• 1
    bu maç, takımımızın 11 mayis 2005 galatasaray fenerbahce maçında fenerbahçe'yi beşleyip türkiye kupasını aldıktan sonra ligi kafasında bitirdiğinin göstergesiydi. maç öncesi fenerbahçe'yle aramızda 4 puan fark vardı ve bitime 3 hafta kalmıştı. üstelik sondan bir önceki maç da fenerbahçe'yle bizim aramızdaydı. fakat kimse fenerbahçe'yi yensek bile onların diğer maçlarda puan kaybedebileceğini düşünmediği için şampiyonluğa gitti gözüyle bakılıyordu. fenerbahçe'nin diğer maçları; düşmemeye oynayan ankaragücü ve ligde bir iddiası bulunmayan konyaspor ile beraberdi.

    takımımız, yukarıda belirttiğim umutsuzluk ve kupayı almış olmanın rehavetiyle maça çıkıyordu. daha maçın başında cihan haspolatlı'nın attığı golle öne geçmiştik ama sonra youla'nın ve erkan özbey'in gollerine engel olamamıştık. ilk yarı bu şekilde bitti. ikinci yarı oynanırken kadıköy'den gol haberi geldi. bizim maçla aynı anda başlamış olan fenerbahçe-ankaragücü karşılaşmasında, ankaragücü 66. dakikada 1-0 öne geçmişti. umutlar tekrar yeşermişti çünkü bu maçtan alınacak 1 puanla bile kadıköy'de fenerbahçe maçına 3 puan farkla çıkabilecektik. yani o maçta yenersek şampiyonluğa uzanmamız için önümüzde tek engel son hafta oynayacağımız denizli maçı kalacaktı. tabii öncelikle bize en azından 1 puanı getirecek golü veya golleri bulmalıydık.

    işler umulduğu gitmedi. fenerbahçe kaybetmişti ama biz de kaybetmiştik. hagi işte o maçta asıldı çünkü fenerbahçe'nin yenik durumda olduğu bilinirken, takımımızın gole ihtiyacı varken öyle bir değişiklik yaptı ki bu medyayla asılmaması mümkün değildi. o zamana kadar 18 golle takımın en golcü ismi, daha dört gün önce kupa finalinde fenerbahçe'ye 2 atmış hakan şükür 71. dakikada oyundan çıkıyordu. yerine giren isimse genç ve tecrübesiz cafercan'dı. o da bu 20 dakikanın stresini kaldıramadı ve maç böyle bitti. sonrasında ise moralsiz çıktığımız fenerbahçe maçını kaybettik ve hem şampiyonluktan hem de şampiyonlar liginden olduk.

    hagi hatalıydı, orası doğru. kupa finalinden sonra takımı mental olarak hazırlayamamıştı ve çok kritik bir zamanda genele göre yanlış kabul edilen bir değişiklik yapmıştı. fakat yediğimiz gollerde kimin hatalı olduğuna bir bakarsak kaçan şampiyonlukta asıl sorumlunun özhan canaydın olduğunu görebiliriz. iki golde de uğur uçar'ın bariz hataları vardı. uğur o zamanlar henüz 18 yaşında, stoper olarak yetişmiş ama kendisinden galatasaray'ın sağ beki olması beklenen bir gençti ve kadro darlığından oynatılıyordu. o mevkide oynayabilen diğer oyuncu da cihan'dı ama o defans kökenli bir oyuncu bile değildi. her sene "x tane yıldız getireceğiz." diyen özhan canaydın o bölgeye bir çare bulamadı, getirdiği tek yıldızı da kaçırdı. bunlara rağmen kaçan şampiyonluğun sorumlusu olarak hagi gösterildi ve takımdan gönderildi.

