• dünyanın her yerinde asker arkadaşı ile evlenmiş bir futbolcu, karşı tribün ile uğraşıyorsa o tribün tarafından bu futbolcunun seçimleri ile dalga geçilir.

    bunun adı homofobi midir? bence değildir. emre mor’un estetik bebeklerine yürümesiyle dalga geçmek ya da buna tepki göstermek nasıl heterofobi olmuyorsa gökhan çıra’nın asker arkadaşı ile yapılan evliliği ile dalga geçilmesi de homofobi olmaz. bunun homofobi olduğunu düşünüyorsanız şayet o zaman kusura bakmayın. futbol homofobik bir spor derim.

    heteroseksüelleri gömelim karıya kıza yürüyor diye homoseksüellere gelince hemen bi saygı, bi hassasiyet. geçin abicim bu işleri. bu kadarı dikteye giriyor. emre mor ile, ozan tufan ile beraber dalga geçicez. gökhan çıra’ya gelince saygı. yok ya.
    (bkz: 17 aralık 2019 tuzlaspor galatasaray maçı)
  • genel anlamda konuşmak gerek şunun üzerine.

    sadece bir olay üzerinden gidilmesini doğru bulmuyorum çünkü bu sosyolojik bir olaydır aslında. yaşları yetenler bilirler, yetmeyen arkadaşlar içinde burası çokomelli ;

    1980’lerde bülent ersoy, rivayete göre nişanlı bir erkek olarak cinsel kimliğini bulma aşmasında çok cesur bir karar verir. bakın bugün bile burada tartışılan bir şeyi dünyanın her yerinde hemen hemen her ülkesinde kanayan bir yara olan lgbt mevzusunu göz önüne alırsanız ne kadar cesur bir karar verdiğini anlayabilirsiniz.

    o günkü cunta rejimi kendisinin ülkeye girişini yasakladı. londra’da ameliyat olmuştu ve ülkeye girişi yasaklanmıştı. neden???

    atatürk’ün modernize ettiği, ilim irfan yuvası haline getirmek için didindiği ordu, sırf ona dayatılan kimliği kabul etmediği için ülkeye girişini yasaklamıştı. yani, ülkenin ileri görüşlü olması gereken ilk kuruluşundan gol yemişti bülent hanım. buna çok üzüldüğünü, hayal kırıklığına uğradığını da daha sonra çok defa söyledi ve o günleri kendisine yaşatanları hiç affetmedi.

    bülent hanımın yaşadıklarının bir benzerini yaşayan biri var ortada. çok cesur bir karar vererek ona dayatılan kimliği kabul etmemiş, rol yapmamış biri var. ben böyle insanlara acayip saygı duyuyorum. sonuçta rol yapan onlarca homoseksüel var ülkede. yıllarca sevgilisi olan, eşi olan çocuk sahibi olan ama ilk fırsatta duygularının açtığı yolda yürüyen insanlar tanıyorum. bunu yapmak yerine, onu seven kadına yada erkeğe bir yalanı yaşatmak yerine bunu cesurca bir kararla tersine çevirmiş bir insan var karşımızda. ve o insanın evlendiği bir çocuk var. çocuk diyorum çünkü bu tepkiler olgun bir insanın vereceği tepkiler değil.

    gökhan çıra’nın galatasaray kulubünde bir dönem oynamış olması hiç önemli değil nazarımda. sporda homofobi ne kadar iğrençse rakibe saygısızlık aynı derece iğrençtir. geçenlerde maaş ödeme mevzusu üzerinden birbirine laf atan taraftarların arasında kalıp rekabet böyle bir şey değil demek istedim. bayern’in dortmund batmasın diye 2 milyon euro yardım ettiği bir dünya ile rakibin maaş ödemekte zorlanmasını dile dolayan insanların bulunduğu dünya aynı yer aslında.

