• 701
    çok kötü oynadığımız bir maçtı aslında. beraberlik bize yetiyordu belki de ondandır ama düşünüyorum da eğer gol atmamız ya da kazanmamız gerekseydi aynı oyunu oynar mıydık? hemen hemen hiç pozisyon bulamadık. elmander'in sakatlanması da çok etkiledi takımı. öyle yada böyle goyduk eğleniyoruz kafasındaki adamlara iyi bir ders oldu.

    (bkz: sahasında kupa kaldırdığımın çocukları)
  • 703
    neticesinde hemen hemen bizi yılllardır kendi akıllarınca ''taşşağa'' almaya çalışan bütün kadıköy ahalisine şampiyonluk kupasını soka soka kaldırdığımız maç. volkan ayı'sının doksan artıda ceza sahamız civarında gol aradığı gözümün önünden gitmez. başkanın o sırada şike suçu yüzünden hapiste olduğu unutulmamalıdır. ışıkları falan kapatmışlardı, bizim önümüzde 2000 senesi dahil hiç bu kadar aciz duruma düştüklerini hatırlamıyorum.

    rekabete bambaşka bir boyut getirmiş olan maçtır aynı zamanda.
  • 704
    https://www.youtube.com/...outu.be&t=21m56s

    eski maçların özetlerine bakıyım derken rastladıgım komik bir an. melo-demirören olayı gibi olacakmış nerdeyse ki ünal başkanımız fenerbahçe yöneticisinin elini sıktıktan sonra durumu* kurtarıyor. demirören'in eli havada kalırken yüz ifadesi harika yahu! *

    edit: belki sizler daha önce gördünüz bunu ama ben ilk defa görüyorum.
  • 707
    maçı, yaşanan pozisyonları vs tam olarak hatırlayamıyorum; sadece son düdük sonrası maçı izlediğim mekandan koşarak dışarı çıktığımı ve yerimde duramadığımı hatırlıyorum. bir de ilginçtir, aradan geçen 2.5 senede bu maçın özetini 1 kez olsun dahi açıp izlemedim. şimdilerde "fener ağlama" derken aklıma gelir sadece ve haklı şampiyonluğumuzla tekrar gururlanırım.
  • 708
    maç günü bütün gün eski kız arkadaşımla beraber taksimdeyik. kendisi fenerbahçeliydi ve aynı zamanda doğum günüydü. malum taksimde ki şampiyonluk kutlamaları moduna bir türlü girememiştim. bütün gün " akşama en büyük hediye galatasaray'dan " deyip ona göre kızdırıyordum ancak takımın şampiyon olacağından adım gibi emindim.

    maç başladı dönüş yolunda olduğumuz için izleyemedik doğal olarak ve ben koşa koşa maçın 60.dakikasına yetiştim. son 30 dakika izlememe rağmen hiç bir şey hatırlamıyorum. tek hatırladığım kalbim bir ara kaburgalarımı parçalayıp çıkacağını düşünmemdi sanırım. sonrası zaten hiç bir galatasaray'lının unutamayacağı cinsten oldu.

    doğum günü saçmalığı biraz daha uzun sürmemiş iyi ki. uefa kupası, süper kupa'nın kazanılması kadar önemlidir benim için bu şampiyonluk ve hafızamdan asla silinmeyecek olandır.
  • 709
    babamı hayatımda ilk defa ağlarken gördüğüm maçtır. bende yeri çok ayrıdır.

