resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:62
Uyruk:Hollanda
  • 1851
    önce şunu söyleyerek başlayayım, sürekli korner ve frikik kazandığımız bir maçta sneijder de yoksa, selçuk'u oyundan çıkarmamasını anlarım. çünkü selçuk da çıksaydı bütün frikik ve kornerleri mecburen sabri kullanacaktı. sen oyunu rakip kaleye yığmışsın, sağdan soldan sürekli saldırıyorsun, rakip topu kazanır kazanmaz santrforuna uzun pas atıyor. bu durumda tolga oynamış selçuk oynamış fark eden bir şey olmaz. çünkü tolga da iyi bir hücum organizatörü değil, sadece iyi pres yapıp top kapıyor diye gol bulmak için hayati önem taşıyan duran top tehlikeni yok etmenin bir anlamı yok. bu açıdan riekerink, tolga'yı çıkarmakta haklıydı.

    gelelim hatalarına. galatasaray'ın rakibi iyi kapandığı zaman galatasaray gol pozisyonuna giremiyor. çünkü:
    1- bruma ve kısmen yasin (evet yasin) hariç hücumda yeterince hareketli değiliz
    2- sneijder olmayınca hücumlarımız hiçbir organizasyon emaresi taşımıyor, herkes kafasına göre oynuyor, ne selçuk ne tolga ne josue ne de podolski sneijder'in boşluğunu dolduramıyor, belki de jong dikine çok iyi paslar attığı için bu sorunu geçici olarak çözebilir
    3- sneijder oynasa da tehlikeli pozisyonların tamamı bruma'yla üretiliyor, diğer oyuncular bruma olmadan kendi aralarında bir tehlike yaratamıyor

    burada 1. sorun ve 3. sorun doğrudan riekerink'in kabahati. galatasaray bu kadar kötü hücum edemez, etmemeli. sonunda gol pozisyonu üretemiyorsan topa sahip olup pas yapmanın hiçbir anlamı yok. azıcık aklı çalışan bir rakip topu sana bırakıp pas yapmana müsaade eder, sen bütün adamlarınla rakip yarısahaya yerleşirsin, sonra kaptırdığın her topta süratli oyuncularla kontratağa çıkar, bir gol attığı anda en kötü ihtimalle bir puanı cebine koyar. şanslıysa maçı da alır. sen de "şanssızdık, top girmek istemedi, olur böyle kazalar" gibi saçmalıklarla kendini avutursun.

    itiraf edeyim, benim gönlümden geçen de her oyuncunun deli dana gibi koşması. eren rakip kaleciye kadar hücum pres yapsın, her topa üç kişi bassın, bekler rakip cezasahasına kadar girsin, ersun yanal fenerbahçe'si gibi her maç gol sağanağı şeklinde oynansın isterim ama "böyle oynamazsan şampiyon olamazsın" diyemeyiz. "iyi oyun=8 kişiyle deli dana gibi hücum etmek" demek değil. kontrollü bir oyun oynayıp iyi organize edilmiş şekilde hücum edersen de gayet iyi skorlar alırsın. ama bunun ilk şartı hücumda hareketli olmak. ikinci şartı da bütün oyunculara rolünü çok iyi kavratmak, rakip senin kilit bir oyuncunu marke etse dahi diğer oyuncularınla da pozisyon bulabilmek.

    riekerink'in ne yapıp edip bu iki sorunu çözmesi lazım. sneijder'in sakatlığıyla bir hücum organizatörü eksiği de doğdu ama bundan dolayı onu suçlayamayız. sneijder kalitesindeki oyuncuların belirli bir maliyeti var ve bizim bütçemizin ancak josue'ye yetmesi riekerink'in suçu değil. fakat hücumdaki hareketsizlik ve bruma haricindeki oyuncuların kendi aralarında hiçbir organizasyon kuramamasını acilençözmek zorunda. yoksa şampiyonluk treni kısa süre içinde kaçabilir.

