• 726
    koltuğa yığılı şekilde, gözlerim düşmüş, kollarımı koltuğun kenarından sarkıtmış şekilde bitkin bi halde izlediğim maçtı. kendi kendime "ben bugün kalp krizi geçirmezsem bir daha hiç geçirmem" dediğimi çok iyi hatırlıyorum. ki kalp bizim ailede ırsidir. maç bitene kadar o gün kabus gibi bir gündü gerçekten. neyse ki sağ salim atlatıp şampiyon bitirdik.
  • 727
    tansaş da kıyma makinesi arkasına sakladığımız telefonla takip ettiğim maç. şaka değil gerçekten öyle. çalışıyor olduğum için kasap reyonunda ki abimizin digiplay üyeliğiyle izledik maçı. akşam saatleri oduğu için sürekli kıyma makinesini temizliyorum ayağına maça bakıyorduk. hayatımda ki en gergin maçlar listesine açık ara birinci sıradan girer.
  • 728
    çoğu galatasaraylının aksine evde ayaklarımı uzatarak sülalem rahat şekilde izlediğim maç. tabi maçtan iki gün öncesinde hayatımın en büyük fırsatlarından birini kaçırıp hayatımın kaymasının da bu durumda etkisi büyüktü.

    iki gün önce yaşadığım travmaya rağmen galatasaray sayesinde yüzüm gülmüştü. en son hatırladığım; e-5 karayolunda arabanın camından dışarı çıkmış bir şekilde bayrak sallayarak florya metin oktay tesisleri yolunda olduğumdu.

    ancak her ne kadar bu tarz şampiyonluklar güzel ve anlamlı olsa da (2006 denizli, 2012 kadıköy), son haftadan önce şampiyonluğu garantilemiş halde rahat rahat maç izlemeyi tercih ederim. bu tarz sürprizler kalp ve ruh sağlığı açısından sık sık tekrarlamamalı.
  • 729
    (bkz: sarı kırmızı itiraf)

    maçı izlemedim. izlemeye cesaret edemedim. şampiyonluğu o kadar hak ettikten sonra kaybettiğimizi görmeye cesaret edemedim. o maç öncesi normal sezon gibi formda değildik, üstelik kadıköy bizim için uğursuz bir yerdi. her şey fenerbahçe'nin kazanması üzerine kurgulanmıştı. bunu federasyon başkanının o meymenetsiz suratından bile anlayabilirdiniz. ama klişeler yıkılmak için vardır. oynadıkları film üzerlerine yıkıldı. fenerlilere 3 temmuz'dan sonra bir de biz koyduk. suçları büyüktü, cezalarını çekmemişlerdi. ve ilahi adalet kendisini bir kez daha gösterdi.

    ben ne mi yaptım. manisa'da yaşıyorum. maçta bir güzel uyudum. kalktığımda doğruca salona koştum. trt stadyum'dan ve ntv'deki şeytandan şampiyon olduğumuzu öğrendim. evde sevinçten anlamsız birkaç depar attım. sonra da doğruca dışarıya arkadaşların yanına koştum.

    bu lanet play-off düzeninde yanlış hatırlamıyorsam 7 arkadaşımızı kalpten kaybettik. belki ben de kaybedebilirdim. babam kalp hastası, 1 amcam kalpten gitti, 1 tanesi sigara bırakarak anjiyo oldu. o yüzden iyi ki izlememişim, iyi ki de galatasaray büyüklüğünü göstererek bir kez daha şer odaklarını mağlup etmiş.
  • 731
    8 mart 2015 fenerbahçe galatasaray maçı haftasına girmişken akla gelendir.

