• 1
    skordan çok olayların konuşulduğu maçtır. maç öncesi ve sonrası olayları özetlemek gerekirse;

    - maç öncesinde stat çevresinde birçok yerde biber gazı ciğerlere çekilmiştir.
    - maç öncesinde kapalı tribünde polisle çatışmaya girilmiştir. her iki tarafta sağlam dayak yemiştir. polislerin coplarına, biber gazlarına karşılık, taraftarlar koltuklarla ve yumruklarla cevap verdiler.
    http://videogaleri.hurriyet.com.tr/...s=2&vid=1360
    - takımlar seromoni için her zamanki gibi numaralı tribün önüne geldiler. ancak burada yoğun bir şekilde numaralı tribünün protestosu ile karşılaşıldı. normalde maç boyunca oturan ve sadece "ayağa kalkmayan fenerli olsun" tezahuratından sonra ayağa kalkıp bu tribün ne olduysa yağmur gibi yabancı madde yağdırıyordu. istiklal marşı orta saha çizgisine yakın bir yerde okundu. bu sırada yanlış hatırlamıyorsam fenerbahce yönetici nihat özdemir'in önüne yukardan emzik sallanıyordu.
    -maç sırasında da durum devam etti. birçok yabancı madde atıldı sahaya. statta koltuk denen bir şey kalmadı. sahada oynanan futbol kimsenin umurunda değildi. herkesin gözü rakip tribündeki bayraktaydı. o bayrak sahaya inmedi. zaten indirmeye kimsenin afedersiniz götü yemezdi.
    -bir ara meşaleler birbiri ardına yanmaya ve ardından sahaya atılmaya başlandı. http://www.youtube.com/watch?v=vABE4_Vdfeo
    -maç bittikten sonra futbolcular dahil bazı kişiler bayrak nöbeti tutmuşlardır.
    -tribünlerde polisle kavgalar devam etmiştir.
    -kapalı ve alpaslan dikmen tribünü'nde koltuklar ateşe verildi.
    -alpaslan dikmen tribünü önünde bir ara yılmaz başkan'la polisler arasında gerilim yaşandı. bu gerilimin 2. saniyesinde polislerin üzerine koltuk yağmaya başladı.

    ...

    daha bir çok olay oldu. tabii bu olayların olmasını kimse istemiyordu. ama o günkü şartlar düşünüldüğünde olması kaçınılmazdı. tüm birikimlerin patlama noktasıydı.
  • 2
    bu maçta yaşanan olaylar kesinlikle fenerbahçeyi protesto amaçlı değil yönetimi protesto amaçlı yaşanmıştır.. ayrıca belirtmek gerekir ki asıl gerginliği başlatan yine polis olmuştur.. daha maçın başlamasına yarım saat varken ve o muazzam tribün şovu hazırlanırken polisler bir anda kendilerine yer açmak için biber gazlarıyla saldırıya geçmişler ve yine yönetimin kılını kıpırdatmaması sonucu işler iyice büyümüş nitekim daha maçtan önce taraftarlarımız göz altına alınmış hatta bunlardan 9 tanesi 90 gün hapis yatmıştır..

    yangın olayına gelirsek, orada hiçbir taraftarın kasıtlı yangın çıkarma amacı yoktu..tribün şovu için hazırlanan yüzlerce sarı kırmızı naylona gelen meşale kıvılcımları ve sigara izmaritleri yangın çıkmasına sebep olmuştur..

    başında da belirttiğim gibi, maçta tuncay,lugano ve tümer'in kışkırtıcı haraketlerini saymazsak fenere karşı olan hiç bir tepki yoktur.. bütün tepki o sıralarda ezikliğinin doruk noktasında olan özhan canaydın'a karşı yapılmış nitekim olaylardan kısa süre sonra lincoln transferi yapılmıştır..
  • 3
    bu maçla ilgili aklımda kalan notlar; fitili ateşleyen polisin bir ultraslan üyesini yaka paça alması ve tribüne el kol hareketi yapmasıdır. zaten şampiyonluk gitmiş taraftar yönetime çatacak yer aramaktaydı. maç boyu sahaya yabancı madde yağdı. maç sonunda neredeyse yeni açıktaki bütün koltuklar yakılmıştı.