    "ne yani, riekerink şampiyon olmazsa başarısızdır demeye mi çalışıyorsun?" hayır öyle demiyorum. ama maaş bütçemizi ve takımımızın değerini göz önüne aldığımızda son haftalara kadar şampiyonluk yarışının içinde olmamız gerektiği açıkça görülüyor. şampiyon olursun olmazsın orasını allah bilir, ama sonuna kadar bu hedeften sapmadan mücadelemizi sürdürmeliyiz. adanaspor'a karşı 1-0'a yatacaksak 65 milyon euro maaş ödememizin bir anlamı yok. o kadarını tolunay kafkas'ın akhisar'ı da yapıyor zaten.

    benim riekerink'ten beklentim sonuna kadar bu yarışın içinde olması. bunu başardığı müddetçe başarılıdır, başaramadığı müddetçe başarısızdır.
  • 1852
    beyler bakin bu adam eleştirenleri cidden anlayamiyorum. sozlukte goremedim lakin kacirilan bir durum oldugunu seziyorum. adam bir kere takima ve olaylara hakim oldugunu gosterdi. nasil mi? 55. dakikada sari kart gorup ertesi hafta cezali olan tolgayi oyundan 60. dakikada cikarip nigel de jong'u oyuna sokarak. sonucta tolga kotu muydu? hayir! 90 dakikayi cikaramayacak kadar yorgun muydu? hayir. yasinin de sacmaladigini ve duzelmeyecegini anladigindan yine ertesi hafta sinan gumusu nasil degerlendirebilirimin hesabini yapmak icin oyuna soktugunu dusunuyorum. zira sneijderin haftaya oynayacaginin garantisi yok.

    bi yerden yere vurmayin arkadasim ya. yeter artik! cidden elestirenlere verecegim tek cevap, size mustafa denizli, hamza hamzaoglu, yilmaz vural gibi adamlar mustehak!

    edit: ayni fikirde oldugumu gordugum arkadaslara tesekkurler. tolga-de jong degisikligi hakkindaki entryleri nasil olduysa atlamisim sistemsel bir sorundan dolayi. duzeltmek istedim. saygilar.
  • 1853
    inanamıyorum ya gerçekten inanamıyorum bu adama böyle bir soru sorduklarına inanamıyorum. iğreniyorum, utanıyorum medyadan. acilen yönetimin ve özellikle özellikle bizim bu adamı korumamız lazım.

    https://twitter.com/...s/792459843726610432

    ayrıca hatırlatmakta da fayda var. (bkz: #2049308)

    edit: sinirim geçmedi resmen ya. terim'i filan geçtim. tolunay kafkas'a bu soruyu sorsa o adamın kafasında sandalye kırardı galiba, gerçi soramazlar yemez de. yiyebildiğine işte.
  • 1858
    kendisine yakıştırılan sloganla özdeşleşmiş teknik direktör. "bey" sıfatı ancak bu kadar güzel taşınabilirdi. hatta aymaz bir muhabirin sorusuna bile tebessümle ve geçiştirmeden cevap vermesi, beylikten efendiliğe terfisinin göstergesidir. tabi bir de işin futbol tarafı var ki; kolektif futbolu tekrar galatasaray' a hem hatırlatıp hem de kazandırdığı için minnettarım kendi adıma.
  • 1859
    türk spor basını tarafından organize bir şekilde galatasaray teknik direktörlüğü vazifesinden ayrılması/gönderilmesi için çaba sarfedildiğine inandığım teknik direktörümüz. neredeyse tüm spor programlarında yapılan eleştiriler, sezon başından beri devam eden fatih terim güzellemeleri, bununla ilgili riekerink'i küçük düşürücü sorular ve nihayetinde sezgin gelmez adlı şahsın 29 ekim 2016 adanaspor galatasaray maçı sonrası basın toplantısında sorduğu alakasız ve densiz "kızlarınız garsonluk mu yapıyor?" sorusu bu sonucu çıkarmama sebep oldu.

