok dedikçe çarpıtmalarla, aşşağılamalarla ve ahlak dersleriyle dolu bir dolu karşı atak geliyorken susmanın alemi yok.

    önce şu hagi vs. rijkaard meselesinden başlayalım. bunun günlük hayatta ve sözlük içi diğer tartışmalarda olması doğal ama bu durumda başlamasına vesile olan sanırım ben olduğum için düşmem gereken bazı notlar var.

    rijkaard'ın gidişi sonrası geçen 2 aylık sürede takım toparlanmak bi tarafa daha kötüye gitmeye başlamıştı. ben de bir iki kez sözlükten, bir iki kez de twitter'dan “rijkaard gidecek dertler bitecek diyordunuz, neredeseniz şimdi” diye sordum. bunun bi hagi eleştirisi değil rijkaard'ın gitmesine taraftar arasında çanak tutup destek olanlara duyduğum bi öfke olduğunu anlamak için alim olmaya gerek yoktu. anlık öfkeyle basit bir mantık yürütmüştüm; rijkaard varken entryler, analizler havada uçuşuyordu, şimdi neden ses yok? twitter üzerinde takımın kötü oyununu belirtince captano tuhaf bi savunma mekanizmasıyla “takım süperdi de hagi gelip bozdu di mi” yazdı. ben de takımın bu sezon hep kötü olduğunu ama şimdi kimseden eleştiri gelmediğini belirtince captano haklı olarak rijkaard'ın takımın başında 1,5 sene kaldığını hagi'nin zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. bu noktada işte sorunun orada olduğunu, zaten hagi'yi eleştirmediğimi, rijkaard'a o şartlarda verilen 1,5 yılın yetersiz olduğunu ve bu zihniyetle hagi'nin de rijkaard'ın da günahsız olduğunu belirttim. sorun yönetiliş şeklimizdeydi ve rijkaard ne kadar kötü olursa olsun hagi'yi yem edip kendini kurtaran zihniyete o gün karşı durmak gerekiyordu. fakat bize rijkaard takıntısı var diyen captano tuhaf şekilde “orda dur, rijkaard'ın nesi günahsız, hagi'yle rijkaard'ı karıştırma” gibi tavır takındı. “yahu karıştırmıyorum, rijkaard'ın da kendine göre günahları oldu ama mevcut sistemde hagi de rijkaard da en günahsız adamlar" dedikçe “rijkaard günahsız değil” diyip durmaya devam etti. bu noktada “abi okuduğunu anlama sorunun var” dedim ve “terbiyesiz” damgası yedim. edit; bizleri hagi düşmanlığıyla itham edip millete hedef gösteren bu abimiz biz zamanında hagi'ye hırsız denmesini savunan birine tepki gösterirken sessiz kalmış sonrasında anladığım kadarıyla bayağı da yakınlaşmıştır. hagi'nin teknik direktörlüğe üzerine yorum yapmak hagi düşmanlığı, hagi'ye hırsız demekte problem yok, he mi?

    o günden bugüne geçen süreçte biz hagi ve rijkaard hakkında mümkün olduğunca sessiz olmaya çalıştık. blogumuzda bile ne doğru düzgün yazdık ne de buralarda. ama karşı taraftan sürekli bi laf sokup 1-0 öne geçme çabası geliyordu. önce sırayla hepimize sorulan rijkaard neden kalmalıydı sorusu geldi. herkes kendince cevaplar veriyor ama karşılığında “boş laf, içi boş” denilerek hakaret eder gibi davranılıyordu. konu sözlüğe taşındı sonra durup dururken, cevap verin denerek. son bir kez milyar defa tekrarlanmış şeyleri oturdum yazdım doğru, yanlış, ya da aptalca, kendi inandığımız şeyleri. ve karşılığında aldığımız cevap “laf kalabalığı" oldu. bu sefer bu durmadan terbiyeden bahseden abimiz ihbar etti bizi sözlük ahalisine;

