• ne desem, ne yazsam bilemiyorum buraya. turnuva başladığında buraya bir entry girmiştim, judd bu sene şampiyonluk favorim demiştim. (bkz: #2148705) ve judd trump daha ilk maçta, ilk turda rory mcleod'a elendi. hayatımda bu kadar aptalca bir şey görmedim.

    judd ilk çıktığında ateş gibiydi, dokunan yanıyordu. her yerden pot alıyordu. alex higgins'in jimmy white ile birleştirilmiş hali gibiydi. biraz da bozulmaya başlamıştım bu duruma çünkü çok sevdiğim john higgins'i, neil'i hatta efsane ronnie'yi bile gölgede bırakmaya başlamıştı bu çocuk.

    yıllar ilerledikçe sıralama turnuvalarını teker teker kazanmaya başladı judd, finallerde buz gibi soğuk kalıp tek tek tokatladı milleti. hatta bu özelliği onu ding'ten büyük yapan şey dedi bir çoğu. çünkü ding judd'dan belki de daha yetenekliydi ama eli ayağına dolanıyordu işte. 1.5 milyar halk, devasa hükümet desteği ve çin'den bambaşka bir ortam olan ingiltere'de yaşama ayak uydurmaya çalışmak çokk yoruyordu onu. ama judd öyle değildi. asla bir star gibi olmamasına rağmen turdaki en star oyuncuydu. parlak dikenli ayakkabıları da o soktu snooker masasına.. rakiplerine ceketinin yakasına bahis sitelerinin ingiliz biralarının reklamlarını alırken judd burger king ile sponsorluk anlaşması imzalıyordu.

    uzun etmeyelim, bu hikayenin de bir özelliği olmalı, her şey bu kadar mükemmel olamaz değil mi? messi tüm rekorları kırmış ama asla dünya kupası kazanamamış, bülent ecevit herkesin gönlünü kazanmış ama ekonomiyi rayına oturtamamış ve muhammad ali 130 kiloluk devleri yerlere yığarken vücudundaki küçücük sinirleri yenemeyip tir tir titremeye başlamışsa, judd trump'ın hayatında da bir şeyler ters gidecekti.

    o rahat tavırlı ve üzerinde asla baskı hissetmeyen judd trump artık hiç olmadığı kadar büyük bir baskı altında. 2011 senesinde dünya şampiyonası finalinde büyük john higgins'e karşı iyi bir final oynayıp kaybeden judd 22 yaşındaydı. bugünse 28 yaşında ve hala dünya şampiyonası kazanamamış, ve hatta bir daha final oynayamamış bir judd trump var karşımızda. ve bu sene, ilk defa bir dünya şampiyonasına bir numaralı favori olarak geliyor. evet selby dünya bir numarası olabilir, ronnie hala aç olabilir, shaun murphy 100 metreden potları yollamaya devam ediyor da olabilir ama herkesin ortak görüşü buydu işte, bahis oranlarında bile. bu sene çok formdaydı, kolay maç kazanıyordu ve artık olgunluk da kazanmıştı. ama tam da o sene ilk turda mcleod gibi orta düzey bir oyuncuya elenip, evine bristol'a dönüyor.

    herkesin karakteri farklıdır ama bu tip bir kariyer hangi spor dalında hangi sporcuya denk gelmişse o 'x faktör' hep eksik kalmıştır. judd'ın önünde üst düzey profosyonel olarak oynayacağı en az 10 senesi var ama nedense bu 10 senede ve sonrasında asla dünya şampiyonu olamayacak gibi hissediyorum.

    judd trump: kaybedenler kulübünün bir diğer üyesi. çok başarılı bir öykünün 'ama'lı kahramanı.
  • kobe bryant, yanlış anımsamıyorsam bir söyleşisinde, antreman sonraları kişisel olarak yüzlerce şut çalıştığını söylemişti. ki bahse konu kişi kobe: basketbol tarihinin en yetenekli oyuncularından biri, bazılarına göre en yeteneklisi.

