• marcao'yu, diagne'yi, mitroglou'yu ve muhtemel transfer olarak luyindama'yı getirmek sûretiyle galatasarayımıza ihânet etmişlerdir. hatta fırsatını bulsalardı trezeguet belâsını da başımıza musallat edip ihânetlerine bir ihânet daha ekleyeceklerdi. tüm bu sebeplerle derhâl istifâ etmelidirler! bu transfer hamlelerinin tümü, yukarıdan aldıkları emirler doğrultusunda başakşehir'i şampiyon yapmak üzere kurgulanmıştır! bunlar kulübümüzü batırma hamleleridir. dursun özbek yönetimi dahi bunlardan bin kere evlâdır!

    gerçi pardon mk ya... bu transferlerin hepsini; 1-hoca yaptı, 2-bu çöplük ağızlılar baskı kurmasaydı bunlar bu transferleri yapamazlardı.

    kimse kusura bakmasın, bazı iyi niyetli renktaşların söylediği gibi özür dileme ile falan geçiştirilecek laflar değildi şu transfer sürecinde* yönetime söylenenler. hem özür dileseler ne olacak; maicon'u sosyal medya üzerinden tâciz eden kitle de aşağı yukarı aynı insanlardan oluşmuyor mu zâten. bunlar ne yaptıklarını, ne söylediklerini biliyorlar mı ki ne için özür dilemeleri gerektiğini gerçekten idrak edip samimi olarak olarak özür dilesinler. hem neyin özrü ya! ''yukarıdan aldıkları emirle başakşehir'i şampiyon yapacaklar'' demek, ''bunlar o. çocuğu'' demekle eşdeğerken hangi özür affettirecek bunu? şu sözlükte -sözlüğe katılmamdan bu yana- en çok fatih terim eleştirisi yapan yazarlardan biri olabilirim; ama bir kez bile hocayla ilgili herhangi bir konuda şunun onda biri kadar bir imâda bulunmak zerrece geçmedi aklımdan, geçemez de zâten. bunlar ezik, bunlar galatasaray'ın ''günün sonunda hep kazanan takım olma'' vasfı üzerinden kendi ezikliklerini gizlemeye çalışan insanlar. bunlar için ya mutlak övme var, ya mutlak yerme. arasındaki hiçbir şeyi bilmiyor bunlar. bunlar için hayat yalnızca siyah ve beyazdan ibâret. üstelik bunlar yalnızca kendilerine siyah görünene değil, hayatın bir griler toplamı olduğunu anlatmaya çalışan insanlara da söven tipler; çünkü varsa yoksa onların beyazları câri bu hayatta.

    not 1: mâliyet üzerinden vurmak üzere diagne transferinin ayrıntıları için pusuya yatmış arkadaşlara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum*.

    not 2: dönemin geneli ile ilgili ortada bir transfer başarısı varsa, bu başarı tek başına yönetimin değildir elbette. bunda hocanın da, teknik ekibin de, profesyonellerin de, hatta sıkça eleştirdiğim scout ekibinin de muazzam ölçüde payı vardır. ama, bu çemçük ağızlıların payı falan yoktur; hiç öyle kendilerini kuru fasülye gibi nimetten saymasınlar. oh be, rahatladım mk*.

    düzenleme: ''gerçi'' yazacakken ''gerçin'' yazmışım bir cümlede; onu düzeltmesem gece gözüme uyku girmezdi*.
  • emre mor'u, seri'yi, jimmy'i ve diğerlerini çok uygun maliyete kulübe katan yönetim.

    son derece akıllı insanlardan oluşuyor ve fatih terim gibi kulübün ekonomisiyle de ilgilenen bir hocaları var.

    şöyle ki 2012'de eboue için arsenal 8 m euro isterken fatih terim görüşmeleri bekletip işi 3,5 m euroya bitiren kişidir. bizimkilere kalsa 5-6'ya alacaklardı adamı, bunu abdürrahim albayrak bizzat anlatmıştı.

    ayrıca sırf taraftar mutlu olsun isteyip popülist davransalardı şu anda falcao 5 m euro bonservis ve yıllık 7 m euroya florya'da antrenmanlara çıkıyordu.

    bu adamlar geldikleri günden beri ffp belası ve maddi zorluklarla uğraşıyorlar.

    transferde de henüz pek karavanası yok. 2018-2019'a girerken forvet alamamak dışında büyük hata yok zaten o hatanın bedelini de acı bir şekilde ödedik.

    şimdilerde daha rahatlar hem şampiyonluk geldi hem de takımın iskeleti hazır.

    bu saatten sonra hem mbaye diagne'nin satışı hem de diğer ayrılacaklar ile birlikte diğer ülkelerdeki transfer tahtasının kapanmasını(ingiltere 8 ağustos) veya pazarlık yaptığımız takımların da blöflerini yemeyerek, alternatiflere de bakarak, bekleyerek, fırsat kollayarak en iyi oyuncuyu en ucuza getirmenin peşindeler.

    burada fatih terim'le ortak çalıştıkları da zaten biliniyor. ben bu çalışmalara hocayı da ekliyorum çünkü bizzat işin başında zaten.

    şimdi hal böyleyken diagne'den gelen paranın gideceği yeri, sonraki senelerde yine eksik bölgelere transfer yapabilmek için oyuncu satmamız gerektiğini falan da düşünüyorlardır sanırım. mevcut ffp anlaşmasını 4 yıllık yapan ve bizi avrupa'dan men tehlikesinden kurtaran kendileriydi diye hatırlıyorum.

    bu sebeple henüz hiçbir dayanağı olmayan haberler üzerinden eleştirmek veya kendileri üzerinden taraftara sallamak çok yersiz oluyor.

