• birazdan yazacaklarımın tamamı şahsi fikrim.
    kimseyle tartışmak, kavga etmek gibi bir niyetim yok. buradaki herkes gibi gelip bir şeyler karalayıp, hayatın akışına kendimizi bırakıyoruz. bazılarımız için kaçış, bazılarımız için olmazsa olmaz...

    inanın kimsenin kimseyi kırmasına bile değmeyecek şeyler bunlar.
    meşhur "millet aç aç" karikatürünü aklınıza getirin, futbol böyle bir yerde bir afyon. bir kaçış, bir hayal, rüya.. ne derseniz deyin, ne isterseniz isteyin, bu işten anlayan veya anlamayan, liyakatın sınırlarını zorlamış yada torpilli biri gelecek ve o ne diyorsa o olacak!

    ben küçükken sarı bir tişörtüm vardı.
    annem kırmızı bir kumaştan 9 numara dikmişti arkasına. her gün yıkanırdı o tişört. mahale aralarında, çakıl zeminlerde rövaşata dener, kolumuzu, bacağımızı yaralardık. o günlüğün masumluğu yok artık.

    "bu oyun arsada güzel borsada değil" diyen metin abiye hak veriyorum.
    taraftarlık olgusunu alıp, kapitalist düzende birer müşteriye dönüştürdüler. forma alacaksın, kombine alacaksın, atkı alacaksın... alacaksında alacaksın...

    peki ne alıyoruz karşılığında?
    uzun zamandır bunu düşünüyorum... bir hafta boyunca bunu düşündüm ve kazandığımız bir maç sonrasında fark ettim ki biz mutluluk satın alıyoruz. bir kaç saatliğine bazen bir gün, derbi kazanmışsak bir hafta mutluluk satın alıyoruz. satında almıyoruz aslında kiralıyoruz. futbol böyle bir oyun...

    transfer dönemleri her zaman çetin geçer.
    gelenler, gidenler, elden kaçanlar... hiç kimseyi tam olarak mutlu edemezsin. o arkasında kırmızı kumaştan 9 numara yazan çocuk büyüdüğünde oyuna farklı bakmaya başladı.. transferler eskiden hep mutlu ederdi beni. takıma katılan yeni bir oyuncu, adı, sanı ne olursa olsun artık galatasaray'lıydı. desteklemek için yeterli sebepti ama ben o zaman hem çocuktum hemde taraftar. henüz müşteri değildim. hepatu vardı o zaman. çok istediğim bir parçalı doğum günümde oradan hediye edilmişti ama ben o sarı tişörtü daha çok seviyordum. çünkü üzerinde annemin emeği, benim ter'im vardı ...

    ignorance is bliss

    ne yazık ki artık hiç bir şey eskisi gibi değil...

    bir zamanlar yani 1996'dan sonra şampiyonlar ligini kazanabileceğimize olan inancım tamdı. bir gün -ki bu çok uzun değildi. 10 yıl içinde mutlaka kazanacaktık. günler geçtikçe, herkes ileri giderken biz geri gittik.

    ekol olmak, jenerasyonlara bağlı kalmadan her daim başarılı olmaktır.
    bizim gibi ülkeler ise jenerasyonlara bağlıdır. yetenekli bir oyuncu grubu bir yerde hasbelkader toplanır ve onun ekmeğini yer... danimarka, isveç, türkiye, izlanda vb. bir çok takım sayabilirim...

    1998 şampiyonluğu öncesi fransa sporda eğitim reformu ile yakaladığı tigana'lı, platini'li o altın kadrodan sonra jenerasyona bağlı kalmadan ekol olmak için seçtiği yol onu 1998'den sonra en büyüklerden biri yaptı. ispanya 1992 olimpiyatlarını almasıyla başlayan dönemde yaptığı sporda eğitim reformu ile her turnuvanın sürpriz favorisi olmaktan çıkıp gerçek favorilerden biri oldu... eğitim, doğru teknik direktör ile dünya şampiyonu olunabildiğini gösterdi bu iki ülke ve eğitime devam etti... sonunda yine kazanan onlar oldu.

    ben onları izlerken her zaman gıpta ettim.
    ispanya'nın fernando hierro, raul gonzalez, fernando morientes, luis enrique, pep guardiola, mendieta'lı o kadrosu 1998'da gruptan çıkmamıştı. o günleri 10 yıl sonra hatırladığımda 2008'de ispanya takımı şampiyon olurken belki 1998'deki kadro kadar şaşalı değildi ama çok şahaneydiler. o gün anladığım bir şey varsa her şey isim değil. doğru oyun düzeni ve taktikler.. her şey taktiklerde bitiyor aslında.

    "eğer düşmanlarını tanıyorsan ve kendini biliyorsan, tek birini dahi kaybetmeden yüzlerce savaş kazanabilirsin."

    sun tzu

    bu sözü son zamanlarda çok sık duyuyorum.
    sanırım asıl sorunun bu olduğunu düşündüğüm için sık sık karşıma çıkıyor veya ben algıda seçicilik yapıyorum. bizim kazanamama sebebimiz rakibimizi tanımamız değil -bazen tek sebep o- kendimizi tanımamamız. olmayacak şeyler düşlemek.. kişisel gelişim kitabı gibi "evrene" mesajımızı gönderiyoruz göndermesine ama evrenin bize cevap verme şekli pek hoş değil.

    kendimizi dev aynasında görmeyi bırakmamız gerek.
    johan cruyff'un "ben hiç bir çanta dolusu paranın gol attığını görmedim" demişti.. bir nebze haklı bir söylem bu. bir galacticos'u yenmek için paradan fazlasına ihtiyacınız var. paradan daha değerli şey "eğitimdir".. yani bizde olmayan bir şey. buna rağmen dünyanın en iyi, en doğru, en harika altyapı eğitimini veren bir ülkeymişiz gibi her şeye talip oluyoruz. gerçekçilik?? 0(sıfır).. sporda dünyaya gerçekler üzerinden bakamazsanız yok olmaya mahkumsunuz. çünkü her an, her gün, her saniye değişen bir dünyada hiç bir şey dün nasılsa öyle kalmıyor. biz ise çağa ayak uyduramıyoruz.

