• 1
    sözlükte çok fazla yazarın benimseyip, kullanmakta ve diğer yazarları rencide etmekte bir sakınca görmediği sözlükten soğutan sinir bozucu ifade. riera aldığı yıllık ücrete karşın gösterdiği performansı eleştirirsin cevap hemen hazırdır: '' iki bileklik alıp takıma katkı yaptığını düşünenlere dert olmuş futbolcu. '' baros'un performansı çok düştü ayakta durmakta zorlanıyor dersin. '' gsstore'dan iki bileklik aldı diye krala ve aldığı paraya bile dil uzatanlar olmuş. ''

    hiç düşünmediler mi acaba bu adam yeni sezon forma parasını çıkartabiliyor mu, onu alacak kadar kenara para koyabildi mi vs. ? kendi açımdan konuşmak gerekirse ilk orijinal formama 2011 yazında 19 yaşındayken sahip oldum. o da istanbul'da polislik yapan abimin hediyesi ve adidas'ta satılan 2009-2010 sezonuna ait indirime girmiş 2288 mor formaydı. galatasaray kulübüne katkı(!) yapmamı sağlayan ikinci ürün ise yine abimin bu yaz doğum günü hediyesi olarak bana aldığı şu üründü http://www.gsstore.org/urunDetay.asp?urunID=18935 *

    seka'da çalışan bir işçinin oğluydum ve şehir merkezine 10 kilometre mesafede oturuyorduk ilkokula giderken. o zamanki en büyük hediyem en sevindiğim şey babamın sırf ben ve abim zırlıyoruz diye arkadaşlarıyla zoraki vardiya değişip şehir merkezinde cine5 yayını olan cafelerde izlediğim borussia dortmund, mallorca ve leeds united maçlarıydı. o yıllarda da arif'in 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı'nda kaçırdığı gole veya emre'nin leeds united ikinci maçında gördüğü kırmızıya kızardık ama hiç düşünmezdik kulübe kaç lira katkı yaptık da arif'e emre'ye kızma hakkımız var diye(!)
  • 2
    hani " endüstriyel futbola karşıyız " söylemi varya; işte bu başlık o söylemin " bana göre " vücut bulmuş halidir.

    tamam elimizden geldiğince galatasarayımıza katkıda bulunalım, korsandan kaçınalım ama tek bir şey vardır unutulmaması gereken baba gündüz' ün de dediği gibi; " galatasaray bir his takımıdır, renklerine aşık, birbirlerini seven futbolcuların takımıdır "

    bu başlığı okuyunca aklıma ilk gelen de mardinli keyta oldu. sen ne güzel bir insansın sahiden be güzel kardeşim.

    ne güzel de yazmış semku kardeşim: " o yıllarda da arif'in 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı'nda kaçırdığı gole veya emre'nin leeds united ikinci maçında gördüğü kırmızıya kızardık ama hiç düşünmezdik kulübe kaç lira katkı yaptık da arif'e emre'ye kızma hakkımız var diye(!) "
  • 3
    eleştiriden ziyade bokunu çıkartıp ,kabaca ifade etmek gerekirse bi s.k beğenmeyen şahısların turemesi ile ortaya çıkmış olan cumledir kendileri.

    malesef çokça kurunun yanında yaşı da yakar olmuş, kimi zaman çayı kahveyi alıp gazete okur gibi okunan eleştiri boyutunda ki on numara analizlere dahi yakıştırılır olmuştur.

    fakat kendisini ortaya çıkaran, misalen selçuk'u eboue'yi dahi ilk geldiklerinde hunharca eleştiren skor-transfer taraftarına da bundan alası yakışmamaktadır.
  • 4
    ne yapalım futbolcu mu alalım kulübe anasını satayım. bu cümleyi kuran zat tahminen yönetici veyahut onun gibi bişey bu nedir arkadaş ya ? bunu söyleyen galatasaraylı mıdır? neye dayanarak söylemiştir merak ediyorum. ulan şehirde gsstore yok tır gelsin ne alabilirsem alırım , bir mağazada göreyim kulübün lisanslı ürününü alırım ne alabilirsem o an cebimde ne varsa... hadi diyelim 2 bileklik aldım o 2 bilekliği tek ben mi alıyorum onlarca binlerce galatasaraylı alıyor öyle çığ gibi büyüyüp kulübün kasasına para giriyor... devam devam böyle bunu da söylediniz ya devam.
  • 6
    sporcuları veya yöneticileri eleştirmek için onların maaşını veriyor olmamız gerekiyor veya takıma para aktarmıyorsan kuru sevgin varsa eleştiremezsin demenin ayarsız söylenişi. benim kuru sevgim formadanda, kombinedende, bilekliktende üstündür.