    2019-2020 sezonu yaz transfer döneminde şu ana kadar müthiş başarılıydılar. eğer son dönemeçte de gerekli takviyeler yapılabilirse ne ala, olmazsa da yapacak bir şey yok.

    artık öyle önüne gelen türke açlık sınırı 2 milyon euro, ilk gelen yabancıya 3 milyon euro yıllık ücret verme dönemini bitirdikleri için teşekkür ederim.

    size güvenimiz tam.
  • "hoca severler tarafından mobbing uygulanan yönetim" diye bir tanım gördüm ve küçük dilimi yuttum...

    bir şeyleri net anlamak için en baştan başlamak gerek çünkü ülkenin 50 yıldır yaşadıklarına bakarsanız, gündem çok değişkendir ve bu nedenle unutkanlık had safhadadır. o yüzden tane tane en baştan başlamak gerek.

    öncelikle transfer galatasaray'da nasıl yapılır?

    hoca, istediklerini scout ekibine bildirir.
    misal "ben pas yapan, topla arası iyi, pres yapan bir orta saha istiyorum" der ve her şey böyle başlar. scout ekibi hocanın bu istekleri doğrultusunda yaş sınırı olmadan oyuncu aramaya başlar. scout'un işi türkiye'de bu. scout uygun oyuncuları maliyetine bakmaksızın hocanın önüne geniş bir liste olarak sunar.

    bu listeye menajerlerin önerdiği oyuncularda dahil olur daha sonra, seri gibi, nzonzi gibi. bu oyuncular için hoca, yine scout ekibinden "bize uygun mudur?" diye rapor ister. çünkü ilk önce zaten istediği oyuncu özellikleri scout ekibinde olduğu için hoca, menajerlerden gelenlerin bu isteklere uygunluğunu sorgular. hocanın, lig maçlarında gözüne çarpan trezeguet gibi oyuncuları da ekleyince geniş liste oluşur.

    daha sonra bu listedeki oyuncuların artı ve eksileri masaya yatırılır.
    buna oyuncunun özel hayatı, maliyeti, sakatlık geçmişi vb. bir çok şey dahildir. sonunda geniş liste biraz daralır ve görüşmeler başlar. sonunda maliyeti uygun oyucular kadroya dahil olurken, maliyeti uygun olmayan veya transfer pazarlığında komisyoncular tarafından oyuncu ile kavga edildince veya profesyonel dünyanın umulmadık bariyerlerine takılınca veya birilerinden telefon gelince, o telefonla transferinden vazgeçilen oyuncular kadroya dahil olamamakta. öyle ki formalı fotoğrafları bile icloud'lardan silinmekte, aman güzel rize'mize bir şey olmasın.

    bunların dışında başkanların, taraftara şov yapmak, efsane başkan olarak anılmak için yaptığı transferler var. bu transferler teknik heyet tarafından ısrarla istenmediği söylenmesine rağmen bazı başkanlar tarafından "x oyuncuyu da alırım, onu oynatacak teknik direktörü de getiririm" gibi söylemler ile ısrarla alınabilir. hatta, fransa'nın güzide özerk bölgesine gidip yatlarda transfer pazarlığı yapılabilir ki, o sırada hocanız ısrarla bizim sorunumuz başka, falcao'yu kim istemez (burada kariyerine vurgu yapmakta) ama şu anda daha önemli sorunlar var. stoper gibi der fakat dinletemez kendini... bir kere falcao ismi çıktı, ucunda rezil olmak var o yüzden gelecek ne pahasına olursa olsun...

    nihayetinde hocanın isteklerinin bir kısmı alınırken bir kısmı şov amaçlı transferler yüzünden sekteye uğrar. hatta hoca tarafından istenen oyunculara "maliyet" diye veto edilirken şov için yapılan transfere yıllık 5+ bonuslar ödeme yapılabilir. hemde ilk yılı peşin olarak ödenebilir.

    transfer böyle yapıldığı için tabi ki başarı şansı azalır. nihayetinde hoca scout ekibine "gençler bize bir target man lazım" demiş ama "scoutlar mı bulamamıştır, yoksa yönetim paramız yok mu demiştir ya da bırakın abi bu adamları ciner'de taş gibi futbolcu var onu alalım öyle uçak bileti filan pahalı mı denmiştir" orasını bilmiyorum.

    ozan kabak'ın satışını yangından mal kaçırır gibi gecenin birinde yapan bir yönetim olursa her şeyi beklerim ben. ki transferi sabah öğrenmişti hoca... ayrıca çok çok iyi biliyorum ki "istenirse yalanlanabilir" s sport 2 kanalının lansmanı sırasında yeni "çakma balotelli'yi" istemediğini ama parayı aktarmak için bir sonraki sezona, bu transferin yapılması gerektiğini, bir sezon sonra zaten çakma balotelli'nin takımda olmayacağını söylemiştir...

    burada araya giriyorum, gurrpegi ve ben bu konuyu konuşurken "ozan transferinden gelecek bonservisin forvet için lazım olan kısmı stuttgart'dan iste, kalanı sezon sonu zorunlu satın alma opsiyonu koy ve parayı bir sonraki sezona aktar" diye fikir birliğine varabiliyorken üst düzey insanlardan kurulu, ezbere ayet okuyabilen, ko-partan yönetim kurulunun şunu akıl edememesi de ne bileyim!!! sonuçta biz kimiz ki?

    bu transfer ile memnuniyetsizlik tavan yapar tabi ki...
    en nihayetinde tarık çamdal ve yasin öztekin'in maaşlarını olması gereken kurdan değilde güncel kurdan ödeyen bir finans müdürünü sırf "liseli" abileri istedi diye kovamayanlar, bir sonraki fiyaskoda ne hikmetse kovmuştur. bir sonraki fiyasko nedir?

    andreas cornelius'tur tabi ki...