    3 büyükler olarak övünen ama toplam borcu 10 milyar tl'nin üzerinde olan hayatta kalmak için tek şansını kullanmak yerine hala ama hala bildiğini okuyan, bu yüzden de hiç bir zaman düzelmeyecek olan kulüpler bunlar.

    dünya 3'e ayrıldı.
    1) zenginler
    2) yetiştiriciler
    3) scouting.

    bu 3 kulüpten birisin.
    hatta iki ve üçü bir arada yaparsan kralsın.
    ajax.. genk... vb.

    peki biz ne yapıyoruz?
    boş hayallerin peşinden koşuyoruz. bulunduğumuz yeri hatırlatmak isterim. son 25 avrupa maçından sadece 2'sini kazanmış bir takımız biz. bunu yaşarken kadronda drogba'da vardı, sneijder'de vardı, melo'da vardı, telles'de vardı, burak'da vardı. yani takım bebelerden değil aksine bugün olması gerektiği düşünülen tam tamına babalardan oluşuyordu. sonuç?

    geçen sezon grupta küme düşmekten zor kurtulan schalke, idare eder bir porto ve bir sezon önce çılgın atan ama yaşlı bir kadro olmasından dolayı belli bir dakikadan sonra yok olan lokomotiv.. biz bu gruptan çıkamadık... forvet alamamakta aslında bir yerde scouting başarısızlığıdır...

    bugünde gündeme josef de souza geliyorsa, kayserispor'un daha yeni bonservisini aldığı mensah konuşuluyorsa vay halimize..

    udinese, piotr zielinski'yi lubin ii'den alıp neredeyse adam akıllı oynatmadan 40 milyon euro'ya napoli'ye sattı. klopp aylarca istedi onu. alamayınca wijnaldum'u aldı yerine... bizim gibi takımları yapacağı şey bu. hamed jr. 9 milyon euro ödeyemeyiz biz. ya da luis diaz'a 8 milyon veremeyiz. bizim yapacağımız transferler böyle olamaz ne yazık ki! biz david okereke 8 milyon olmadan önce araya girmeliyiz. bunun için oyunu iyi bilmemiz şart..

    bugün fernando gittiği gibi 25 yaş altı bir oyuncuyu 2 milyon €'ya kadroya kattığımızın açıklaması gerekiyordu.
    mesela vaclav cerny sadece 750 bin euro'ya ajax'tan, fc utrecht'te gitti. 21 yaşında geçen sezon 10 gol 12 asist yapmış biriydi üstelik. joachim andersen geçen sezon sampdoria onu twente'den 1,5 milyon euro'ya aldı. bugün lyon'a 25 milyon euro'ya sattı.. acaba her yere bakamıyor muyuz? database'i ile övünülen oyuncu havuzumuzda kimler var? 6 yıllık başarısızlığı marcao ile örtemezsiniz.

    şimdi acı gerçeğe geleyim.
    seri'nin oynadığı takımları sıralayıp "biz hepsinden büyüğüz" demek kendini kandırmaktan başka bir şey değil. biz büyük değiliz. bir dönem avrupada başarılı olmuş, kendi liginin en iyisiyiz. celtic'te şampiyon kulüpler kupası var o bu kadar gerim gerim gerilmiyordur, hava atmıyordur. steaua bükreş'in bile var... sende onlardan birisin. futbol değişti, sen değiştin, çelik'te değişti...

    bugün genk 8 milyon euro verip oyuncu alabiliyor.
    çünkü geçen sene isveç'ten aldıkları joseph aidoo'yu celta'ya 8 milyona satabiliyor. yine çünkü geçen sene jhon lucumí'yi aldı. aidoo'nun gidişi için kendini hazırladı.. biz ise fernando gitti diye ağıtlar yakıyoruz... geçen sezon başında cristian romero'yu almıştı genoa. juventus'a 25 milyon €'ya okuttu bir sezon sonra. genoa romero'yu 1,5 milyon €'ya almıştı. genoa yahu... biz ondan daha büyük değil miyiz?

    bunlar aklıma ilk gelen örnekler.
    fernando gelmiş 12,5 milyon € para ödemişiz. bonuslarla birlikte 6,5 neredeyse bonservisi tutmuş, 3.3'de iki senedir maaş ödüyorsun, 4,5 milyon €'ya gittiği için seviniyorsun... işte bu yüzden batıyor kulüpler. işte bu yüzden bugün devlet eliyle yapılandırmaya gidiyorsun. geri dönüşü olmayan para veriyorsun. maaş yükün bir hayli fazla.. 35 milyon € gelir elde ediyorsun sıfır çeksen bile şampiyonlar liginde.. peki ya şampiyonlar ligine gidemezsen?

    işte fernando gibi oyunculara verilen bu yüklü maaşlar tamamen bir kumarın ürünü.
    maaş yükün oyuncu iyide olsa, kötüde olsa senin omuzlarında. bu takımın şampiyonlar ligi olmazsa maaş ödemek için bir b planı olmalı. o gelir geldiği gibi gidiyor. ama tabi sorarsan şampiyonlar ligi var..

    acı gerçek demiştim, son 25 avrupa maçı... 2 galibiyet. 4. torba takımıyız biz. yapabileceklerimiz sınırlı ve kısıtlı. bundan bir kaç yıl sonra 10. sırayı kaybettiğimizde uefa'da, şampiyonlar ligine direkt gidemeyen bir şampiyonumuz olduğunda yani ne demek istediğim daha iyi anlaşılacak. o zaman bugün yapılmayan yapılacak.

    o zaman "ama biz şampiyonlar ligi takımıyız, bu adam bizim seviyemizde değil" dersiniz bol bol...

    şuraya seviyemiz hakkında bir dip not düşeyim..
    avrupa'da 25 maç 2 galibiyet, 4. torba takımı...
    türkiye'de deplasmanda yabancı sınırı kalktığı andan itibaren 68 maçın sadece 28'ini kazanmış bir takım...

    mensah'a filan burun bükerken bu istatistik aklınızda kalsın.
    sonra biz fulham'dan daha büyük değil miyiz dersiniz?! bir oyuncu sizinle fulham (epl'de yer alan fulham ile) arasında kalsa fulham'ı seçer. ligin durumu ortada, yayıncı kuruluş kaçmanın derdinde, insanlar adalete susamış durumda... tüm bunlar birleşince hala isim gelsin, şampiyonlar ligi var demek bugüne kadar yapılmış tüm yanlış işleri desteklemektir.