    kombinem var, gs bonusum var, her sene lisanslı forma alıyorum, yeni doğan yeğen, arkadaş çocuğu hepsine store'dan hediye alırım, evde atkı koyacak yer kalmadı, şampiyonluk ürünlerinin çoğunu aldım; bu kadar para aktarmışım benim durumum nedir bir yorum getirsin bu sözü söyleyen ne kadar eleştirmeye hakkım var acaba merak ettim.
  • 7
    atıp tutmaktan kasıt eleştiri yapmak ise bileklik almama bile gerek yok şeklinde cevap verilebilecek cümlecik.

    kombinen var diye hayatında hiç maça gitmemiş ığdırlı dayıdan daha mı galatasaraylısın? kulübe maddi olarak daha çok katkı sağlayan, kulübe üye olan, etkinliklere katılan vs. yöneticiler, genel kurul üyeleri bizlerden daha mı galatasaraylı?

    eleştirmeyi de geçer dibine vururum.
  • 8
    galatasaraylılığa sığmayan cümledir. mümkünse bu cümleyi kuran kişiyle hiç karşılaşmayayım, karşıma galatasaraylıyım diye çıkmasın. kendisine sorarım; acaba galatasaray ruhu parayla mı ölçülüyor? ya da düşünce özgürlüğüne kendi mi karar veriyor? eminim ki bu sözlükte daha store'lardan alış veriş yapmayan insanlar vardır. zaten her ilimizde store yok, tır da gönderilmiyor. maddi durumu olsa dahi bu durumlardan dolayı ürün sahibi olmayan insanlar var. ama zaten galatasaraylılık bunla değil izlediği her maçla beynine kaydettiği saniyelerle ölçülür. o an ki heyecanla ölçülür. milli takımda bir galatasaray oyuncusu gol attı diye seviniyorsa; bunla ölçülür. benim de bir sürü store eşyam olabilir isterse 100lerce olsun, eğer ben de bir gün bu cümleleri kuran holigana dönüşürsem yazıklar olsun bana! *
  • 9
    "ben cebimdeki parayı son kuruşuna kadar o bileklikleri almak için kullandım. ya sen cebindeki parayı ne yaptın?" diyerek cevap verilmesi gereken cümledir. herkesin gücü forma almaya, kombine almaya, maça gitmeye yetmeyebilir. ama içindeki galatasaray sevgisinden dolayı cebinde o an ne varsa onunla galatasaray'a yararlı olmak ister. zira öğrenciyken adana'ya gelen gsstore tırından cüzdan almıştım cebimdeki para ile. iş hayatına atıldıktan sonra da şükür orjinal bir formamız oldu. sanki memleketin dört bir yanı zenginlerle dolu. töbe yarabbim.
  • 10
    duygusal bir başlık olmakla birlikte, insanların galatasaraylılığını ölçmeye çalışan insanların sıkça ve nedenini bilmediğim şekilde her yerde söylediği sözlerden biri. böyle bir tartışmanın hiç bir zaman tarafı olmadım, inşallah olmam. çünkü bana biri böyle dese cevabım buraya yazamayacağım kadar ağır olur.
  • 12
    bu başlıkta ele alınması gereken iki bileklik değil de, atıp tutma kısmı olmalıydı. bizler galatasaray spor kulübünün taraftarıyız. her ne kadar bazen taraftarlığı futbol takımı taraftarlığı düzeyine kadar indirgesekte galatasaray bir spor kulübüdür. profesyonel ve amatör olmak üzere onlarca branşı vardır. bu branşların desteklenmesi sponsorlardan gelecek maddi kaynağın yanı sıra, en büyük sponsor olan taraftarlardan gelecek maddi kaynağa da bağlıdır. onun için mümkün olduğunca, kendi maddi imkanlarınız ölçüsünde galatasaray store'dan alışverişinizi yapın, gsmobile kullanın, galatasaray dergisi'ne abone olun, gsbonus kullanın v.b.

