• acil durum toplanma alanı olarak belirlenen 478 yerden 405’inin imara açıldığı medeniyetin başkenti!!!

    deprem vergilerini yol yapanların, toplanma alanlarına residans dikenlerin, acil yolları otopark yapanların 30 yıl yönettiği koca köy ve korkarım ki daha büyük bir depremin muhtemel koca mezarlığı.

    seni siyasal islamcıların insafına bırakmak insanlık tarihinin en büyük ayıplarından biridir ey istanbul.
  • karşı karşıya kaldığı tehlikeye karşı zerre kadar hazır olmayan şehir.

    bugünkü istanbul beklenen 7 üzeri şiddetindeki bir deprem ile karşılaşsa, depremde yaşanan kayıp depremden sonra yaşanana göre kuş kadar kalacaktır. şükür hiç bir can kaybının yaşanmadığı gündüz gerçekleşen 5.8'lik depremde bile gsm operatörlerinin patlaması, insanların yaşandığı panik, sığınacak yer bulanamaması yaşanacak o kötü günün çok kötü bir provası oldu.

    deprem gece, kış vakti kapıyı çalabilir. elektrik, su, haberleşme ve ulaşım ağı tamamen kopmuş olabilir. siz sağ salim sokağa indiğinizde adım adım işleyen bir planınız olmaz ise o dakika hırsızlık, yağma, talan başlayacak. kışın olursa çok yerde yangınlar yaşanacak ama oraya ulaşması gereken itfaiye hem kendi derdinde hem de yollar kapalı olacağından o binalar cayır cayır sönene kadar yanacak. bunu özellikle düzce depremini yaşayanlar bilir.

    istanbul normal bir şehir değil. 15 milyon insana aynı anda yardım ulaştırmak mümkün değil. eğer deprem bolu, ankara vs. başka bir şehirde olsa istanbul'dan gelecek kurtarma, güvenlik birimleri, barınma ve yiyecek yardımları o bölgeyi tek başına kurtarabilir ama diğer şehirlerin istanbul'u kurtarma şansı yok. 2 viyadük çökse karayolu alternatifiniz bile yok be babam. ne çıkarabilirsin ne biz girebiliriz. depremden sonraki ilk kritik saatlerde size yardım eli uzatması gerekenler uzatamazsa, bugüne kadar itin g.tüne sokulan toplanma alanlarına ulaşamayıp yardım alamazsanız, ailenizin ve kendinizin temel barınma, açlık ihtiyaçlarınızı karşılayamazsanız o dakika istanbul'un walking dead dizisinden farkı kalmayacak. toplanma alanı diye gidilen avm otoparklarında başta suriyeliler olmak üzere kötü niyetli insanlar g.tünüzü kesecek. istanbul normal gününde bile 20bin hırsızın sanki devlet memuruymuşçasına "hanım ben işe gidiyorum" diyerek sabah sokağa çıktığı bir şehir.

    daha bakın bunun içinde enkaz altında kalanlar, yardım bekleyenler yok. onların direkt üstünü örttüm. daracık sokağı olan, arabaların silme geçtiği yerlerde nasıl bir kurtarma aracı geçip de yardım ulaştıracak çok merak ediyorum. burası yalova değil. binaların %1'i yıkılsa 1500 bina eder. aynı anda yıldırım hızıyla 1500 enkaza nasıl yardım ulaştırabilirsin? üzelerek söylüyorum ki istanbul'da kurtarma çalışmaları ön planda olmayacak. çünkü hayatta kalanları bile düzenleyecek bir plan yok ortada.

    bugün ryan babel'in what's the emergency plan? sorusuna bizimkilerin mezarlık haritası atması da zaten bu tablonun özeti. büyük ihtimal ile kendisi bundan 25 yıl önce hollanda'da ilkokulunu okurken yangın, deprem, sel, fırtına onlarca tatbikata katıldı. yapması gerekenleri harfiyen biliyor. buraya gelince de saf gibi sormuş garibim. bilmiyor ki bizde fıtrat var, alın yazısı var. üstüne bir de şehitlik verdiler mi senden iyisi yok.

    benim iki temennim var. birincisi istanbul'da büyük bir deprem olmaması. beklentiler, sayılar veriler ne söylediğini kulak ardı ederek söylüyorum bunu ne istanbul ne türkiye kaldırabilir. bu filmin kaossuz bir sonu yok.

