• 1
    eksik tanıtılan ve haliyle eksik bilinen bir yazar.şöyle ki efendim kendisi vefatından kısa bir süre önce* şu lafları etmiştir: türkiye'deki bütün şampiyonluk rekorları fenerbahçe'nin elinden uçmuştur. ne kalmıştır isminden başka bu vatanda... başka takımlar uefa kupası'nı, süper kupa'yı müzelerine götürmüş iken, yerli tenekelerle çocuğu nasıl fenerbahçeli yaparsınız ...

  • 2
    selçuk yula ya benzetilmesinden dolayı kemiklerinn sızladığını düşündüğüm spor yazarı. yazılarında yula denen şahsiyetin aksine 'galatasaray' kelimesini sadece elde ettiği başarılar için ağzına alan, edebi ruhlu sayılı futbol yazarlarımızdan birisiydi.
    ben de şöyle bir yazısını okumuştum : *
    fenerbahçe nin büyüklüğü bizim gönlümüzdeki büyüklüğüdür. tarihteki büyüklük için avrupa da kupa kaldırmak gerekir.
    işte böyle bir yazardı rahmetli..
  • 5
    --- alinti ---

    fenerbahçe taraftarındaki öfkenin ve hazımsızlığın tohumlarını aziz yıldırım'dan seneler önce atmış, fenerbahçe yenilmez bu formayla dalga geçilmez temalı yazısında ırkçılığın ve nefretin en nadide örneklerini aşağıdaki şekliyle sergilemiş merhum futbol yazarı.

    ne demiş bir kez daha anımsayalım:

    "fakat o galata kulesi dibi eski yahudi kılıklı eskiciye benzeyen, her maçtan önce guya galatasaray'ı ışıtan hamamcı görevini üstlenen alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken hangi top ilim ve irfanına sığınarak eli ile fenerbahçe tribünlerine "beş...beş..." işareti yapıiyordu."

    not: bir insanın şu an yaşamıyor olması yaşarken yaptığı yanlışları anlatmamıza ve anımsamamıza engel değildir, kimse kusuruma bakmasın ama bahsettiği kişiye hakaret etmek için "yahudi" diyen bir insan benim gözümde ırkçıdır ve merhum da olsa saygı duymam.
    (koca tembel, 20.06.2009 17:29)

    --- alinti ---
  • 6
    "kişi serseriliğine hürmetim var" veciz sözünün sahibi müthiş yazar. selçuk yula'yla kıyaslanması bir hezeyandan başka bir şey değildir. "fenerbahçe büyüklüğü ne kupa büyüklüğü ne de şampiyonluk büyüklüğüdür.fenerbahçe büyüklüğü öyle bir büyüklüktür ki,adı konamaz" cümleleriyle dalga geçmek de yersizdir. galatasaray'ın büyüklüğünün adı var mı? süper kupa vs. olmasa galatasaray yine büyük olmayacak mıdır?

    kendisi son derece eksik ve yanlış tanınmıştır. herşey sağ bekin lahana dolması yemesiyle başladı ve futbolun ölümü adı altında yazıları iletişim yayınları'nca basılmıştır. tanıl bora'nın yaptığı alıntıyla bir örnek de verelim ki tam olsun:

    "eh, metin oktay da yeşilaycı değildi, biliyorsunuz. onun sadık sofra arkadaşlarından islâm çupi, 14 haziran 1973'te tercüman'da, bir başka 'alkollü' futbolcu için şunları yazmış: 'futbol oynarken bir çay bardağı bira ile feleğini şaşıran, türk sahalarının en büyük emekçisi şeref, şimdi bir oturuşta bir şişe viskiyi yuvarlıyormuş. bir büyük değere alkolik demek kolay. araştırdın mı şeref'i değiştiren sebepleri. ya adam 35'ten sonra futbol için bu kadar koşmanın anlamsızlığını fark etmişse. ya adam özel bir genç zevklerinin hepsine karşılık futbolun verdiklerini bir kantara çıkarıp bu büyük enayiliğinin farkına varmışsa. oturup bakırköy'deki parmaklıkların arkasından futbol topuna 'yıllarımı geri ver' diye bağıracak değil ya...""
  • 13
    fenerbahce hakkında yazdıgı bir yazıyla * sabahın 4 ünde asılmış yüzümü güldürmeyi başarmıştır. fenerbahce cumhuriyeti adı altında utopik kavramlarla olmayan büyüklüğü tanımlamaya çalışmış, ve aynı düşlemsel kavramla futbolun ve hatta insanlığın varoluşunu buna bağlamayı becerdiği gibi büyüklüklerini şampiyonlukların ve kupaların dışında bi yerlerde degerlendirmeye calışmış ama kendisi de bulamadığı için bu fevkalade yazıyı belirsizlikle noktalamıştır. kendisi merhum oldugu icin hakkında da pek iyi düşüncelere sahip olmadığım için daha fazla uzatmadan malum yazıya gecelim;