    burda mesele sadece riekerink'in iyi bir hoca olması, galatasaray'ı şampiyon yapabilme ihtimali vs değil. futbol takımı iyi giderken ve galatasaray ekonomik anlamda sıkıntılar çekerken riekerink ve yardımcılarının kazandığı parayı, riekerink'in oyuncularla ve taraftarlarla kurduğu sinerjiyi, olası bir ayrılıkta/gönderilmede doğacak boşluğu doldurması tahmin edilen isimleri ve bu isimlerin malum türk spor basını ile olan ilişkilerini, galatasaray'ın yaşayacağı ekonomik kaybı ve diğer etkenleri de düşünmeliyiz. galatasaray türkiye'nin en büyük markası. hep birilerinin hedefinde, hep rant kavgalarının ortasında, hep sahip olunmak istenen bir kulüp. göz dikilen araziler, adalar, futbol takımı, basketbol takımı... galatasaray kıymetli. bu yüzden küçük veya büyük birçok kişinin hedefi halinde, birçok kişinin hesapları, kariyer planları, ekonomik projeksiyonları dahilinde.

    burda ise mesele galatasaray teknik direktörlüğü pastası ve şampiyonluk yarışı ile alakalı. birçok hedef içinde küçük gibi kalabilir ama biz galatasaray taraftarları için bunlar önemli şeyler. riekerink hocanın arkasındayız.
  • 1861
    stsl'in an itibariyle lideri olan beşiktaş'dan 1 puan geride olan takımımızın teknik direktörü.

    eldeki kadroda sabri sarıoğlu, yasin öztekin, hamit altıntop, sinan gümüş ve son zamanlarda formsuz olan wesley sneijder, lukas podolski gibi oyuncular var.
    öyle kadroya böyle futbol, öyle g... böyle y..... işte, ne bekliyordunuz amk, bu kadroyla şu anda bulunduğumuz konum bile kendisini desteklemem için yeterlidir.

    hee bir de sezgin gelmez isimli haysiyetsiz herif sayı hocama terbiyesizlik yaptı ya, bundan sonra ölsem de yedirmem kendisini.
    şerefsiz türk medyası ve onların trolleri...
    adam olun lan, bundan sonra hepiniz riekerink bey diyeceksiniz
  • 1862
    bu kadar kısa sürede takımı 180 derece döndürmesi imkansızdı. bunu ancak kadro revizyonu ile yapabilirsiniz. onu da en son 5 sene önce fatih terim ile yapmıştık. yani öyle 1-2 futbolcu ekleyip çıkarmayla kısa sürede takımın mevcut durumunu 180 derece tersine çeviremezsiniz. kendisinin veya herhangi başka birinin bu işi kadro revizyonu yapmadan başarabilmesi için en az 2-3 sezon lazım.

    son zamanlarda klişe haline geldi ama gerçekten bir düşünün, riekerink olmasa yerine kimi getirebiliriz? maddi durum, süper lig imajı falan hepsini düşündüğümüzde? en azından sihirli değneği olabilecek hiçbir teknik direktörü getiremeyiz. elimizde en azından takımı toparlama ihtimali bulunan bir teknik direktör var. hiç olmazsa 1 sezon verebiliriz kendisine. ki takım gayet de toparlanma emareleri gösterdi şimdiye kadar. tek ihtiyacımız olan şey sabır.
  • 1865
    bu galatasaray taraftarına yaranilmaz ne yaparsa yapsın yaranilmaz.

    geçen sene savunma dörtlüsu: sabri-chedjou-balta(semih) carole
    orta saha : podolski-selcuk- bilal - yasin
    hücum hattı sneijder önünde burak ya da umut

    bu seneki kadro savunma dörtlüsü: sabri - chedjou-balta(semih)-carole
    orta saha: podolski-selcuk-tolga-bruma
    hücum : sneijder önünde eren

    bilmiyorum farkında mısınız ama geçen sene deplasman kabızi bir takıma sadece iki takviye ile neler yaptığı ortada. bu kadro ile nasıl bir futbol evrimi geçirmeyi dusunuyordunuz da oynanan oyun açısından hayal kırıklığına ugradiniz?
  • 1866
    ikinci yarıda yaptığı değişikliklerle maçı* lehimize çevirmiştir.

    benim kendisiyle ilgili şimdilik tek eleştirim topla oynama oranımıza göre girdiğimiz gol pozisyonu sayısının çok düşük kalması. bunun en büyük nedenlerinden birisi kanat oyuncularımızın hepsi topu alınca ilk olarak orta veya pası düşünmeyip hemen çalım veya şutla kaleyi düşünmeleri. diğer sebebi ise hücumcularımızın çok durağan oynamaları, eren derdiyok dışında neredeyse hepsi topu ayağına isteyen oyuncular ve topsuz oyunda çok zayıflar.
  • 1870
    genel olarak eleştiri aldığı konulara değinmek istiyorum.