    bir başka detay bütün maçta süren sahayı tribünlerden sulama seansı sırasında tuncay'ın korner direğine yakın bir noktada duran topa koşması sırasında aha şimdi b.ku yedi dememle beraber tuncayın üzerine atılan 11431510321 adet su şişesi ile tuncayın korner direğinde romantik bir sonbahar yağmuru tandansı yakalamasıdır.

    (bkz: oradaydım)
  • 5
    bu cikan olaylari, parasiz gunleri, ba$arisiz gecen gunleri geride biraktik ve son 3 yilda ki 2 $ampiyonlugumuzla geride biraktik!

    ne olacak bizim bu halimiz diye yakinirken, $imdi uefa kupasini hedefliyoruz, bunlari yapmak kolay degil!

    bu galatasarayimizin ba$ina gelen olaylar herhangi ba$ka bir takimin ba$ina gelseydi, resmen coku$ olurdu.

    galatasaray oyle buyuk bir takim ki, bundan zerre kadar etkilenmedi!
  • 7
    fbli arkadaşların tepkilerin kendilerinin şampiyonluğu üzerine olduğunu sanarak, hatta iddia ederek kendilerini fasulyeden saymalarıdır. "yok olm size saldırmak için atılmadı onlar, bi güzel yıkanın, arının diyeydi" dedikçe, "yok yok saldırdınız" dediler. amma meraklılarmış kendilerine saldırmamıza.mazoşizmin bu türlüsü işte,hayret...

    nitekim mütareke medyasına iyi ayar verilmiştir. neymiş de alkışlayacakmışız... bizim bir tek şampiyonluğumuzu bile, yarım ağızla da olsa kutlayamamış futbolcu-yönetici-taraftarlardan oluşan bir klübün şampiyonluğunu neden stadımda alkışlayarak kutlayacakmışız? herkesi kendiniz gibi sandınız heralde.
  • 8
    senelerce kadıköy deplasmanı adı altında eziyetin her türlüsünü yaşayan, amatör takımları küme düşmeye başlayan, ezeli rakibine karşı bir sezonda oynanan bilmemkaç maçta beraberlik dahi yaşayamamanın, yaşanan adaletsizliklere; en çok da "yönetici" ve "başkan" sıfatı taşıyanların bu duruma karşı hiçbirşey yapmamasının üzüntüsüyle kahrolan yüreklerin cinnet geçirdiği, isyan ettiiği maçtır. çıkan olaylar öyle kolay kolay tekrarlanabilecek olaylar değildir. nasıl ki 2005-2006 sezonunda yaşanan duygular kolay kolay yaşanamayacaksa; bu maçta yaşanan olayların da bir daha tekrarlanması kolay kolay mümkün değildir. aynı kadroyu toplasalar, o gün sahaya atılan herşeyi tribünlere bıraksalar hiçbir şekilde aynı olaylar tekrar etmez.

    yaşanan olaylara o günlerde çok büyük bir kesim anlam veremedi. sarı-kırmızıya saldırmak için fırsat kollayan basın haftalarca bu konuyu malzeme yaptı. kazanılan maçlar sonrası formasıyla ortaya atlayıp datdiri datdiri oynamayı taraftarlık sanan birçok kimse eleştirdi bu konuyu, hatta "bu yapılanlardan utanıyorum" tarzı laflar etti arkadaş çevrelerine. o hisleri yaşayan, yaşananların farkında olan; yüreği sarı-kırmızı için
    çarpan yürekler dışında çoğu kimse anlam veremedi yapılanlara. kimisi kuyruk acısı dedi, kimisi "boynu bükükler" diye dalga geçti kulüp televizyonunda. 13 kişi olaylara karıştığı sebebiyle aylarca tutuklu kaldı. sonra serbest kaldılar. 5 maç seyircisiz oynama cezası aldık.

