• 24 eylül 2017 bursaspor galatasaray maçında cok top kaybetti, ezdi vs iyi de degildi ama bir sey cok iyi bu adamda, enerjisi. rakipler sıradan cinko karbon pil tolga duracell gibi.

    tüm galatasaraylilar hep birlikte oyundan cikmasi gerektigi fikrindeydik ama iste o baskili oyunun kendisi sayesinde de oldugunu unutuyoruz.

    adam kariyerinde atmadigi golleri 6 macta atti. gerrard misin amk :(

    plase bey diyeceksiniz!
  • https://pbs.twimg.com/media/Ct_sRg-WcAAVY2p.jpg , http://gss.gs/uLa

    yukarıda 2016-2017 sezonunun ilk 6 haftasına ait birtakım istatistikler var.

    tolga maaşından bağımsız olarak sezona çok iyi giriş yapmıştı. formunun da asla takım arkadaşlarının kondisyonunun kötü olmasıyla alakası olamaz zira yukarıdaki istatistikleri takım arkadaşlarına karşı oynarken değil, rakip takıma karşı oynarken yaptı.
    insan üzülüyor tabi, böyle güzel başlangıcın hüsranla bitmesine.
    o sakatlığı yaşamamış olsa belki de şu an tüm taraftarlar 1 orta sahaya fitti. gel gör ki hepimiz 2 tane ancak yeter diyoruz mevcut durumda.

    tolga aynı grafikle devam etseydi ne olabilirdi biliyor musunuz?
    top kapma rekortmeni, alanında tartışmasız dünyanın en iyisi olan n'golo kante'yi bile geride bırakabilirdi hem top kapmada hem diğer versuslarda.

    sakatlıktan sonra beli elastikiyetini kaybetti tolga'nın. aynı zamanda çok uzun süreli bir sakatlık geçirdiği için mental problemleri de patlak verdi.
    bununla da sınırlı değil performans düşüklüğü, ayak tabanındaki sıkıntı onu ikili mücadelelerden kaçmaya itti. eh ikili mücadelelerden kaçınca da hem istatistiki verimi yok oldu hem de gözümüze ''boş oynuyormuş'' gibi geldi. bunlara bir de döndüğünde takımın lige havlu atmış şekilde olması da eklenince konsantrasyonu hepten bozuldu. özellikle meşhur elle oynadığı pozisyon bildiğiniz klinik vakadır. ciddi söylüyorum. epidemiyolojik çalışmalara konu olacak cinsten bir olaydı o.
    tüm bunlar tolga'nın sezon içerisinde psikolojisinin ne kadar zarar gördüğünü gösteriyor bizlere.

    şimdiyse yeni bir teknik direktörle çalışacak. tudor tolga'nın yapısını seviyor. üzerine düşerse gelişimi gösteredebilir.
    tudor'un sezon başı kampından geçmiş bir tolga hepimizi şaşırtabilir.

    kesin şaşırtır diyemem ama şaşırtma ihtimali yüksek. hepimiz bu adama öldü gözüyle baksak da geçen sezon başındaki tolga bu ligde fark yaratır. bu demek değildir ki 1 orta saha transferi yeter. yetmez. iki tane şart.

    şaşırt bizleri.
  • https://www.galatasaray.org/...larina-basladi/39877

    antremana çıkmamasını bir kenera bırakırsak, galatasaray'ın ciddi olarak bir kurumsal iletişim uzmanına ihtiyacı olduğunu gösteren futbolcumuz.

    "hafif ağrıları bulunan eren derdiyok, antrenmanın tamamında takımla birlikte çalıştı."