    öncelikle oyuncu tercihleri hususu.

    - sağ bek problemi. martin linnes'e az şans vermesi, luis pedro cavanda'dan verim alamaması, sabri sarıoğlu tercihi.
    baktığımız zaman bu mevkide hocamız denge arıyor. aradığı dengeyi linnes ile bulmak istese de savunma olarak yeterli bulmadı. kendisini hazırlık maçlarında sol bek deneyerek carole'un alternatifi olmaya ısındırıyor. orada bir diğer sorun cavanda. hoca sakatlık konularında çok hassas. kesinlikle yüzde yüz hazır olmadan oyuncuya 90 dk görev vermiyor. bir de cavanda'nın dağınık oyunu zaten sağdaki savunma problemine tuz biber olur düşüncesiyle şimdilik geri planda tutuyor. ancak gençlerbirliği maçında* da gördük ki serdar gürler gibi hızlı kanatlara karşı cavanda'nın atletizminden yararlanma eğilimi var. ha sabri nedir ki diye düşünme hakkımız saklı. ancak "tecrübesi" itibariyle orayı iyi kötü götürüyor düşüncesi hocanın kafasında olan şey sanırım. kaldı ki kim sabri'yi kesmiş ki diye de yaklaşabiliriz.

    - akabinde sağ kanatta yasin tercihi, sinan'ı erken kesmesi mevzusu. (burada bahsedilenler yasin'in son maçtaki* forma atma vs. hareketlerinden bağımsız yazılmıştır.)
    riekerink bey zaten savunma zaafları gösteren sağ bölgede -savunma yapma eğilimi göstermemesi sebebiyle- sinan'ı tercih etmediğini görüyoruz. hocanın kafasında kodladığı şey - ki ben de öyle düşünüyorum- yasin daha dengeli bir açık. savunma yönünü de yaparak, sağdaki zaafiyeti gidermek adına yasin'i kullanıyor. hücum konusunu bir şekilde bruma, eren, podolski veya sneijder gibi silahlarla çözebilirim düşüncesi, ayrıca yasin de öyle ya da böyle hücum desteği veriyor mantığı bu karardaki en önemli faktör. sinan ise savunmada tam bir felaket. zaten felç olmaya muktedir bir bölge sağ taraf. sinan ile tüy dikmek istemiyor haliyle. sinan savunmayı öncelerse hocanın da ona forma vereceğini düşünüyorum.
    benzer mantıkla da podolski'yi o bölgede kullanmıyor hoca. zaten bu kararı ile de orada daha savunmacı oyuncu istediğini gösteriyor.

    - gelelim en kritik, en tartışılan adam selçuk inan meselesi. orada nigel de jong veya hamit altıntop kullanılmaması durumu.
    tabi ki de jong hiç ara vermeden sezonu tamamlayarak geldi. haliyle sakatlık, hazır olma süreci geçirdi. yani şu ana kadar o niye oynamıyor denilmedi/denilemedi. selçuk yerine hamit mevzusu da rızık, sakat muhabbetlerinden oyuncuya olan tepkiden dolayı pek eleştiri radarına girmedi. ancak sonrası için de jong-tolga düşüncesi taraftarda/kamuoyunda hakim. son maçta* da selçuk yerine tolga çıkınca eleştirildi. sadece bu maç özelinde konuşmak gerekirse; selçuk henüz kart görmemişti tolga sarı kartlıydı. kaldı ki bu değişiklikten sonra selçuk'un hücuma yaklaştığını, biraz kıpırdandığını görmek mümkün. yeterli değil tabi.
    ancak selçuk'un onbirden kesilme meselesinde şöyle bir düşünce var. sevsek de sevmesek de, beğensek de beğenmesek de selçuk takım içinde lider konumunda. bunu antrenmanlar dahil, maç önceleri ve maç içinde oyuncular net bir şekilde gösteriyor. jor'un sahadaki aklı selçuk ve sneijder'dir. (lütfen kötü oynamasından filan bağımsız düşünelim.) futbolcular selçuk'a büyük saygı duyuyor. maç öncesi 5'e 2 antrenmanında bile selçuk ortada takımı yönlendiriyor. hocanın sahadaki aklından öyle kolay vazgeçmesi mümkün görünmüyor. tercihini de selçuk'u verimli kullanmak yönünde yapıyor. öyle ya da böyle sahada oyuncuların lider gördüğü isimlerin olmasında fayda var. tabi duran toplar meselesi de buna etken. işin bu kısmını beğenmeyebiliriz. eleştirebiliriz. ancak adaletli forma dağıtmadığını iddia etmek pek mümkün değil.