    hakem maçı hiç başlatmamalıydı denildi, tatil etmeliydi denildi; denildi de denildi. bir stadyum dolusu insanın kendi güvenliklerini sağlamakla görevli polislere bile gavura vurur gibi vurmasının, kendi stadlarını yakıp yıkmasının altındaki sebebi kimse aramadı. yıllarca kadıköyde yaşananlar, manisa'da polise saldıran fenerbahçe taraftarları bir anda unutuldu. kadıköyde kanatlarından çekiştirilerek sahada gezdirilen hindi, zamanında kadıköyde sahaya atılan bıçağı saklayıp şimdi gözlemciler kurulu başkanlığı yapanlar, hasan şaş'ın kafasında patlayan yumurta da. tıpkı galatasaray kapalısını basan polisin kadıköy'de galatasaray taraftarına küfürler yağdıran localara girememesi gibi...

    o gün yapılan herşeyin kıymeti bugünlerde ortaya çıktı. tribün olaylarında azalma yaşandı, ceza konusunda daha radikal kararlar alınmaya başlandı. bir daha galatasaray kalecisinin yanına ses bombası atılmadı, kaleci antrenörünün kafası yarılmadı, sahaya yabancı madde atılma geçmişle kıyaslanmayacak kadar azaldı. 3 sezon önce küme düşen bayan basketbol takımı geçen sezon avrupa 3.sü oldu. lig şampiyonluğunun kıyısından döndü. küme düşmekten son anda kurtulan erkek basketbol takımı avrupa 4.sü oldu. kurulan tekerlekli sandalye basketbol takımı dünya şampiyonu oldu. o gün sahada inamotolar, cihanlar vardı. şimdi meiralar, kewelllar, baroslar var. yıllardır yılan hikayesine dönen stad projesinde temel atıldı, hatta ana hatlarıyla stad meydana çıkmaya başladı bugünlerde.

    o gün bu taraftarla, yapılanlarla utananlar vardı. utanmanın aksine gurur duyulacak bir hadisedir o maç. şiddet ve holiganizm hastası olduğumdan değil. galatasaray taraftarının büyüklüğü ve takımına olan sevgisinden gurur duydum. belki tasvip edilmeyecek olaylar yaşandı o gün ama takımına sahip çıkmak, kulüpte kötü giden birçok şeye dur demek, bazı kafalara birşeyleri dank ettirmek adına bu denli büyük olaylar çıkarıp ceza almayı göze alan kaç taraftar vardır dünyada merak ediyorum.
  • 9
    bir milattır 19 mayıs 2007. bu seneki iki kadıköy deplasmanında adam gibi ağırlanmamızın nedenidir. aşağıda, hıncal uluç'un 19 mayıs 2007'deki olaylı fenerbahçe maçı sonrası yazdıkları var. onun da altında benim o tarihte yazdıklarım. gece gece o maç aklıma geldi de sinirlendim, bari tarihe bir not düşelim.

