• 4
    elimizdeki oyuncularin yapisina ve bireysel yeteneklerine bakinca hem defansif hem de ofansif olarak takima oturacak bir taktik gibi görunuyor. sneijder icin taktik uretmektense sneijder'i takima uydurmak daha yararli olur.

    söyle dusundum, defans 4'lusu zaten belli. onlarin hemen önune yaptigi en iyi is kesicilik ve defanstan top dagitma olan melo'yu koyarsin. hemen önune uzaktan cok iyi sut ceken iki sniper'i koyarsin. sneijder ve selcuk zaten defansif mucadeleyi birakmayan ama ofansi da eksik etmeyen iki klas ayak. sagda cizgiye inen ve gerektiginde iceri girip sut atabilen hamit, solda yine amrabat veya engin. ileride yillardir tek forvet oynayan ve cok iyi gol sayilarina ulasmis burak. oynadigi her rakibi sahasina gömen, canakkale gecilmez de yapsalar uzaktan sutlarla etkili olan bir takim olabilirdir. tabii bu taktik ile baskili ve presli oynamaliyiz. orta 4'lunun herbiri uzaktan mermi gibi sut atan oyunculardan kurulu. ayrica melo'da var. melo gerektiginde ortayi besler, gerektiginde defansi besler. riera ve eboe kanatlari zaten koridor gibi kullaniyolarlar yalniz tek sikinti iyi bir sol bek ihtiyaci. riera iyi ayaklara sahip ancak oldukca yavas. yerine yabanci sinirindan dolayi balta oynayacak, veya defansa ömer toprak alinacak, ya da amrabat yerine engin baytar oynayacak. s.liginde bu sikinti yok.

    -----------muslera-------------
    eboue-semih-dany(ömer)-riera(balta)
    ------------melo----------------
    hamit-selcuk-sneijder-amrabat(engin)
    -----------burak----------------
  • 5
    2017-2018 sezonunda, kalırsa igor tudor'un deneyeceği belli olan diziliş.

    eldeki kadroyla kabaca:

    -------------muslera--------------
    mariano-maicon-serdar-linnes
    ------------fernando--------------
    feghouli-ndiaye-belhanda-garry
    --------------gomis---------------

    şeklinde sahaya diziliriz. bu dizilişin beklentisi: forvet arkası dörtlünün sürekli mobilize olması, pres yapması, belhanda-ndiaye ikilisinin bol bol ileri geri giderek orta saha ve hücum arasında köprü kurması, fernando'nun ise hem kesici hem oyun kurucu olması yönünde olur.

    konuyu tudor'a sıkıştırıp kalmaz ve isimlerden bağımsız konuşursak; kağıt üzerinde bu oyuncularla ilgi çekici bi diziliş ama istediğimiz oyunu görebilecek fizik ve teknik kapasitede miyiz görmek lazım. inşallah olur ve eldekilerle oynanabilecek en keyifli futbolu izleriz.

    bu dizilişin en güzel tarafı ise selçuk inan'a yerinin olmaması. selçuk forvet arkası ikilinin rolünü asla yapamayacaktır. burada yapabileceği tek rol, baskı açısından rahat olduğumuz maçlarda savunma önüne geçip regista dediğimiz role bürünerek geriden oyun kurmak. ancak selçuk böyle olmaya devam ettikçe bu görevi gökay güney bile ondan iyi yapar.

    tahminimce orta saha oyuncuları ve yedekleri şu şekilde olacak:

    fernando(selçuk)