    bir diğer temennim ise deprem gerçeğiyle yüzleşilip istanbul'un dağıtılıp nüfusun 5 milyona indirilmesi. teşvikse teşvikle gönül al, vergiyse şehir vergisiyle zulm et ama ipsiz sapsızı, işsizi, emekliyi sivas'taki, trabzon'daki, siirt'teki, urfa'daki baba evine gönder. ha zaten gitmemekte diretilirse de o nüfusun öyle veya böyle 5 milyona inişini göreceğiz.

    edit: bu entryi girdikten sonra selim kotil'in zamanında yaptığı bir röportaj varmış onun bir anda popüler olduğunu gördüm. neredeyse kelimesine kadar aynı şeyleri söylemişiz. ben üzerime karamsar damgası yapıştırılmasın diye ister istemez içimdekileri biraz yumuşatmıştım. kendisi direk salmış.
    https://twitter.com/.../1177246691055099905
  • biri adaların açığında, biri florya tarafında, biri silivri açıklarında diğeri de onun daha batısında, şarköy açıklarının doğusunda olmak üzere dört tane saatli bombanın üzerinde oturmakta olan şehir. bu 4 fay hattı belirli periyodlarla 7 büyüklüğün üzerinde deprem üretmekte olup hem sayısal hem de ortalama olarak deprem üretme periyodunu doldurmuş durumdadır. buna bir de kuzey anadolu fay hattı üzerinde var olan deprem fırtınasını da eklersek 7.5 belki 8 büyüklüğünde bir depremi beklemek ne yazık ki gerçekçi bir tahmin olacaktır.

    26 eylül 2019 tarihinde yaşanan 6.0 büyüklüğünde bir depremde bile hissedilen sarsıntı, yaşanan panik, trafikte yaşanan yoğunluk ve iletişim hatlarının çökmesi bundan 1800 kat daha şiddetli olacak 7.2 büyüklüğünde bir depremde yaşanması beklenenlere dair çok acı bir demo olmuştur.

    7.4 ve 7.2'lik 1999 depremlerini çok az hasarlarla atlatıp, kendisine oranla birkaç ilçe büyüklüğünde olan yıkılan kentlerin imdadına koşmuştu. o derece bir yıkımdan sonra türkiye'nin neresinin istanbul'a yetebileceği çok ciddi bir merak konusudur...

    herşeyinin merkezini ve nüfusunun 5'te 1'ini buraya yığan türkiye'nin yaşanması kesin sadece tarihi belli olmayan bu depremden sonra yaşayacakları ise apayrı bir konudur..

    (bkz: allah yardımcımız olsun)
  • jeofizik muhendisligi okumus biri olarak, korkutmus olmak istemesem de belirtmekte fayda buluyorum; ki ufak depremler buyuk depremin enerjisini bosaltmaz. aksine buyuk depremin tetiklenmesine yardimci olur.

    fay dedigimiz sey zaten kırık/çatlak demek. ve depremler, tektonik plakalarda olusan bu catlaklardan dolayi, o tektonik plakanin yerini bulmak, yani kendi zeminine oturmak icin hareketlenmesiyle olusuyor.

    fizikten de bildiginiz gibi, iki turlu enerji var. potansiyel ve kinetik enerji. tektonik plakalarin buyuklugu muazzam seviyede oldugu icin, sahip olduklari potansiyel enerji de muazzam seviyede oluyor. ve ufak depremler, bu muazzam seviyedeki potansiyel enerjiyi tetikleyen cok onemli faktorler.

    ufak depremleri su sekilde degerlendirin. koca bir sehir buyuklugunde tektonik plakanin altindaki ufak catlak ve kiriklar, o tektonik plakanin altinda bosluklar olusturuyor ve bu bosluklari doldurmak, kendi zeminine oturmak icin, ana fayin oldugu taraftan harekete geciyor ve potansiyel enerji kinetik enerjiye donuserek enerji bosalimina yoneliyor.

    velhasil, panik havasi olusmasin; ama cok dikkatli olunmasinda fayda var.

    edit: tektonik plakalarin hareketleri 3'e ayrilir. öncü deprem, ana deprem, artçı deprem. yukarida belirttigim gibi, ana depremin enerjisi, öncü (ufak ama sık sık) depremlerin olusturdugu kinetik enerji ile tetiklenir ve ana deprem meydana gelir. sonrasi da ise, buyuk bir kirilmayla yerine oturan tektonik plaka, artçı (ufak ama sık sık) depremlerle tam olarak yerini bulmaya calisir.

    soru geldi editi: depremin buyuklugunun, yikici etkiye sahip olup olmadigi konusunda cok farkli etmenler var. ama genel kani; 7.0'dan kucuk depremlerin yikici etkiye sahip olmadigi yonunde.

