• 1426
    çok sıkkınım beyler. hatun uzakta ( frankfurt am main ), ne sokağa çıktığım var ne de başka bir şey. ayrıca yüksek lisans denen olgunun anasını sikeyim beyler. sırf okuyacağım diye geceleride çalışıyorum doğal olarak kaç gündür uyumadığımı sayamadım.
    o değil de bi organizasyon yapalım içelim beyler ihtiyacım var.

    help ulan help amk.!
  • 1429
    mutsuzum sözlük. su gurbet elde doğup büyüdük ya. memleketimi özledim sözlük. sıkıldım buralardan, robot gibi yaşamaktan. alamanyanın şu gavur insanı yokmu adama sinsi sinsi bakan. vatanımın, memleketimin kokusunu, ezan sesini, göklerde dalganan şanlı bayrağımızı görmek, galatasarayımızın bir maçını statta izlemek için seneler beklemek istemiyorum artik sözlük.

    vatanımda yaşamak istiyorum artık sözlük..*
  • 1434
    sözlük şu an içinde bulunduğum ruh haline ağlamalı mıyım tam emin değilim. yaklaşık 6-7 ay önce 4 senelik bir ilişki bitirdim. ardından bir süre kafamı kuma gömdüm. yaklaşık 1 ay önce de bir kızdan hoşlandım ama olmadı. şimdi kuzeyi göstermeyen pusula gibi hissediyorum kendimi. bilmiyorum ne tarafa neden gideceğimi. takımın aldığı sonuçlar, ülkenin gidişatı, gündelik olaylar, etrafımdaki insanların koşuşturmaları... hani film sahneleri olur ya. etrafınızdaki insanlar hızlı hızlı kayarak geçerken sen sadece izlersin. heh o durumdayım şu an. ne kadar anlamsız geliyor herşey. kendi kendine devam ediyor zaten hayat. ben içine dahil olmadan da sürüp gidiyor. ama ben ne yapacağımı bilmiyorum. içimde bir yerde sanki olduğum yere zincirlenmiş gibiyim. takatim yok adım atmaya. ne bir insana ne bir hedefe. çok garip bir haldeyim şu an. moral motivasyon olarak mutsuz değilim aksine yüzüm çok daha fazla gülüyor artık, sağlığıma da dikkat ediyorum ve profesyonel spor yaptığım zamanlardan daha zindeyim vücut olarak. ama bu mental bıkkınlık, yıpranmışlık hissi nedir ? bu boşluk neden ? nasıl dolduracağım bunu ? böyle ot gibi yaşanmıyor sözlük :)
  • 1436
    her gece gözün uzaklara dalıp sabaha yakın uyuyabilmek, acaba bugün herşey düzelir mi diye uyanmak, hiçbişeyin düzelmediğini görüp kahretmek, yoğun mutsuzluk hissi, ve dahası.... bir insanı hayata ne bağlayabilir ki ya. şu hayatta sahip olduğuna mutlu olduğun tek şeyi, ellerinden çalsınlar, göstermesinler, binlerce tahrik, binlerce şerefsizlikler arasında hiçbişey olmamış gibi yaşamaya devam et... yapamıyorum ki artık. hani intihar basit insanların işiydi? çektiğim bunca şeyi hangi basit insan kaldırabilir ki. ellerim tutmuyor, ayaklarım gitmiyor daha. gözlerimi kapatmayı özledim sözlük. bir daha açmamacasına. hani böyle bi dağın zirvesine çıkıp haykırmak istersin ya içindekileri... bağıramıyorum, söndüremiyorum içimin yangınını... bulamıyorum bi çare. allahım sabır ver, noolur...
  • 1437
    nereye gidiyoruz sözlük? yemişim futbolu falan. biri bana bu olay nasıl yaşanır, bir insan bir insana bunları nasıl yapar? onu anlatsın.

    --- alıntı ---

    konya'da yaşayan hüseyin t., 10 gün önce kaçırdığı komşusu 5 çocuk annesi 34 yaşındaki yadigar t.'yi eşini ziyaret için gittiği cezaevi önünde 11 yaşındaki çocuğunun gözü önünde tabancayla kurşun yağmuruna tutarak öldürdü.

    hüseyin t. cezaevinin önüne gelip önünü kestiği yadigar t.'ye oğlunun gözleri önünde tabancayla ateş etti. vücuduna isabet eden kurşunla yaralanan yadigar t. o halde kaçmaya çalışsa da hüseyin t., tabancasını ateşlemeye devam etti. vücuduna 5 kurşun isabet eden yadigar t. kanlar içinde yere yığılıp kalırken, hüseyin t. otomobiline binip kaçtı.

    ağır yaralanan yadigar t. kaldırıldığı mevlana üniversitesi hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

    olaya şahit olan ve annesinin başından hiç ayrılmayan f.d., ise uzun süre gözyaşı döktü. polislere ve cezaevi yetkililerine, "anam ölüyor, babama ne diyeceğim. yardım edin! annem ölmesin. anam, canım anam. kurban olayım abi annemi kurtarın" diyerek ağladı. çocuğu, polisler sakinleştirmeye çalıştı.

