resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:63
Uyruk:Hollanda
  • 2557
    martin linnes haricinde kimseyi erkenden oyundan çıkarmıyor, oyun sıkıştığında ya da rakip iyi kapandığında hücumda faklı şeyler yapamayan bir futbol anlayışı var, ligin üst sıralarındaki takımlardan puan çıkaramıyor... hepsi doğru.

    ama takımı topa iyi sahip oluyor, pas oyununu önceki yıllara oranla daha iyi yapıyor, oyuncuların çoğunda top oynama isteği görülüyor, de jong ve tolga sayesinde daha diri bir orta sahaya sahip, futbolcularla iletişimi daha çok kendisinin kişilik özellikleri sayesinde başarılı, öyle ya da böyle takım puan topluyor zirveden sadece 3 puan geride... bunlar da doğru.

    geleceğini bu özelliklerden hangisinin ağır basacağı belirleyecek, ben olumlu bakan taraftayım, bir şekilde başaracak.
  • 2558
    bu yazımda kendisini değil, kendisini eleştirme yöntemlerini eleştirmek istiyorum müsaadenizle...

    fenerbahçe maçı* sonrası dengesinin bozulduğunu düşünüyorum. ve o yazımda şöyle bir şey yazdım.
    "dengeyi korumak çok önemli hocam. dengeyi bir kaybedersen nerelerden neler vururlar kim bilir? taktik-teknik konuşturmazlar bu sofrada adama maalesef. iş dönüp dolaşıp sabri'yi niye oynattın sorusuna gelir. inanamazsın..."
    (bkz: #2066481)

    hakikaten öyle oldu. tabi tahmin edemediğim şey ise; sakat olan adamı oynatmadığı için sorulan hesaplar...
    hemen bir dipnot düşeyim. aynı zalimlik selçuk için de yapılıyor. tolga'yı sakatlayan selçuk oldu bir anda.

    kimsenin eleştiri şeklini dizayn etmeye kalkmak haddim değildir. belli kurallar çerçevesinde isteyen istediğini dilediği gibi eleştirebilmelidir. ben de o hakkımı kullanarak eleştiri yöntemlerini eleştirmek istiyorum.

    hiçbir zaman şu niye şunun yerinde oynadı demedim, diyemedim. zira tercihler, kafasındaki planlar farklı olabilir. ne yapmak istediğiyle ilgilenmek yerine, direk isimler üzerinden eleştiriyi de hiçbir zaman anlayamadım. ortaya ne koyduğuyla ilgilenmek, kafasındaki planı analiz edip onun pratikte işe yarayıp yaramadığına kafa yormak benim tercihim. saha içi eleştirileri bu doğrultuda yapmayı isterim. o türden yazıları da keyifle okurum.

    gelelim psikolojik faktörlere... saha dışı, adam yönetimi gibi etkenlere...
    yine kasımpaşa maçı* sonrası şunları söyledim.
    "... bütün bunlara rağmen galatasaray futbol takımının sorununun teknik direktör sorunu olduğunu düşünmüyorum. birçok ayağı var. en temel bileşenler, yönetmek ve iletişim sorunu. buna bağlı olarak taraftar yönetimi de imkansız hale geliyor. belirli bir sistemi de senelerdir yok. bütün bunlar bir araya gelince bol bol antrenör yemek kaçınılmaz oluyor. "
    (bkz: #2077684)

    başka teknik direktörleri takımda görmek isteyebilirsiniz. ancak temel sorunun antrenör sorunu olduğunu düşünüp, "beden hocası, yetersiz bey..." gibi laflarla tepki koymak benim anlayabileceğim bir şey yine değil. kulüpteki yönetme ve iletişim sorunları başta olmak üzere; takımın doymuş bir takım olması, yaş ortalaması, ekonomik şartlar, futbolun siyasetle kirletilmiş olması gibi değişkenlerden uzak değerlendirmelerin çok sığ bir bakış açısı olduğunu düşünmekteyim. bütün değişkenler sabit tutularak, sadece olası antrenör değişikliğinde takımın süper top oynayacağını düşünenlerle aynı yerde duramam maalesef.

    son olarak da antep maçındaki* eksikler ve olumlu şeylere değinip yazıyı bitireyim.

    o kadar geniş alanda oynuyoruz ki, gol yemek veya gol atmak çok kolay oluyor. sıkıntılı dönemden geçen anteple bile "gittili geldili" maç oynuyoruz bu sebeple. halbuki sezon başında daha ayağı sağlam basan bir takımdık bu anlamda. riekerink bey hücum varyasyonlarına kafa yoracağım diye bu özelliğinden feragat etmiş gibi.

    duran top savunmamız yok. sadece boy ortalamamızın düşük olmasıyla açıklayamayacağım şekilde yok hem de... bunun üzerine eğilinmeli zira yine golü yedirdi çaktırmadan.

