• 1 gün kalan maç.

    https://gss.gs/YfI.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    denizlispor ptt 1. lig'i şampiyon olarak bitirdi ve kadrosuna ciddi takviyeler yaptı.

    https://www.transfermarkt.com.tr/...tartseite/verein/833

    mustafa yumlu ve hugo rodellega gibi başımızın belası olan iki oyuncu burada buluştular.

    biz falcao falan diye sayıklarken tüm şehir bu maçı bekliyor. yılların süper lig özlemi var memleketimde. bu maçta da fazlasıyla hırslı ve istekli, coşkulu olacakları kesin.

    eğer kalitemizin üzerine mücadeleyi de eklemezsek bu maçta puan kaybı yaşayacağımız çok ortada.

    18-19 sezonunda 69 puanla şampiyon olduk ama ilk yarıda çok ciddi puan bıraktık. bunların sebeplerini biliyoruz ama özellikle avrupa ile ligi birlikte götürmeye çalışacağımız bu sezonda(19-20) sezon başı ne kadar fazla puan toplarsak kardır.

    henüz tam oturmamış bir takımla ligin başında oynamak da bir avantaj olabilir. iyi kadro kurdular demiştim zaten diğer takımlar buraya geldiğinde oturmuş kadrolarıyla puan kaybı yaşayabilirler, bu sebeple ligin başında kazanmak önemli.

    çok özledik, çok bekledik, galatasaray yetmezliğinden krizlere girdik ama o gün geldi çattı!

    super lig is back bitch! :(

    (bkz: hedef 23)

    (bkz: kon2antra3yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • dün akşam oynanan maçı aldığım notlar eşliğinde, kendi penceremden baktığımda söyleyeceklerimin başında şu geliyor:
    1) galatasaray'ın sahaya yerleşiminin çok kötü olduğu.
    2) fatih terim'in mevcut kurguyu ( 4-1-4-1 )değiştireceği.
    3) belhanda'nın bu formasyon ve bı formasyona bağlı kurguda yaşadığı ve ileride muhtemelen yaşayacağı sorunlar silsilesi.
    notlarımın arasında benim için dikkat çekici olanları paylaşmak isterim.

    04:29: babel'in defansa çarpan ve yere düşüp kaleciyi şaşırtan pozisyonu ve pozisyonun diagne'nin takipsizliği üzerinden okunması. babel ortayı yapmadan önce yaşananlara bakalım. diagne denizlispor sahasında topu kaptırıyor ve denizlili oyuncu topa uzun vuruyor. bu esnada galatasaray 8 oyuncu ile denizlispor sahasında. marcao'nun indirdiği topu seri alıyor. seri'nin etrafında 3 takımdaşı ( selçuk - yuto ve belhanda ) 3 de denizlili ( aissati - murawski ve zeki ) var. marcao ve lyundima'nın yakınında 2 denizlili ( hugo ve recep ) bulunmakta. yani seri topu belhanda'ya, belhanda da babel'e topu aktardıktan sonra, ki 5 oyuncu ile önde yakalanan denizlispor var, ceza sahasına koşu atan 2 oyuncu var; diagne ve jimmy. bu iki oyuncu da sağ çizgi civarından içeri girdiler ve yakın direk koşusu yapma şansları yok. yakın direk koşusu yapabilecek ilk oyuncu belhanda, o da topu babel'e aktardıktan sonra koşuyu kesip pozisyonu izlemekle meşgul. babel'in orta yapmadan önce ellerini 2 yana açması, içinde bulunduğu pozisyonun çaresizliğinin de göstergesi. bu pozisyona dair dip not: donk selçuk yerine 11 başlasaydı, seri muhtemelen istenen o koşuyu yapacak oyuncu olacaktı.

    06:40: belhanda'nın bu kurguda beklenen ceza sahası koşusunu yapması ve zayıf vuruşu. denizli savunmasının yanlış yakalanmasının ana sebebi, aissati'nin pas hatası ve jimmy'nin belhanda koşusunu çabuk görüp zamanında pas atması.