    çok sevgili hocamız, sarışın, mavi gözlü, uzun boylu, bu seksi arkadaşımızı isterken (her sezon bir target man aradı caanım hocam) bonusları hesaba katılmadığı için yapılan hesap hatası ile atalanta'nın istediği 1 milyon euroyu bulamayınca andreas cornelius abimizi kaçırdık. tabi ki burada yönetimin suçu yok, hep o skandallar kraliçesinin suçu, tabi yersen...

    "yönetim çok başarılı yhaa" diyen kesimin en büyük dayanağı kar açıklayan ilk yönetim olması. ama ufak bir noktayı kaçırıyorlar ki bu karın açıklanması başakşehir'den 5 yiyen, beşiktaş deplasmanından boğulan takımı o ve bir sonraki sezon orta sahasız, forvetsiz, yarım sezon stopersiz şampiyon yapan; türkiye'nin en büyük, avrupa'nın sayılı teknik direktörlerinden, gegenpressing'in ilk kullanıcılarından, 20 kupalı bir teknik direktör olduğu unutulur. çünkü fatih terim'de olsa adınız şampiyon olunca yönetim, başarısız olunca fatih terim denir... bu arada hoca da hatasını kabul eder ve der ki "bize ocak ayına kadar müsaade etsinler. başarısız olan bir yönetimin çıkıp taraftardan özür dilediğini gördünüz mü? hep bahane... hoca ise çıkıp sezonun neden böyle başarısız olduğu sorusuna; a. ben, b. fatih terim diyecek kadar da beton yetmezdir.

    tüm bunların üzerine, teknik direktör olarak "a" deseniz ceza yediğiniz bir ortamda savunulmadınız da... koskoca fatih terim'e kabadayı diyen birine çıkıp gerekeni söylemediği gibi, lokantalarını da hocanın "e bari bunu yapın" dedikten sonra kapatmanız aslında bir şeyleri anlatıyor.

    dahası ekonomi dehası yönetimin biricik başkanı terra pizza'yı göğüs sponsorumuz olarak açıkladıktan sonra burger king ile yapılan anlaşma sırasında taraftarlara "burger king yiyin" demesi daha dün gibi aklımda. ne kadar ilginç değil mi? zaten socar'ı her sezon bağrımıza bastığımızı düşünürsek, sponsor işini çözücez deyip çözemeyen de ne yazık fatih terim... ah o fatih terim yok mu?

    ünal aysal zamanı da buna benzer bir durum vardı.
    sıfır futbol ve türkiye bilgisiyle gelen biri olarak martin jol'ü getirmeyi düşünen ünal beyciğim, bu isteğini gerçekleştirseydi 6 aylığına galatasaray başkanı olarak adını tarihe yazardı. iki sezon hocanın eski günlere dönüşünün ekmeğini yiyen, önce ali dürüst ve abdurrahim albayrak'ı gönderen, sonrada hocayı yollayan ünal beyciğim, mancini ve prandelli ile gördü ki, finansal olarak güçlü olmak sahada güçlü olmaktan geçiyordu. sonunda batırdı, enkaz bıraktı edebiyatı da bitmedi... unutanlar vardır, hatırlatayım.

    hocanın, demirören ile imzasının fotoğrafını paylaşanlar var ki vah ki ne vah... "hoca takımın başında iken" ağustos yaında beşiktaş ile görüşmeye başlayan bilic'e teklif yapıldığını söylemez bu ahım var'cılar. bunlar adnan öztürk'ün sözleri benim değil. hoca istenmediği yerde durmaz. durmadı da... sen ahım var'cı tayfa olarak hayatını sürdürebilirsin ama gerçeklerin üstünü örtemezsin. güneş balçıkla sıvanmaz çünkü.

    bu sezon hocanın kötü bir sezon geçirdiği malum. gurrpegi'ye kısmen katılmakla birlikte pandeminin bizi diğer takımlardan daha fazla etkilediği de bir gerçek ama konumuz şu anda bu değil.

    bir bakalım şimdi ;

    * ndiaye'yi sattılar ama yerine adam koyamadılar. (satılması gerekiyordu)
    * alan carvalho'ya gittiler kavga edip döndüler.
    * cornelius'u hesap hatası yüzünden alamayıp, sezona forvetsiz başlattılar.
    * 2019-2020 sezonun ilk yarsında 10 puan gerideyken çıkıp "benim altıda bir bütçeme sahip takımların 10 puan gerisindeyim" diyerek hocaya laf sokmaya çalıştılar.
    * bir basın toplantısı düzenleyip "sayın teknik direktör" diyerek bir kere bile ismini ağzına almadılar.
    * görevine son vermeye cesaretleri olmadığı için bazı oyuncuları bilerek veto ederek, hocayı taraftarın önüne atmaya çalıştılar, çalışıyorlar...
    * hocanın kulübe futbolcu ve teknik direktör olarak verdiği katkının binde birini bile vermemişken "şans eseri" başkan olup ego savaşına girdiler.
    * hocadan habersiz stoperlerini satıp, hocanın televizyondan öğrenmesine neden oldular.
    * istemediği iki forveti de transfer ettiler. hatta üç. kostas'ta var.
    * hocanın istediklerine "bütçe" diyerek veto ederken, şov amaçlı transfer yapmayı ihmal etmediler.
    * basketbol şubesinde skandal üzerine skandal patlattılar.
    * ışıl alben'in gitmesine neden oldular.
    * mert hakan yandaş'ın protokolünde yazan ödemeyi yapmayarak şu anda mahkemeye gitme şansını yitirdiler.
    * arda transferine önce evet sonra hayır diyerek hoca ile güç savaşına girdiler.
    * hocanın geçirdiği başarısız bir sezonun ardından, yönetim olarak hocanın arkasında olduklarına dair tek kelime etmediler.
    * tff-mhk-ali koç ile yaşananlarda bir süre konuşup sonra hocayı yalnız bıraktılar.
    * iki sponsoru birbirine düşürdüler.

