• hayata bakışı kişinin galatasaray'a kattıkları olan insanların anlamayacağı karakterde bir insandır. türkiye'de futbol camiasındaki açık ara en karakterli en dürüst en sözüne sadık en açıksözlü insandır. hiç bir zaman kimseye yanlış yapmaz, birinin yüzüne söylemeyeceği lafı arkasından söylemez. dönek bir insan değildir, lafının arkasında durur.

    biz insanlara galatasaray penceresinden bakmayız, insan penceresinden bakarız.

    ha bizim hayattaki önceliğimiz galatasaray değildir, erdem, şeref, dürüstlük gibi felsefelerimiz vardır. bu yüzden galatasaray eğer şike yapmış olsaydı biz hemen şike yapanları aforoz ederdik, ligden düşürülmek isterdik, ama hayattaki önceliği insanları değerlendirirken galatasaray için ne yaptıya bakan insanlar şuan fenerbahçe'nin yaptığını yapar. rte galatasaray'ı düşürmemek için bu kadar çalışsa ona tapar.

    kim ne derse desin, isterseniz ölene kadar oflayın şenol güneş futbol camiasındaki en karakterli adamdır, karakterini terim ile karşılaştıramazsın bile. biz insanları takdir etmek için galatasaray'a ne yaptığına bakmayız, karakterine bakarız. kendi rakibimizinde şerefli olmasını isteriz.
  • kendisi için (aslında trabzonspor için yazmıştım onu) farklı bir mecrada yazdığım yazıyı, bir gazeteci kullanam için izin istemiş sonrada sayfasında kullanmıştı...

    --- alıntı ---

    orada trabzonspor'u feci şekilde arsenal'e benzetmiştim.
    şenol güneş' de uzak doğu deneyimi yaşamıştır, arsene wenger'de. ikisi de bir döneme damga vuran bir takım yaratmıştır. ( 1995-1996 trabzonspor'u ve 2000-2001 arsenal'i ) ancak günümüz de her iki hoca da şampiyonluk hasreti ile yanıp tutuşmakta. her sezona başlarken aynı duygular ile başlayıp sonrasında kaybetmek ikisi içinde büyük hüsrandır.
    aralarında ki diğer bir benzerlik de oyuncu profilinde.

    her iki takımın oyuncuları da takımdan bir bir ayrılmakta. arsenal'i düşünün. henry, fabregas, nasri ve şimdi de van persie... trabzonspor'u düşünün. selçuk, engin, umut, burak... her ikisinde de başarı gelmediğinde, kupa kazanabileceği bir takıma gitme dürtüsü mevcut. örnek ; samir nasri, henry, engin, selçuk...

    --- alıntı ---

    burak yılmaz'a etkisini, arsene wenger'in kanat forveti olarak futbol hayatına başlamış olan van persie'ye etkisine benzetmiş, ikisinin istatistiklerini vermiştim de bir ton laf yiyip o zaman manu'da oynayan van persie'yi burak yılmaz ile kıyasladığım için "salak" ilan edilmiştim.

    her neyse, bugünkü konuşmalarını yeni dinledim ve bir kaç kelam etmem gerektiğini düşündüm. zira, kendisi hakkında uzun uzun araştırmış, oynattığı oyun hakkında en az kendisi ve tamer tuna kadar bilgim olduğu için bu söylediklerinin altında yatan şeyin ne olduğunu daha net anlayabiliyorum.