    (bkz: galatasaray istediğini istediği yerde alacak güce sahiptir)

    o maç öncesi de takıma çok inanıyordum ve şampiyonluk ateşini yakmıştım. sözlükteki karamsarlığı kaldırmak için elimizden geleni yaptık burada, 2 elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kişiyle. başlık canlandırmalar, eski maçlar, oyuncularımıza verdiğimiz destek mesajları...

    hktwoo'nun (bkz: galatasaray sözlük/#1662501) entrysinde yazdığı gibi gün destek günüdür. gün sahip çıkma, inanma, sinerji günüdür.

    galatasaray sinerjisinin nerelere nasıl ulaştığını bizzat burayı takip edenler son 3-4 yılda çok iyi gözlemlemişlerdir.

    (bkz: galatasaray adının olduğu her yerde umut vardır)
  • 732
    hayatımın en ilginç gününün merkezinde olan maçtır.

    playoff sistemi getirildiğinde ve son maçın kadıköy'de olduğunu öğrenince arkadaş ortamında son maç oraya zaten şampiyon gideriz dedim. takım malum fişek. deli gibi güveniyoruz. muslera -eboue ujfa semih balta-çolak selçuk melo engin-elmander necati diye şimdi bile tek nefeste yazabiliyorum ki aydın'dan bile katkı alıyoruz.

    arkadaş dedi tamam o zaman gel iddaaya girelim son maça şampiyon girerseniz ben nevizade'de, son maçta iddaamız olursa sen cadde'de izleyeceksin şampiyon olan da forma kazanacak. biz de yaptık bi eşşeklik tamam dedik. o oldu bu oldu şampiyonluk bu maça kaldı.

    ben hala deli gibi güveniyorum takıma. çantama attım formamı atkımı bayrağımı gömlek pantolon gittim caddeye. arkadaşla buluştuk. tabi ortam çekilebilir gibi değil. arkadaş da biliyor fanatikliğimi gülüyor bana sarılıp tezahürat yapıyor falan. bende tık yok.

    sonra maç başladı. herkes nasıl dolu. fatih terim her ekrana geldiğinde küfürler havada uçuşuyor. en beklemediğim durum ise bunlar 22 nisan 2012 galatasaray fenerbahçe maçında kazanmalarına rağmen nasıl eziklik duydularsa top böyle oynanır!!! çıkarmayacağız ulan defanstan!!! diye gazlıyorlardı birbirlerini.

    maçın başında elmander'in üstten auta attığı pozisyonda verdiğim reaksiyonla herkesin bana dönmesi bir oldu... ben de mecburen ulan bu maçta nasıl alex oynamaz ya diye r yaptım hemen. tamam semt çocuğuyuz da kahvaltıda yürek yemiyoruz amk.

    geliyorlar kaçırıyorlar. cüneyt çakır'a yağmur gibi yağıyor küfürler. buralarda tam bilgi veremiyorum çünkü cidden hatırlamıyorum. zaten 70. dakika gibi çıktım mekandan. kapının dibindeki lamba direğinin yanına çömdüm.

    son 1 dakikayı izledim. sonra maç bitti. ben hiç arkadaş markadaş dinlemeden o ortamın dolduruşuyla koşmaya başladım. çantam bayrak forma dolu. bi an evvel taksime geçmeliyim diyorum içimden. e yalan yok ağladım da amk. cimbom adamı böyle siker diye bağıramadım e o hırs bir şekilde çıkıyor tabi ki.

    koştum... koştum... yemin ederim hatırlamıyorum sonra bindim otobüse. vapura gidicem. ordan karaköy ordan taksim plan bu. bunlar teselli evrelerine geçmişler. biz şikeyle uğraştık. yine de son maça kaldı. cüneyt o golü verseydi... sonra yanımızdan geçen bi arabayı cimbomlu var diye tekmeleyenleri gördüm camdan. kalp tabi götten atmaya başladı... bundan 30 saniye sonra da şöför otobüsüü durdu, gidemiyoruz isteyen insin dedi.