    "sağ ayak baş parmağında ağrıları bulunduğunu öne süren tolga ciğerci antrenmana katılmadı."

    bu haberi yazan sevgili meslektaşım. sen medyada çalışan bir gazeteci değilsin. hatta %99 ihtimalle benden de daha tecrübeli bir gazetecisin. ancak sen galatasaray'ın kurumsal kimliğini yazılarında da göstermekle mükellefsin. tolga'nın sağ ayak baş parmağında ağrı olabilir. tolga'nın sağ ayak baş parmağında ağrı olmayadabilir. tolga'nın bir baş parmağı dahi olmayabilir. ancak bir anlık ihmalle dahi olsa "öne süren" kalıbını kullanırsan kurumsal kimlik yerle yeksan olur. sen boş ver öne sürmeyi falan. ağrı var de geç. içerde fatih terim, sağlık ekibi ve yöneticiler halletsin.

    ayrıca tolga ciğerci benim yüzümü kara çıkartmaktan bıkmadı ya. yanarım yanarım da ona yanarım.
  • 15 nisan 2018 galatasaray başakşehir maçı göstermiştir ki kendisi ilk on birde en azından sezonun geri kalanında bulunmak durumunda. her ne kadar gomis’in köşeden kaçırdığı pozisyonu tercih hatalarıyla hiç etse de, her ne kadar birçok atağın son aşamasında tutukluk gösterse de oyuna girdiği andan itibaren rakip takımı deyim yerindeyse bozguna uğrattık. daha sahaya ayağını basmasıyla beraber harika bir ezici press gücü oluşturdu, alan kapattı, top çalma sayımız on dakikada iki katına falan çıktı.

    kendisinin olmasının elbette bazı dezavantajları da var ama emin olun kendisi varken daha çok pozisyon buluyoruz. çünkü hücumda daha sıkı, agresif bir hale bürünüyoruz varlığında. zaten ilk sekiz haftalık o malum rüya gibi periyodun gomis’le beraber en önemli ismiydi ki sonrasında sakatlıktan dolayı oynayamayışı, tudor’un son dönemde ilk on birden kesmesi ve fatih hocanın yüzüne bile bakmamasıyla yine çöp muamelesi görmeye başladı.

    bu adamda bi keramet var...
  • yetenegi kisitili muhabbeti artik cok baydi. sol kanada yakin oynuyor, mariano sagdan kactiginda agzinin icine pas atiyor, ofanstan defansa, defanstan ofansa gecislerde muhtesem, ikili mücadelelerde cok saglam, her mac en az 3 tane pozisyona girebilecek kadar ceza sahasina kosu yapabilen zeki ve atletik bir oyuncu.

    evet tolgacim, yeteneksizsin, frikik atamiyorsun, trivela da yapamiyorsun, yeteneksiz oglu yeteneksizsin.
  • her sene çok iyi başlayıp sezonun oyuncusu yorumlarından sonra sakatlık, performans düşüklüğü, yedeğe düşüş, istiklal marşı, kapanış.

    sürekliliği olmayan oyuncuları oldum olası sevmiyorum. biz 34 maç için para ödüyoruz futbolcuya, adam 17 maç oynayacak durumdaysa %50 zarardayız. her sezon istikararlı şekilde oynamayan oyunculara yatırım yapmayalım artık.
  • her sahaya çıkıp bizi şaşırtışında, aklıma kara günlerimden birini getiren futbolcu.

    üniversitede bir kız arkadaşım vardı. okula çok az uğrardı, thy'de hosteslik yapardı kendisi. neyse bir gün beni yemeğe davet etti. istanbul'da, çok lüks bir otelin restoranına çağrıldım. " gelsene yemek yer bişeyler içeriz, kafamız dağılsın " falan dedi. ben de tamam o zaman diyip gittim otele. belediye otobüsüyle tabii.

    kapısından girer girmez otelin delikanlı bir mekan olduğu belli oluyordu. geçmiş zaman tabi yalan olmasın ama altın süslemeli kapılar, solda açık büfede tadımlık fransız peynirleri gözümü almıştı. hatta zamanını da vereyim, yanlış hatırlamıyorsam kewell'ın ne 89'a ne 91'e'sinden 1 hafta sonra oldu bu olay. neyse ben girdim otele, 2016-2017 golden state warriors kadrosundaki zaza pachulia gibiyim. nasıl sırıtıyorum o mekanda anlatamam. bir süre sonra arkadaşım geldi, " hadi restoran kısmına geçelim " dedi. içeri geçtik. havuz kenarında bir masa ayırtmış arkadaşım, sağolsun.