    “ha, bir de şöyle bir şey var, bu cevap verdiğini sananlar hagi geldikten 6 hafta sonra, "rijkaard'ı çok eleştiriyordunuz hagi'ye niye bir şey söylemiyorsunuz" diyenlerdir”*

    artık dayanamadım ve kendisine mesaj attım. “ah be abi, millete ispiyonculuk yapacak kadar ayağa düşmeseydin” diye. karşılığında aldığım cevap elbette “terbiyesizlik yapıyorsun” oldu. fakat sürekli bu terbiyeden bahseden abimiz bizden hep şu sıfatlarla bahsediyordu alakamız olmayan yerlerde yazdıklarında; “münafıklar, aklı evveller, takozluk yapıyorlar”. kişisel sohbetlerden kulağımıza çalınanları es geçiyorum. ve terbiyeden bahsetmeye devam ediyordu. söylediklerimizi çarpıtarak, ters yüz ederek ve bağlamından kopararak insanları manipule etmenin terbiyeyle bi alakası yoktu demek ki.

    sonrasında buluşulacak ortak bi nokta olmadığını anlayınca uzak durmaya, aynı tartışma döngüsünün içine girmemeye çalıştık ama şebekecilik işte, şimdi bir maç entrysinde maç üzerine tek kelime yokken sadece laf sokma ve aşağılama görünce dayanamıyor insan.

    bursa maçı yazısında şunları yazıyor;

    “bu işin sorumlusu hagi’mi? hiç de değil. ulan (ki azdır bu yazıyı bekleyenler içinde bana ulan diyecek, yaş itibariyle yahu, ne kadar fesatsınız, çok şükür reis falan değilim) hani transferleri hagi yapmıştı, hani takım düzelecekti diyenler varsa, soruların muhatabı ben değilim. her zaman transfere inanmadığımı anlattım, dilim döndüğünce. dilimiz pek dönmüyor, en azından yazma konusunda."*

    ilk okuduğum an “allah allah, daha önce defalarca hagi kendi takımını kursun, bi devre arası geçirsin takımla bak o zaman nasıl yapıyorum analizleri” dememiş miydi diye düşündüm, bize laf sokma çabası o kadar gözünü bürümüş ki kendisiyle çelişmek pahasına yazmış heralde bunları diyerek. çok uzağa gitmeme gerek kalmadı. bir hafta önceki (bursa maçındaki gibi kötü oynadığımız ve rakipten az pozisyona girerek tamamladığımız) sivas maçı entrysine baktım, şöyle demiş;

    “hep söylediğim gibi, transferlerden bağımsız olarak artık bu takım hagi’nin takımı. takımıyla puan maçı yapmadan, yükleme yapabileceği 3 hafta geçirdi. 

    galibiyet güzel şey, 1,5 görmediğim savaşan galatasaray görmek daha da güzel. hem de bunu iyi futbol oynayarak yapmaları çok daha güzel. gelecek günlerin daha güzel olacağını görmek ise umutlanmam için yeterli. “*

    amacım cümleleri bağlamından çıkarıp “bak işte bize laf koyacam diye bi dediğin diğerini tutmuyor” demek değil, zaten o yüzden uğraşıp linkleri de ekliyorum ki ilgilenen tamamını okusun. ama amacım şu; çarpıtmalarla birilerine sürekli laf sokuluyorsa en azından herşey açık seçik ortada dursun. sürekli rijkaard takıntısıyla suçlanan bizler, sürekli rijkaard'ı ağzına meze eden karşı taraf, rijkaard'ı hatalarını görmezden gelip kayırmakla suçlanan bizler, maç analizi adı altında hagi'yi savunmak için “devre arasından sonra konuşuruz” demesine rağmen ne konuşucam lan hagi bu diyen karşı taraf, vs.