    "türkiye'de fenerbahce cumhuriyeti sağlıklı, başarılı ve ilkse bu ülkede herşey mutlu ve huzurludur. esnafın yüzü güler, parekendeci ve toptancıların tezgahında mal kalmaz. tiyatrolar, sinemalar, sazlar, barlar ve meyhaneler doludur. stadlar türkiye'nin her yerinde silme doludur. fenerbahçe gittiği her kente kendi ile birlikte büyük bereketini götürür. fenerbahce cumhuriyeti ortada yoksa türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur. canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre yaşayan yer olmaktan cıkıp mezarlık olur. onun içindir ki...

    fenerbahce büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü ne kupa büyüklüğüdür. onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte. adı konamaz.*"
  • 17
    kendisi başarıyı kupalarla değil de ekonomik kalkınmışlık ile, refah düzeyi ile ölçüyorsa keşke ekonomi yazarı olsaymış dedirtendir. ayrıca bu yazı kaleme alındığındaki ekonomik koşullar ne kadar iyiymiş ki bunu fenerbahçenin başarısı zannetmiş. tıpkı staddaki 55 bin kişinin aynı anda şampiyon olduklarını zannetmeleri gibi. ne kadar ironik...

    (bkz: fenerlilerin herşeyi yanlış anlamaları)
  • 18
    fenerbhaçesini saf ve candan duygularla sevdiğini düşündüğüm spor yazarıdır. özellikle spor yazarıdır diyorum çünkü günümüzde takım taraftarları yerine sadece spor yazarları şu yazıyı yazabilir.
    http://2.bp.blogspot.com/...00-h/%C3%A7upigs.JPG

    o çok sevdiği fenerbahçesi, şu an türk futbol tarihinin en aşağılık suçuyla yargılanıyor ve delillerin gösterdiği üzere en aşağılık cezalardan birini alacak. ve en acısı fenerbahçeyi safça ve temiz duygularıyla seven kensinin sözleriyle, düştüğü aşağılık durumu örtmeye çalışıyor.
  • 21
    gözümde rambo okan denen dallamadan çokta farkı yoktur. evet farkındayım biraz ağır oldu ama öyle. ha illa bir fark söyle derseniz rambodan daha iyi saçmalayabildiği aşikardır derim. "fenerbahçe büyüklüğü..." ile başlayan ve saçmalığın daniskası olan o laf ise fenerden bir sik olamayacağını ta o zamandan görmesi ve "lan dur ben buna bir kılıf uydurayım" demesi ile ortaya çıkmıştır. fenerlilerin biricik avuntusudur, storlara koşma nedenidir, ikinci olup timsaha bağlama sebebidir. işte böyle bir güruhun yarattığı fenomendir islam çupi.
  • 22
    iyi ki bu günleri göremeden vefat etmiş yoksa vefatı bugünlere rast gelecekti*. ayrıca ölmüş adamın arkasından sallamak ayıptır, bize yakışmaz. mesele ölmüş olanın sadece iyi yönleriyle hatırlanması tabusu değil mesele ölülerin kendini savunamayacak olmasıdır. ne demek rambo okanla aynı sınıf. ne demek selçuk yuladan farkı yok. sizin bu arkasından salladığınız adam metin oktayın yakın dostudur. klavye ishali dediğiniz adamın tuttuğu kalemle yazılmış fikirler hala ayaktadır kaç tane kitaba konu olmuştur. saçmalık dediğiniz sözleri her gün biz de galatasarayımız için kullanıyoruz. nedir yani istediğiniz? bize cincon diyen andavallardan mı toplansın bütün fener taraftarları? sırf fenerbahçeli diye bu kadar değerli bir kişi bu haksız saldırılara maruz kalmamalı. keşke en az taraftar bizde olsa da hepsi islam baba gibi olsa. mesela boş konuşan her 100 kişi yerine sağduyulu bir tek taraftarımız olsa...*
  • 23
    ekinlerin fenerle yeşereceğini, tomurcukların fenerle açacağını, bolluk ve bereket tanrısının fenerios olduğunu zanneden bir müfritten başkası değildir. adı konmamış hiç bir büyüklük yoktur efendiler. o ölçülemez büyüklüğün ne olduğunu sahalarda, çok büyük markaların formaları içinde bir vesleyle göğe doğru konuşan, istavroz çıkaran veya secde eden futbolcular bizlere yeterince tarif eder. bu sözde büyük ustanın farkında olmadan çoğumuza öğrettiği şudur esasında: ifrat iyi bir şey değildir ve eninde sonunda taşşak malzemesi olur.
    ayrıca metin oktay'ın futboldan erken kopmasına sebep olan fenerli akıl hocasıdır.
    ilaveten; azizgillerden birileri öldüğünde rahmet okuyacağımızı düşünenler varsa fena halde yanılırlar.
  • 24
    --- alıntı ---