    10:15: köşe vuruşu organizasyonunda alan savunmasının doğru yapılamaması. zeki'nin ön direğe kullandığı vuruşu recep'in uzak direğe kafası ile tiplemesi ve topa yine denizlili oyuncunun dokunması. aynı organizasyonu ilk yarının uzatma dakikalarının sonunda da yaptı denizlispor ve altı pas kutusunun içinden hugo topu dışarı yolladı. 2.yarıda 51:22'de zeki bu sefer içe kavisli uzak direğe yolladı ve sağ bek lopes'in kafa şutu direk dibinden dışarı gitti. galatasaray'ın duran top savunmasında yaşadığı sıkıntıların henüz giderilemediğini söylememiz mümkün.

    20:29: hücum barrow'un dar açıdan çektiği şut ile bitti lakin öncesi mühim. kaleci adam uzum vurdu. bu esnada lyundima marcao'nun sorumluluk alanında ve barrow boşta. lyundima barrow'a giderken , barrow neredeyse ayak ucuna kalkarak topa kafa ile dokundu, ki lyundima hava topuna çıkmıştı, hugo tekrar önüne bıraktı. bu pozisyonda savunma yerleşim problemi görüldü. benzer uzun kullanılan atışlarda/ pozisyonlarda stoper ikilisi hep sıkıntı yaşadı. misal diagne'nin düşürüldüğü ve penaltı kazanılan pozisyon. diagne darbe aldıktan sonra denizlili oyuncu topa uzun vurdu. marcao temaslı oyuna gelse de hugo topu saklayıp dönüyor, recep ve barrow hücumu kendi sol kanatlarından sürüklüyor ve yapılan ortada lyundima ıska geçiyor, marcao son anda topa dokunup pozisyonu köşe vuruşuna çeviriyor. ha keza marcao'nun ilk kart gördüğü pozisyon yine bir uzun top sonrasında geliyor. 31:45 recep niyaz'ın direkten dönen şutu öncesinde de yuto ofsayta düşüyor, denizlispor yine uzun kullanıyor, ki burada yaşananları biraz sonra yazacağım. bu sıkıntıların bence teme sorunu sahaya doğru yerleşememe / formasyona bağlı kurgunun bazı sıkıntılar barındırması.

    31:25: direkten dönen top. ofsayttan doğan vuruşu denizlispor çabuk kullandı. hugo topu alırken oyuncu yerleşimi 2'ye 2 ( hugo - aissati vs lyundima - marcao ) hugo topu kontrol ettiğinde galatasaray'ın sahasında denizlispor'dan recep, galatasaray'dan ise selçuk ve seri var yani galatasaray 5'e 3 üstün durumda. hugo topu aissati'ye aktarırken galatasaray sahasına barrow ve yuto da geliyor. 6'ya 4 gs sayısal üstünlüğü mevcut. aissati topu koşu içinde koşu değiştiren recepê aktarırken galatasaray 6'lısı top ve rakibin karşısında durduğu yani rakibini karşılamayıp sadece karşısında durduğu için pozisyon veriyor

    marcao kırmızı kartı öncesi belhanda. burada 15.dakikadan sonra denizlispor'un uyguladığı taktiği de kısaca anlatmak lazım. hugo ve recep 15.dkdan sonra stoperlere değil, özellikle seri üzerinde alan baskısı yaptı ve galatasaray'ın pas rotasını belirledi. seri baskıda top alamayınca, galatasaraylı oyuncular topu doğru açıda pas istemeyen selçuk ve belhanda ile buluşturdu, ki belhanda'nın top kayıplarının zirve yaptığı anlardı. recep niyaz belhanda ile seri arasındaki pas kanalını aynı şekilde tıkadı. belhanda da bu anda basit düşünüp yuto ile oynamak yerine, dördül baskı altındaki jimmy & babel havuzuna pas düşündü. pası babel alsa sapunaru - barrow, jimmy alsa sapunaru - murawski kıskacına girecek. oysa yuto'ya dönmüş olsa, yuto da topu sol tarafta unutulmuş selçuk'a aktaracak ve belki de maçın senaryosu değişecek.

