• 15
    lise hazırlık zamanı futbol turnuvusasında düz liseli 9. sınıfları ilk turda eleyip maç çıkışı dayak yeme korkusu ile atatürk fen'in arkasından kadıköy'e kaçmak. daha sonra ikinci turda rakip düz liselilerden 10. sınıflara yenildik, elendik. [ defansı iyi yaptığımı zannederdim ]

    lise 1'de ilk turda elendik. [ hala defansı iyi yaptığımı iddia ederdim. fakat yanımda oynayan arkadas faktörü bizi etkiledi ]
    lise 2'de birinci tur, ikinci tur, üçüncü tur, dördüncü tur derken daha sonra yarı final, ondan sonra final... fakat finalde spor sınıfı 11 lere elendik penaltılarla. [ artık takım halinde kenetlenmiş, reelde kulüplerde futbol oynayan takım arkadaslarım ile finale kadar çıkmıstık. ve defans yapma konusunda daha iyi anlaşıp, lise futbolunun maldinisi olma yolunda ilerliyordum. çünkü bir sonraki sene mezun olacağız. çünkü bir sonraki sene aktif futbol yaşamımız o sahada sonlanacak idi. bundan keyif alıyorduk yine de. bir lise hayatı böyle bitecekti 4 yıl sonra... ]

    lise son iken kadıköy'de bir efsaneydik... futbol turnuva şampiyonluğu ve kupası ve hatta madalyası bizimdi. şampiyonluktan önceki sene yani lise 2 iken finalde elendiğimiz spor sınıfını bekliyorduk. fakat onlar yarı finalde okulun yeni yetme tazeleri lise 1 lere elenmişti. hakkını vermek lazım o minik kardeslerimiz gerçekten çok iyi bir futbol sergilemişti her ne kadar spor sınıfının onları küçümseyip as kadro ile maça çıkmamıs olmasına ragmen.

    işte böyle bir durumda lise son olan biz ( koca okulun tek sözel bölümüyüz) rakibimiz 9. sınıfları 9-1 falan mı ne dehlemiştik. yani böyle bir yükseliş karşısında zaten bizi kupa dışına itmeleri, kaldı ki son maçta bunu başarabilmeleri mourinho gelse dahi kolay olmayacaktı. biz beylee şampiyon olduk haşmeet.

    [ artık defansın veteranı olmanın, arada sırada defans önünde topu marquez gibi saklayıp ileriye attığım uzun paslar sayesinde de fenafillah mertebesine ulaşmanın tadını çıkartıyordum. neredeyse okul müdürü doğmamış çocugum için kontrat önerecekti de vazgeçirdim. ]

    mezuniyet günü 2000 kişi önünde kürsüye çıkartılıp madalyaları alırken aşağıdaki öğrencilerin patlatmış olduğu flaşlar ise paha biçilemez bir yavşaklık sembolümüzdü. ego tavan, her şe... yok yok, asla öyle bir şey olmadı. kız falan düşürmedik yani bu başarıyı sömürerek.

    şimdi ilk aklıma gelen sportif başarımın yükselme aşaması böyleydi sanırım. ha bir de unutmadan şunu söylemekte fayda var,
    bir gün [ ki o gün ilkokul 4. sınıf idi sanır isem] dersteyiz. hoca test kağıdından şıkların doğru cevaplarını çekiyor bir kağıda. oradan da kendisine dogru şık anahtarı oluşturuyor vesaire... annem'den söz almışım, bu son sınavlarım yüksek gelirse karne hediyesi bomba bişiii !.. yavşak sebahat'in çıkarttığı cevap anahtarı matematik testinin. baktım bir kaç defa hocaya. yanına gidenleri bir bir geri gönderiyor ama cevap anahtarını pek fazla kollamıyor. hafiften sola kaydırıyor. güya cocuklar görmesin diye. dedim ki 20 şık var oğlum.. hocanın yanına her gidişimde 5 şıkkı aklına yaz. 4 defa git gel soru sor falan derken 20 cevabı da lambırcop indir beynine. sorna git bi kağıda tekerleme şeklinde dök. [öyle daha kolay oluyordu tekerleyerek kafada tutmak]

    bu müthiş plandan sonra sınıfın ortalaması 11.5 falanken, benim ortalamam... ne ortalaması ağzını yidiğim? bildiğin 20 üzerinden 20.
    ha şimdi sorsan sportif bir başarı değil dersiniz. ne alaka ki yazmışsın da deyin. de bakalım. de güzelim, he yavrum. ha yiğidim... vereceğim tek cevap:

    '' futbol asla sadece futbol değildir''

    napiiim ki?