• 103
    "birden bağırma, korkutma adamı!" uyarısını yapmasına rağmen sinirlendiği zaman ani ve kallavi küfürler eden babanın yanında maç izlemektir.
    işte, evde her nerde olursa olsun geçirilen zamanın belki en keyiflisidir.

    tabi bir de maç koptuktan sonra babanın futbolculuk günlerinden kalma anıları; aksarayspor-niğdespor maçında 30 metreden vurup direkten dönen topunu dinlemek olmasa...

    paralel evrende bi yerde o top gol oldu ve babam'ın en büyük uktesi doldu; çocuğu daha mutlu oldu.
  • 104
    ...14 yıl şampiyonluk görmemişlerden.

    bazen soruyorum kendime "ben olsam onun gibi başarabilir miydim bunca sene şampiyonluk görmeden bu kadar büyük bir sevgiyle bu takıma bağlı kalmaya?" diye... sonra kızıyorum kendime, "galatasaray sevgisi yıllarla yıpranacak sevgi mi?" diyorum. ama mesela ben en büyük başarılara şahit olmuşum, o olmamış, onun tuttuğu galatasaray yıllarca fenerbahçe ve beşiktaş'tan daha az olan şampiyonluk sayısıyla devam etmiş hayatına.

    ama ilginçtir mesela, onun beklenti eşiği benden çok daha yüksek. ben izlerken daha yumuşak kalpliyim takımıma karşı, hep umut doluyum, o ise çok agresif, kendi takımına küfür ediyor, "bunlardan adam olmaz, ben böyle takımın..." diyor...

    - a.....nı a......nı senin oynadığın topun allah belanı versin, sizden bi b...k olmaz o topa öyle mi vurulur?
    - baba dur ya daha maçın başı, gözünü seveyim
    - bi b...k yok bizimkilerde bak gör bu fenerbahçe bizi tokat manyağı yapar adamlar tank gibi oynuyorlar
    - baba bırak ya ne oynuyor fenerbahçe? onların taraftarları da maç izlerken kafalarını duvarlara vuruyorlar
    - gelmüşünü geçmüşünü * ....ktümün çocukları... yok ya, bunlarda iş yok... az bak az...

    adamla maç izlerken gerim gerim geriliyorum, umutlarımı tüketiyor.
    mesela bence o an gayet iyi oynuyor bizimkiler, iyi top yapıyorlar, bastıracaklar belli, ama henüz kaleye yönelememişler, rakibi tartıyorlar, babam gol istiyor, yoksa çıldırıyor, ben de onu dinliyorum paso:

    - la az bak az... la oğlum yok yaaa... vallahi billahi bunlarda gram beyin yok yaaa... la versene ileri doğru?
    - baba yavaş ya? valla maç zevki bırakmadın yıldım yemin ediyorum, az sus da izleyelim maçı ya...
    - la baksana? bunlar salak vallahi salak bunlar... gözünün önündeki adama 5 mitreye pas veremiye ki bu?
    - baba az dur bak yavaştan yükleniyorlar işte... kazanacağız bak görürsün, rahat kazanırız hatta...
    - yok ya... bunlardan bi bok olmaz... bak fenerbahçe'ye adamlar zımba gibi şut koyuyor, yok bizde bitane ki şöyle kaleye vurdumu zımba gibi
    - sneijder var işte baba?
    - ya bırak keyfine göre oynuyor o ya... istemeyince oynamıyor...

    * genelde maç sonunda galatasaray kazanır, gol attığımızda ben zıplar babama koşarım, ellerle bir 5'lik çakılır, babam az önce sövdüğü sneijder için "aslanım benim beaaa, ne attı beaaa?" şeklinde methiyeler dizmeye başlar, ben "gördün mü bak nasıl attık?" derim, babam hiç sallamaz o ara, sanki söylememişim gibi...

    maç bittiğinde bizimkine gider "baba bak benim dediğim oldu, kazandık işte, artık sövme maç izlerken şu takıma ya gözünü seveyim, maç zevkimin içine ediyorsun, maç boyunca ateş atıyorum..." derim. babam da "ya aslında bizimkiler oynayamadı, ama işte xxxxxx bi ara iyi oynayınca kazandık, bu böyle olmaz" falan der, yine bok kondurmaz kendi fikirlerine, alacağını almıştır, stresini de atmıştır söverek...

    sonra kendimle konuşurken bulurum kendimi...!!!

