• http://gss.gs/FhP.jpg

    15 yıl önce bugün... zidane'dan gelen parayla lippi'nin aldırdığı dörtlü: buffon, nedved, zenoni, thuram.

    buffon halen oynuyor, nedved ikinci başkanlık yapıyor; ikisi de juventus efsanesi mertebesine çoktan yükseldi.
    thuram, nadir entelektüel futbolculardandı; şu an yazar-çizerlik yapıyor.
    zenoni ne bok yiyor bilmiyorum, futbolcuyken de ne bok yediği belli değildi zaten.
  • ronaldo'nun açıklanmasının ardından geçen 24 saatte 520.000 forma satmışlar.

    2015'te adidas'la yaptıkları anlaşma gereği büyük para kazanmış olmaları lazım. o anlaşma gereği 2021'e kadar senelik 23 küsur milyon avroyu trink alacaklardı. forma konusundaysa değişik bir anlaşma yapmışlardı (yanılmıyorsam).

    adidas, juve'ye forma ve diğer ıvır zıvırların satışını yapmayı ve bunun karşılığında da senelik 6 milyon avro ödemeyi önermişti ama juve bunu kabul etmedi. "sen bize ham malı sat, gerisini biz hallederiz." dediler.

    2015-2016 sezonunda 15 milyon avroluk lisanslı ürün satıp bunların ham halleri için adidas'a 3,15 milyon avro ödediler. yani geriye kalan para juve'nin oldu. neredeyse yüzde 80 kar. (isim-numara basımı için ekstra para alıyorlar bu arada.)

    imdi 520.000 formayı ortalama 100'er avrodan satsalar 52 milyon avro yapar. bunun 41 milyon avrosu net kar. bir günde elde edilen kar.

    çok iyi yönetiliyorlar.
  • herhalde real madrid'le bi' 100 defa daha eşleşseler, 100'ünde de real madrid'i desteklerim.

    geçmişten bihaber birileri varsa, kısa bir özet geçeyim.

    kendileriyle bugüne kadar şampiyonlar ligi'nde 3 kez eşleştik ve bu eşleşmelerin ilk 2'sinde büyük çirkefliğe imza attılar. önce 1998-99 sezonunda italya'nın bebek katilini o günlerde iade etmemesi dolayısıyla türkiye'de italyan mallarına başlayan boykotu ve terörü bahane edip istanbul'a gelmeyi reddettiler. ardından 1 hafta sonra lütfedip geldiler ve geçen sürede büyük konsantrasyon kaybı yaşayan takımımızdan 1 puanı çalıp kaçtılar. biz de tarihimizde ilk kez şampiyonlar ligi gruplarından çıkma fırsatını hiçbir iddiası olmayan athletic bilbao'ya son maçta 1-0 mağlup olarak kendilerine kaptırdık. grubu 2. sırada bitirmemize rağmen o dönemki statü gereği şampiyonlar ligi'nden elendik. son sırada ve hiçbir iddiası olmayan bilbao'nun bize karşı bu kadar dirayetli oynamasının sebebi de hala muammadır. neyse.

    2003-04 sezonunda kader bizi bir kez daha kendileriyle karşı karşıya getirdi ancak juveliler yine boş durmadılar. bu kez de el kaide terör örgütünün istanbul'daki eylemleri dolayısıyla türkiye'ye gelmeyi reddedip maçın dortmund'da oynanmasını neden oldular. hoş, bu kez tekme-tokat dövüp 2-0'la sepetledik kendilerini ama bu bize attıkları 2. kez kazık olarak mazideki yerini aldı.