    kişisel olarak, kulübü feto'culukla suçlayan kim varsa hepsine tek tek dava açmasını beklerdim. çünkü, bu algılar kulübün imajını ve markasını zedelemekte. zaten 10 tanesine ceza verdirsen kalanı kıpırdayamazdı bile... ama tabi bu benim kişisel isteğim.

    bunun dışında elbette, uefa ile yapılan pazarlıkta gösterdikleri insan üstü başarı sayesinde sadece biz değil bir çok kulüpte faydalandı. psg'si, milan'ı, fenerbahçe'si yönetimin açtığı kapıdan geçtiler. o konuda kendilerine minnettarım.

    ancak zaten benim derdim fatih terim ile aralarında olan sorunla ilgili.
    şu anda riva arazisi üzerinde yapılan projenin değeri artmakta ve çok büyük bir gelir elde edilecek gibi görünüyor. liseli muhalefetin başkana saldırma nedeni bu... ben sportif bakıyorum olaya. gerisi de çok umurumda değil açıkçası.

    ülkenin en önemli spor adamına sahip olan bir kulübün ve topluluğun "arda" üzerine hocayı "istifa edecekse etsin" gibi laflar etmesi, terimspor'lular mobbing uyguluyor demesi filan gülünç ama aynı zamanda kötü şeyler. ali tanrıyar, selahattin beyazıt değil bu yönetim. bu yüzden fatih terim'in onların üzerinde bir isim olması kadar normal bir şey yok...

    bu yönetim dursun özbek yönetiminin bizi ölümü göstermesi üzerine sıtmadan ibaret. şu anda güçlü bir aday çıkacağını da düşünmemekle birlikte gelecekte, elde edilecek gelire rağmen işlerin dahada kötüye gideceğini düşünüyorum. bu kulübün yarışmacı bir tarafı olmak zorunda ama geleceğe de yatırım yapması şart. ffp anlaşması bitene kadar herkesin aslında daha sakin olması gerekiyor ama ne yazık ki mümkün değil.

    üstelik bugün mustafa cengiz'in adı 10 sene sonra bilemedin 20 sene sonra unutulur. "neydi o..." denir ama fatih terim unutulmaz. 11 sezonda 8 şampiyonluğa direkt bir şampiyonluğa endirekt katkısı olan bir spor devinin böyle daha 3 sezon öncesine kadar adının bile bilinmediği birileri tarafından gömülmesini ve buna destek olanları anlamakta zorluk çekiyorum. alex ferguson, scholes'u emeklilikten çağırırken manchester united taraftarı "sör yeter gari" demiş midir ? ve ya real madrid taraftarı carvalho'yu porto ve chelsea'den sonra real madrid'e getiren mourinho'ya "aga bu nedir ya evlatçı?" demiş midir? sarri'nin, napoli'ye kamyon yüküyle para ödetip aldığı jorginho için "al anasını satayım, evlatlarından ayrılma ey sarri" demiş midir?

    arda'nın ülkenin mevcut konjektöründe saha içi için transfer edildiğini düşünme işine saflık mı desem bilemiyorum ama bugün emre "racist" belözoğlu'nun fenerbahçe'nin her şeyi olması da aynı kafalarca tesadüftür herhalde...

    netice itibariyle haber yalanlamaya devam edebilirler ama gerçekleri saklayamazlar. bir an önce sağlık durumlarını da göz önüne alıp erken seçime gitmek şarttır.
  • hayatımda ilk defa, bir galatasaray yönetimine gözüm kapalı şekilde güvendiğim topluluk.

    hataları var mı? elbette var. söylenen şeyleri tekrar yazmak istemiyorum.

    ama bu adamların benim canım kulübümün paralarını sanki kendi paralarıymış gibi kuruş kuruş hesaplamaları var ya, işte bu mevzu o kadar çok hoşuma gidiyor ki anlatamam.

    bugüne dek bu taraftar neler neler gördü yahu. bu yönetim varken benim içim rahat.

    yalnız bu sene 17 takım bize baya baya saldıracak. özellikle kuş united bizim güçlenmemizi istemediği için, farkı açmamamız için sağlı sollu bel altı vuracaklar. o noktalarda pasif kalmayın yeter.
  • komik komik argümanlarla eleştirilen yönetim. tabiri caizse şimdi de menajerlere domalmaması sorun olmuş.

    beşiktaş becerebilse takımın çaycısını bile satar. peki nerde? 2018 dünya kupası'nın yıldızı vida'yı satabiliyorlar mı? ya da negredo? babel? lens? quaresma? pepe? nedenini anlamak için oyuncuların maaşlarına bakmak yeterli. e hani dahiydi, çok iyi beceriyorlardı bunlar bu işleri?

    menejere domalmakla olmuyor o iş. kalmak isteyen adamı satamazsın bu bir. yüksek maaşlı adamın talibi çıkmaz bu iki. sendekiler hem kalmak istiyor hem de yüksek maaş alıyorsa yapabileceğin bir şey yok demektir. dünya piyasası genç ve zıpkın gibi adamlarla doluyken kimse senin istenmeyenlerine milyonları dökmez bu da üç.

