• 1
    beni çok üzen pes fifa vb. oyunların çocukların bu yönünü tatmin ettiği ve artık mahallede maç yaparken hacii hacii vurdu goooll diye bağırarak ve böyle parmağını havaya kaldırım koşmak yerine, yapıyorlar kendini bilgisayar oyununda (bkz: become a legend) ohh başlıyorlar oynamaya bak geliştim bilmem ne. ulan çık bi top oyna yok, biraz jargon öğren, düş dizin kanasın, akşam ezanında annen sana bağırsın, kavga çıksın, ameliyatlı yerime gelmeyeceğini bilsem seni döverdim oğlum de....
    bunları yaşamayan çocuk futbolu sevmez sanalı sever, her zaman kazanmayan takımı desteklemez çünkü o bilgisayarda sürekli kazanıyordur. para biriktirip maça gitmez, para biriktirip oyun alır.
  • 2
    feci derecede büyük bir problemdir. sadece futbol değil, spor yapan çocuk kalmamıştır. taso ile başlayan, pokemon kartıyla devam eden etki, şimdi metin2 sikiyle arttı, son halini aldı. işte örnek olarak gösterebileceğim bir olay:

    zaman bu yaz efenim. dünya kupası zamanı. bendeniz akşamüstü topumu da alıp hiç kimse olmasa bile okulun bahçesine çıkar ve şut çekerim. zaten topu duyan gelir bizim mahallede. yani gelirdi. yine bir 5-6 kişi toplanıyor tabii halen daha. lakin mahallede 13-16 yaş grubunda en az 10-12 velet olmasına karşın, hiçbiri çıkmaz oldu bu yazla birlikte. e biz abiler olarak maç yapmak istiyoruz, bizim nesil kısıtlı, 8 kişi var en fazla. onların bize yapması gereken şeyi (zile basıp maça çağırmak) biz onlara yapıyoruz düşünün artık...

    neyse efenim, akşam maç var, şili-ispanya galiba. ondan önce bi maç yaparız dedik arkadaşlarla, çıktık dışarı. 11 kişi olduk ama, en güzel 7ye 7 oynanıyor bizim okulun bahçesinde. 3 adam lazım. gittik çağırdık 3 tanesini (çağırttık küçüklerden ikisine). ki bu sonradan gelenler iyi oynayanlardan, 15 yaşında 3 badi.

    ama n'oldu sonra? o son gelen üçlü maçı sikti attı. neden biliyor musunuz? metin2'deki çarlarından konuşmaktan başka bir halt etmediler. pas atıyorsun, konuşmaya dalmış, görmüyor... defansa gel diyorsun, rakip sahada metin2'den bahsediyor... ama sorsan dünya kupasından haberleri yok. guya okulun futbol takımında bunlar.

    metin2'ye de sokayım, fifa'ya da... spor amatör ruhtur lan. önce çıkar kısıtlı imkanlarda oynarsın, mahalle maçı yaparsın, aşağı mahalleyi yener, aldığın gazozu f1 şampanyası gibi fışkırtır annenden azar işitirsin...

    spor bilgisayar işi değildir lan. mekanize oldu çocuklar, 100 kilo hepsi, cips yeyip oyun oynuyorlar. korkuyorum sözlük.

    not: metin2 kelimesinin altını çizmeyen yazım denetiminin içine edeyim. metin2 ne lan?
  • 3
    #613459, yarama basmıştır. her hafta halısaha maçında yakındığım ve yine her daim üzerine konuştuğum bir konu bu. dahası burada ve internetteki hemen her alanda gördüğüm pek çok tartışmanın kaynaklarından biri de bu durum bana kalırsa. biz şanslıydık, yeni nesil şanssız veya tam tersi uzun konu ama tartışırken farklı şeylerin baz alındığı da ayan beyan ve bunda kafalardaki futbolun çok farklı olmasının etkisi illa ki var. tıpkı bizden önceki nesil ile biz nasıl farklıysak, futbolla daha yüksek oranda sanal alem kaynaklı haşır neşir olan yeni nesil ile bizim nesil arasında da ciddi yaklaşım farkı var. bu demek değil ki aynı şeylerden haz duyamayız veya tartışınca ortak bir paydada buluşamayız ama her neslin kendine has bir futbol algısı (diğer alanlarda olduğu gibi) var.
  • 4
    daracık mahalle aralarına araba park eden kodomanları, bahçesine domates biber eken emekli memurları, günde 3 kere camsille vitrin silen kasap nuriyi, zemin katta geleni geçeni takip eden dedikoducu melahat teyzeyi, "ezan okundu hadi eve gel" diye bağıran şükran ablayı sevindiren durumdur.

    ayrıca günde 5 tane plastik top satan bakkal sadık, sportaç ayakkabıların vazgeçilmez adresi kırtasiyeci selim abi bu durumdan hiç hoşnut değildir.

    ha bana sorarsan koyuyum araç sahiplerine de, bahçesine domates ekenlere de, vitrin camı kırılan kasap nuriye de... bakkal sadık'ın suçu ne? selim abi ne yapacak şimdi o kadar ayakkabıyı? varsın anneler akşam ezanı kendini paralasın hadi eve diye. kirli dönsün çocuklar eve, daha sabah saatlerinde askıdan aldıkları tshirt varsın çamura bulansın, ödevler aksasın, melahat teyzenin kafası şişsin.

    bu arada o boş arsaya inşaat yapan emlakçının ta amına koyayım.
  • 7
    antalya'nın en küçük ilçelerinin birinde geçti çocukluğum. yani ortaokula kadar öyleydi. ilkokuldan sonra antalya merkeze gittim okumak için. ama her evime geldiğimde ilk iş parka giderdim. evimizin önünde kocaman bir çocuk parkı vardı. öyle bir parktı ki, 50x30 metre bir futbol sahası vardı. heh işte orda her allah'ın günü maç yapardık. öyle 5 6 kişiyle değil. resmen 8 e 8 takımlarla. turnuva bile yapardık. o kadar çok çocuk olurdu ki top oynayan.