    0-4.9 kucuk buyuklukte deprem
    5-6.9 orta buyuk
    7.0> buyuk deprem

    depremin olusturdugu sismik dalganin frekansina gore, 4.5 buyuklugundeki bir deprem de yikici etkiye sahip olabilir pek tabii.

    frekans dedigimiz sey cok ibnelik barindiran bir mevzu.

    mesela köprulerde askeri gecit torenlerine filan izin verilmez. cunku askerler rap rap, ayni ayakla ayni tempoda yururler. bu aynilik, ayni frekansta ufak da olsa sismik dalgalar olusturur demek.

    ve olusturduklari bu sismik dalganin frekansi, koprunun yapisinda baz alinan frekans araliginda bir noktaya denk gelirse, sivilasma noktasi denilen frekanstir bu, 1000 tane askerin rap rap yurumesiyle olusturdugu sismik dalga bile kopruyu yikmaya yeterli olur.
  • burak yılmaz'in otobüs şoförü ile kavgasından dolayı bir iki kelam yazmak istedim.
    bu şehir zıvanadan, kontrolden çıkmıştır. yüz ölçümü küçük, yayılması kısıtlı bir şehir. aynı zamanda dünya'nın en eski şehirlerden birisi. bırak 20 milyon insanı 10 milyon insanı bile kaldırmaz. yukarısı orman, aşağısı deniz, sağı solu boğaz vs. bu yüzden imkanlar kısıtlı. mesela 5 şeritli yol yapayım desen yapamazsın. iki semt arası metro yapayım desen yıllarca milyonlarca insan çile çekecek. dünya'nın en güzel şehri şiştikçe şişiyor, yollar, altyapılar yetmiyor, güvenlik zafiyeti çok büyük, ulaşım insanı çıldırtıyor ve hala akın akın insanlar istanbul'a geliyor yaşamak için. arabayı park edecek yer ararken bir bakmışsın ilçeden çıkmışsın. iki şeritli yolu olan yere 40 katlı gökdelenler dikiliyor. en büyük projeler bile kısa bir süre sonra bir işe yaramıyor. 10 tane geçit de yapsan birkaç yıl sonra hepsi tıkanmaya başlayacak. dünya'nın en güzel şehri dolmuş taşmış bile.

    uzun lafın kısası mümkünse başka bir şehirden gelip bu şehre hiç yerleşmeye kalkmayın. galatasaray'dan başka keyif veren bir şey yoktu ona da passolig yüzünden gidemiyorum yıllardır.
  • en az 20 milyon kişinin yaşadığı şehir depreme hiç hazır değil. olası 7-8 şiddetinde bir deprem de uzmanlar çok büyük can ve mal kaybı bekliyor. bunca bilimsel veriye rağmen hala deprem toplanma alanlarını avm, rezidans yapma derdindeyiz. evlerin güçlendirilmesi,insanlara deprem bilinci oluşturulması gibi birçok konu 99 depreminden bu yana sözde kaldı.
  • bundan sonra her yağmurda sel tehlikesi olan 20 milyonluk şehir! yağmur, toprağa karışır. karışamayınca sel olur. istanbul'da toprak kalmadı. heryer asfalt. heryer beton. heryer bina. şu an istanbul'da bulunan tüm ağaçlara, ufak tefek parklara, hatta elde kalan ormanlarına bile bina dikmek için göz koyan müteahhitler var. hiç uğruna gezi parkına, göz dikenler tarafından yönetilen bir ülke için bunlar artık şaşırtıcı değil.