    acı çekmeden olmuyor arkadaş. bu dağ gibi borç ve geçmiş kötü yönetimlerin hataları bir çırpıda temizlenmez. dortmund bile kaç senede toparladı ki para birimleri serbest düşüşte değildi.

    bana kalsa emre akbaba'yı anca seneye bonservissiz alırım. yunus, celil, doğan can, alper... bu adamlardan olacak. oldurmak için uğraşacaksın.

    yedik yedik galatasaray bitti. şımaracak durumda değiliz. tüketim kültürünü bırakıp üretime geçmezsek batarız.

    bence doğru yolda, doğru işleri yapıyorlar. desteğim devam etmekte. galatasaray'ın parasına sahip çıksınlar, menejerleri zengin etmesinler. sonuna kadar arkalarındayım.
  • hak ettiğine hak ettiği gibi davranan yönetimdir. neymiş efendim bu son banka yapılandırması mustafa cengiz'in sonunu getirecekmiş. neymiş efendim, yetkisi varmış ama teamüllere aykırıymış.

    geçiniz efendiler. mustafa cengiz sırf bu yüzden bile desteklenebilir. adam bürokrat. açıyor kitabı, bakıyor nedir ne değildir. ona göre alıyor gardını, yetkisi neyse kullanıyor. bu monşerler de alışmış "höt dedin mi al sana g*t" denmesine, şimdi mızık mızık ağlanıyorlar. "ilk önce onlara sorulacak"mış. bak bak bak. "teamüller"miş. yahu sen tamamen hukuksuz bir şekilde, hem de emsal bir davayı kaybetmiş olmana rağmen, canavar gibi bir yönetimi idari yönden ibra etmedin, kulübü mahkemelere düşürdün, gittin bir de mahkemelerde poz verdin ama sonunda 3'ün 1'ini aldın. bunlar da teamül? bu keser hep sana mı yontuyor yahu?

    ünal aysal "ben bunlarla uğraşamam" diye çekip gitmişti. bunlar mustafa cengiz'e de aynısını yapabileceklerini zannettiler ama bu adamın mülkiye mezunu bir eski bürokrat olduğunu unuttular. bu adam her işi kitabına göre yapar. sen de ancak arkasından ağlarsın.
  • transfer konusunda başarılı olduklarını artık kabul ettiğim yönetim.

    evet bir forvet krizi yaşandı. bizi ve hocayı çok üzdüler. 6 ay forvetsiz oynadık üstelik yetmezmiş gibi transferde geç kalıp gittiler taksim'den diagne'ye 10 küsür milyon euro verip ozan kabak gibi bir değerden kazandığımız parayı çöpe atmış oldular. ancak bu serüvenin sonunda takımımıza öyle ya da böyle radamel falcao'yu bedelsiz getirdiler.

    transfer bazlı konuşuyorum, bu yönetimin görev süresinde bir kuruş bile bonservis harcama şansı yok(ffp sebebiyle). buna rağmen dünya yıldızı istiyoruz getiriyorlar, o dünya yıldızından memnun kalmıyoruz hemen paket edip yolluyorlar, gençleşme istiyoruz hemen o yolda da adımlar atıyorlar. ve bunu yaparken bonservis ödeme şansları yok. bedelsiz oyuncu buluyorlar, kiralık yapıyorlar, işte ne bileyim gönderdikleri oyuncunun maaşını ödeyip gönderdiğimiz kulüpten ücret alıp bonservis gösteriyorlar. bir şekilde hocanın ve bizim istediğimiz kadroyu kuruyorlar. bu gerçekten zor bir mesele. biz football manager oynar gibi bunları kağıt üzerinde hayal ediyoruz ama bunları uygulamaya koymanın o kadar kolay olduğunu düşünmüyorum.

    iki yıl şampiyon olup artık pas oyununa döneceğiz seri-lemina-babel gelsin set oyunu oynayalım diyoruz geliyorlar. biz bu babel'i beğenmedik, pas oyununu beceremedik, direkt-hızlı oyuna geri dönelim diyoruz, onyekuru'yu geri alalım diyoruz ilk günden onu da hallediyorlar. elbette şansları da yaver gidiyor, monaco'da oynayamadı adam sonuçta ancak gelsin dediğimiz ilk transfer dönemi getirdik adamı. bu ndiaye transferinde de yaşanmıştı. kmseye kaptırmadan geri getirdik bu futbolcuları.

    genel tabloya bakınca onyekuru, marcao, luyindama, saracci ve sekidika gibi gençleşme hamleleri, babel, falcao, nzonzi gibi yıldız hamleleri, yerli kontenjanı açısından emre akbaba, jimmy, şener, adem, emre mor gibi kaliteli isimlerin takıma katılması. bunların hepsi iyi transferler. bunları sonuçta scout ekibi, hoca vs tespit ediyor, istiyor ama bunların hepsini takıma katabilmek bir iş. güzel bir iş. saha içinde tutuyor tutmuyor o ayrı ama transfer taleplerine(buradaki talepten kastım hem teknik ekibin hem taraftarın talepleri) son derece başarılı şekilde karşılık veriyorlar. ve hep istenilen kadroyu kuruyorlar.

    hocanın da söylediği gibi satma konusunda çok başarılı olamadık henüz ama takım iyi futbol oynamayınca futbolcusu da para etmiyor maalesef. ancak yine de daha iyi olabilirdik, hala da olabiliriz. buna karşın futbolcu alma konusunda çok iyi bir yönetimimiz var. ekonomik olarak da bir iki istisna hariç sözleşmeler aşırıya kaçmıyor. genel tabloya bakınca yönetimimizin transferdeki başarısından çok memnunum.