    o zamanlar biz de işin tam farkında değildik, hagi'yi eleştirdiğimiz zamanlar da; "şu değişiklik neden yapıldı, bu adam neden oynuyor?" diyorduk. fakat şu anki yönetim tarafından "kadro nasıl kurulur?"un cevabı verilince haksız olduğumuzu anladık. şimdi "takımın çok kötü oynadığı zamanlar da oldu" diyebilirsiniz ama o zamanki kadroyla şimdiki kadroyu karşılaştırın, farkı göreceksiniz (detaylı bilgi: #74242). yanlış anlaşılma olmasın, hiçbir futbolcuyu suçlamıyorum; hepsi canla başla oynadı. fakat 10'un elinde yokmuş işte, elindekileri kullanmaya çalışmış. her şeye rağmen kupayı almış, sezonu ilk 4 içinde bitiren diğer 3 takımdan 10 puan toplamış, şampiyonluk yarışından hiç kopmamış ama suçlu o olmuş. keşke hagi bu maçla harcanmasaydı. fenerbahçe'ye yenilip şampiyonlar ligini kaçırdığımız için kendisine kızılabilir ama bu kadroyla şampiyonlar liginde ne yapmamız beklenirdi ki? o zamanki halleriyle şimdiki takımda yeterli görebileceğimiz kaç kişi var? benim aklıma 3 kişi geliyor; mondi, tomas, ribery... (arda'yı saymadım, o hala var.) başka da yok işte. unutmadık 10'a yapılanları. o yönetimden biri çıkıp da "takım çok rerörö, iyi yönetilmiyor bla bla..." dediği her zaman da hatırlayacağız.

    vay arkadaş, maç entry'si diye yola çıktım ama istatistiğiyle hesaplamasıyla uğraşırken hagi entry'sine döndü.
  • 2
    hakan şükür oyundan alınmasına çok ağır tepkiler göstermişti. daha sahayı terk etmeden saçma sapan triplere girmiş kaptanlık pazubandını yere fırlatmıştı veya savurmuştu. o dakikada yaptığı bu saçma sapan hareketler oyuna giren genç oyuncu ve sahadaki takım arkadaşları için çok büyük bir şoktu. yıllarca hakan şükür'le nice gollerine sevinmiş, kendisini de çok sevmiş biri olarak o dakikadan sonra benim için asla eski hakan şükür olamayacaktı.
  • 3
    ayrıca hakan oyundan alındıktan sonra, ne soyunma odasına ne de kulübeye gitmiş, kale arkasındaki reklam panolarının arkasından izlemişti maçın geri kalanını.. kameralar sürekli kendisini çekiyordu, onun o sinirli ve gözleri hafif nemli halini gören, giden şampiyonluğa sinirlenen galatasaraylılar için hagi o anda bitmişti, bitirilmişti..
  • 4
    hakan şükür'ü galatasaray'da oynadığı süre içerisinde ilk defa saha içinde sinirli, agresif hatta dellenmiş halde gördüğüm maçtır. zaten son dakikalarda top şişirmeye başlayacak, sağlı sollu ortalar yapacak takımda çıkarılması gereken son oyuncu olması hakan şükür kadar bizleri de şaşırtmıştı.

    yalnız hani vardır ya bazı maçlar; tarihi görünce "ah ulan ah!" dersiniz, işte bu maçta onlardan biridir.
  • 5
    hakan şükür o tepkisiyle, -haklı ya da haksız- hagi'yi bitirdiği gibi cafercan'ı da bitirmiştir. zaten hagi de cafercan'ı adeta bitirmek istercesine yalnızca 2 kritik maçta oynatmıştı. genç bir oyuncuyu öne geçilmiş, stresi nispeten azalmış maçlarda formaya ısındırmak yerine, ali sami yen'de 1-2 yenik olduğumuz gençlerbirliği maçının 71.dk'sında hakan şükür'ün, ve yine evimizde 0-1 yenik götürdüğümüz malatya maçının 45.dk'sında elvir baliç'in yerine dahil ederek büyük bir baskı yüklemişti. cafercan olur muydu olmaz mıydı o ayrı konu tabi ama hagi'nin bu yaklaşımının oyuncu üzerinde olumsuz etkisi olmuştur elbette.

    ayrıca maç ile alakalı ilginç bir not: o gün gençlerbirliği kadrosunda yer alan 5'i ilk 11 olmak üzere tam 6 oyuncunun yolu bir şekilde beşiktaşla kesilmiş, ya da kesilecekti.*
  • 6
    şampiyonluk yolunda aldığımız en büyük yaralardan birisi olan bu maçta tek golümüzü cihan haspolatlı atmıştır. bu maça aynı zamanda 11 mayis 2005 galatasaray fenerbahce maçı ile 22 mayis 2005 fenerbahce galatasaray maçı arasında oynanan lig maçıdır. bir fenerbahçe galibiyeti ile başlayıp bir fenerbahçe mağlubiyeti ile bitirmiştik.

    maçta atmış olduğumuz tek gol cihan haspolatlı atmıştır.