    eğer sizin sisteminiz iyiyse 150 bin euroluk oyuncuda pırıl pırıl parlar ki 23 yaşın altındaki hiç bir oyuncu sana zarar ettirmez. ben hep bunu bilir bunu söylerim... ayrıca, biz liverpool, city, real, barca gibi değiliz. onları bırak genk, brugge, hatta sassuolo bile değiliz. biz scouting'i 4-5 milyon €'lara yapamayız... bizim çapımız belli.. şampiyonlar ligi oyuncağı elimizden alınınca o çap dahada belirginleşecek. ve biz, bir zamanlar dünyanın en iyi takımı olabilmiş, mazisi büyük ama kendisi küçük sıradan bir uefa takımı olacağız. hepsi bu!!
  • en baştan söyleyeyim yazacaklarım kendi kişisel düşüncelerimdir. bu transfer döneminde falcao'nun gelmesini istemeyen arkadaşları çok iyi anlıyorum.
    kimisi samatta'yı ister, ben mesela lebogang mothiba'yı veya silas wamangituka'yı isterdim. diğer taraftan gerçekçi bakacak olursak diagne gitmedi, orta sahamıza iyi bir 6 numara lazım ve eksi 2.2 m eurodayız.
    samatta'yı veya mothiba'yı nasıl alacağız? ki elimizde iyi antreman yese 20 golü rahat rahat görecek bir diagne var.
    şu an kiralama ücreti ödeyerek morgan schneiderlin'i alabiliriz.
    yani toplam 4 m euro gibi bir eksi bakiyede oluruz. diyelim diagne'yi sattık ve elimizde 10 milyon euro kaldı. bonservissiz falcao'yu alsak ve bu parayı 6 numara mevkiisi için kullansak daha iyi olur.
    çünkü zaten seri kiralık, yanına bir kiralık adam daha aldığımız zaman 2020-2021 sezonu için elimizi kolumuzu bağlamış oluruz.
    ama falcao'ya 2 yıllık imza attırıp, eğer satılırsa diagne'den de gelen parayı 6 numaraya kullanırsak gelecek sezon için sadece seri'nin yerini doldurmak gibi bir sorunumuz olur, ki fulham premier lige yükselemezse kiralama şansımız yine artar.
    velhasıl bonservissiz falcao bize bir değil, 2 adım atma şansı kazandırır.
    bu arada fernando'nun transferinde sosyal medyada "banega'yı alacakken, monchi'ye fernando'yu kaptırdılar" gibi şeyler söylendi. galatasaray spor kulübü tarihinin en iyi transfer işlerinden birini çıkarmıştır.
    32 yaşındaki fernando'yu 4,5 m euro'ya satıp, o bölgeye çok daha iyi adamı 1,5 m euro bedelle kiralamıştır. ve oyuncusunu satmak zorunda olan monchi'yi ortada sıpa gibi bırakmıştır.
    biz artık oraya seri'yi aldık ve banega'yı almasak da olur ama monchi alabileceği en az 6 m euro bonservisi kaçırmıştır.
  • forvetin artık rengi belli olduğuna göre orta sahaya bakmak lazım.

    tabi önce forvetin rengi nasıl belli onu şöyle izah edeyim.
    bu saatten sonra falcao'nun transferi ancak ibrahimovic transfer edilirse rafa kalkar.
    samatta'yı alabileceğimize inanmıyorum... şu saatten sonra yönetim geçen sezonlardaki gibi büyük bir isimin gelmemesini kaldıramaz. bu kadar patırtıdan sonra alamadılar dedirtmez. o iş bitti bence. o yüzden dediğim gibi ya samatta gibi bir potansiyel alınacak yada ibrahimovic gibi manyak bir şey gelecek. benim fikrim ise eldeki avuçtakini orta sahaya yatırmak gerektiği...

    (bkz: jean michael seri morgan schneiderlin ikilisi)

    bu ikiliye karşıyım.
    çünkü morgan'ı olan takım topu eveler, geveler...
    bu morgan kötü oyuncudur demek değil. aksine pas takımları için ideal bir oyuncu. ama biz pas takımı değiliz. biz rakibi üçüncü bölgede pres ile beklere oynamaya zorlayan orada da rakibi ikinci bölgeye geçerken topu kazanıp, bir kaç saniye içinde rakip kaleye gitmeyi kendine ilke edinmeye çalışan bir takımız.

    bu yüzden top bizde iken set hücumu yapmakta zorlanıyoruz.
    klopp'un almanya'da 2. şampiyonluktan sonra yaşadığı düşüşteki gibi. topu ona verdiler ve o bildiği tek şey olan gegenpressing yüzünden set hücumu yapamadı ve sonuçta çok kötü bir sezon geçirip veda etti..

    ingiltere'de de benzer bir sıkıntı yaşayınca pas oyunu oynamayı öğrenmek zorunda kaldı. hatta almanya'da tuchel onu "bazı takımlar gibi kontrollü top kaybı yapmak istemiyoruz" diye eleştirmişti üstü kapalı. evet dortmund bir dönem, topu rakip sahada taca atıp sonra alana yerleşerek baskı ile gol arıyordu... ingiltere bu anlamda üst düzey bir lig olunca set hücumu yapmayı öğrendi.. bunun için sisteminden bile vazgeçti bir noktada. ancak orta sahasından vazgeçmedi.

    anchor'sız bir oyun oynadı.
    çünkü, orta sahanızın dinamik olması set hücumu için elzemdir. çapa (anchor) ile oynadığınızda kendi ikinci bölgenizin başlangıcında statik bir hal alıyor orta saha. çünkü çapa bir noktadan sonra half-back (half-back=mehmet topal)'e dönüşüyor. orta saha ile bağlantısı kalmayıp direkt savunma ile bağlantılı bir oyuncu haline dönüşüyor.

    savunmanın oyuncular ile yapıldığı zaman çapa ile oynamanız mantıklı bir seçenektir ancak savunma takım halinde yapılmalı. daha evvelde verdiğim örneği tekrar vereyim.

    --- alıntı ---

    okan - emre - suat, hatta 1999'a kadar tugay...
    üç oyuncuda merkez orta sahaydı.

    tugay ve emre deep-lying playmaker'dı. suat hücumcu orta sahadan merkez orta sahaya evrilmiş o dönemim mascherano'su olmuş ball-wining orta saha olarak görevini başarı ile icra etmiş sistemin olmazsa olmazıydı...

    okan buruk ise merkez orta sahaydı.
    biraz 4-4-2'nin sağ açığı gibi de oynayabiliyordu. tüm bunların dışında birde şunu eklemek gerek. bu 4'lünün boy ortalaması 1.69'du... bu orta saha bize şampiyonluklar getirdiği gibi birde uefa kupasını kazandırdı. boyu değil işlevi geyiği de aldı başını gitti...

    fabinho (box to box) - milner (box to box) - wijnaldum (deep-lying playmaker) üçlüsünden oluşan liverpool'da çapa var mı? savunmaları çok mu kötü??

    or

    fernandinho (box to box) - ilkay gündoğan (deep-lying playmaker) - bernardo silva (advanced playmaker) üçlüsünden oluşan city'de çapa var mı? savunmaları çok mu kötü?