    buradan başta abdürrahim albayrak ve başkan mustafa cengiz olmak üzere tüm yönetime bu konuda teşekkür ediyorum. bir dönem yaşanan forvet transferi konusunun bir daha yaşanmamasını dileyerek böyle devam etmelerini umuyorum.
  • https://www.uefa.com/.../newsid=2606588.html

    uefa'nın verdiği son karar ile teşekkürü borç bildiğim başkan.

    kendisine yapılan onlarca şeye, sezon başındaki acemiliklere rağmen fatih terim'in üzerinde olmaya çalışmadan çok doğru bir yönetim şekli ile egodan uzak tavrı ile dursun aydın özbek enkazını toparlamışlardır.

    kendilerine çok ama çok teşekkür ederim.
    elleriniz dert görmesin, ayağınıza taş değmesin.
  • uzun zaman sonra ilk defa bir yönetimin transfer hamleleri zamanında geliyor. uzun zaman sonra ilk defa bir yönetim hoca ile uyumlu çalışıyor. uzun zaman sonra bir yönetim parayi dogru harcamaya calisiyor.
    ama yine de begendiremiyor. neden?
    çünkü liseli degiller.
    çünkü liseli abileri istiyor diye hukuksuz adamları üye yapmıyorlar.
    çünkü taraftarın sesine kulak veriyorlar bu da elit abileri ablaları rahatsız ediyor.
    çünkü terim onların hayalindeki elit tipli teknik direktör değil.
  • galatasaray’a tarihinin en başarılı transfer sezonunu yaşatan yönetim.

    galatasaray’ı seneler sonra kara geçiren ilk yönetim.

    galatasaray’a 1,5 senede 4 kupa kazandıran yönetim.

    şimdiye kadar amatör transfer hataları yapsalar da bir gecede* bitirdikler transferlerle ağzımı açık bırakan yönetim.

    (bkz: mario lemina)*
    (bkz: florin andone)
    (bkz: jean michael seri)
    (bkz: steven nzonzi)

    bunları yaparken maaş giderlerini de 45 milyon € civarında tuttular ve şimdiye kadar toplam 2,4 milyon € harcama yaptılar.

    iyi bir transfer sezonu bekliyor muydum? evet. bu kadar iyisini bekliyor muydum? hayal bile etmiyordum.
  • muğdat'ı getirdiler. muğdat'ın kupada atacağı bir iki gol bile faydadır. orada yasin öztekin vardı, hatırlayın.
    nagatomo'yu getirdiler. lige fişek gibi başladı.
    ndiaye'yi getirdiler. orta sahamızda epey etkili olacak umarım.
    modeste'yi getirecekler gibi.
    belki sürpriz bir eren albayrak veya genç türk sol bek takviyesi de olur, bu benim için pastanın üzerindeki çilektir.

    şimdi ben şunu sormak istiyorum, burada yalçın küçük ses efektiyle gireceğim? "utanmadınız mı?"

    beceriksiz mustafa cengiz ha?
    laf var ama icraat yok ha?
    şu transfer dönemi bitsin de güzel bir kolaj hazırlayacağım, çok güzel içerikler var.
  • suçlamak için söylemiyorum ama her olumsuz durumu da ffp'ye bağlamasınlar.
    çok basit bir örnek vereceğim.
    diyelim ki eskişehirspor'dan mehmet özcan'ı almak istiyoruz.
    eğer teklif ettiğimiz bonservis bedelini kabul ederlerse, oyuncu üzerinden yürütürsünüz ödeme işlemini.
    oyuncu kendi bonservis bedeli öder (bkz: okan kocuk) olur biter.
    diğer taraftan diyelim ki monaco da 3 milyon euro bonservis istiyor.
    falcao ile anlaşırsın ve bu rakamı ona ödersin.
    veya jorge mendes'e ödersin. yani çözümsüz değil bu mezvular.
    diagne konusunda da hatalı olan kendileridir.
    1,7 m euro'ya tamam diyecek adama 2.3 milyon euro verilmez.
    ayrıca yaz başından beri her gazeteci sürekli satılacak veya satılması lazım diye haber yaptı.
    yani en başından strateji hatası yaptık.
    kendimizi diagne'ye mecbur bıraktık, ki öyle olmasına gerek bile yoktu.
    adamlar hasan ali kaldırım için bbc gibi saygın bir kurumda west ham istiyor diye haber yaptırdılar.
    bunlar hep bağlantıyla oluyor işte...
    transfer zor bir iştir, öyle gidip falcao ile fotoğraf çektirmekle olmaz.
  • sözlüğümüzde mesaisini mustafa cengiz yönetimine sarmakla geçiren tipler mevcut kendilerini sallamıyorum zaten bunu iş haline getirenleri engelleyip geçtim ama enteresan işler dönüyor.

    mehmet ayan, uğur karakullukçu, ali naci küçük, atilla türker sözleşmiş gibi yüksek perdeden "haberler" yapıyor.
    birden "ortaya çıkan" belgelerle sabaha uyanıyoruz, transfer bedelleri üzerinden yapılan matematik hesapları havada uçuşuyor. geldiği gün söylenmedik bırakılmayan adem büyük ile sözleşme sonlandırıldığı için "yazık yeaa parasını bile vermemişler güle güle aslan yürekli adem" girdileri uçuşuyor, divan kurulunun zoom üzerinden yapılan toplantı kayıtları bile müptezel bir fenerli üzerinden servis ediliyor şok şok şok diyerekten...