    büyük ihanet

    ali sami yen stadı'nda son yılların en büyük olaylarından birisi yaşandı. niye bu noktaya gelindi?
    kime, neye tepki olduğu beni hiç ilgilendirmiyor. beni ilgilendiren bir şey var: türk spor tarihinin en kötü gecesi yaşandı. ben hıncal uluç, galatasaraylı olduğumdan utandım. 19 mayıs 2007 gecesinden bu yana 'ben galatasaraylıyım' diyemiyorum.
    19 mayıs; tarihe dikkat edin... kurtuluş savaşı'nın başladığı tarih. atatürk'ün gençliğe armağan ettiği, atatürk'ün spor günü ilan ettiği gün türk gençliğinin yaptığı gösteriye bak. böyle bir ihanet olabilir mi? kendilerine ihanet, galatasaray'a ihanet, cumhuriyet'e ihanet, atatürk'e ihanet... bu sahneleri sarkozy'yi alsa avrupa televizyonlarında yayınlatsa ve "işte görüntüler. avrupa birliği'ne bunları almıyorum ben. haksız mıyım?" dese, ne diyecekler; biz ne diyeceğiz? böyle bir şey olamaz... ve her şeyiyle belli ki hazırlanmış bir olay. bireysel, münferit bir olay değil. maçta, elimde suyumu içerken, sahada bir şey olur, aniden sinirlenirim, fırlatırım. münferit olay budur. fırlatmamam lazım ama fırlatırım. insanlık bu. maçta sahaya herhangi bir şey atılmasını gerektiren en ufak bir olay yok. olay fenerbahçeli futbolcunun çizgiye yanaşması. ve bir tribün boşalıyor. öbür çizgiye başka bir fenerli futbolcu yanaşıyor, o tribün boşalıyor. su şişeleri oraya taşınmış. istanbul'da 'emniyet müdürü' diye bir şey varsa, celalettin cerrah biraz sorumluluk duyuyorsa soruşturma açar. bu tertibi yapanları ortaya çıkarır ve teşhir eder.

    tertip olduğu açik
    bir maça kaç şişe su gider? adam başı 5 şişe su gitmez. 3 kişiye 1 su düşer. böyledir satış rakamları... o kadar su nasıl geldi stada, kadar meşale nasıl geldi, o kadar bomba nasıl geldi? o meşaleler, o bombalar polisten geçemez. 2 bin 500 polis var o gün görevli orada... 2 bin 500... demek ki bir gece evvelden stada sokuldu. bir gece evvelden stada sokulan pankartlar var özhan canaydın aleyhine; özhan canaydın polisle işbirliği yapıyor, o pankartları temizlettiriyor. onları buluyorlar da bombalar, meşaleler niye bulunmuyor? bu nasıl bir iştir? bir tertip olduğu açık... tekrar söylüyorum: bu tertibi celalettin cerrah ortaya çıkarmalı. sorumlu, yükümlü... o bombalar, o meşaleler ve onca su o stada nasıl girdi? bunların elebaşıları kim? galatasaray ancak böyle üzerindeki lekeyi kaldırır. bu elebaşıları ortaya çıkararak. bu tertibi hazırlayanları belirleyerek... nereden bakarsan bak; utanç. binlerce galatasaraylıdan utanıyorum, 2 bin 500 polisten utanmıyor muyum? sahada 2 bin 500 polis varken, bu olaylar oluyorsa, polis ne işe yarar birisi bana anlatsın!.. o zaman gönderme kardeşim. gönderme... galatasaray-fenerbahçe maçı bu... bütün türkiye, televizyonun başında. polisi bütün türkiye'ye bu kadar aciz, bu kadar beceriksiz, bu kadar yeteneksiz göstermeye hakkın var mı? istanbul valisi, "1 mayıs'ta taksim'e adam sokmayacaksınız" dedi diye orada karısıyla yemek yiyen vatandaşı tokatlayan, biber gazı sıkan polis nerede? aynı polis değil mi bunlar? aynı cerrah'ın polisleri değil mi? burada nasıl zavallı oluyorlar, süt dökmüş kedi gibi... sahaya sıralar, koltuklar kırılıp atılırken, futbolcuların yaşamı tehlikeye girerken... lugano gösterdi; 'bu gırtlağını keser adamın' diye. ya zavallı hakem... onu oraya 'hakem' diye çıkarmaya utanmadılar mı? maçın daha 5. dakikasında çal düdüğü, in aşağıya... nasıl içeri girince süt dökmüş kediye döndü tribünler!.. atabildiler mi bir daha!.. tribündeki adam bakıyor ki polisin zavallı, hakemin zavallı istediğini yapıyor.