    judd trump'ın da neredeyse her gün (maç yaptığı günler dahil) saatlerce antreman yaptığını biliyoruz. soru şu, trump'ın şu an dünya bir numarası olması, son dönemde oynadığı neredeyse tüm finalleri kazanması, odaklanmanın çok kritik bir öneme sahip olduğu bir sporda, mental anlamda hep diri kalması şaşırtıcı mı?

    peki bu topraklarda durum nasıl: özellikle futbol özelinde, kariyerleri boyunca yeteneklerinin üstüne çalışmayla çok az şey koyabilen oyuncular, (oyuncu yerine sporcu yazmaya elim gitmedi) mesela video analizlerinden sıkılan, hatta hocalarını sabote edenler vs. (bkz: cesare prandelli)

    tanım: yeteneği ve iş ahlakıyla bulunduğu yeri sonuna kadar hakeden, sporu bıraktığında kuvvetle muhtemel snooker tarihinin en büyük isimleri arasında yerini alacak sporcu.
  • 14 yaşında 17 yaş altı ingiltere snooker şampiyonası'nda şampiyon olan, 14 yaşında ilk 147'lik serisi yapan ve 17 yaşında ilk kez crucible'da oynayarak bu kadar genç yaşta dünya şampiyonasında oynayan 3. oyuncu olmuş diğerleri steve davis ve o'sullivan 21 yaşındaki ingiliz snooker'cı. kariyerinin ilk sıralama turnuvasını kazandıktan sonra * dünya şampiyonası ilk turunda son şampiyon neil robertson adlı sarı pipiyi elemiştir.

    otoritelerin yeni o'sullivan yakıştırmasına yaraşacak pot yeteneği ve agresif bir oyun tarzı vardır.
  • yeteneği tartışılmaz bir snooker oyuncusu. ama kariyeri boyunca büyük turnuva kazanamamasının ve özellikle de yarı final veya finallerde ronnie karşısında dizlerinin bağının çözülmesi ve sürekli kaybetmesi omuzlarına çok büyük bir yük bindirmiş ve bu da onu çok olumsuz etkilemişti.

    yıllardır süregelen bu durum artık sona erdi. çünkü judd trump artık bir masters şampiyonu. 2019 dafabet masters finalinde hem de ronnie o'sullivan'ı hem de baştan sona kadar bariz üstün bir şekilde yenerek şampiyon olmuştur.

    asıl bundan sonra kendini göreceğiz. bundan sonraki süreçte çok daha özgüvenli ve başarılı bir judd göreceğimizi düşünüyorum.
  • 2018/19 sezonunun son turnuvası olan dünya şampiyonasını kazandıktan sonra 2019/20 sezonunun ilk büyük turnuvası olan uluslararası şampiyonayı kazanmış snooker oyuncusu. sezon arasından bunu en son 2008'de ronnie yapmıştı.

    oyunun en üst seviyesindeki turnuvayı kazandıktan sonra 2 ay tatil yap sonra gel ilk turnuvada aynı form ve konsantrasyon ile turnuva kazan. muazzam iş.

    bu arada kendisi yeni dünya 1 numarasıdır.
  • daha önce de belirtmiştim, uzun süre büyük turnuva kazanamak omzuna büyük bir yük bindirmiş bu yüzden özellikle finallerde ve büyük maçlarda bocalayan bir snooker oyuncusuydu. ama 2019 başında ronnie'yi yenerek kazandığı masters, ve ardından gelen dünya şampiyonluğu sonrası bambaşka bir seviyeye çıktı. 2019/20 sezonunun açılışında kaldığı yerden devam edip uluslararası şampiyonayı kazandı ve 13 maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda.

    fakat trump bu müthiş seride genelde önde oynayıp baskıyı hissetmeden, tam tersine formuyla rakiplerine baskıyı hissettiren oyuncuydu.