    ilk yarıdaki savunma hatalarının yüzdece yüksek payını beklere verdim ben de hoca gibi. linnes değişikliğini yerinde bulduğumu söylemeliyim. ölümü gösterince sıtmaya razı olduk bek savunması bağlamında. ama asıl sorun geniş alanda oynama hali. linnes geniş alanda savunma yapamaz ki zaten. madem bu şekilde oynayacağız sabri ile başlamak kaçınılmaz oluyor. veya cavanda artık meşrebine göre...

    saha içindeki hırs, istek yine yeterli değildi. "winner" olmanın suyunu çıkaran oyuncularımız olduğunu görüyorum artık. al-ver filan derken nasılsa ayaklarımız iyi atarız şeklinde bir düşünce var futbolcularda. bundan sıyrılmak lazım diye düşünüyorum.

    devre arası kayıpsız gelse de sen de dengeni yeniden bulsan be hocam. umarım her şey galatasaray için güzel olur. sen de öyle...
  • 1870
    genel olarak eleştiri aldığı konulara değinmek istiyorum.

    öncelikle oyuncu tercihleri hususu.

    - sağ bek problemi. martin linnes'e az şans vermesi, luis pedro cavanda'dan verim alamaması, sabri sarıoğlu tercihi.
    baktığımız zaman bu mevkide hocamız denge arıyor. aradığı dengeyi linnes ile bulmak istese de savunma olarak yeterli bulmadı. kendisini hazırlık maçlarında sol bek deneyerek carole'un alternatifi olmaya ısındırıyor. orada bir diğer sorun cavanda. hoca sakatlık konularında çok hassas. kesinlikle yüzde yüz hazır olmadan oyuncuya 90 dk görev vermiyor. bir de cavanda'nın dağınık oyunu zaten sağdaki savunma problemine tuz biber olur düşüncesiyle şimdilik geri planda tutuyor. ancak gençlerbirliği maçında* da gördük ki serdar gürler gibi hızlı kanatlara karşı cavanda'nın atletizminden yararlanma eğilimi var. ha sabri nedir ki diye düşünme hakkımız saklı. ancak "tecrübesi" itibariyle orayı iyi kötü götürüyor düşüncesi hocanın kafasında olan şey sanırım. kaldı ki kim sabri'yi kesmiş ki diye de yaklaşabiliriz.

    - akabinde sağ kanatta yasin tercihi, sinan'ı erken kesmesi mevzusu. (burada bahsedilenler yasin'in son maçtaki* forma atma vs. hareketlerinden bağımsız yazılmıştır.)
    riekerink bey zaten savunma zaafları gösteren sağ bölgede -savunma yapma eğilimi göstermemesi sebebiyle- sinan'ı tercih etmediğini görüyoruz. hocanın kafasında kodladığı şey - ki ben de öyle düşünüyorum- yasin daha dengeli bir açık. savunma yönünü de yaparak, sağdaki zaafiyeti gidermek adına yasin'i kullanıyor. hücum konusunu bir şekilde bruma, eren, podolski veya sneijder gibi silahlarla çözebilirim düşüncesi, ayrıca yasin de öyle ya da böyle hücum desteği veriyor mantığı bu karardaki en önemli faktör. sinan ise savunmada tam bir felaket. zaten felç olmaya muktedir bir bölge sağ taraf. sinan ile tüy dikmek istemiyor haliyle. sinan savunmayı öncelerse hocanın da ona forma vereceğini düşünüyorum.
    benzer mantıkla da podolski'yi o bölgede kullanmıyor hoca. zaten bu kararı ile de orada daha savunmacı oyuncu istediğini gösteriyor.

    - gelelim en kritik, en tartışılan adam selçuk inan meselesi. orada nigel de jong veya hamit altıntop kullanılmaması durumu.
    tabi ki de jong hiç ara vermeden sezonu tamamlayarak geldi. haliyle sakatlık, hazır olma süreci geçirdi. yani şu ana kadar o niye oynamıyor denilmedi/denilemedi. selçuk yerine hamit mevzusu da rızık, sakat muhabbetlerinden oyuncuya olan tepkiden dolayı pek eleştiri radarına girmedi. ancak sonrası için de jong-tolga düşüncesi taraftarda/kamuoyunda hakim. son maçta* da selçuk yerine tolga çıkınca eleştirildi. sadece bu maç özelinde konuşmak gerekirse; selçuk henüz kart görmemişti tolga sarı kartlıydı. kaldı ki bu değişiklikten sonra selçuk'un hücuma yaklaştığını, biraz kıpırdandığını görmek mümkün. yeterli değil tabi.
    ancak selçuk'un onbirden kesilme meselesinde şöyle bir düşünce var. sevsek de sevmesek de, beğensek de beğenmesek de selçuk takım içinde lider konumunda. bunu antrenmanlar dahil, maç önceleri ve maç içinde oyuncular net bir şekilde gösteriyor. jor'un sahadaki aklı selçuk ve sneijder'dir. (lütfen kötü oynamasından filan bağımsız düşünelim.) futbolcular selçuk'a büyük saygı duyuyor. maç öncesi 5'e 2 antrenmanında bile selçuk ortada takımı yönlendiriyor. hocanın sahadaki aklından öyle kolay vazgeçmesi mümkün görünmüyor. tercihini de selçuk'u verimli kullanmak yönünde yapıyor. öyle ya da böyle sahada oyuncuların lider gördüğü isimlerin olmasında fayda var. tabi duran toplar meselesi de buna etken. işin bu kısmını beğenmeyebiliriz. eleştirebiliriz. ancak adaletli forma dağıtmadığını iddia etmek pek mümkün değil.