    o sene maçları digiturkplay den izliyorduk. digiturkplay yayinlari normal yayinlara gore 20 saniye kadar geç geliyordu. yan dairemizdeki fanatik fenerbahçeli komşumuz ise maçları normal yayında normal zamanında izliyordu. bizim taraftaki duvarı yumrukladığında bunun iki açıklaması vardı. ya fenerbahçe gol attı, ya da galatasaray gol yedi. normal sezon maçları zaten işkenceye dönüşmüştü bizim için. duvarlar ince olduğundan sesi sonuna kadar açsak bile sevinçlerini ya da yumruk sesini duyuyorduk. maç günü ise tek isteğim o yumruk sesini duymamakti. dakika 86-87 civarı babam kalp krizi geçiricem deyip koridorda volta atmaya başladı. bana ise saniyeler dakika gibi geliyordu. derken iki üç tane yumruk sesi geldi. babam yumruk seslerini duyunca benim odaya gitti, yıkılmıştı. ben ise hüngür hüngür ağlamaya başladım. biliyordum ki o gol çıkarılamazdi. tam o sırada fenerbahçe atak yapıyordu. olacak golü izlerken, bir baktım gol falan yok. bizim bu durumumuzu bilen beşiktaşlı acımasız diğer yan komşu bizi kandırmak için duvara vurmuş. gol olmadığından emin olduğumda koşa koşa odaya gittim ve babamı çağırdım. son düdük geldiğinde yere secde edip ağlamaya başladı. ben de üzerine yattim ve abartısız 5 dakika hıçkıra hıçkıra ağladık. aglamamiz bittiğinde ise duvara öyle 4 yumruk attım ki, o gün bugündür karşı taraftan hiçbir ses yok :)

    not : seni hiç affetmeyeceğim beşiktaşlı komşu. ölüyorduk ulan.
  • 712
    22 yıllık hayatımda içimi en çok sıkan maç. hatırlayınca oflayıp pufluyorum. bi daha iyi yada kötü böyle maç yaşamayalım, lanet olsun bu sistemi çıkarana da. kaybetseydik ne yapardım bilemiyorum, para uğruna kaç insanı öldürdü bu maç. 90. dakikada artı bilmem kaçı görünce bayılıyorum sanmıştım. şike yapan adamları aklamak uğruna yaptıkları sistemi bi yerlerinde patlattık, maç bitince 2-3 dakika bitti bitti diye bağırmıştım
  • 713
    maç sıfır sıfır, doksan artıda şıtoh'un doldurduğu top, muslera çıkmış tam yumruklayacakken selçuk şahin hafif kambur yapmış, cüneyt çalmamış, muslera yerde top altı pasa, tam gol atmak için taa bizim ceza sahamıza gelen volkan ayısının önüne düşmüş, ayı volkan baaam vurmuş top bizim doksana yapışmış, saraçoğlu'nda taraftar sahaya girmiş herkes volkan'a koşuyor, şampiyonluk gitmiş, golün santrası olmamış, fatih terim başta olmak üzere herkes cüneyt çakır'ın etrafında, diğer yandan polis sahaya girmiş, fenerliler de sahada. biz tv başında kala kalmışız, düşünebiliyor musun?

    (bkz: düşünemedi)

    tanım: ara sıra akla geldiğinde beni bir tuhaf eden maç.
  • 716
    koltuğa yığılı şekilde, gözlerim düşmüş, kollarımı koltuğun kenarından sarkıtmış şekilde bitkin bi halde izlediğim maçtı. kendi kendime "ben bugün kalp krizi geçirmezsem bir daha hiç geçirmem" dediğimi çok iyi hatırlıyorum. ki kalp bizim ailede ırsidir. maç bitene kadar o gün kabus gibi bir gündü gerçekten. neyse ki sağ salim atlatıp şampiyon bitirdik.
  • 717
    tansaş da kıyma makinesi arkasına sakladığımız telefonla takip ettiğim maç. şaka değil gerçekten öyle. çalışıyor olduğum için kasap reyonunda ki abimizin digiplay üyeliğiyle izledik maçı. akşam saatleri oduğu için sürekli kıyma makinesini temizliyorum ayağına maça bakıyorduk. hayatımda ki en gergin maçlar listesine açık ara birinci sıradan girer.
  • 718
    çoğu galatasaraylının aksine evde ayaklarımı uzatarak sülalem rahat şekilde izlediğim maç. tabi maçtan iki gün öncesinde hayatımın en büyük fırsatlarından birini kaçırıp hayatımın kaymasının da bu durumda etkisi büyüktü.

    iki gün önce yaşadığım travmaya rağmen galatasaray sayesinde yüzüm gülmüştü. en son hatırladığım; e-5 karayolunda arabanın camından dışarı çıkmış bir şekilde bayrak sallayarak florya metin oktay tesisleri yolunda olduğumdu.