    şu an devam eden shangai masters 2019 turnuvasında karşısında mükemmel oynayan bir mark allen var. şu ana kadar sadece bir kere yenebildiği mark allen, trump'ın basit potlar kaçırma hatalarının üstüne paketi açmaya çalışırken şansız bir şekilde beyaz topun cebe girmesini çok iyi değerlendirip 6 frame'e ulaşanın kazanacağı bir maçta 3-0 öne geçti. 4. frame'de yine trump'tan yine kırmızı kümeyi açmaya çalışırken hata geldi ama mark allen apaçık bir masada potu kaçırınca trump 100'lük seri ile frame'i aldı ve araya 3-1 mark allen üstünlüğüyle gidildi.

    bu maçın sonucunu gerçekten çok merak ediyorum çünkü trump uzun zaman sonra ilk defa baskı altında ve o aldığı 4. frame'de adeta üstünden atmaya çalışır gibiydi. eğer trump bu seviyede oynayan mark allen'ı bu maçta geçerse zihinsel anlamda da trump çok büyük oyuncu olmuş diyeceğim.

    edit: maçı allen 6-1 kazandı. aslında kazanmakla da kalmadı trump'ı adeta ezdi. dünya 1 numarası olduktan sonra çıktığı ilk turnuva'da bu denli bir rehavet gösterisiyle tam anlamıyla şampiyonluklar öncesi trump'ı görmek hiç iyi olmadı.
  • olgunluk anlamında ne kadar geliştiğini az önce biten maçta bir daha göstermiş snooker oyuncusu. champion of champions 2019 turnuvası yarı final maçında belalısı mark allen karşısında harika bir başlangıç yaptı ve 3-0 öne geçti. sonra geri dönen allen arka arkaya 4 frame alarak skoru 4-3'e getirdi. bu süreçte judd frame açmaktan başka masaya gelmedi bile. hatta 7. frame'de allen masadaki top sayısından sadece 2 sayı (1 snooker) öndeyken potu kaçırdı ve judd frame'i kabul edip içeri girdi.

    dönüşte ise allen'ı neredeyse sandalyesinden kaldırmadan art arda 3 frame alarak hem mark allen karşısındaki basiretsizliğini kırdı hem de finale yükselerek neil robertson'ın rakibi oldu.

    bu adamda gerçekten çelik gibi sinirler var. yaşının genç oluşundan dolayı judd'ı daha çok izleyebileceğimiz için gerçekten çok şansslıyız.
  • bir sezon içerisinde en çok turnuva kazanan oyuncular arasına adını yazdırmış oyuncu. 2020 oyuncular şampiyonası şampiyonluğu ile bu sezonki 5. turnuvasını kazanarak stephen hendry, ding junhui, mark selby ve ronnie o'sullivan ile rekora ortak oldu ama bu sezon önünde 3 turnuva daha var. rekorun tek sahibi olma şansı hiç de az değil.
  • malum başakşehir'den beş yedik, herkes birilerine sallıyor. ben de boş durmayayım, judd'a sallayayım dedim.

    judd, shanghai masters 2017'de finale kaldı. finalde de ronnie o'sullivan ile oynadı. ne yalan söyleyeyim, güzel ve uzun bir maç bekliyordum ben. judd'ın uçuk atışlarını, ronnie'nin temposunu tahmin ediyordum. ronnie beni son dönemde gençliğine yakın oyunuyla ürkütüyordu, boşa ürküyormuşum. shangai'da terminatör gibiydi yine. elimdeki led zeppelin plaklarını gönül rahatlığıyla bahis konusu edebilirim ronnie o gün formundaysa. o derece.

    judd'dan shangai masters 2017 finalindeki beklentim kendi tarzını akılcı şekilde ortaya koymaktı. judd ne yaptı? aykut kocaman stili manasız hareketler yaptı ne yapacak. çocuğa da kızamıyorum, katıldığı son üç turnuvanın üçünde de finale çıkan, ikisini de kazanmış bir ronnie o'sullivan'a karşı yapacak çok bir şey yok. yine de, böyle olmamalıydı.

    güzel kardeşim sen masada ronnie ile finaldeyken, bana karşı oynayacağın gibi oynayamazsın. ha oynarsın tabi ama ne olur? 10-3 sepetlerler seni.