    şenol güneş, 4-2-3-1 oynamaya uzun zaman önce başladı. şu anda 4-2-3-1 diyoruz ama aslına bakarsan 4-4-1-1.. bunu ogün, tolunay, abdullah ile de oynadı, milil takımda herkesin eleştirmesine rağmen istim üzerindeki ilhan mansız'ı oynatmadığı 2002 dünya kupasında da oynadı. bundan pek vazgeçmedi. belki kalecilik geçmişi, belki başka bir şey.. 4-4-2 görünümlü bu oyun aslında koca bir 4-4-1-1' idi.

    yıllar geçtikçe bu formasyon yerini 4-2-3-1' e bıraktı.
    bu sefer kanat forvetlerini etkin kullanmaya başladı. ve günümüze kadar geldi. özellikle, topu rakibe yaptığı şok pres ile kazanıp, ilk top merkeze, ikinci topu kanatlara oynayarak, ceza sahasına paralel gelmeden önce penaltı noktası ile ceza sahası yayı arasına atılan toplarla gol bulmaya yönelik bir hücum planı vardı. eğer oyun sete dönmüşse, şenol güneş beklerden kanat ortaları bekler içeride gizli forvet (talisca gibi) forvet'in ve kanat forvetlerinin meşgul ettiği adamların önünden topa vururdu. orta hemen hemen nereye atılacağı çok önceden belli olduğu için savunma oyuncusu topu beklerken gizli forvet topa vurmuş olurdu (talisca'nın attığı golleri izlemenizi öneririm) ...

    şenol hoca bu oyunu ilk kez gerçek kanat forvetleri ile oynadı ve bugüne kadar da başarılı oldu. peki şimdi niye değil??? ve neden bu kadar gergin??

    bunun iki sebebi var;

    1) fatih terim
    2) takımın durumu..

    önce ikiden başlayacağım. şenol hoca, yabancı sınırından dem vuruyor ve ozan örneği veriyor. ozan'ı alamasının sebebi fahiş fiyatlardı. fener bastı parayı ve aldı. sen ise ozan'ın yaptığı işi atiba'ya yaptırıyorsun iki yıldır ve onun olmadığı maçları kazanamıyor. orta sahası yaşlanırken, oğuzhan'dan ve tolgay'dan aynı verimi her maç alamıyor. on numara sıkıntısı yaşamasına rağmen çakma rivaldo ile oynamak zorunda kalıyor. etkin pas yapamayan bu orta sahası yüzünden beşiktaş arka tarafı boş bırakıyor. vida'yı aldılar ama vida size sadece hava topu kazandırır. bu kadar stoper kıtlığı olduğu bir dünyada bu adamı, bonservisi yok iken almayacak bir dünya yok...

    orta sahası çok iyi pres yapamadığı için (tudor'un hatası ve takımın tutuk oyunu nedeniyle vodafone park'taki maç dışında) oyun sürekli set hücumuna döner hale geldi.. ve işte bu konuşmaların sebebi de bu. beşiktaş artık sadece kenar ortalara kalmış hücumu yüzünden sürekli şikayet ediyor.

    yönetim olarak sürekli "bizim seviyemize gelsin" dedikleri rakipleri onları geçti. bunun sebebi de yabancı oyuncu uygulaması. onların düşüncesine göre en iyi türkler onlarda. iki kanat beki türk. orta sahada iki türk var. yani rahatlıkla 7 yabancı ile oynayabilir.. dertleri de bu.. (tabi şu var yabancı sınırı en başından beri hatalı diyor kendisi ancak kulüp takımlarındaki en büyük başarısını da bu yabancılar sayesinde kazandığını unutuyor. sanırım birazcık gençlerbirliği açıklamsının haklılık payı var)
    diğer yandan şenol güneş'in söyledikleri. ozan üzerinden anlatıkları. elinde necip varken, atiba ile oynayan, caner varken adriano'yu sahaya süren, olcay'ı satıp babel'i alan, oğuzhan'ı on numaraya adapte etmek yerine yabancı oyuncu transfer etmek isteyen, tolga çok tepki çekince oraya da yabancı kaleci koyan bir insan olarak bunları söylemesi doğru değil. bir tane bile alt yapı oyuncusu oynatmayan, onları sevmeyen ve çaylak oyuncular için "baskıyı görünce dağılıyorlar" diyen bir futbol insanı olduğu için bu söylediklerinin asıl nedenine gelmek gerek.

