• 25
    babam hasta galatasaraylıdır. maç izlemek için herşeyi yapar. annem de öyledir. tv düzgün göstersin diye beraber antende çok çatal tutmuşluğumuz vardır balkonda donaraktan. beni de kardeşimi de galatasaraylı yapan odur. kendisi 2005-2006 sezonu ankaraspor deplasmanında benle beraber ankara' ya gelip maç seyretmiştir. olimpiyat stadyumundaki villarreal maçına minibüs tutup arkadaşlarını ve beni götürecek kadar organizasyon yeteneği sahibidir. sadece galatasaray taraftarına açık halı saha maçı düzenlerdi bazen. beraber 32 maça gittik. biletleri ve fotoları ise oluşturduğumuz maç ajandasında saklıyorum. herkes gibi ben de seviyorum baba-oğul anılarını. beraber beklenen orjin köfte sıralarını. yağmur altında biletix sırası beklenen bir bursaspor maçını. ya olimpiyat stadyumundaki malatyaspor maçı öncesi '' ağrı kesici alalım yoksa sinüzit oluruz rüzgardan '' muhabbetlerini. ankara' da dedemlere gittiğimizde misafirlikten kaçıp gece gece mamak' ta mallorca-galatasaray maçını gösteren bir kahve arama çabalarını. bana ilk forma alışını. annemle beraber 14 mayıs 2006 anneler gününde kadıköy' de gezerken bana '' annen denizli maçını alamaz bu fener diyor sen rahat ol şampiyon olacağız '' diye telefon edişini. 14 sene şampiyon olamadığımızda ne hissettiğini sorduğumda : '' ben başarı için takım tutsaydım real madrid' i tutardım zira o senelerde hep kazanırlardı ama bu kuşlara özgü birşeydir '' deyişini. beraber evde maç izlerken küfrettiğimde annemin kızışını ve babamın da '' hanım hakem hak etti ama bence az söyledi çocuk ben üstünü tamamladım '' diye gülüşünü. annem dahil ailecek forma aldığımız günü. ( annem parçalı almıştı o gün. çok güzel bu demişti.) ay sonu galatasaray maçına gidecek param olmayıp telefon ettiğimde '' ben de cimbom aşkı bitmez doğuştan zenginim ben '' deyip yarım saat sonra para göndermesini. gittiğimiz maçlarda elinden geldiğince bağırmasını. maça gitmek veya en azından izlemek için nöbet değiştirme çabalarını.

    kendisinin en kötü alışkanlığı olan sigarayı bir türlü bıraktıramadık ama. 11 yaşında başladı sigaraya. hiç bırakmadı. galatasaray' ın yenildiği maçlar sırasında en az iki paket içerdi. önce sigaradan dolayı öksürük nöbetleri başladı. önceleri önemsemedi bunları. sonra kendisini zorla hastaneye zorla götürdüğümüzde akciğer kanseri teşhisi koyuldu. kemoterapi gördü uzun süre. kemoterapi nasıl gidiyor baba dediğimde '' boşver doktorları ! kemoterapi dediğin şey galatasaray maçıdır. eskişehir maçındaki seni sevmeyen ölsün tezahüratıdır '' demişti. biz de kemoterapi odasına maç için gerekli ekipmanları taşıdık. tedavide önce saçlarını kaybetti. sonra sakallarını ama galatasaray sevgisini hiç kaybetmedi. ancak tedavi işe yaramadı. sonra bugün bağışıklık sistemi iflas etti. enfeksiyonlara açık hale geldi. yoğun bakımda iki defa kalp krizi geçirdi. solunum zorluğu yüzünden makinaya bağlı olarak yaşıyor şimdi. doktorlar %10 yaşama şansı var diyor ama ben babam galatasaray gibidir diyorum. zoru sever. bunu da atlatacaktır. inanıyorum. bizim takımın iki maçlık kötü performansını da hastaneye yatmadan önce açtığı telefonda kendisinin durumuna bağlamıştı. ben iyileşince bizim takım da iyileşir demişti. sen iyileşeceksin baba ! bizim çocuklar dinamo bükreş' i de yenecek senin için ! ankaragücü' nü de yenecek ! sonra senle beraber tekrar eski açık' ta maç seyredeceğiz ! inanıyorum !