    mesajımızı verdiğimize göre gelelim asıl meseleye. muhtemelen bu sözü söyleyenler de şöyle bir savunma argümanı
    geliştirebilirler doğal olarak. tabii ki kimse kimsenin galatasaray'a olan sevdasını maddiyatla ölçmez. sevda adı üstünde maneviyat duygusudur.
    bu önermede ele alınması gereken atıp tutma kısmı muhtemelen şöyle bir şeydir. bu atıp tutma'yı gerçekleştiren taraftar profili en çok transfer döneminde, klavye delikanlısı olarak karşımıza çıkmaktadır. şöyle ki; taraftarı olduğu kulübün yönetiminden, hocasından dünyanın en iyi futbolcusunu/ futbolcularını, sporcusunu kulübe kazandırmasını isterken, dünyada ki en büyük nakit akışının döndüğü piyasalardan biri olan futbol piyasasının bedava döndüğünü zannetmektedir. keza o futbolcu, küçüklüğünden beri hayran olduğu o renklere sırf forma aşkıyla gelmektedir zaten. feda yapıyordur muhtemelen.

    transfer dönemi ve sezon açılışlarına denk gelen zamanlarda da şu tür diyaloglar çok fazla dillendirilmektedir.
    konuşma iki taraftar arasında geçmektedir.

    - ya bu yönetim tırt çıktı, bak rakip, milyon dolarlar harcayıp x futbolcuyu getirdi, bizimkiler para yok deyip yerinde sayıyor.
    - bula bula afrika'nın balta girmemiş ormanlarından adı uzun kendi kısa bu futbolcuyu mu bulmuşlar.
    muhtemelen sezonun ilk maçından sonra şöyle devam eder;
    - bak oğlum ben dememiş miydim, bu yeni transfer de tırt çıktı. ben böyle yönetimin de, hocanın da...

    kimse kimseye takımını, futbolcunu, sporcunu eleştirme diyemez. bunu takımına yaptığın maddi katkı üzerinden de sınırlayamaz. ama şöyle bir gerçek var ki, eğer taraftarı olduğun takımda en iyilerin olmasını istiyorsan, maddi imkanların ölçüsünde elini biraz cebine atacaksın. sen yapmazsan, ben yapmazsam o katkıyı, bu kulüp sıradan adamlarla, sıradan kulüpler gibi yönetilir. bir de bu açıdan bakmak lazım olaya.
  • 13
    çok yakınlarda bu konuyla ilgili şiddetli bir tartışma yaşadığımdan, düşüncelerimi sıcağı sıcağına yazayım..

    şimdi bir defa iki tane bileklik aldın diye atıp tutamazsın diyen arkadaşların bunu maddi durumu kötü, forma alacak veya maça gidebilecek durumu olmayan arkadaşlara söylediklerini sanmıyorum, sanmak istemiyorum.

    galatasaray sevgisini maddiyatla ölçmemiz tabi ki imkansız. ama takıma olan katkının bir şekilde gösterilebilmesi, ölçüsü olması lazım. ben buna fedakarlık diyorum. kiminin parası yoktur maça gidemez, forma alamaz, maçı izleyemez. ama alır eline radyosunu, cebindeki son parasıyla, kendince yaptığı fedakarlığıyla aldığı iki bilekliğine sıkı sıkı sarılır gözlerini kapatır maçı dinler, takım gol atınca delicesine sevinir. kimisi benim gibi cebindeki paranın yarısını gider store'a yatırır, pazartesi sınavı varken istanbula gider ameliyatlı ayağıyla, defalarca deplasmanda sami yen'de donuna kadar ıslanır, hastalanır 1 hafta yataktan kalkamaz, havalimanlarında otogarlarda sandalyelerde, duvar diplerinde uyur saatlerce. kimisi de gider parasıyla kombinesini alır, locasını alır elinden geldiğince fedakarlıkta bulunur takımını destekler.

