• kitap için araştırma yaparken özellikle 90 yıllarda garip garip olaylarına şahit olduğum enteresan kişilik.

    ancak sanırım en garibi yerli kaleci konusundaki takıntısı... buradan başlayıp yabancı sınırı ile son bulmasını düşünüyorum yazının ama konu şenol güneş olunca bolca grift olacaktır illa ki..

    kulüp takımlarında görev alırken yabancı konusunda oldukça ciddi çalışmalar yapan biri.
    bugün çıkıp "takımlarda bilmem kaç tane yabancı olsun" diye konuştuğuna bakmayın. sakaryaspor'u çalıştırırken takımı yeterli görmeyip yabancı avına çıkan biridir kendisi.

    https://gss.gs/yMe.jpg (1999)

    1996 yazında trabzonspor yönetimi ile kanlı bıçaklı hale gelmiş biridir.
    yabancı isteği üzerine onlarca gazete kupürü var. bir kaç tanesini şuraya bırakıyorum..

    https://gss.gs/U13.jpg
    https://gss.gs/0XW.jpg
    https://gss.gs/lsO.jpg
    https://gss.gs/GWH.jpg
    https://gss.gs/1nj.jpg
    https://gss.gs/0Ky.jpg (1994)

    şenol güneş'in 2000 yılında milli takım teknik direktörü olana kadar ki süreçte tüm çalıştırdığı takımlarda yaşadığı sıkıntı ortak. yabancı oyuncu. sürekli yabancı oyuncu alınmasından, alınan oyuncunun beğenilmemesinden dert yanmış. öyle ki 1996 da yabancı kuralı şenez erzik yönetimi tarafından 3+1 olarak genişletilmesine ses çıkarmamış.

    https://gss.gs/Jb4.jpg

    ne zamana kadar?
    2000 yılında milli takım teknik direktörü olduğunda o sezon gelen 5+1 kuralına laf etmiş.
    bu arada kulüpler birliği 5+2 istemiş ama federasyon kabul etmemiş..

    o günlerde şenol güneş tarafından çok eleştirilen kural ligin ilk yarısında çok rağbet görmemiş.
    neden? o dönem milli takım oyuncularına saymak yeterli aslında.

    rüştü rençber, alpay özalan, fatih akyel, bülent korkmaz, ergün penbe, hakan ünsal, ümit özat, ogün temizkanoğlu, abdullah ercan, tayfur havutçu, tugay kerimoğlu, suat kaya, okan buruk, emre b., tayfun korkut, ümit davala, sergen yalçın, fatih tekke, eto bitmiş oktay derelioğlu, kaçak kral hakan şükür, taklacı arif erdem, ümit karan o günlerin ofansif orta sahası ayhan akman... var oğlu var...

    o yüzden kulüple bunu kullanmamış.

    https://gss.gs/IrV.jpg

    şenol hoca ise ünal karaman ile birlikte erdoğan şenay'a şu demeci vermiş. yıl 2000...

    https://gss.gs/ejc.jpg

    1999'da sakaryaspor da çalışırken takımın iyi olması için elindeki türkleri geliştirmeyi değil yabancı oyuncu ile sorunu çözmek için oyuncu aramaya yurt dışına giden adam 6 ay sonra milli takımın başına geçince yeni yabancı kuralına çatıyor. üstelik, 5+1 varken bu ülke dünya üçüncüsü oluyor.

    neyse, o zamanlar yabancı konusu çok çılgın bir konu. güreş federasyonu bile yabancı antrenör gelsin mi? gitsin mi? tartışması yapıyor. yani felaket bir dönem.. futbolcu ihraçları başlamış ama bir yabancı mevzusudur alıp gitmiş. beşiktaş'a geldiğinde uzunca bir süre yerli kaleci konusunda takıntısını ortaya koymuş ama şampiyonluktan oluruz korkusuyla orada da yabancı kaleciye sarılmış bir zat olarak şenol güneş, bir dönem bu konuda federasyona teklif bile sunmuş.

    https://gss.gs/Zmf.jpg

    sonuç olarak şenol güneş, kulüp takımlarından mevcuttaki yabancı kuralını dibine kadar kullanmış, milli takıma geçtiğinde ise aksine söylemiş ve konuşmuş biri. yabancı kurulanı eleştirdiğinde bile yeri geldiğinde tercihini 11 yabancıdan kullanabiliyor. ama milli takımda bambaşka bir ruh haline bürünüyor.

