• 476
    galatasaray – beşiktaş : 2-0 senijder attı şampiyonluk geldi (herkes rütbesini bilecek)

    galatasaray daha maç başlamadan tribünde öne geçti. muhteşem bir koreografi yaptı taraftar. ultraslan uni’nin hazırladığı yine şahane bir koreografi. bu çocuklara çok çok teşekkür etmek gerek. bir de bu çocuklar passoligi protesto ettikleri için koreografide işleri bitince staddan çıkıyorlarmış. helal olsun.

    galatasaray maça hızlı başladı. derbi standardında erken de golü buldu. birkaç ay öncesine kadar dudak büktüğümüz yasin öztekin’in çalımları, şutu, kaleciden dönen topu takip edip gol vuruşunu yapması klas kokuyordu. yasin, dortmund altyapısından yetişmiş biri olduğunu son aylarda hatırladı sanırım. neredeyse her maç yazısında bahsediyorum yasin’den. kiralık listesindeyken hamza hocaya gidip “beni göndermeyin, ben forma giymek istiyorum” deyip forma giydiği kupa maçlarıyla başlayıp, zorlaya zorlaya formayı aldı. bakın yasin’in olayı “hoca şans vermiyor” şikayetlerini bitirmesi gereken bir örnektir. ama bitmeyecek, biliyoruz. insanların kendi kaderleri kendi ellerindedir ama insanların büyük çoğunluğu kurban rolü oynamayı, başkalarını suçlamayı sever. sevmemeli. yasin öztekin iyi topçu.

    golden sonra beşiktaş topu aldı ve bol pas yapıp galatasaray’ın üstüne gelmeye başladı. nefes aldırmadı adeta. duran top dışında pozisyon vermedi galatasaray. demba ba’nın kafası direkten döndü örneğin fakat başka pozisyon üretemediler, muslera’nın sahneye çıkması için ikinci devreyi beklememiz gerekti.
    ikinci devre beşiktaş oyuna oğuzhan’ı alarak başladı. beşiktaş’ta sosa ve tolgay gibi topu iyi kullanan, zeki, topun ayağına yakıştığı iki adam vardı, oğuzhan da katıldı onlara. daha fazla galatasaray’ın üstüne geldiler. topla oynayan adam sayısı 1 artınca daha çok ceza sahasına girmeye başladılar. ilk yarıda bulamadıkları pozisyonları buldular ama bu defa da sahneye muslera çıktı. kahramanlar kritik zamanlarda ortaya çıkarlar. muslera bu sezonun en önemli kahramanlarından biri.
    beşiktaş’ta gökhan töre’nin olmayışı da oldukça önemliydi. o eksik olmasaydı, bu böyle olmasaydı diyerek maçın sonucunun değişeceğini söylemek doğru değil. çünkü kartlar o zaman başka türlü dağıtılacaktı böyle bir durumda. tedbirler, oyunun gidişi bambaşka olurdu. doğal olarak her şey farklı olabilirdi.
    galatasaray birinci devre yapamadığı gibi ikinci devre de etkili kontratak yapamadı. kontraların gelmesi için umut’un oyuna girmesi gerekti. ilginç tabii. hamza hoca burak’ı çıkarıp umut’u oyuna aldı. ben olsam melo’yu çıkarıp emre çolak’ı alırdım. ama galatasaray’ın teknik direktörü ben olsam yapamayabilirdim. (burak çıkarken bozuldu, hocaya tavır yaptı. oyundan çıkarken bozulan adam iyidir gençler. burak hocasından özür dilemiştir. zaten sneijder’in golünden sonra sevgi yumağının içindeydi burak. adam asmaya ne kadar meraklısınız arkadaş.)
    hamza hamzaoğlu bugüne kadar hep tecrübeli oyuncularına güvenerek takımı buraya getirdi. gençleri kazanmak yerine tecrübeli ve kaliteli oyuncularının performanslarını yükselterek başarıyı yakaladı. gayet normal değil mi? istese gençleri kullanıp işi şansa bırakabilirdi, kimse de hamza hamzaoğlu takımı şampiyon yapamadı diye bir şey diyemezdi. ama hoca başarıyı istedi. örneğin u21’in yıldızı sinan gümüş’ü kullanmadı. onu yetiştirmek yerine yasin’i yeni transfermiş gibi kazandı. yaptığı şey az buz değil. evet, bazen dalıyor oyuna müdahale etmekte geç kalıyor. yani? galatasaray için yetersiz demek için yeterli bir argüman mı? emin misiniz? bu takıma mancini geldi. bu takıma italya milli takım hocası prandelli geldi yahu. azıcık izan rica ediyorum. kendi kurmadığı, para olmadığı için devre arasında transfer yapamadığı, gelen geçenden 4 yiyen takımı şampiyonluğa taşıyor adam. daha ne yapması gerekiyor?
    neyse, galatasaraylı’lara laf çakmayı keseyim, seviyorum neredeyse hepsini. hepsi galatasaray daha iyi olsun diye fikir üretiyor, farkındayım. ama fenerbahçe kendi fatih terim’ini bulmak için kaç kişi denedi de bulamadı farkında mısınız? hamza hoca gelecek sezon takımın başında olmayı hak ediyor. zaten kulüpte para yok, hiçbir kulüpte para yok zaten. kara paralarını çitileyenler hariç. yeni alacağınız hoca transfer isteyecek. nasıl yapacaksınız? hamza hamzaoğlu elindekiler ve ekleyeceği gençlerle yapar. yabancı sınırı kalkmış. kalkmış da kime kalkmış. nasıl yapılacak o transferler? bu hikaye sadece yerli oyuncuyu daha ucuz fiyata almayı sağlayacak.