    örnekleri çoğaltabilirim. yine bu bursa maçı yazısında arda turan göndermeleri var, daha önce de zırt pırt biz “arda turan düşmanlarına” laf sokulan. yaratılan hava şu; biz şebekeci sorosçu piçler arda'dan nefret ediyoruz, ondan esirgediğimiz sevgiyi alakasız adamlara veriyoruz. akbaba gibi çullanıyoruz yerlilerin üstüne. ama bakıyorum son dönemde galatasaray tarafından en haketmedik şekilde eleştirilen üç isim üzerine yazılmış yazılara, bir tane captano yazısı yok. sabri'nin en alaya alındığı, sabri'yi sevmenin suç sayıldığı dönem, ben girmişim uzun uzun savunmuşum adamı. captano yazısı yok. bülent kaptan'a hep belaltı vurulduğu dönem, birkaç yazarla birlikte hep s3th savunmuş kaptanı, bi tane captano entrysi var bülent üzerine o da rijkaard'ı eleştirmek için yazılmış. aynı şekilde hasan şaş üzerine hep biz savunmadayız, captano'dan ses yok. e hani biz yerli düşmanı olduğumuz için arda'yı harcıyorduk, değerini bilemiyorduk. arda'dan on kat değerli efsanelerimiz itin götüne sokulduğunda nerelerdeydiniz? o zaman savunulmayan büyük galatasaraylılar arda kadar haketmiyor muydu himaye altına alınmayı. allahtan sorosçu piçleriz, bi de olmasak ne olurdu acaba?

    neyse, sonuç olarak kavga gürültü olur. tartışma olur. hatta duruma göre hakaret de olur taraflar aralarında halleder. ama bittiğinde biter, bitmesi gerekir. anlaşılmaz bir hırs ve öfkeyle bunu aylardır devam ettirip, ahlak dersi vermekten vazgeçmeden her türlü aşağılamayı yaparak ve töhmet altında bırakarak fırsat bulunan her an göndermeler yaparak amaçlanan nedir anlamış değilim. “hagi'yi korumak” gibi ulvi bi görev üstlenilip bu saçma sidik yarışına giriliyorsa, hagi'nin buna ihtiyacı yok. daha önce dediğim gibi hagi'yi çoktan yediler kardeşim, hagi geldiği gün “no adnan polat” demeyip “yallah riijkaard, i love you hagi” demeyi seçtiğiniz an indi midelerine hagi. bu kafayla gittikçe tugay'lar, şükür'ler, hasan'lar da sırada. yok zeki alasya gibi “ben ağabeyim, altınlar bende duracak” şeklinde “son sözü ben söylerim” hırsıyla bu işin ucu bir türlü bırakılmıyorsa durum daha da vahim. buyurun devam edelim.

    not; rijkaard'ın neden kalması gerektiğine dair captano imzalı bi kaç demir gibi cevaba denk geldim, onları da ekliyorum. artık daha uzakta aranmasın cevaplar.

    “türkiye’de talep edilen sadece başarı. sabır yok.
    bunları kıracak, geleceğe yatırım yapacak ön görülü başkanların yapacağı en önemli iş frank rijkaard gibi bir hocanın takımın başına getirilmesi. adnan polat yönetimi bunu başardı.”

    http://www.rerererarara.net/sozluk.php?id=347687

    "bu takım bu hocayla bize daha önce, nasıl oynayacağını gösterdi. bu demektir ki, gelecek sezon bol pas yapan, topa sahip olan bir takım olacağız. 
    sabır bu yüzden gerekli rijkaard için, çünkü bize gösterdi ne oynatmak istediğini."

    http://www.rerererarara.net/sozluk.php?id=351500

    "çok bilmişler tarafından beğenilmeyen rijkaard bu kadroya bile, pas yapmayı öğretebildiğini gösterdi. gitsin mi? daha iyisi gelecekse, gitsin. daha iyisi kim? daha iyisi de geldiği sezon da şampiyon yapamazsa kim gelsin? bence daum gelsin, daum gibi bir ortalama türkiye’de hiçbir hocada yok. rijkaard'a gitsin diyenlere yakışır."

    http://www.rerererarara.net/sozluk.php?id=358717
  • 20
    genç galatasaraylı kardeşlerimizin yanında staj yapması gereken, galatasaraylılığı en iyi öğrenebilecekleri kişidir.

    --- alıntı ---
    "biz para gücüyle kulübün adresini, takımın renklerini bilmeyen adamların kara paralarını akladıkları kulüp değiliz dedik."

    ...