    ndiaye(tolga) - belhanda(atalay)
  • 6
    kağıt üstünde hoşuma giden bir sistem. bu dizilişte bence selçuk inan'a hiç yer yok. forvet arkası belhanda-ndiaye yerine koysan, gerekli yaratıcılığı, çalım becerisi, hareketliliği yok. ön liberoda fernando'nun yerine koysan, bir nebze defanstan top çıkarma görevini karşılayabilir ama mücadele, top kapma gibi özellikleri olmadığından savunmada sıkıntı yaşayabiliriz. anca iç saha maçlarında pirlo(!) görevinde oynayabilir, onu da ne kadar başaracağı şu an ki selçuğun meçhul. allah aşkına gönderin şu adamı. cidden bu sistemi oynarsak ve selçuksuz bi 11 izlersek 2-3 senedir oynadığımızdan 2-3 kat tempolu ve hızlı bir oyun görebiliriz. bıktım artık 3 senedir el freni çekilmiş uyutan yavaşlıktaki futbolumuzdan.
  • 7
    oyun rakip sahaya yikip, yuksek pres ile oynayan takimlar icin bicilmis kaftan. tek forvetli bir sistem oldugu icin 4 orta saha oyuncusuna da kaleye daha yakin ve hareketli olma sansi veriyor. bu yapida orta sahanin arkasindaki tek oyuncu (bkz: fernando francisco reges) cok is dusuyor - arkaya atilan toplari hizli bir sekilde supurup, tekrar ileri tasima gorevini 90 dakika boyunca hatasiz yapmasi gerek.
  • 11
    4-1-4-1 dizililşi, iyi takım savunması yapılıyorsa ve hücumcu bir taktik benimsenmişse, tempoya müsait bir oyuncu grubuyla birlikte benim çok beğendiğim bir oyundur. bu oyunda benim en sevdiğim şeylerden biri olan ters ayaklı beki de oynatabilirsiniz ki, gerçekten hücuma enteresan bir derinlik katar bu.

    öncelikle ben, dörtlü savunmanın üçlü savunmaya göre daha üstün olduğunu düşünüyorum. hem banko geride iki adamınız var, hem isterseniz bir beki geride tutabilirsiniz, hem iki bekinizi gönderip ön liberonuzu savunmanın arasına sokabilirsiniz. bunlar bence güzel varyasyonlar. sürekli gidip gelebilen ve basit kısa pasları yapıp orta açabilen bekler idealdir. stoperde ise dört farklı profil olmalı bana kalırsa. iki genç, iki tecrübeli oyuncu. tecrübeli oyuncuların ikisi de pozisyon bilgisi üst düzey stoperler olmalı. bir nevi semih'in arkasını toparlayan ujfalusi gibi. genç futbolculardan biri ise süratli, yerden topları iyi kapabilen, öteki ise her şeyden biraz içeren bir stoper olursa harikulade olur. oyunu dörtlünün önündeki ön libero ve beklerle kurmak mümkün olduğundan, maliyet de gözetilerek ayağı düzgün de olsun demeyebilirsiniz. kaldı ki, sırf ayağı düzgün diye alınan ancak stoperlikle alakası olmayan stoperlerle de karşılaşabiliyoruz .

    takım savunması yapılacağından, dörtlü savunma önünde çapa kullanmak yersiz olur bana kalırsa. ben orada oyun kurabilen, uzun ve kısa pasları iyi yapan, hava toplarında ortalama üzeri beceriye sahip, kondisyonu üst düzey bir futbolcunun iyi iş yapacağını düşünüyorum. bu adam çalım atmak, top sürerek mesafe kat etmek, uzun şut atmak zorunda değil. bunlar ekstralardır, olursa olur. olmazsa da sistem içerisinde eksik olarak göze çarpmaz. kaldı ki bu adamın yedeğini de top sürebilen, uzun şutu olan genç bir futbolcu yapabilirsiniz. ekstradan bu ön libero, duran toplarda da size avantaj sağlar, hem hücumda hem savunmada. bu futbolcu kısa olursa, beklerden birini uzun seçmek zorunda kalabilirsiniz ki, zordur. ara ki bulasın. ben buraya en çok melo'yu yakıştırsam da, sanırım melo'yu orta ikilide kullanırdım. ancak "temposu düştü" denilen melo'nun yeri tam da orası sanki.

    orta ikilide kanatlarınız gerçekten üst düzey kondisyon sahibiyse, iki tane 10 numara görünümlü 8 numara kullanabilirsiniz. ancak böyle kanatlar bulmak hem zordur, hem de bu kanadın bir de hücum performansı üst düzeyse 50-60-70 milyon euro'ları gözden çıkartmanız gerekebilir. o yüzden bir adet kısa paslarda tercih hatası yapmayan, topa sert, savunmayı temposu ve futbol oynama arzusuyla yapan, hücum meziyetleri ortalama olan ve şut atabilen orta saha kullanmak gerek. bu adamın üst düzey top sürmesi, ince paslar atması, çalım atması gerekmiyor. bunları rahatken yapabiliyor olması yeterli. zor pozisyonlarda yeteneği dahilinde en doğrusunu yapması, topun takımda kalmasını sağlayacaktır. diğer orta saha ise, 10 numara pozisyonuna göre mücadeleyi seven bir adam olmalı. yani çalım atabilen, şut atabilen, tehlikeli paslar atabilen, oyun kurabilen, ceza sahası karambollerinde tek vuruşla iş bitirebilen bir adam lazım. savunma meziyetleri olmak mecburiyetinde değil, ancak savunmayı topun arkasına geçerek yapmalı. mücadele etmeli yani.