    --- alıntı ---

    bu takımlar savunmayı takım halinde yapıyorlar. takım halinde yaptığınızda arkanızda devasa bir adama ihtiyaç duymuyorsunuz.. okan - emre - suat varken de duymadı bu takım.. sorun savunmayı takım halinde yapmak için gerekli orta saha oyuncularına sahip olmamamızdı.

    morgan'ın varlığının da aslında savunmayı etkileyecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. morgan yerine başka bir oyuncuyu istememin sebebi 2 tane..

    1) tempolu bir oyun için dinamik bir orta saha.
    2) sol ayaklı olup babel'in arkasındaki boşluğu kapatabilme..

    alfred duncan hayalimin sebebi bu. hem tempolu, hem sol ayaklı, hemde pas oyununa yatkın bir oyuncu olması. elbette çok pahalı elbette fahiş fiyat var... ama bir yolunu bulmamız gerek. o olmazsa sol ayaklı alternatiflere bakmak gerek.

    mesela; michael cuisance gibi.
    2017 yılında as nancy'den sadece 250 bin euro'ya alındı. sadece 250 bin euro.
    m'gladbach onu geçen sene az maçta kullandı. opisyonlu kiralık denenebilir. solak ayaklı olduğu için listemde her zaman üst sırada olur. savunması çok iyi, hamleleri temiz, sol ayağı muhteşem, oyun görüşü fevkaladenin fevkinde bir oyuncu cuisance...

    gaius makouta
    braga b takımda yer alan, cuisance'ın biraz daha tempolusu. ayağı onun kadar iyi değil ancak tahta denemez. son derece atletik ve bir o kadar mücadeleci bir oyuncu. 22 yaşında ve 1,80 boyunda. geçen sezonu 5 gol 5 asist ile tamamladı. şu anda hamle yaparsak alınabilir. portekiz büyüklerine geçerse 10 milyonun altında bir paraya almamız mümkün değil.

    sağ ayaklı iki favorimden birisi.
    walace... sağ ayaklı olması şu an onu bir adamı geride tutuyor takımın selameti açısından ama kendisine ayrı bir sevgim var.. duncan gibi son derece tempolu, oyunu iyi okuyabilen, sezgileri kuvvetli bir oyuncu. seri - duncan - walace yapsak ne güzel olurdu hayallerini bir kenara bırakıp devam edeyim.

    hannover 96 onu geçen yaz hamburg'dan 6 milyon euroya aldı.
    bu sezon bundesliga 2'de oynayacak. o yüzden satın alma opsiyonlu bir teklifle gelebileceğine inanıyorum.

    diğeri ise glen kamara..
    glasgow rangers'ın oyuncusu ve şu an piyasa değeri 450 bin euro gözükse de 5 milyon'dan daha ucuza almamız pek mümkün görünmüyor. inanılmaz yetenekli bir orta saha oyuncusu. defansı şahane bir merkez orta saha. yani ön libero gibi defans yapabildiği gibi seri gibi oyunu yönlendirebilen şahane bir şey.

    tabi bunların yanında çok yetenekli sport club internacional oyuncusu gustavo nonato santana var.
    akıllı bir oyuncu ancak biraz defoları var. özellikle dağınık bir görüntüye sahip. yeteneklerini tartışmam bile. çok pahalıya gelecektir gelirse...

    luiz gustavo novaes palhares.. porto b'nin deep-lying orta sahası.
    çok yetenekli bir oyuncu ancak porto denince onunda en az 15 milyon euro olduğunu varsayabiliriz.

    fc toulouse'dan rahatlıkla 8 milyon euro civarı bir bedele alabileceğimiz ibrahim sangare...
    potansiyeli, yaşı, fiziksel özellikleri ile takıma çok şey katabilir. tabi birde fildişi sahillerinden olduğunu ekleyeyim. drogba'nın tek telefonuna bakar.

    ivan sunjic... dinamo zagreb'in çok şahane orta sahası.
    sert, pas oyununa yatkın, fiziksel olarak tempolu oyuna uyumlu bir oyuncu... hemde ucuz..

    tabi gönül ister ki gurrpegi wylan cyprien için kırmızı versin ama mümkün değil sanırım. keşke olsaydı. cyprien - seri - belhanda ile çok farklı bir orta sahaya sahip olabilirdik.. en az duncan kadar isterim kendisini ama tabi dediğim gibi bunlar hayal...

    ancak yukarıda yazdıklarım hayal değil.
    profil olarak bize uygun bir o kadar az maliyetli ve para kazandırabilecek oyuncular. falcao transferinde takılı kaldığımızın farkındayım ancak seri gibi bir oyuncuyu kattıysanız kadronuza onun verimini arttıracak, onun verimi artınca da hücumun zenginleşeceği bir orta saha kurmak gerekiyor.

    çünkü, orta sahan kadar konuşabiliyorsun dünya futbolunda...
  • gelenler:
    okan kocuk ------------------------------------ bedelsiz
    jimmy durmaz -------------------------------- bedelsiz
    adem büyük ----------------------------------- bedelsiz
    şener özbayraklı ---------------------------- bedelsiz
    ryan babel ------------------------------------- bedelsiz
    radamel falcao ------------------------------ bedelsiz
    taylan antalyalı ------------------------------ bedelsiz
    valentine ozornwafor --------------------- 300.000 €
    christian luyindama nekadio ---------- 5.000.000 €
    steven nzonzi (k) ---------------------------- bedelsiz
    jean michael seri (k) ----------------------- 1.500.000 €
    emre mor (k) ----------------------------------- 600.000 €
    florin andone (k) ----------------------------- 700.000 €
    mario lemina (k) ----------------------------- 1.000.000 €
    ----------------------------------------------------------- 9.100.000 €

    gidenler:
    fernando reges -------------------------------- 4.500.000 €
    çekdar orhan ------------------------------------ 100.000 €
    kostas mitroğlu (k) -------------------------- 1.250.000 €
    valentine ozornwafor (k) ------------------ 200.000 €
    mbaye diagne (k) ----------------------------- 3.350.000 €
    ismail çipe (k) ---------------------------------- 25.000 €
    --------------------------------------------------------------- 9.330.000 €

    toplam bilanço = + 325.000 €
  • şimdiye kadar yapılan ve gönderilen transferlere ffp gözünden bakarsak an itibariyle, *

    luyindama: - 5 m euro
    seri: - 1.5 m euro
    emre mor: - 0.6 m euro
    ozornwafor: - 0.3 m euro
    fernando : + 4.5 m euro
    -------------------------------
    - 2.9 m eurodayız.