    yani neye ihtiyacı varsa onun olması için şartları zorluyor.
    yarın, kulüp takımına geçsin yabancı sınırını eleştirir ama başarılı olmak için yabancı kaleci bile tercih eder.
  • az önce ağzından şöyle bir cümle çıktı ve ekran başında kahkahaya boğuldum :

    " ... şampiyonlar ligi'nde galatasaray, uefa'da başakşehir, trabzonspor.... ııı bir de... trabzon, başakşehir heh beşiktaş"

    nasıl unutursun hoca beşiktaş'ı ya :(

    yabancı kuralıyla ilgili de şöyle dedi:

    "türkiye'de çıkan oyuncular ilk önce büyükler alsın oradan basamak olarak gitsin istiyoruz."

    ben hayatımda böyle saçma bahane görmedim. düpedüz sahtekarlık yapıyorlar. soruyorum :

    merih demiral'ı juventus isterken, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş nasıl alabilir?

    cengiz'in yerinde olsanız, roma'ya mı gidersiniz, istanbul'un büyüklerine mi?

    milli takım hocası, oyuncularının türkiye ligi'nde mi oynamasını ister, yoksa premeir lig'de, serie a'da, bundesliga'da mı?

    kaliteli oyuncular yine yurt dışına gidecek, biz de burada yeni tarık çamdallara, mehmet topuzlara hak ettiğinin 10 katını verip iyiden iyiye batacağız.
  • şu an euro 2020’nin ertelenmesi ile kafasını duvarlara vuruyordur.

    şampiyona var diye trabzon’u ünal karaman sonrası almadı bugün 1 yıl sonraya ertelendi her şey. neyse hakkında yazarsam hapise girerim o yüzden susuyorum.

    ama elbette şunu söylemek lazım, konuşmaya geldiğinde mangalda kül bırakmayan sözde hümanist, sözde dürüst, sözde adil bu vatandaş futbolcu, yayıncı kuruluşta çalışan sesçi, makyajcı, muhabir, stadyumda görevli polis, güvenlik, top toplayıcı çocuğun hakkını savunmaktan acizdir.

    çıksın 14 yabancı için konuşsun o.
    susmaya devam.. istanbul’un havası kirlidir...
  • hayata bakışı kişinin galatasaray'a kattıkları olan insanların anlamayacağı karakterde bir insandır. türkiye'de futbol camiasındaki açık ara en karakterli en dürüst en sözüne sadık en açıksözlü insandır. hiç bir zaman kimseye yanlış yapmaz, birinin yüzüne söylemeyeceği lafı arkasından söylemez. dönek bir insan değildir, lafının arkasında durur.

    biz insanlara galatasaray penceresinden bakmayız, insan penceresinden bakarız.

    ha bizim hayattaki önceliğimiz galatasaray değildir, erdem, şeref, dürüstlük gibi felsefelerimiz vardır. bu yüzden galatasaray eğer şike yapmış olsaydı biz hemen şike yapanları aforoz ederdik, ligden düşürülmek isterdik, ama hayattaki önceliği insanları değerlendirirken galatasaray için ne yaptıya bakan insanlar şuan fenerbahçe'nin yaptığını yapar. rte galatasaray'ı düşürmemek için bu kadar çalışsa ona tapar.

    kim ne derse desin, isterseniz ölene kadar oflayın şenol güneş futbol camiasındaki en karakterli adamdır, karakterini terim ile karşılaştıramazsın bile. biz insanları takdir etmek için galatasaray'a ne yaptığına bakmayız, karakterine bakarız. kendi rakibimizinde şerefli olmasını isteriz.
  • --- alıntı ---

    fatih terim sorusuna cevap:
    şenol güneş: "fatih terim değerimiz. ceza almasını istemem. ancak yapılan uygulama da en çok galatasaray'a yaradı. konuşma hakkı çıktı. haklı mı haksız konuşması olacağına, hangi saatte bildirildiği konuşuluyor. koca ülkenin gündemine bak."

    https://twitter.com/...049498892165120?s=21

    --- alıntı ---

    buyrun alın size milli takım teknik direktörü şenol güneş. böyle bir soru geldiğinde yapması gereken "benim konum değil, milli takım ile ilgili soru alayım" diyecek olan adam, maşallah konunun bütün detaylarına hakim. bir de kim haklı, kim haksız, kime yaradı, kime yaramadı durumuna karar verebilecek kadar da tarafsız.
    ne güzel türkiye'm be...