    gökhan sporcu olmanın ilk kuralı olan saygıyı unutan, kin dolu bir arkadaş. ve o arkadaşın kullandığı kelimeler tahrik edici. mafya mısın sen? kimsin sen? ben sormuşsun evimi herkes bilir? cümleler tam olarak tahrik edici. işte burada tartışmada bel altı vurma eşiği dediğimiz şey yaşanıyor.. o eşik aşılıyor ve bel altı vuruluyor..

    asker arkadaşı ile evlenen adam cümlesi kimse kusura bakmasın sacha baron cohen ve adam sandler filmlerinde yapılacak geyiklerden. hatta yakın bir arkadaşı ile kızının velayetini kaybetmemek için iki yakın arkadaşın sahte evliliğini anlatan i now pronounce you chuck & larry filmini de izleyebilirsiniz.

    orada insanlar chuck ve larry’e aynı bu olayda olduğu gibi bel atı vuruyorlar. neticide erkekliğin ana gemisi konumundaki itfaiyecilerin arasında geçen bir film. oranın seçilmesi de aslında olayın tezatlığından... neyse film işlerine fazla girdim. bu bir filmde olsa gülmekten kırılacak insanlar bunu hem bunu söyleyenleri eleştiriyor hemde bunu söyleyenler bir film sahnesinde görse normal karşılacağı şey karşısında intikam ateşini yakıyor. yani iki taraf içinde tezatlıklarla dolu bir durum.

    gökhan’a geri dönersek insanlar bülent hanıma neden hiç ters bir şey söylemedi ülkeye döndükten sonra? çıkıp televizyona bir şeyler konuşmadılar. tercihi üzerinden neden vurulmadı? gizli kapılar ardından konuşulmaya devam edilmiştir mutlaka ama halkın onu kabul etmesi o söylemleri yok etmedi mi? peki halk onu neden kabul etti?

    hiç bir zaman kutsal olan şeylere sallamadı.
    din, dil, ırk... hiç konuşmadı o konular hakkında.. 30 milyon taraftarı olan bir kulübün efsanesine saldırmadı. insanlar onu bu yüzden sevdi.

    toplumun selin hanımla hiç bir derdi yok. insanlar onu takip ediyor belkide ne kadar cesur olduğuna dair mesajlar atıyor. yani aslında bir kabullenme süreci var ortada. ünlü iseniz, fenomen iseniz toplumun ne dediği önemlidir. o süreç devam ederken gökhan’ın yaptığı şey bu süreci baltalar. kendi halinde bir insan olarak yaşamaya çalışan bir bireyi de 30 milyon gibi azımsanmayacak bir kitlenin büyük tepki vereceği şeylere saldırarak zor durumda bırakıyorsun.

    burada ilk büyük suçlu gökhan, tahrik ettiği taraftar ise ikinci suçludur. ancak ikinci suçlu ağır tahrik indirimine tabi olacaktır.

    tartışmalarda bel altı vurma eşiği çok kırar insanları iyi bilirim ama bu konuda çok güzel bir laf vardır ; nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir... gökhan tekdir ile uslanmayınca kötek kısmına geçen taraftar nazarımda gökhan’dan daha az suçludur.

    tüm bunlardan sonra bir de moderasyon olayı var.
    şimdi bu adamlar ne yapsın? yukarıda saydığım onlarca sebepten sonra yine de mi suçlular? ülkede ık desen malum sebepten içeri alındığın bir ortamda recep tayyip erdoğan başlığının kapatılması kadar doğal ne olabilir? ülke politikası sansür. sadece burada değil en demokratik ülkelerde bile belli düzeyde sansür var. moderasyon sen burada kin kusacaksın diye silivri'yi görmek zorunda mı? dilinin kemiği yoksa o cezayı sen çek... moderasyon yada hagi neden çeksin? bu olayda da gram hataları yok.

    yazar notu :

    din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmadan yaşamak isterdim ama dünya öyle bir yer değil ne yazık ki.. bu tip saçmalıkların en aza indiği yok olduğu toplumları görmemiz mümkün değil ama umarım çocuklarımız öyle bir toplumda yaşayabilirler.
  • yazmayacaktım da, dayanamadım artık.