    e indim napcam amk gidicez taksim'e bu gece burada bitemez. indim fenerliler çöp konteynırlarını devirmiş çöpleri yakıyorlar. atm kırıyorlar falan. oradan geçip bi şekilde vapura ulaşmam lazım. gömleği maske yaptım koşup geçeyim derken iki polis kordonu arasında kaldım. bi önden bi arkadan biber gazı atıyolar. ulan gideyim polise diyeyim abi ben galatasaraylıyım bak çantamda bayrak var falan filan diye orada bi de linç edecekler. allahtan bi fırına girdim. çoluk çocuk da vardı tabi klasik türkiye manzaraları. ortam biraz yatıştı. tabi hala manyak fenerliler var. adam yola dikilen mantarları falan söküyordu amk nasıl koyduysa şampiyonluk onu götüne soksalar tatmin olmayacak.

    yoldan geçerken ebem sikildi tabi biber gazından. he bi bakıma iyi oldu gezi'nin antrenmanını yapıyormuşuz haberim yok. öyle böyle yetiştim vapura. içim içime sığmıyor artık. evdekiler delirmiş tabi. diyorum iyiyim bi durum yok.

    bu sefer de vapur fazla yolcu almış amk. üst katta bi grup fenerli var tezahürat yapıyor zıplıyor falan amk delileri. kaptan uyardı en sonunda vapur çok dolu adam akıllı durun diye. kendi kendime ulan o bayraklar çantadayken caddede ölmedim burda bi şey olmaz heralde diyorum artık. teselliyi kes.

    indim karaköy'den çıktım beyoğlu'na. tabi bayrak çıktı forma giyildi. deliler gibi seviniyorum artık. en son istiklale çıktığımda bi dayı ben içemiycem sen iç diye bi bira vermişti. inşallah işememiştir şişeye bira da miller amk işediyse tadından da anlayamazsın.

    eve gelince anladım yaptığımız işin büyüklüğünü. yastığa kafayı koyduğumda dedim ulan kadıköy'de şampiyon olduk... çocukluğumun kabusu, tarihin en değerli şampiyonluklarından birinin merkezi oldu...

    sonra diyorlar galatasaray'ı çok seviyorsun... bi takım bu kadar abartılır mı? ulan bana sadece bi günde bu kadar duygu yaşatan başka bir şey bulun onu da bu kadar sevmeyen en adi şerefsizdir. ki bu sadece bir gün. eğer galatasaraylıysan bunlardan onlarca var...
  • 733
    şanlı tarihimizde onlarca örneği oldu gibi, galatasaray'ın, türkiye'nin en büyük, finalleri en iyi oynayan takımı olduğunu suyun karşı tarafındaki ezeli rakibine bir kez daha kanıtladığı çok epik maç. bilindiği gibi bunu zaten mütamadiyen kanıtlıyoruz 1905'ten beri, lakin bunu onların evinde, gözlerinin hemen önünde yapmak ne tarif edilemez bir zevkti değil mi?

    bitiş düdüğü çalınmasına 2 dakika varken bile gözlerinde ''hala olabilir'' bakışlarını görüyordum, başkanları o sıralarda şike suçu yüzünden hapiste yatmak olan, saraçoğlu'na o gün tarihlerindeki en anlamlı, en görkemli şampiyonluklarını kutlamak için gelen fenerbahçe taraftarını.

    yeni stadımızın ilk mağlubiyetini fenerbahçe'den almak ve onları kadıköy'de yıllarca yenememek kulübümüz tarihi adına hiç önemi olmayan lakin ezeli rekabette bize yaralar veren iki olaydı, bu maçla ikisini de kurtarma şansı bize nasip oldu, şampiyonluk kupasıyla o gün oradan çıkmak nasip oldu. fenerbahçe'nin bizzat kendi evinde, bizzat kendisi olarak bizim karşımızda bu kadar aciz duruma düşmelerini görmek nihayet nasip oldu keza bunu da çoktan, sonuna kadar hak etmişlerdi zaten.