    - son olarak cılız bir eleştiri chedjou-hakan balta ikilisi.
    stoper konusunda sıkıntılarımız var elbette. burası tecrübe gerektiren, belki atletizm gerektiren, liderlik gerektiren bölge. hakan tecrübe açığını kapatıyor belki ama hocanın en istediği şey ayaklara hakim olmak. savunmadan oyunu iyi kurabilmek. chedjou da zaman zaman saçma hatalar yapsa da ayakları düzgün bir oyuncu. stoper mevkisi tercihleri alternatifler düşünüldüğünde çok da eleştirilmiyor zaten. serdar daha yeni sakatlıktan çıktı. semih de denge problemi yaşıyor. ayrıca ayakları düzgün değil.

    oyun anlayışıyla ilgili olarak;
    - çok pas yapıyoruz. ancak bunun verimliliği yok. pozisyona giremiyoruz.
    hocamızın da en rahatsız olduğu konu bu sanırım. her basın toplantısında da buna parmak basıyor. öncelikli olarak oyunu ele alalım da bu problemi hallederiz diye düşünüyor. ancak şimdilik bruma dışında aktif bir pozisyona girme stratejimiz yok. ancak bruma'nın tek başına taşıdığı maç sayısı arttıkça, savunmaların konsantrasyonunun oraya kaymasıyla diğer hücum silahlarımız efektif olabilir diye düşünüyorum. sneijder henüz kendisini bulamadı. bruma onun yeniden kendisini bulmasını sağlayacaktır. topu hızlı döndürmeye başladığımız zaman, hücum oyuncularımız da performansına ulaştığında bunlar aşılmayacak sorunlar değil. trabzon maçı* bunun göstergesi. rakipleri kendi sahasına hapsediyoruz. oyunu ele alıyoruz. eksik olanı da yaptığımız zaman çok güçlü bir oyunla rakipleri tarumar edebiliriz. zaten deplasmanlarda kontra atak silahlarımız var. yani her oyuna göre planımız bu kadro planlamasında mevcut.

    teknik meselelerde düşüncem budur. diğer durumlar için de taraftar ne kadar arkasında durursa gücü o kadar artacaktır. o zaman ne selçuk sorununda pasif kalır, ne de medyanın üzerine gelmesinde. bir tek işini düşünen adama da başarılı olmak yakışır.

    teşekkürler hocam ülkemin sporuna getirdiğin güzellikler için. eleştirilerle daha da büyüyeceksin inanıyorum!
  • 1871
    kızları mevzubahis ediliyorsa burada hata ilk önce kulübün iletişim departmanındaki dallamalardadır.

    hiç ama hiç gereği yokken bu adamın instagram hesabından kızlarının arkası dönük formalı fotoları paylaşıldı. ben bunu yapan riekerink değil bizim iletişim departmanındaki sığırlardır diyorum çünkü bizim yabancıların hesabını bunların yönettiğini düşünüyorum.

    kulüpteki beyinsizler inşallah bir daha aynı hataları tekrarlamaz ve milletin ailesini kendi iğrenç 'iletişim' stratejilerine meze etmez.
App Store'dan indirin Google Play'den alın