• linç yemeye hazırım ve başlıyorum. amacım bağcıyı dövmek değil. son yazdığı yazıyı hemen hemen hiçbir yönden doğru bulmadım.

    on numara öldü madem, altı buçuk, sekiz veya serbest sekiz ayırmadan bazı kreatif iç orta sahaların geçen sezon sergilediği lig performans istatistiklerinden bahsedelim. (deplasman)

    *kante ve bakayoko'nun önünde oynayan fabregas 14 maçta 4 asist yapmış. ne kante, ne bakayoko yaratıcılık olarak üst düzey birer yardımcı değiller.
    *çift yaratıcı orta saha ile oynayan city'de david silva 13 maçta 6 gol, 7 asist, bruyne 19 maçta 3 gol, 4 asist yapmış.
    *arsenal'de yine bu rolde oynayan ramsey 10 maçta 1 gol, 4 asist yapmış,
    *totthenam'dan dele alli ise yine 5 gol, 5 asist katkısında bulunmuş.

    hadi bu adamlar yıldız oyuncular diyelim; ki bu adamların oynadıkları lig ile bizimki de kalite olarak farklı ama neyse.

    *west ham'da lanzini 14 maçta 2 gol, 5 asist,
    *sociedad'da illarramendi 19 maçta 3 gol, 2 asist,
    *atalanta'dan remo freuler 17 maç, 3 gol, 1 asist

    hadi bu adamlar bizim ligde olsaydı ayağını eline verirlerdi, bizimkilere bakalım:

    *mossoro: 10 maç, 3 gol, 1 asist,
    *andré castro: 16 maç, 1 gol, 6 asist,
    emre akbaba 16 maç, 4 gol, 5 asist,
    soner aydoğdu 14 maç, 4 gol, 4 asist katkısında bulunmuş.

    dikkat edilirse her seviyeden her taktikle oynayan takımlardan rastgele örnekler yazdım yukarıda.

    galatasaray'da bu mevkide deplasmanda 13 maçta 0 gol, 0 asist performansı ile oynayan oyuncunun adı nedir peki?

    bel-han-da keşke şunu büyük harflerle yazabilseydim.

    topla ileriye katetme sebebi pas opsiyonu olmaması değil. dikkatli izleyen fakat romantik olmayan bir göz belhandanın omuz omuza rakibi tırtıklayarak koşmaktan keyif aldığını çok kolay görebilir.

    gelin ben bir çırpıda yapamadıkları şeyleri yazayım:
    1)klişe olduğu gibi, uzaktan gol atabiliyor mu? hayır. bunu dediğimiz için zırvalıyor olduğumuzu düşünmeyi ayıp buluyorum.
    2)içeriye girip süpriz pozisyonlar yakalıyor mu alex stilinde? talisca stilinde kafa topu tehlideki var mı? hayır.
    3)gelelim sorumluluk alma işine. varsayalım yazıldığı gibi on numara olmasın belhanda. sorumluluk alıyor mu? şöyle anlatayım, sinirinden olcan'in kafasına top çarptırıp fener'e gol attıran sneijder gibi, deplasmanda takımın sindiğini gören melo'nun 3 kişinin arasından akrobatik hareketlerle çıkıp takıma özgüven yüklemesi gibi bir katkısı var mı? hayır. süratle koridor açarak dribling yapıyor mu? hayır.(delici dribling'den bahsediyorum. d'diaye'nin dahi kat kat iyi yaptığı) ben bunları geçiyorum, sakaryaspor ile oynanan hazırlık maçında her saniye kırmızı kart yeme riski var mı? evet.
    4)büyük maçta oynayabiliyor mu? hayır. yedi derbi istatistiği olarak yaptığı tek şey kırmızı kart yemek.

    belhanda'yı övebilmek için futbol romantiği olmak lazım sadece. eğer burası medeni bir ortam olmasaydı bir de zırvalamak lazım diyebilirdim.

    emre akbaba'nın en çok pas hatası yapan oyuncu olması bizi çok şaşırtmıyor, sıkı durmamız gerekmiyor. büyük takımlarla oynadığı maçlarda 5 gol 1 asist, deplasmanda oynadığı lig maçlarında 4 gol, 5 asist yapan bir adamın kreatif denemeler yaparken bolca top kaptırması gayet normal. bunları yaparken yanında bulunan iki tane kaliteli sekiz numara ile rotasyon şansı olmaması da cabası. hesaplayan olsa belki 120 tane de asistin asistini yapmıştır. aslında bir gomis olsa alanya'da belki 400 bile olmuştur. tüm bunları yazıp da üzerine belhanda'yı yermiyorum dersem abes kaçar değil mi? yeriyorum. çünkü o mevkide bu koşullarda vasat üzeri oynayan her yaratıcı orta sahanın en az belhanda kadar katkı verebileceğine inanıyorum. hem de doğru bir yönetim ile en az yarı fiyatına.
  • yaklaşık iki gündür uyumadım.

    şu anda uyumakta istemiyorum.
    sanki uyursam, uyandığımda hiç kimseyi bulamayacakmışım gibi hissediyorum, korkuyorum!!!
    hayatımda ilk kez korkuyorum. öyle ki küçüklüğümde karanlıktan korkmaz, bisikletime ulaşmak için binbir haşerenin olduğu o karanlık bodruma girere, o bisiklete binerdim.

    dünya dönmeye devam ediyor, biliyorum ama benim için zaman durmuş gibi.
    yemek yemedim, arada birileri dürterse su içebiliyorum... kendimi öyle aciz, çaresiz hissediyorum ki düşünmekten bile kaçıyorum.. kafam dağılması için saçma sapan bir yazı bile yazdım ama dağılmıyor..

    sezen abla'nın söylediği gibi herşey bana seni hatırlatır unutmak isterken.

