101
galatasaray futbol takımı için ilaç değildir. bunu anlamıyoruz bir türlü. bizim rezil olmayacak bir yönetime sahip olmamız lazım. ülkenin kurumları tarafından şamar oğlanı olmayacak bir kulüp haline gelmemiz lazım.
yoksa ne başarırsak başaralım sadece uğradığımız haksızlık ve galatasaray'dan menfaat elde etmek isteyenler artıyor.
103
uğrunda son düzlüğe girildiğinde bu neden oynamıyor, bu topa niye öyle vuruyor, hoca niye öyle yapıyor diye bakılmayan, sinerji oluşturulup sosyal medya profilinize son 6, son 5, son 4 v.s. diye yazıp devam ettiğiniz ünvandır.
bu böyledir yani, o yüzden sadece 1 puan önde girilen alanyaspor, beşiktaş(d), başakşehir, trabzonspor(d), göztepe(d) fikstüründen 4 puan farkla çıktıysanız ve önünüzde son 6 maç kaldıysa kılıçlarınızı baltalarınızı gömüp şampiyonluk şarkıları eşliğinde hedefe yürürsünüz.
104
hiç ama hiç kolay bir şey değildir.
son 30 yıldır lig maçlarını net hatırlıyorum. kan, ter, gözyaşı dökmeden; inanılmaz bir emek sarf etmeden, yıllar sonra bile anlatacak hikayeleri olmadan şampiyon olan takım hatırlamıyorum. yürüye yürüye kimse şampiyon olmuyor ligde.
alın işte en çok olan biziz, beraber yaşadık bu şampiyonlukları. her sene ne kadar zor, ne kadar yorucu olduğunu gördük. 69 puanlı şampiyonluğumuzda da son haftaya kadar ölüp ölüp dirildik. 102 puanlı şampiyonluğumuzda da son haftaya kadar ölüp ölüp dirildik. hafızası biraz normal çalışan biri sadece sonuçları değil süreçleri de hatırlar.
fatih terim'in ilk 4 senesi de hiç öyle piknik rahatlığında değildi:
- ilk senesinde hoca neredeyse kovuluyordu.
- ikinci senesinde aralık ayında 9 puan gerideydik, müthiş bir geri dönüş yaptık.
- üçüncü senesinde uzun bir süre üçüncüydü takım, son haftalarda fevzi'nin ayağının altından kaçırdığı topla kabustan kurtulduk.
- dördüncü sene içlerinde en rahatıydı ama onda bile biraz ligi ikinci plana atınca yozgat'tan 4 yedik, fenerbahçe'ye evimizde acı şekilde yenildik, şampiyonluk maçında küme düşme potasındaki altay'a kaybettik.
2002'de kısıtlı kadro ve zorluklarla kazandık, 2006'da son hafta mucizesiyle ağladık, 2008'de son 6 hafta hocasız karda çamurda direndik, 2012'de uyduruk play-off'ta son maçta rakibin sahasına kadar taşındı mücadele, 2013'te melo kaleye geçip penaltı kurtardı, 10 kişiyle maçlar çevirdik. 2015'te kurada bizi çeken ikinci lig takımı bile seviniyordu, had bildirdik. 2018'de fark yediğimiz maçlar sonrası özgüvenimiz yerin dibindeyken fatih terim'le yeniden doğduk, 2019'da birçok gücün şampiyon olmasını istediği küçük takıma karşı 8 puandan gelip öne geçtik.
okan buruk döneminde de hepsi birbirinden zor, hepsi birbirinden önemli 3 şampiyonluk daha aldık, dördündüyü almaya çok yakınız.
bu şampiyonlukların hemen hepsine laf etmeye çalışan aciz rakiplerimiz var. yapı derler, hakem derler. küçümsemeye çalışırlar.
hadi onu bir nebze anlarım. ama kendi takımının şampiyonluklarını küçümseyenlere ne demeli?