    şimdi ise tatile her geldiğimde memlekete, parka bir bakıyorum içim kararıyor. top oynamayı geçtim, parka gelen çocuk yok. bilgisayar bağımlısı oldu yeni nesil. ilk boş vakitlerinde internet cafelere gidiyorlar. bizim gibi değiller, biz ilk boş vaktimizde arkadaşlarla oynamaya giderdik ki çoğu zaman futbol olurdu bu. peh peh, ne maçlar olurdu be.

    incelenmesi gereken bir vakadır bu. yeni nesil çok değişti ve bu yeni nesil çok sağlıklı olamayacak bana göre. bilgisayar başında geçen bir çocukluğun neresi sağlıklı olur be anam.

    kendi çocuğum olursa sokakta büyüteceğim onu, yeni nesile inat.
  • 9
    şehirlerde boş arsa kalmadı ki. mahallenin abileri artık halısahada oynuyor. mahallenin tüm çocukları okulda. dershanede. gidiş dönüş servislerle. yürüyen kalmadı. bir de okul öncesi eğitim var. mahallenin çocukları steril ortamlarda büyüyor. hem mahallenin yollarında öncelik arabaların artık. vızır vızır geçerler. yollarda kale yapacak taş bile bulmazsın. mahalle o kadar büyüdü ki, mahalle sakinleri birbirini tanımıyor artık. mahallenin bakkalı yok, kasabı yok. çünkü mahalle yok artık. o devir geçti. yoğun şehirleşme içinde içinde eridi gitti. biz büyüdük ve kirlendi dünya.
  • 10
    9 aylık, alman kale, tek vuruş, minyatür kale gibi çeşitli futbol oyunları oynayan hatta oynamayı bilen çocuklar bile kalmadı. şimdi çocuklar haxball'da aylık oynayıp, pes-fifa'da maç yapıyor. çamurlu sahada gol atmanın verdiği zevki tatmayan çocuklardır. onların zevki, eğlencesi sanal. mahalle maçlarında araba geliyor durun lan demek bile zevkliydi. hele arabanın altına kaçan topu almanın değeri paha biçilemez.
  • 12
    "at ulan topu, iki sektireyim" diye heveslenen koca koca adamları büyük bir zevkten mahrum eden olaydır. o pırıl pırıl kundurlarla, cillop gibi takım elbiseyle iki artistik hareket çekip ardından "bana bakan var mı acaba?" diye çevreyi süzüp yoluna devam edenleri öksüz bırakmayın beyler.

    bu çocukların sayısının azalmasında topunuzu keserimci teyzelerin ve pencerenin dibinde ne bağırıyonuz laancı amcaların da payı büyüktür.
  • 18
    ilkokul zamani agactan dusen kozalaklarla top oynardik. sonra elimiz biraz para gorunce plastik top alirdik patlayana kadar oynardik deli gibi. o plastik topu havaya atip sobu mu degil mi diye kontrol de ederdik. eger birinin gercek futbol topu varsa o gun bayram gibi gecerdi. fenerli arkadaslarin genelde sari lacivert galatasaraylilarin sari kirmizi futbol toplari olurdu. abanma denilen kavrami mahallede top oynarken kaleye gecen arkadastan duyardik beyler abanmak yok!. top bazen caddeye kacardi o zaman hayat bizim icin bir kac saniyeligine durur topun kaderini izlerdik. topu olan arkadas geldiginde annesine bagirir annesi de topu ucuncu kattan asagi atardi. mahallede top oynarken enteresan ekmek aralari da gorurduk. ekmek arasi dolma, ekmek arasi borek, ekmek arasi patates kizarmasi gibi... her mahallenin kuralsizlari olur, yasca buyuk , topu alir dikerlerdi. top agacta kalirken bu tipler donup giderler, topu almaya mahallede agaclarin efendisi olan cocuk giderdi. gece inip minyatur kale maclari yapardik.
  • 21
    artik sokaklarin eskisi kadar genis olmamasi ve her sokak arasinin otoparka donusmesinden kaynaklanan durumdur. cocukken selimiyeye giderdim kuzenim ve arkadaslariyla top oynamaya. mahallede ne kadar cocuk varsa toplanir kimin nasi oynadigina bakmadan sabahtan aksama kadar top oynanirdi. futbol konusunda asiri yeteneksiz olmama ragmen top oynamayi severdim. yakin zamanda kuzenimin yanina gittim, cocuklugumuzda top oynadigimiz yere baktim eskisi gibi degildi. butun cocuklar playstation cafelerde oturmus goz bozup kic buyutuyorlar. eskiden mac sonrasi ter icine ictigimiz cola lari simdi klima karsisinda oyun oynarken iciyorlar. bunun suclusu anne - baba midir yoksa hizla gecen zamanmidir bilinmez. ama gercek olan tek sey hicbirseyin artik eskisi gibi olmadigi.