• 1
    14 yaşında 17 yaş altı ingiltere snooker şampiyonası'nda şampiyon olan, 14 yaşında ilk 147'lik serisi yapan ve 17 yaşında ilk kez crucible'da oynayarak bu kadar genç yaşta dünya şampiyonasında oynayan 3. oyuncu olmuş diğerleri steve davis ve o'sullivan 21 yaşındaki ingiliz snooker'cı. kariyerinin ilk sıralama turnuvasını kazandıktan sonra * dünya şampiyonası ilk turunda son şampiyon neil robertson adlı sarı pipiyi elemiştir.

    otoritelerin yeni o'sullivan yakıştırmasına yaraşacak pot yeteneği ve agresif bir oyun tarzı vardır.
  • 2
    çok genç yaşta 147 yapması, hızlı bir oyun stiline sahip olması ve her iki elini de kullanabilmesinden dolayı mıdır bilinmez, ronnie o'sullivan'ın veliahtı olarak gösterilen snookercı. idolü de ronnie'dir zaten.

    o seviyelere çıkabilir mi çıkamaz mı bilmem de, o emo imajından kurtulmadığın sürece ağzınla kuş tutsan farketmez çocuk. ronnie'nin de bir karizması var, emoya ''yeni ronnie'' dedirtmem, dedirtemem!
  • 10
    beyaz top kontrolü çok kötü ama zor topları pot yapma yeteneği had safhada, bu şekilde oyununu dengeliyor ve çok agresif oynuyor üstüne üstlük rakibini de kendi oyununa ayak uydurmaya zorluyor, higgins'de ding'de bu şekilde afalladılar bu gence karşı.

    ayrıca çok spektaküler vuruşları hiç düşünmeden uyguluyor ve başarılı da oluyor, sürekli bir pike çekmeler, falso vermeler, izlemesi çok eğlenceli zaten ronnie'den beri bu kadar taraftar desteği alan olmamıştır maçlarda, bol şans.
  • 14
    artık bir snooker dünya şampiyonası finalisti. finali kaybetmesi çok önemli değil, önemli olan bu seviyeye çıkabilecek kapasitesi olduğunu göstermesiydi. sonuçta kaybettiği oyuncu şu sıralar snooker aleminin tartışmasız en iyi oyuncusu*. önünde çok uzun ve başarılarla dolu olması kuvvetle muhtemel bir kariyer var.

    öğrenmesi gereken çok şey var. öncelikle, her topa öyle ''laylaylom bunu da pot yapacam'' diye atlanılmaz olum. bol bol izle higgins'i. ronnie o'sullivan pek örnek alınacak bir tip değil. tamam, fazlasıyla harikulade bir snookercı, gelmiş geçmiş en muhteşem oyuncu... ama tamamen nev'i şahsına münhasır bir insan. onun bir eşi daha gelmez. sen john higgins'i, steve davis'i, stephen hendry'yi falan izle.

    bir de o saçı başı değiştir. alican modundan çık. artık ağır abiler ligine yükseldin, karizmatik ol azıcık!
  • 15
    ronnie o'sullivan snookerı bıraktıktan sonra oyunu domine edebilecek yetenekte bir oyuncu. ama gelin görün ki bir alex... öhöm... bir ronnie değil ve olamayacak da.

    ronnie'ye benzer yönleri var. hızlı oynaması, uzayan framelerde sıkılıp saçma zırva vuruşlar yapması, cesareti...vs.

    ama hızlı oynamak var, hızlı oynamak var. ronnie'nin hızı, masayı anında süzebilmesi, olasılıkları anında hesaplayabilmesi, üç dört vuruş sonrasını bile anında görüp ona göre pozisyon alabilmesi ve kafasında oluşturduğu tüm bu planları masaya yansıtabilecek yeteneğe sahip olmasından kaynaklanmakta. o beyaz top, her daim durması gerektiği yerde duruyor ronnie'nin tüm vuruşlarından sonra.

    bu çocuğun hızı ise bambaşka bir şeyden geliyor: ''saldım çayıra mevlam kayıra...''

    asla vuruştan sonraki hamleleri düşünmüyor. sürekli kendini soktuğu zor durumdan kurtarmaya çalışıyor. ronnie'deki oyun görüşünün onda biri yok. hızlı oynayıp, uzun framelerde sıkılmakla; arada sivrilik yapmakla ronnie o'sullivan olunmuyor efem...

    judd trump kendi tarzına sahip, iyi bir oyuncu. daha iyi de olacaktır, henüz 23 yaşında. ama ronnie'ye karşılaştırılması, o gidince yaşanacak boşluğu çaresizce doldurma çabasının bir sonucu sadece...
  • 19
    ronnie o'sullivan'ın doğal rakibi. oyunda stilleri bu kadar birbirine benzeyen başka oyuncu yok. hatta bu ikisinin yanına koyacağımız bir üçüncü dahi yok.