    şampiyonluk geldi gibi. hatta yarın da şampiyon olabiliriz. fenerbahçe puan kaybettiğinde evimizde don-paça otururken şampiyon olabiliriz, yüksek ihtimal hem de.
    o değil de, tacconi o tacı verse şimdi şampiyonluk kutluyorduk... ipte hakem yaaaa
    bu takım şampiyon olacak….

    *
  • 482
    aslan'a kurulan tuzaklar sökmedi, maçları önce oynatıp, duruma göre pozisyon almaya kalktılar. 1-0 lık sinir bozucu 3 puanlar, tuzağı kurduranları tuzağın içine attı. siz en iyisi öküz'e tuzak kurun, başarı şansı %100.

    dünyanın hangi liginde 1 takım yenerse şampiyon olma ihtimali var ve taraftarının önünde oynayabileceği, kutlama kapabileceği maç yoksa, rakibiyle aynı anda oynatılmaz? bu kalleşliktir, zaferi kutlamayı ertelediniz, ama zaferi engelleyemediniz.

    galatasaray final takımıdır, kaybetmeyeceğine inancımız hamaset değildi, 20 şampiyonluğun 15 ini izleyen biri olarak şahidim, şampiyonluk potasına girdiğimiz, finallerin hiç birini kaybetmedik. büyük takım refleksi, büyük takım taraftarı 19 şampiyonluğa bedel bir şampiyonluk kazandı. övünün büyükler, sevinin çocuklar.

    şampiyonluğun hikayeleri çok yazılacak elbette. hele ki, 3 başkan'la 2 hoca'yla, hesapta olmayan futbolcuların oynadığı, hesapta olanların oynamadığı bir iklimde son düzlüğe kayıpsız, gol yemeden girmenin hikayesi bir başka yazılacak.

    şimdi yazması kolay tabi, ama eyvah dediğimiz şeyler şampiyonluğu getirdi.