    küme düşürürüm
    bu ülkede spor niye yapılıyor? bir zavallı federasyon, bir zavallı polis, bir zavallı hakemler, bir zavallı taraftar... niye oynanıyor o zaman? profesyonel ceza kurulunun, galatasaray'a tarihte görülmemiş bir ceza vermesi lazım... öyle 3 maç, 5 maç değil... ben federasyon olsam galatasaray'ı küme düşürürüm. benim kafamdaki ceza bu... içimi rahatlatacak, galatasaraylı olmaktan utanmamı önleyecek ceza bu... juventus nasıl buldu cezasını, biz de buluruz. böyle bir cezayı federasyon veremez. pfdk'nın, bütün yönetmelikleri tarayıp, en ağır cezayı vermeli. türker arslan'ın tahkim kurulu, o cezayı kuşa çevirmek için bekliyor. galatasaray, tahkim'e gidecek, pfdk 5 maç ceza verirse, tahkim onu 3'e indirecek ve tarafsız sahaya alacak. federasyon da tarafsız sahayı izmir ilan edip, galatasaray'ı ödüllendirecek. ali sami yen'de 3 bin kişiye oynayacaklarına halkapınar'da 70 bin kişiye oynayacaklar, ceplerine de paralarını koyacaklar.

    yazıdaki popülizme, tutarsızlığa, benzetmelerin yersizliğine ve ölçüsüz abartıya değinmeden geçiyorum, atatürk'e ihanet diyor adam! buyur hıncal bey, atatürk'ün bursa söylevi; 19 mayıs 2007'de yaşananlarla tamamen örtüşüyor. olayları çarpıtıp yaşananlara gereğinden fazla pay biçmeye çalışmıyorum. tabii ki bambaşka bir şey hakkında bu nutuk fakat mantık aynı mantık. türk genci yerine galatasaraylı; cumnhuriyet yerine galatasaray, hatta türk futbolu; polis, jandarma, ordu yerine federasyon dediğimizde cumartesi günüyle ilgili biraz olsun bir şeyler anlatıyor mu?

    "türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük kıpırtı ve davranış duydu mu, 'bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır' demeyecektir. hemen araya girecektir. elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. polis gelecek, asıl suçluları bırakıp suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, 'polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir' diye düşünecek, ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. mahkeme onu yargılayacaktır. yine düşünecek, 'demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek!' onu hapse atacaklar. yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, ismet paşa'ya ve meclis'e telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, 'ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. araya girişimde ve eylemimde haklıyım. eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek benim görevimdir!' işte benim anladığım türk genci ve türk gençliği!''

    6 şubat 1933 / bursa atatürk köşkü

    galatasaray, türk futbolunu kirletenlere gereken cevabı vermiştir. göreceksiniz hıncal bey, cumartesi gecesi türk futbolu için kara bir leke değil; tersine türk futbolundaki kirlerin arınmasının, bir şeylerin olumlu yönde değişiminin başlangıcı olacaktır. varsın bize 17 maç ceza versinler, umrumda değil. ama cumartesi geceki tepkinin muhattapları, bundan sonra istediği gibi at koşturamayacağı mesajını almıştır. ha bir muhattap daha var, dışımızdan biri hani, o mesaj algılama kapasitesine sahip değil ama o bizim iç mevzumuz, ayrı konu...

    ekşisözlük'te falan da aynı şey. gazetelerde, her yerde... nefret ettim galatasaraylılıktan soğuduklarını söyleyenlerden. yahu hadi anlıyorum abartılmış diyenleri; hak vermiyorum ama anlayabiliyorum en azından kıyısından köşesinden.

    fakat sen kimsin galatasaray'dan utanıyorsun? neymiş efendim, soğumuş. sokağa baksınlar yahu, sanki her şey rayında gidiyor da maçta sahaya iki koltuk atınca rezillik oluyor. tamamen popülizm, tamamen -artistlik değil- artizlik. iki kız düşer belki mantalitesi seziyorum ben bunda, başka türlüsüne inanmıyorum, inanamıyorum.