    ölesiye sevmiştim ben seni. ölesiye...
    kırmızı çizgimdin ama artık ne yapacağımı bilmiyorum. benim gibiler için bir yer var mı onuda bilmiyorum. ekrana bakıyor, karış karış gezdiğim yerlerin fotoğraflarına bakıyorum. muhtemelen artık yoklar oraları. sadece fotoğrafta kalmış birer anıdır muhtemelen. o güzel yerlerde, bir residence vardır mutlaka.

    insan canından çok sevdiği şeyden vazgeçmek zorunda kalmamalı.

    vatan sevgisi.. koruyamadığımız onca değer arasında belkide en önemlisi bu.. sadece laftan ibaretiz. klavye delikanlısıyız. mirasyediyiz. bize bırakılını tükettik ve ellerimizle teslim ettik.

    hazmedemiyorum.
    edemeyeceğimde...
    benimde sorunum bu galiba boş veremiyorum.... ülkem için ağlıyorum..
  • kendisine gelen eleştirileri farklı yöne çekmeye çalısan yazar. kimse bahsettiği terimlerin var olmadığını söylemiyor. savunduğu adamın bu terimlerden haberi olmadığı söylüyor. çünkü savunduğu adam beyinsiz. tabi burada türk tipi mizah devreye girip, daha önce kullandığı modern futbol terimleri üzerinden espri kasıldı ve sanırım buna biraz alınmış. alınmasına gerek yok bence çünkü kelimedeki tüm sessiz harfleri i olarak yazarak mizah yapılan bir ülkedeyiz.

    edit: kendisiyle mesajlamamın ardından kızdığı noktanın bahsettiği kavramların var olmadığının iddia edilmesi olduğunu öğrendim. bu konuda ise ben de kendisi gibi düşünüyorum çünkü doğrusu bu. bu kavramlar modern futbolda gayet de var.
  • adam sözlüğe geldiğinden beri belhanda konusunu yazıyor.

    dediği de çok açıktı, bu adamla oynayacaksak yanına çok iyi bir sekiz numara alın, yok gidecekse iki tane çok iyi 8 numara alın diye.

    stoperlerin ayağı iyi olmalı, oyun kurabilmeliler diyordu. belhanda kendi ceza sahamızın önünden top alıp rakip kaleye gidemiyor diyordu. haklıydı da, ndiaye ve belhanda sürekli topu kendi yarı sahamızda alıp 60 metre sürmek sorunda kalınca da şut da çekemiyordu, kaldı ki forvetimiz de yoktu rakip stoperleri tedirgin edecek, alan açacak.

    yazdığı her şey 2018-2019 devre arasından sonra iyileşir gibi oldu ve hepimiz de bunu olduktan sonra görüp yazmaya başladık.

    bu adam ise direkt teşhis koymuştu.

    bence burada harcanıyor, fatih terim'in ekibine dahil olmalı.

    scout olur, rakip analizi olur, gerekirse sözlüğün florya temsilcisi olur ama florya'da olmalı.
  • (bkz: fenerbahçe futbol takımı/#2467230)

    ilgili entry'e dair açıklama yapmam gerektiğini bana hissettiren sevgili harvey dent'e çok teşekkür ederim.

    bu maçı izlerken özellikle ilk yarıda fenerbahçe çok akıcı bir oyun oynuyordu.
    18 dakikada 3 gol atmışlardı ve topa sahiptiler, deli gibi bastırıyorlardı ama her şeyden önemlisi pas hızları müthişti. ve bizde o günlerde yönetimin acemilikleri ile uğraşıyorduk.

    etkilendim.
    ne yalan söyleyeyim. özellikle ilk 45 dakikada 5-6 olmadıysa feyenoord'un şansıydı bu.
    maç 3-3 bitti. benim aklım ilk yarıda kaldı. dediğim gibi pas hızı, oyun dengesi, savunmadan hücuma geçiş her şeyi çok iyiydi. cocu'nun psv'sini de bildiğim için azıcık tırstım ve erken bir yorumda bulundum.

    hatalıyım, kabul ediyorum.
  • (bkz: quakerboy/#2439559)

    bombayı bırakmıs. benim süphelerim, tahmin ettigim seyler demek ki o kadar da boş degilmis?

    su an şoktayım. bu cok onemli entry ve bilgiler icin de kendisine tesekkur ederim.

    (bkz: kral çıplak)

    edit: oncelikle kendisini az cok takip ediyorsaniz kulube ne kadar hakim ve icinde oldugunu anlamissinizdir. sıradan bir yazar değil. kaynaksız yazı yazmayacagina inaniyorum, kaynağını da açıklayamayacağını belirtti.

    llk yazdığı entryi güncellemis. son paragrafi ve en can alici kismi silmis. moderasyon ricasıyla olduğunu da eklemiş. yalnız ben capsini aldim. zaten mevzu oradaydı. belli ki ifşa olacak olanlara karşı bir sansür durumu oldu.

    bu hesabi kullanan her iki ismi de tahmin ediyorum ve yazmayı planlıyorum, artık tahminlerim doğru yanlış bilemeyeceğim ama hesabi farklı kişilerin kullandığı ve 2 kişi oldukları, kulüp içinden de olduklari belli oldu. demek ki o kadar da boş yapmamışım. vicdanen çok rahatladim şu an.

    devamı gelecek...

    edit 2: (bkz: quakerboy/#2439837)
  • (bkz: #2444926)

    şu entry'de quakerboy olmaya çalıştığım, duyumcu olduğuma dair entryi okuyup ciddi anlamda üzüldüm.

    ne quakerboy olma çabam var ne de duyumculuk yapıyorum.
    yazdığım yazıların yüzde 95'i analiz, sistem, formasyon üzerinedir. duyduğum, bildiğim bir kaç haberi de arada paylaştım ama bundan sonra tek bir transfer söylentisini, ıslak imzalı mavi klasörde kasaya girdiğini gözümle görsemde bir anlaşmayı bildirmeyeceğim.

    sözlükte olma amacım, sistemler, formasyonlar, oyun analizinden ibarettir.
    her zaman saha içindeki oyuna kafaya takmış biri olarak bu şekilde anılmaktan hoşnut değilim... umarım, niyetimi bilal'e anlatır gibi açık bir şekilde anlatabilmişimdir.

    edit : bir samimiyet mevzusu çıktı ortaya... anlamakta güçlük çekiyorum. çekmeye de devam edicem.
  • 17-18 sezonunda monacoprensi'nin yaşadıklarını yaşıyor. haklı ya da haksız şeklinde bir düşüncem yok. sadece iki yazar arasında bir merbutiyet kurdum.