    benim çocukluğumda istanbul’un, insanı fenerbahçeli yapmak için bir sürü gerekçesi ve cazibesi vardı. istanbul 1940 yıllarında 600 bin nüfuslu göğü ve denizi masmavi, futbol oynanacak arsası pek çok, havası tertemiz, ulaşımın tamamı tramvay ve vapurlarla yapılan, insanları medeni, kutu gibi bir şehirdi.
    fenerbahçe benim çocukluğumda futbolda tekniği öncelikli mahalle bızdıklarının gözdesi idi. cihat arman, esat kaner, fikret kırcan, naci bastoncu süper teknikleri ile gece rüyalarımızı bile süsler, atletizmde balkan şampiyonu olan melih kotanca futbolda ilk saydıklarım kadar flaş olmasa bile top oynadığı ve leblebi gibi goller attığı için bizlerce fenerbahçe’nin ikinci kahramanı olarak yorumlanırdı.
    fenerbahçe o zamanlar şampiyonluk rekorunu en fazla elinde bulundurduğu için sevilirdi. fenerbahçe milli takıma en çok futbolcu verdiği, milli takımda en çok gol atan futbolcular fenerbahçeli olduğu için sevilirdi. topkapı’da oturmama rağmen denizi, kadıköy’ü ve fenerbahçe stadı ile kulübünün bağlık bahçelik köşklü bir yerde olmasını ben kendimce çok aristokrat ve ayrıcalıklı bulduğum için ayrı bir sevgi sebebi diye o semtler bozuluncaya kadar aklımda ve gönlümde tutmuşumdur. fenerbahçe’nin bir de işgal yıllarında istanbul halkına futbolla verdiği bir mutluluk vardı. bütün müstevli takımlarını sahada yenmiş ve bu moral bakımından kırık halkın dinamiği olmuştur.
    delikanlılığımızın en görkemli günlerinde fenerbahçe idmanlarına cihat arman, selahattin torkal, halil özyazıcı, erol keskin ve mehmet ali has ile aynı vapurda gitmenin heyecanı şu gün bile yüreğimin en zengin vuruşudur. kadıköy vapur iskelesinden indikten sonra o tüm zamanların en büyük futbolcusu lefter’in adadan gelişini beklemek ve onunla birlikte kadıköy toprağında birkaç adım atma hangi futbol hazzı ile değişilebilirdi. o can bartu ile birol pekel’in çocuk halleriyle bahariye’deki arsa top şeytanlıklarını seyretmek, hangi stad filmi ile değiştirilebilirdi?
    şu ihtiyar yaşımda şimdi düşünüyorum. 1990 yılından sonra istanbul mahallelerinde çocuklar niye fenerbahçe’yi tutsunlar, niye fenerbahçeli olsunlar diye... fenerbahçe’nin ne türkiye’de saha tarihi olan, o yerden ayağa paslı dantel örer gibi oyun şekli kalmış, ne de en teknik adamların o çatı altında toplanacak niyetleri. fenerbahçe artık ne milli takıma en fazla oyuncu veren takımdır, ne o takıma gol kralını veren ekiptir. türkiye’deki bütün şampiyonluk rekorları fenerbahçe’nin elinden uçmuştur. ne kalmıştır isminden başka bu vatanda...
    başka takımlar uefa kupası’nı, süper kupa’yı müzelerine götürmüş iken, yerli tenekelerle çocuğu nasıl fenerbahçeli yaparsınız artık...

    http://www.milliyet.com.tr/.../21/spor/afbcup.html

    --- alıntı ---

    kendisinin bir sözü var ya başarı kupayla ölçülmez tarzı bir şey. üstüne de fenerbahçe öyle büyük ki falan diye gidiyor. bu yazıda bilinçaltını dökmüştür kendisi. yeni gördüm bu yazısını. belki bu vasıtayla burada da yeni gören arkadaşlarımız çıkacaktır benim gibi. bu yazıyı okuyun, okutun. bu yazının üzerine birkaç şey söylemek istiyorum...

    bu yazıdan da anlaşılacağı üzere kendisi "başarı kupa ile ölçülmez" demesine rağmen fenerbahçe'nin o zamanlar çok kupası olması sebebiyle fenerbahçeli olmuştur. ayrıca... galatasaray'ın türkiye ve dünyaya damgasını vurduğu 2000'li yıllarda da ne denli bir ruh halinde olduğunu anlayabiliyoruz. yazısı kasım 2000 tarihli olduğu için daha da belirgindir nasıl bir ruh halinde yazdığı. malum sözünü* ne zaman söylediğini bilmiyorum bilen arkadaşlar varsa bilgilendirsin beni. tahminimce 2000 yılından sonra söyledi o sözü. ve o sözü neden söylediği de bu yazıda apaçık ortada.

    hani sözünde der ya fenerbahçe büyüklüğü kupa büyüklüğü değildir evet değildir çünkü kupa olarak fenerbahçe'den daha büyük takım vardır. evet fenerbahçe büyüklüğü şampiyonluk büyüklüğü değildir 1 şikeli şampiyonluğu dışarıda bırakırsak fenerbahçe'den daha çok şampiyon olmuş bir takım vardır bu ülkede. onun büyüklüğü enteresan bir büyüklüktür o konuda haklıdır kendisi.

    kendisi aşırı romantiktir ve gerçeklikten uzaktır. yazıktır ki bu romantizmini bir gerçeklik gibi söylüyor fenerbahçe. bu yazı aslında önemlidir hatta çok önemlidir. bu yazıda bir fenerbahçelinin bilinçaltını görmekteyiz.