• 4
    kendini değersiz, işe yaramaz ve bir hiç gibi hissedip bunalıma sürüklenmeni sağlar. peder bey bir pozisyona yorum yaptığında '' vallahi yaaa doğru söylüyorsun baba '' şeklinde destek çıkışlarınıza karşın, sizin yaptığınız yorumlarda dudağının tek köşesi yukarı kalkar ses bile etmeden maçı izlemeye devam eder. hani sanki sen hiçbirşey dememişsin gibi. orada yokmuşsun gibi. ya da duymuşta '' bu ne skim yaklaşım '' der gibi bakar televizyona. '' bi daha yorumuna destek vereni skym '' dersin içinden ama dayanamazsın, haklıdır çünkü. anlıyordur futboldan.
  • 5
    baba'dan baba'ya zulüm ya da zevk olma durumu degisir. evde kaldigim dönemlerde simdi geriye bakinca diyebilirim ki, 90li yillardaki en büyük zevkim ve hobimdi, babamla mac izlemek. hele hele, galatasarayli olma sansina sahip biri olarak, 90lardaki galatasarayi baba ogul izlemek essiz bir iz biraktir bünyede.

    eger babanizla kafadarsaniz, ve babaniz da macin heyecaninda patlattiginiz küfürlere ses cikarmiyor ise, ortam tadindan yenmez bir hal alir.

    olayi böyle ele alirsak, su maclar özellikle unutulmazlar arasinda giriyor:

    - 1992'deki bremen maci, ah rotariu ah deyip, yagan kara küfretmek!
    - 1992'deki frankfurt maci ve ugur'u yüceltmek
    - 1993 yilinda kadiköy'de fener'i 4-1 yenmemiz (tugay'in frikik golü sonrasi baba ile kol kola koltukta ziplamalar)
    - 1993'de manchester'deki 3-3 gecen mac (2-0 gerice düsünce baba küfürler ederek eszamanda oynanan bjk-ajak macini acar, arif'in golü'nün haberi gelince galatasaray macina dönülür, kubilay'in golleriyle kendinden gecilir)
    - 1998'de atletic bilbao macinda hagi'nin 93. dakikada attigi gol ile baba ile havalara ziplamalar
    - 1999'da milan'i 3-2 yendigimiz macta 85. dakikaya kadar babanin küfürlerine karsi yenecez baba deyip, "ne yenmesi lan" diye terslenip, mac sonunda evde bulunan bir kirmizi krim sampanya'sini galatasaray serefine acip, beraber yudumlamak...

    ilk akla gelen maclar bunlar. süphesiz, baba-ogul ilisikini bu denli domine etmis bir yan kol'dur galatasaray maclari. 14 senelik cileyi cekmis bir babanin, galatasaray sampiyonluklari ve basarilariyla simartilmis bir evladin en güzel futbol anilarinin sebebidir, galatasaray.
  • 7
    babayla mac izlemek kesinlikle güzeldir. galatasaray'li olursa daha da güzel olabilecek, fb'li olursa icinden baba seni cidden sevmiyorum dedirtecek bir durumdur. benimki kötünün iyisi. benim babam besiktasli, besiktas'i takip eden bir baba ama galatasaray maci olsun milli mac olsun her türlü maci beraber seyredebildigim, yaninda sinirlenme dereceme göre küfür edebildigim birisidir. galatasaray maclarini sanki bir fanatikmis gibi izler, yorum yapar ve hatta küfürü basar. rüstü'nün ismini telaffuz etmekte her zaman zorlanir * ve maclar hakkinda arada sirada alakasiz, abuk yorumlar yaparak beni sinirlendirir. besiktas kaybettiginde yüzünden düsen bin parcadir, cok sinirlidir, agresiftir. dalga gecildiginde alinir. ama bir galatasaray - besiktas macinda eger yenen takim besiktas ise o zaman asla sevinemeyen bir babadir. biz üzülmeyelim diye besiktasin yenilmesini hep yeglemistir. eger galatasaray yenerse de "hadi yine iyisiniz kazandiniz, ballilar" gibi cümleler kurup üzüntüsünü icine atar ve bize satasir. galatasaray'in uefa kupasi final macini da beraber izlemisimdir ve ikimiz de ayni heyecan, sevk ve duygularla televizyona kitlenmisizdir. penaltilarda ayaga kalkip tv'ye biraz daha yaklasmis ve penaltilar sonunda 2 saniyelik bi bakisma sonrasinda dügüm haline gelip hüngür hüngür aglamisizdir. babayla mac izlemek her zaman keyiflidir futboldan anladigi ve bazi seylere göz yumdugu sürece.
  • 14
    -bir çay koysan da içsek?
    -ama baba ben de seyrediyorum maçı.
    -ya ne olur biraz izlemesen de demlesen şu çayı?
    -sen izlemesen bir süre de, sen yapsan çayı babacım yaaaa..
    -eşek sıpası, git yap şu çayı, bak gol atacağız, çayım olmayacak keyif yapacak.

    ..... çay demlenirken bir gol yenir.

    -ben mutfağa gittim, ondan yedik golü.
    -iyi şimdi oturuyorsun, hadi atsınlar.