    @monacoprensi, igor tudor'u gidene kadar, uzun uzun yazıp öven bir yazardı 17-18 sezonunda ve her kayıptan sonra sözlükte monacoprensi eleştiriliyordu.

    @kaideyi taciz eden istisna 17-18 sezonu sonlarından itibaren ve 18-19 sezonunun şu anki başlangıç kısmına kadar belhanda'yı uzun uzun yazıp öven bir yazar ve kendis belhanda'nın kötü oynadığı maçlardan sonra eleştiriliyor.
  • belhanda'nın 1 eylül 2018 trabzonsor maçında gördüğü kırmızı karttan sonra, belhanda üzerinden kendisine vurulduğunu görünce bu entry'i (bkz: #2500698) girmiştim. 1 gün önce yani 31 ağustos 2018 tarihinde yönetim nice'in 2 milyon euroluk kiralama teklifini* kabul etse ve belhanda'yı yollasa eminim sözlük ayağa kalkardı. ben o gün futbolcu karşılığında bu transfere olur vereceğimi yazmıştım. eğer o gün belhanda gitse isyan edecek insanlar, trabzon maçından sonra gördüğü kırmızı kart yüzünden haklı olarak demediklerini bırakmadılar. ama ikisi birbirinden çok farklı konular. bu arkadaşımız belhanda'nın oyun içindeki rolünü övmüştü ki, haksız da sayılmazdı. ama böyle sorumsuzca kırmızı kart görmek çok başka bir durum ve bunun kızgınlığını teknik taktik üzerinden yazı yazan bir insandan çıkarmanın mantıklı hiç bir yanı yok. aynı şeyler tudor üzerinden monacoprensi için de yapıldı. bu yazar arkadaşlar belhanda veya tudor'un yakın dostu değil. menajeri de değil. onlar kendilerince doğru olanı yazıyorlar. eğer fikirlerine katılmıyorsanız, direkt mesaj atıp "hocam bak tudor'u övüyordun ama işte şurda şöyle yaptı" diyebilirsiniz. onlar da size zaten cevap verirler. bu kadar cesaretiniz olsun bi zahmet... başlığının altına gelip ilk taşı atmaya bu kadar meraklı olmayın ki, sizin gibi düşünüp başlığa yazmaya cesareti olmayanlar gelip yazmasın.

    not: bu entry kaideyi taciz eden istisna'nın başlığına yazılsa da, genel olarak nickaltı lince tepki olarak girilmiştir. ve burda yazmama müsade edildiği müddetçe bu konu hakkında yazmaya devam edeceğim.
  • (bkz: #2376086)

    güzel bir entry girmiş olmakla birlikte entrysinin ana fikrine katılamıyorum.

    öncelikle gomis'den başlayalım. hava toplarında çok etkili olmasa da pivot özellikleri olan, sırtı dönük top alabilen bir oyuncu. pas dağıtımı konusunda ise hiç fena değil. ancak adebayor'a bakıp gomis değerlendirmesi yapmak haksızlık. çünkü adebayor en iyi döneminde premier ligi domine etmiş müthiş fizik özellikleri olan bir futbolcu. havadan, yerden etkili, tekniği ve hızı da hiç fena değil. o yüzden bizim ligde yaptıkları normal. gomis ise bir kaç senedir kariyerinin en iyi sezonlarını yaşıyor. özetle iki futbolcu arasında kalite farkı var. adebayor kadar geniş alanda oynayabilen forvet sayısı çok çok az. hatta bir elin parmaklarını geçmez. bunu yapabilen pivot forvet ise sanırım bir tek kendisi. oyuncunun uniq özelliği.

    gomis'in yüzünü kaleye dönmesi hakkında konuşacak olursak; golcü oyuncuya ceza sahasında aldığı topa dönüp vuruyor diye kızamazsınız. çünkü gomis gol alanında değilse istasyon olan bir futbolcu. gol alanında ise dönüp vurma işini çok iyi yapıyor. ayrıca yanılmıyorsam 6 kadar da asisti var ki bu da tek opsiyonunun vurmak olmadığını gösteriyor. rakip defanstan sürekli 2 kişiyle boğuşup, presi eksik bırakmayan gomis'i adebayor ile değişir mi terim bilmem ama oyuncunun stilinden memnun olduğuna eminim. hatta memnunu geçtim, çok memnun olduğuna eminim. neredeyse alacağımız ekoko'yu düşününce tespitimi sağlam buluyorum.

    belhanda ve asimetrik futbola gelirsek... bana göre rui costa sonrası fatih terim 10 numara seven bir hoca olmadı. sneijder'i istememesi, kaka'yı istemesi bundandı. tercihi daha çok 9,5 numara oldu. nitekim elmander, necati ikilisinde necati'nin oynadığı rolü kaka'ya verecekti. modern futbolun sahaya en iyi yayılan 4-2-3-1 türevleriyle terim'in sevdiği 4-4-2'nin uzlaşısı 9,5 numara.