    vardır, olmaması gerektir.

    arkadaşlar, galatasaray din, dil, ırk, cinsiyet ayırımı yapmaksızın toplumun tüm bireylerini kapsayan bir oluşumdur. dünden beri gökhan çıra denilen mal değneğine söylenenleri endişeyle izliyorum.

    sizler bugün transeksüel ya da homoseksüel insanlara yönelimleri sebebiyle saldırırken, belki bir üstteki entry'nin sahibi trans yahut eşcinsel olabilir mesela. peki gerçekten hakkınız olduğunu düşünüyor musunuz galatasaray sözlükte, yani yazmak için galatasaraylı olmanın dışında bir kriterin gerekmediği bir ortamda bir insanı yönelimi sebebiyle yaralamaya?

    türkiye gibi eşcinsel, trans cinayetlerinin kol gezdiği bir ülkede, galatasaray'ı bu işe bulaştırmak aymazlıktır. siz bugün burada böyle taşak geçerken, yarın ultraslan mensubu, cahil, ve muhtemelen homofobik bir ergenin taksimde şu olaylardan etkilenip translara saldırmayacağının garantisini verebilir misiniz? olmaz böyle bir şey diyebilir misiniz?

    her şeyi geçtim, yarın bir gün kulüp yönetimine rum asıllı bir yönetici gelse ona da böyle saldırılmasına göz yumacak mısınız? faşizm burdan başlar işte arkadaşlar. o yüzden böyle kurumların tüzüğünde hep "dil, din, ırk, cinsiyet ayırmaksızın" yazar. bugün translara ayırım yaparsın, yarın ermenilere, öbür gün hristiyanlara.

    gökhan çıra denen provokatöre her türlü saldırı, taşak eyvallah. ama eşinin yönelimi üzerinden vurmak galatasaraylılığa yakışmaz. ayıp.
  • tarih boyunca her toplumda eşcinsel ve diğer değişik eğilimler vardı ancak 20. yüzyıldan beri her tür ahlaksızlığı demokrasi, özgürlük vb. sihirli sözcükler adı altında pazarladılar, bizde yine kendi adını verdikleri tanımlama şekilleriyle homofobik olalım.

    kimseye bir zararı dokunmadıktan sonra isteyen istediği tip cinsel eğilime sahip olabilir bu beni ilgilendirmez. ben bu tip insanları çevremde görmek istemem bu da kimseyi ilgilendirmez.

    sözlüğü feministler, lgbtciler basmış da haberimiz yok. günün birinde eşin, dostun, anan, baban bu tip bir ilişkiyle karşınıza çıktığında saygı duyarsınız artık.

    not: özgürlükçülerin deyimiyle bir homofobik.
  • eşcinsellik, translık gibi yönelimleri hakaret olarak kullanmak homofobidir ve dünyanın bütün medeni ülkelerinde ya suç ya da ahlaksızlıktır. sözlük moderasyonunu bu ayrımcı, düşmanca dili inatla kullanan ve meşrulaştırmaya çalışan yazarlara karşı harekete geçmeye çağırıyorum. buna izin vermeyin. bu en temel insan haklarına aykırı olduğu gibi, bu sözlüğün de lgbti yazarları olabileceğini unutmayın. bu insanlar ülkenin her yerinde ayrımcılığa uğruyor, çoğu dayak yiyor, ölümle tehdit ediliyor, burada da olduğu gibi kimlikleriyle aşağılanıyor.