    belhanda'nın mevcut formasyona bağlı kurguda yaşadığı sıkıntılar ve niçin istenen & ideal " box to box " oyuncu rolüne tam oturmadığına dair anlar.
    49:40: belhanda'nın arkasında olup bitenlerden haberinin olmaması. denizlispor oyunun yönünü galatasarau soluna çevirdi lopes iç koridora murawski'ye topu aktardı. bu esnada babel murawski'yi, yuto da lopes'i topsuz karşılarken recep nşyaz ceza sahası içine gitti. belhanda kontrol alanındaki recep'i savunmak yerine topun karşısında durdu ve recep topu alıp tehlikeli pozisyon oluşturdu ( hugo'ya attığı paralel pasa lyundima son anda kademe yaptı )
    ilk gol: kaleci eliyle sol beke oynadı. sol bek topu taşırken, belhanda recep'in hareketlenmesini gördü. iki oyuncu da hafif tempo ile koştu lakin recep daha hızlıydı. topu aldı ve bomboş durumda vurup golü buldu. belhanda pozisyonu biraz umursasa ve veya pozisyonun farkına varabilse o şutu attırmazdı / recep'in açısını& dengesini bozardı.
    87:31: recep'in ceza alanı içinde hugo'ya paralel çıkardığı pas ve hugo'nun üstten dışarı giden şut pozisyonu. belhanda tıpkı 49:40'da yaptığını yapıyor.
    notlarımda altını şimdilik çizdiğim zaman dilimleri ve şimdilik 3 maddede dikkatimi çekenler bunlar. bazı eklemeler yapmam muhtemel.
  • kusura bakmayın ama ağır konuşacağım maç.

    öncelikle babel ve jimmy severlere giydireceğim.
    arkadaş ne gördünüz de bukadar beğendiniz, siz ki onyekuru'yu beyinsiz, feghouli'yi gamsız ilan etmiş adamlarsınız, ancak haberiniz olsun jimmy'den cacık olmaz, babel'de ancak sol kanatta etrafındaki adamlar sağa sola kaçan hareketli oyuncular olursa işe yarar, takım bu kadar hareketsizken babel'den de cacık olmaz. neymiş onyekuru'nun futbol zekası geriymiş, rodrigues beyinsiz buruma malmış, arkadaşım öncelikle futbol için fizik gerekli, hız gerekli, kondisyon gerekli, gençlik gerekli senin o beğenmediğin onyekuru feghouli ile maçta olsa ilk yarıdan maçı koparmıştık. oyun aklıymış, götü göbeği çekemeyince bir işe yaramıyor o akıl. aynı zeki ama çalışmıyor denen öğrenciler gibi, önce çok iyi bir atlet olacak bir futbolcu, daha sonra futbol aklı gerekli. hadi illa ki babel ve jimmy'i kullanacaksınız, kesin olarak babel kanatta jimmy orta sahada olmalı, bizim ekip tam tersini deniyor malesef.

    gelelim teknik ekibe, bu maça selçuk'la başlama fikri kimin çok merak ediyorum, ne gibi bir beklentiniz var bu adamdan yemin ederim atalay matalay koyun kimsenin gıkı çıkmaz, şu herifi ilk onbire koyarak insanların sinirlerini oynatıp akılları ile dalga geçiyorsunuz. herif yorgunluktan en iyi yaptığı işi bile beceremiyor artık, o nasıl kötü bir penaltıydı.
    diğer bir konu da 70. dk da zaten eksik olan takımın ön tarafından adam alıp ahmet çalığı (tırnakla ayırmıyorum o kadar sıradan ki özel isim değil nesne gibi düşündüm kendisini) oyuna alan hangi süper zeka ise yaptığı hamlenin meyvesini hemen gol yiyerek aldı, bu hamleyi kim yaptırdıysa kendisine selçuk inan'dan bile önce teşekkür edilip üç hayır ile gönderilmeli. o kadar kötü bir stratejiydi.