    tarihte bugün
  • 7
    hagi ve hakan şükür'ün küsme maçı bu maçtır. hagi o sezon herzaman gençlere güvenmiştir bu maçta da cafercan'ı alıp hakan şükür'ü çıkarınca hakan herzamanki gibi büyük olgunlukla karşılamış(!) ve 3 maç sonra hagi'nin görevine son verilmiştir. hakan 70 dk gol atamamış fakat kalan 20 dk da kesin atacağını düşünerek tüm çirkefliğini sergilemişti sanki kendisine 70 dakika şans veren o tepki gösterdiği kişi değildi. te allahım ya.
  • 9
    hayatımda en çok üzüldüğüm maçları sıralasam bu maç kesinlikle ilk beşe girer. yazarken bile içimin yanmasına sebebiyet veren maçtır.

    maç başlarken, maçın önemi şeyimde miydi? pek değildi. fener'e 5 çekmiştik üç gün evvel. fenerbahçe'yle aramızda 4 puan vardı ve şampiyonluk hesapları yapmaktansa kupa zaferinin keyfini çıkarmak daha güzeldi. ligde elimizden geleni yapmış ama son haftalara lider girememiştik. ama önemli değildi, takım savaşmıştı elinden geldiğince. 5 gollü fener galibiyeti ve kupa ligdeki ikinciliği unutturmuş, takıma olan minnetimizi arttırmıştı. çoğu galatasaraylı şampiyon olamasak bile bir de kadıköy'de fener'i yenip alacakları şampiyonluğu zehir etmek istiyordu. ki hakikatten olası bir senaryoydu bu çünkü karşı taraf 5 yiyince karışmış, "kadıköy'de de yenilirsek şampiyonluk istemiyoruz" noktasına gelmişti bir anda. tribünler salkım saçak pankartla doluydu. kupa zaferimizdi konu elbette.

    halamlarda izlemiştim bu maçı.tribünler kızıldı (ki tribünlerdeki bu kızıllık bir sene sonra 14 mayıs 2006'daki kayserispor maçında da mevcuttu). cihan'la öne geçmiş, ara ara ankaragücü-fenerbahçe maçına bakar olmuştuk. işler ilk yarıda istediğimiz gibi gitmedi, 2-1 yenik kapattık. pek üzülmemiştim açıkçası. fenerbahçe'nin ankaragücünü geçeceğini düşünüyordum. orda ilk yarı 0-0 bitmişti.

    ikinci yarı sağlam bir tribün desteğiyle başladık. ilk 5-10 dakika oyun dengede gidiyordu. derken bir anda tribünden bir patlama sesi geldi. geldiği gibi diğer maça döndük tabi: penaltı atacaktı ankaragücü. bir anda heyecan tavan yaptı bende. cenk köşeye yolladı topu, ankaragücü öne geçti. hopp, hemen bizim maça döndük tabii. sahne şuydu. numaralının çatısında ayakta gözüken insanlar ve kükreyen bir stad: "bizim için gençler'e de koy!"

    o an bu maçı kazanma zorunluluğumuzun verdiği yük omuzlarımı ezdi sanki. o an anladım maçın ne kadar önemli olduğunu ve bizi şampiyonluğa ulaştırabileceğini. tribün coştukça ben de havaya girdim, yerimde duramamaya başladım. ara ara yine fener maçına dönüyorduk ama adamların pas yapmaya hali yoktu. olay açıktı: kazanırsak şampiyon oluruz!

    ribery'nin kanadında yoğunlaşan ataklarımız net pozisyona dönüşmüyordu bir türlü. ali tandoğan'ın içindeki kasap ortaya çıktı, ribery'nin ayağını kıracaktı az kalsın. ribery'yi daha da çok kilitledi bu pozisyon. derken hakan şükür çıkarken hagi'ye tepki gösterdi, yüklendik ama bir türlü golü bulamadık. halbuki o doldur boşaltta hakan şükür çok işimize yarardı.

    maç bitince dakikalarca kıpırdayamadım yerimden. eve dönüş yolunda sokakta yürürken "ulan hagi, ulan hagi" diye kendi kendime konuştuğumu hatırlıyorum (daha fazla da kızamıyorum ki hagi'ye, nasıl kızayım!) bir de bir apartımanın önünde oturan 3-5 gencin ciğerimi yakan muhabbetini: "hakan oyunda kalsaydı öyle böyle atardı galatasaray", "2-2 olsaydı kesin çakardık haftaya fenere"

    olmadı o gün işte, mayıs günlerinin galatasaraylıya hüzün verdiği nadir akşamlardandı.
  • 12
    maçla ilgili en net hatırladığım şey, maçın başında golü atıp öne geçtikten sonra, stadın etrafında tam tur dönen bir helikopter ve hemen ardından arka arkaya iki gol yememizdir. o gün hep o helikopteri sorumlu tutmuştum mağlubiyetten.