    3.6 milyar tl borcu olan, oyuncu satmayan 10 tane oyuncu alan fb hakkında tek sızmış bilgi yok uçuyorlar kaçıyorlar biz o sırada batıyoruz... kulübü menajerlere peşkeş çekiyorlar algısı bu işin en kullanışlı argümanı. ve o sırada da haber sitelerinde fenerbahçe'nin değeri 5 milyar tl'yi aştı goygoyları yapılıyor.

    türk futbol piyasasını birazcık biliyorsam bizim verdiğimiz menajerlik ücretlerinin aynısını dört büyük kulüp üç aşağı beş yukarı veriyor. biz az veriyoruz çok veriyoruz kısmında değilim ama oyuncuya ne verdiğini bile açıklamayan kulüplerin transferlerinin ne aldığına dair söylentiler bile çıkmıyor ama bizim gizli tutulması gereken belgeler tetikçi basın mensuplarının elinde geziyor.

    insan gerçekten hayret ediyor.
  • kimi kime şikayet edeceğini anlamadığım yönetim. en basit sözlere 45 gün hak mahrumiyeti veriliyor.

    galatasaray şu an sistemin kötü çocuğu. yanında olan kimse yok. iktidardan tff'ye herkes karşısında. yönetim ne yapacak ben cidden anlamıyorum.

    d.rsun olsa bunlar başımıza gelmezdi. onu istiyorsanız buyrun seçin. onun dışında galatasaray'ı peşkeş çekmeyen her yönetim, hele de fatih terim hocayken, bunları yaşardı. sıkıcı olmaya başladı artık bu masaya yumruk vurma geyikleri.

    bu tam bir kahvehane geyiği. vurduğun masa bile sana ait değil. önceki yönetimler borçları yığa yığa kulübü devletin insafına bırakmış. elin kolun bu noktada bağlı. hala yok pasif de yok bilmem ne. biraz desturlu olmakta fayda var.
  • seri, lemina, andone, babel, emre mor, falcao, adem, şener, taylan, okan, jimmy, nzonzi transferlerini tek bir transfer sezonunda çerez parasına bitirmiştir. belki de tek hataları linnes olayının zamanında çözülememiş olmasıydı., o da nazar boncuğu olsun artık.

    başarısız bir süreç geçirdiklerini iddia etmek akıl tutulmasından başka bir şey değildir.
  • 2019-2020 sezonu kış transfer döneminin son gününde ellerini avuşturarak bekleyen muhalifleri ve şımarık galatasaray taraftarını yine kapak etmesini temenni ettiğim yönetim.

    bu yönetimi her fırsatta eleştiren taraftar için en iyi tabir; şımarık'dır. tarihin en sıkıntılı dönemini al sat dengesi ile geçiren yönetim, geçmiş yönetimlerin saçtığı paraların ceremesini çekmektedir. önceki yönetimler 35-40 milyon euro'luk bütçeleri ile transfer yaparken mustafa cengiz yönetimi kılı kırk yararak transferler yapmaktadır. cenk ergün sihirbaz len diye ortada dolaşan taraftar cenk ergün'ün kaç para bonservis ile transfer yaptığına bir baksın. hala daha o dönemlerden kalan ağır sözleşmeli futbolcuları elden çıkarmaya çalışıyoruz. çok sevdiğiniz haldun abiniz, cenk reisiniz şu dönemde kulupte olsaydı ne yapardı acaba merak ediyorum.

    galatasaray yüzyıllar sonra ilk kez kar açıklamış, iyi kötü bir yönetimimiz var ama şımarık taraftar birilerinin gazına gelip yine belaltı vurmaya başlamış. her şeyi anlarım da arda turan gibi bir adam üzerinden yönetime vurmak nasıl bir akıl tutulmasıdır. arda turan kim abi? futbol hayatı üç sene evvel bitmiş bir adam için mustafa cengiz'i mi harcayacağız?
  • --- alıntı ---
    beşiktaş, fenerbahçe ve galatasaray, 1 haziran-30 kasım dönemi finansal tablolarını açıkladı.

    beşiktaş: 156 milyon 390 bin 704 tl zarar
    fenerbahçe: 54 milyon 726 bin 937 tl zarar
    galatasaray: 2 milyon 900 bin 609 tl kar

    --- alıntı ---

    baktim biri guzel bir sey yazmis mi sadece 1 tane entry var. iste bu yuzden bu sozluk yazar toplulugu benim icin transfer taraftarligini sembol ediyor.

    turk tarihinin en buyuk ekonomik krizinde, kurlar 1.5 katina cikmisken neredeyse oyuncu satmadan (rodrigues ve ozan bu rakamlara dahil degil) kar etmek bonservissiz, yillik 1m euro ya falcao getirmek kadar degerli.