    aslında terim 4. dönem kariyerine feghouli'yi bu rolde deneyerek başladı. zira oyuncunun şutu ve gol sezgileri de mevcut. 9,5 oynayacak oyun karakteri var. belhanda ise asimetrik sistemde sol içte aynı okan, engin baytar veya emre çolak rolüne soyunabilecek yapıda. bu günkü oyun düzenimizin sebebi ise bana göre zayıf orta alan ikilimizin açıklarını belhanda'nın mücadeleci yapısıyla kapama arzusu. selçuk inan'a mecbur kaldığımızdan takım rolleri bu şekilde dağıldı. kısmen de başarı sağladık. fernando sakatlık yaşamasaydı, elimizde adam gibi bir 8 numara olsaydı bana göre orta vadede rodriguez'i sağda, belhanda'yı solda feghouli'yi de gomis'in arkasında izlerdik.

    kadro yapımızdaki sorunu o nedenle gomis ve belhanda'nın oyun karakterleri değil orta ikilimizin yetersizliği oluşturuyor. sezon sonunda fatih terim'in takviye isteyeceği ilk yer burası diye düşünüyorum. gomis ve belhanda gibi kaliteli oyunculardan fayda sağlamayı bilecek taktik esnekliği fazlasıyla var fatih terim'in.
  • (bkz: #2473159)

    gerçekten çok güzel bir tespit yazısı yazmış.
    kalemine, yüreğine sağlık.
    ara sıra mesajlaşıp, bilgi alışverişi de yapıyoruz. çok güzel bir renk kendisi sözlükte.

    ancak, güzel tespit olduğu kadar da pesimist yazı.
    bunu bu güzel yazar arkadaşım nezdinde değil, tüm sözlük nezdinde söylüyorum.

    gerçekten transfer yapacak para yok
    bonservisi elindeki oyuncular çok yüksek meblağlar talep ediyor
    zarar edecek şekilde oyuncu alma şansımız yok

    o nedenle lütfen ama lütfen, bu takımla devam etmek intihar, yetersiz, transfer diye bağırıyor, yok cengiz yönetimi kötü, yok banane kardeşim kaynak yaratsın, yok hoca bu sefer başarılı olamaz gibi yorumlar yapmayın. yanlış anlamayın*, yapamazsınız minvalinde söylemiyorum, ancak boşa kendinizi sıktıkça sıkmış olursunuz.

    lakin oyuncu satışı olmazsa yapabilecek bir şeyimiz yok. evet yok.
    eee banane kardeşim, oyuncu satalım o zaman demekle kolay olmuyor işte.
    napalım? oyuncu menüsüne girip, not needed by the club yapıp, offer to clubs mı yapalım?
    oyuncu satacaksak da bunu ucuza yapmamak için, yönetimin tok satıcı gibi davrandığını ve haklı olarak davranmak zorunda olduğunu düşünüyorum.

    yönetim ve teknik ekip de bu eksiklerin farkında değil mi sanıyorsunuz?
    en çok onlar hamle yapmak istiyorlardır. hiç merak etmeyin. hatta en az sizin, bizim istediğimiz kadar.
    hoca geldikten sonra* ve yönetim geldikten sonra * neredeyse her atılan adımda, valla biz de aynı şekilde düşünmüştük tarzında konuşmadık mı, öyle hissetmedik mi?
    ben içinde bulunduğumuz transfer dönemi içerisinde de aynı şekilde vuku bulduğunu düşünüyorum.

    bildiğiniz üzere * son güne kadar, uygun bir fırsat transfer(ler)i yakalamak için pusuda beklediğimizi-bekleyeceğimizi düşünüyorum.
    özellikle 1-2 hamlenin, son gün olan 31 ağustosta gerçekleşeceğini düşünüyorum.
    evet bu bir kumar, ancak oynamak zorunda olduğumuz bir kumar.
    çünkü bizim şu an 6-7 mil euro bastırıp, ihtiyacımız olan denayer'i alma şansımız yok.
    fakat 31'inde* mecbur elden çıkarması gerekecek olan city, denayer'i bize kiralayacaktır.
    işte bu tarz city, united, juve gibi büyük kulüplerin düşünmediği; hatta büyük liglerdeki başlatı takımları ve tüm premier lig ekiplerini da bu listeye ekleyebiliriz; isimlerden son günde, belkide günlerde kiralık transfer yapacağımızı düşünüyorum.
    umarım alışma süreci kısa olur bu transferlerimizin ve yine başarıya yürürüz.

    ben güveniyorum teknik heyet ve yönetime.
    kombinemi de yeniledim.
    formamı da aldım.
    desteğimi de yaptım.
    sonuna kadar *maddi ve manevi şekilde destek olmaya devam edeceğim.

    sizde güvenin.
    çok güzel olacak bizim için bu sezon da.
    ayrıca, sonuna kadar da olumlu yazıp, olumlu düşüneceğim.
    nice başarılara sözlük inşallah.
    biliyorum zor bir dönem, ancak ayağa da sabrederek ve destek olarak kalkacağız.

    en büyük galatasaray!

    edit: imla
    calderon'a uyarısı için teşekkürler.
  • şahsım adına belhanda konusundaki özürlerini kabul ettiğim yazar arkadaşımız.

    belhanda hakkında hazırladığı “çalışma” olarak nitelendirilebileceğimiz (emek sarf edilmiş) girilerinin hemen hepsini okuduğum; teoride dedikleri doğru olsa da pratikte futbolun sahada, belhanda’da olmayan vizyon (saha görüşü) ayak ve beyin (iq) ile oynanıyor olması nedeniyle hatalı çıkmış olduğunu anlaması ve özür dilemesi bir büyüklüktür.

