• 6
    basketbol oynadığım dönemde turnuvadan kazandığım madalya ve kupa vardır. amerikan futbolu oynadığım zamanlardan hiçbir başarım yoktur. bunların dışında mükemmel bir plaj voleybolu kariyerim vardır. bir keresinde takımım benim sayemde 15 er dakikalık jet-ski turu ve 2 gün boyunca sınırsız kokteyl kazanmıştı. aktif olarak devam ettiğim binicikte ise henüz bir başarım yoktur. çünkü henüz atım fazla koşmuyor. he bi keresinde de tenis hocamı yenmiştim.
  • 10
    askerdeyiz, antakya'da özel ata koleji'nin hocaları ile muhabbeti kurmuşuz. okulun geleneksel streetball turnuvası var. davet alıyoruz ve icabet ediyoruz. turnuva başlıyor, önümüze geleni deviriyoruz. yarı finaldeyiz. rakip son 4 senenin şampiyonu. maça iyi başlıyoruz, final yakın derken hakemler devreye giriyor ve yeniliyoruz, adamlar da şampiyon oluyorlar. turnuva bittikten sonra hocalarla konuşuyoruz, dışarıdan gelip de yarı finale çıktığınıza dua edin diyorlar. bir kaç hafta sonra belediye bir turnuva düzenliyor, e tabi biz de varız. geleni gideni yenip finale çıkıyoruz. final cuma akşamı ama bizim o akşam gece dersimiz var. alay komutanına çıkıyoruz yalvar yakar ama göndermiyor, hükmen ikinci oluyoruz. derken yıllar geçiyor, şirkette bir basketbol turnuvası düzenleniyor. takımımızı kurup katılıyoruz. gruptan namağlup çıkıyoruz, çeyrek finali geçip yarı finalde şampiyon'a eleniyoruz. üçüncülük maçını alıp teselli buluyoruz. tek mağlubiyetle üçüncü olmak da koyuyor adama. bu sene hedef şampiyonluk. hayırlısı...
  • 11
    bizim köyün istanbul'a göç etmiş üyeleri için düzenlenen geleneksel kır gezisine katılmıştım. orda kaşık içindeki yumurtayı ağzımla taşıyarak, yumurtayı düşürüp kırmadan birinci olmuştum.

    spor bunun neresinde demeyin. denge var, koşmak var, birilerini geçmeye çalışmak ve ipi göğüslemek var. benim gibi spor özürlü bir bünyenin ilk ve tek başarısıdır bu.
  • 12
    hatırlayabildiğim en büyük başarım zannedersem ikizim ile küçükken yapmış olduğumuz kapıya tırmanma yarışlarında birinci gelmemdi. arizona kertenkelesi gibi bacaklar açık bir şekilde en yükseğe tırmanmaya çalışırdık. bir de üzerine süre tutardık en fazla kim kalacak diye.

    http://img44.imageshack.us/...4136598615449436.jpg

    birde küçükken meyve ağaçlarına dalma ya da topla kırdığımız camlar nedeniyle sahipleri tarafından kovalanırken usain bolta dönüşüp tüm mahalle çocuklarına tur bindirmem de spor sayılabilir aslında.

    bmx bisikletim ile yaptığım ekşınları bahsetmiyorum bile.
  • 13
    isvicre'de 17 ya$ alti liglerde buz gibi bir ki$ gününde orta saha'dan gol attigim maç'ta içleri isitip takimimin maç'tan 1-0 galip ayrilmasini saglami$tim. ayriyeten golden sonra direkt olarak baba'ma ko$mu$tum. o golün bende apayri bir yeri vardir.

    o gün pederle kapi$mi$tik, malum ergen bünye, her$eye isyan ediyor o yillarda.

    geleim maç'a. $ubat falan olsa gerek. soguk müthi$ isiriyor. hepimiz soguk'tan donmu$ umut bulut kulagi gibiyiz. herkes maç bitsede eve gitsek havasinda. golden birkac pozisyon öncesi. stoper'deyim. bi hava topu geldi zipladim, vurdum kafayi topu uzakla$tirdim. ama topla kari$ik benden bir kelle ufak rakip fovertin kafasina'da vurmu$um kafayi, aninda burun $i$ti.

    hemen kenara ciktim, antrenör bakti, iyimisin dedi, o ara peder geldi, kafami ok$adi. iyimisin evlat dedi. iyiyim baba, dedim, girdim oyuna.

    müthi$ hirs yapmi$im. bir yandan'da hala hava'ya ve maçi bu hava'da oynatan hakem trio'suna isyan ediyorum.

    derken ortasaha'da bir faul oldu. kaptan'a ben vuracagim dedim.