    gelelim bartali hocamıza, hoca bu takımın hali ne yürüyecek halleri yok, umuyorum aşırı yüklemeden kaynaklı bir durumdur ve daha sonra takım açılır, sezon bu şekilde geçecekse geçen seneki fenere döneriz.

    marcao kardeş, bu sezon izlediğim tüm maçlarda rezildin götü göbeği büyütüp gelmişsin belli, aldığın iki sarı kart da yorgunluktan dolayı beynine kan gitmemesinden kaynaklı, bence bu arkadaş kendisine gelene kadar ozornwafor ya da donk orada denenmeli, ahmet çalık demedim bakın, beni koyun ahmet'i koymayın rezalet.

    fiorentina maçında yediğimiz tokat yetmemiş olacak ki tokatlanmaya devam ediyoruz.

    ha bir de emre mor kardeşimize her önüne gelen topçumuz akıl veriyor bakıyorum da, hayırdır ya bu çocuğun saha dışındaki hallerine akıl verin saha içinde zaten çoğunuzdan daha akıllı ve daha iyi.

    gelelim denizlispor'a. sanmasınlarki kendileri iyi olduğu için maçı kazandılar, biz leş gibiydik. bence çok kötüydüler ve bu halleri ile küme düşmemeye anca oynarlar.

    ha ben takımdan umutluyum çünkü şuna inanıyorum, takım birkaç hafta sonra kondisyon olarak oturacaktır ve en büyük kozumuz fatih hocamız kenarda olacak, bu maçta hocamız kenarda olsaydı maçı alırdık eminim
  • 11 gün kalan maç.

    https://gss.gs/NFA.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    lige yeni çıkmış olan denizlispor'un, askerden yeni gelmiş gibi iştahlı oynayacağı maç.

    forvet ve orta saha transferlerini yapabilirsek, kağıt üzerinde ligde orta ve uzun vadede en güçlü takım olacağımız görülüyor.

    bu sezonun hikayesinde fenerbahçe'nin şampiyon olabilmesinin tek yolu ilk haftalardan itibaren yarışın içinde olması ve mümkünse galatasaray'ın ilk devre sonunda geride kalması gerekiyor. bu sebeple yine ilk haftalardan itibaren aleyhimize hakem hataları gelebilir. nasıl olsa sadece ligin sonundakiler konuşuluyor(!)

    bizim özellikle ilk haftalarda kaybedeceğimiz puanlar, ucl başladığında bizi daha da zora sokar. bu sebeple ilk maçlarda ne kadar çok puan toplayıp, lige ne kadar hızlık girersek avantajımıza.

    denizlispor da lige yeni çıktı ve bayağı transfer yaptı. rakibimiz henüz takım olmayı başaramadan ve hazır olmadan denizli deplasmanını aradan çıkarabilirsek, bu deplasman kırıcı olduğunda kendimize avantaj sağlamış olabiliriz.

    çok yüksek ihtimalle babel'in forvet oynayacağı, oyunun bizi hiç tatmin etmeyeceği bir maç olacak ama oyuncu kalitemiz ve defansımızın hiç değişmemiş olması avantajıyla bir veya iki gol atıp kazanmayı umut ediyorum.

    inşallah lige kötü bir başlangıç yapmaz, moralleri bozmayız.

    (bkz: hedef 23)

    (bkz: kon2antra3yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • (bkz: bugün günlerden galatasaray)

    (bkz: hedef 23)

    galatasaray'ın 2019-2020 sezonu açılış maçı.