    bununla birlikte, half space ve 8.5 numaranın futbolda olduğu konusunda haklıdır. haksız olduğu konu half space rakip hatları o küçük alana doğru kaydırdıktan sonra topu ters çizgide bekleyen kanat oyuncusuna atabiliyorsanız dile getirilmesi gereken bir konudur (half space kullanımını thierry henry explains guardiola’s tactic yazarak youtube’dan bulabilirsiniz) ; eğer topu oradan oyun açsın diye stopere veriyorsanız (ki belhanda’nın yaptığı budur) bu bülent akın pasıdır.

    kendisi istanbul’da ikamet ediyorsa eylül ayı ortasında başlayan gazoz ligi veya republig (11v11 maçlardır), antalya’da ikamet ediyorsa 25-29 ekim arası düzenlenecek atatürk kupasındaki herhangi bir maçtan önce kendisi ile bir kahve veya çay içip, sonrasında “guardiola alanlarının nasıl kullanıldığı” konusunda uygulamalı bir maç izlettirebilirim.
  • kendisinin (bkz: 5 ağustos 2018 galatasaray akhisarspor maçı)'ndan sonra gelip uzun uzun bir analiz yazmasını beklerdim. benim saydığım en az iki tane dolaylı asist yapmıştı oysa ki belhanda o maçta. ama asistleri rakip takımaydı bu defa. öyle ki o maç futbol oynamadığını gören fatih terim kendisine dayanamayıp oyundan almıştı. hatta öyle ki o maçtaki formu bu maçta da sahaya as çıkmamasını sağladı. ama iğneleyici belhanda girisi bugün geldi.
    popüler belhanda savunma metodu çok fazla topla buluşuyor olması madem, rakamlarla konuşalım yine. futbol artık 6 numara jorginho'nun bir maçta 200'ün üzerinde topla buluşup %90'ını üzerinde isabetli pas ortalaması ile oynayabildiği, bir 6 numara olarak ortalama 1.5 kilit pas yapabildiği bir oyun. yanlış anlaşılmasın, bir 6 numara tabiki de bir 8 numaraya göre çok daha demarke halde top oynuyor. ama bu kadar oyunun içinde kalan bir adam olarak 70. dakikada "ben çok efor sarfettim, artık benden bir verim beklemeyin.", şeklide bir oyun da oynamıyor hiçbir zaman.
    kendisi gelip sözlüğe belhanda'yı savunabildi, çünkü belhanda asist yaptı. biz de aynen bunu bekliyoruz taraftarlar olarak. linnes'in, mariano'nun, hatta 2. devrede takıma katılan nagatomo'nun yaptığını yapıp sorumluluk alıp birkaç maçı sürüklemesini, skor yapmasını istiyoruz.
    primleri ile beraber senede 4.5 milyon euro civarı para alan bir orta saha oyuncusundan canı sıkılınca kırmızı kart görebileceği hareketler yapmamasını, büyük maçlarda sorumluluk almasını, oyundan kopup tamamen boş durumdaki arkadaşlarına arka arkaya hatalı paslar yapmamasını ve özellikle deplasmanlarda skora katkı yapmasını bekliyoruz.
    yarın bir gün deplasmanlarda çatır çatır oynar, derbilerde ağırlığını koyarsa alkışlayacak destek olacağız. bugün burada (bkz: ağustos 2018 ankaragücü galatasaray maçı)'nda estetik bir asist yaptıktan sonra yazıyorum bunları.

    30 yaşında ve 80 kilo bir birey olarak önümüzdeki sezon için galatasaray'da ofansif orta saha oynayacak olduğumun haberini alsam bir senelik spor salonu macerası sonrası en azından bir deplasman maçında gomis'in elinden topu alıp penaltıdan skor yapabileceğime inanıyorum.
    bu arkadaşın bugün yaptığını yapmasını bir sezon bekledik ve bu adamın formasının ve parasının karşılığını vermediğini düşündüğümüz için zırvaladımız yönünde algı oluşturulmasını istemiyoruz.

    bu giriyi yazma nedenim ise ktei arkadaşımızın koca koca paragraflar ile belhanda'yı savunmadığını, takımı eleştirdiğini anlattıktan sonra belhanda'nın ilk skor katkısında gelip buraya yine bizlere laf sokma çabasıdır. umarım belhanda bundan sonra birçok önemli maçta skora katkı yapar da fanboyları haklı çıkarken benim gibi düşünenler yanılır.
  • kadro içi yazarlarımdan. çok da iyi bir insan.

    bizzat fatih terim'in, futbola dair yazıları/tezleri/yorumları sebebiyle florya'ya davet ettiği bir arkadaş kendisi. yani futbol görüşünü ve oyuna bakışını hoca da beğenmiş. işin akademik kısmıyla da fazlasıyla ilgili.

    e daha ne olsun?

    sözlüğe son dönemlerde katılmış ve büyük katkı vermiş bir isim.

    severek takip ediyoruz.
  • (bkz: #2622389)

    sistemlerle alakalı yazdıklarına yanlış diyemem. futbol bir çok doğruyu içinde barındırandırıyor. en iyi sistem, en uygun sistem hangisi, bana göre seçilemez. elinde uygun oyuncu grubu varsa kullandığın sistem en iyiye evriliyor. ama evet ekol yaratma, bir sisteme uygun oyuncu yetiştirme ve satın alma fikri çok doğru zira maliyeti düşürür, bir alışkanlık yaratır.

    fakat galatasaray'ın an itibarıyla 4-4-2 oynaması bana göre imkansız. hele 14 şubat 2019 galatasaray benfica maçı'nda tamamıyla imkansızdı zira emre akbaba henüz böyle bir mücadeleye çıkacak seviyede değil. ama emre'nin müthiş bir form düzeyinde olduğunu kabul edersek de 4-4-2 (4-4-1-1) oynayamayız. neden? çünkü uygun orta saha ikilisini oluşturamıyoruz. elimizde orta saha oyuncuları kimler var? donk, ndiaye, fernando, belhanda. selçuk'u saymıyorum bana göre artık veteran. bu oyunculardan hangi ikisini kullanacak? bence hiç bir ikili olmaz. çünkü çok fazla top kaybı yapıyorlar. bu kadar top kaybı yapan bir ikili galatasaray'ı felakete sürükler. yapılan her top kaybı becerikli hücum ayakları olan benfica'yı yada artık rakip her kimse onu çizgi halinde kalmış defansımızla baş başa bırakır. bu da bize kart, gol falan olarak geri döner.