    o da fatih terim...

    fatih terim, bir güç. bir ekol. elindeki oyuncu kadrosundan maksimum verim alan biri. bir kere bile fikstür'den şikayet ettiğini, sakat ve cezalı çokluğundan yakındığını duymadım. "sahaya on bir kişi çıkmıyor muyuz?" der hep. bülent korkmaz'ın semih kaya'ya güvenmeyip kewell'ı oynattığı günlerden, semih'in milli takıma kadar çıktığı günlere. sonra hep beraber düşüşünü seyrettik ama bu gerçeği göz ardı edemeyiz.

    şenol güneş ve fikret orman bayern'i geçmelerinin mümkün olmadığını bildikleri ve de bu konuda yapabilecek bir şeyleri olmadığının farkında oldukları için ligi belki 4. olabiliriz diye türkiye kupasına (süt kupası dedikleri) göz dikmiş durumdalar. türkiye kupası sahibi direkt gruplardan gideceği için biraz da buna yönelik hareketler gibi duruyor. göztepe maçının ardından 47 saat sonra buca maçına çıkmış bir takım ağzını açmamışken bu yaygaranın tek nedeni, takımın durumunu çok iyi bilmeleri ve galatasaray'ın fatih terim'e sahip olması...

    yazar notu : yazıyı yazmaya başladığımda on bir'di. anca bitti. gece yarısını bilerek beklemedim. bu da burada dursun.
  • ne kadar iyi bir teknik direktör olduğu tartışılır ancak kesinlikle oynattığı forvetleri geliştirip pazarlama konusunda çok başarılı.

    2002 dünya kupası'nda milli takımımızın teknik direktörüydü.

    dünya kupasında oynadığı 271 dakikada 3 gol atan ilhan mansız, japon seyircilerin ilgisini çekti ve ülkedeki popülerliği de sayesinde 5 milyon € bonservisle beşiktaş'tan vissel kobe takımına transfer oldu.

    hakan şükür ise, güney kore'ye attığı gol ile dünya kupalarında atılmış en erken gol rekorunu kırıp tarihe geçti.

    2004/05 ve 2005/06 sezonlarında trabzonspor’u çalıştırdı.

    trabzonspor'un altyapısında yetişmiş 27 yaşındaki fatih tekke, bu iki sezonda süper lig’de 52 gol attı, bir kez gol kralı oldu, milli takımda oynamaya başladı ve zenit'e 7.5 milyon € bonservisle transfer oldu.

    2007, 2008 ve 2009 sezonlarında, güney kore’nin fc seoul takımını çalıştırdı.

    fc seoul altyapısından çıkan 22 yaşındaki forvet park chu young, şenol güneş ile birlikte çalıştıktan sonra monaco’ya, üç sezon sonra da arsenal’e transfer oldu.

    fc seoul altyapısından çıkan bir diğer futbolcu, 23 yaşındaki forvet jo gook jung ise auxerre takımına transfer oldu.

    kore ligi’ni 9. sırada tamamlamış incheon united takımının 27 yaşındaki karadağ’lı forveti dejan damjanovic, şenol güneş tarafından fc seoul’e transfer edildikten sonra oynadığı altı sezon boyunca kore ligi’nde 181 maçta 116 gol attı, üç kez gol kralı oldu ve 33 yaşında 4.2 milyon $ bonservisle jiangsu sainty takımına transfer oldu.

    2009/10, 2010/11, 2011/12 ve 2012/13 sezonlarında trabzonspor’u çalıştırdı.