    yeni açıktaydım ve sinirden balkondaki demiri sıkıyordum. açık açık söylemeliyim ki, bugün nefret ettiğimiz kaleci ömer çatkıç'a ben ikinci yarı boyunca sesim kısılana kadar sövdüm. sebebi, vakit öldürmesi vs, her zamanki şeyler yani.

    bir kulağımda radyonun kulaklığı, fenerin gol yediği anı hatırlıyorum, gool diye bağırmıştım, sanki biz gol atmışız gibi sevinmişti tüm tribün, e tabi takımdan beklentiler de artmıştı, son 15-20 dk kalmıştı ve bir gol atsak şampiyon olacaktık belki de ama tam o sıralar hagi, hakan şükür'ü oyundan alıp doldur-boşalt yapmaya başlamıştı. kariyerinin en büyük hatasıdır belki de bu. neticesinde golü bulamadık ve yana yakıla şampiyonluktan olduk.
  • 13
    hakan şükür'ün en kritik noktada oyundan alınıp yerine bir de cafercan'ın girdiğini görünce isyan ettiği ve bu maçta alamadığımız bir puanla kadıköy'e şampiyonluk için gitme şansını kaybetmekle birlikte bir hafta sonra alınan mağlubiyetle şampiyonlar ligi şansını yitirdiğimiz ve kanaatimce hagi'nin sonunu hazırlayan fazlasıyla sinir bozucu maçtı.
  • 14
    hayatımda gittiğim ilk galatasaray maçıdır. o dönem babam'ın sene başında ''hadi seç bir maç seni sami yen'e götüreyim'' dediğini benim de renkleri dolayısıyla sempati duyduğum için gençlerbirliği maçını seçtiğimi hatırlıyorum. adam eylül ayında maç seç diyor, ben mayıs ayındaki gençlerbirliği maçını seçiyorum. olm nasıl bir çocukluk lan bu. insan o yaşta heyecanlanır hemen ertesindeki maçı felan seçer. kim bilir adamcağız ne düşündü çocuğu hakkında*

    neyse.. maçla ilgili hatırladığım şeyler 5-1'lik efsane türkiye kupası zaferinin ertesindeki maç olmasıydı. o dönem fenerbahçe deplasmanda ankaragücü ile oynuyordu 1-0 kaybetmişti. biz 5-1'in gazına rağmen yine fenerbahçe puan kaybettiğinde kaybetmezse ölecek hastalığına tutunup bu maçı 2-1 kaybetmiştik. sonuç itibariyle şampiyonluğu elimizin tersiyle itmiştik.

    maça cihan haspolatlı'nın kornerden gelen ortaya arka direkten dokunmasıyla 1-0 önde başladık. daha sonra yanlış hatırlamıyorsam youla galatasaray defansını yerle bir edip maçı çevirmişti. diğer golü de erkan özbey yine kornerden gelen topta arka direkte cihan'a göre daha güçlü bir vuruşla atmıştı.

    maç esnasında sürekli beşitaş'a transferi kesinleşen ali tandoğan'a küfür edildiğini, hatta ali tandoğan'ın ilk yarıda frank ribery'i sakatladığını hatırlıyorum.

    maçın en kritik anlarında yeni açıkta herkes sus pus olmuşken bir pozisyonda ayhan topu kaptırınca ''aptal ayhan kaç senedir mahvettin takımı'' diye bağırdığımı sonra tribünün bize yakın olan kısmının gülmeye başlamasıyla utandığımı hatırlıyorum. bir de maçı izlemeye bizle gelen bir ağabeyimle tezahürat başlattığımı hatırlıyorum. artık çocukluktan mıdır gerçekten olmuş mudur bilinmez.