    11 aralık 2013 galatasaray juventus maçında tüm bunların intikamını aldık sanırım ama o maçta bile pek rahat durmamışlar, asamoah olayında da tam anlamıyla mum dikmişlerdir.

    bir de bu akşam elendikleri * real madrid'e bakıyorum. bugüne kadar kendilerinin kulübümüze yönelik en ufak bir saygısızlığını olmayıp her sezon başında sahalarında oynadıkları santiago bernabeu kupası'na türkiye'den sadece bizi davet etmişlerdir. böyle bir durumda en başta söylediğimi bir kez daha ekleyeyim ve entariyi bitireyim. real madrid'le bi' 100 defa daha eşleşseler, 100'ünde de real madrid'i desteklerim.
  • 2001'de otuzuna merdiven dayayan zinedine zidane'ı rekor bedelle real'e sattıklarında oradan gelen parayla nedved, buffon, thuram, salas, zenoni gibi adamları aldırmıştı marcelo lippi. zenoni ve salas hamleleri tutmadı; zenoni çöp oğlu çöp bir futbolcuydu zaten, salas ise isim olarak ne kadar şaşaalı olsa da trezeguet ve del piero'yu kesecek kadar cevval değildi. nedved; şu an kulübün ikinci başkanı, agnelli'nin sağ kolu. bizim için hagi neyse, zebralar için de nedved o; tartışmasız kulüp efsanesi. buffon'a gelince o da en az nedved kadar dokunulmaz juventus'lular için. ta 2001'da 50 küsur milyon avro gibi devasa ötesi bir paraya alınmıştı parma'dan (ki halen açık ara dünyanın en pahalı kaleci transferi budur.) ama 15 senedir o paranın her bir kuruşunun da hakkını verdi, bir terslik çıkmazsa 2018'e kadar vermeye de devam edecek. bu ikilinin böyle efsaneleşmesinde 2006'daki calciopoli olayının da muhakkak parmağı var tabii. calciopoli arefesinde dünyanın en güçlü kadrosu -bence- juventus'taydı. buffon-nedved-del piero-trezeguet-vieira-ibrahimoviç-zambrotta-cannavaro-thuram-mutu-emerson... diye giden bir kadrodan bahsediyoruz. bu olaydan sonra kulüp serie b'ye düşürüldü. ibo ve vieira inter'e; thuram, zambrotta barça'ya; emerson'u yanına alan kurt hoca capello da real'e gitti. nedved de o meşhur sözünü söyledi: "bir takım küme düşerse futbolcular gider, adamlar kalır.". sadece nedved değil; del piero, buffon ve trezeguet de gemilerini terk etmediler. şu an takımın demirbaşı olan chiellini ve marhisio da işte o sezon a takıma yükselen körpecik çocuklardı henüz. takımı yıllardır dahiyane bir şekilde yönetip güçlendiren futbol direktörü luciano moggi'nin telefon görüşmeleri vasıtasıyla hakemleri ayarladığı söyleniyordu. calciopoli onun da sonu oldu. lakin işin rengi değişmiş durumda: juventus'un italyan futbol federasyonuna açtığı ve geçen pazartesi, sonucu 45 gün sonrasına ötelenen bir iade-i itibar davası var ki 2005 ve 2006 sezonuna ait 2 şampiyonluğun juve'ye geri verilmesini ve daha da önemlisi kulübün o dönem yaşadığı maddi kaybı gidermek için 443 milyon avroluk tazminat tutarını da içeriyor. italyan futbol federasyonunun dava sonucundan umutsuz olduğu ve tazminat tutarını taksitlendirmek için juve'yle bir orta yol bulmaya çalıştığı konuşuluyor. bekleyip göreceğiz.

    calciopoli'den sonra juventus'un tekrar güçlenmesi hiç kolay olmadı. giden onca oyuncu, feshedilen sponsorluklar ve en önemlisi repütasyon kaybı... 2007'de serie a'ya tekrar yükseldikten sonra ortalıkta hayalet gibi dolaşan bir kulüp vardı. ilk iş olarak adı güzel, kendi çirkin delle alpi stadyumundan kurtulmak için projeler geliştirdiler. lakin bu kulübü iyice borçlandıracaktı ama olsundu, kaz gelecek yerden tavuk esirgenmezdi. şu an ikamet ettikleri j stadium için ilk kazmayı 2009'da vurdular... aynı sezon ligde 7. oldular. işler iyice sarpa sarmıştı. lippi'lerin, capello'ların yönetmek için kapısında yattığı o eski juve gitmiş; del neri, ferrara, zaccaroni gibi çapsızların eline bakan bir juve gelmişti. eskiden bir parmak şıklatmayla istediği yıldızı alabilen kulüp, vitaminsiz milos krasiç'in 15 milyon avroluk bonservisini çingene pazarlığıyla düşürmek için koca bir 2010 yazını harcar olmuş; o krasiç de taraftara "yeni nedved" olarak lanse edilmiş ve calciopoli sonrası takıma gelen en büyük yıldız payesine yükselmişti! armand traore, jorge martinez, marco motta, amauri, iaquinta, boumsoung, poulsen gibi leş futbolcular ilk 11'de oynuyordu artık. 2005'te del piero-ibrahimoviç-trezeguet-mutu forvet hattına sahip takımın forvet hattı matri-quagliarella ikilisinden oluşuyordu. tam bir dibe çöküştü bu.