    şenol güneş'in şu açıklaması ve geçen haftaki yabancı sınırı açıklamaları ile sinsi yönünün ortaya çıkmasına öyle seviniyorum ki. kartlar açık oynansın işte böyle. herkesin safı belli olsun ki bizim taraftarda da "aslında o adam öyle değil" diyecek birisi kalmasın. aynen böyle devam.
  • galatasaray'da 2-3 türk izlemek istermiş kendileri. arkadaş küfür etmemek için zor tutuyorum kendimi. aç juventus maçını melih'i izle, aç roma maçını cengiz'i izle, ingiltere'de çağlar'ı izle. galatasaray'da oynamasınlar abicim gitsenler avrupa'da oynasınlar.

    ozan kabak galatasaray'da oynasa daha mı iyiydi adam bundesliga'da yılın çaylağı seçildi. yeter be şu kafasız, bunamış zihniyet bi bıraksın peşimizi. türk futbolu altın çağını yaşıyor kimse farkında değil hala yabancı sınırı konuşuluyor.
  • kendisi için (aslında trabzonspor için yazmıştım onu) farklı bir mecrada yazdığım yazıyı, bir gazeteci kullanam için izin istemiş sonrada sayfasında kullanmıştı...

    --- alıntı ---

    orada trabzonspor'u feci şekilde arsenal'e benzetmiştim.
    şenol güneş' de uzak doğu deneyimi yaşamıştır, arsene wenger'de. ikisi de bir döneme damga vuran bir takım yaratmıştır. ( 1995-1996 trabzonspor'u ve 2000-2001 arsenal'i ) ancak günümüz de her iki hoca da şampiyonluk hasreti ile yanıp tutuşmakta. her sezona başlarken aynı duygular ile başlayıp sonrasında kaybetmek ikisi içinde büyük hüsrandır.
    aralarında ki diğer bir benzerlik de oyuncu profilinde.

    her iki takımın oyuncuları da takımdan bir bir ayrılmakta. arsenal'i düşünün. henry, fabregas, nasri ve şimdi de van persie... trabzonspor'u düşünün. selçuk, engin, umut, burak... her ikisinde de başarı gelmediğinde, kupa kazanabileceği bir takıma gitme dürtüsü mevcut. örnek ; samir nasri, henry, engin, selçuk...

    --- alıntı ---

    burak yılmaz'a etkisini, arsene wenger'in kanat forveti olarak futbol hayatına başlamış olan van persie'ye etkisine benzetmiş, ikisinin istatistiklerini vermiştim de bir ton laf yiyip o zaman manu'da oynayan van persie'yi burak yılmaz ile kıyasladığım için "salak" ilan edilmiştim.

    her neyse, bugünkü konuşmalarını yeni dinledim ve bir kaç kelam etmem gerektiğini düşündüm. zira, kendisi hakkında uzun uzun araştırmış, oynattığı oyun hakkında en az kendisi ve tamer tuna kadar bilgim olduğu için bu söylediklerinin altında yatan şeyin ne olduğunu daha net anlayabiliyorum.

    şenol güneş, 4-2-3-1 oynamaya uzun zaman önce başladı. şu anda 4-2-3-1 diyoruz ama aslına bakarsan 4-4-1-1.. bunu ogün, tolunay, abdullah ile de oynadı, milil takımda herkesin eleştirmesine rağmen istim üzerindeki ilhan mansız'ı oynatmadığı 2002 dünya kupasında da oynadı. bundan pek vazgeçmedi. belki kalecilik geçmişi, belki başka bir şey.. 4-4-2 görünümlü bu oyun aslında koca bir 4-4-1-1' idi.