    "iyi günde asilce, gururla tebrikleri kabul etmek kolaydır. kötü günde göreceğim ben asalet bizde mi, değil mi?"

    ...

    --- alıntı ---

    kaynak : http://captano.wordpress.com/...asaletin-bize-yeter/

    eline sağlık usta. şu zor günlerde senden öğreneceğimiz çok şey var.
  • 21
    2 mart 2011 galatasaray gaziantepspor maçında ayhan'ı yuhalarken galatasaray taraftarı ve biz, öyle bir bakmıştı ki, kendimden utanmış, susmuştum. bir daha da o formayı giyen kimseye tek bir küfür etmeyeceğime, yuhalamayacağıma söz vermiştim o an kendi kendime.

    çünkü biliyorum ki captano gibi değilim ben. olabilir miyim, metin oktay neslinden gelme büyük galatasaray taraftarı olabilir miyim bilmiyorum. umarım olabilirim.

    ama öğreniyorum sanırım.

    şu şaheser de benim öğrenme sürecinde olduğumu gösteriyor hala :

    http://captano.wordpress.com/...asaletin-bize-yeter/

    teşekkürler abi.
  • 23
    --- alıntı ---

    ciğeri 5 para etmeyecek bir adam için herkes keyfini kaçırmaz. kimse pisliğe bulaşmak istemiyor, ne de olsa çamur sıçrar. ben çekinmem, acı patlıcanı kırağı çalmaz derler.

    --- alıntı ---
    (bkz: adam subliminali vermiş beyler)

    kimsin lan sen... haddini bil... sen niye maydonoz oluyorsun... osuruk koklamaya meraklı sinsi eşşekoğlu eşşek... sado-mazo mevzularında da var di mi bu hakaretten zevk alma hikayesi... ağzından köpükler saçarak nasıl saldırdığını herkes gördü... lan sen benim affettiğim biri değilsin ki zaten... ben seni hem sahada hem saha dışında top diye oynarım... izansız... daha fazlası için: http://gss.gs/756780

    tevekkeli değil; ben de dün neden kendisi için "kibar biçimde ağza zıçar" * dendiğini merak ediyordum. meğer dün sabah saatlerinde pek kibar bir şekilde yine ağza zıçmış, bu ağza zıçıştan biz de bir paragrafla nasiplenmişiz. gerçi paşam 3 satır entry'ye 1 sayfa cevap verilmesiyle dalga geçmiş; bize de 1 bakınız için 1 paragrafla cevap vermiş ama olsun. zıçtı mı; zıçtı. işte o zıçışın farkına vardıktan sonra yüzüm kızardı, bakkala sigara almaya gidemeyecek kadar utandım, odadan çıkamıyorum beyler ailem merak ediyor yardım edin:((((( gerçi kaşındıkça daha çok ağzıma zıçacağını söylemiş. bir yandan bunları yazarken bir yandan da yurt-kur sitesinden yurt başvurusu yapıyorum, bu korkuya adres değişikliği iyi gelir.

    öncelikle şurayı bilmeyenlere açıklayalım; gerçi abimiz bilir de bilmeyenler illa ki vardır: http://www.youtube.com/watch?v=O4UwUH9_SD0 ossurdu eşşoğlueşşek budur. bu bir kalıptır. ha, popüler değil ama kalıptır. yani "tutmayın küçük enişteyi" dediğiniz birisi "allah allah, bu adam benim kayınbiraderim mi?" demediği gibi, "ossurdu eşşoğlueşşek" diyen birine de mal bulmuş mağribi gibi "ehea bana eşşoğlueşşek dedi, hemen yazımda eşşoğlueşşek diyeyim de kapak olsun" denmez, diyenin entry'si de "dişe diş kana kan" dercesine ortalıkta yeni sünnet olmuş çocuk bülüğü gibi sallandırılıp durulmaz. kendisine eskiden saygım vardı, zamanla bu saygı sıfırlandı. bugün itibarıyla kendisinden tiksindim. ama her kim olursa olsun; ne kadar kendi hayal dünyasının sınırlarını dahi aşıp milleti kaşımaya yeltenen biri olsa da, yaşını başını almış birinin babasına küfür etmek haddimiz değildir. ha; bunu da terbiyeli çocuk imajı vermek, kendisine şirin gözükmek, arayı düzeltmek filan adına da söylemiyorum. meydan kendisinin, istediğini söylesin dursun. gerçi sülale mülale lafı da geçmiş. bir zirveye katılsam da kavga mı etsem acaba? gerçi biz çetenin her biri ayrı birey olamayan ve reislerine yancı olan üyeleri olarak ne diyorduk? yaşlı olunca dövemiyorsun tabii. şebeke üyeliğimi açıklayınca hoşuna gitsin abimizin diye şey yaptım.