fatih terim'e laf edeceği zaman 4 yılı hagi sayesinde kazandı derler. hamzaoğlu'na kurulur sneijder-muslera şampiyon yaptı derler. şimdi de okan buruk'un 3-4 sene üst üste şampiyon olmasına kulp takıyorlar. rakip yoktu diyorlar, kadro çok iyi kendiliğinden kazandı diyorlar, oyun planı olmadan ezkaza şampiyon oluyor demeye çalışıyorlar. biz zaten her türlü şampiyon oluruz diyorlar. sırf istedikleri argümana belki fayda sağlar diye koca yılın emeğini iki kelimeyle hafifa almaya çabalıyorlar.
hayır kardeşim. her türlü şampiyon falan olmuyoruz. 2-3 pahalı oyuncuyla şampiyonluk çantada keklik olmuyor. rakip de yok değil. senin küçümsediğin şampiyonluktan bir tane almak için nice başkanlar devirip, onlarca hoca değiştirip, on milyonlarca euro para harcıyorlar. sen daha iyisin. sen daha çok çabalıyorsun. sen daha çok istiyorsun. tüm şampiyonluklarımız müthiş mücadeleler ve kenetlenmelerle geliyor. her sene eskisinden daha hırslı olarak geliyor.
tartışma adabı nedir, eleştiri kültürü nedir bilmeyen galatasaraylı arkadaşım: hocayı sevmiyorsan sevme, oyuncuları beğenmiyorsan beğenme, takımın başına kimi istiyorsan iste ama hele galatasaraylıyım diye geçiniyorsan birilerine laf edeceğim diye şampiyonluğuma dil uzatmayı bırak artık.
105
okan buruk sebebiyle galatasaray taraftarının değerini unuttuğu olay. hayatın kanunu bu. okan hoca dolabı o kadar çok abur cuburla doldurdu ki artık o abur cubur o kadar da cazip değil. orada bir sürü var zaten. hep varmış gibi yani.
böyle olmasa “üst üste 4 şampiyonluk yaşatmış olabilir” gibi ahmakça bir cümle okumazdık zannediyorum. adamların “olabilir” diye bahsettiği şeye bak. valla iskender bilinen dünyayı fethetmiş olabilir ama o kadar da büyük adam değildi ya. o imkanlar başkasında olsa o da hindistan’a kadar yürürdü yani. başka kimseye verilmedi ki o imkanlar. zaten babil’i iskender almadı, persler verdi.
106
2001-2011 arasını yaşayan ve iyi bilen bir sözlük yazarı olarak şunu diyebilirim ki hiçbir şampiyonluk kolay değildir. 99-00 sezonu bile fevzi ıskalamasa sıkıntıya girebilirdi.
kimse kimseye şampiyonluk hediye etmez. 2025-2026 sezonunda rakibimiz yanımıza yaklaşamadı bile. nasıl onlar hediye etmiş oluyor?
benim için en önemli başarıdır. kadro revizyonu, transfer temmuz ayına kadar umrumda değil. çıkacağım her tarafı sarı kırmızı bayraklarla dolu beyoğlu’na gururla baştan başa gezeceğim. futbola dair odaklarım şampiyonluk kutlamak ve dünya kupası olacak.
108
marjinal faydası hem bizim açımızdan hem takım açısından gittikçe düşmektedir. üniversiteden hocamızın örneği ile, aynı süreçte ilk içtiğin çayla dördüncü içtiğin çay aynı tatmin düzeyini sağlamıyor doğal olarak.
peki bu tatmin düzeyini nasıl geri kazanabiliriz, bunu düşünmek gerek.
1) takım açısından ciddi bir kadro değişimi, gençleşme, başarıya aç ve hevesli yeni oyuncular.
2) paslanan veya beklenildiği gibi çalışmayan eski dişlileri yenileriyle değiştirmek, eskileri göndermek veya yedeğe koymak. (boey, davinson, singo, sara, kaan, ilkay, lemina, icardi)
3) taraftarı heyecanlandıracak ve izlemek isteyeceğimiz yeni yıldız isimler.
4) lig maçlarında daha iyi bir oyun ortaya koymak. (hem taraftarı lige desteğe çağırıp hem de şl maçları için antrenman havasında kabız futbolla kazanılan sıkıcı maçlar oynatırsanız takıma kimsenin maç izlemeye ne keyfi ne mecali kalır.)