    ancak her ne kadar bu tarz şampiyonluklar güzel ve anlamlı olsa da (2006 denizli, 2012 kadıköy), son haftadan önce şampiyonluğu garantilemiş halde rahat rahat maç izlemeyi tercih ederim. bu tarz sürprizler kalp ve ruh sağlığı açısından sık sık tekrarlamamalı.
  • 719
    (bkz: sarı kırmızı itiraf)

    maçı izlemedim. izlemeye cesaret edemedim. şampiyonluğu o kadar hak ettikten sonra kaybettiğimizi görmeye cesaret edemedim. o maç öncesi normal sezon gibi formda değildik, üstelik kadıköy bizim için uğursuz bir yerdi. her şey fenerbahçe'nin kazanması üzerine kurgulanmıştı. bunu federasyon başkanının o meymenetsiz suratından bile anlayabilirdiniz. ama klişeler yıkılmak için vardır. oynadıkları film üzerlerine yıkıldı. fenerlilere 3 temmuz'dan sonra bir de biz koyduk. suçları büyüktü, cezalarını çekmemişlerdi. ve ilahi adalet kendisini bir kez daha gösterdi.

    ben ne mi yaptım. manisa'da yaşıyorum. maçta bir güzel uyudum. kalktığımda doğruca salona koştum. trt stadyum'dan ve ntv'deki şeytandan şampiyon olduğumuzu öğrendim. evde sevinçten anlamsız birkaç depar attım. sonra da doğruca dışarıya arkadaşların yanına koştum.

    bu lanet play-off düzeninde yanlış hatırlamıyorsam 7 arkadaşımızı kalpten kaybettik. belki ben de kaybedebilirdim. babam kalp hastası, 1 amcam kalpten gitti, 1 tanesi sigara bırakarak anjiyo oldu. o yüzden iyi ki izlememişim, iyi ki de galatasaray büyüklüğünü göstererek bir kez daha şer odaklarını mağlup etmiş.
  • 721
    8 mart 2015 fenerbahçe galatasaray maçı haftasına girmişken akla gelendir.

    (bkz: galatasaray istediğini istediği yerde alacak güce sahiptir)

    o maç öncesi de takıma çok inanıyordum ve şampiyonluk ateşini yakmıştım. sözlükteki karamsarlığı kaldırmak için elimizden geleni yaptık burada, 2 elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kişiyle. başlık canlandırmalar, eski maçlar, oyuncularımıza verdiğimiz destek mesajları...

    hktwoo'nun (bkz: galatasaray sözlük/#1662501) entrysinde yazdığı gibi gün destek günüdür. gün sahip çıkma, inanma, sinerji günüdür.

    galatasaray sinerjisinin nerelere nasıl ulaştığını bizzat burayı takip edenler son 3-4 yılda çok iyi gözlemlemişlerdir.

    (bkz: galatasaray adının olduğu her yerde umut vardır)
  • 722
    hayatımın en ilginç gününün merkezinde olan maçtır.

    playoff sistemi getirildiğinde ve son maçın kadıköy'de olduğunu öğrenince arkadaş ortamında son maç oraya zaten şampiyon gideriz dedim. takım malum fişek. deli gibi güveniyoruz. muslera -eboue ujfa semih balta-çolak selçuk melo engin-elmander necati diye şimdi bile tek nefeste yazabiliyorum ki aydın'dan bile katkı alıyoruz.

    arkadaş dedi tamam o zaman gel iddaaya girelim son maça şampiyon girerseniz ben nevizade'de, son maçta iddaamız olursa sen cadde'de izleyeceksin şampiyon olan da forma kazanacak. biz de yaptık bi eşşeklik tamam dedik. o oldu bu oldu şampiyonluk bu maça kaldı.

    ben hala deli gibi güveniyorum takıma. çantama attım formamı atkımı bayrağımı gömlek pantolon gittim caddeye. arkadaşla buluştuk. tabi ortam çekilebilir gibi değil. arkadaş da biliyor fanatikliğimi gülüyor bana sarılıp tezahürat yapıyor falan. bende tık yok.