    üstelik bir de utanmadan bir insanı (ne yapmış olursa olsun) ailesi, eşi üzerinden vurmaya çalışanlara göz yummayın.

    bu ahlaksızlığa, terbiyesizliğe, hadsizliğe galatasaray sözlük'te izin vermeyin. dünden beri sözlük'e yazılan entrylerin bir kısmı bu sözlük ve onların yazarlarına hâlâ yaptırım uygulamayan moderasyon için utanç olmalı.
  • başta görüşümü söyleyeyim, aleni bir biçimde abartılıyor. yani 1 oluyorsa 1000 gösterilmeye çalışılıyor diyeyim.

    burada 'bu insanın değiştiremeyeceği bir şey' tarzı yazı yazanların en uç örnekle neden doğduğu yeri değiştiremeyecek günahım kadar sevmediğim ali koç'a 'yalı çocuğu' dediklerini merak ediyorum. karşı yakanın en sevmediğimiz kişisi doğacağı yeri kendisi değiştirebilir miydi, böyle bir imkanı olsa da değiştirmezdi tabii ki de o ayrı konu ama böyle bir imkanı var mıydı? ona niye öyle diyorsunuz o zaman?

    bazı şeyleri abartmayın, homofobi ayrıdır karaktersiz bir herifle dalga geçerken en çok popülist olan kısmıyla dalga geçmek ayrıdır. ilgili arkadaşın örneğin pokemon bağımlılığı olsa onunla bu sefer dalga geçilirdi. o zaman da herkes pokemon haterı mı olacaktı?

    edit: imla.
  • aslında olmaması gereken, ama bazı durumlarda engellenemeyecek durumdur. kavgada yumruk sayılmaz. birisi size sözle ya da fizik olarak bir darbede bulunduğu zaman, karşılığını onu en acıtacak şekilde, en zaafı olan yerden vermeye çalışmak belki çok etik değildir, ama son derece insanidir. sana tokat atana çiçek vermek, söylerken hoş geliyor, ama dna'mızda bulunmayan bir iş.

    konu dışı ama eşimle çok tartıştığımız bir durum. kızıma, okulunda bir arkadaşı şiddet uyguladığı zaman onunla sakince konuşması gerektiğini anlatıyor eşim. bense bunun normal bir insan davranışı olmadığını, sonradan üretilmeye gayret edilen bir davranış olduğunu, normal insan davranışının ona şiddet uygulayan kişiye aynı şekilde karşılık vermeyi "en azından" denemesi olduğunu söylüyorum.
  • (bkz: herkesin hayatına kimse karışamaz)

    herkes özgürdür istediğiyle istediği hayatı yaşayabilir. buna kimse müdahale edemez. çünkü demokratik bir ülkedeyiz. ama herkes eleştirebilir de bu da demokrasinin bir gereğidir. ben gökhan çıra'ya saygı duymuyorum. en ağır eleştirileri de yaparım. sen ortada hiç bir şey yokken sırf gündem olmak için ortalığı gereceksin, 20 milyonluk camianın en sevdiği oyuncusuna saldıracaksın ondan sonra da yok saygı, yok hoşgörü...

    amacı sadece gündem olmak reklam yapmak olan bir adamı her türlü yönüyle eleştiririm. bu kadar hoşgörü bana fazla çünkü. eğer çok ağır küfürler etmiyorsam bu sözlüğe olan saygımdandır bunu da belirteyim.

    kimileri eşcinseldir kendi halinde hayatını yaşar. onun o yönelimini bilmezsin bile çoğu zaman. işte o insanlara hiç bişey demem. her koyun kendi bacağından asılır bana bir zararı olmadığı sürece beni alakadar etmez.

    hem para için böyle çarpık ilişkiler yaşayacaksınız hem bunu insanların gözüne sokacaksınız hem arsızlık yapıp hala reklam yapmaya devam edeceksiniz ondan sonra da çok bilmiş demokrasi savunucuları gelecek ama özgürlük bilmem ne diye sizi savunacak. ne güzel dünya ya!

    sen 25 milyonluk camianın "can damarına" basacaksın onlar da -dua et- sadece senin cinsel tercihlerin hakkında geyik yapsınlar, dua et...
  • eşcinsel olmak veya oğullarımın eşcinsel olması isteyeceğim bir şey değil. buna rağmen bir kişi cinsel hayatını nasıl yaşamak istiyorsa yaşar ve çevresindekilere düşen onu aşağılamak değil, saygı duymaktır. isteyen asker arkadaşıyla evlenir, isteyen halı saha arkadaşıyla.