    mayıs 2010'da 100 milyar dolarlık fiat gruba da sahiplik yapan agnelli hanedanlığının genç veliahdı andrea agnelli kulübü devraldı: dedesinin, amcasının ve babasının da zamanında yaptığı gibi... gelir gelmez de giuseppe marotta'yı futbolun başına getirdi. geçiş sezonunun ardından takımın başına eski futbolcuları genç conte'yi oturttular. milan'da allegri'yle papaz olup kapı önüne konan registaların kralı pirlo'yu da bonservissiz şekilde kadroya kattılar, alamanya'dan sudan ucuza arturo vidal'i transfer ettiler. o sezon j stadium da kapılarını juventus'lulara açmıştı. calciopoli sonrası ilk şampiyonluklarını işte o sezon (2011-2012) yaşadılar. bu şampiyonluk ellerini oldukça güçlendirdi. kulüp artık daha akılcı ve daha şirketvari yönetiliyordu. şu an pazarlık kapısını 120 milyon avrodan açtıkları paul pogba'yı da 2012'de bedelsiz şekilde manu'dan kaptılar. o sezonu da şampiyon tamamladılar. ertesi sezon gene bonsevissiz şekilde llorente takıma katıldı ama yetmezdi, manchester şehrinden nefret eden carlos tevez de sadece 9 milyon avroya artık juve'nindi. tabii o sezonu da şampiyon bitirdiler. arka arkaya elde edilen üçüncü scudetto'ydu bu. 2014 yazında ise ne olduysa oldu, yönetimle takışan conte istifa etti. yerine şöyle namlı bir hoca beklerken milan'dan kovulan allegri'yi getirdiler. ne yalan söyleyeyim, yönetime az kızmamıştım o vakit ama zaman beni göd etti. allegri, nasıl becerdiyse becerdi takımı hem serie a şampiyonu yaptı hem de şl'de final oynattı. tabii
    marotta, o sezon başı da boş durmayıp psg'den kingsley coman'ı bedava şekilde kadroya katmayı başarmıştı ki sadece bir sezon oynattıkları (oynattı derken çoğu maçta yedekti.) coman'ı, bayern'e satın alma opsiyonu ve kiralama ücretiyle beraber 28 milyon avroyu bulan bir paraya yolladılar. geçen sezon başı da khedira'yı bonservissiz bir şekilde aldılar, satın alma opsiyonuyla beraber 1 sezonluğuna kiraladıkları lemina'yı bu sezon başı 10 milyon avroya satın aldılar ve şu an iki üç tane kulüp lemina için 20 milyon avroyu gözden çıkarmış vaziyette. neyse, geçen sezonu da şampiyon tamamladıklarını söylememe gerek yok zaten de şl'yi de rahatlıkla alabilirlerdi aslında. bayern deplasmanında 2-0 öne geçtikten sonra allegri birkaç bariz hatayı yapmasaydı şahsi kanaatimce ne atletico ne de real, juve'ye rakip olabilirdi ama kısfmet. bu sezon ise bildiğin hayvan gibi saldırıyorlar. dani alves'i bir sezon başı geleneği olarak bonservissiz şekilde takıma kattıktan sonra pjanic, pjaca ve benatia'yı da aldılar. morata'nın real'e gidişinden sonra bir santrfor alacaklardı zaten. mandzukiç çok iyi ve faydalı bir forvet ama net bir golcü değil. higuain'e sarmaları da hep bu yüzden. 90 küsur milyon avroyu ki o da iki transfer dönemine yayılacak, pogba'yı satmadan da tolere edebilecek bir ekonomik gücü elbette var juve'nin. daha ellerinden çıkaracakları pereyra, isla, hernanes, zaza gibi adamlar da var. "pogba'nın gitmesi şl hedefimiz için büyük bir geri adım olur..." demişti allegri geçenlerde. marotta ise "pogba'yı sadece gitmek isterse satarız." demişti. yani satmaya gönüllü değiller ama eğer giderse de yerine kimin geleceği (witsel, sissoko, rakitiç, verratti?) çoktan bellidir büyük olasılıkla.