    orta sahaya transfer yapacağımız da neredeyse kesin. bonservisi elinde bir oyuncu değil de seri gibi kiralık birini bile getirsek 1.5 - 2 m euro versek, 4-5 m euro ekside kapatacağız.

    bugün diagne'yi gönderemezsek de, her halükarda en geç 2020 kışında bu farkı kapatacak oyuncu satışı yapılmak zorunda.

    artık yunus akgün mü gider, yoksa devre arasında marcao'yu falan satmaya mı kalkarız bilmiyorum ama diagne gitmediği sürece bu saatten sonra çok büyük çaplı bir hareket beklemiyorum.

    diagne ne zaman satılır, o gün haberler düşmeye başlar.

    bir de bugün başkanımız dursun özbek olsa falcao çoktan aramıza katılmıştı. neden? çünkü kendisi için ffp falan hiç önemli değil. getirsin 5 m euro bonservisle, 6-7 de oyuncuya versin, namı yürüsün.

    bu şekilde transferi herkes yapar ama o koltuklarda ve florya'da bugün galatasaray'ın her kuruşunun hesabını yapan isimler var. önemli olan seri gibi adamı 1.5 m euro kiralama bedeli ve 2.6 m euro yıllık ücrete getirebilmek.

    bu sebeple falcao veya bir başkası, mümkün olan en iyi mali koşullar için uğraşılıyor.

    lütfen şımarıklık ve sabırsızlık yapmayalım. son dönemde galatasaray taraftarının en kötü huyları bunlar. gerek yok bunlara. hele hele görevde fatih terim gibi birisi varken.

    baskı kurmanın, panik yaptırmanın ve hesapsız hareket etmenin cezasını her zaman çektik.

    benim kafam rahat, bu halimize bile sezona girsek 1 numaralı favoriyiz.

    bırakalım insanlar görevlerini yapsın.
  • tarihe altın harflerle yazılmasına ramak kalan dönem.

    sadece alınan oyuncu sayısı veya isimlerden ziyade, yapılan anlaşmalar kısacası tüm operasyonu değerlendirdiğimizde mükemmele yakın bir dönem geçiriyoruz.

    hem teşhisin doğru konması hem de tedavinin makul ücretlerle yapılıyor olması memnun edici.

    son 3 adım kaldı.

    1)diagne'nin gidişi
    2)falcao
    3)ortasaha

    şayet bu 3'ü de gerçekleşirse haldun üstünel, cenk ergün dönemlerini unutturacak bir dönem geçirmiş olacağız.

    emeği geçen herkesi tebrik etmek gerek.
  • ndiaye-fernando ---------> seri-nzonzi (toplamda 50 m euroluk bir orta saha)

    sinan-muğdat ------------> emre mor-jimmy-adem (ligde her takımda ilk 11 oynayabilecek hamle oyuncuları)

    şu değişim bile oldukça güzel geçtiğinin göstergesi.

    kalan sürede de gitmesi gerekenler* gider, falcao ve bir genç forvet gelirse tarihin en iyi transfer sezonlarından birisi olmuş olur.
  • galatasaray'ın son dönem transfer politikası süprizler üzerine kurulu.

    onyekuru, luyindama, marcao gibi.

    bir anda oyuncunun adı gündeme düşüyor, zaten transferi de hemen hemen bitmiş oluyor ve oyuncu takıma katılıyor.
    medyada bir takım isimler dönüyor banega, trezeguet, vedat, okaka... gibi. ama galatasaray transfer komitesinin bu futbolcular çevresinde dönüp durduğunu hiç sanmıyorum. en fazla 1 tanesini transfer ederiz. ama ilgiyi bu oyuncular üzerinde tutmak bize transferde hareket kabiliyeti sağlıyor. bu sezon da benzer operasyonları yaşarız.
  • allah için üstüme 25 yaş civarı kaliteli ilk 11 oyuncusu atın diye çığlık attığım transfer dönemi.

    haber çıkıyor, terim mariano'dan çok memnun satılmayacak, yaş 33
    sol bek nagatomo'ya emanet, yaş 33
    kampın yıldızı babel, yaş 32
    falcao sarı kırmızı don giymiş, yaş 33
    feghouli cezayir ile kariyerinde zirve yaptı, yaş 30
    belhanda'ya 10 milyon teklif, yaş 29
    muslera pazartesi kampa katılacak, yaş 33
    nainggolan için galatasarat devrede, yaş 31
    jimmy durmaz galatasaray'ın en iyi transferlerinden biri, yaş 30
    adem büyük insanları şaşırtacak, yaş 32
    fenere aslın çalımı şener özbayraklı, yaş 29

    geçen senenin, şampiyonlar ligi'nin grup maçlarında açık ara en az koşan takımı galatasaray, kadrosunu yine tecrübeli oyuncularla dolduruyor.

    30 yaş üstü oyuncu her takımda var, sürüyle var. 30 yaş ve üzeri adam alınmasın demiyorum. bu takımın dinamik oyuncuları nerde ama? stoperler geçen sene şafak baskınıyla bir anda 24 yaş ortalamasına indi. zevkten kendimizi kaybettik. onun dışında şu an kadroda tempolu, çok koşan adam kalmadı. gelin şu rüya takıma bi bakalım

    ---------------------muslera---------------------
    mariano----luyindama---marcao----nagatomo
    -----------------seri---------nainggolan---------
    ----------------------belhanda-------------------
    feghouli------------- falcao----------------babel

    30 yaşın altında 4 oyuncu var. luyindama 25, marcao 23, seri 28, belhanda 29
    30 yaşın üstünde 7 oyuncu var.

    tekrarlıyorum, geçen sene rakiplerinden neredeyse 10km hatta daha fazla az koşan takım galatasaray, bu tempo farkını nasıl gidermeyi planlıyor? bartali hoca 30 yaşını geçtirmiş adamlara kafa başı 2 km fazla koşturtacak kadar sihirli biri mi? ligi zaten her türlü hallediyoruz, ya avrupa? hoca dünyalardan büyük hayalim var diyor, işte o hayallerin adresi avrupa.