    gökhan çıra adlı ilgi manyağının tek derdi vardır; reyting. kafasında bardak kıran bbg caner gibi düşünün, uçakta çükünü çeken kerimcan gibi düşünün. bize düşen bu ilgi manyaklarını iplememek.

    edit: tercih kelimesi düzeltildi.
  • bir kere bir insandan hoşlanmak (karşı cins, hemcins, ya da her ikisi) bir tercih meselesi değildir, yönelimdir. önce bunu kararlaştıralım. bir insanın evlenmesi, yurtdışına gitmesi, bekar kalmak istemesi, üniversite okuması gibi şeyler tercihlerdir.* ama bir insanın başka bir insandan hoşlanması, ona duygusal ve seksüel bir şeyler hissetmesi tercih değildir. zira bu en başta insanın gayri ihtiyari gerçekleştirdiği bir şeydir. hiç kimse kalıp da "bugün x'ten hoşlanayım" demez. dürtüler kontrol edilemeyen, ancak belirli bir yere kadar dizginlenebilen şeylerdir. kimse bunu tercih diyerek opsiyonel bir şeye bağımlı kılmasın.

    gökhan çıra isimli dengesizin yaptıklarını savunacak, meşru kılacak değilim. ancak sapla samanı ayırt etmek gerekiyor. yaptığı aptal davranışları ve iftiraları çürütmek, ona karşı gerek hakaret, gerekse kişiliği hakkında bir saptamada bulunmak için eşi ve cinsel faaliyetleri ile ilgili laf çakmak ahmaklıktan başka bir şey değildir. bu adam hatalıysa, hatalı olduğu şey üzerinden gidilmeli. kalkıp da gökhan çıra dışında hem ülkemizde, hem dünyada on binlerce insanı da töhmet altında bırakıp, saçma sapan bir zorbalığa neden olunmamalı.

    ayrıca takımımızda ya da ülkemizde yapılan bir saçmalığı, dünyada diğer ülkelerde de yapıyorlar diyerek meşru kılmak da ayrı bir saçmalık. dünyada türkiye dışındaki ülkelerde de hırsızlık, gasp, kalpazanlık, cinayet vs. oluyor, o zaman biz de sesimizi çıkartmayalım, öyle mi? bu ne saçma bir düşünce? ülkeler arası değişen, kültüre dayalı farklılıklar olabilir, ancak bu öyle bir durum değildir. en büyük ayrımcılıklardan biri, bizim ülkemizde de yapılmaması gerekir, yanlıştır; dünyanın herhangi bir yerinde de aynı şekilde. iki yanlış birbirini ne zamandan beridir götürür oldu?

    bu arada dünyada "bunlar dünyanın herhangi bir yerinde olabiliyor" diyenler, özellikle avrupa ve abd'deki rainbow flag'tan da haberiniz vardır herhalde. yoksa şuraya birkaç tane emsalini bırakayım, gözünüzden kaçmış olmalı herhalde. bunlar da senelerce izlediğimiz, hayran olduğumuz liglerin ve takımların uyguladığı şeyler. halep oradaysa arşın burada.

    https://losangeles-mp7static.mlsdigital.net/...Xo&itok=ezIYwUGg

    https://cdn.cnn.com/...flag-exlarge-169.jpg

    https://i.dailymail.co.uk/...-3_1511633247345.jpg

    https://gss.gs/AN5.jpg

    evet, ne yazık ki vardır.
  • (bkz: gssözlük günlük boş duyar başlığı)

    abi kastınız ya. vallahi billahi kastınız. gökhan çıra hakkında bu muhabbetin dönmesinin homofobiklikle alakası yoktur da hadi vardır diyelim, napacaksınız?