    dün bazı arkadaşlar serie a başlığında pjanic ve higuain transferleriyle ligin tadının iyice kaçtığını söylüyorlardı. juventus, serie a'yı zaten kazanacaktı arkadaşlar; yüzde 95 olan şansını belki yüzde 99'a yükseltti sadece. bu transferlerin amacı serie a filan değil, şampiyonlar ligi şampiyonluğu ve şayet pogba gitmezse bence juve'nin kadrosu da artık real-barça-bayern seviyesine yükselmiş bulunmakta.

    juventus'un bugünkü seviyesini yakalaması akılcılığın zaferidir. inter ve milan saçma sapan hamleler yapıp daha stadyumlarını bile ayıramazken harap ve bitap durumdaki juve, tekrar on sene evvelki haline döndü. neredeyse hep doğru ata oynadılar, bir şampiyonlukla rehavete kapılmadılar. altyapıları cayır cayır işliyor. psg, barça, manu gibi kulüplerin altyapılarında ne kadar gelecek vadeden genco varsa salça oluyorlar; şu an portföylerinde 60'tan fazla futbolcu var. henüz iki gün önce benfica ve porto altyapısından iki tane 16'lık bebeyi daha getirdiler torino'ya. sassuolo'yu, pascera'yı pilot takımları gibi kullanıp gençlerini oraya kiralık olarak gönderiyorlar. neliklerle yaptırdıkları yeni statlarından her sezon 50 milyon avro para kaldırıyorlar. hala old school kafalarla yönetilen takımların olduğu serie a'ya elbette fazla gelecekti juventus. hele bir de bahsettiğim davayı ve tazminatı kazanırlarsa...

    az önce de dediğim gibi higuain ve pjanic gibi adamlar serie a için değil, şl için. bu sezon olmazsa gelecek sezon, o da olmazsa bir sonraki sezon olur ama juve önünde sonunda o kupayı tekrar kaldıracak. artık o kafa sikici real-barça, bayern hegemonyası bir şekilde sona erecek. 90 milyon avroya adam almaları bu büyükbaşlara bir ültimatomdur. "ayağınızı denk alın!" ihtarıdır.

    ne diyordu jay jay johanson: so tell the girls that i'm back in town...

    https://www.youtube.com/watch?v=_UJy2-TWKdI
  • 2011 yazında durumumuz aşağı yukarı aynıydı.
    biz de; onlar da yeni stadımızı açmıştık ve yıllardır da şampiyon olamıyorduk.
    biz galatasaraylı fatih terimi, onlar juventuslu antonio conte'yi getirdiler takımın başına.
    onların ilk transferi andrea pirlo, bizim de selçuk inan gibi benzer bir transferimiz oldu. biz de, onlar da o yaz epey kaliteli transferler yaptık.
    sonra biz de, onlar da 2 sene üstü üste şampiyon olduk.
    bizim teknik direktör milli takıma gittikten sonra, onların teknik direktörü de kendi ülkesinin milli takımının teknik direktörü oldu.
    sonra bizde hemen şımarıp milli karakterimiz istikrarsızlık başladı. onlar ise 5 sene üst üste şampiyon oldular.
    muhtemelen bu sene ile beraber altıncı kez üst üste şampiyon olacaklar.