    sonra maç başladı. herkes nasıl dolu. fatih terim her ekrana geldiğinde küfürler havada uçuşuyor. en beklemediğim durum ise bunlar 22 nisan 2012 galatasaray fenerbahçe maçında kazanmalarına rağmen nasıl eziklik duydularsa top böyle oynanır!!! çıkarmayacağız ulan defanstan!!! diye gazlıyorlardı birbirlerini.

    maçın başında elmander'in üstten auta attığı pozisyonda verdiğim reaksiyonla herkesin bana dönmesi bir oldu... ben de mecburen ulan bu maçta nasıl alex oynamaz ya diye r yaptım hemen. tamam semt çocuğuyuz da kahvaltıda yürek yemiyoruz amk.

    geliyorlar kaçırıyorlar. cüneyt çakır'a yağmur gibi yağıyor küfürler. buralarda tam bilgi veremiyorum çünkü cidden hatırlamıyorum. zaten 70. dakika gibi çıktım mekandan. kapının dibindeki lamba direğinin yanına çömdüm.

    son 1 dakikayı izledim. sonra maç bitti. ben hiç arkadaş markadaş dinlemeden o ortamın dolduruşuyla koşmaya başladım. çantam bayrak forma dolu. bi an evvel taksime geçmeliyim diyorum içimden. e yalan yok ağladım da amk. cimbom adamı böyle siker diye bağıramadım e o hırs bir şekilde çıkıyor tabi ki.

    koştum... koştum... yemin ederim hatırlamıyorum sonra bindim otobüse. vapura gidicem. ordan karaköy ordan taksim plan bu. bunlar teselli evrelerine geçmişler. biz şikeyle uğraştık. yine de son maça kaldı. cüneyt o golü verseydi... sonra yanımızdan geçen bi arabayı cimbomlu var diye tekmeleyenleri gördüm camdan. kalp tabi götten atmaya başladı... bundan 30 saniye sonra da şöför otobüsüü durdu, gidemiyoruz isteyen insin dedi.

    e indim napcam amk gidicez taksim'e bu gece burada bitemez. indim fenerliler çöp konteynırlarını devirmiş çöpleri yakıyorlar. atm kırıyorlar falan. oradan geçip bi şekilde vapura ulaşmam lazım. gömleği maske yaptım koşup geçeyim derken iki polis kordonu arasında kaldım. bi önden bi arkadan biber gazı atıyolar. ulan gideyim polise diyeyim abi ben galatasaraylıyım bak çantamda bayrak var falan filan diye orada bi de linç edecekler. allahtan bi fırına girdim. çoluk çocuk da vardı tabi klasik türkiye manzaraları. ortam biraz yatıştı. tabi hala manyak fenerliler var. adam yola dikilen mantarları falan söküyordu amk nasıl koyduysa şampiyonluk onu götüne soksalar tatmin olmayacak.

    yoldan geçerken ebem sikildi tabi biber gazından. he bi bakıma iyi oldu gezi'nin antrenmanını yapıyormuşuz haberim yok. öyle böyle yetiştim vapura. içim içime sığmıyor artık. evdekiler delirmiş tabi. diyorum iyiyim bi durum yok.

    bu sefer de vapur fazla yolcu almış amk. üst katta bi grup fenerli var tezahürat yapıyor zıplıyor falan amk delileri. kaptan uyardı en sonunda vapur çok dolu adam akıllı durun diye. kendi kendime ulan o bayraklar çantadayken caddede ölmedim burda bi şey olmaz heralde diyorum artık. teselliyi kes.

    indim karaköy'den çıktım beyoğlu'na. tabi bayrak çıktı forma giyildi. deliler gibi seviniyorum artık. en son istiklale çıktığımda bi dayı ben içemiycem sen iç diye bi bira vermişti. inşallah işememiştir şişeye bira da miller amk işediyse tadından da anlayamazsın.

    eve gelince anladım yaptığımız işin büyüklüğünü. yastığa kafayı koyduğumda dedim ulan kadıköy'de şampiyon olduk... çocukluğumun kabusu, tarihin en değerli şampiyonluklarından birinin merkezi oldu...