    bir derbi kazan be kardeşim.
    judd adam değil.
  • en son hakkında şunu yazmıştım. (bkz: judd trump/@minnina) burada yazdığım entry shangai masters turnuvasının son 16 turunda rakibi joe perry'ye yenilmesi ile ilgiliydi.

    az önce biten dünya açık turnuvası son 16 turu maçında rakip yine joe perry idi. işimden dolayı maçın başını kaçırdım ve tv başına geçtiğimde trump 3-0 öndeydi. herhalde bu sefer maçı rahat kazanacak derken perry bir anda geri döndü ve skor 4-3 perry lehine döndü. 8. frame'de maçı da bitirecek şansı yakalamasına rağmen biraz da şans ile trump skoru 4-4'e getirdi.

    ve geldik final frame'ine. öncelikle şunu söyleyim. çok uzun yıllardır snooker izlerim, hayatımda izlediğim en heyecanlı, en gerilimli, en güzel vuruşlara sahne olan, en şanslı ve en şanssız vuruşların da olduğu frame'lerden biriydi. tek kelimeyle müthişti. ve bu müthişliğe yakışacak şekilde maç iki tarafa gitti geldi ve son topa kadar sürdü. nihayetinde kazanan trump oldu fakat ben snooker'ı seviyorum diyen kim varsa mutlaka ama mutlaka bir yerden bulsun ve son frame'i mutlaka izlesin.

    trump da uzun süre sonra benim canlı izlediğim bir maçı kazanmış oldu bu arada.
  • dünya açık turnuvasını finalde thepchaiya un-nooh'u 10-5 yenerek kazanmış dünya 1 numarası snooker oyuncusu. 2. sıradaki ronnie ile aradaki farkı daha da açmış oldu.

    zamanında playboy olmak ile snooker oyuncusu olmak arasında tercih yapmasını isteyen dünya snooker başkanını ayrıca tebrik ediyorum. judd o kafada kalsaydı şu anki seviyesine belki de hiç tanık olamayacaktık.
  • az önce biten maçta turnuva boyunca yenilmeyi bırakın frame dahi alınamaz görünen neil robertson'ı ilk seansta 4-2 geriye düşmesine rağmen ve neil'ın da tam da dominant göründüğü bir anda geriden gelerek 9-6 yenmeyi başardı ve 2020 german masters şampiyonu oldu.

    son dönemdeki afallayan ve anlamsız potlar deneyip duran judd yerine tam olarak geçtiğimiz sezon boyunca gördüğümüz, kimsenin karşısında duramadığı, sakin, olgun ve savunma ile hücumun mükemmel uyumunu sergilediği oyununa geri dönen bir judd izletti.

    dünya 1 numarası olarak uzun bir süre koltuğundan edilemeyecek bir noktaya doğru gidiyor.

    sırada geçen sene şampiyon olduğu world grand prix var.
  • bazen ciddi anlamda aptallaşan ve 2019 öncesi ergen mentalitedeki judd'a dönüşen sporcu.

    şu an devam eden galler açık çeyrek finalinde shaun murphy karşısında öyle bir şey yaptı ki hiç ama hiçbir açıklaması yok. zaten 9 frame üzerinden oynanan bir maçta 2-1 gerideyken frame topunu atıp 70-0'lık bir avantaj ile masada 67 sayı kalmışken beyazı doğru konumlandıramadı. çok rahat bir şekilde güvenli vuruş ile frame'i alabilecekken hiç olmayan, zorlama bir kombine denedi ve potun yakınından bile geçmedi. sonra apaçık masaya gelen murphy judd'a hatayı da yaptırdı ve kazandığı free ball ile frame'i kazandı.

    9 frame'lik maçta 3-1'i kendi eliyle aptalca rakibine verdi. bilmiyorum belki de 100'lük seri rekorunu kırmayı kafasına koyduğu için seriye devam etmek istedi ama frame'i almadan bunu düşünmek başlı başına aptallık.

    edit: maçı 5-3 kaybetti. aptallık bedava.