    (birkaç dakika sonra gol atar galatasaray)
    -kalk şu çayı tazele, azcık baba sözü dinle, bir şey biliyoruz da söylüyoruz herhalde, nerde benim sigaram?
  • 16
    eger benimki gibi futbolla neredeyse hiç ilgilenmeyen bir babaysa herhangi bir milan macı sırasında su dialog yasanabilir , insanı çileden çıkarabilir :

    -adı ne bu 22 numaranın ?
    -kaka , baba ( verecegi tepki malum , bekliyoruz )
    - ne ?? kaka mı ?haha kaka demek .. ama vardır mutlaka bir anlamı dillerinde ..
    -hıı herhalde
    -nereli ki ? *
    -brezilya ..
    -pek benzemiyor ama . beyaz tenli falan
    -öyle ..
    -..
    -...
    **
  • 18
    babanınızın, surekli sorular sorarak sizin sinirlenme surenizi olctugu olaydır. ve surekli gucsuz takımı tutma psikolojisine sahip ise iste o zaman eyvah eyvah..
    soz konusu mac milan- siena macıdır.*
    b*: milan hangisi?
    k*:kırmızılar..
    b:bunlarda bi sisko vardı yok oynamıyo mu o?*
    k:yok o gitti.
    b:gozluklu burda oynamıyor muydu?**
    k:yok.
    b:bi de şenko vardı ona noldu?*
    k:.....
    b: zaten siena daha iyi oynuyor.
    k:*
  • 25
    babam hasta galatasaraylıdır. maç izlemek için herşeyi yapar. annem de öyledir. tv düzgün göstersin diye beraber antende çok çatal tutmuşluğumuz vardır balkonda donaraktan. beni de kardeşimi de galatasaraylı yapan odur. kendisi 2005-2006 sezonu ankaraspor deplasmanında benle beraber ankara' ya gelip maç seyretmiştir. olimpiyat stadyumundaki villarreal maçına minibüs tutup arkadaşlarını ve beni götürecek kadar organizasyon yeteneği sahibidir. sadece galatasaray taraftarına açık halı saha maçı düzenlerdi bazen. beraber 32 maça gittik. biletleri ve fotoları ise oluşturduğumuz maç ajandasında saklıyorum. herkes gibi ben de seviyorum baba-oğul anılarını. beraber beklenen orjin köfte sıralarını. yağmur altında biletix sırası beklenen bir bursaspor maçını. ya olimpiyat stadyumundaki malatyaspor maçı öncesi '' ağrı kesici alalım yoksa sinüzit oluruz rüzgardan '' muhabbetlerini. ankara' da dedemlere gittiğimizde misafirlikten kaçıp gece gece mamak' ta mallorca-galatasaray maçını gösteren bir kahve arama çabalarını. bana ilk forma alışını. annemle beraber 14 mayıs 2006 anneler gününde kadıköy' de gezerken bana '' annen denizli maçını alamaz bu fener diyor sen rahat ol şampiyon olacağız '' diye telefon edişini. 14 sene şampiyon olamadığımızda ne hissettiğini sorduğumda : '' ben başarı için takım tutsaydım real madrid' i tutardım zira o senelerde hep kazanırlardı ama bu kuşlara özgü birşeydir '' deyişini. beraber evde maç izlerken küfrettiğimde annemin kızışını ve babamın da '' hanım hakem hak etti ama bence az söyledi çocuk ben üstünü tamamladım '' diye gülüşünü. annem dahil ailecek forma aldığımız günü. ( annem parçalı almıştı o gün. çok güzel bu demişti.) ay sonu galatasaray maçına gidecek param olmayıp telefon ettiğimde '' ben de cimbom aşkı bitmez doğuştan zenginim ben '' deyip yarım saat sonra para göndermesini. gittiğimiz maçlarda elinden geldiğince bağırmasını. maça gitmek veya en azından izlemek için nöbet değiştirme çabalarını.

    kendisinin en kötü alışkanlığı olan sigarayı bir türlü bıraktıramadık ama. 11 yaşında başladı sigaraya. hiç bırakmadı. galatasaray' ın yenildiği maçlar sırasında en az iki paket içerdi. önce sigaradan dolayı öksürük nöbetleri başladı. önceleri önemsemedi bunları. sonra kendisini zorla hastaneye zorla götürdüğümüzde akciğer kanseri teşhisi koyuldu. kemoterapi gördü uzun süre. kemoterapi nasıl gidiyor baba dediğimde '' boşver doktorları ! kemoterapi dediğin şey galatasaray maçıdır. eskişehir maçındaki seni sevmeyen ölsün tezahüratıdır '' demişti. biz de kemoterapi odasına maç için gerekli ekipmanları taşıdık. tedavide önce saçlarını kaybetti. sonra sakallarını ama galatasaray sevgisini hiç kaybetmedi. ancak tedavi işe yaramadı. sonra bugün bağışıklık sistemi iflas etti. enfeksiyonlara açık hale geldi. yoğun bakımda iki defa kalp krizi geçirdi. solunum zorluğu yüzünden makinaya bağlı olarak yaşıyor şimdi. doktorlar %10 yaşama şansı var diyor ama ben babam galatasaray gibidir diyorum. zoru sever. bunu da atlatacaktır. inanıyorum. bizim takımın iki maçlık kötü performansını da hastaneye yatmadan önce açtığı telefonda kendisinin durumuna bağlamıştı. ben iyileşince bizim takım da iyileşir demişti. sen iyileşeceksin baba ! bizim çocuklar dinamo bükreş' i de yenecek senin için ! ankaragücü' nü de yenecek ! sonra senle beraber tekrar eski açık' ta maç seyredeceğiz ! inanıyorum !