    önce bilicavari bir eylem'le topu koydugum yerin dibini e$tim, sonra gerildim, allah ne verdiyse topa bi gömüldüm, önce top kale'nin üstünden aut'a gidecek gibi görünsede rüzgar'in yardimi ile birden $ak diye aglara'la bulu$uverdi. hemen peder'e ko$tum, kucakla$tik, bari$tik.. sonrasi oyunu rölantiye almalar, top çevirmeler falan..

    i$te böyle bir ba$arim vardi. sportif anlamda belkide ilk etap'ta büyük bir ba$ari gibi gözükmese'de, siz birde gelin bana sorun. soguk hava, çatlak burun (ertesi gün doktor'a çiktim, çatlami$ dedi), kavgali baba ogul ve ortasaha'dan atilan ve 3 puani getiren bir gol..

    $ampiyon oldugumuz sene genclerbirligi deplasmaninda atilan tek golden sonraki lincoln gibi hissediyorsunuz kendinizi, sanki dünyayi kurtarmi$siniz. *
  • 14
    2005, 2006, 2007 şampiyonlar ligi final maçlarının sonuçlarını ilk yarı ve ikinci yarı olarak bilmem**, 2003 yılında cristiano ronaldo nun çok büyük bir futbolcu olacağını tahmin etmem benim zihinsel yöndeki başarılarım. ayrıca halı saha da bir kez harry kewell in bordeaux a attigi gol ün neredeyse aynısını atmam da fiziksel yöndeki başarım. tek fark ben biraz daha alta vurdum ve sahanın sol tarafından sağ ayakla vurdum.**
  • 15
    lise hazırlık zamanı futbol turnuvusasında düz liseli 9. sınıfları ilk turda eleyip maç çıkışı dayak yeme korkusu ile atatürk fen'in arkasından kadıköy'e kaçmak. daha sonra ikinci turda rakip düz liselilerden 10. sınıflara yenildik, elendik. [ defansı iyi yaptığımı zannederdim ]

    lise 1'de ilk turda elendik. [ hala defansı iyi yaptığımı iddia ederdim. fakat yanımda oynayan arkadas faktörü bizi etkiledi ]
    lise 2'de birinci tur, ikinci tur, üçüncü tur, dördüncü tur derken daha sonra yarı final, ondan sonra final... fakat finalde spor sınıfı 11 lere elendik penaltılarla. [ artık takım halinde kenetlenmiş, reelde kulüplerde futbol oynayan takım arkadaslarım ile finale kadar çıkmıstık. ve defans yapma konusunda daha iyi anlaşıp, lise futbolunun maldinisi olma yolunda ilerliyordum. çünkü bir sonraki sene mezun olacağız. çünkü bir sonraki sene aktif futbol yaşamımız o sahada sonlanacak idi. bundan keyif alıyorduk yine de. bir lise hayatı böyle bitecekti 4 yıl sonra... ]

    lise son iken kadıköy'de bir efsaneydik... futbol turnuva şampiyonluğu ve kupası ve hatta madalyası bizimdi. şampiyonluktan önceki sene yani lise 2 iken finalde elendiğimiz spor sınıfını bekliyorduk. fakat onlar yarı finalde okulun yeni yetme tazeleri lise 1 lere elenmişti. hakkını vermek lazım o minik kardeslerimiz gerçekten çok iyi bir futbol sergilemişti her ne kadar spor sınıfının onları küçümseyip as kadro ile maça çıkmamıs olmasına ragmen.

    işte böyle bir durumda lise son olan biz ( koca okulun tek sözel bölümüyüz) rakibimiz 9. sınıfları 9-1 falan mı ne dehlemiştik. yani böyle bir yükseliş karşısında zaten bizi kupa dışına itmeleri, kaldı ki son maçta bunu başarabilmeleri mourinho gelse dahi kolay olmayacaktı. biz beylee şampiyon olduk haşmeet.

