resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:63
Uyruk:Hollanda
  • 3526
    bazi insanlarin, uzaginizda da olsa görüsmüyor olsaniz dahi, basarili mutlu olmasini istersiniz ya benim icin kendisi böyledir. yaklasik 30 senelik hayatimda en cok saygi duydugum hocalarimizdandir. yeterli tecrübesi olmamasina ragmen büyük sorumluluk altina girmis ve bana gore futbol bilgisinin yüksek olusu sayesinde kendisinden beklentileri karsilamistir. elindeki kadronun yapisina uygun olarak gelistirdigi yavas ve cok pasa dayali oyun bana gore o kadronun oynayabilecegi optimum oyundu ama herkes kadronun daha iyisini yapabilecegini dusunerek kendisine karsi durus sergiledi. ancak kadro isim olarak guclu gorunse bile performans olarak daha fazlasini vermeye uygun degildi ve ne yazikki bunu kendisinin gonderilisinden sonra net bir sekilde gorduk. ozetle temel teknik direktorluk bilgisi eksigine ragmen saygiyi fazlasiyla hakeden bir isimdir ve umarim hakettigi basarilari bir gun yasayacaktir.
  • 3527
    riekerink bey'in verdiği röportaj:

    (gbkz: a takim'daki göreviniz bittikten sonra altyapidaki görevinizin süreceğini düşündünüz mü?)

    fatih işbecer'le yaptığımız görüşme sonucunda galatasaray'da altyapı sorumlusu olarak göreve başlamıştım. diğer antrenörlerle iyi bir çalışma ortamımız vardı ve çok sevmiştim. göreve başlarken birçok şeyin iyileştirilmesi gerekiyordu ve bu doğrultuda ilerlemeye başladık. ancak daha sonra a takım'ın başına teknik direktör olarak getirildim ve durum değişti. aslında hala altyapı ile ilgileniyordum ama bütün konsantrasyonumu a takım'a vermem gerekiyordu.

    teknik direktör olarak görevim sona erdiğinde artık altyapıya geri dönme seçeneğim yoktu. asıl amacım yine teknik direktör olarak devam etmekti. altyapılarda görev yapmanın hala çok güzel olduğunu düşünüyorum. galatasaray'ın en alt yaş kategorisinde bile çok sayıda yetenekli futbolcu olduğunu biliyorum.

    (gbkz: kadro neredeyse tamamen değişti. elinizdeki oyuncularla en iyisini yaptiğiniza inaniyor musunuz?)

    göreve geldiğimde işler galatasaray için iyi gitmiyordu. o sezon takımı çalıştıran 4. teknik direktördüm ve elbette finansal fair-play cezası vardı. avrupa kupalarına katılabilmek sezonun sonu için büyük bir motivasyondu. kötü başladık ama sezonun sonu gelirken avrupa hedefimizi sürdürmeyi başardık. ne yazık ki ligde yeterli sıralamayı elde edemedik. avrupa'ya gitmek için türkiye kupası'nı kazanmak zorundaydık.

    finalde takım halinde muhteşem bir performans ortaya koyduk ve fenerbahçe'yi 1-0 yenerek kupayı kazandık. beşiktaş'ın 28, fenerbahçe'nin 23 puan gerisinde kalınan bir sezonda türkiye kupası'nı kazanarak, bizi her zaman destekleyen taraftarımıza umut ve gurur yaşattık.

    galatasaray teknik direktörü olarak yeni sezona başlamak benim için büyük bir gururdu. fenerbahçe ve beşiktaş ile aramızdaki farkı kapatmanın zor olacağını biliyordum ama benim motivasyonum da bu oldu.

    transfer kararlarini kim veriyordu?

    yeni sezon için yönetim ve teknik heyet birlikte çalışmalıydı. çünkü transfer için harcayacak paramız çok kısıtlıydı. o dönem her şeyi bir ekip olarak yaptığımızı söyleyebilirim. transferde yardımcılarım çok önemliydi ve yönetimle iyi bir diyaloğumuz vardı. çok para harcamadık ama bütün kararları açık bir iletişim kurarak birlikte aldık.