    16 maçta hiç gol atamadığı fenerbahçe’den bonservissiz olarak trabzonspor’a gelen burak yılmaz, şenol güneş ile çalıştığı iki sezonda, süper lig’de 51 gol attı ve bir kez gol kralı oldu. 5 milyon € karşılığında galatasaray’a transfer olduktan sonra süper lig’de 3.5 sezonda 65 gol attı, şampiyonlar ligi’nde çeyrek final oynadığı sezonda ise 9 maçta 8 gol attı. daha sonra ise 8 milyon € bonservisle beijing guoan’a transfer oldu.

    trabzonspor'a ukrayna ligi’ni 3. sırada tamamlamış metalist takımından gelen jaja, süper lig’de 12 gol attığı sezonun sonunda 4.5 milyon € bonservis karşılığında al ahli takımına transfer oldu.

    iki sezon önce trabzonspor’a ankaragücü’nden gelen umut bulut, şenol güneş ile birlikte çalıştığı iki sezon sonrasında 3.8 milyon € bonservisle toulouse’a, daha sonra da 3 milyon € bonservisle galatasaray’a transfer oldu, şampiyonlar ligi’nde 29 maça çıktı.

    trabzonspor’a kayserispor’dan gol kralı ünvanıyla gelen 27 yaşındaki gökhan ünal, şenol güneş tarafından istenmeyince 3.2 milyon € bonservisle fenerbahçe’ye transfer oldu ve sonrasında kariyeri hızla düşüşe geçti. süper lig’de beş farklı takımda çıktığı 89 maçta 20 gol atabildi, 31 yaşında tff 1. lige, 34 yaşında tff 2.lig’e gitti.

    2014/15 sezonunda bursaspor’u çalıştırdı.

    fransa ligi’ni 18. sırada tamamlayıp küme düşen sochaux takımının forveti cedric bakambu, bursaspor’a 1.8 milyon € bonservis karşılığında geldi, bir sene sonra 7.5 milyon € bonservisle villareal’e transfer oldu, bu sezon la liga’da gol krallığı için yarışıyor, piyasa değeri 22 milyon €.

    brezilya ligi’ni 12. sırada tamamlamış bahia takımının forveti fernandao, kiralık olarak bursaspor’a geldi, o sezon süper lig’de 22 gol atarak gol kralı olduktan sonra 3.4 milyon € bonservis ile fenerbahçe’ye transfer oldu.

    bursaspor altyapısından çıkan 17 yaşındaki enes ünal, şenol güneş ile çalıştığı bir sezonun sonrasında 3 milyon € bonservis karşılığında manchester city’e, iki sezon sonra da 15 milyon € karşılığında villareal’e transfer oldu.

    2015/16 sezonundan itibaren beşiktaş’ın teknik direktörlüğünü yapıyor.

    fiorentina’da düşünülmediği için beşiktaş’a kiralık olarak gelen mario gomez, süper lig’de 26 gol atarak gol kralı oldu.

    beşiktaş’a gaziantepspor’dan bonservissiz gelen, cenk tosun, şenol güneş'le çalıştığı ve çoğunlukla yedek olarak düşünüldüğü 2.5 sezonda süper lig’de 4416 dakikada 36 gol attı, bu sezon şampiyonlar liginde 4 gol 2 asisti var, 2017/18 sezonunun devre arasında 27 milyon € bonservis karşılığında everton'a transfer olacağı konuşuluyor.
  • hiç bir galatasaraylıya laf atmak istemem ama tudor kadar eleştirilmiyor şenol güneş. biz 10 kişi kalmış rakibi 2-0'da 4-2 yenince* tudor'un etkisi yok deniyor. peki şenol güneş 10 kişi rakibi yenemeyince neden bu kadar eleştiri almıyor? daha fazla kredisi olduğu için belli ki. peki neden tudor'un kredisi yok? eksikleri kesinlikle olan tudor'un kenardan maçı boş boş izleyip düzgün müdahaleler yapmayan şenol güneş'in aldığı eleştriden daha fazlasını kendi taraftarından alması bana normal gelmiyor. üstelik şenol güneş 5 senedir üstüne koyarak giden bir takımı yönetirken, tudor çoğumuzun kadronun çöp olduğunu kabul ettiğimiz bir dönemden sonra neredeyse sıfırdan yapılanan bir takımı yönetiyor. hepsinin üstüne beşiktaş'ın hakemlerce korunduğu savunuluyor taraftarımızca. biraz haksızlık yapıyoruz bence. daha sakin ve mantıklı düşünerek eleştirmemiz lazım tudor'u.
  • ümit özat'a laf çarptığı için eleştirilmemesi gereken hocaymış.