    - emniyet görevlisi, hayatı stresin 1001 türlüsünü çekerek geçmiş,
    - polisliğin en zor yıllarında üst düzey görevli olarak görev yapmış doğu illerinde,
    - hayattan beklentilerini hep küçük tutmuş, yarını olmayacak gibi kurmuş düzenini,
    - 14 yıl şampiyonluk görmemiş bir de, 14 sene şampiyonluk nedir tatmamış, gençliğinin en güzel yıllarında,
    - sonra evlenmiş, yuva kurmuş, geçim sıkıntısı çekmiş, il il gezmiş durmuş, kazandığını anası babası istemiş, vermiş düşünmeden,
    - sonra sonra galatasaray'ın ilk avrupa şahlanışına şahit olmuş, derwall'ler, denizli'ler, yarı finaller, manchester zaferleri,
    - sonra uefa kupası alan galatasaray'ı görmüş, sonrasında lucescu'lu yılları,

    0'dan gelip en tepeye ulaşan nesli yaşamış bu adam... tatmin olur mu?
    o boş senelere geri dönmeyi kabullenir mi? o çileli senelerin yaşattıklarını tekrar yaşamayı kabul edebilir mi?

    edemez...
    o hayatının en zor yıllarını yaşarken yaşamış galatasaray'ın başarı yoksulluğunu...
    şimdi hayatının ikinci yarısının ortalarındayken ve en güzellikleri yaşamışken, geçmişindeki o lanet ettiği yılları anımsatacak bir galatasaray'a tahammül edemez...

    o yüzden babam maç izlerken susmaz, söver, döver, bağırır, haykırır... ama tatmin olmaz hiç...

    evet maç izletmez bana keyifle, adam gibi belki...
    ama güzel galatasaraylıdır benim babam...
    baba galatasaraylıdır...

    o yılların polisinin gözünde, sevgisini bile "karşıdan karşıya geçerken dikkat et" diyerek gösteren katı adamın gözünde galatasaray kazandığında güller açar... gözünde görürsün mutluluğu, yüzüne yansımaz, gözlerine yansır neşesi...

    ve paha biçilmezdir o an...
    ayrı kalsan da hep o haliyle hatırlamak istersin o koca adamı...
  • 105
    babamla en kendimiz olabildigimiz ortak paydamizdi beraber maç izlemek. beraber sevinip, beraber üzülürdük. 21 aralik 2019 göztepe galatasaray maçinin oynandigi sabah hayata gözlerini yumdu. alemlerin rabbi senin 90 dakikan bitti dedi. maçi izleyemedi. iyi ki de izlememi$, kim bilir yine ne kadar kizacakti. onu çok özlüyorum. öyle, böyle degil. gerçekten çok özlüyorum. ta $uramda, gögsümde bir bo$luk var hep, ne yapsam yeri dolmayan. ama elden bir $ey gelmiyor. emir büyük yerden.

    ancak biliyorum ki $u an çok güzel bir yerde*. zira iyi adamdi babam. daima ba$kalarinin mutlulugu için çabalardi. çevresindekiler mutlu oldukça o da mutlu olurdu. yedirmeyi içirmeyi severdi. eli açikti. gariban babasiydi. biri ona gelip, mustafa, 10 lira borç versene dese, cebinde 5 lirasi varsa, gider 5 lira bulur, o ki$iye o 10 lirayi verirdi. parayi hiç sevmedi. bize de sevdirmedi.

    beni galatasarayli yapan babamdi. çocuklugum çizgi filmlerle degil, benim ve karde$im için kasede çektigi neuchatel ve monaco zaferlerini izlemekle geçti. futbol'a yazdiran da oydu. kisacasi bana futbolu sevdiren ki$i babamdi.