    kısacası benim gözümde juventus son yıllarda en iyi yönetilen kulüp. bir çok dünya yıldızını bonservis ödemeden aldılar ve tekrar parlattılar. kendilerini gerçekten takdir ediyorum. yalnız bir fark var muhtemelen onların kulüp yönetimi daha iyi ve başlarında hükümet diye bir bela yok.
  • 15 temmuz 2019 itibariyle kadrolarındaki merkez orta saha oyuncuları şöyledir:

    miralem pjanic
    sami khedira
    blaise matuidi
    emre can
    adrien rabiot
    aaron ramsey
    rodrigo bentancur

    isimleri yazarken ağzım sulandı, bu nedir arkadaş! juventus tesislerine dalıp herhangi birini kaçırmak gibi planlar dönüyor kafamda. bence kimse bunlardan biri eksilse fark etmez, insan kadroya hangisini yazacağını şaşırır zaten. bir de üstüne ofansif orta saha gibi oynayabilen dybala var daha. vay vay vay...
  • 2010-2011 sezonu italya'da 7. olduklarında bizde lgimizde 8. olmuşuz.

    2011-2012 sezonu onlar conte ile, biz fatih hoca ile yeniden yapılanmaya gittik ve iki takımda şampiyon oldu.

    2012-2013 iki takımda şampiyon - iki takımda şampiyonlar ligi'nde çeyrek finalde

    2013-2014 iki takımın benzer kaderinin kesişerek değiştiği sezon, ligde onlar şampiyon biz ikinci, onlar avrupa ligi biz büyük okyanus *

    2014-2015 biz avrupa'da çöküş, onlar zirve. 2015-2016 biz avrupa'da yine çöküş, onlar istikrar. 2016-2017 avrupa'da yokuz bile, onlar yine iyi.

    sonuç: galatasaray, ne yapıyor ne ediyor bir şekilde çöküyor. 10 yılda bir faruk süren veya ünal aysal gibi biri geliyor, 3-4 yıl takılıp, onlardan sonra gelenler kulübü batırdılar diye eleştirip, kulübü daha da batırıp gidiyorlar.
  • elenmesi çok zor olan büyük kulüp. işte biz 2013-2014 şampiyonlar ligi sezonunun gruplar mücadelesinde juventus ile olan iki maçtan 4 puan alarak real madrid ve juventus gibi ejderhanın olduğu gruptan çıkmayı başardık. o yüzden türkiye futbol tarihinin en iyi grup performansıdır. bu yıl ki beşiktaş'ın namağlup grup performansı en iyisi değildir.
  • http://gss.gs/x9b.jpg

    şöyle bir kadro derinliği yakalamış kulüp. normalde her mevkiye ikişer iyi ismi yazarak oluşturulan kadrolara mesafeli yaklaşırım ama bu çok iyi bir karışım olmuş. gerçi insan, buffon'un 3-4 yaş genç hali de olsaydı tadından yenmezdi diyor ama neyse. bu halleriyle şampiyonlar ligi'nin tepesine yerleşmemeleri için hiçbir sebep yok. bakalım yaşlı kadın için o sene bu sene mi olacak.
  • tarih, mazi, efsanevilik hoş şeyler ama kaç kişi nottingham forest'ı* sikine takıyor ki şu an? hatta onları da boş ver, kaç kişi koca ajax'ı umursuyor? ki avrupa'da kazanılmadık kupa bırakmayan ajax'ın büyüklüğü, kupa büyüklüğü değildir*; adamlar futbolu kökten değiştirmiş, bambaşka bir oyun haline getirmişlerdir.

    deloitte money league 2017'de, juventus 10. sırada: https://i.hizliresim.com/bkXDXV.jpg

    kendinden önceki takımlardan 5 tanesi ingiliz. akıllara seza yayın gelirleri ve bunlarla orantılı sponsorluklarıyla buradalar. chelsea ve city her ne kadar hormonlu olsa da durum bu.
    2 tanesi ispanyol. bunlar da elbette real ve barça. bu ikisini açıklamaya gerek yok. bunların zenginliği daha çok başarı endeksli.
    1 tanesi alman devi bayern münih.
    1 tanesi de city ile beraber listedeki ikinci oil club olan psg. listedeki en saçma kulüp kuşkusuz kendileri. tamamen şişirmeler. katar turizm bakanlığından bu yaz 175 milyon avroluk sponsorluk aldılar mesela.