    bugün bunu da gördük... diyorum ki acaba kendi içimizde bir de beşiktaş sözlük kursak da bu şenol hoca fanboylarını, "atiba türkiye'ye gelmiş en iyi yabancı futbolcu" "oğuzhan maestro mq" diyenleri oraya alsak da rahatlasak.

    ya bu adamın fanboylarından bıktık be kardeşim! tamam en efendi hoca sizin şenol hocanız, kurt hocanız, yeter! gidin beşiktaş'ı tutun.
  • 2017-2018 sezonu sonunda şampiyonluk kupası elimizde yükselirken kendisi rüyadan uyanıp şerefli üçüncülüğe geri döndüğünde yüz ifadesini merak ettiğim filozof.

    bu arada a milli takım bahsedildiği gibi bence euro 2000'de nal toplamamış, italya, isveç ve belçika'nın olduğu gruptan çeyrek finale çıkmıştır. çeyrek finaldeki portekiz maçında da olanlar malumunuz. fernando couto sahtekarının oscarlık performansı sonrası alpay'a gelen kırmızı kart ve kazandığımız penaltıda arif'in gereksiz "ben kullanacağım" ısrarı sonucunda vitor baia'nın kucağına nişanladığı top.

    avrupa kıtasından tek bir takımla oynamamış olsak da alınan dünya 3.lüğü tabi ki tarihi bir başarıdır fakat euro 2000'de nal topladığımız düşüncesi de haksızlık gibi geldi bana.
  • mesele şenol'un kafasına bir şey atılıp atılmaması değil, şenol'un tiyatro yapıp kendisini sağa sola savurması. mesele, kafası yarılmamasına rağmen saçma sapan bir dikiş uydurulması.

    gelip burada "niyet okuması yapmayalım"cı takılmayın. tabii ki niyet okuyacağız. kimsenin beyanı esas değildir. hüküm maddi gerçeklik üzerinden kurulur. kişinin kendi çıkarlarına göre şekillenen söylemleri üzerinden değil.
  • https://mobile.twitter.com/...s/987087103912808449

    eğer bu fotoğraf gerçekse bu stapler yani dikişi atan kişi kovulmalı. fotoğrafın sağ kısmında 2 adet normal cilde atılmış dikiş varken solda dikiş atılmayan kesi bölgesi var. yani ben asla inanmıyorum.

    bakın yanlış anlaşılmasın, elbette 65 yaşında asama birşeyler atılmasın mal gibi ülke olduk amenna ama;

    65 yaşında adam da göğsüne gelen su şişesine bazuka yemiş tepkisi vermesin :)

    https://www.facebook.com/...os/1762688487128489/

    bu adam futbola 3 yılda aziz yıldırım'dan fazla zarar verdi, bu ve fiko. inşallah silinip giderler.

    not: doktorum, hatta cerrahım.
  • kendisini gelistirdigi kadar, iyi oldugunu sandigimiz konularda geri gitmis insandir da kendisi.

    dun yada onceki gun, "diger takimlar bizi yenmenin hayaliyle yasiyor" gibi bir cumle kurdu. ego manyakligi var dedigimiz fatih terim hic bir zaman rakiplerine bu tarz soylemlerde bulunmadi, dusunun adamin geldigi durumu.

    bizi ilgilendirir mi? hayir. kimler hayallerde yasiyor er yada gec gorecegiz.
  • yüksek tiner münasebeti sebebiyle geçen senenin bu zamanlarında kendisinin bu kadar güçlü olduğu lige fatih terim gelemez diyorlardı.

    theokoles ile karşılaşmamış the undefeated gaul gibi yüksekte görüyorlardı beyefendi'yi.