    hüzünlüyüm, çünkü artik beraber maç izleyemeyecegiz. artik bana kizamayacak dellenip, bagirip çagirdigim için ve sevinçliyim ardinda biraktigi güzellikler için.

    rabbim yerinde rahat ettirsin. arada bir geliyor rüyama sagolsun. iyi görüyorum kendisini. ahiret'e göçtügü gün yüzündeki tebessüm ile çikiyor hep kar$ima.

    rahat uyu baba! cennette bulu$mak üzere*..
  • 107
    benimki hasta fenerli. tahmin edemeyeceğiniz kadar da fanatik. aziz yıldırımın son dönemi ve ali koç'un seçildiğinden beri futbol konuşamıyor benimle. maç izlerken de çıldırtıyorum. özellikle fb maçlarında yanında olmaya çalışıyorum koskoca adam ne ana bırakıyor ne de bacı hahahaha
  • 108
    şimdi düşündüm de başlığı görünce, ne kadar çok maça gidip, tv de de beraber maç izlemişim rahmetli peder beyle.

    ben kendim bu görevi günümüzde üzerime aldım. bugünler ile ilgili hiç birşey kalmasa bile ileride aklında çocuklarımın, en azından "babamızla şu maça gitmiştik" "şu maçı şurda izlemiştik" hatırası kalsın akıllarında. zira benim öyle. az önce yemekte ne yediğimi hatırlayamaz iken babamla 1989 da gittiğim ankaragücü maçını, öncesini sonrasını nerede yemek yediğimizi, arkadaşlarını, ettikleri muhabbeti şuan yanlarından gelmiş gibi hatırlıyorum. sebebi galatasaray çünkü.

    not: iyi halt ettim başlığa girerek, öğlen öğlen gözüme toz kaçtı :(
  • 109
    sansürlü değil direkt olarak sansürsüz 21+ maç izlemektir. bizimki de muslera'dan başlayıp takımın forvetine, teknik ekibinden başkanına kadar her pozisyondaki oyuncuya ve yöneticiye küfür ede ede ilerliyor maçlarda.
    en kötüsü de 25 senedir beraber izlediğimiz her maçta siyahi futbolculara istisnasız yaptığı bir tanımlama vardır ki bir türlü vazgeçirtemedim. ister bizim takımda ister rakip takımda olsun siyahi futbolcuların ismi hep o kelimedir.
  • 110
    maalesef hiç yapamadığım, adamın hiçbir sporla alakası yok, ben de sanırım kendi manyaklığıma böyle oldum.
    en son izlediği maç uefa kupasını kaldırdığımız maç, onu da ayrı yerlerde izlemiştik. onun maçı sevmediği kadar onu seviyorum, sağlıklı olsun, uzun ömrü olsun umarım.

    yazarken aklıma geldi adam tam bir winner, bir maç ve avrupa kupası.
  • 113
    rahmetlinin bir numarasi suat kaya idi. yav arkadaş atiyorum galatasaray - leeds united maci "badi atar simdi". galatasaray - diyarbakirspor "benim badi atar simdi". ne zaman mac izlesek badi de badi son zamanlarda artik tabi suat futbolu birakali bilmem kac sene gecmis hala maclarda "benim badi yok mu " derdi allah rahmet eylesin.
    bir de prekazi aşkı vardi hagi'yi canli izliyoruz arkadaş canli ya diyoduki "ya bu cocuk iyi hoş da , prekazi başkaydı" demekki biz de hagi başkaydi diyip bi omur tamamlicaz.

    özledim be babacık , babalarinizin degerini biliniz.
  • 114
    90ların ikinci yarısında doğanlar için avrupa maçlarını işkenceye dönüştüren şey. adama benfica'ya elenmenin normal bir şey olduğunu, gedson fernandes'i, joao felix'i falan anlatıyorum cevap ''sen hatırlamazsın biz bunların babalarını yendik benfica kim?''. ben brugge deplasmanından aldığımız puana sevinirken babam yüzünde sanki ankaragücü'nden 5 yemişiz gibi bir ifadeyle ''biz bunların babalarını yendik brugge kim?''.