    32 yaşındaki adama yaşlı demek yanlış bence. ancak 25 yaşında çakı gibi adamlara kıyasla daha düşük tempolu oluyorlar. bu kadar çok 30+ adamla avrupa seviyesinde temposuz kalacağımız aşikar. o yüzden en azından ortasaha'daki 3. adamın genç, çok koşan, çok basan, ciğersiz bir adam olması lazım.

    son not olarak düşeyim, babel'in transferini olumlu buluyorum. şurada da belirttim: (bkz: #2715063). ortasaha ve forvete genç sayılabilecek adamların geleceğini düşünüyordum. ancak falcao, nainggolan, josef, benega... çıkan isimlerin hepsi 30+ olunca dayanamadım böyle bir entry girdim. bu takımın yaş ortalaması mutlaka düşmeli.
  • eylül ayına kadar dahada gelmem şu başlığa *..

    şurada şampiyon olalı kaç gün oldu ortalık yine yangın yeri. şu transferleri önce öğrenme fetişizmi ne olacak bilmiyorum. hayır, iki gün sonra öğren kimin geleceğini. ne olacak sanki? transferi herkesten önce öğrenmezse ölecek hastalığı nedir? biri anlatsın hele...

    ya öyle saçma şeyler var sosyal medyada, buraya taşınıp sayfalarca döşeniyor.
    döşemeyin abi.. hoca, bir kaç gün önce videoda ne dedi? inanmayın transfer haberlerine demedi mi?

    olur olmaz bilemem, transfer dönemidir.. köprüden dönen futbolcular var.. uçaktan inenler var. havaalanında sabahlayanlar var... olmayınca olmuyor bazı şeyler.

    kendimce gündemdeki isimler hakkında bir kaç kelam edeceğim.

    ever banega.. valencia bu abimize bir ton para saymıştı arjnatin'den alırken. 15 milyon öro olması gerek.
    olmadı tutmadı, sevilla'ya sattılar 2,5 milyon öroya.

    sevilla'da çılgın attı ve inter fırsat transferi yaptı. bedelsiz kattı kadrosuna. sonra orada da olmadı sevilla 7 milyon öroya geri aldı. sevilla'dan başka bir yerde tutunamamış bir oyuncu. kötü mü? asla!!! ama soru işareti yok mu? kesinlikle var!!

    andreas skov olsen... nordsjaelland bir manchester city iştiraki. city'nin loan army'sinin barındığı yerlerden biri. nordsjaelland, iki sezondur en gözde oyuncusunu 5 milyon euro'ya celta vigo'ya satıyor. ondan öncede emre mor'u 9,5 milyona kakalamıştı dortmund'a. eğer o transfer tutsaydı nordsjaelland muhtemelen 10-15'lik oyuncu satacaktı. ancak iki sezondur en iyi oyuncularını 5 milyon euro'ya veriyor ki olsen'in daha azına gideceğini sanmıyorum.

    diğer konu olsen ile ilgili değil. danimarka liginin standardının çok düşük olmasıyla ilgili. hollanda liginin bir kopyası gibi adeta. o yüzden genellikle burada parlayan oyuncular için emin olmadan adım atmak istemiyor büyük kulüpler. para konusunda sıkıntıları da olmadığı için beklemeyi tercih edebiliyorlar.

    celta vigo, olsen'i ister mi?
    kadrolarında danimarka kökenli 4 oyuncu var.
    jansen, sisto, emre mor, hjulseger. bir danimarkalı daha gelir mi?
    celta genellikle 6'gen 4-4-2 oynuyor. zaman zaman 4-2-3-1 veya 4-3-3 denedikleri görülmüş.
    rakibe göre pozisyon alan bir takım ama en çok 4-4-2 kullanıyorlar. 4-4-2'de 3-4-1-2'ye evriliyor. neyse konumuz bu değil. brais mendez ve hjulseger gibi iki kanat oyuncusu var elinde. olsen'de bir sağ kanat olduğu için mendez varken bir deneme yapacaklarını sanmıyorum. mendez'e şu an kimse 20 milyon euro vermez...

    o yüzden olsen olabilir ancak 5 milyon'nun altında biteceğini düşünmüyorum. standart alt taban 5 milyon nordsjaelland da. öyle devam edeceklerdir.

    vedat muriqi.. yerli statüsünde değil bildiğim kadarıyla. bunun sebebi seçimini kosava'dan yana 2016'da kullanması. yabancı kuralı gelirken 2015 öncesi seçimler dahil edilmemişti. bu yüzden eren derdiyok gibi bir oyuncu yerli sayılıyordu..

    şimdi vedat geliyorsa kostas gidiyor demektir. ha 10 milyon eder mi? bi-çektir git üstadım derim ben. ben yönetici olsam rizespor bana 10 milyon istiyoruz dese küfür eder kalkarım. bu iş artık çığrından çıktı... neyse, konumuz bu değil. vedat bir yedek olarak iş yapar mı? kesinlikle!! ama ilk 11, özellikle şampiyonlar ligi için aradığımız oyuncu mu? hiç sanmıyorum.

    fatih terim'in 4-1-4-1 üzerindeki ısrarı değişmeyecekse vedat gibi adamlar iş yapar.

    jimmy durmaz... saçmalık. bir benzerinden bu sezon kurtulabildik. adı da yasin öztekin. gurbetçi oyuncuların genelinde şu var.. bizim ligde kimse pozisyon bilgisinden bi haber olduğu için gurbetçiler geldiklerinde ilk bir kaç sezon ligi sallıyorlar. sonra tamam biz olduk sevdasına kapılıp kendilerini heba ediyorlar.

    jimmy onlardan biri. çakma ronaldo furyasından. apaçi... gerek yok.

    hakan çalhanoğlu... kafalar karışık.
    hakan'ın milan'dan az miktar bir paraya ayrılması zor. çünkü milan ffp konusunda artık çıkmazda. atalanta gittiği için avrupa'ya milan için tehlike çanları çalıyor. geçen sezon bizim sayemizde yırtmıştı ancak bu sezon yemez gibi.

    o yüzden hem maaş bütçesinden hem bonservis bedelinden kasayı doldurmaları şart.
    almanya'dan kimse hakan'a 20 milyon ödemez. ancak şu olur. 3 milyon kiralama, sezon sezon sonu 7 milyon euro gibi bir paraya kadroya katılabilir. ha katılırsa ne olur? sola atarsanız bir bok olmaz. adam forvet arkasıyım diye götünü yırtıyor, gelen geçen çocuğu sol kanata atıyor. yapmayın artık şunu.

    ismael bennacer.. millet yardırıyor gelsin diye ama canlı izleyen kaç kişi var merak ediyorum?
    bu çocuk yetenekli ama aradığımız oyuncu değil. yani belhanda'ya şutu yok, şuyu yok, bu yok diyenler bu çocuğu çiğ çiğ yer. forma numarası 10 olmayacağı için kurtarabilir ama çok büyük beklenti içine girmemek lazım. bir 6,5 numara. kante'nin beyaz olanı demeyi çok isterdim ama pozisyon olarak benziyorlar sadece.

    arsenal altyapısından empoli'ye geçti. 10 milyon euroluk piyasa değeri şişirme. ancak empoli de 10 milyondan aşağı bırakmaz. 2021'e kadar sözleşmesi var. uzak bir hedef bence. gereksiz olması dışında.

    yacine brahimi... hemen hemen feghouli maaş aralığında takıma katılabilir.
    açıkçası isterim. neden?? çünkü eğer forvete uygun şartlarda vedat alınırsa, babel, feghouli, brahimi ile oynancak bir 3-4-3'e hayır demek zor olur kanaatimce.