    şimdi ligin theokoles'i imparator gelince küfür kıyamet kendisinin istifası isteniyor. gerçi kendisi küfre alışkındır sıkıntı yapmaz herhalde.

    hayırdır lan yaz aylarını çıkarırsak 6 7 ayda dumanınızı mı çıkarttı imparator yoksa?

    beşiktaş'ta son sezonunu yaşayan kişi.
  • başarı odaklı ve herşeyi bildiğini zanneden türk kafası tarafından fener'e yeniliyor diye loser olarak adlandırılan türk futbolunun yaşayan en büyük ismidir.

    1- büyük takımlara puan kaybetmesi doğaldır, zira elindeki kadro her ne kadar iyi oynarsa oynasın büyük maçlarda skoru tecrübe ve kaliteli ayaklar belirlemektedir.

    2- sezon başında videoton'a ve chikuraya elenmesi doğal karşılanabilir, zira videoton'a elendiği zamanlar trabzonspor'da zaten pek parlak olmayan günler geçirmekte, chikhuraya elendiğinde ise bursaspor'u henüz tanıma aşamasındaydı. bu kafaya göre terim de loserdır çünkü 2. döneminde daha 2 sene önce avrupa şampiyonu yaptığı galatasaray'ı batırıp gitmiştir.

    3- tırt takımları eleyip dünya üçüncüsü olma sorunsalı bence tamamiyle bok atma çabası ve ortalığı karıştırma gayretinden ibarettir. avrupada biri böyle bi başarı sergilese elediği takımlara mı bakarlar yoksa dünya 3.sü olmasına mı? türkiye gibi değerlerini itin götüne sokmakta beis görmeyen bi ülkeyse tabi ki ilk dediğimi yapar.

    4- civelli meselesine de değinilmiş, sanırsın bursanın sergio ramos'u alacak bütçesi varken gitti civelli'yi aldırdı bu adam bursa'ya. ikincisi civelli'yi zaten kendisi de aldırmadı, civelli geçen sene de bursa'daydı. bu işler bütçe meselesidir yani ve civelli'den daha iyisi alınamamış olabilir. üçüncüsü civelli gayet yeterli bir stoperdir ligimiz için. *

    5- 4 büyük takımı yenememesi yukarda da belirttiğim gibi hem o takımların kalitesinden hem de kendi kurduğu takımın henüz yeni ve tecrübesiz olmasından kaynaklanmaktadır. daha bu aksam 28 nisan 2015 bursa fb maçında gördük, takım tam bir avrupa takımı gibi oynamasına rağmen sırf son vuruşların kötü olmasından dolayi yenebilecekleri fenere kaybettiler. yani bu durumda o kornerde ozan'dan seken topu kale ağzında fernandao takozu tamamlayamıyorsa şenol hoca mı tamamlasın?

    akıl, mantık. bu dünyada skorlardan, galibiyetlerden, kupalardan daha önemli şeyler vardır. ama bizim ülkemizde bunlardan daha değerli bişey olmadığı için çıkıp böyle bol keseden sallanıyor işte.
  • ''şampiyonlar ligi dönüşü 3 gün sonra maç mı yapılırmış'' lafını etmiş ağlak teknik direktör.

    kulüp yetkililerinden birinin, haftanın 7 gün olduğunu şenol güneş'e hatırlatması lazım. eğer 3 maç yapıyorsan haftada, maçlardan bir tanesini en az 3 gün sonra oynamaya mecbursun. fm'de bile böyle.