    ya düşünün bugün ozan tufan hakkında böyle bir şey olsa ozan stada geldiğinde bu muhabbet dönmeyecek mi?
    ya da gökhan çıra (allah saklasın) halen galatasaray futbolcusu olsa kadıköy deplasmanında bu muhabbet dönmeyecek mi?

    abi türkiye'deyiz. burada eşcinsellik karşı taraf ile bir dalga geçme malzemesi. bu böyle ve bu kimseyi homofobik yapmaz.
    şimdi gökhan çıra birisinin karşısına çıksa ve dayak yese "homofobikler adamı dövdü" mü diyeceksiniz? hayır.

    bunun eşcinselliğiyle bir alakası yok. isterse damacana siksin beni bağlamıyor. ama bu mevzu bu ülkede hele hele de futbolda çaresiz her zaman dalga konusu olur, olacaktır.

    ki o eşcinsel beyefendinin istediği de buydu. buradan mağduriyet çıkaracak. düşün 30 milyon galatasaray taraftarı var, kalanı farklı takımları tutuyor. e galatasaray'a herkes ters zaten. galatasaray üzerinden mağduriyet yaratıp gündem olup takipçi falan kasmak.

    e bunların nereden çıktığını da biliyoruz. bu işleri çıkaran "para kaynağı" hepimizin malumu. saldırma türlerinden "organize ancak amatör bir kötülük" belli yani. konuşmaların tek kalıptan çıkması da size bunu ispat etmiyorsa daha diyecek bir şey yok.

    herkesi oldukları gibi kabul edelim diyorsunuz, edin abi o zaman bu taraftarın bir kısmı homofobik de olabilir, kişinin düşüncesi / inancı kendisinedir. adam inandığı gibi yaşar, düşündüğü gibi yaşar. herkes seninle aynı kalıpta olamaz, imkansız. e oldu o zaman senin yaptığın da diktatörlük değil mi? "herkes benim gibi düşünsün" olmaz abi. nasıl seninki sana ise, onunki de onadır. var mı zararı? lgbti mitingi yapılıyor mesela, buradaki insanlardan birisinin gidip de orada birisini darp ettiğine mi inanıyorsunuz?

    kişileri gruplandırmayı bırakması gereken siz olmayasınız? çuvaldızı önünüze gelene saplamak kolay, biraz da iğneyi kendi üzerinizde deneyiniz.
  • en azından galatasaray sözlük'te olduğunu düşünmüyorum. twitter'da ise türlü iğrenç laflar edildiğine eminim.

    eğer bir insana cinsel tercihinden dolayı ayrımcılık uygulanıyor ve nefret söyleminde bulunuyorsa ortada sıkıntılı bir durum var demektir. o zaman moderasyon da gereğini yapar. gözümüzden kaçan bir durum varsa lütfen özel mesaj atın. zira aksi sözlüğe yakışmaz ve burası twitter değil.

    fakat cinsel yönelimler hayatın bir parçasıdır. yokmuş veya bu yönelimler ayıpmış gibi davranılamaz. bunlar üzerine konuşulacak, toplumsal uzlaşma sağlanacaktır. konu normalleşecektir.

    emre mor'un cinsel yönelimleri dalga konusu olurken duyarlılık gösterilmiyorsa gökhan çıra'nın cinsel yönelimi de aynı ölçüde ti'ye alınabilir demektir. zira normali budur. eş saygınlıkta cinsel yönelime eş derecede şaka yapılabilir. bu konu üzerinden ortalama bir şaka yapıldığında duyar kasılıyorsa, biraz da duyar kasanlar bilinç altlarında acaba değişik cinsel yönelimlerin ayıp olduğunu mu düşünüyorlar bir özeleştirisini yapmalılar.

    açık söylemek gerekirse sabahtan beri çok bakamadım sözlüğe, ama şöyle bir göz gezdirdim. gökhan çıra'ya eşi dolayısıyla hakaret mi edilmiş? gökhan çıra eşi dolayısıyla aşağılanmış mı? ben göremedim açıkçası. yani arda turan'ın nişanlısı hakkında zamanında yazılanlardan daha ağır bir kelime yok ortada.

