aynı isimdeki diğer başlıklar:
  • 676
    bir tarikat gibi. müritlerini uyutuyor ve herşeye inandırıyor. müritlere sorgulamak yasak, eleştirmek yasak. tarikatın kendine göre belli doğruları var. bunları öyle iyi empoze etmişler ki müritlerine; bu doğrular onları bazen çok büyük yanlışlara götürse dahi önemli değil. aynı dine mensup farklı tarikatların, yada bir tarikata bağlı olmayan insanların fikirleri önemli değil. çünkü onlar zaten yanlış yoldalar. kendi tarikatları yanlışa da gitse önemli olan tarikatın varlığını sürdürmesi. tarikat varsa onlar güçlü, tarikat yoksa onlar güçsüz. tarikat onları her şeyden korur. o yüzden kötü olana kötü, yanlış olana yanlış demek anlamsız ve gereksiz. tarikatın yanlışları hakkında konuşan ve tarikatı sorgulayan olursa o kişiye hemen müritler tarikatı ya da yanlışlarını savunarak karşılık verir. tarikat sorgulanmaya açık hale gelirse varlığını devam ettiremez çünkü. tarikat bağlı oldukları dinin tek temsilcisi olmak istiyor. kendi tarikatının dışında kalan aynı dine bağlı insanların aynı camiye gelip ibadet etmesine izin veriliyor. ama eğer bu kişiler tarikattan rahatsız olursa; ya camiden zorla kovuluyor ya da bu iğrençliğe daha fazla dayanamayıp camiye gelmemeye başlıyor. çoğu ibadetini evde yapıyor camiden uzaklaşanların. dinine bağlı çünkü çoğu. ama tarikat onları sizden mürit olmaz diyerek eziyor. sizin evde yaptığınız ibadet kabul olmaz diyorlar. hem camiden bir şekilde yolluyorlar hem de sizin evde yaptığınız ibadetin sevabı yok diyorlar...

    benden bir tavsiye;

    tarikatın müriti olun ya da olmayın ama asla tarikatı sorgulamayın yada eleştirmeyin yoksa dinden çıkabilirsiniz. tarikat öyle diyor...

    benden söylemesi...
  • 678
    eksik bir şey var aşkımıza dair.
    bizim gibi romantizmle yönetilmeye alışmış kültürel kodlara sahip toplumlarda, ki liderlik koltuğuna oturmuş kişi güçlü bir kamuoyu sempatisi ile gelmişse o noktaya, bu romantizmin sona ermesi için olağandışı gelişmeler olması gerekiyor.
    galatasaray spor klubü ise tarihinin sıradanlığına en uzak günleri yaşamakta bu süreçte.

    tekrar, ülkemizde pek aşina olduğumuz söylevler olmasa bile, bilimsel yani hayata dair çalışmalarda bir sorunun çözümüne ulaşmak için yegane gerekliliğin problemin tanımını doğru bir şekilde yapmak olduğu bilinmektedir. zira konuya en hakim kişilerden albert einstein’ın bu konuya dair öznel yorumu, bir problemi çözmek için kendisine bir saat verildiğinde, bunun 59 dakikasını problemi doğru tanımlamakla geçirmekte olduğu şeklindedir.

    galatasaray spor klubünün problemi sayın adnan polat’tır.

    sarı ve kırmızıya dair sempatizanları bünyesi altında toplamayı başarmış ultraslan grubunun bu noktada önündeki en büyük sınav, net bir şekilde, kendi geleceğine dair hiç bir kaygı hissetmeden, problemi tanımlayabilmesidir.

    konuya dair bir önceki yazımda, yaşadığımız sorunlara dair tabloyu sadelikle ortaya koymaya çalıştığım için tekrar aynı hususları belirtmeye gerek yok, fakat elano’nun gidişinin tek başına değerlendirilmesi gereken bir konu olmadığını da hatırlatmak isterim. dün gerçekleşmiş olan satış, fernando meira’nın, kader keita’nın gönderilmesi opsiyonlarının başka bir adımıdır. buradaki değerlendirme ölçütü oyuncuların performansı değil, onları gönderme yolunu seçmiş olanların zihniyetidir. keza haldun üstünel ile de benzer bir mantalite çerçevesinde yollar ayrılmıştır.