    napak, haftadaki gün sayısını mı değiştirek amk?
  • hakemler beşiktaş aleyhine bir hata yapınca bizi katlediyorlar, adalet nerde diye bir tarafını yırtan, ancak onların lehine hata yapıldığında bizim hakemlere itiyacımız yok diyip konuyu çeviren adamdır. kendisini sevmem . işine geldiği şekilde davranıyor. balonu çok fena patlayacak o zaman yine hakemlere dadanacak. buraya kanıt olarak yazıyorum.
  • bu sezonki beşiktaş maçlarını izlerken karşımda can çekişen, ayakta kalmak için son gücünü harcayan bir takım görüyorum. bu duruma temel olarak üç şey neden oldu: 1) yaşlanan kadroları, 2) yaşlanan kadroya rağmen transferlerde yine yaşlı oyuncuları tercih etmeleri, 3) yaz kampını bir çin bir ispanya seyahatleriyle çok kötü geçirmeleri.

    şenol güneş de bunların hiçbirine engel olamadı. kendisine ait bir oyuncu portföyü olmadığından menajerlerin önerdiği pepe, negredo, lens, medel gibi isimleri kabul etti ki lens dışında uzun vadede fayda sağlayabilecek bir oyuncu görmüyorum bu isimler arasında. yapmaları gereken genç ve kaliteli bir stoper ile 27-30 yaş arası bir stoper almaktı. bununla beraber kanatlarını hazır şampiyon olmuşken yenilemeleri gerekiyordu. forvete yaşlı bir futbolcu da transfer edilebilirdi, o bölge yaşı kaldırırdı ancak diğer bölgeler de görmezden gelindi. güneş'in orta sahadaki problemi görmeyişiyse sezonu onlar adına bitiren hata oldu. atiba'nın yerine tıpkı bizim fernando'muz gibi bir oyuncu bulmuş olsalar hala eski dinamizmine sahip bir beşiktaş görecektik. neyse ki şenol güneş öyle bir vizyona sahip değil de orta sahalarının günden güne çürümelerini hep beraber seyrediyoruz.

    eskiden de tek taktikleri doldur boşalttı, eğer kilidi açamazlarsa lehlerine bir penaltı verirler ve maçı koparırlardı. şimdi kondisyonları o kadar bitik ki rakip ceza sahasına giremediklerinden penaltı da kazanamıyorlar. hoş yine kazanıyorlar ama bazı sıkışan maçlarda kazanamayacaklar bu sezon. orta sahaları devasa boşluklardan oluşuyor, az biraz top tekniği iyi olan ve ayağa pasla çıkan takımlar bu beşiktaş orta sahasını eleğe çevirecekler. tosic, beck de bu sezon alarm veren isimler. beşiktaş takımını nereden tutarsan tut elinde kalıyor. iyi oldukları tek konu coşku. coşkularını kaybetmeleriyse iki üç puan kaybına bakar.

    eskiden takımları kötü de gitse, kendilerini geçemeyeceklerini bildikleri galatasaray- fenerbahçe- başakşehir vardı. bu sezonsa hem şenol güneş'in hem beşiktaş takımının önünde galatasaray gibi korkutucu bir dev duruyor. biliyorlar ki tökezlerlerse şampiyonluğu kaybedecekler. şampiyonluğu kaybettiklerinde de kendilerini ''hiç bitmeyecek'' diye avuttukları rüya sona erecek. görüp görebilecekleri en uç seviye olan devir yerini çöküşe bırakacak. bunu hem şenol güneş biliyor hem beşiktaşlılar.

    şu sıralar psikolojilerinin bozuk olması bu yüzden normal karşılanmalıdır.

    ha şenol güneş ve takımı şunu bilsin. yaptıkları onca ahlaksızlığı, ağlamaları, hakem kollamalarını, kazandıkları haksız penaltıları, quaresma'nın dirseklerini, taraftarlarının çirkefliklerini unutmadık. biz diz çöktüğümüz için siz büyük gözüküyordunuz. ayağa kalktık ve hesap sorma vaktimiz geldi.

    kuzey unutmaz!