    yıllar geçtikçe bu formasyon yerini 4-2-3-1' e bıraktı.
    bu sefer kanat forvetlerini etkin kullanmaya başladı. ve günümüze kadar geldi. özellikle, topu rakibe yaptığı şok pres ile kazanıp, ilk top merkeze, ikinci topu kanatlara oynayarak, ceza sahasına paralel gelmeden önce penaltı noktası ile ceza sahası yayı arasına atılan toplarla gol bulmaya yönelik bir hücum planı vardı. eğer oyun sete dönmüşse, şenol güneş beklerden kanat ortaları bekler içeride gizli forvet (talisca gibi) forvet'in ve kanat forvetlerinin meşgul ettiği adamların önünden topa vururdu. orta hemen hemen nereye atılacağı çok önceden belli olduğu için savunma oyuncusu topu beklerken gizli forvet topa vurmuş olurdu (talisca'nın attığı golleri izlemenizi öneririm) ...

    şenol hoca bu oyunu ilk kez gerçek kanat forvetleri ile oynadı ve bugüne kadar da başarılı oldu. peki şimdi niye değil??? ve neden bu kadar gergin??

    bunun iki sebebi var;

    1) fatih terim
    2) takımın durumu..

    önce ikiden başlayacağım. şenol hoca, yabancı sınırından dem vuruyor ve ozan örneği veriyor. ozan'ı alamasının sebebi fahiş fiyatlardı. fener bastı parayı ve aldı. sen ise ozan'ın yaptığı işi atiba'ya yaptırıyorsun iki yıldır ve onun olmadığı maçları kazanamıyor. orta sahası yaşlanırken, oğuzhan'dan ve tolgay'dan aynı verimi her maç alamıyor. on numara sıkıntısı yaşamasına rağmen çakma rivaldo ile oynamak zorunda kalıyor. etkin pas yapamayan bu orta sahası yüzünden beşiktaş arka tarafı boş bırakıyor. vida'yı aldılar ama vida size sadece hava topu kazandırır. bu kadar stoper kıtlığı olduğu bir dünyada bu adamı, bonservisi yok iken almayacak bir dünya yok...

    orta sahası çok iyi pres yapamadığı için (tudor'un hatası ve takımın tutuk oyunu nedeniyle vodafone park'taki maç dışında) oyun sürekli set hücumuna döner hale geldi.. ve işte bu konuşmaların sebebi de bu. beşiktaş artık sadece kenar ortalara kalmış hücumu yüzünden sürekli şikayet ediyor.

    yönetim olarak sürekli "bizim seviyemize gelsin" dedikleri rakipleri onları geçti. bunun sebebi de yabancı oyuncu uygulaması. onların düşüncesine göre en iyi türkler onlarda. iki kanat beki türk. orta sahada iki türk var. yani rahatlıkla 7 yabancı ile oynayabilir.. dertleri de bu.. (tabi şu var yabancı sınırı en başından beri hatalı diyor kendisi ancak kulüp takımlarındaki en büyük başarısını da bu yabancılar sayesinde kazandığını unutuyor. sanırım birazcık gençlerbirliği açıklamsının haklılık payı var)
    diğer yandan şenol güneş'in söyledikleri. ozan üzerinden anlatıkları. elinde necip varken, atiba ile oynayan, caner varken adriano'yu sahaya süren, olcay'ı satıp babel'i alan, oğuzhan'ı on numaraya adapte etmek yerine yabancı oyuncu transfer etmek isteyen, tolga çok tepki çekince oraya da yabancı kaleci koyan bir insan olarak bunları söylemesi doğru değil. bir tane bile alt yapı oyuncusu oynatmayan, onları sevmeyen ve çaylak oyuncular için "baskıyı görünce dağılıyorlar" diyen bir futbol insanı olduğu için bu söylediklerinin asıl nedenine gelmek gerek.

    o da fatih terim...

    fatih terim, bir güç. bir ekol. elindeki oyuncu kadrosundan maksimum verim alan biri. bir kere bile fikstür'den şikayet ettiğini, sakat ve cezalı çokluğundan yakındığını duymadım. "sahaya on bir kişi çıkmıyor muyuz?" der hep. bülent korkmaz'ın semih kaya'ya güvenmeyip kewell'ı oynattığı günlerden, semih'in milli takıma kadar çıktığı günlere. sonra hep beraber düşüşünü seyrettik ama bu gerçeği göz ardı edemeyiz.