    netice itibariyle, geçen zaman içerisinde, tribündeki akil insanların desteğini hızla kaybetmiş olan yönetimimiz ile hızla kaybetmeye devam eden taraftar grubumuzun ayrı ayrı kendi gelecekleri adına tercih yapmalarının zamanı gelmiştir, zira ortada bahsedilebilecek bir felsefe var ise, ultras, sevdiğine göz göre göre zarar verilmesine sadece tepki verenlerin değil, sevdasını yeri geldiğinde çekip alabilecek olanların paradigmasıdır.

    çabamızın adı ortak,
    tam bağımsız ultraslan ..
  • 679
    --- alıntı ---
    sevgili galatasaraylılar,

    ali sami yen stadına veda etmeye hazırlandığımız şu günlerde koreografi ekibi olarak bu vedayı unutulmaz kılmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. dünyanın dört bir tarafında, ali sami yen için bizim hissettiklerimizi hisseden renkdaşlarımızın hissettiklerini beze dökmesi ve bu pankartların ali sami yen’i bir bayram yerine çevirmesi için bir organizasyon başlatıyoruz. koreografi ekibinin kendi içerisindeki çalışmalara ek olarak düşünülen bu organizasyonda amaç, ali sami yen’i eski günlerde olduğu gibi salkım saçak sarı kırmızıya boyamaktır.

    organizasyon detayları aşağıdaki gibidir.

    pankartlar için,

    * organizasyona "ali sami yen stadına söyleyecek son bir sözü olan her galatasaraylı" katılabilir.

    * organizasyona boyadığınız el emeği pankartlarla, evinizin bir köşesinde duran galatasaray bayraklarıyla veyahut yeni yaptıracağınız galatasaray bayrakları ile katılabilirsiniz.

    * gönderilen pankartlar kesinlikle el emeği olmalıdır. hiçbir digital pankart kabul edilmeyecektir.

    * kırmızı-siyah, sarı-beyaz, beyaz-kırmızı gibi içinde sarı-kırmızı renklerin olmadığı pankartlar kabul edilmeyecektir. istenilen görüntünün yakalanabilmesi için mümkünse kırmızı veya sarı zemin üzerine, sarı veya kırmızı ile yazılıp-çizilmesi uygun olacaktır.

    * pankartların üzerinde imza bulunmaması tercihimizdir. imzalı olanlar ise pankartın içeriğinin önüne geçmeyecek boyutlarda olmalıdır.

    * stad düzenlemesine yetiştirilebilmesi için 11.01.2011 şekerspor maçı tarihinden 3 gün önce elimizde olmalıdır. yani son teslim günü 08.01.2011’dir.

    * istenilen her boyutta pankart yapılabilir.

    bayraklar için,

    * gönderilecek bayraklar sadece sarı-kırmızı renklerde olmalıdır.

    * evinizde bulunan mevcut bayrağınız ile organizasyona katkıda bulunabilirsiniz.

    * minumum ölçü 6 metrekaredir.

    * mevcut bir bayrağınız yoksa, ve organizasyon için bir bayrak yapıp yollamak istiyorsanız tavsiyemiz "astarlık saten" kumaşı kullanmanız yönündedir. astarlık saten kumaş hem ucuz hemde bayrak için ideal bir kumaştır.

    * bayraklar sopalı olarak değil, ali sami yen stadının dört bir yanına asılmak suretiyle kullanılacaktır.

    adres bilgileri ;

    cemal sururi sokak, fatih iş merkezi, kat: 3 daire: 12 mecidiyeköy / istanbul şeklindedir.

    pankartları veyahut bayrakları gönderecek arkadaşlardan ricamız karşı ödemeli yollamamalarıdır.

    şimdiden ilginiz için teşekkürler...

    --- alıntı ---
  • 682
    neci olduklarını merak ettiğim gruptur.

    laylaylom şakşakşak... galatasaray'ın son dönemdeki durumu ortada, ses seda yok falan... ama iş futbolcu, teknik direktör ıslıklamaya gelince aslandır bunlar aslan... hani yönetim? özhan canaydın iki bilet fazladan vermedi diye stadı yaktınız yalan mı? şimdi, adnan polat başkanınız kendi ağzıyla söylüyor bizim onlarla aramız iyidir falan...