    eh, madem bizi yancı yapmış; bir şekilde şebeke işlerinden bahsetmek lazım, di mi? 2 satır yazı yazacaktım, uzadı gitti. okuyan kusura bakmasın. ama şu yancılık meselesinden önce; neden "ossurdu eşşoğlueşşek" ? şimdi bir huyum var; seversiniz-sevmezsiniz. entry'sini "dağılın, konu kapanmıştır" vs. şeklinde bitirenlerin altına entry girip ona cevaben bir şeyler söylüyorum. gıcıkça bulursunuz, ipnece bulursunuz, güler geçersiniz, bana salak dersiniz; sizin kararınız. bu ağabey de kurumuş boka su çileyerek, rijkaard geldiğinden beri geyiği yapılan "barcelona'yı babam da çalıştırır" meselesine, kendi tabiriyle "kabadayıca" "kaşınanı kaşırız olumm" gibisinden cıbıl halil'lik yapınca kendimce cevap verdim. bunu daha önce de yapmıştım ben: http://gss.gs/720668 bir üstteki entry'deki arkadaş "konu kapanmıştır" deyince ben de şaka yollu olarak bunu yazmıştım. üstteki arkadaş (dirknowitzki) belki siklemedi beni, belki gülüp geçti; ama bu entry haftanın en beğenilenlerine girdiği halde hiç cevap verme ihtiyacı hissetmedi. işte sen bu arkadaştan muhtemelen daha büyüksün yaşça; ama kesinlikle bu arkadaş kadar olgun değilsin. işte bu yüzden hiçbir şekilde saygıyı haketmiyorsun. ayrıca; nkfvas'ye "ben sana bir şey demeden lafı üzerine alınıp sazan gibi atlıyorsun" diyecek kadar nkfvas'den kılı kırk yarar bir tavır bekliyorsun, benim sana cevap olarak yazdığım bir şeyde nkfvas'ye yancı olduğumu iddia ediyorsun. öyle de sazansın, öyle de kangurusun (her şeye atlaması bakımından).

    yancılık ve -adı geçmese de- şebekecilik mevzularına gelelim. abi, bak bilmediğin meseleler hakkında konuşma allasen. madem fikrin yok, zikre de dalma. abi orada mısın, arada sırada error mu veriyorsun sen; alooo? yancısı olduğum nkfvas ile bir seneden beri benim aram bozuk, yapma bunu allah aşkına. adamın beğendiğim entry'lerinden sonra "vay yine döktürmüşsün" gibisinden mesaj bile atmıyorum kendisine. yazdığı bir şeyde hata varsa onu düzeltmek için bile iletişimim olmuyor. hatta farkındaysan şu yazıda nkfvas ile ilgili yazdıklarına çok da fazla cevap vermiyorum. neyin yancılığını yapacağım allah aşkına nkfvas'ye? sana cevaben bir şey yazdıktan sonra nkfvas'nin "aferin koçum, devam et" mesajı attığını mı zannediyorsun? bok at, izi kalsın yani. bir de senin pek "şebeke" dediğine rastlamadığım, ama sardığın 3-5 kişinin kendi aralarında söylediği bir ünvan olan şebekelik var bir de. ilk zizonkovac şebeke demişti diye hatırlıyorum gerçi. neyse. kendilerine buradan sesleniyorum; o kadar yancılığınızı yaptım, captano abimize verip veriştirdiğiniz o kadar yazıda bir dünya isim geçiyor, bir tanesinde bile bahsedemez miydiniz benden ağzını kırayım? lan bari "sütoğlan'ı biz arkalıyoruz, laf eden karşısında bizi bulur" filan deseydiniz de, şurada bir forsumuz olsaydı. gerçi abimiz şimdi bizim gizli üyelere sahip bir örgüt olduğumuzu, zamanı geldikçe üyelerini deşifre eden bir yapımız olduğunu filan düşünebilir. doğrudur abi; ilerletiyorum, illuminatiyiz biz. hatta abartıyorum: maskeleri çıka... ya da neyse bilmiyordur şimdi bu muhabbeti.