    çok ağır bir sezonu geride bıraktık. pisliğin, adiliğin, şerefsizliğin, yalanın ve dolanın bol olduğu bir sezonu.

    ama şu net ki başlayacağımız bu sezon öncekine göre çok daha zorlu geçecek.

    parasıyla herkesi ve her şeyi satın alabileceğini zanneden bir züppenin oturduğu koltuktan kalkmama uğruna yapabileceklerinin sınırlarına tanıklık edeceğiz aslında.

    ve tabi keşke tek meselemiz dışardakiler olsaydı. keşke galatasaray camiası birlik içerisinde karanlığa karşı durması gereken yerde olsaydı.

    yönetim düşmanları ayrı terim düşmanları ayrı safta galatasaray'ın tökezlemesi için tetikte bekleyecekler malesef.

    futbol gibi dünyanın izlemesi ve oynaması en güzel sporlarından birini ülkemizde ahlaksız bir savaş haline çeviren o kan emicilerin elinden kurtarıldığı günleri de görebiliriz inşallah.
  • insanların mağlubiyetten çok oynanan oyun ve taktiksel hatalara üzülüp/sinirlendiğini düşündüğüm maç.

    yoksa evet bayern münih de açılış maçında kendi sahasında 2-2 berabere kaldı.
    (bkz: 16 ağustos 2019 bayern münih hertha berlin maçı)

    ancak biz beklediğimiz oyunu oynayıp yine orta sahadan o golü yiyip kaybetsek bu kadar yangın yeri olmazdı buralar.
  • oyun kalitesi ile olmasa da oyuncu kalitesi farkıyla kazanacağımızı düşündüğüm maç. kesinlikle teknik heyete bir eleştiri amacı taşımadan söylüyorum ki bu sene kurulan kadro bir çok lig maçında kalitesiyle galibiyeti bize getirecektir. cidden çok üst düzey bir takım var kağıt üstünde. bir maçı babel alır diğerini belhanda gelirse birini falcao bir başkasını feghouli... hatta döngüye girdiğinde emre mor bile türkiye liginde tek başına maç aldırır.

    zorlanıyormuşuz gibi durur ama bir bakmışsınız tabelada 3-1 galatasaray yazıyor. böyle çok maça şahit olacağız diye düşünüyorum. bu da onlardan biri olacak bence.
  • daha maçın başında yüzde yüzlük gol kaçır. yetmezmiş gibi penaltı kaçır. üstüne saçma sapan amatörce bir kırmızı kart gör. tüy dikme niyetine de selçuk yerine seri’yi çıkar. e yenilirsin tabi hocam bunda şaşıracak bir durum yok.

    sezonun ilk hafta maçı olması nedeniyle sinirini kolay atlattığım bir maç oldu. serin bir duş alıp siz de sakinleşmeyi deneyin. sezon daha çok uzun.
  • penaltı kaçabilir. çok kaçırdık zamanında. :(
    kırmızı kart görülebilir. alıştık neredeyse. :(
    sezon başında deplasmanda kötü oyunla mağlup olmak da kabul edilebilir.

    ancak donk'u stopere almak için selçuk varken seri'yi çıkarmak,
    luyindama-donk ikilisi tandemdeyken ahmet çalık'ı almak,
    on kişi olan takımı rakip on kişiymiş gibi oynatmak kabul edilemez. levent şahin ve ümit davala sınıfta kaldılar. bir kez daha!
  • trabzonspor efsanesi dozer cemil'in adının verildiği 2019-2020 futbol sezonunun açılış maçında geçen senenin iki ayrı lig şampiyonu galatasaray ile denizlispor karşı karşıya geldi denizli'de. galatasaray, geçen yıl olduğu gibi yine golcüsünü transfer edemeden lig maratonuna başlarken, bu kez bir de kulübede fatih terim yoktu zira imparator geçen sezonki başakşehir maçından sonra üç maç ceza almıştı. ev sahibi de yeni kurulan bir takımdı, onlar da transferlerini daha tamamlayamamışlar, takım olmak yolunda zamana ihtiyaçları vardı... ligin açılış maçı olunca istatistikçiler için de bulunmaz nimetler vardı bu maçta, sezonun ilk başlama vuruşunu denizlisporlular yaptı, ilk korneri ev sahibi kullandı, ilk penaltıyı selçuk kaçırdı, ilk penaltıyı stachowiak kurtardı, galatasaray adına topla ilk temas eden mariano oldu, ilk golü recep niyaz attı, ilk sarı kartı oğuz gördü, kırmızı kartla ilk atılan futbolcu marcao oldu... maşallah "yok yoktu" maçta... hatta uzun zamandan beri muslera ilk defa uzaktan gol de görmüştü kalesinde...