    (bkz: mazimiz şerefli şampiyonluklarla dolu bunu bir de sen gör saraçoğlu)

    http://media.tumblr.com/...3ei1lpeRJ1qebdob.jpg

    kıpssss.
  • 734
    sadece bir şampiyonluk maçı değil benim için artık saraçoğlunun ali sami yen dışında kutsal bir mekan olmasını sağlamış, her yanından geçtiğimde yüzümde ufak bir tebessüm bırakan maç. bizim için bir hafta öncesinden trabzonspor - fenerbahçe maçında başlamıştı. o gün o zamanki öğrenci evime bütün arkadaşlar toplanıp şampiyonluğu beklerken bir hafta daha beklemek zorunda kalmıştık. beklemek ki ne beklemek. yan apartman sarı lacivelt ve boydan boya bütün binayı kaplamış rakip takım bayrağıyla şampiyonluk kutlamasına başlamıştı. o gün geldiğinde şampiyonluğa olan inancından bir gram eksilmiş bir galatasaray taraftarı olacağını sanmıyorum. bizde öyleydik inanmıştık ve inanılmaz yüzyıllara konu olacak bir şampiyonluk kazanmıştık. o bayrağın olduğu binaya doğru bağırdığım sevgi dolu sözlerim, caddelerdeki boydan boya sarı kırmızı ve arenadaki o atmosfer unutulmaz.
  • 735
    karşıma çıktı bir link'in diğer ucunda.
    22 dakika gözümü kırpamadan bir kez daha izledim.
    şimdi o günkü psikolojimize, gücümüze hayret ediyorum.
    aklımda tek bir soru: allah'ım bizim yüreğimiz bu maça nasıl dayandı?

    https://www.youtube.com/watch?v=c2tyfwn4YHg

    bu izleyişinizde, dikkatinizi en çok muslera'ya veriniz.
    bir kaleci, bir kulübün tarihine yalnızca bir senede nasıl geçer, o kulübün efsanelerinden biri olacağının sinyallerini bin bir eleştiri ile başladığı sezonun sonunda nasıl herkesin kafasına vura vura kazır onu göreceksiniz.

    ayrıca;
    o sezon 28 maçta forma giyen selçuk şahin'den 1 gol fazla atmıştır.
  • 742
    stresin vücuduma verdiği zararı net olarak hissettiğim gündü 12 mayıs 2012. sabah nasıl kalktığımı, ne yediğimi içtiğimi, dışarı çıkıp çıkmadığımı, ilk yarıyı izledikten sonra ikinci yarıda heyecandan izlemeyi bırakıp ne yaptığımı hiç hatırlamıyorum. sadece odama girmiş ve kulaklığı takıp maç bitene kadar tek bir şarkıyı dinlediğimi hatırlıyorum. bir de arkadaşımın kapıyı tekmeyle açıp "ve şampiyon" deyişinden sonraki hüngür hüngür ağlayışımı. her şey için yeniden teşekkürler galatasaray.
  • 745
    abimin nişanı olduğu için ikinci yarısını izleyemediğim maç. tanıdığım bildiğim herkese mesaj atarak bilgilendirmelerini söylemiştim, birsürü mesaj gelmişti telefonuma ikinci yarı. maç bittiğindeyse kendimi sadece sokağa attım, kaldırımda yürüdüm, zıpladım, saçma sapan sağa sola baktım...

    sonra tekrar yukarı çıkıp horona devam ettik :( malum nişan trabzon'da idi :(
  • 750
    baya baya defans yaptığımız ve iyi oynadığımız bir maçtı.
    demek ki "bu takımın genlerinde defans yok" safsatası çağ dışı olduğu gibi gerçek dışıymış.
    bu arada fener'in küme düşmesi gerekirken, olmadı en kötü puanının silinmesi gerekirken play-off sistemiyle puanı katledilen galatasaray olmuştu. bu trajikomik uygulama için m.ali aydınlar denilen zavallıya ne kadar sövsek az. bu maçtan şampiyon çıkamasaydık ciddi ciddi futbolla olan ilişkimi sorgulardım. neyse ki adalet yerini buldu da şimdilik idare ediyoruz.

    itiraf: maçı heyecandan izlemedim. maç oynanırken bir güzel uyudum.