    benim sözlükte sevildiğimden bahsetmiş bir de. herkesin sevgilisi filanmışım. lütfetmişler. abimiz benim genel olarak insanlardan nefret eden bir yapıya sahip olduğumu bilmiyor sanırım. "yaradılanı severiz, yaradandan ötürü" diyen büyük adama saygım vardır da, ben sevemem genelde insanları. ha, sevdiğim 3-5 kişi vardır, onlar da beni severler; onu bilirim. sevenden allah razı olsun, sevmeyenin de canı sağolsun. kimsenin beni sevmesi için bir çaba içine filan da girmedim, bunu beni sevenler * bilir zaten. sinsi filan da değilim ayrıca, lafımı açık açık söylemek daha çok hoşuma gidiyor. senden açık açık tiksiniyorum, iğreniyorum. tartışma tartışma tartışma, laf sokmalar, halı saha zirveleri diye diye diye şu sözlükten soğuttuğun fakat senin daha kim olduklarından haberinin bile olmadığı onlarca kişi adına nefret ediyorum senden. var mı ötesi?

    oyy, çok kaşındım. beni kaşıyacakmış abimiz. kaşı be abi, çok da sikimdeydin afedersin. sen daha çok seviliyorsun işte sözlükte, aferin sana.
  • 25
    (bkz: #756780)

    ah be abi, hala abi diyebiliyorum farkındaysan. tüm hıyarlıklarına, tüm hıyarlıklarıma rağmen. ne bileyim hani böyle abi kardeşler olur bazen dışarıya düşman, kendi içlerine et ile tırnak gibi yapışmıştırlar. bilemedim, hayat tecrübem el verdiği kadarıyla klavyeye dokunuyorum. kelimelerle iyi dans ettiğimizi, afilli yazdığımızı fakat senin bu şekilde olmayı beceremediğini söylediğinki samimiyetini özlemedim değil. bir barış çubuğu, bir zeytin dalı, bir özür dileme çabası değil benimkisi. bu zıt kutupluk bitsincilik de oynamıyorum zira kiminle uğraşacaz, uğraşacak kimimiz kaldı?

    ben sana, sen bana döşendik durduk ya hani böyle, oysaki ramazan bayramı'nın ilk günü, her bir şey için tertemiz bir sayfa açmaya, senin de abiliğini, babalığını göstermeni ümit ederek niyetlenmiştim.

    sana göre her şey organize işler, idrak edemediğin tüm şeyler komploydu. oysa biz, şebeke diye itham edilen adamlar ( s3th, fritz fassbender, ben, hazcı, sütoğlan ) birbirimizden bağımsız, kopuk ve kah kendi içinde çatışan kah küsen adamlar idik. hala da yaptıklarımız sadece kendimizi bağlar. bizde süreç hiçbir zaman grupçuluğa, tayfacılığa taşınmadı ama işte diyorum ya, senin aklının almadığı, alamadığı her şey sana göre aramızda üssümüz tabir edilen gizli geçitlerden sadece bizim ulaşabildiğimiz mekanlarda kurgulanan bir oyundu.

    o son cigarayı sarmayacaktın abi. ben sözlükte bayramlaşma başlığına geldiğimde, tüm adiliğimden arınarak, tamamen saf ve kardeşlik duygusuyla, büyüktür, hatam olmasa da büyüğümdür affeder duyguları içerisinde;