    transfer iletisiminde cok iyi degiller ama belki de tarihimizin en iyi ekonomik yonetilen baskanligini yasiyoruz.
  • 2019 türkiyesinde kulüp yönetmeye çalışan yönetim. sadece geçen yılın ağustos ayında dolar 3,5 liralardan 6,5-7 lira civarına fırlayınca türkiye %20-22 civarında bir günde fakirleşti! hukuk ve demokrasinin kaybolmaya yüz tuttuğu bir ülkede ekonomik çöküş kaçınılmaz. bu sebepten bir çok dünyaca ünlü marka türkiye'den çıktı. en son netflix'e gelen sansür yasasından sonra netflix'te ülkeden çıkınca türkiye tam anlamıyla iran-çin-kuzey kore ligine düşecek. ülke 5 milyondan fazla suriyeli * ve her hafta ipini koparıp sınırdan geçen on binlerce afgan-tacik-bangladeşli vs. 3.dünyanın kaçaklarıyla dolu. bir yandan suriye'de boka batmış durumda ülke. şimdi bu yönetim hangi sosyo-ekonomik verilerle uluslararası bir markayı sponsorluğa ikna edebilir? şu noktada değil pizzacı, midye dolma sponsorluğu bile değerlidir.
  • şımarık galatasaray taraftarı belhanda, diagne gibi sermayemiz olan futbolcuların değerini piç ededursun, sattığın kadar al uygulamasında 2,5 milyon eu* kâr ederek;

    nzonzi, lemina, seri, falcao, onyekuru, saracchi, andone, jimmy durmaz, emre mor, şener, adem büyük, sekidika gibi futbolcuları transfer etmiştir. tabi luyindama'nın da esasında bu sezonun transferi olduğunu ve uygulamaya dahil olduğunu ekleyelim.

    neymiş stoper alamamışlar. demek ki 2,5 milyon eu'luk bütçemize uygun adam yok ara transfer döneminde. sezonun bitimine 15 lig maçı kaldı. marcao, donk ahmet ve emin ile idare etmeye karar vermişler, yapmak için transfer yapmamışlar. hayır bunun nesi kötü anlamıyorum.

    hala iyi transfer yapamıyor diye eleştirilmeleri inanılmaz. bu işte bir arsızlık var. daha en baştan çocuklara her istediklerini almamak gerek belki de. yetinmeyi bilmiyoruz, sürekli tüketiyoruz.
  • ben şu transfer başarısızlığı olayını anlamıyorum açıkçası.

    öncelikle şunu belirterek başlayayım yazıma, galatasaray tarihinde finansal fair play ile boğuşan tek yönetim kendileri, ikincisi yok.

    2019-2020 sezonunda teşekkürlerle, oleylerle kapattığımız transfer sezonu yaşanılan sportif başarısızlık sonrası transfer başarısızlığı olarak adlandırılmaya başlandı.

    geçen sezon neler oldu bir bakalım. luyindama'nın bonservisi alındı, tarihin belki de kağıt üzerinde en iyi orta sahası kuruldu. onyekuru'ya paramız yetmediği için sol kanada hocanın istediği babel alındı. forvete taraftarın çıldırdığı dünya yıldızı falcao, arkasına premier lig'den andone alındı. adem, taylan, jimmy, emre mor gibi kağıt üstünde kaliteli yerlilerle desteklenmiş bir yedek kulübesi. taraftarın instagram'dan küfürler eşliğinde göndermeye çalıştığı diagne, 3 milyon euro kiralama bedeliyle gönderildi, akıllı dursa ve kadro dışı kalana kadarki performansını göstermeye devam etse muhtemelen brugge güle oynaya opsiyonunu da kullanacaktı. son dönemde ise götüne teneke bağlayıp gönderdiğiniz maicon'un sözleşmesinin son senesinde badem gözlü olmasını sadece gülümseyerek karşılıyorum. bu konuyu da detaylıca yazmıştım, isteyen okuyabilir. (bkz: #2939346)

    tüm bunlar ffp belası başımızdayken yaşandı. sonra ne oldu 16 haftada 24 puan, şampiyonlar ligi'nde 1 gol. bu başarısızlığın sorumluluğunu yönetime yüklemeye çalışmak fırsatçılıktır. bu başarısızlığın en büyük sorumlusu fatih terim'dir, hocaya sorsanız kendisi de aynı cevabı verecektir zaten. neler neler yaşattı, bu sefer de canı sağ olsun der geçeriz. ama bir kısım pusuda bekleyen şahıslar, kendince algı yaratmaya çalışıp başkalarını suçlamaya, çıkarları uğruna başkalarına bok atmaya çalışırsa orada da dur deriz.
  • dünyanın en anlamsız gerekçesiyle oyuncu satamadıkları için eleştrilen yönetim.

    mustafa cengiz yönetimi özelinde değil hiçbir yönetim bu konuda eleştrilemez. oyuncu gitmek istemedikten sonra gitmez bu kadar basit. bu adamlar canlı hepsinin kendi fikirleri, tercihleri var senin salonundaki biblo değil canın isteyince yerini değiştiresin. lens beşiktaş'tan 2.2 milyon euro alıyor hadi satsana lensi. fenerliler her gün alper'e git diye yalvarıyor adam gitmiyor yerli oyuncu olmasına rağmen onu bile ikna edemediler. real madrid bale'i satabiliyor mu?

    bu yönetim n'diaye'yi, rodrigues'i, ozan'ı, gomis'i, fernando'yu satmadı mı? bu adamlar nasıl gitti? performansları vardı çünkü. 33 yaşında yürüyen mariano'yu, 33 yaşında nagatomo'yu sözleşmelerinin bitimine 6 ay varken kim niye alsın? bu oyunculara bizim verdiğimiz parayı kim verecek? belhanda'ya teklif geliyor adam gitmiyorum diyor nasıl satacaksın? diagne'ye arabistandan teklif geliyor adam 5 milyon almadan gitmem diyor ne yapacaksın?

    adamlar 2 sezondur 5 ayda bir takım kuruyor hala gözünün üstünde kaşın var diye eleştirilecek. biz ligin gol rekorunu kıran oyuncusu diagne'yi aldıktan 5 ay sonra gönderdik, hollanda milli takım oyuncusu babel'i aldıktan 5 ay sonra gönderdik, fransa milli takım oyuncusu n''zonzi'yi aldıktan 5 ay sonra gönderdik. bu lüks ligde kimde var?