    --- alıntı ---

    haberi okuduğumdan beri ben sakinleşmedim, çocuk nasıl sakinleşsin?

    http://www.radikal.com.tr/...ne_diyecegim-1172834
  • 1438
    https://pic.twitter.com/2IkEsppaNS

    intihar edeceğim yeminle ya.
    bugün iddaa yaptım uzun zaman sonra, oynadım verdim kuponu. adam dedi ki silik cıkmıs dedi makinede kendisi yazdı.

    ben auxerre maçına iy 1.5 üstü dedim. maç ilk yarıdan 1-1 oldu. yani tutuyordu tek juve-ts maçına kalıyordum.
    adam gitmiş iy 1 yazmış.

    denizli maçını 9.00 oran bulduğuma mı yanayım kuponu kontrol etmediğime mi...

    *
  • 1440
    bıktım sözlük bıktım. borçlarla, parasızlıkla uğraşmaktan bıktım. üniversite öğrencisi olduğum için adam akıllı iş bulamıyorum. ya başvuralara dönen olmuyor, dönene de günüm uymuyor. sağa sola borç gırtlağa dayandı. bugün elime 250 lira para geçti, borçları dağıtıp sevgilimle bir kafeye gittim, cebimde 5 lira para kaldı. o 5 lirayla ayın başı gelecek, günlük sigara masrafım 8 lira. işin içinden çıkamıyorum. dünyanın en anlayışlı sevgilisine sahibim, onun bana verdiği desteği kimseden görmedim ama böyle böyle onu da kaybetmekten korkuyorum.

    izmir'de gazetecilik öğrencisiyim. meslekle ilgili veya ilgisiz önemli değil, part-time bir iş gören duyan bilen varsa garsonluk olur ne olursa olsun bir mesaj atsın bana allah aşkına.
  • 1449
    acı-tahammül eşiği yüksek diye bir insana maddi-manevi bu kadar sıkıntı yüklenmez. bu kantar bunca sikleti çekmez hanımlar, beyler. bir yıl, on yıl, yirmi yıl... daha ne kadar böyle devam edecek? yirmi dört yaşındayım, ellerim titriyor biraz duygusallaştım mı. tansiyonum inip çıkıyor. geçen gün okulun ortasında düştüm kaldım, kalbim sıkıştı. kalp masajı, bok püsür, bir sürü tantana. bütünlemesine gireceğim sınava giremedim. sınava beş dakika vardı, binanın kapısının önündeydim ve oradan ambulansla hastaneye taşındım ama telafi adına bir şey yapıl(a)mıyor. parantez içindeki a yeterince zengin olamayan herkesin, hemen her ülkede bürokrasi ile kavgasıdır, bilirsiniz. öte yandan ne kadar kıymet verdiğim insan varsa ya hiç tereddüt dahi etmeden ortadan ikiye böldü beni, ya da bütün bu delilikten kaçtı, toprağın altına sığındı.

    bugün saçları kıvır kıvır bir hanımı aldım karşıma, karşılıklı birer çay içip iki lafın belini kıralım diye. ilk kurduğu cümle "neyin var? gözlerin bomboş bakıyor." oldu. "onların ardı da bomboş, emdiler, tükettiler, beni buraya, tam da senin önüne fırlatıp attılar. senden önce de başka başka yerlere savurmuşlardı, sahiplenen çıkmadı." diyemedim. kulağa garip geldiğinden ya da anlam veremediğim bir çeşit çekingenlikten değil. onu söylesem üzerinden beş dakika dahi geçmeden kendi problemlerini anlatmaya başlayacaktı. istisnasız diğer tüm insanların yapacağı gibi. karşınızda sizi dinleyip anlayabilen, tavsiye verebilen biri varsa hiç mi aklınıza gelmez "bu amına koyduğumun kıllı sakallısı bunları hiç zorlanmadan anlayacak, algılayacak kadar ne yaşamış acaba?" sormak. ama yok, gelmez.