    " iyisiyle kötüsüyle, gel gitleriyle 3 sene oldu bu platformda sürtüyorum. kırdığım, sikerttiğim, kanırttığım kardeşlerimden özür dilerim öncelikle. evet biliyorum, kaval kemiğine taban vurup özür dileyen tuncay şanlı yavşaklığından farksız bu yaptığım ama bayramlar ve seyranlarda adet olmuş bu vicdan yapma olayı. idare edin. hepinizi nkfvas benliğiyle kucaklıyorum.

    tanıyanlar bilir, bilenler tanır. orospu çocuğu olsa yapmaz bu nkfvas'nin yaptığını adamlarından oluyorum zaman zaman ama özümde çok mülayim, kalender ve de kadirşinas bir insanımdır. kimseyi üzmek istemem. metin özerdoğan misali " onlar da ettirmesinler amına koyayım " anlayışına hasıl bir bünye olduğumdan, karşımdaki sınırları zorlayana kadar sesimi çıkarmam ama bazen çok hıyarlaştığınız oluyor. yine de mesele değil, ben hepinizi yanlışıyla doğrusuyla seviyorum.

    öncelikle sözlüğün yaşına hurmet yazarları olan vatandas, zizonkovac ve mahalle takımı'nın ellerinden öperim. tamam amk captano'nun da ellerinden öpüyorum, dargındır, kızgındır belki bana ama yine de " gel lan buraya kerata " adamı olduğundan şüphem yok. ama abi, senin kelinden de öpmek istiyorum. taam taam kızma :)

    kardeşim s3th, gs, meistar, saunders, essahtan galatasaraylı, yearn, in 99 we trust, hktwoo, hagi, feanor, haz etmem rapidden, sütoğlan, fritz fassbender, barfly, soy ozan, kalifiye jurnal, alakaya maydanoz, beni benden alma, jose, halim abi, çildofbodom, ilovadonut, cnyvz, xfactor, filip, saroc, smyrna, murat52, avrupa'nın büyüklerini saymaya başlayınca bir türlü durdurulamayan güntekin onay, rıdvan hoca, öehh tamam lan bayramınız kutlu olsun amına çaktıklarım. " entrysini klavyeye alıp depolarken, ( http://img12.imageshack.us/img12/8546/adszgnu.png ) 5 eylül günü yazdığın #756780 no'lu entrydeki " söyler. neymiş, bayram münasebetiyle bir yazı yazmış da, düşeş atmış yek gelmiş, yazıyı buraya koyamamış falan filan. özür dileyecekmiş. kendisin ilgilendirmeyen 3 satır yazıya sayfayla cevap veren adam özür dileyecek, külahıma anlat.
    lan sen benim affettiğim biri değilsin ki zaten, ne üstüne alınıyorsun " kısmıyla yine her zamanki gibi iyi niyetinden, sana aramız açılmadığı güne kadar önünde ceket ilikleyerek saygı duyan bu kardeşinin bayram günü hatrına her bir şeyi kenara bırakıp sana tüm iyi niyetiyle geleceğine aldırış etmeden " yalancı " olarak atıfta bulunman, duvara toslamama sebep oldu.

    şimdi görüldüğü üzere 29 ağustos günü saat 20:30'da depoladığım entry, yalancı diye atıfta bulunduğun ve artık hiç haz etmediğini düşündüğüm bu vatan evladı için çok kolpa değil mi? oysaki biz yekünen bir aile olmayı başarmıştık sanki be abi ve sankisi inanki fazla. bilmem neyi değiştirecek şu yazdığım, belki de değişsin de istemiyorum artık ama vazgeç şu kafanın basmadığı durumlarda herkesi yalancı ilan etmekten.

    yalancı diye ithamda bulunduğun adamlar bugüne kadar senin gıyabında tek kelime etmemiş, söylemlerinin bizzatihi arkasında durmuşlardır. ve sen; ve bizim o hayatımız boyunca duymadığımız saygıyı göstermemize hak kazanan yücelikte bir insan olan " uğur abi " , tıpkı hakan şükür için söylediği " süt doldurduğu kovalara birer birer tekme atıyor " misali, birer birer tekmeledin her şeyi. sağlık olsun.