    juventus, bunların ardından 10. sırada ve önünde iki yol var. ya yerinde sayıp diğer ingilizlere, dortmund'a veyahut atletico'ya geçilecek ya da üst sıralara tırmanacak.

    iktisatta orta gelir tuzağı diye bir kavram var. kişi başına düşen gelirin belirli bir noktayı aşamaması anlamına geliyor. bu problem sadece devletler için değil kulüpler için de geçerli. agnelli de bunun farkında. adam bu yüzden başkanlığı devraldığından beri cırmalıyor. (bkz: andrea agnelli/#2054280)

    belki iki üç sene sonra devran döner ama serie a'nın şu haliyle juventus'un büyümesine katkı sağlaması zor. yani bir arsenal gibi yıllarca şampiyon olamadan, avrupa'da kupa kazanamadan yine de bu listeye giremez juventus çünkü premier lig gibi altın yumurtlayan bir tavuğu yok. psg veya city gibi hormonlu büyümeyi de istemiyorlar. real, barça, bayern minvalinde büyüme, juve için doğru model ama o adamlar on yıllardır stabil şekilde yollarına devam ediyorlar. juve'nin başından calciopoli gibi bir felaket geçti. geçmese zaten juve de bunların arasında yer alırdı*.

    işler böyleyken bu yeni logoya geçme muhabbeti anlam kazanıyor. çoğu kişi, yeni logonun bir spor kulübününkinden çok bir şirketin logosuna benzediğini düşünüyor ama ya amaç oysa? akılda kalıcı, çizimi kolay ve kulüpten esintiler taşıyan; aynı zamanda bir marka izlenimi veren bir logo yaratmaksa?

    https://i.hizliresim.com/vX24Gp.jpg

    başta da dediğim gibi tarihsel romantizm hoş şey ama bir karşılığı yok. 20 yaşındaki adamlar "koca juventus logosunu nasıl değiştirir? maziyi nasıl yok sayar?" diye çemkiriyor. e be güzel kardeşim, senin kaygılarını andrea agnelli taşımıyor mu zannediyorsun? senin düşündüğün kadar o adam düşünmemiş midir? ki juventus 1924'ten beri bu adamın ailesine ait. bildiğin agnelli hanedanlığının tapulu malı. dedesi, amcası, babası filan bilcümle bu kulübe başkanlık yaptılar. angutun biri de "eski amblemdeki atı nasıl çıkarırlar yea?" diye dert yanıyordu okuduğum yorumlardan birinde. ulan angut, önce torino'nun simgesinin boğa olduğunu, sonra da juve'nin simgesinin zebra olduğunu öğren ve bugüne kadarki amblemlerde bu hayvanatlardan faidelenildiğini bil de öyle yorum yap bari...

    https://i.hizliresim.com/YqLbXl.jpg

    defaatle anlattığım gibi andrea agnelli on milyarca dolarlık servete hükmeden bir iş adamı. bu hamlesini de ölçüp tartarak yapmıştır. en basitinden logo değiştiğinden beri juventus'u konuşmuyor muyuz? buradaki başlıkta o gün 30 küsur entry vardı, ekşi de 300 küsur entry vardı. şampiyonlar ligi finali oynandığı gece, kazanan takımın başlığına bile bu kadar entry girildiğini hatırlamıyorum ben.