    ben tam tersine uzun zamandır ilk kez gurur duydum taraftarımla. taraftar grubuyla çok farklı çizgide görürüm kendimi, dün her şeyi bıraktık bir kenara, birlik olduk. her şeyi kenara bıraktık dün zaten; hiçbir kuvvet bana dün yaptıklarımı yaptıramaz zannederdim, şiddete ve annelerin karıştığı küfre sonuna kadar karşıyım derdim -halâ derim- fakat bunun iki istisnası varmış demek. neyse, sözün kısası hiçbir zaman dünkü kadar yoğun duygu karmaşası yaşamamıştım;

    fenerbahçe'ye, yönetimine, medyasına, şakşakçılarına duyduğum nefret,
    canaydın ve yönetimine duyduğum sonsuz öfke,
    tek yürek, tek yumruk olabildiğimiz için hissettiğim gurur,
    yıllardır kadıköy'de yaşatılanların hesabını en iyi şekilde sormaya çalışmanın verdiği hırs,
    müthiş kareografiyi görmenin yaşattığı büyüklük,
    sonunda bir şeylerin karşılığını verebildiğimiz, anlaşılsın yahut anlaşılmasın, mesajı gereken yere ulaştırdığımız için hissettiğim mutluluk,
    ''ulan şu maçı şurdan çevirir miyiz?''in heyecanı,
    çevirememenin üzüntüsü,
    polisin haksız muamelesine karşı duyduğum kin...

    ağladım ulan ben dün maçta ilk defa! aslanım emre aşık'ın maç sonundaki halini görünce ağladım! tek eksik olan korkuydu dün. ve tabii ki utanç! utanacak hiçbir şeyimiz yok bizim. haydi yok demeyelim; necati'ye saldıranlardan, fatih gökşen'e şişe atanlardan, psv maçında sahaya girenlerden, lig maçında sahaya çakı atanlardan, tribünü tekellerinde görenlerden utanıyorum ben; fakat dün utanılacak hiçbir şey yapmadı galatasaray taraftarı. utanması gereken işi bu raddeye getirenlerdir; biz efendice bekliyoruz yıllardır.

    benim asıl hayret ettiğim, asıl nefret ettiğim durum; bu utanç nağmelerini seslendirenlerin, başarıları çenelerini kapamak bilmezcesine sahiplenip, güzel zamanlarda gururlu bir şekilde kendilerini 'hasta galatasaraylı' olarak görürken; galatasaraylı'nın zor zamanlarında sıcacık koltuklarından, hiçbir halt bilmeden, 'utanmaksızın' sallamaları.

    asıl utanmaları gereken bu ikiyüzlülükleriyken, neymiş efendim, galatasaraylı olmaktan utanıyorlarmış. şimdi utanıyorsan, yarın bu takım şampiyon olduğunda da artistlik yapmayacaksın. şimdi galatasaraylılık'tan utanıyorsan, yarın da işine gelince 'ben galatasaraylı'yım.' demeyeceksin, çeneni kapayıp oturacaksın.

    'kavga'yı sahiplenemiyorsan, başarıyı da sahiplenemezsin, izin vermem, vermeyiz.

    ben de dün galatasaraylılıktan utananlarla aynı takımın taraftarı olmaktan utanıyorum. oportunizm, popülizm; başka bir şey değil.
    o kadar.