    devre arasında yasin'i, abdurrahim rize'ye hediye verdi. tıpkı yıllar önce çağlar birinci'yi almak için denizli'ye semih kaya'nın da dahil olduğu yarım takım verdiğimiz gibi. semih gitmedi, istanbul'u terk etmeyip, kartal'da oynadı. gitseydi semih kaya diye bir futbolcu olmayacaktı. yasin gitmedi, klop'la çalışmış biri, oynayanları görüp ben nasıl bu takımda oynayamam diye çıldırmış olmalıydı. gitmem dedi, kupa maçlarında oynatırız dediler, peki dedi. döve döve takıma girdi. yatıp kalkıp abdullah hoca'ya dua etmemiz lazım hamza'dan önce. 2-0 öndeyken, yasin'den kurtulmak üzereydi, maç 2-2 ye gelince yasin ilk 11 deki yerini garantiledi. servet'e mersin'de, atınç'a arena'da felç geçirttiyse, ilk 11 deki yerinin özgüveni sayesindeydi. ilk oynadığı maçlarda olsa o çalımları atamaz, o vuruşları yapamaz, yapmazdı. nitekim taç çizgisi kenarında faul var diye topu bırakıp hakemle dalaşan burak'ın sakatlığı, melo'nun topu söküp yasin'e ulaştırmasıyla geçti. topla slalom yapıp vuruş anında ofsayt pozisyonunda avazı çıktığı kadar bağırıyordu bana at diye. eski yasin yoktu artık, kendi vurdu, geri geldi top, kendi beşiğini kendi salladı, olanca hıncıyla bir kere daha vurup, arena'yı, milyonlarca galatasaray'lıyı yere yatırdı.

    yatıp kalkıp rize'ye gitmem diyen yasin'e teşekkür edelim, dua etmesini bilenler de burak sakatlanıp bir kaç maç kaçırdı diye yüce gök'e dua etsin. şampiyonluğun en büyük payı, yasin'in takıma girmesi, olcan'ın kenara gelmesi, sneijder'le oynama alışkanlığında edindiği öz güven bize 1 numaralı şampiyonluk müjdesiydi.

    belki de hamza hocanın küçük takım hocası olması da şampiyonluğu getiren faktörlerden biriydi. son düzlüğe girerken gelen giden liderlikten sonra kararını vermiş olabilir. 1 gole de 3 , 5 gole de 3 puan veriliyor. ezberleri bozdu, şampiyon olan takım az gol yediği için değil, çok gol attığı için olur amentüsü değişti. ben nasıl olsa 1 gol atarım, kalecim de iyi nasılsa yemeyeyim, yatayım felsefesi, neticeyi getirdi. bizim gibi hatice peşinde koşanlar maçları duvar dibinden uzak, ördeklerimiz yanı başımızda seyrettik. kan işedik, duvara kafa attık. düşünün takımın golcüleri son 4 maçtır tek gol atmamış, takım 12 puan alıp şampiyonluğu ilan etmiş. futbolu öldürüp maçları kazanmayı tercih edenler, kupayı kazanacak ama taraftarı kaybedecek. bunları konuşmanın sırası değil elbet. konuşmamız gereken hikaye ramiz köfte'nin binbaşılığa terfisidir. herkes rütbesini bilecek; selam duracak

    sneijder'in 2.golü resmen döve döve atılmış gol. erken gelen golden sonra oyun üstünlüğünü beşiktaş'a vermeyi pek içlerine sindiremediler. ölümüne top söküşten sonra selçuk inan çaktı, dönen topa hamit çaktı, geri dönen top usta'nın önüne düştü, selçuk referans yaptı, buyur sahne senin dedi, beşiktaş'a golü yoktu, artık olacaktı.

    14. sene gelen şampiyonluk maçı, neushatel maçı ve bu maç, bence tribün tarihimizin en büyük maçlarıydı. kazanılması gereken maçlardı, cehenneme çevirdik dört bir yanı. dünya'da bir ilk yapıldı, yedek kulübesi, 500.000 yuro maç parası ödemiş localar bile katıldı. kimler yoktu ki maçta? arda, hakan, mondragon, ufo gözler birini aradı, hagi yoktu, birini aramadı, o da zaten gelemedi. milli takım hocası, sezonun en büyük maçına, final maçına gelememiş saklanmayı tercih etmişti. maçı seyretmediğine de bahse girerim.

    büyük sakatlıklar, büyük geri dönüşlere yol açtı. burak yasin'i, semih hakan balta'yı, melo hamit'i, schedju semih'i tekrar futbolcu yaptı. şampiyonluk yaşamış tecrübeli büyük futbolcular, taraftarı şampiyon olarak uyuttu.
    binbaşım zafer bizim;

    kuduz aşısı baronlarının türkiye distribütörleri sayemizde servetlerini ikiye üçe katladı. zift tv başta olmak üzere, medya maymunları, şampiyonluk fal bakıcıları, büyücülerinin salyalarını kesmeye stokları yeter mi bilinmez?