    çüş diyorum artık lan. yahu arkadaş bu adamlara kimin gücü yetiyorsa indirsinler... yürüyedur, tekyumruk kim geliyorsa gelsin ama bunlar, bu sülükler çekip gitsinler.

    sıkıyorsa bugün, yarın yönetimi istifaya çağırsanıza... sıkıyorsa kulüp binasına yürüsenize...

    nerde sizde o yürek hele bi söyleyin bakalım...

    ama iş sıradan taraftarın kafasına tokmak atmaya gelince yine aslansınız...
  • 688
    kendi sahasında oynarken rakip takıma oley çektiler o tamam haram zıkkım haram zıkkım oley diye bir tezahürat* başlattılar o da tamam. ama maç ortasında en büyük asker bizim asker diye bağırmaya çalışıp katılmayanlara küfretmek ne demek lan? hasta mısınız olm gidin ininizde reisinizin yanında uluyun.
    (bkz: kafan çok güzelmiş canım güle güle kullan)
  • 689
    sevmediğim hatta nefret ettiğim, yeni stada gelmeseler süper olacak maaşlı grup. ama tabi yok öyle bir ihtimal. sami yen'e veda bestesine bak allah aşkına "seni yıkacaaaak dozerin anaaasını bilmemne".

    takım yerlerde sürünüyor, hala daha yönetime laf söyleyemezler neden reisleri izin vermez. bu mu lan taraftarlık, içinizdekileri söyleyemedikten sonra. destekliyorlarmış, allah aşkına desteklemeyin ya. gerçek taraftar organize olur yine bir şekilde merak etmeyin.

    gücünüz ancak arda turan'a bir de sizin o sikimsonik arabesk bestelerinizi söylemek istemeyen taraftara yetiyor dimi.

    "konuşma oturduğun yerden" denen o salak argümanla gelecek varsa; iki senedir bunların dibinde maç seyrediyorum ve evet bugün de stadda soğuktan bir tarafı donanlar arasındaydım. kimse kimseden fazla galatasaraylı değil, onun kararını siz veremezsiniz, artistlik yapıp durmayın.
  • 691
    şu adamlara laf söyleyenler 2 tane beste yazıp gelse de onların bestelerini de dinlesek lan. siz bu adamları makine olarak falan mı görüyosunuz ? onlar da sizin gibi insan ulan işte sonuçta sen yazıcaksın da besteyi onlar söylemiyecek mi ? ya artık eleştirmektense biraz bestelere eşlik edinde sesiniz çıksın ya. bu nasıl bi gamsızlık artık çok ağır konuşucam dilim varmıyo bi galatasaray'lıya böyle laflar söylemeye ama kardeşlerim sürü psikolojisi yapmayın sevmiyosanız toplanın bir yerde sizde bağırın gelmessem en adı şerefsizin karaktersizin önde gideniyim. ama yapmayacaksınız da konuşup durmayın yalvarıyorum artık ya.
  • 695
    benim gözümden düştükleri an çok nettir:

    basket maçlarını biliyorsunuzdur bir tribünün tam ortasında toplanırlar önlerinde ikizler ve adını bilmediğim beyaz saçlı bir adam durur genelde. işte bu sene bir maçta adnan polat abdi ipekçi'ye geldi. amigoalrın sırtı dönük olduğundan göremediler ve o sırada ya adnan polay yada yanındakilerden biri bu beyaz saçlıyı aradı. telefona baktı, geri döndü adnan polat'ı gördü kafayı salladı ve taraftarı bağırtmaya başladı: "büyük başkan, büyük başkan" ...

    şimdi kim bunların yönetimle ortak çalışmadığını söyleyebilir bana? kim bana yönetimin ultraslanı beslemediğini söyleyebilir? kimse....

    takımı kötü halde kabul ama taraftar grubumuz çok daha kötü halde...
App Store'dan indirin Google Play'den alın