    şenol güneş ve fikret orman bayern'i geçmelerinin mümkün olmadığını bildikleri ve de bu konuda yapabilecek bir şeyleri olmadığının farkında oldukları için ligi belki 4. olabiliriz diye türkiye kupasına (süt kupası dedikleri) göz dikmiş durumdalar. türkiye kupası sahibi direkt gruplardan gideceği için biraz da buna yönelik hareketler gibi duruyor. göztepe maçının ardından 47 saat sonra buca maçına çıkmış bir takım ağzını açmamışken bu yaygaranın tek nedeni, takımın durumunu çok iyi bilmeleri ve galatasaray'ın fatih terim'e sahip olması...

    yazar notu : yazıyı yazmaya başladığımda on bir'di. anca bitti. gece yarısını bilerek beklemedim. bu da burada dursun.
  • biraz teknik direktor olsaydin transfer doneminde cenk’i arar, elemelerde ihtiyacin oldugunu soyler, formda kalmasi icin de oynayabilecegi bir takima gitmesini isterdin. yoksa milli takima cagiramayacagini soylerdin. yabanci siniri ile terim ile ivir zivir ile ugrasacagina kafani biraz bunlara yorsan andorra gibi son 54 macinda yenilmis takimi 90 da sans eseri bir gol ile yenmezdin.
  • zeka seviyesi hakkında şüphelere düşmeye başladığım, zamanında çok saygı duyduğum teknik direktör.

    --- alıntı ---

    şenol güneş: ''niye puanlar siliniyor, yabancı futbolcudan dolayı. yabancıya da türk lirası ver. gelmez diyor, o zaman alma.''

    --- alıntı ---

    ulan elin brezilyalısı, almanı ne yapsın türk lirasını? ne yapacak türkiye'de mi yaşayacak ömrünün sonuna kadar. gerizekalı mısınız lan siz?
  • ne kadar iyi bir teknik direktör olduğu tartışılır ancak kesinlikle oynattığı forvetleri geliştirip pazarlama konusunda çok başarılı.

    2002 dünya kupası'nda milli takımımızın teknik direktörüydü.

    dünya kupasında oynadığı 271 dakikada 3 gol atan ilhan mansız, japon seyircilerin ilgisini çekti ve ülkedeki popülerliği de sayesinde 5 milyon € bonservisle beşiktaş'tan vissel kobe takımına transfer oldu.

    hakan şükür ise, güney kore'ye attığı gol ile dünya kupalarında atılmış en erken gol rekorunu kırıp tarihe geçti.

    2004/05 ve 2005/06 sezonlarında trabzonspor’u çalıştırdı.

    trabzonspor'un altyapısında yetişmiş 27 yaşındaki fatih tekke, bu iki sezonda süper lig’de 52 gol attı, bir kez gol kralı oldu, milli takımda oynamaya başladı ve zenit'e 7.5 milyon € bonservisle transfer oldu.

    2007, 2008 ve 2009 sezonlarında, güney kore’nin fc seoul takımını çalıştırdı.

    fc seoul altyapısından çıkan 22 yaşındaki forvet park chu young, şenol güneş ile birlikte çalıştıktan sonra monaco’ya, üç sezon sonra da arsenal’e transfer oldu.

    fc seoul altyapısından çıkan bir diğer futbolcu, 23 yaşındaki forvet jo gook jung ise auxerre takımına transfer oldu.

    kore ligi’ni 9. sırada tamamlamış incheon united takımının 27 yaşındaki karadağ’lı forveti dejan damjanovic, şenol güneş tarafından fc seoul’e transfer edildikten sonra oynadığı altı sezon boyunca kore ligi’nde 181 maçta 116 gol attı, üç kez gol kralı oldu ve 33 yaşında 4.2 milyon $ bonservisle jiangsu sainty takımına transfer oldu.

    2009/10, 2010/11, 2011/12 ve 2012/13 sezonlarında trabzonspor’u çalıştırdı.