    galatasaray'ın mevcut kadrosu 3 orta sahayı mecbur bırakıyor. verimli 4-4-2 oynadığımız dönemlere bakın. kullandığımız merkez oyuncuları kimler? okan, suat, emre, ergün, kimi zaman ümit davala, melo, selçuk, necati. hagi sistemler üzeri bir adam. onu saymıyorum. bu oyuncuların ortak özellikleri ne? hepsi çok akıllı futbolcular. minimum top kaybıyla oynuyorlar. baskıyı hem takım oyunuyla, hem de bireysel yetenekleriyle kıracak güçleri var.

    peki bizim orta saha oyuncularımıza bakınca ne görüyoruz. ortak özellikleri oyun akıllarının zayıf olması. tekrar söylüyorum bu takım bu zayıf oyun aklıyla 4-4-2 oynamaz. hatta oynayamayacağı tek sistem 4-4-2 ve türevleridir.

    esasında verimli 4-4-2 oynadığımız dönemlerde sahip olduğumuz iç özellikli kanat oyuncuları elimizde mevcut. yani belhanda, feghouli, yunus akgün bu rolü üstlenebilecek futbolcular. ama işte 4-4-2'nin göbeğini oluşturamıyoruz. oluşturamadığımız için de bu oyunu oynamamız imkan dışı. yoksa daha geçenlerde 4-4-2 seçeneğini ben de düşündüm. diagne- mitroglu'ndan biri ve emre-onyekuru'dan biri ile forvet hattını oluştururuz falan gibi planlar yaptım. ama bu düşünceden kısa zamanda sıyrıldım. bu kadar top kaybeden orta sahan varsa bir tandemle orta alan hattını oluşturmak intihar.

    o yüzden şu galatasaray'a çapa şart. yani top kaybı yaptığında defansının çizgi halinde kalmamasını sağlayacak, derinlik katacak bir isim kadroda mutlaka bulunmalı. galiba en uygunu donk. en azından topu iyi kullanıyor. zaten en iyi maçlarımız hep donk'un kadroda olduğu maçlar. onun da sözleşmesinin uzama sıkıntısı var. bu durumda ndiaye'yi mi oraya çeker yoksa fernando'yu mu kullanır bilmiyorum.

    sezonu pragmatist çözümlerle bitirebiliriz. mesela ne? mesela ve hatta mecbur olduğumuz üzere diagne'yi oyuna katmanın en basit yolunu bularak. çünkü bu adam sırtı dönük top alıp verimli kullanabiliyor. gol noktasında çok becerikli ve topla oynarken meziyetleri de hiç fena değil. şubatın 8'inde oynadığımız trabzonspor maçı'nı ele alalım. çok güzel bir kaç pas attı kanatlara. biz bu yolu malesef denemiyoruz. oysa bu adamdan faydalanmanın yollarından biri de tam olarak bu. evet o topu kanatta yine aynı noktaya ulaştırıyoruz ama genelde bek üzerinden. rakip de zaten tahmin ettiği noktaya giden top için pozisyonunu almış oluyor. zaten markajda olan forvet iyice sıkı marke ediliyor, kanattaki oyuncunun karşısına doğru pozisyonda bir rakip gelmiş oluyor. oysa diagne üzerinden ulaştırsak rakibi hazırlıksız yakalamamız mümkün olur. diagne'ye geldiği anda otmatik olarak merkeze kapanacak savunma hem kanat oyuncumuzu boş bırakacak hem de topu veren diagne dönüp kısa mesafe siprint ile top isterken markajdan kurtulma şansını yakalayacak. tabi bu bir örnek. maç içerisinde 3-4 kez denememiz gereken bir şey.

    sonra kanat oyuncularımıza bakalım. onyekuru aslında sürekli elverişli topları alıyor. ama malesef hep içeri girip ikiye birlerle yada sağına çekerek gol vuruşu yapma derdinde. belki yerine yunus akgün'ü kullanma vakti geldi. oyun görüşü iyi, ortaları iyi, yaratıcı paslar atabiliyor üstelik bunu hem merkeze hem de kanada yapabiliyor. hem trabzonspor hem de benfica maçlarını ele alırsak futbolda en sevdiğim şeylerden biri top açık oyuncusundayken bekin çizgiye attığı depar... bunu akıllı bir oyuncu olan nagatomo çok sık yaptı. peki aldığı pas sayısı kaç? sıfır. onyekuru tek bir defa adamın önüne yuvarlamadı topu. oysa takımda en iyi orta yapan adamlardan biri de nagatomo. bunu yapsa en az 1 yada 2 tanesinin gol olarak döneceğine eminim. işte yunus bunu yapar. hücum planlarımız çeşitlenir.

    emre'nin takıma dönmesi çok önemli. bu kaç haftada olur bilemiyorum. emre de oyun organizasyonuna katkı sağlayabilen bir adam değil. hatta kolay top kayıpları yapıyor ve son tercih hataları da oluyor. ama dinamik ve gol bölgesine çok çok iyi giriyor. rakip defans yerleşimini bozan bir oyun anlayışı var. bu hücumda kalabalıklaşmamıza ve forvet aksiyonlarımızın artmasına sebep olacak bir hadise.