    “we spent a year trying to find out what the new markets want, but also to show a sense of belonging and looking to the future.” diyor agnelli. sonra da 18 yaşındaki çorumlu, karamanlı, aydınlı* bebeler tribün derginin facebook sayfasında "koca kulübün geçmişine ihanet eddüler :(" diye kafa siksin. te allahım...
  • aşağı yukarı pogba gibi bir balonu okuttukları rakama ronaldo gibi bir fenomeni getirmiş kulüp.
    van basten’den beri milan ekolünü severim ama juve’yi de takdir etmemek mümkün değil gerçekten.
    büyük iş başardılar.
    pirlo da juve’ye gittiğinde 32 idi.
    ronaldo’dan bahsediyoruz arkadaşlar.
    bakmayın boş yapanlara; juventus işini bilir.
  • içeride kaybedilen manu maçından beri inanılmaz şekilde sıkıcı ve kabız futbol oynayan takım. halbuki sezona çok iyi başlamış, taş gibi bir görüntü vermişlerdi ama şu son yedi sekiz maçlık periyottaki halleriyle, son 7-8 senenin en kötü juventus'u olabilirler. peki neden?

    • zayıf orta saha. şu an kadroda bulunan orta saha elemanları pjanic, bentancur, matuidi, emre can ve khedira. bunlardan top tekniği yüksek olan tek oyuncu pjanic. o da top taşıyıcı değil pasör oyuncu. juve'ye geldiğinden beri regista rolünde oynuyor ve oyunu kurma rolünü üstleniyor. fakat bu sezon formsuz. kadroda yerine ikame edilecek adam da yok. allegri, bentancur'u orada denedi ama uruguaylının o rolü kotarabilecek saha vizyonu henüz pjanic kadar gelişmiş değil. diğerlerine gelince matuidi gerçekten tam patoz makinesi. acayip pres gücü ve oyun ahlakı var ama teknik, yaratıcılık gibi konularda eksik. khedira bir buçuk senedir hiçbir halt oynamıyor. hakkında yapılan "sami kadavra" esprileri boşa değil. tiroid ameliyatı sonrası haftalarca oynayamayan emre can da henüz ritminde değil ki ritmini tuttursa bile defansın önünden başka yerde oynayabilecek kapasitesi yok. velhasıl juventus'un topu defanstan savunmadan alıp hücuma kadar taşıyabilecek, şut çekip ara pası atacak bir oyuncuya ihtiyacı var. pogba, vidal, marchisio tarzı birinden bahsediyorum. ramsey'nin işini yaza bitirdiler ama bence parası neyse bastırıp milinkovic-savic'i veya barella'yı kadroya katmalılar.

    • yaşlanan stoperler. takımın ezber bir stoper üçlüsü vardı: barzagli, bonucci, chiellini. barzagli artık 37 yaşında ve sakatlıklarla boğuşuyor. chiellini 34 yaşında ve onun vücudu da eskisi gibi her hafta oynamayı kaldırmıyor. 31'lik bonucci ise milan macerasından sonra adeta savunma yapmayı unutmuş vaziyette. yaptığı hatalardan ötürü defalarca gol yedirtti takıma bu sezon. yine de top tekniği ve uzun pasları nedeniyle allegri'nin vazgeçilmezi. sırf bu sebepten de benatia takımdan ayrıldı zaten. ben juve'de emekli olmayı hayal ediyordum ama bonucci'nin gelişi her şeyi değiştirdi, diyerek takıma elveda diyen benatia'dan sonra hem bonucci hem chiellini sakatlanınca apar topar caceres transfer edildi. hatta mümkün olsaydı geçici çözüm olarak bruno alves de alınacaktı ama parma müsaade etmedi. kısacası juve'nin o efsanevi savunması artık yok. 4 günde önce atalanta'dan sonra parma'dan 3'er tane yiyen bir savunması var. yaza kaliteli bir stoper (de light olabilir) alınması şart artık.

    • dybala. allegri bu çocuğa ilk 11'de bir türlü gereken yeri açamadı. varlığı da yokluğu da ayrı dert çünkü biraz mevkisiz bir adam. santrfor oynayacak fiziği yok. kanat oynayacak bilgisi eksik. 10 numara oynayınca da hem ciğeri kaldırmıyor hem de takımın orta sahasını zayıflatıyor.