    neticesinde tribün olayını ilk kez tattığım ve galatasaraylılık kavramına bir kez daha hasta olduğum anlardan biriydi.
  • 17
    benim için 3 nisan 2005 kayserispor galatasaray maçı ile beraber 2004-2005 sezonunun en kahredici maçıydı. yanlış hatırlamıyorsam ankaragücü fenerbahçe'yi penaltı golüyle 1-0 yenmişti ama başta bunu beklemeyen biz sadece 1 beraberlik alarak kadıköy'de şampiyonluk maçı oynama şansını kaçırdık. bu yüzden kimsede kusur da bulamıyorum aslında. ama necati'nin maçın sonlarına doğru yandan dışarı adeta ağır çekimde giden şutu aklımdan çıkmaz.
  • 18
    rehavete giren, şimdiden şampiyonuz, bu iş bitti diyen arkadaşlara hatırlatma yapmak istediğim maç. evet bu maçta gerideydik ve şimdiki gibi avantajımız yoktu ama futbol her türlü sürprize açıktır, bunu unutmayalım. o yüzden bu hafta sonu tam konsantrasyon ile futbolcularda dahil herkes bu maçı final havasında oynamalıdırlar aynı bundan önceki maçlarımızda olduğu gibi. ayrıca bu maçı almamız demek rakiplerin süngüsünün iyice düşmesini sağlayacaktır ve tahminim o ki beşiktaş maçı şampiyonluğu garantileme maçımız olacaktır. ama öncelikle şu maçı alalım.
    bu maç ile ilgili hatırladığım, izlediğim cafe'nin bir tarafında bu maçı bir tarafında ise aynı saatte başlayan ankaragücü-fenerbahçe maçını veriyordu. 4. dakikada cihan haspolatlı ile öne geçince rahat bir galibiyet alacağımızı düşünmüştüm ama yanılmışım. 31. dakikada youla ve 39. dakikada erkan gençlerbirliği'ni öne geçirmiş ve ikinci yarıda ankaragücü'nün fenerbahçe karşısında cafer aydın'ın attığı penaltı golü ile kazanmasına rağmen puan farkını eritmeyi başaramamış ve bir nevi şampiyonluk için ayağımıza gelen fırsatı geri çevirmiştik.
  • 19
    şampiyonluk yolunda ümidin asla kesilmemesi gerektiğini bizlere hatırlatan maç. yani şu maç gerçekten de çok büyük talihsizliktir. nasıl olsa şampiyonluk gitti diye, kupada fener'e de 5-1 koyduk diye yayılan bünyelere fenerbahçe'nin aynı saatlerde ankaragücü'ne 1-0 yenilmesi gerçeği tokat gibi çarpmıştır. zira 33. haftada kadıköy'e 4 değil de 1 puan farkla çıkıp "sahasında kupa kaldırdığımın çocukları" olayını 7 sene önce yapabilirdik, ama yapamadık. hem şampiyonluğu garantileyen fenerbahçe 34. haftada da mağlup olmuştu falan.

    çok saçma yani baştan sona saçmalık, talihsizlik, ne derseniz deyin. gevşemek yok, rehavet yok. her zaman inanacağız, her zaman elimizden gelenin en iyisini yapacağız. başka yolu yok!
  • 20
    bugun, yani bu mactan 10 yil 1 gun sonra bir nevi rovansina cikilacak mactir benim icin. bu mac yeni acik'ta idrak ettigim hazin bir macti nitekim! hafta ici fener'e 5 atip kupayi aldiktan sonra, bir parti havasinda gecmesi planlanan macin sac bas yoldurarak sonuclanmasi. ali tandogan'in 2 kirmizi kartlik performansina ragmen maci sadece 1 sari kartla bitirmesinin siniri hala icimdedir.

    16 mayıs 2015 galatasaray gençlerbirliği maçı'nda yeni bir hayal kirikligini aklima bile getirmek istemiyorum. 10 yil sonra yine sampiyonluga giderken bu sefer gerekeni yapacagimizdan suphem yok!

    http://www.ligtv.com.tr/...igi/erkan-ozbey-8899
  • 21
    100. yilimizda bizi şampiyonluktan eden maçtır. youla'nin performansi hala dun gibi aklımda

    12 yasindaydim o zamanlar... ve bu maça dair aklimdan asla çıkmayacak şey;

    top sisirmeye basladigimiz dakikalarda hagi'nin hakan şükür'ü oyundan alıp yerine genç cafercan aksu'yu almasıdır. çıkarken hakan şükür'de bu yaptığına anlam veremeyip

    -beni niye çıkarıyorsun! diye hakli bir sitemde bulunmuştu