    16 maçta hiç gol atamadığı fenerbahçe’den bonservissiz olarak trabzonspor’a gelen burak yılmaz, şenol güneş ile çalıştığı iki sezonda, süper lig’de 51 gol attı ve bir kez gol kralı oldu. 5 milyon € karşılığında galatasaray’a transfer olduktan sonra süper lig’de 3.5 sezonda 65 gol attı, şampiyonlar ligi’nde çeyrek final oynadığı sezonda ise 9 maçta 8 gol attı. daha sonra ise 8 milyon € bonservisle beijing guoan’a transfer oldu.

    trabzonspor'a ukrayna ligi’ni 3. sırada tamamlamış metalist takımından gelen jaja, süper lig’de 12 gol attığı sezonun sonunda 4.5 milyon € bonservis karşılığında al ahli takımına transfer oldu.

    iki sezon önce trabzonspor’a ankaragücü’nden gelen umut bulut, şenol güneş ile birlikte çalıştığı iki sezon sonrasında 3.8 milyon € bonservisle toulouse’a, daha sonra da 3 milyon € bonservisle galatasaray’a transfer oldu, şampiyonlar ligi’nde 29 maça çıktı.

    trabzonspor’a kayserispor’dan gol kralı ünvanıyla gelen 27 yaşındaki gökhan ünal, şenol güneş tarafından istenmeyince 3.2 milyon € bonservisle fenerbahçe’ye transfer oldu ve sonrasında kariyeri hızla düşüşe geçti. süper lig’de beş farklı takımda çıktığı 89 maçta 20 gol atabildi, 31 yaşında tff 1. lige, 34 yaşında tff 2.lig’e gitti.

    2014/15 sezonunda bursaspor’u çalıştırdı.

    fransa ligi’ni 18. sırada tamamlayıp küme düşen sochaux takımının forveti cedric bakambu, bursaspor’a 1.8 milyon € bonservis karşılığında geldi, bir sene sonra 7.5 milyon € bonservisle villareal’e transfer oldu, bu sezon la liga’da gol krallığı için yarışıyor, piyasa değeri 22 milyon €.

    brezilya ligi’ni 12. sırada tamamlamış bahia takımının forveti fernandao, kiralık olarak bursaspor’a geldi, o sezon süper lig’de 22 gol atarak gol kralı olduktan sonra 3.4 milyon € bonservis ile fenerbahçe’ye transfer oldu.

    bursaspor altyapısından çıkan 17 yaşındaki enes ünal, şenol güneş ile çalıştığı bir sezonun sonrasında 3 milyon € bonservis karşılığında manchester city’e, iki sezon sonra da 15 milyon € karşılığında villareal’e transfer oldu.

    2015/16 sezonundan itibaren beşiktaş’ın teknik direktörlüğünü yapıyor.

    fiorentina’da düşünülmediği için beşiktaş’a kiralık olarak gelen mario gomez, süper lig’de 26 gol atarak gol kralı oldu.

    beşiktaş’a gaziantepspor’dan bonservissiz gelen, cenk tosun, şenol güneş'le çalıştığı ve çoğunlukla yedek olarak düşünüldüğü 2.5 sezonda süper lig’de 4416 dakikada 36 gol attı, bu sezon şampiyonlar liginde 4 gol 2 asisti var, 2017/18 sezonunun devre arasında 27 milyon € bonservis karşılığında everton'a transfer olacağı konuşuluyor.
  • şenol güneş kariyerinin iyi zamanlarında hep hazır takımları aldı ve üzerine kendi oynama felsefesi rötuşu ile başarılı oldu. urbain braems / georges leekens’den futbol oynamayı öğrenmiş bir takım almıştı, o takımla 96 yılında şampiyonluk yarışı verdi. biliç’ten muazzam bir takım aldı ( futbolu öğrenmiş ) şampiyon oldu. detay şu, bıraktığı takımların toparlanmasının zor olduğu. hazır takım almadığında da sıkıntı yaşaması. urbain & georges dönemini zaman yaratabildiğimde eklerim.
  • başarılarının hemen hemen hiçbirinde fatih terim'le yarışmamış teknik direktördür. kariyerini şöyle bir inceleyelim.

    * 96 öncesi, fatih terim galatasaray'da göreve başlamadan önce trabzonspor teknik direktörü olarak epey başarılı bir şenol güneş profili var. fatih terim'den sonra trabzonspor'da başarısız olup ayrılıyor. bu dört yıllık dilimde felaket olarak tanımlanabilecek sakaryaspor ve antalyaspor maceraları yaşıyor.

    * başarısızlıklarına rağmen trabzonlu haluk ulusoy tarafından milli takımın başına geçiriliyor ve bu serüveninde genellikle başarılı oluyor. tam da fatih terim milan'dan ayrılıp galatasaray'ın başına geçtiği zamanlar.