    ilkler demişken seri, jimmy durmaz ve babel dışında geçen yılki şampiyon kadronun aynısıyla sahaya çıkan ve birbirlerini tanıyan galatasaraylıların karşısında yan yana oynadığı arkadaşının adını bile belki tam telafuz edemeyen denizlispor olunca, galatasaray ilk 5-6 dakikada kolayca 3-0 öne geçebilecekti... ikinci dakikada jimmy durmaz'ın pasını iki adımdan diagne kaleye yollayamazken, iki dakika sonra babel'in sekip kaleciyi de aşan vuruşunda diagne yine "maçın içinde" değildi. sarı-kırmızılılar yakaladıkları pozisyonlar sonrası "biz bu maçı alırız" diye gevşeyince ev sahibi ilerleyen dakikalarda dengeyi sağladı ama 25. dakikada diagne ceza sahasında topla buluştuğu anda oğuz tarafından ayağına basılarak düşürüldü. önce hakem devam kararı verdi ve denzlispor tehlikeli bir kontraya çıkarak marcao olmasaydı az kalsın sezonun ilk golünü de atacaktı da top kornere çıkınca var hakemi uyardı.

    maçın hakemi abdülkadir bitigen'in pozisyonu incelemesi esnasında aklıma bir şey oldu: yayıncı kuruluşunun bizlere o esnada var odasındaki monitörlerden izlettiği görüntüler hakemin izlediği görüntüler mi? zira pozisyonun penaltı olduğunu gösteren çok açık bir açı varken, sürekli hakeme müdahalenin anlaşılmasının zor olduğu açılar seyrettiriliyordu.

    neyse penaltı verildi, topun başına selçuk geçti ve kaptan daha önce 11 metre vuruşlarını sürekli gol yaptığı tarafa değil de bir kez kaçırdığı köşeye attı ve yine kaçırdı... o esnada lig bittiği günden beri sosyal medyada kendisine her türlü hakaretin yapıldığı, takımdan gitmesi için bir sürü baskının oluşturulduğu, hatta işi ileri götürüp küfür dahi edilen diagne geldi. aklı sahada olan ve taraftarın arkasında olduğunu düşünen diagne o penaltıyı selçuk'a bırakmazdı, gerekirse kavga eder ve o topu alır, penaltıyı da atardı, hele ki saha kenarında fatih terim yokken, bunu "kesin" yapardı... hatta ikinci dakikadaki golü de atardı diagne ama maalesef sosyal medya taraftarı elindeki değeri yerin dibine sokma konusunda çok maharetli...

    penaltı atışı öncesi ise oldukça ilginç bir ana tanık olduk. selçuk topu beyaz noktaya dikerken, babel de "akıllı ve çabuk" davranıp ceza sahası çizgisinin kaleye en yakın tarafını kendine seçmiş ve beklemekteydi. yeşil-beyazlı bir topçu geldi ve babel'i itmeye çalıştı, hollandalı "burası benim" diyerek gitmeyince hakem ilginçtir iki topçuya da sarı kart gösterdi. neydi babel'in suçu? yerini vermemek mi?

    selçuk'un penaltıyı kaçırması galatasaraylıların moralini bozarken, ev sahibini de cesaretlendirmişti. daha istekli savunma yaparken, maç öncesi planladıkları gibi kontralarla da muslera'nın kalesine gelmeye başladılar. maç devam ederken, aklıma geçen sezonki akhisar deplamanı düştü, hani her şey iyi giderken rodrigues'in sinan'ın elinden topu alıp penaltıyı kaçırması ve sonrasında ev sahibinin 3-0 gibi farklı bir skorla galatasaray'ı mağlup etmesi. olur muydu böyle bir facia tekrar? oldu da...