    mesela gökhan çıra eşinden hızlı dönüyor demek homofobik bir söylem mi? yoksa gökhan çıra'nın tutarsızlığını hicvetmek mi? sözlükteki entrylerden hiç birine gökhan çıra'dan veya eşinden rahatsız olduklarına dair bir uyarı gelmedi. oysa çok kolay şekilde sözlük iletişim kanallarından talepte bulunabilirlerdi ve sözlük yönetimince de gereken derhal yapılırdı. şu zamana kadar çoğu rahatsızlıkta bir hukuka aykırılık aramadan şikayet edene subjektif düşününce hak verebiliyorsak olumlu geri dönüş yaptık. şimdi onların rahatsız olmadığı entrylerde niçin sözlük yazarları bu kadar hassasiyet gösteriyor ben anlayamadım.

    insanlar her çeşit cinsel yönelime sahip olabilir. bana göre bir cinsel yönelime diğerinden daha fazla hassasiyet göstermek ayıbı yüze vurmama çabasıdır. önce ortada bir ayıp olmadığı konusunda anlaşalım isterseniz?
  • sözlükte yok. gökhan çıra özelinde yok en azından.

    bir arkadaşımız kendisini pilot etmeden önce sözlükte homofobik yazarlar olduğundan dem vurup, "bu kişilerle aynı ortamda olmaktan utanıyorum" demiş. benzer şekilde moderasyonu kendi düşüncesine zıt ifadelerde bulunan yazarlar hakkında göreve davet eden birtakım entry'ler de var(dı). yazılanların tamamını okudum. eğer dilimizde birtakım sözcüklerin manaları komple değişmediyse, gayet normal olan dert anlatış biçimi aniden başkalaşım geçirip saldırgan bir üsluba evrilmediyse yazılanlarda herhangi bir problem yok. birkaç entry belki sıkıntılıydı ki o entry'leri de moderasyon ayıklamış zaten.

    vegan bir arkadaşım vardı üniversitede. bir gün tavuk dürüm gömüyorum diye ne katilliğim kalmıştı sağ olsun, ne de barbarlığım. onun tercihine saygı duyduğumu, benzer şeyi kendisinden de beklediğimi dillendirmeme rağmen karşılık alamamıştım. aynı şey olmasa da benzer havayı lgbt muhabettinde de soluyorum. nefret söylemi mi var ortada? karşılık ver, eyvallah; ancak üslubunca fikrini belirten insana da sipsivri dalma be abisi.

    science direct üzerinden konuyla alakalı birçok içeriğe ulaşabilmek mümkün. belli yönelimleri normal olarak gören bilimsel çalışmalar da mevcut, anomali olarak gören de. yine benzer yönelimleri doğumla birlikte gelen dürtü olarak açıklayan biyolojik araştırmalar da var, zamanla çevresel faktörlerden etkilenerek edinilen kazanım ve bu doğrultuda gelişen tercih süreci olarak tanımlayan araştırmalar da. bilim gibi bir netlik bile bu konuda farklı hipotezler ortaya koyabiliyor.

    herkesin görüşü kendine. nefret söylemi varsa ortada gereken yapılıyor zaten; lakin abartı duyarlara cidden hiç ama hiç gerek yok. benim fikrim ise şu; cinsel yönelimlerin spora bu kadar empoze edilmesini kesinlikle kabul etmiyor, "pride" ve/veya "rainbow" kültürünün sporda olmaması gerektiğine inanıyorum. tıpkı spor alanlarında herhangi bir dini aksiyon, sembol vs. olmaması gerektiğini düşünmem gibi. spor yalnızca sporla alakalı olmalı.
  • galatasaray sözlük'te tuzlaspor* oyuncusu karaktersiz gökhan çınar'a eşi üzerinden aşağılama yapılıyor dünden beri.

    yahu insanların cinsel yönelimleri, dini tercihi, mezhebi, siyasi görüşü ne zamandan beri onun kalitesini gösterir oldu!

    dileyen dilediği gibi hayatını yaşar, bu kimseyi ilgilendirmez.
    mensubu olmaktan gurur duyduğum galatasaray sözlük'te bu yobazlıkla karşılaşmak beni hayal kırıklığına uğrattı.

