• 4
    "hakemler sınıfı geçti"

    mhk başkanı oğuz sarvan, galatasaray-beşiktaş derbisinde beşiktaş başkanı yıldırım demirören'in, kendisine küfür ettiğini duymadığını söyledi. sarvan küfredilse bile bunu şahsi algılamadığını da belirterek "ben mhk başkanı olmasam burada olmazdım" dedi. sarvan tartışılan hakem kararlarına da değindi.

    "küfür şahsi değil"
    lig tv'de yayınlanan 2'ye 1 programında ömer güvenç ve bahri havadır'ın sorularını yanıtlayan oğuz sarvan, demirören'in kendisine küfür ettiği iddiasıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi: ''galatasaray-beşiktaş maçında edilen küfürleri ben duymadım. çünkü uçağa yetişmek üzere maçın bitiminden 5 dakika önce stattan ayrılmıştım. gazeteleri de okumuyorum, çünkü açıkçası haberleri uyduruk buluyorum. bizim federasyonda medya takip sistemimiz var. sadece oradan, dava açılması gerekenler önüme geliyor. küfür olayıyla ilgili yaptığım tek konuşma reşat bostan ile oldu. çünkü, küfürlerin onun olduğu ortamda edildiği söylendi. ben de ertesi gün kendisini aradım, 45 saniye kadar telefon görüşmesi yaptım, sordum. 'bir takım şeyler var ama medyanın yazdığı gibi değil' dedi. ne konuşulduğunu bilmiyorum, merak da etmedim. şahsi bir şey değil, yapılan görevlerle ilgili.''

    "almamiz gereken önlemler var"
    turkcell süper lig'de 16 haftalık ilk bölümün sonlarında hakem hatalarının arttığını anlatan oğuz sarvan, ''şanssızlıklar üst üste geldi. yıllarca olmayacak pozisyonlar üst üste yaşandı. hakemlerimiz hata da yaptı tabii ki. bunlardan bir kısmı sonuca etki etmedi ama bir kısmı da etti. buradan çıkarmamız gereken sonuçlar ve almamız gereken önlemler var'' dedi.

    sarvan, şöyle devam etti: ''bütün kulüpler isyan ediyor. bu puanları hakemler alıp eve götürmüyor. bir kulübün kaybettiğini diğeri kazanıyor. sonuçta bu hakem hataları oluyor, önlenmesi mümkün değil. yeter ki, hakemler kendi hallerine bırakılsın, başka anlam aranmasın hatalarda.''

    hakem atamalarinda eskiye dönülüyor
    mhk başkanı oğuz sarvan, bir süredir turkcell süper lig'de hakemlerin pazartesi gününden açıklanması uygulamasının kaldırılarak, eski sisteme dönüleceğini söyledi. hakemlerin yıllarca atamaların erken yapılmasını isteğini kaydeden sarvan, şunları kaydetti: ''biz de bir takım olaylardan sonra bunu öne çektik. ama bu hafta hakemlerle yaptığımız toplantıda, 'bize zararı dokundu. bu sistemde üzerimizdeki baskı pazartesinden pazara kadar uzuyor. eskiye dönerseniz seviniriz' dediler. biz de 'hay hay' dedik.''

    delgado'ya gösterilen 2. sari kart
    şu anda 6 tane yardımcı hakemin hatalarından dolayı dinlendirildiğini, ancak bundan, hiç hakemlik yapmayacaklar anlamının çıkarılmaması gerektiğini belirten oğuz sarvan, galatasaray-beşiktaş derbisinde çok tartışılan delgado'ya gösterilen ikinci sarı kartla ilgili olarak görüşlerini de şöyle açıkladı:

    ''delgado'nun pozisyonunda kulağını uzun yoldan gösteriyor futbolcu. cüneyt çakır da o kartı gösterdi. burada yapılan dolaylı yoldan kart istemidir. 'bana orada faul yapıldı, kart gördüm' diyor oyuncu. bu ne demek? 'burada neden göstermiyorsun?' demek. doğal bir tepki gösteriyorsa oyuncu buna tolerans gösterin diyoruz ama kart hareketini böyle yapmazsınız. hakemin bu pozisyonda algılaması görünüşe göre doğru.''

    "hakemler sinifi geçti"
    sarvan, ''ligin 16 haftalık ilk bölümünde genel olarak hakemler sınıfı geçti mi? geçtiyse kaç not verirsiniz?'' şeklindeki bir soruya ise ''hakemler ilk yarıda sınıfı geçerler bana göre. ama sınıfı bir pekiyi ile geçmek var, bir de iyiyle, ortayla geçmek var. bana göre ortanın üstüyle sınıfı geçtiler'' yanıtını verdi.

    ligin ilk bölümünde, hakemler hakkında çıkan yorumlar karşısında sessiz kalmalarını en büyük hataları olarak nitelendiren mhk başkanı sarvan, ''bunlara cevap vermedik hiçbir zaman. dolayısıyla hakemler kendilerini desteksiz hissettiler. ikinci yarıda gerekirse her hafta çıkıp eleştirilere cevap vereceğiz'' dedi.