    sağ kanatta feghouli, mariano ikilisine mecburuz. en azından oyun organizasyonuna katılıyorlar ve diagne'yi oyuna sokabilecek meziyetleri var. üstelik formdalarsa belhanda'nın da katılımıyla baya iyi işler yapabiliyorlar. esasında fatih terim egosuna yenik düşmediğinde doğruları yapabilen bir adam. nitekim zamanında çok büyük hatalardan dönmüşlüğü var. popescu'yu orta sahada kullanma takıntısı, eboue'yi orta saha yada açık oyuncusu olarak kullanma denemeleri falan gibi. ancak ligin ilk yarısında rodriguez'i resmen harcadı. fatih terim yapıyosa bir bildiği vardır, biz yapıyosak taraftar sesini çıkarmaz mottolarıyla. oysa solda oynayan rodriguez malesef sürekli içeriye girmeye mecbur, kalabalık defans arasında topu öldüren ve atağı harcayan bir oyuncu haline dönüştü. ama sağda hızıyla bek oyuncusunu çizgide ekarte edip sonra da kişisel yetenekleriyle pozisyon hazırlayabiliyordu. üstelik de mariano onu çok güzel şekilde besliyordu.

    bence yine aynı hataları yapıyor terim.

    artık forvetsizmiş gibi oynamaktan vazgeçmeliyiz. temel hücum planımız diagne'yi yada sahadaysa mitroglu'nu topla buluşturmak olmalı. bizim temel oyun planımız kanatlardan içeri katedip kişisel beceriyle gol yaratmak. bu kolay önlem alınabilen bir anlayış.

    benfica maç sonu toplantısında orta saha oyuncularını eleştirdi terim. belli ki sezon sonunda bu bölgeye operasyon gelecek. işte o zamana kadar yapılacak şey belli. zaten marcao ve luyindama'nın takıma katılımıyla artık defanstan kaliteli top çıkarıyoruz. işte bu topları biran önce uç oyuncularımızla buluşturmak hücum planımız olmalı. ne zaman akıllı bir 8 ve akıllı bir 6 numaramız olur, nasıl işleyen bir 4-4-2 oynarızı, nasıl 4-3-3 yada 4-2-3-1'i oynarızı konuşuruz. daha komplike oyun anlayışları üzerinde oturur konuşuruz.

    mevcut kadroda belhanda'nın feghouli'nin, mariano'nun, nagatomo'nun, emre'nin yeteneklerini ortaya çıkarmanın yolu diagne'yi topla buluşturmak. aksi taktirde iyi maçlarda oynarız ama hem diagne yatırımımız işe yaramaz hem de adamı eleştiri okların hedefi haline getirirz. üstelik de hesabettiğimizden fazla puan kaybı yaşarız. şu anda fizik kalitesi veya tekniği yüksek ama futbol aklı zayıf orta saha oyuncularımızla hiç bir sistemi efektif şekilde sahaya yansıtamayız. yani büyük takım olarak yansıtamayız. yoksa hala bu takım geçiş oyunu oynar. ha liverpool gibi oynamaz ama bizi ligde 2. veya 3. yapacak kadar oynar. yani başarılı bir anadolu takımı hüvviyetinde olabiliriz.

    üzülerek söylüyorum ki verdiği grafiklerin, anlattığı hücum planlarının elimizdeki orta saha oyuncularını düşündüğümüzde hiç bir geçerliliği yok. yani benfica'da cervi'nin rolünü üstlenecek adamımız var ama gedson fernandes, florentino, rafa silva, pizzi ve hatta gabriel'in rolünü üstlenebilecek futbolculara sahip değiliz. ndiaye, fernando, belhanda falan hep kaliteli oyuncular. ama bahsettiğim şey oyun stilleri. oyuncu profilleri. bu adamlar benfica'da olsalar orada da 4-4-2 oynayamazlar.

    ha dip not olarak şunu ekliyim. fernando esasında oynar. her sistemde oynar. ama bu fernando malesef hiç bir sistemde oynayamaz. belki kariyeri için stopere evrilme vakti gelmiştir. sahayı daha geniş göreceği, daha az koşup daha fazla oyun bilgisi kullanacağı bir mevki. fakat bizim ihtiyaçlarımız şu anda o yönde değil.

    özetle eleştirilerinin çoğu doğru olmakla birlikte bana göre entrysinde bahsettiği çözüm önerileri şu aşamada bize derman olmaz.
  • ben ve benim gibi birçok yazar sözlükteki fikir tartışmalarından keyif alıyor. sözlükte sürekli şakalar komiklikler okumak ya da insanların içindeki nefreti boşalttığı gereksiz yazılara maruz kalmak yerine üzerine düşüneceğim ve okurken yeni bilgiler öğreneceğim yazılar da görmek istiyorum. bizim için en değerli yazarlar ise işte bu yazıları yazanlar. kaideyi taciz eden istisna, onlardan birisi.

    kaideyi taciz eden istisna, bir belhanda tezi çıkardı ve onu detaylı analizlerle savundu. doğal olarak, başka yazarlar da antitezini ortaya koydu, ben bunu fikir üreten adama saldırmak olarak görmüyorum. belhanda konusunda bana göre bugüne kadar ben de dahil olmak üzere taraftarların çoğunun fazla bir olumlu ya da olumsuz fikri yoktu. belhanda, takımda olduğu için iyi oynaması için desteklediğimiz, kötü oynadığı zaman ise kızıp eleştirdiğimiz, birkaç yıl sonra da unutacağımız, felipe ya da engin baytar gibi gelip geçici bir futbolcu. tarafsız olduğumuz için de her iki tarafın da yazılarını keyif alarak okuduk. ancak, fikirleri savunmanın getirdiği bir yük vardır ve kaideyi taciz eden istisna’nın bir fikri ısrarla ve ortaya birçok faklı neden koyarak savunması, onun o fikrin ana savunucusu haline getirdi, monacoprensi ve igor tudor’da olduğu gibi.