    ara ara yok yere ağlıyorum hanımlar, beyler. hani öyle; fonda çalan bir şarkı iliklerime işlediği için değil. aklıma gelebilecek, beni kahırdan kağıt gibi buruşturacak hatıralardan biri hava sahama destursuz giriş yaptı diye de değil. öylece otururken, bir kediyi severken, nohutun üstüne pul biber dökerken... öyle, olur olmaz, alelade yerde. tamam, kabul ediyorum. bir sürü hata yaptım. itiraz etmiyorum, evet. biraz içine doğduğum hayat yüzünden, biraz kendi tercihlerim yüzünden süratle eskidim, tükendim. fakat ben yirmi dört yaşında bir adamım lan hepi topu. ölüyorum. için için çürüye çürüye, yavaş yavaş, ızdırap içerisinde ölüyorum. çatır çatır canımdan can kopartıyorlar. dilim dilim ediyorlar beni. bir parçamı alıp yarama tuz basıyorlar, inim inim inliyorum. sonra hemen pansuman, lazımsa tedavi... bu eksiklikle yaşa şimdi diyorlar. olmaz, geri verin diyorum; yok. neden aldınız, izah edin diyorum; yok. yeter aldığınız, yapmayın artık diyorum; yok. bütün bu anlayışsızlık, talihsizlik, sıkışmışlık ve bulantı beni öldürüyor. fakat şöyle tek seferde, hakkını vererek, olması gerektiği şekilde ölemiyorum bile. hayırlı bir evlat, iyi bir eş, başarılı bir öğrenci, oğluma-kızıma bugün dönüp baktığımda "şu piçe bak! hiçbir şey yaptığı yok, hiçbir şeyi hak etmiyor. tek bir şey dahi katmamış sanki doğduğundan beri kendine. ama tek şansı var, babası zengin. onun ekmeğini yiyor işte." diye horladığım insanların standardında bir yaşam sunabilecek kadar özverili bir baba olmamı bekledikleri yetmiyormuş gibi; bir de sıralı ölüm bekliyorlar. ben onlardan önce ölürsem, bu benim ölmemden ziyade onların geride kalmasından dolayı çok üzücü olurmuş gibi hissediyorum. sırası mıydı peki, benim çocukluk arkadaşımı toprağın altına ne demeye koydunuz o zaman diyorum; ses yok.

    geçen hafta çarşamba günü ölüyordum hanımlar, beyler. inanın bana ilk yirmi, yirmi beş saniye o kadar huzur vericiydi ki. son iki yıldır o kadar huzurlu hissettiğimi hatırlamıyorum. gözümün önünde masmavi bir perde vardı, istemsiz bir gülümseme hissi parmak uçlarımdan yüzümdeki kaslara doğru yayılıyordu. ellerimden ve ayaklarımdan kanın çekildiğini hissettim. sonra birden ailemin sesi çalındı kulağıma. annemin, babamın, halamın, babannemin... içimde bir hayata tutunma isteği belirdi, yaptım da. o haldeyken son bir gayret "kalp ritmim yavaşladı, biriniz bir şey yapın. giderek azalıyor. kalp masajı yapın. korkmayın, biri yapsın. ölüyorum!" diye bağırdım. döndüm şimdi, buradayım. hiç istememiştim oysa.

    yanlış anlamanızı istemem. öyle derdin, kederin altında ezilip ilgi arsızlığı peşinde koşacak yapıda birisi değilim. en azından olmadığımı sanıyorum. bu arada; bazı dertler gerçekten ilgi ile tedavi edilmeye muhtaçtır. yani; böyle yapan kimselerin hepsini zayıf, işe yaramaz kişiler olarak falan da nitelemiyorum. sadece, ben öyle birisi değilim. ağlama duvarı yazmışsınız, benim de ağlayasım vardı işte biraz. şu duvarın dibindeki unutma beni çiçeğine su vereyim istedim.

    bu dünya mezbelelik. bu dünya bok çukuru. et, kan, kemik, hırs ve yalandan müteşekkil bu gezegende benim memleketim yok. memleket hasreti ile yanıp tutuşuyorum ya, vuruşmadan ölmek yakışıksız olur diye fısıldadılar kulağa bir kere; mermilerin hepsini yakasıya kadar buralardayım. karartmayın enseyi.

    https://www.youtube.com/watch?v=kkvWAOJM8dU
App Store'dan indirin Google Play'den alın