    hazırlık maçlarında pek formda gözükmeyen marcao, akhisarspor'la oynanan süper kupa maçında da sahada "yokları" oynamıştı ve şöyle bir tespitte bulunmuştuk brezilyalı stoper hakkında:

    "peki, neydi yolunda gitmeyenler? öncelikle savunmada oynayan luyindama ve marcao sanki hazırlık maçı oynarcasına "lakayit" bir tavır sergilediler. özellikle brezilyalı stoper neredeyse sahada hiç yoktu, rakibini kaçırdı, hatalı paslar attı ve de son dakika ceza sahası içinde en yapılmayacak olanı yaptı, topun auta çıkmasını beklerken "uyuyakaldı"... dün de instagram hesabını hackletmiş marcao... yaşadığı bir sıkıntılar mı var acaba, kafasını işine mi veremiyor, derdi tasası neyse, umarım en yakın zamanda çözülür.."

    demek ki kafasındaki sıkıntı çözülmemiş, marcao yine kendisini verememişti maça ve iki tane "acemice" faul sonrası ilk devrenin bitimine bir kaç dakika kala oyun dışına gönderildi. takım tek stoperle kalınca devre bitene kadar o bölgeye "idareten" selçuk geçti ve 8 numaralı oyuncu orta sahada gösterdiği beceriden daha iyisini savunmada sergiledi, iki tane kritik topa son anda dokunarak gol olmasını önledi.

    ilk devre sona erip, ikinci yarı başlarken herkes donk - selçuk değişikliğini beklerken, ümit davala- levent şahin ikilisi ise seri'yi kenara almıştı, kaptan hala sahadaydı. ligin daha başı olması, kondisyon olarak istenilen seviyede olmayan galatasaray, bir kişi eksik oynarken sıcağın da etkisiyle dakikalar ilerlerken iyice oyundan düşmeye başladı ve rakip kalede neredeyse hiç gözükmez oldu. üç puan hesabıyla gelinen deplasmanda bir puan bile kâr sayılacakken orta saha ve savunma elemanlarının açık verdiği bir anda recep niyaz'ın uzaktan gelen golü, beraberlik ümidini de bitiriyordu.

    emre mor'un oyuna dahil olması, diagne'nin çıkıp babel'in forvete geçmesi, yuto'nun sol açığa yollanması gibi değişiklikler galatasaray adına tabelayı değiştirmezken, uzatma dakikalarında rodallega attığı golle maçın skorunu tayin ediyordu: 2-0...

    maç sonunda ise denizlispor tribünlerinde tatsız olayların olduğu haberi sosyal medyada yankılanıyordu. cezalı olduğu için tribünde olan hasan şaş ve necati ateş maç boyunca çeşitli hakaret ve küfürlere maruz kalmış ve tribünden inerken taraflar arasında bir münakaşa meydana gelmiş. olayların iç yüzünü bilmeden "sosyal medya linççileri" hemen göreve başlayıp, hasan şaş'a yüklenirken, hasan da bu tepkilere dayanamayıp instagram hesabından dün gece istifa ettiğini yazmıştı. bereket "akli selim" galatasaray taraftarı devreye girdi ve hasan'a sahip çıktıklarını gösterdiler. yönetim de bugün yaptığı açıklama ile "kimsenin bir yere gitmediğini", 23. şampiyonluk yolunda hep birlikte savaşılacağını duyurdu...
    hasan şaş galatasaray'ın ruhudur, hasan şaş bizden biridir, hasan'ı sonuna kadar savunuruz da denizlispor forması giymiş beşiktaşlı bir taraftarın yaptıkları için de yönetim gerekli girişimleri başlatmıştır...

    maçtan fotoğraflar ve kaynak:
    https://ultrasmovement.blogspot.com/...r2-0galatasaray.html