    çok hareketli şut tehditi olan 3 kanat oyuncusu, dinamik bi orta saha ile işleri kendi lehimize çok rahat çevirebiliriz. üstelik 4-2-1-3 oyananabilir. hakan'ın da buraya ekleyebiliriz. hasan şaş'ın ajax'ın yaptığı diye özellikle vurgulamasının sebebi o oyun tarzını uygulayabilr olmamız. brahimi'nin transferinin bu yüzden maaş bütçesini yukarı çeksede fark yaratacağını düşünüyorum. 4-1-4-1 oynayacaksak gerek yok..

    naïm sliti... brahimi gibi onunda dinamik ön alan için ilgilenildiğini düşünüyorum. geçen sezondan beri salah-mane-firmino benzeri bir üçlü kurmanın hayali ile yanıp tutuşuyoruz. baktık ki ajax bunu tadic- ziyech-neres gibi adamlarla yapabildi. bu arada savunma tandemi tamamlandı. orta saha ve kanat oyuncuları ile bu işi kotarabiliriz. belhanda'dan farkı biraz daha ben arfa'ya benzemesi. sol kanat ağırlıklı bir oyuncu. sol kanatta oynadığı zaman 15 maçta 12 direkt gol katkısı vermiş.

    brahimi'nin isteklerinde bir indirim olmazsa kendisi zorunlu satın alma opsiyonu ile kadroya katılabilir.

    grégoire defrel... roma'dan sampdoria'ya kiralık gitti. sampdoria'nın satın alma opsiyonu var. dönüş olacağını sanmıyorum. o işi bitirebilirler. ancak gerçek şu ki defrel ismi de yukarıda bahsettiğim dinamik ön taraf için adı geçenlerden. yedek forvetin sırtı dönük oynamasını bilen bir adam olacağı ve b planı olacağı çok aşikar.

    işin özü ;

    bir liverpool, bir ajax gibi ön alanda hareketli ve şu tehditi olan oyuncular, arka alanda bence iki 6,5 numara ile beklenip önlerinde hakan gibi bir isimle sistemin kurulacağını düşünüyorum. sol bekin değişmesi şart ancak sağ bek için şener türk alternatif olarak tercih edilemsi normal olur. emirhan varken ben şener'i istemem ama takdir hocanın.

    ever banega'nın yanına alınacak dinamik, adam yiyen bir defansif orta saha. önlerinde hakan, kanatlarda sliti - babel - feghouli sağ bekte douglas'ın varlığı ile muazzam bir hücum gücüne erişebiliriz. ön alanın pres gücünü ve yeteneğini bir level yukarı çekip bunun üzerine set hücumu tasarlarsak sanırım ligi nisan ayında bitirebiliriz. şampiyonlar liginde başarı çok uzak değil.

    bunların olmasının önündeki tek engel hazırlık kampına kaç oyuncunun yetişeceği?
    muhtemelen 15 temmuz gibi başlayacak kampa kadar tüm oyuncular gelirse çok farklı bir lig izleyebiliriz. çünkü bizde fatih terim'in dışında arka planda çok büyük bir silahımız var.

    (bkz: alberto bartali)
  • taraftarlarımızın çok fena gazlandığı dönemdir.

    önce seri transferi ile zaten kimseye muhtaç olmadan bir gaza geldik. ardından yaşanan falcao süreci de buna eklendi. son günlerde hayırlı olsun, geldi geliyor, iş imzaya kaldı gibi söylemlerle de zirveye ulaştık. bu arada diagne'nin de satılmak üzere olduğuna ilişkin haberler katar basınında çıkmaya başladı. arada bir de emre mor transferi ile iyice morellendik. en son oğuz altay'ın önemli bir orta saha ile anlaştığımıza dair twiti tüyü dikti.

    hadi bakalım sonumuz hayrolsun.*
  • hedefimiz daima türkiye ligini domine etmek üzere olmalı.çünkü zaten ffp kıskacında cl deki takımlarla mücadele etmemiz imkansız.
    bir futbolcu üzerinden gidecek olursak.douglası ele alalım.bonservis ödenmeyecek.ligte zayıf takımlara karşı çok etkili olacak ama avrupada muhtemelen defansif zafiyet gösterecek.
    bizim hedefimiz her sene cl de boy göstermek, katılım payını lig şampiyonluğu primlerini kasaya koymak olmalı.
    böylelikle ligteki rakiplerle makas açılacak.hersene avrupada yarışan bir kulüp olarak reklam gelirlerimiz artacak.
    mali düzenimiz oturmuş olacak.
    gerçekçi ol imkansızı iste demiş.
    bu şekilde 2 3 sene devam edersek çok farklı futbolcular ve çok farklı hedefler konuşuyor olacağız.
  • neden bu kadar panik yapıldığını gerçekten anlamıyorum. geçen sene forvet yoktu, kulübede adam yoktu ve hepimiz haklı olarak çok istedik transferlerin yapılmasını. ama bu sene durum çok farklı. şu anda hepimizin sülalem rahat panpa modunda takılması gerekirken yönetime sallayanı mı ararsın, istifaya davet edenleri mi ararsın, fener altayı alınca eyvah ne yapcaz şimdi moduna girenleri mi.

    bu kadro hiç bir takviye olmasa bile şampiyonluğun açık ara favorisidir. geçen sene ikinci devrede sadece 1 maç kaybettik o da şampiyon olduktan sonraki sivas maçı. şimdi ise çok daha güçlü bir takımız. ki hala en az 2-3 transfer daha olacak gibi duruyor. bu sene gelen isimlerden adem hariç içimize sinmeyen bir tane adam yok.