    • ve bence gidişatın baş müsebbibi allegri. geldiğinden beri "güzel futbol karın doyurmuyor" diye diye koca juve'yi 1-0'ların üzerine yatan bir takıma çevirdi. hem de bu kumar çoğu zaman elinde patlamasına rağmen... 2016-2017 sezonu hariç takıma hiçbir zaman düzenli bir hücum planı kazandıramadı; hep takımdaki bireysel yeteneklerin tavşandan şapka çıkarmasını bekledi.... geçen sezon takımdan ayrılayazdı ama yönetim engellemişti fakat artık bu yaz ayrılık gerçekleşecek gibi duruyor. fazla eski kafalı diye marotta'yı bile takımdan postalayan agnelli'nin kendisine fazla bile sabrettiğini düşünüyorum. yerine de büyük ihtimalle zidane getirilir.

    entry, fanatik'te veya fotomaç'ta çıkan "özel haber" başlıklı yangıncı yazılara benzedi ama takımın gidişatı böyle. gerçi allegri geldiğinden beri her sezon ortasında böyle krizler yaşanır; sonrasında bir formasyon değişikliği, bir iki dokunuşla da sistem tekrar yerine oturur ama bu sezon çekirge sıçrayamayacak gibi çünkü iki haftaya atletico eşleşmesi var.
  • bu yaz hayvan gibi saldırıyorlar. khedira, dybala, zaza, rugani ve son olarak mandzukiç'i bitirdiler. şimdi de jovetiç'le ilgileniyorlar. bir ara cavani söylenetisi de vardı ama mandzukiç'ten sonra almazlar. allegri, çelsili vitaminsiz sambacı oscar'ı beğendiğini söyledi hafta içi. verrati'ye de sulanıyorlar ama çok zor...

    tevez'in gidişi garanti. büyük ihtimal boca'ya gidecek. arjantinliler görüşmek için torino'dalar. juve, tevez karşılığında para + rodrigo bentancur'u istiyor boca'dan. llorente de büyük ihtimal satılır. pirlo'nun da mls'ye gidebileceği ayyuka çıkmış vaziyette ki hem juve hem pirlo için win-win olur. pirlo dünyalığını yapmak isteyecektir bu saatten sonra. zaten şl finalinde de gördük ki artık o tempoyu kaldıramıyor. hele de üç ciğerli khedira alınmışken... aynı şey evra için de geçerli. gönderilip yerine taş gibi bir sol bek alınmalı.

    yalnız transfer politikalarına hayran olmamak mümkün değil.

    khedira 28 yaşında (hem de bonservissiz aldılar!),
    dybala 21 yaşında,
    zaza 23 yaşında,
    rugani 20 yaşında,
    mandzukiç 29 yaşında,
    jovetiç 25 yaşında.
    tevez karşılığı istedikleri bentancur 18 yaşında.

    birer marka olan mandzukiç ve khedira'yı bir kenara bırakırsak, aldıkları veya istedikleri diğer adamlar hep bebe.

    halihazırdaki forvetleri morata ve süperstarları pogba 22 yaşında. morata için madrid'e eşek yüküyle para saydılar geçen yaz ama değdi. pogba'yı vakti zamanında manu'nun elinden çalmışlardı. fazla adını duyuramasa da bir diğer fransız wonderkidleri de kingsley coman. onu da psg'den beleşe kaptılar geçen sene. 19'luk bu yavruyu da yakında parlatırlar.

    velhasılıkelam, güzel bir akılla yönetiliyorlar. "scouting nedir? nasıl yapılır?"ın kitabını yazıyorlar. zaten juve her daim cepleri dolu bir kulüptür, arkasında koskoca fiat imparatorluğu var. onun için öyle pogba'ya teklif edilen 70, 80 milyon eurolara filan tav olmaz. daha iki hafta önce dybala'ya 40 milyon euro sıvayan bir devden bahsediyoruz. tabii pogba ayrılmayı kafaya koyarsa o başka...

    şanssızlıkları serie a'nın çok zayıf olması. kendileriyle rekabet edebilen olmadığı için avrupa'da zorlanıyorlar. bu sezon inter ve milan da nihayet adam akıllı transfer yapacak gibiler.
    bu iyi bir şey.

    rastgele...