    bunlar iyi günlerimiz. çünkü rakamlar ortada. 20 milyona yetecek yeşil alan, ağaç, orman yok istanbul'da. ve bu sorun için harekete geçen yok. ağaçlar kesilmeye, ormanlar yok olmaya, binalar dikilmeye devam ediyor! yani istanbul sona yaklaşıyor! istanbul, doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir şehir. ve bu uzanış şehrin kurulduğu gün, güneyinde marmara kıyılarında başlamış. ve günümüze uzanan süreçte, kuzeye doğru yükselmeye ağaçları keserek, ormanları yok ederek, binaları dikerek devam ediyorlar.

    yol göçü çağırır. üçüncü köprü ve kanalistanbul gibi yollar etrafında planlı, plansız(!) kitleleri istanbul'a çekmeye ne yazık ki devam edecek. üçüncü köprü ve kanalistanbul gibi yollar yapılsın, yapılmasın demiyorum. o ayrı konu. ama bilime ve akla bağlı kalarak. siyasi çıkarlar uğruna, göçlerle gelecek eğitimsiz iş gücünden oluşacak nüfustan oy toplamak için değil! bir şehrin nüfusu 20 milyon da olur, 30 milyon da. ama sorun şu ki; bugün istanbul, 20 milyonluk bir şehri yönetebilecek kişiler tarafından yönetilmiyor.

    kaldı ki istanbul, bugün 20 milyonun su, hava, toprak gibi doğal kaynaklarını tüketmesinden dolayı can çekişiyor. bu doğal kaynakları tekrar kazanmanın tek yolu; o binaları yıkıp, beton ve asfaltların altındaki toprağa ağaçlar dikerek, ormanlar yapmaktır. aksi takdirde... sel yapar cezalandırır. deprem yapar. o binaları başınıza yıkar. doğa, insandan güçlüdür. ve insan onu bu şekilde kızdırmaya devam ederse... doğa bunu yanınıza bırakmaz.

    iyisi mi siz bundan sonra istanbul'da yağmur yağdığı zaman, şemsiyenin yanında kürek ve botunuzu da alın. olmadı belediyenin yağmurlu günler için kiralayacağı, gondollar için şimdiden rezervasyonunuzu yaptırın. eskiden sadece dere yataklarında sel olurdu. şimdi ise bu risk yağmurun şiddetli olduğu her yer için geçerli.

    ilginizi çekeceğine inanıyorum: https://www.youtube.com/watch?v=maEcPKBXV0M
  • dün büyük depremin fragmanını gördük. düşündüğümüz gibi hiçbir önlem yok. temennim depremin olmaması. yapılması gereken şehrin sahil kesimini tamamen kuzeye kaydırmaktı. yirmi yılda bu olurdu ama yapılmadı tabi. şimdi en kötü senaryoda can kaybı ve mal kaybını karşılamamız mümkün değil. bağımsızlığımızı bile kaybedebiliriz bir çok kişinin söylediği gibi.
  • inanılmaz bir şekilde kaderini bekleyen şehir. inanılmaz olan kısmı, 1999 depreminden beri neredeyse hiç bir hazırlığın yapılmamış olması. avcılar hakkında yapılmış bu açıklama beni dehşete düşürdü, diğer ilçeler ne durumda acaba? devlet vergiler topladı, belediyeler gelirler elde etti; nerede kullanıldı bu paralar?

    --- alıntı ---

    “oranın (avcılar) danışmanlığını yapıyorum. derhal kentsel dönüşüme geçilmesi lazım. durduk yerde yarısı yıkılabilecek halde yapılar yar. binalar yamuk hemen görürsünüz. bakırköy veya avcılar arasında depremi hissetme arasında büyük fark var. bunun için araştırmalar yaptık, uyardık. dönüşüme avcılar’dan başlarlarsa iyi ederler”

    jeofizik uzmanı dr. oğuz gündoğdu

    https://www.mynet.com/...kiliyor-110105921107

    --- alıntı ---
  • ülke ile tek bağım olan galatasaray'ın olduğu şehir.
    diğer taraftan bir sakini olarak ben bu anları 2014 yılında ankara'da yaşadım.
    gece mansur yavaş kazandı diye uyuduk sabah kalktık i.melih kazanmıştı.
    bu entry'nin girildiği saatlerde binali, partili cumhurbaşkanının bakanları ve daha önemlisi süleyman ile toplantı yapılmakta.
    tıpkı 2014 yılında efkan ala'nın gece 3'de yaptığı toplantı gibi...
    sandıkları terk etmeyin.