    kale defans olara açık ara en iyiyiz. muslera ve önlerinde boss-marcao öküz gibi affedersin. önlerinde kimse gelmese donk-seri ikilisi var ki laf edeb çarpılır. onların önlerinde babel-belhanda-feghouli var zaten daha ne istersin ki. forvette yanlış anlamayın ama kafasını toplamış diagne ve mitroğlu ikilisi gayet yeterlidir. tabi ki diagnenin gitmesi lazım. tabi ki ondan gelecek paraya ihtiyacımız var, tabi ki bu saatten sonra ondan performans almak zor ama gitmezse de dünyanın sonu değil emin olun. en az 20-25 golü atar yine gol kralı olur.

    bu senenin en güçlü tarafı kulübe olacak. kalede okan, defansta şener, linnes, ahmet, donk, emre, ömer, selçuk, jimmy, emre mor, adem, kostas ve altyapıdan gelen aslanlar; ali yavuz, atalay, mustafa, celil, yunus ve hocanın şapkadan çıkaracağı diğer tavşanlar.

    herşeyden önemlisi başımızda motive olmuş ve tekrar geçmiş olsun dileklerini ileten terim, albayrak ve yönetim var. inanmış ve kenetlenmiş taraftar var. daha ne olsun.

    diğer takımların hali ortada. beşiktaş daha sadece boyd'u aldı, biraz kassam benim bile oynayabileceğim defansa sahip fener var. başakşehir dağılıyor, trabzon çok genç. bırakalım onlar panik olsunlar, biz keyfimize bakalım.

    uzun zamandır geçirdiğimiz en güzel dönem oluyor.
  • bir tane (muhtemelen gerçekleşmeyecek) hayalim var bu dönem ile ilgili, onun da alınacak oyuncuların kalitesiyle falan alakası yok.

    yıllardır göremedik ama, mesela en geç temmuz ortası gibi fatih hoca ya da yönetimden birisi çıkıp; transferin bittiğini takımın aha da bu olduğunu, o andan sonraki haberlerin hepsinin yalan olacağını, bizim bundan sonra hazırlıklara odaklanacağımızı falan söylese, biz de duyumcu peşinde helak olmadan arkamıza yaslanıp sezon öncesini izlesek, 31 ağustos'a kadar zamanımız var diyen yönetici görmesek.

    neyse, hayal kurmayalım*
  • 23 temmuz 2019 itibariyle transferi sonladırdığımızı düşünelim ve kadromuza bir bakalım,

    -------------------------------muslera(okan)-----------------------------
    mariano(linnes)-luyindama(ahmet)-marcao(ozorn)-nagatomo(emre)
    ----------------------------------donk(selçuk)------------------------------
    ---------belhanda(jimmy)--------------------------seri(atalay)------------
    feghouli(yunus)------------------------------------------------babel(adem)
    ---------------------------------diagne(kostas)----------------------------

    ek olarak: çipe, şener, ömer, gökay, celil, mustafa, erencan gibi yerli ve alt yapıdan çıkan oyuncular da rotasyona dahil olabilecek isimler.

    babel, jimmy, adem gibi birden fazla bölgede oynayabilen oyuncuların gelişi çok önemliydi. o bizi rahatlattı çoğu bölgede.

    2018-2019 sezonuna göre kesinlikle daha iyi bir kadro, onyekuru eksiğine rağmen, bir de onyekuru olsa lig için fazlasıyla alternatifli bir kadro kurmuş olacaktık.*(onyekeuru için de beklenecek sanırım son ana kadar)

    kendi adıma bu şekilde biten bir dönem beni çok mutsuz etmezdi. ben her şeye rağmen kalsa bile diagne'nin yine bize katkı vereceğine eminim.

    tabii ki istediğimiz oyun için uygun yeterli değil, ucl için yetersiz falan eyvallah ama 30 gollü adam kaldı diye de dünyam yıkılmaz.

    hayvan gibi fiziği ile diğer oyunculara açtığı alanlar ve oyuna katkısını az çok gördük.

    neyse bu saatten sonra 14 yabancımız olduğunu da düşünürsek birileri gitmeden transfer olmayacağı kesin.

    diagne ve kostas giderse zaten 2 boşluk yine forvet için kullanılır. (falcao, samatta vb)

    orta saha transferi yapılacaksa da ozornwafor kiralık gider veya linnes-mariano'dan birisi gider.

    ama her şeyden önce tüm hareketler mbaye diagne'nin gidişinden sonra başlayacak.

    ligin başlamasına 3,5 hafta kaldı. transfer sezonunun bitmesine ise 1 aydan biraz fazla. tabii satış yapılabilecek ülkeler vs de önemli.

    bakalım ben kendimi bildim bileli bu kadar rahat geçirdiğim bir transfer sezonu hatırlamıyorum. zaten 22. şampiyonluktan sonra inanılmaz bir rahatlama gelmişti.

    hemen açıklanan 3-4 isimle birlikte bu devam etti.

    ayrıca seri transferi ve adı geçen isimlerin seviyesinin yüksekliği, beni transfer politikamızın ffp'ye rağmen ne kadar geliştiğini ve güzelleştiğini gösterdi.

    fatih terim var, maddi konularda eli fazlasıyla sıkı bir yönetim var, herkesin derdi galatasaray. bu sebeple kafam çok rahat.

    yerli stopermiş, forvetmiş, orta sahaymış işi bu olanlar olayın gayet farkında, biraz sabır...
  • son yıllarda geçirdiğimiz en başarılı transfer dönemi. sanırım son günlere kalmadan transferi kapatacağız. bazı oyuncuları erkenden kampa yetiştirdik bu önemliydi bazılarını da yeni yeni alıyoruz. bu da demek oluyor ki son gün gece 12 ye kadar forvet transferi beklemeyeceğiz demektir.

    yönetim, teknik ekip, scout ekibi çok başarılı iş çıkarıyor. altında önemli bir çalışma olduğu belli. geçen sene ne kadar eleştirdiysek bu sene de bir o kadar takdir etmemiz gerekiyor. ben şahsım adına kafamız rahat bir transfer dönemi geçirdiğimiz için emeği geçenleri tebrik ediyorum.

    falcao ve bir de orta saha aldığımızda o zaman değmeyin keyfimize...
  • mükemmel geçirdiğimiz* sezon, umarım sahada da meyvelerini alırız. bu kadar kaliteli futbolcuyu cüzi bir rakama getirmek çok büyük iş. eminim rakip taraftarlar evde tırnaklarını kemiriyordur*. eğer sonunda linnes de gitmezse çıldırırım herhalde.

    başta başkanımız mustafa cengiz ve abdurrahim albayrak olmak üzere emeği geçen tüm yöneticilerimize teşekkürler.