    - son olarak cılız bir eleştiri chedjou-hakan balta ikilisi.
    stoper konusunda sıkıntılarımız var elbette. burası tecrübe gerektiren, belki atletizm gerektiren, liderlik gerektiren bölge. hakan tecrübe açığını kapatıyor belki ama hocanın en istediği şey ayaklara hakim olmak. savunmadan oyunu iyi kurabilmek. chedjou da zaman zaman saçma hatalar yapsa da ayakları düzgün bir oyuncu. stoper mevkisi tercihleri alternatifler düşünüldüğünde çok da eleştirilmiyor zaten. serdar daha yeni sakatlıktan çıktı. semih de denge problemi yaşıyor. ayrıca ayakları düzgün değil.

    oyun anlayışıyla ilgili olarak;
    - çok pas yapıyoruz. ancak bunun verimliliği yok. pozisyona giremiyoruz.
    hocamızın da en rahatsız olduğu konu bu sanırım. her basın toplantısında da buna parmak basıyor. öncelikli olarak oyunu ele alalım da bu problemi hallederiz diye düşünüyor. ancak şimdilik bruma dışında aktif bir pozisyona girme stratejimiz yok. ancak bruma'nın tek başına taşıdığı maç sayısı arttıkça, savunmaların konsantrasyonunun oraya kaymasıyla diğer hücum silahlarımız efektif olabilir diye düşünüyorum. sneijder henüz kendisini bulamadı. bruma onun yeniden kendisini bulmasını sağlayacaktır. topu hızlı döndürmeye başladığımız zaman, hücum oyuncularımız da performansına ulaştığında bunlar aşılmayacak sorunlar değil. trabzon maçı* bunun göstergesi. rakipleri kendi sahasına hapsediyoruz. oyunu ele alıyoruz. eksik olanı da yaptığımız zaman çok güçlü bir oyunla rakipleri tarumar edebiliriz. zaten deplasmanlarda kontra atak silahlarımız var. yani her oyuna göre planımız bu kadro planlamasında mevcut.

    teknik meselelerde düşüncem budur. diğer durumlar için de taraftar ne kadar arkasında durursa gücü o kadar artacaktır. o zaman ne selçuk sorununda pasif kalır, ne de medyanın üzerine gelmesinde. bir tek işini düşünen adama da başarılı olmak yakışır.

    teşekkürler hocam ülkemin sporuna getirdiğin güzellikler için. eleştirilerle daha da büyüyeceksin inanıyorum!
  • 604
    kafaya şu diyeceklerimi takmış hoca:

    avrupa'da yokuz, elimizde sneijder, muslera, podolski var, ben bunlara sinan gümüş ve bruma da katarım..e daha selçuk var..transfer diye bağır bağır bağırıyorum, defansif orta saha ve forvet! (bu arada harbiden kendisi şu ana dek, otuz falan dedi sanırım..)
    alacağım bir şampiyonluk olsun be heyy!

    çok ışık gördüğüm teknik adam!
  • 1997
    kendisine desteğimiz azalıyorsa biz kötüyüz ve bize kötü insanlar müstahak demektir. sonuçlar ne olursa olsun kendisi takımımızın başında olmalı. şampiyonluk gelip geçer bize kendisi gibi iyi niyetli profesyonel birisi lazım. aynen devam hocam. sezon sonunda gülen kim olur bilmiyorum ama takımda hak etmeyen kimsenin kalmayacağını biliyorum. bu da bana yeter.
  • 2836
    klupten 1 tl para alamamis td. ama olsun o gitsin yerine bielsa veya magath vs gelicek. gerci gelselerde durum degismez. sene sonunda gonderirsin o ayri sonra alir hoca hatta simdiden on protokol yaparsin getirirsin basa. ama elde boyle kadro varken ve butce yokken he bide deli yonetim varken para harcayip yeni td getirmek mantikli degil. amk yeni td gelse sabri lahm semih maldini olacak sanki.

    ayni seyleri deneyip farkli sonuc almaya calismayalim onun yerine 1 sene kaybedip coplerden kurtulup tertemiz takim yapalim. ayni fatih terimin geldiginde yaptigi gibi. 2011-2012 sezonu.
App Store'dan indirin Google Play'den alın