    biz mürteci şam baba'nın şebeklerine pastör'ün icadıyla şifa dileyelim, fransız ihtilalinin sekülerizminin temsilcisi büyük binbaşı galatasaray'ın neferleri olarak, anadolu'muzun kınasını yakalım.

    kınalı yıldızı, diğerlerinin yanına gönderelim. sonsuza kadar parlayadursun:
  • 483
    bu sezon arenadaki en yüksek seyirci sayısına ulaştığımız maç.

    tanımı yaptıktan sonra kendi yorumuma geçeyim.sezon başından beri istanbul'da olduğum zamanlarda galatasaray'ın bütün maçlarına gittim ama hiçbirinde bu maçtaki kadar inanmış bir taraftar yoktu.maçtan önce kimle konuştuysam yeneceğimize emindi.tabi bunda atanın sneijder tutanın muslera olmasının etkisi büyüktü.maça geçecek olursak beşiktaş'ın belki göze hoş gelen bir futbol oynadığı söylenebilir ancak winner olmak herkesin harcı değil. galatasaray büyük maçlar oynamanın verdiği tecrübeyle kazanmasını.teşekkürler cimbomum.
  • 484
    şampiyonluk ve finallerin verdiği önce sarhoşluk sonra yoğunluktan sonra 2 gün boyunca sözlüğe yazamadım. araya hastalık da eklendi bilmemne işler iyice sarpa sardı. gelen misafirleri söylemedim daha. *

    maça gelirsek beşiktaş'a 11'de yasin, 80'de sneijder'le saplayarak ertesi gün oynanan başakşehir-fener maçında fenerin puan kaybını beklemeye koyulduğumuz ve son 5 maçımızda olduğu gibi yine gol yemeden tamamladığımız maç oldu bu. özellikle yasin için derbi golcüleri kervanına katılmasından ötürü, sneijder içinse şike hükümlüsü kulüplerden tek saplamadığı beşiktaş kalmıştı, beşiktaş'a da sonunda gol attığı için çok sevindim. iki golümüz de birbirinden güzel ve jeneriklikti.

    maçın genelinde beşiktaş bastırdı falan ama zaten biz 2014-15 sezonunda golü attıktan sonra topun arkasına geçen bir takım olduğumuzdan ötürü bir yerde topu onlara bıraktık diyebilirim. zaten nerdeyse 2 kere geldik 2'sinde de gol atıp döndük. ilginç bi şekilde fener'in bize tutan balının aynısı bizde beşiktaş'a karşı tutuyor. ilginç bir durum.
  • 485
    sezon başından beri hiçbir zaman umudunu kaybetmeyen büyük galatasaray taraftarının şampiyon olacağımız maç olarak inandığı maçtır. sezon bitimine yaklaşık 6-7 hafta kala beklenen haftaları, günleri, saatleri geçirmeyen, takımımızın 2-0'lık üstünlüğüyle sona eren ve bitiş düdüğüyle birlikte tüm türkiye'den ortak bir sesle sarı kırmızı şampiyon cimbom tezahuratlarını yükselten bize dördüncü yıldızı getiren ve galatasaray'ın yine ilklik özelliğini konuşturduğu maç.
  • 491
    uzun bir süre bizim için mutluluk nedir sorusuna cevap olarak hatırlanacak maç. kısa vadede güzel günler zor o sebeple bu maç bizim için daha da özel olacak. dilerim bu maçın 2016 versiyonunda gülen beşiktaş olur eğer ihtiyacı olacaksa şampiyonluk için.