    atahana sevgilerle,
  • 11
    öyle bir gündür ki! bir gece önceden başlamıştır tahrikler. televizyonlarda herkes "galatasaray fenerbahçeyi alkışlasın", "fenerbahçe alisamiyende şampiyonluk turuna çıkıyor" tarzı basında açıklamalar. maç başlamadan önceki gece bi kaç tane gerizekalının mecidiyeköyde bulunan çadır store un çatısına attığı sarı-lacivert şişe boyalar. maç günü polisin galatasaray taraftarına sert tutumu. şöyleki; maç baslamadan önce polis arama yaparken durduk yere yüzüme 10 cm mesafeden sıkılan biber gazı. ben astım hastası olsam bu biber gazını kaldıramazdım. öyleki; doktorlar eğer bir astım hastası biber gazını yerse hemen hastaneye kaldırılması lazım. iki saat içinde hastaneye yetişemeyen hasta hayatını kaybeder demiştir ! stada girdiğimde polisin ortalık yerde hepimize silah çektiğini gördüm. bi arkadaşımızın aldığı darbeden dolayı kulağı paramparça oldu. kimse kusura bakmasın teknik direktörümüzün kadıköyde kafasının yarılması, kalecimizin kafasında ses bombasının patlaması, parçalanmış bir kulak, durduk yere çekilen silah, ortada birşey yokken sıkılan biber gazının karşılığı alkış değil öfkedir.
  • 18
    galatasaraylılıktan utanmak gibi deyimlerin son derece ağır kaçtığı ama galatasaray'a hiç bir şey kazandırmayan olaylara sahne olan maçtır. şimdi neler kazanıp neler kaybettiğimize bakalım.

    evet onlara aynı şekilde belki de daha ağır şekilde karşılık verdik, içimizdeki öfkeyi kustuk, ama unutmayalım ki fenerbahçe yaptığı çirkefliklerle her defasında ligin kritik bir maçını galibiyetle bitirmeyi başarıyor, bizim verdiğimiz karşılıksa ligin bittiği bir maça denk gelmişti, adamlar bize göre son derece sistematik çalışıyorlar, ya maç öncesinde, ya devre arasında saldırıyorlar, oturup maç boyunca sahaya bir şeyler yağdırmıyorlar, öte yandan en canımı sıkan nokta bu maçla beraber bize yapılan haksızlıkların unutulması, fenerbahçe yönetiminin her sezon yinelediği çirkefçe yaklaşımların unutulması ve her iki takımın da aynı kefeye konulmasıdır.
  • 22
    maçtan sonra febe tribününde büyük bir bayrak belirmiş ve akılları sıra o bayrağı bizim sahamıza dikmeyi istemişlerdi. önlerine serilen büyükçe souness in bayrak dikerken resminin olduğu bayrak bu iştahlarını kabartsa da orta sahada nöbet tutan futbolcularımız ve kapalıdan yükselen 'o bayrak inerse biz de ineriz' ve 'g.tünüz yiyosa bayrağı dikin' tezahüratları geri adım atmalarına vesile olmuştu. tribündeki kimse sahadaki futbol ve maç sonucu ile ilgilenmemiş adeta donanmış bir ordu gibi şiddet saçan birer asker karakterine bürünmüştü.
  • 24
    bu maç nedeni ile bize 5 maç ceza verenden allah razı olsun. ali sami yen de seyircisiz oynadığımız 5 maçın 4'ünü galip 1'ini berabere (ankaraspor) bitirmemiz, "biz süperiz abi, tribüne gidip takımın maç almasına katkıda bulunuyoruz" diye boş boş övünenlere kapak olmuştur. ha utandılarmı? hayır. boş övüntülere hala devam etmektedirler. 2007 2008 sezonunda da takım oynadığı zaman coşanlar takım oynamadığı zaman (bkz: kasımpaşa maçı) mal mal sahaya bakıyorlardı.
  • 25
    kadıköyde 7 yıldır yapılan tüm pisliklerin birikiminin sonucu yaşanan ve bir hafta öncesinden fenerin şampiyon olmasının tetiklediği maçtır.ayrıca galatasaray bu mağlubiyetle şampiyonlar ligi şansını yitirmiş ve ligi 3.bitirmiştir.fenerin gollerini stoperleri edu ve lugano duran toptan kafayla atmışlardır.galatasarayın golünü son dakikada arda kafayla atmış ve gerçek galatasaraylı olmuştur.