    dursun özbek nasil bir başkandi?

    dursun özbek'i sadece başkan-teknik adam ilişkisi üzerinden analiz edebilirim. öncelikle bana galatasaray'da teknik direktörlük yapma şansını veren odur. iyi bir ilişkimiz oldu. zaman zaman takımın gidişatıyla ilgili değerlendirmeler yapardık. ilk sorusu her zaman, "takımın gelişimi ve daha iyi sonuçlar için sana nasıl yardımcı olabiliriz?" olurdu. takımla her zaman yakından ilgilenirdi ancak teknik konulara hiçbir zaman müdahale etmedi. bir başkan olarak desteğini hep hissettim. takımın gelişiminde aktif rol alan ilgili bir başkandı.

    büyük bir takımı çalıştırırken, taraftarın yüksek beklentilerine karşılık vermeniz gerektiğini bilirsiniz. galatasaray taraftarından aldığım desteği hayatımın sonuna kadar unutmayacağım.

    haksizliğa uğradiğinizi düşündünüz mü?

    fenerbahçe ve beşiktaş'la aramızdaki farkı kapatmak için çok ilerleme kaydetmiş olsak bile bazı insanlar bunun yeterli olmadığını düşündü.

    ben ayrılırken lider beşiktaş'la aramızda sadece 5 puan fark vardı ve şampiyonluk yarışındaki rakiplerimizle deplasman maçlarımızı bitirmiştik. rakiplerimizle maçlarımızı içeride oynayacaktık ve hala yarışın içindeydik.

    geçen sezon benim görevden ayrıldığım 20. hafta ile bu sezonun 20. haftası arasında sadece 2 puan fark var. üstelik bir bu kadar çok transfer de yapmamıştık.

    alacaklarinizla ilgili sikinti yaşadiniz mi?

    parayı hiçbir zaman problem etmedim.

    sneijder'in türk futbolcularla iletişimi nasildi?

    bana göre takımın en büyük güç kaynaklarından biri wesley sneijder ve selçuk inan'ın oyuncu grubuna yaptığı liderlikti. ikisi de galatasaray için gösterdikleri performans hem de arkalarında bıraktıkları mazi nedeniyle kaptanlığa kadar yükselmişti. bence bu doğal gelişen bir süreçti ve bir sorun olduğuna inanmıyorum.
  • 3528
    dursun özbek faciasının içinde pırlanta gibi parlamış, o dönemin en günahsız ismi olmayı başarmıştır. taa çin'lerden çağırıp da altyapıya geç dediğimiz, sonrasında dede denizli'yi şutlayınca 'takımın başına geç' dediğimiz, bir sene bile etmeyen galatasaray kariyeri boyunca bize iki derbi galibiyeti sonucu iki harika kupa kazandırmış, yakışıklı ve son derece beyefendi bir antrenördür. son beş senede (fatih terim'in ayrılığı sonrası) bizleri en çok umutlandıran hoca olmuştur. belki hamza hamzaoğlu ile şampiyonluk gördük, ama sonra çok fena şeyler yaşadık.

    acaba diyorum, fatih terim, altyapı için kendisiyle bir görüşse miydi? *
  • 3530
    cefakâr bir teknik direktördür. takımda para yokken, başkan dursun iken, takımın as forveti eren iken, orta sahada fernando yokken, bu adam öyle ya da böyle bu sene aykut kocaman'ın oynattığına benzer bir futbol oynatıyordu. ha galatasaray için yeterli değildi ama tudor denen traktörden kesinlikle daha iyi ve daha ekonomik bir çözümdü, ayrıca takım son iki derbi galibiyetini de riekerink döneminde almıştır. beşiktaş'ı da sabri ve chedjou yüzünden elimizden kaçırmıştık.
  • 3531
    teknik direktörlüğü kağıt üstünde olan eski altyapı ve a takım hocamız.