    kanatlara gelirsek, bir kanadımız ayağına top isteyen ve içeri kat eden bruma tarzı bir futbolcu olabilir. kanatlar genç olmalı ki kanatlara savunmaya yardım etmeleri gerektiğini aşılayabilesiniz. bunu genç yaşta aşılamak önemli bence. çünkü belirli bir yaştan ve kariyerden sonra oyuncuda "aman, ben mi kovalayacağım?" şeklinde tripler oluşabiliyor. bu kanat oyuncusu topu istemesinin yanında savunma ilerideyken topsuz koşuları da yapabilmeli. diğer kanat ise, klasik kanat olmalı. yani sağ kanattaysa sağ ayaklı, sol kanattaysa sol ayaklı. bu futbolcu 8 numaranın koşularına, forvetin pozisyonuna, arka direkteki kanat oyuncusuna, koşu yapmış diğer orta sahaya veya uzun şuta pozisyon almış yahut set oyununu kuracak ön liberoya isabetli ortalar açabilmeli. çizgiye süratle inip, topu içeri çevirebilmeli. ve bu adamın arkasındaki bek, hücum çeşitliliği adına bence ters ayaklı olmalı. bizdeki sol açıkta oynayan linnes gibi. çünkü zaten orada orta yapan bir adam var. öbür tarafta da bek orta yapabilecek rahatlıkla. burada ters ayaklı bek hem içeri kat edip şut atabilir, hem de topa bastıktan sonra kafayı kaldırıp orta deneyebilir. bu bence güzel bir hücum çeşitliliği yaratır.

    forvet ise, gol atmasının yanı sıra takım savunmasına yardım etmeli. en azından stoperlere ve rakip kullanıyor ise ön liberoya baskı yapmalı. topu biraz tutup kısa paslar atabilmesi yeterli. ince ara paslar, üst düzey oyun görüşü beklentisi, maliyeti çok artırır. gol atabilen, kafa topuna da iyi çıkabilen, topu ayağında tutup yakındaki arkadaşına aktardıktan sonra gol bölgesine gidebilen bir forvet yeterli olur.

    şöyle yakın tarihten bu taktiğe uygun bir 11 yapayım o halde:
    muslera, linnes, ujfalusi, denayer, eboue, fernando, bruma, sneijder, melo, keita, drogba
  • 13
    23 aralık 2018 galatasaray sivasspor maçı’nda galatasaray’ın sahaya dizildiği taktik.

    4-1-4-1 sistemi 4-4-2 den evrilmiş bir diziliştir, 4-2-3-1 sistemine göre daha defansif zaafları olan bir diziliştir, hem 4-4-2de hemde 4-2-3-1 de defans bloğunun önünde 2 defansif oyuncu olur, bu sistemde tek defansif oyuncu vardır.

    4-4-2 ‘ye göre avantajı blok sayısı 4’e çıkararak rakibin bir bloğu ekarte ettiğinde kaleye daha yakın bir veya iki blok daha bulunabilir.

    bu sistemde 4-4-2 deki 1 santrafor ön liberoya kaydırılır böylece orta alandaki 4’lü daha özgür oynayabilir.

    arka dörtlüdeki merkez stoperler defansif anlamda bireysel yetenekli futbolcular olmalı ve ayağı iyi oyuncular olmalı, çünkü önlerinde 2 değil 1 defansif ortasaha olacak. bu anlamda ayağına hakim ozan ve maicon doğru tercih.