    sonra diyorlar galatasaray'ı çok seviyorsun... bi takım bu kadar abartılır mı? ulan bana sadece bi günde bu kadar duygu yaşatan başka bir şey bulun onu da bu kadar sevmeyen en adi şerefsizdir. ki bu sadece bir gün. eğer galatasaraylıysan bunlardan onlarca var...
  • 723
    şanlı tarihimizde onlarca örneği oldu gibi, galatasaray'ın, türkiye'nin en büyük, finalleri en iyi oynayan takımı olduğunu suyun karşı tarafındaki ezeli rakibine bir kez daha kanıtladığı çok epik maç. bilindiği gibi bunu zaten mütamadiyen kanıtlıyoruz 1905'ten beri, lakin bunu onların evinde, gözlerinin hemen önünde yapmak ne tarif edilemez bir zevkti değil mi?

    bitiş düdüğü çalınmasına 2 dakika varken bile gözlerinde ''hala olabilir'' bakışlarını görüyordum, başkanları o sıralarda şike suçu yüzünden hapiste yatmak olan, saraçoğlu'na o gün tarihlerindeki en anlamlı, en görkemli şampiyonluklarını kutlamak için gelen fenerbahçe taraftarını.

    yeni stadımızın ilk mağlubiyetini fenerbahçe'den almak ve onları kadıköy'de yıllarca yenememek kulübümüz tarihi adına hiç önemi olmayan lakin ezeli rekabette bize yaralar veren iki olaydı, bu maçla ikisini de kurtarma şansı bize nasip oldu, şampiyonluk kupasıyla o gün oradan çıkmak nasip oldu. fenerbahçe'nin bizzat kendi evinde, bizzat kendisi olarak bizim karşımızda bu kadar aciz duruma düşmelerini görmek nihayet nasip oldu keza bunu da çoktan, sonuna kadar hak etmişlerdi zaten.

    (bkz: mazimiz şerefli şampiyonluklarla dolu bunu bir de sen gör saraçoğlu)

    http://media.tumblr.com/...3ei1lpeRJ1qebdob.jpg

    kıpssss.
  • 724
    sadece bir şampiyonluk maçı değil benim için artık saraçoğlunun ali sami yen dışında kutsal bir mekan olmasını sağlamış, her yanından geçtiğimde yüzümde ufak bir tebessüm bırakan maç. bizim için bir hafta öncesinden trabzonspor - fenerbahçe maçında başlamıştı. o gün o zamanki öğrenci evime bütün arkadaşlar toplanıp şampiyonluğu beklerken bir hafta daha beklemek zorunda kalmıştık. beklemek ki ne beklemek. yan apartman sarı lacivelt ve boydan boya bütün binayı kaplamış rakip takım bayrağıyla şampiyonluk kutlamasına başlamıştı. o gün geldiğinde şampiyonluğa olan inancından bir gram eksilmiş bir galatasaray taraftarı olacağını sanmıyorum. bizde öyleydik inanmıştık ve inanılmaz yüzyıllara konu olacak bir şampiyonluk kazanmıştık. o bayrağın olduğu binaya doğru bağırdığım sevgi dolu sözlerim, caddelerdeki boydan boya sarı kırmızı ve arenadaki o atmosfer unutulmaz.
  • 725
    karşıma çıktı bir link'in diğer ucunda.
    22 dakika gözümü kırpamadan bir kez daha izledim.
    şimdi o günkü psikolojimize, gücümüze hayret ediyorum.
    aklımda tek bir soru: allah'ım bizim yüreğimiz bu maça nasıl dayandı?

    https://www.youtube.com/watch?v=c2tyfwn4YHg

    bu izleyişinizde, dikkatinizi en çok muslera'ya veriniz.
    bir kaleci, bir kulübün tarihine yalnızca bir senede nasıl geçer, o kulübün efsanelerinden biri olacağının sinyallerini bin bir eleştiri ile başladığı sezonun sonunda nasıl herkesin kafasına vura vura kazır onu göreceksiniz.

    ayrıca;
    o sezon 28 maçta forma giyenselçuk şahin'den 1 gol fazla atmıştır.
App Store'dan indirin Google Play'den alın