    bugün itibariyle kaideyi taciz eden istisna’nın belhanda tezi çöktü. bir insanın zihinsel ve duygusal olarak yatırım yaptığı tezin çökmesi elbette ki zordur ancak bunu kabul edemeyip karşı düşüncedeki insanların tarzını eleştirmesini ya da konuyu saptırıp bir şekilde kendisini haklı çıkartmaya çalışmasını da doğru bulmuyorum. bir fikri ne kadar kuvvetli savunursan, o fikrin yanlış olduğu ortaya çıktığında da karşı taraf haklılığını o agresiflikte sergiler. iddiası olmayan bir takımı yendiğimizde ‘’karşı tarafı da tebrik ederiz’’ olgunluğunda konuşabilirken, derbilerde ya da bize karşı büyük laf etmiş takımları yendikten sonra ‘’koyduk mu’’ seviyesine gelebiliyoruz. sonuçta bugün linç edilen, kaideyi taciz eden istisna değil, onun çökmüş fikirleridir. örneğin ben bugüne kadar mustafa cengiz yönetimini hep destekleyip savunmuştum, ancak bugün iyi bir yönetim olduğu tezimin çöktüğünü kabul ediyorum. çok önceden beri mustafa cengiz’i haksız eleştirdiğini düşündüğüm yazarların üslupları ya da yönetimin daha önce doğru yapmış oldukları işler, benim tezimin çöktüğü gerçeğini değiştirmiyor. eğer ben önceden ısrarla mustafa cengiz’i savunmuş olsaydım, bugün benim nick altım da karşı tezi savunmuş olan yazarların haklılıklarını benzer agresiflikte ilan ettikleri entryler ile dolmuş olurdu.

    bunun dışında bir öngörüm var, belhanda tezi çöktüğüne göre, bundan sonra belhanda herkesin fikrini değiştirecek kadar iyi oynamadığı sürece onu aynı şekilde savunmaya çalışırsa ''linç edilmeye'' devam edecek. fikir tartışmalarının doğası gereği böyle, kesinlikle tehdit ya da sindirme olarak söylemiyorum. tez ve antitez ortaya atıldı, gözlem yapıldı ve sonucunda antitezin doğruluğu ortaya çıktı. bunun ardından doğru olmadığı çoğunluk tarafından kabul edilmiş bir görüşü ısrarla savunmaya çalışmak tepki çeker, çünkü bu tartışmayı kaybettiğini kabul edememektir. biraz abartarak örnek vereyim, sözlükte bir yazar tarık’ın aslında ne kadar iyi bir futbolcu olduğu tezini savunmaya çalışırsa kanıtlara rağmen saçmaladığı için linç edilir. ya da tersten bir örnek vereyim çünkü burada fikir özgürlüğü nedeniyle fatih terim dahil herkes eleştirilebilmeli diyen bir çok yazar oluyor. fatih terim elbette ki eleştirilebilir, ancak bu eleştiriler fatih terim’in kötü teknik direktör olduğu (ya da daha fazlası) tezi haline geldiği an tepki çeker. çoğunluk için çok değerli olduğu bir yer olan galatasaray sözlük’te yapılan bir fatih terim antitezi doğru yapılmaz ve fikir tartışması kalması gereken sınırlarının dışına çıkarsa elbette ki linç edilir.

    bugün olanları tam olarak bilmiyorum, sanırım silinen bazı entryler olmuş. fikir tartışmaları sırasında normal zamanlarda bazı sivri üslupları okumak eğlenceli oluyor ancak kaybedilen bir maç sonrasında tartışmanın bu tarzda yapılmasının da kırıcı olarak algılanması da çok doğal. belhanda kırmızı kart gördüğünde aklıma gelseydi ben de sinirden kendi kendime “half sıpeys yauuuv. asistin asisti yaauv. 8.5 numara yauv" diyebilirdim, belhanda’ya kızgınlığımı onu savunan teze yönelteceğim için, yazara ya da onun verdiği değerli bilgilere değil. burada hepimiz galatasaraylıyız, fikirleri tartışabilecek seviyedeki insanların olgunluk göstereceğini düşünüyorum. az önce söylediğim gibi fikirler linç edilebilir, gereksiz üslup polisliği yapılmasına karşıyım.

    kaideyi taciz eden istisna’nın belhanda üzerine fikirlerinin bana göre haklı olarak eleştirildiği bir günde kendisinin futbolu ne kadar iyi bildiğini ve değerli birçok başka düşüncesinin hatırlanması gerektiğini söylemek istiyorum. örneğin geçen sezonun sonunda yazdığı yazılarda ve kendisiyle konuşmalarımızda, bu sezon gomis’in olmayacağını ve bu kadronun farklı bir hücum sistemiyle oynaması gerektiğini söylemişti. fatih terim elindeki futbolcularla yapbozu çözdüğünde, onun 3 ay önce düşündüğü sisteme geleceğini düşünüyorum. bir diğeri örnek ise temmuz sonunda fernando-donk-belhanda ortasahasının işlemeyeceğini, donk’un yerine pres yapan delici bir oyuncunun gerektiğini söylemişti. aradan geçen bir ay içerisinde fatih terim de bu durumu gördü, o üçlüden vazgeçti, emre akbaba ve ndiaye’yi transfer etti, donk’ta ısrar etmek yerine de ndiaye takıma girmeden önce o rol için belhanda ve emre akbaba’yı denedi.

    kaideyi taciz eden istisna, yeni tezler bulup fikirlerini yazmaya devam etsin ve bu tezlerini de daha önce yaptığı gibi değerli bilgilerle savunsun. ona katılmayan başka yazarlar da onun fikirlerini çürütmeye çalışsın ve biz de bunu keyifle okumaya devam edelim. umarım bugün linç edilenin kendisi olmadığını anlayacaktır.