    bu adamın hiçbir zaman takımı yönettiğine inanmadım. futbolcuya dayalı düzenin etkisi altında aman beni kovdurmasınlar tadımız tuzumuz kaçmasın diye takıma doğru düzgün antrenman yaptırmayan, futbolcuların çoğunun ciddiye almadığı ve her maç el kol hareketleriyle bunu gösterdiği, quakerboy'un eski entry'lerine göre de yönetimden eline verilen kadroyu sahaya süren*; kağıt üstünde galatasaray teknik direktörü olan ama gerçekte hiçbir ağırlığı ciddiyeti olmayan öylesine biriydi. otorite olarak hiçbiri şeyin üzerinde bir etkisi yoktu. maçlarda bile aman trip atarlar, aman mehmet özbek bana kızar korkusuna oyuncu değiştiremiyordu. bu seviyede başka bir iş bulamayacağı için de kendisi bu durumu kabullenmişti. her şeye rağmen işler kötüye gittiğinde de günah keçisi olarak kolayca ilk o gönderildi.

    kendisiyle ilgili aklımda kalan şeyler aldığımız türkiye kupası, sempatik tavırları ve iyi giyinmesi mi bildiğiydi. onun dışında kukla olmaktan öteye bir türlü geçemedi. gerçi riekerink'e de kızamam, böyle başkanın yönetimi altında anca bu kadar olabilirdi belki.

    bazen düşünüyorum galatasaray başka bir başkanın döneminde hiç böyle bir çiftliğe dönmüş müdür diye. ortada ne disiplin kalmıştı ne doğru düzgün bir takım düzeni. sonrasında gelen tudor'un en büyük katkısı bence takımda iyi kötü bir disiplin sağlamak olmuştur.
  • 3534
    galatasaray'ın 2016-2017 sezonunun ortasında yollarını ayırdığı altyapı sorumlusu ve a takım antrenörü.

    galatasaray'dan kovulduktan sonra yaklaşık 1.5 yıl işsiz kalıp internet üzerinden iş ilanları verdikten sonra nihayet çalıştırmak için kendine bir takım bulabilmiştir. sneijder olmayınca biraz zor oluyor kendisinin iş bulması malum.

    çinliler tarafından galatasaray'ın başına geçmesi mucize konusu olup alaya alınmışken sırf nezaket sahibi ve şık giyiniyor diye romantik taraftarlarca abartıltı da abartıltıldı. herhangi bir ağırlığı ve deneyimi olmadığı için mehmet özbek'in kuklası olmaktan öteye geçemedi. futbolcuların da tam istediği hoca tipiydi. 1.5 sene boyunca parmaklarında oynatıp doğru düzgün antrenman yapmadan geçirdiler. riekerink dönemi futbolcuya dayalı düzenin zirve noktasıyken tudor'un bu takıma en büyük faydası elini taşın altına koyup futbolcuya dayalı düzenin yerle bir etmesi oldu.

    maçta takım geriye düştüğünde yüzünü ekşitmekten başka bir şey yaptığını göremedik ayrıca. tudor bir şeyler deniyordu en azından çoğu zaman.

    kupa sayısı benim için bir anlam ifade etmemekte. önemli olan sonrasında sağlıklı ve devam ettirilebilir bir düzenin kurulması. bu oldu mu? hayır. hamza hocanın da üç kupası var güya ama bir daha galatasaray kapısından içeri girmesini istemem. riekerink'le 2016 sezonunda türkiye kupasını avrupa cezası korkusuna can havliyle aldık, süper kupayı da genlerimizden gelen finallerimizin takımı olma özelliğimiz ve de en çok muslera'nın gününde olup penaltıları kurtarmasıyla aldık.