    [ artık defansın veteranı olmanın, arada sırada defans önünde topu marquez gibi saklayıp ileriye attığım uzun paslar sayesinde de fenafillah mertebesine ulaşmanın tadını çıkartıyordum. neredeyse okul müdürü doğmamış çocugum için kontrat önerecekti de vazgeçirdim. ]

    mezuniyet günü 2000 kişi önünde kürsüye çıkartılıp madalyaları alırken aşağıdaki öğrencilerin patlatmış olduğu flaşlar ise paha biçilemez bir yavşaklık sembolümüzdü. ego tavan, her şe... yok yok, asla öyle bir şey olmadı. kız falan düşürmedik yani bu başarıyı sömürerek.

    şimdi ilk aklıma gelen sportif başarımın yükselme aşaması böyleydi sanırım. ha bir de unutmadan şunu söylemekte fayda var,
    bir gün [ ki o gün ilkokul 4. sınıf idi sanır isem] dersteyiz. hoca test kağıdından şıkların doğru cevaplarını çekiyor bir kağıda. oradan da kendisine dogru şık anahtarı oluşturuyor vesaire... annem'den söz almışım, bu son sınavlarım yüksek gelirse karne hediyesi bomba bişiii !.. yavşak sebahat'in çıkarttığı cevap anahtarı matematik testinin. baktım bir kaç defa hocaya. yanına gidenleri bir bir geri gönderiyor ama cevap anahtarını pek fazla kollamıyor. hafiften sola kaydırıyor. güya cocuklar görmesin diye. dedim ki 20 şık var oğlum.. hocanın yanına her gidişimde 5 şıkkı aklına yaz. 4 defa git gel soru sor falan derken 20 cevabı da lambırcop indir beynine. sorna git bi kağıda tekerleme şeklinde dök. [öyle daha kolay oluyordu tekerleyerek kafada tutmak]

    bu müthiş plandan sonra sınıfın ortalaması 11.5 falanken, benim ortalamam... ne ortalaması ağzını yidiğim? bildiğin 20 üzerinden 20.
    ha şimdi sorsan sportif bir başarı değil dersiniz. ne alaka ki yazmışsın da deyin. de bakalım. de güzelim, he yavrum. ha yiğidim... vereceğim tek cevap:

    '' futbol asla sadece futbol değildir''

    napiiim ki?
  • 16
    lise basketbol seçmeleri için oynadığım maçta 6 sayı attım.

    (bkz: çok kısa başarı hikayeleri )

    edit : ulan nasıl unuturum ! sene 97 sonları falan , o zaman ilkokul öğrencisiyiz ve ders araları metal kutu ezip futbol oynayarak geçiyor. o dönem çok yaratıcı ve futbol tutkunu bir arkadaşımız tenis topu getirmiş. biz 4. sınıf öğrencileri 5. sınıf öğrencileri ile maç yapıyoruz sürekli. böyle mesela bi oynuyoruz bunlar 5 atıyor , bir oynuyoruz 10 atıyor. tabi herifler space jam gibi , yaratık gibi tipler. zaten çok sert ve kural dışı oynuyorlar ama bizden 1 sınıf büyük oldukları için çok fazla kavga çıkaramıyoruz , akıl işte.

    neyse bu maçları yaparken tenis topu getirdikleri gün yenilmez armada olan diğer 5. sınıf ile maç yapmak için adam topluyorlar. bana "sen de gel sen iyi oynuyorsun" dediler gittim. tabi kendimi o an milli takım'a seçilmiş anadolu kulübü futbolcusu gibi hissettim biraz. neyse maç başladı oynuyoruz. kale dediğimiz duvar ve ağaç arası olarak belirlediğimiz yer oldu. duvar ile ağaç arası 1,5 metre falandı ve bu şekilde 2 ağaç vardı bahçe içinde. bir pozisyon oldu top bana geldi ama böyle kötü bir pozisyon olamaz ; üzerime koşan iki adet 5. sınıf öğrencisi , ağaç ile aramda bulunan 2 metre ve çok dar bir açı. henüz hagi'nin o meşhur füzesi ortada yoktu ve futbol tarihi henüz o şekilde bir gol içermiyordu belkide. ve ben allah'a sığınıp belki olur diye topa vurdum. top kaleci olduğuna ve olabileceğine hiç ihtimal vermediğim ağaç ile duvar arasında duran çocuğun kapattığı köşeden gol oldu.

    sonra 5. sınıfta okuyan emin diye bir çocuk vardı ismini yanlı hatırlamıyorsam. çocuk bana gelip "lan şerefsiz topu iğne deliğinden geçirdin lan" diye gülerek sarıldı. hayatım boyunca yaşadığım ilk ve en anlamlı gol sevinci o olmuştu. tabi burada kullanılan "şerefsiz" kötü anlamda kullanılmıştı ama o yaş için garip bir tebrik şekli olduğu gerçek.