    ronnie'yi sevdiğimden -bir de ilk yıllarındaki denyoluğundan- ötürü kendisini pek sevmezdim. ama şu anda marko fu karşısında öyle bir "2017 player's championship" finali oynuyor ki snooker seven bir insanı kendisini sevmemesi mümkün değil. bugün ronnie oyunu bırakırsa takipçisi olacağımız insan muhtemelen kendisi olacak.
  • 22
    ne desem, ne yazsam bilemiyorum buraya. turnuva başladığında buraya bir entry girmiştim, judd bu sene şampiyonluk favorim demiştim. (bkz: #2148705) ve judd trump daha ilk maçta, ilk turda rory mcleod'a elendi. hayatımda bu kadar aptalca bir şey görmedim.

    judd ilk çıktığında ateş gibiydi, dokunan yanıyordu. her yerden pot alıyordu. alex higgins'in jimmy white ile birleştirilmiş hali gibiydi. biraz da bozulmaya başlamıştım bu duruma çünkü çok sevdiğim john higgins'i, neil'i hatta efsane ronnie'yi bile gölgede bırakmaya başlamıştı bu çocuk.

    yıllar ilerledikçe sıralama turnuvalarını teker teker kazanmaya başladı judd, finallerde buz gibi soğuk kalıp tek tek tokatladı milleti. hatta bu özelliği onu ding'ten büyük yapan şey dedi bir çoğu. çünkü ding judd'dan belki de daha yetenekliydi ama eli ayağına dolanıyordu işte. 1.5 milyar halk, devasa hükümet desteği ve çin'den bambaşka bir ortam olan ingiltere'de yaşama ayak uydurmaya çalışmak çokk yoruyordu onu. ama judd öyle değildi. asla bir star gibi olmamasına rağmen turdaki en star oyuncuydu. parlak dikenli ayakkabıları da o soktu snooker masasına.. rakiplerine ceketinin yakasına bahis sitelerinin ingiliz biralarının reklamlarını alırken judd burger king ile sponsorluk anlaşması imzalıyordu.

    uzun etmeyelim, bu hikayenin de bir özelliği olmalı, her şey bu kadar mükemmel olamaz değil mi? messi tüm rekorları kırmış ama asla dünya kupası kazanamamış, bülent ecevit herkesin gönlünü kazanmış ama ekonomiyi rayına oturtamamış ve muhammad ali 130 kiloluk devleri yerlere yığarken vücudundaki küçücük sinirleri yenemeyip tir tir titremeye başlamışsa, judd trump'ın hayatında da bir şeyler ters gidecekti.

    o rahat tavırlı ve üzerinde asla baskı hissetmeyen judd trump artık hiç olmadığı kadar büyük bir baskı altında. 2011 senesinde dünya şampiyonası finalinde büyük john higgins'e karşı iyi bir final oynayıp kaybeden judd 22 yaşındaydı. bugünse 28 yaşında ve hala dünya şampiyonası kazanamamış, ve hatta bir daha final oynayamamış bir judd trump var karşımızda. ve bu sene, ilk defa bir dünya şampiyonasına bir numaralı favori olarak geliyor. evet selby dünya bir numarası olabilir, ronnie hala aç olabilir, shaun murphy 100 metreden potları yollamaya devam ediyor da olabilir ama herkesin ortak görüşü buydu işte, bahis oranlarında bile. bu sene çok formdaydı, kolay maç kazanıyordu ve artık olgunluk da kazanmıştı. ama tam da o sene ilk turda mcleod gibi orta düzey bir oyuncuya elenip, evine bristol'a dönüyor.

    herkesin karakteri farklıdır ama bu tip bir kariyer hangi spor dalında hangi sporcuya denk gelmişse o 'x faktör' hep eksik kalmıştır. judd'ın önünde üst düzey profosyonel olarak oynayacağı en az 10 senesi var ama nedense bu 10 senede ve sonrasında asla dünya şampiyonu olamayacak gibi hissediyorum.

    judd trump: kaybedenler kulübünün bir diğer üyesi. çok başarılı bir öykünün 'ama'lı kahramanı.
  • 23
    malum başakşehir'den beş yedik, herkes birilerine sallıyor. ben de boş durmayayım, judd'a sallayayım dedim.

    judd, shanghai masters 2017'de finale kaldı. finalde de ronnie o'sullivan ile oynadı. ne yalan söyleyeyim, güzel ve uzun bir maç bekliyordum ben. judd'ın uçuk atışlarını, ronnie'nin temposunu tahmin ediyordum. ronnie beni son dönemde gençliğine yakın oyunuyla ürkütüyordu, boşa ürküyormuşum. shangai'da terminatör gibiydi yine. elimdeki led zeppelin plaklarını gönül rahatlığıyla bahis konusu edebilirim ronnie o gün formundaysa. o derece.

    judd'dan shangai masters 2017 finalindeki beklentim kendi tarzını akılcı şekilde ortaya koymaktı. judd ne yaptı? aykut kocaman stili manasız hareketler yaptı ne yapacak. çocuğa da kızamıyorum, katıldığı son üç turnuvanın üçünde de finale çıkan, ikisini de kazanmış bir ronnie o'sullivan'a karşı yapacak çok bir şey yok. yine de, böyle olmamalıydı.

    güzel kardeşim sen masada ronnie ile finaldeyken, bana karşı oynayacağın gibi oynayamazsın. ha oynarsın tabi ama ne olur? 10-3 sepetlerler seni.

    bir derbi kazan be kardeşim.
    judd adam değil.