    (bkz: #2406043)

    çinliler bakın neler demiş:

    --- alıntı ---

    53 yaşındaki çalıştırıcının galatasaray’ın teknik direktörlüğüne getirilmesinin, uzakdoğu ülkesinde büyük yankı yarattığı bilgisini paylaşan deixing, “bunu duyunca çin’de herkes güldü. ilk başta inanamadı ve birbirine nasıl oluyor diye sordu. galatasaray ülkedeki futbolseverler tarafından tanınan bir kulüp. bu yüzden haber çok sürpriz oldu. kişisel olarak ben başarılı olacağını düşünmüyorum. riekerink çin’e dışarıdan gelmiş en kötü teknik adam diyebilirim. hatta ben teknik adam olmadığını bile düşünüyorum” dedi.

    --- alıntı ---

    kaynak: http://www.karar.com/...ayal-kirikligi-81719

    --- alıntı ---

    titan sports'tan luo ming, riekerink'in galatasaray'dan ayrılığının çin'deki yankılarını aktardı, "şaşırtıcı olan galatasaray'ın başına geçmesiydi", dedi.

    --- alıntı ---

    kaynak: http://www.milliyet.com.tr/...2396507-skorerhaber/
  • 3535
    kendisi leş kadro ile çalışmak zorunda kalıp beşiktaş'a ve fener'e koyup kupa kazanmıştır. adını bile anmak istemediğim bir önceki teknik direktör mr. seyis gibi kendisine 40 milyon euro'luk transfer bütçesi ayrılmamış, kadroyu baştan aşağı yenileme şansı verilmemiştir. ayrıca 2016-2017 sezonunda liderden 4 puan gerideyken görevinden alınmış, yerine gelen td bozuntusu ligi liderden 13 puan geride bitirmiştir. kendi kurduğu kadro bile kendisine 2-3 ay içinde düşman olan, insan iletişimi 0 olan, her büyük maçta şamaroğlanına dönen, 8 derbide 1 gol atabilen mr. seyisten çok daha iyi bir hocadır. kendisi türkiye için fazla yumuşaktı, ama iyi adamdı. yolu açık olsun.
  • 3538
    galatasaray'da çalıştığı sürede sempatik bulduğum, sevdiğim ve yeni görevinde başarılar dilediğim hollandalı.

    teknik direktör olarak ne kadar başarılı olduğu tartışılır, oyun planı, teknik taktik analiz tarzı konularda hiç bir numarasını göremesem de mümkün olduğunca doğru kadrolar çıkartmış ve futbolcularla iyi anlaşmıştır.

    kendisinden sonra gelen tudor ise iyi bir oyun planı kurgulamış, özgün bir sistem oturtmuş ancak kadro yapma ve oyuncu yönetiminde sınıfta kalmıştır.

    ikisini toplasak bi' fatih terim ederdi belki *
  • 3540
    fernando, maicon, sakatlanmamış serdar aziz ve gomis gibi oyuncularla tudor'dan az değil daha fazla puan toplayabileceğini düşündüğüm teknik direktör.

    yahu bu adam chedjou ve semih ile, bitiğin bitiği hakan balta ve sabri ile toplanabilecek maksimum puanı topladı. 4 milyon euro verilip alınan eren derdiyok forvetlik yapamadığı için tank gibi ağır podolski'den tek forvet olarak faydalanıp verim aldı. yasin denen ne idüğü belirsiz bile gol sayısında çift hanelere ulaştı neredeyse. bruma, "fatih terim'in galatasaray'a attığı kazık" iken bu adamla bir sezonda kendini gösterip bize para kazandırdı. bu adamın elinde orta saha yoktu orta saha. selçuk ve tolga ciğerci ile oynamak zorunda kaldık yedekleri de de jong'du gerisini sen düşün.

    en büyük hataları ise ki ben işine karışıldığını düşünüyorum. linnes yerine sabri'yi tercih etmesi ve de jong'u aldırmasıdır. bir de rodriguez hazır gelmesine rağmen yine pek oynatmadı diye hatırlıyorum.