    oturur oturmaz menüye göz attım, fiyatlar süphan dağı dolaylarında. o öğrenci halimle imkanı yok çıkamam oradan. yaklaşık 15 dakika aradım taradım en ucuz ana yemeği buldum. o zamanın parasıyla 23 liraya bir porsiyon menemen istedim, yanına da soda. arkadaşım bu seçimime şaşırdı tabi, ben de " ne zamandır yemiyodum ya ehehe " diye geçiştiriyorum. halbuki öğrenci evimizde haftada 3 gün menemen yerdik, kuyruklu yalan yani.

    kız arkadaşım bu arada şaraplar tadıyor, isviçre gouda peynirleri falan havada uçuşuyor. mekanın müdavimi gibi davranıyor baya baya. onun ismini bile söylemediğim yemeği geldi, benim menemeni de yolladılar hemen arkasından. şimdi allah var adamlar güzel yapmıştı ama o ortamda yenecek en son şeydi menemen. nasıl bir keyifle yemiştim o menemeni, yıllar geçti tadı hala damağımda.

    işte tolga da aynı böyle geliyor bana. fernando, belhanda, feghouli, gomis, mariano gibi usta ayaklarında yanında çok garip duruyor. ama oynadığı zaman da mükemmel oynuyor kerata. haz veriyor izleyenlere. o yıllar önceki menemenim gibisin tolga. ha sevgili sözlük kullanıcısı, ne alaka şimdi diyebilirsin ama, ne bileyim işte seviyorum :(

    hikaye bu kadar geldi bari sonunu da vereyim. yemekler yendi sohbet muhabbet edildi, sıra hesap istemeye geldi. arkadaşım garsona bir hareket çaktı, hoop hesap masada. ben de erkeklik iç güdülerimle " dur yav sen ! " diye kalkındım. arkadaşım " ben seni davet ettim hiç olur mu öyle, hem zaten yemeğin %50'sini uçuş firması ödüyor " dedi. topu direkten dönen appiah edasıyla usulca başımı öne eğdim, içimden etmediğim küfür kalmadı. cebimden 1 kuruş çıkmayacağı halde ben en ucuz yemeği sipariş etmiş, o lüks mekanda menemen yemiş oldum, eh allah da cezamı vermesin benim.

    sen sen ol menemenlikle yetinme, hep dana carpaccio olmaya bak güzel tolga kardeşim.
  • gidişiyle birlikte arkasında kırık koltuklar, sandalyeler, masalar, televizyonlar, iphonelar, avizeler bırakmıştır. kadıköyde kaçırdığı efsane golden sonra edilen küfürler yüzünden birçok evlilik sona ermiş, o gece planlanan çocuk yapma çalışmaları askıya alınmıştır. birçok genç insanın kahrından ölmesine, cinsel iktidarsızlığa, karaciğer rahatsızlıklarına, akciğer sönmelerine neden olmuştur. gelişi jet fadıldan hisse almak kadar enayiliktir, gidişi en büyük transferdir.

    bize uzak, andromeda galaksisine yakın olsun.
  • son röportajında, bundesliga'da stsl'ye göre çok daha hızlı futbol oynandığını söylemiş.

    türk futbolunun bütün sorunlarını tek cümlede özetlemiş tolga ciğerci.

    türk futbolunun gerçekten en belirgin özelliği oldukça yavaş oynanmasıdır. hele beş büyük lige göre adeta ağır çekim futbol oynanıyor.

    bu yetmiyormuş gibi maç başına avrupada 18 faul yapılırken, bizde ortalama otuz faul yapılıyor, topun oyunda kalma süresi de onlara göre 13 dk daha az.

    bu üç sorunu çözerseniz futbolunuz bir şeye benzer aksi halde kısır döngü içinde debelenir durursunuz.

    bunun çözümü de altyapı eğitiminden geçiyor. futbolun hızlı tek pas oyunu olduğunu, diğer hareketlerin ancak gerektiğinde, zamanında ve zemininde yapılması gerektiğini bütün körpe beyinlere nakış gibi işlemeliyiz.

    her genç futbolcuya, öncelikle ve istisnasız olarak hızlı tek pas oyunu öğ-re-til-me-li. diğer bütün varyasyonlar bunun üzerine bina edilmeli.