    takım atağa kalktığında kanat bekleriniz ileri çıkacak ve geniş alanda oynamalılar, bunun için çift ciğerli oyunculara ihtiyaç var, mariano ve ömer buna uygun olmadığına göre nagatomo ve linnes kullanılmalı. kanat bekler ileri çıktığında holding midfielder’iniz yani ön liberonuz da pas trafiği için ileri çıkmalı kontra atak ya da atak yediğinizde kanat bekler hızla geri gelmeli ön liberonuz iki merkez stoperin arasına girmelidir, bir anlamda 5’li defans hattı oluşturulmalıdır.

    holding midfielder için tek uygun isim fernando, ayağına hakim ancak mücadele eksik, burası için örnek vermek gerekirse kusursuz isim melo’dur. bu mevkide oynayan oyuncu bu sistemin kilit oyuncusudur, oyun kurucu olarak defanstan aldığı topları kısa paslarla merkez ortasaha oyuncularına ya da uzun pasla forvet oyuncusuna atabilmelidir, eğer markaj yiyorsa ölü alana çekilmeli merkez ortasaha oyuncularının daha boş alan bulmasını sağlamalıdır, kanat bekler ileri çıktığında gerektiğinde ileri çıkmayıp defansı üçlemelidir.

    merkez ortasaha oyuncularının biri 8 diğeri 10 numara olmalı. galatasaray bu düzende n’diaye 8 belhanda 8,5 oynamıştır. 10 numara defansın arasına koşu yaparak stoperin birini kendine çekmeli ve santraforun diğer stoperle birebir kalması için alan yaratmalıdır, bir nevi halfspace oluşturmalıdır. kanat bekleriniz atağa kalktığında oyun geniş alana yayılacak ve merkez ortasahalarınız cezasahasına boş alan bulup koşular yapacaktır. belhanda zaman zaman bunu denedi ve erenin pas geçip! onyekuru’nun attığı golde asist yaptı.

    kanat oyuncularınız’ın en az biri ayağına hakim kafasını kaldırıp pas atabilecek oyuncu olmalı ki buna uygun isim feghouli, diğeri hızlı kontraatağa çıkacak defansa yardıma gelecek hareketli oyuncu olmalı onyekuru ve rodriguez gibi.

    bu sistemdeki santraforunuz ya false 9 olmalı ya da bitirici forvet olmalı eren olmamalı. cezasahası içerisine koşular yaparak ( kanat bek ve sol veya sağ atoper arasına )stoperlerin pozisyon almalarını engellemeli ve merkez ortasahalara boşluklar yaratmalıdır.

    bu sistemde takım presi çok önemlidir rakip ilk pası yaptığında boş alan bırakılmamalı rakip hataya zorlanmalıdır.

    yazımın başında da söylediğim gibi bu sistem defansif zaaflara yol açabilir, 23 aralık galatasaray sivasspor maçı’nda bloklar arasındaki zaaflardan dolayı ( özellikle fernando ) defans arkasına atılan her pasta robinho bomboş kaldı ve affetmedi.
  • 14
    23 aralık 2018 galatasaray sivasspor maçında, robinho'dan kopya kağıtla yazılmış gibi 2 gol yemeden geçmediğimiz diziliştir. maça 4-3-3 başladık. bu nedenle de defansın önünde kimin duracağına dair oluşan anlaşmazlık nedeniyle 2 gol yedik. sonra 4-1-4-1'e geçerek maçı aldık.

    mevcut dönemde en doğru diziliş olduğunu düşünmekteyim. zira oyun içi taktiksel değişikliklere müsaitliği açısından en beğendiğim diziliş kendisidir.

    ancak taktiksel olarak bu kadroda öndeki 5'li çok ama çok önemli. forvet kanatlara gidebilen, yüzünü kaleye dönebilen, top tutabilen, pas istasyonu olabilen bir oyuncu olmalı. kanatlar hem çizgide oynamayı bilen ama ceza sahasını kalabalıklaştırmak adına ceza sahasına girip gol atabilen yapıda olmalı. ortadaki ikili ise uzak şut, adam geçme, ince pas atma ve en önemli ceza sahası içinde boş koşu yapma konusunda (ikisi birden hepsini taşımasa da olur ama birbirlerini bu konuda tamamlamalılar) yeterli olmalı.

    kadromuzdaki oyuncular tam olarak buraya uyuyor mu? yarım yamalak.