    elbet galatasaray kalitesinde olup olmadığı tartışılır ama tarihteki en leş kadromuzu iğrenç hakem yönetimlerine rağmen çat pat potada tutmuştur.
  • 3541
    başarılı olmasını gönülden istediğim eski teknik direktörümüz. ülkesinde baskı altında kalmadan kendini geliştireceğine inancım tam.

    https://twitter.com/...084209788391424?s=19

    ayrıca romantiklik olsun diye demiyorum ama bi gün kral ilan edip diğer gün soytarı ilan eden iyi gün taraftarından değilim. benim için her zaman riekerink bey olarak kalacak. asıl leş kadroyla ezeli rakiplerinden kupa alan adam potansiyele sahiptir. tudor’a çıkılan destek ve bütçe bu adama verilse çok farklı şeyler konuşuyor olabilirdik. sesi çıkmıyor diye harcanan insanlardan sadece birisi.
  • 3544
    adama bizimle çalışırken yapılmayan kalmadı, stajyerliğinden girilip kızlarının garsonluk yapmasından çıkıldı, buna rağmen tek bir kötü davranışı, camiaya yakışmayan hareketi olmadı. gidişi de gayet dostça oldu, arkamızdan tek kötü sözü yoktu, tazminat vs gündeme gelmedi.

    kendisini bize getiren yeteneği miydi bilmem ama bizde tutan karakteriydi. kendisini çok, çok iyi hatırlayacağım, umarım başarılı olur ve hatta kendisini yeni takımıyla arena'da misafir ederiz.
  • 3545
    tecrübe kazanarak kendisini geliştireceğine ve iyi bir teknik direktör olacağına inandığım eski hocamız. çok yanlış zamanda takımımızın başına getirildi. oysa ki galatasaray teknik direktörlüğü ateşten gömleğin de bir tık üstü. ilk teknik direktörlük deneyiminin gerçekleştirileceği bir yer değil. o yüzden kendisini başarısız bulmuyorum. uzun bir deneyimden sonra galatasaray' ın başına getirilirse hayır demem.
  • 3546
    kör öldü badem gözlü oldu. disiplinsiz, yönetim ve oyuncular arasında sıkışıp kalmış kukla teknik direktördü(kişiliğine hiçbir lafım yok ancak kendisine biçilen görevleri/rolleri oynadı sadece.).

    oynattığı futbol(daha doğrusu takımın keyfinin istediği için oynadıği futbol) insanın içini şişiren ve galatasaray'a hiçbir şekilde yakışmayan bir futboldu(bu futbolu hamzaoğlu'yla oynamaya başlamıştık, ancak üç kupanın gazıyla körleşen ve ''winner'' nidalarıyla sessiz kalan galatasaray taraftarı nedeniyle tudor'a kadar vakit kaybetmiş olduk, riekerink bunun son halkasıydı.).

    koşmayan, kilolu ve sola çeken sneijder, geriye kesinlikle dönmeyen podolski, başıboş bir bruma, bomboş ve rakibin pas yapmadan geçebildiği bir orta saha ve evlere şenlik bir defans: bana riekerink döneminin hatırlattıkları. 2 kupa kazandı kısmına değinmek istemiyorum, zira takım defansı kötü bir aykut kocaman futbolu oynamışken kazanılan başarılar sadece ağza bir parmak bal çalmak olur, uzun vadede ise hüsran yaratır(nitekim yarattı da).

    kişilik olarak fatih terim'den de iyi birisi olduğunu düşünüyorum, ancak kendisi başındayken zaten çöküşte olan bir galatasaray'ı biraz olsun ayağa kaldıracak hiçbir girişimde bulunmaması ve oturduğu makamın hakkını ver(e)memesi nedeniyle açıkçası hafızamda pek de iyi günleri çağrıştırmıyor riekerink.

    kendisine yeni görevinde iyi şanslar ve başarılar. umarız galatasaray tecrübesinden alması gereken dersleri almıştır.
App Store'dan indirin Google Play'den alın