    şahsen ben moderatör olsaydım dünden beri çok kişiye ceza verirdim.

    edit:
    algılama fonksiyonları yetersiz insanlar için ekleme yapma gereği hissettim.
    yahu gökhan karaktersizse bunun cezasını neden eşi ödesin?
    ona neden saygısızlık yapıyorsunuz?
    elmayla armutu karıştırmayın.
  • gökhan çıra üzerinden konuşacaksak bu transfobi olup olmadığıdır zira kendisi homoseksüel değildir (ya da öyledir ama eşinin eskiden erkek olması onu homoseksüel yapmaz). kendisi transeksüel bir kadınla evlidir.

    bunun transfobi olup olmadığı tartışılabilir. ama başlık altinda cinsel yönelimleri sapkinlik olarak görenler ya da "gözümüzün önünde yapmayin" falan diyenler. bir de pazarlaniyormus falan. o zaman david beckham, cristiano ronaldo falan da heteroseksüel pazarlaması sonuçta birlikte oldukları insanlarla sürekli anildilar falan.

    bir de en sevdiğim herkes istediği gibi düşünür. lol.
    o zaman ırkçılık da serbest olsun. muz gösteren fenerbahçe taraftari da sadece kendi düşüncelerini yansitiyordu aslında. ya da avrupa'da türk karsitlari da kendi düşünceleriydi neden yirtindiniz bu kadar?

    özeti; transfobi olup olmadığı tartışılır da cinselliği sadece kendi işine geleni normal görüp digerlerine sapkınlık diyenler merak etmesin doğal seçilim ile yavaş yavaş soylari bitecek, nasil ırkçılar çoğu yerde kuyruklarını kistirdiysa.

    edit; yanlis anlasilmasin ben vardir/yoktur demiyorum ama tartisilabilecegini söylüyorum.
  • iddialara gore yillardir olandir. vardir yoktur bilemem. herkes ne halt yemek istiyorsa yesin, kimse kimseye karisamaz lakin; benim karakterime, tavrima, tarzima ters gelen seyleri de getirip gozume sokarcasina israrla aleni bir sekilde inadina inadina yapmaya calisirsan ben de bunu şiddet olarak kabul ederim. kimse kimsenin sacmaligina maruz kalmak zorunda degil. edebimizle tepki gosterince de faşistlik yaparsan da misliyle karsilik gorursun. ona da homofobi diyemezsin.

    edit: adamlar lgbti denen naneyi kopurte kopurtr bir hal oluyorlar, ortalik yangin yerine donuyor, mental orgazm yasiyorlar her yere duyurduk diye bir de bunlara hos gorunmek icin destekleyenler cikiyor. madem yonelim, madem bunu bu kadar savunuyorsunuz; bizden de birileri heteroseksuelligi bu kadar kopurtse kampanyalar kumpanyalar yapilsa ilk yiyecegimiz yaftalar fasistlik hosgorusuzluk medeniyetsizlik. hadiyin lan oradan dandik insan musveddeleri. biliyoruz sizin derdinizi.
  • sadece sporun değil dünyanın güncel sorunlarından bir tanesidir. futbolda daha çok erkek sporcuların yer alması, daha çok erkekler tarafından takip edilmesi nedeniyle bu alanda daha sık kendisini göstermektedir. üzerinden dönen bayık espriler bile meselenin yeterince anlaşılmadığının, idrak edilemediğinin göstergesidir.

    kanımca sporda en önemli evrensel sorun ırkçılıktır. ikinci sıraya da homofobiyi yazabiliriz.