    ''hatalar devam ederse ve başarısız olursak, kalkıp da burada sürekli devam etme görüşünde olan bir insan değilim'' diyen oğuz sarvan, kendisini 16 haftalık ilk bölümde en çok mutlu eden ve düş kırıklığına uğratan hakemlerle ilgili bir soruya ise şu yanıtı verdi: ''bu sezon bizim umduğumuzdan iyi olan çok hakem var. örneğin hüseyin göçek ilk kez bir fenerbahçe?galatasaray derbisi yönetti, çok da başarılı oldu. son haftalarda artan hatalar oldu tabii ki. fırat aydınus gayet güzel maçlar yönetmesine rağmen son yönettiği trabzonspor-eskişehirspor maçında tartışıldı. seyirci baskısına en alışık hakem fırat. son maçta beklenen verimi veremedi, hayal kırıklığına uğrattı ama fırat bana göre o tür maçları en iyi yöneten hakemimizdir.''

    kaynak : ligtv.com.tr
  • 7
    basın toplantısında "biz şerefli bir kurumuz, kimsenin tetikçisi değiliz, hakkın ve haklının yanındayız. şerefimize, haysiyetimize laf söyletmeyiz. selçuk dereli' nin sonuna kadar arkasındayız. o bizim fifa kokartlı biricik hakemimiz kimselere yedirmeyiz." tadında kelam edecek eski hakem.
    edit: entryim yalan olmuştur.
  • 11
    verdiği örneklerin konuyla alakası anlaşılmayan görevlidir.
    saçmalamasının son raddesi olarak da, yüzdeler falan vermiştir. haftanın hakemlerinin yüzde bilmemkaçı iyi yönetti aslında falan demiştir. bana ne ki, elalemin maçından? kimseyi doğramayın tabi, adam gibi yönetin hepsini ama, galatasaray'a kıyıldıktan sonra diğer maçların iyi yönetilmiş olması umrumda olmaz.
  • 12
    futbol kurallarını bilmediğini herkese gösterdiği gibi elindeki kural kitabını okumayı da bilmediğini de herkese göstermiştir. bütün pişkinliği ile durumu anlatırken selçuk dereli'nin seyirciyi galeyana getirdiği ve sivas maçındaki yan hakemin söylediği yalanların üzerinde dur(a)mamıştır. kendisinden de bunu beklediğim için çok da şaşırmadım zaten.
  • 14
    görev(!) süresi bittiğinde, bülent yavuz gibi yağlı-ballı bir teklif alıp, herhangi bir ulusal kanalda yorumculuk yapması ve kendi zamanında bir anadolu kulübü şampiyon olursa "biz objektiftik, bakın bir anadolu kulübü önü kesilmezse neler yapabiliyormuş gösterdik" diyebilmesi için ön hazırlık yapan hakem eskisidir.

    bugün yaotığı basın toplantısında, 7 subat 2009 galatasaray kayserispor macindaki olaylara "ad vermeden" değinmeye çalışmış ancak bunu bile becerememiştir. söylediği tüm sözler, cümle kalıpları ve hatta vurguları bile aynı akşam yayınlanan maraton programında erman toroğlu'nunkilerle aynıdır. yani erman maçtan hemen sonra yolu göstermiş, oğuz beyimiz de o yoldan içeri girmiştir.

    neymiş? "hemen" uygulaması kapsam dışıymış. çünkü emre aşık topla oynamaktaymış ve hatta lincoln topla hareket yapmış. iyi de o zaman sormazlar mı adama, "emre hareketi yaparken atışı kullanan aghahowa mıydı?" diye! atışı kullanan toledo idi ve "hemen" başlatmaya çalıştı. dolayısı ile adı geçen kural, yorum, kitap her ne ise bu kapsama girer. rakip oyuncu arada 3,5 metre varken topu arkadaşına kazandıramıyor da bu tartışılıyorsa, ben art niyetin kralını ararım orada.

    kaldı ki olay düdükte, ihlallerin uygulanmasında da bitmiyor. hakemin(!) o gün vücut dilini bir psikoloji bilimciye de sormak gerekir. eğer hakemin(!) notu yorumlanacaksa bir de bu gözle bakın bakalım, sinirleri ne kadar gergindi, oyunculara karşı nasıl davranıyordu? beyzade o kadar sinirliymiş ki, gözlemciye verdiği açıklamada "ben baros'un elinde kan görmedim, farkında değilim" diyebilmiştir. o zaman sen oyuncu sağlığı konusunda da sahada sınıfta kaldın hocam(!). allah bundan sonra maçını yönettiği takım oyuncularını korusun, adam farketmiyor yahu!