    şu an 21 yaşında olmama rağmen ne ona benzer nede başka bir gol atabildim. o yıllar çok gol atan ve sınıf içinde "abi sen iyi oynuyorsun" olan ben yıllar içinde "ben defans oynarım abi" durumuna geldim. tabi yıllar demek göbek demekti aynı zamanda ve ben defans bile olamaz hale geldim. aslında şu an bu entry'i bile yazarken yoruldum ve o yüzden gidiyorum.

    "şerefsiz" diyor bi de ya. tenis topu olum bu , herkes atamaz.
  • 20
    okul voleybol takımında yaptığımız istanbul liseler arası voleybol şampiyonası ilk maçında aldığım 2 servis sayısı.

    eski sistemle oynanan maç 15-1 15-0 15-1 lik setlerle bitmiş birinci ve üçüncü sette aldığımız tek sayılar benim servislerimden gelmişti. hatırlıyorumda sayılarımdan sonra salon alkıştan yıkılmıştı. *
    bizi yenen okulun netaş'ın alt yapısını oluşturduğu ve sonrasında istanbul şampiyonu olduğunu da belirtmek isterim.
  • 23
    lise futbol turnuvasında bizim sınıf takımı tur atlamıştı. ben de kaleci olarak 6-7 tane mutlak gol pozisyonu kurtarmıştım.
    efendim vaktiniz var ise kısaca anlatım.* bizim sınıfın erkekleri 5 kişiydi. ordan da oynacak olan biri ben 2 kişi çıktı. fencilerin yedek kalan adamlarını aldık.hatta biri 130 kilodu. listeye de formaliteden bizdeki diğer oynamayan 3 kişiyi yazdık. neyse ilk turda bizden 2 yaş küçük sınıf ile oynuyorduk. ama adamlar yaşlarında ilçe birincisiydi. kesin favori onlar gösteriyordu. adamlar fark atıcaz filan diyordu. babası eczası bir arkadaş aferim ( hasan şaş bunu yanlışlıkla kullandığı için 6 ay ceza almıştı ) diye bilinen doping ilacını getirdi. itiraf ediyorum maçtan önce içtik. defansı çanakkale geçilmez yaptık. iki tehlikeli adamlarını adam adama makyaj yaptık. defans üçlüsü kendi yarı alanımızın ortasını bile geçmedi. ileride bir adam bıraktık o da zaten defansa yardıma geliyordu. neyse adamlar ceza alanımızın içine giremedi. sadece uzaktan şut çekiyorlardı onu da başarı ile kurtarıyordum. hatta kıçımla bile kurtardım bir tanesini. (bkz: volkan demirel ) * efendim çok yüksekten ve hızla giden top, siyah bir tele çarpıp birden inişe geçti. ben de daha top tele çarpmadan arkamı dönmüştü topu almaya gitmek için. neyse birden baktım kıçımda bir acı. daha ilk dakikalardı allah'tan gol olmadı. top sola doğru gitti,bütün okulda bana gülüyordu. * neyse ikinci yarıda
    karşı takım güçten düştü.fiziğimizi,yaşımızı ve dopingimizi kullanarak ikinci yarı başı kontradan 1-0 yaptık. 10 dakika sonra yine kontradan 2-0. maç bitti böylece. sonra turnuva müdür tarafından iptal edildi. sebep ise başka bir maçta, beden hocası olan turnuva hakemine taraftarların (öğrencilerin) i... hakem diye bağırması. *
  • 25
    3 kere üste üste ilçe masa tenisi şampiyonluğu...

    bir de şu var.
    hatırlayamadığım bir galatasaray maçı bursa'da. aynı gün benim masa tenisi finalim vardı. tabi arkadaşlar falan gelmese olmaz. ama galatasaray adı olunca ortada beni satmaları an meselesi. diyorum tamam beraber gideriz. bir masa tenisi maçının o kadar kısa sürede bitmesi mümkün değil. tabi ben zar zor ikna etmeyi başardım. sızlanan sızlana geldiler ama içimdeki galatasaray aşkıyla rakibe sadece 10 * sayı vererek arkadaşları maça yetiştirmeyi başardım.

    şöyle bir bakınca çok başarılıyım lan ben sözlük.