    * fatih terim'in üçüncü gelişinden önce, malum şike muhabbetlerinin döndüğü sezonda yine başarılı bir şenol güneş var. fakat fatih terim, ünal aysal yönetiminde galatasaray'ın başına geçince yine başarısız olup trabzonspor'dan ayrılıyor.

    * fatih terim'le ünal aysal arasındaki anlaşmazlık ve yıldırım demirören başkanlığındaki federasyonun terim'i milli takım'ın başına geçirmesiyle yine bursaspor ve beşiktaş'ta başarılı bir performans gösteriyor.

    tamamı incelendiğinde, fatih terim'in süper lig içerisinde görev aldığı dönemlerde kendisinin pek bir başarısı yok ve terim olmadan gayet başarılıyken terim gelince genel olarak istifa edip ayrılmak zorunda kalmış.
  • hiç bir galatasaraylıya laf atmak istemem ama tudor kadar eleştirilmiyor şenol güneş. biz 10 kişi kalmış rakibi 2-0'da 4-2 yenince* tudor'un etkisi yok deniyor. peki şenol güneş 10 kişi rakibi yenemeyince neden bu kadar eleştiri almıyor? daha fazla kredisi olduğu için belli ki. peki neden tudor'un kredisi yok? eksikleri kesinlikle olan tudor'un kenardan maçı boş boş izleyip düzgün müdahaleler yapmayan şenol güneş'in aldığı eleştriden daha fazlasını kendi taraftarından alması bana normal gelmiyor. üstelik şenol güneş 5 senedir üstüne koyarak giden bir takımı yönetirken, tudor çoğumuzun kadronun çöp olduğunu kabul ettiğimiz bir dönemden sonra neredeyse sıfırdan yapılanan bir takımı yönetiyor. hepsinin üstüne beşiktaş'ın hakemlerce korunduğu savunuluyor taraftarımızca. biraz haksızlık yapıyoruz bence. daha sakin ve mantıklı düşünerek eleştirmemiz lazım tudor'u.
  • 30 yaşındayım, bir eleme grubunda türk milli takımının böyle bir performans gösterdiğini hiç görmedim. (bkz: euro 2020 elemeleri)

    8 maç 6 galibiyet 1 beraberlik, 16 gol atıp 3 gol yemişiz.

    son dünya şampiyonuna karşı 4 puan..

    hocayı seversin sevmezsin, ancak başarısını takdir etmek gerek. daha önceki milli takım hocaları gibi; yok zaman lazım yok şöyle yok böyle demedi , takımı çıkardı oynattı ve o zamandan beri de ne oynamaya çalıştığı belli olan ve takım olan bir milli takım izliyoruz. mesela her maç aynı 11 çıkaramıyoruz, sakatlıklar formsuzluklar nedeniyle ancak sahaya çıkan herkes belirli bir performans gösteriyor.

    jenerasyon yakaladık, daha önce hiç sahip olmadığımız yurtdışında oynayan futbolcu havuzumuz var. şu an itibariyle de bu havuz doğru hoca ile de buluşmuş gibi görünüyorlar.

    şahsım adına tüm bunlar için hocaya teşekkür ederim. euro2016 sonrası nefret unsuru haline gelen, kendi milletinin desteğini yitiren bir takımı tekrar ayağa kaldırdı ve herkese bir şeyler hayal ettirdi. bu taa 2003lerden sonra pek sık yaşayamadığımız bir şeydi.

    umarım son iki maçımızda kaza yaşamayız ve lider olarak şampiyonaya gideriz.
  • --- alıntı ---

    liglerin haziran ayında oynanabileceğini ifade eden şenol güneş, milliyet gazetesi'nden bilal meşe'ye yaptığı açıklamada, "dünya ayakta, insan sağlığı önemli. takvim yeniden yapılır. örneğin, haziran ayı boş, o süreçte ligler tamamlanabilir" dedi.

    --- alıntı ---

    bu müthiş fikri türk futboluna sunan milli takımlar teknik direktörü. demek ki boşuna getirilmemiş bu mevkiye.

    bir fikir de benden. haziran ayı içerisinde çarşamba pazar oynatın maçları. ama galatasaray sadece cuma günleri oynasın !