    sivasspor ile oynadığımız lig maçında da kural hatası itirazımızı benzer ve çocukça bir ifade ile geri çevirmişler. olayın dışarıda olduğunu hakem süzememiş, içeride sanmış ve devam ettirmiş. o zaman bu hakemin de ağır ceza alması gerekirdi çünkü ortada "maç başına anlaşma yapan bir futbol emekçisinin" emeği gaspedilmiş demektir.

    hem ayrıca "o süzememiş", "öbürü farketmemiş"! bu nasıl bir savunmadır yahu? siz hakemsiniz(!) arkadaşım, görmüyor veya süzemiyorsanız bırakınız oraya "görebilen" birileri gelsinler.

    tabi bir de "kuralları kitabına uyduruyorsunuz" atağına karşı koymak için akıllarınca bir savunma geliştirmiştir, "onlar söylemeden ben söyleyeyim". hiçbir olayı kitaplarına göre uydurmuyorlarmış. yahu, "kıptinin merdi şecaat arzederken sirkatin söylermiş", açıklamasının başında kural kitabının aslen 55 sayfa olduğunu, dolayısı ile 56'dan itibaren ahmet çakar'ın savunduğu 122. sayfanın "yorum" içerdiğini söylüyor. yani diyor ki; "yorumlarım, kurallarımdan fazladır". e, o zaman kolaylıkla bir yorumu bu olaya dahil edebilirsin demektir.

    bakalım bu "lunapark" komedisi daha ne kadar devam edecek?

  • 15
    lincoln'ün kırmızı kart gördüğü pozisyonda selçuk dereli'nin faul düdüğünü çaldığı an ile futbolcunun serbest vuruşu kullandığı an arasında geçen 2 saniyeyi "hakemin düdüğünden sonra 10 saniye geçti, futbolcu istese çekilirdi" şeklinde tanımlamış şahıs. demek ki bundan sonra futbolcular düdüğü duyduktan sonra depar atarak dağılacaklar sağa sola. yoksa o süre içerisinde topun önünden çekilmek mümkün değil, evin içinde koşarak 2 saniyede 10 metre açılmayı denedim başaramadım.
  • 17
    basın toplantısındaki konuşmasını gözlemci notları, hakem algılaması, kural kitapçığı gibi birçok teknik tabirlerle süsleyen; galatasaray, kayserispor ve federasyon arasındaki bildiri trafiği arasında top onların önüne atıldığı için "öylesine" birşeyler söyleyip topu taca atan merkez hakem kurulu başkanı.

    "elimizdeki kadro bu. aşağıdan daha iyisi gelmiyor. bu kadro ile ligi bitirmek zorundayız" lafı ile herşeyi özetlemiştir aslında. "bizim için önemli olan görev alacak hakemin maça kafa olarak hazır çıkabilmesidir" demiş, ancak her gittiği stadyumda en ufak bir hatadan sonra maç boyu küfür yiyen bir insanın nasıl bir "kafa"da olacağından, veya kafa olarak nasıl hazırlanacağından bahsetmemiştir. kural kitabında kuralların yorumlanması ile ilgili bölümün kurallar kısmından daha uzun olduğundan bahsetmiş, verdiği birkaç ekstrem örnekle hakem bu tarz yanılmaların dünyanın her yerinde olabileceğini göstermeye çalışmıştır. bir soru üzerine "alt liglerde * hakemler daha az hata yapıyor, çünkü daha az baskı görüyorlar" demiş; amatör kümelerde, 3. ligde dayak yiyen onlarca hakemin varlığını yok saymıştır.

    kulüplerin maç öncesi ve sonrasında yayınladığı bildirilerin hakemleri baskı altına almak adına bir taktik olduğunu söylemiş, futbolcuların bu koşullarda sahaya iyi inyetli çıkmasını beklenmesinin ne kadar saçma olduğunu gayet güzel bir örnekle açıklamıştır. ama asıl problemin nasıl çözüleceği, kamuoyunda hakemlere karşı yok olan güvenin nasıl tazeleneceği, hakemlerin imajının nasıl düzeleceği konusunda bir fikir beyan etmemiştir. ya hakemler olarak kamuoyunu zerre dikkate almıyoruz demektedir ki bu kendi söyledikleriyle çok ciddi bir çelişkiye düşmesi anlamına gelir, ya da hakemlere karşı hala bir "güven" duyulduğunu düşünmektedir ki türk hakemliği ile ilgili en yetkili kişilerden biri bu düşünceye sahipse hala yıllarca hakem konuşmaya devam ederiz demektir bu...

    ülkenin gerçeğini gözler önüne sermiştir. kurumlar birbirini suçlamaktan, topu birbirine atmaktan, günü kurtaracak açıklamalar yapmaktan vazgeçip çözüm aramaya başlamadıkça hiçbirşeyi çözmek mümkün olmayacaktır...