    kör kütük sarhoş izlediğim tek maçtı heralde bu maç statta. bu seviyeye çıkmamıştım hiç ve tabi böyle bir maçta daha önce yer almamıştım. buna yakın tarihte verilecek tek örnek 2006 yılındaki kayserispor maçı. o da sahada yaşananlar için değil, denizli'den gelecek haber beklendiği için bir stres vardı herkeste. 2013 yılında sivasspor maçı zaten düğün gibiydi, herkes farkındaydı maçın kazanılacak olduğunun. burak da böyle demişti o maç için. son 15 dakikada gayriresmi olarak olsa da çok güzel bir şekilde şampiyonluk marşları söylenmişti.
  • 492
    daha önce binbir entry'e konu olan, hatta fenerbahçe'nin iki maçta akhisar'a yenilmesinde payı olan(!) "uğurlu" nöbet yerinde basamaklarda yenilen pizzayla başlayıp livescore'daki "ft" yazısıyla biten maç. landrover'in içinde nöbet yerine giderken bölükte kalan arkadaşlara "sneijder attı şampiyonluk geldii" diye bağırmıştım, maçın sonlarına doğru skoru belli eden golü sneijder'ın attığı haberi gelince "i feel devotion" durumları tavan yapmıştı. üzerinden 2 hafta bile geçmemiş 9.5 şiddetinde bir yıkım vardı ortada, ve imdada yine galatasaray yetişiyordu.

    (bkz: galatasaray bir his takımıdır)
  • 495
    geçen sene prandellilerden dortmund arsenal hezimetlerinden sonra bütün yaz uğruna çalıştığım kombineme bakıp ah vah ediyordum lakin o son şampiyonluk maçları hayatımda asla unutamayacağım bir yolculuk ve şampiyonluk oldu. sneijder'in gençler'e ve beşiktaş'a attığı gollerden sonra yanımdakilere sarıldığım tutkuyla karıma sarılamam herhalde... bu mutlulukta payı olan bütün ekibe sonsuz teşekkürler.
    bir özel teşekkür de bizleri stada taşıyan sohbeti hoş altur şoförlerine ve abdürrahim albayrak'a...
  • 496
    şampiyonluk için mutlak kazanmamız gereken bir maçtı bu hatta şampiyonluğu ilan edeceğimiz. 4. yıldızı takacağımız maçtı. *

    (bkz: ölüm kalım maçı)
    (bkz: şampiyonluk maçı)

    bizim en iyi oynadığımız maçlar hep ölüm kalım maçlarıdır. her zaman kalırız, bu sebeple winner diye anılırız. en kötü yıllarımızdan sonra bile avrupa'ya döndüğümüzde, avrupa devleri bizden çekinir. en kötü sezonumuzda çıkar türkiye kupasını kazanırız.

    27 şubat 2017 galatasaray beşiktaş maçı da bu maç gibi olacak. gelecekler ve kaybedip gidecekler, yeter ki önce biz inanalım...
  • 497
    üzerinden 2 sene geçmiş olan şampiyonluk maçı...

    orada değildim, ekran başında bile değildim. şehrin göbeğinde ama sıfır noktasında bir nöbet yerindeydim.
    çok kötü bir zamanımdı. bölük komutanının odasına çağırıp "intihar falan etme sakın" dediği zamanlardı. yine de nöbete gidiyorduk, gitmek zorundaydık.
    13 mayıs 2015. böyle söyleyince kimse hatırlamaz, benim hayatımda çok ciddi bir yıkımdır. 10 gün falan sonrası işte.
    bizim bölükte digitürk yoktu. biz nöbet yerine giderken nöbeti olmayan arkadaşlar bir formül arayışındaydı, "sneijder attı şampiyonluk geldi" diye bağırdım aracın arkasından. maç başlayınca facebook'a düşen koreografi fotoğraflarından birini gösterdi yanımdaki eleman, helal olsun çocuklara falan diyorum. tabi onun tandığı deli çavuş, içindeki manyağı nereden bilsin. neyse goller geldi, maç bitti, ıssız bir huzur var içimde. nöbetçi subayı ve çavuşu da hasta galatasaraylı iki abimizdi. 20 dakika mı ne geç geldiler nöbet değişimine, bırakıp gelemedik demediler tabi. yanımdaki eleman söylenirken "koyduk ya gerisi önemli değil" mealinden bir laf söyledim -orjinalini yazsam sözlük kapanır- , karşılıklı kahkaha atıp sarıldık nöbetçi çavuşla. bilmemkaç gün sonra ilk defa o gün orda güldüm.

    bir makus talihimiz vardı zaten şu hayatta, bir de galatasaray'ımız...