    ama şurda karşı olduğum ve iki tane bileklik aldın diye atıp tutamazsın lafını desteklediğim bir şey var..
    şöyle bir taraftar profilimiz var arkadaşlar. geçen günlerde felipe melo transferi gerçekleşmeyince 'bir daha ne galatasaray maçı izlerim ne de forma alırım' diyen taraftar modeliyle karşılaştım. böyle adamlar var arkadaşlar. maddi durumu gayet iyi olup, içkisini gezmesini eksik etmeyen, kulube hayatında tek bir katkısı olmamış, ne bir deplasmana gitmiş, ne bir forma almış, ne parasının 5 te 1' ini harcayıp sami yen'e gitmiş ama felipe melo gelmeyince bir daha galatasaray maçı izlemem diyen, yönetime yazıklar olsun rezil herifler diyen tipler var. üstelik bu grup çok büyük bir taraftar yüzdemizi temsil ediyor..

    önceden saydığım bir sürü fedakarlığın binde birini yapmayacaksın sen sonra sevdiğin futbolcu gelmeyince, evinde elinde bira maçını izlerken iki tane çalım az izleyeceksin de maçtan az zevk alacaksın diye kulubu tehdit ediyorsun. sen kimsin arkadaş. allah aşkına izleme galatasaray maçını. sen maç izlemezsen kulup ne kaybedecek? kulube gram katkın yok. iki tane bileklik aldın diye atıp tutamazsın arkadaş!

    ben bunları dedim diye amatör ruhu katleden bir insan olarak tanınacağım şimdi belki. ama alakası yok. amatör ruhun en büyük temsilcilerindenim arkadaş sabahtan beri yazıyorum. havalimanlarında terminallerde duvar diplerinde uyudum, stadlarda defalarca donuma kadar ıslandım, dayak yeme tehlikesi yaşadım, sınav arefesi 15 saat yol yaptım, hastalandım, yeri geldi evde ekmek domates yedim 15 gün ama her yıl 3 forma aldım, bunun gibi söylememe gerek olmayan onca fedakarlıkta bulundum. ben buna rağmen utanıyorum takıma yönetime laf atmaya. benim 50 katım fedakarlıkta bulunan adam var. millet karısının çocuğunun rızkından alıp takıma harcıyor. hayatındaki herkesten önce galatasaray gelen insanlar var. onlar varken ben ne hakla takıma laf edebiliyorum takıma ne katkım var ki diye utanırken böyle adamlar çıkıp daha da izlemem galatasaray'ı diyebiliyor ya işte o zaman iki tane bileklik aldın diye atıp tutamazsın lafının en büyük destekçisi ben oluyorum.

    neyse uzun lafın kısası sevgi maddiyatla ölçülemez; fakat herkesin bu takımı eleştirmeden önce ben ne fedakarlıkta bulundum diye kendine sorması lazım. kimi parasıyla, kimi gözyaşlarıyla, kimi sadece o takım için atan kalbiyle yapar o fedakarlığı; ama hiç bir şey yapmayan adam lütfen bir sussun da bunca adamın emeğine ayıp etmesin.
  • 14
    store'dan beğendiğim ürün olursa ve de bütçeme uyarsa alıyorum. genellikle beğendiğim pek fazla ürün çıkmadığından şimdiye kadar 1-2 tişört anca almışımdır. 1 kere de bileklik almıştım. oğlum 2 bileklik orada 20 lira lan. ama ben 1 tane almıştım. sarı kırmızı takıyordum güzel güzel, ta ki kırmızıyı ne kadar çekersem kopar acaba diye çekmeye başlayınca çat diye koptu. daha alalı 2 gün olmamıştı :(
    sarı kırmızı tişört ihtiyaçlarımı daha çok ultrasproject'den karşılıyorum. bizim store'dan daha çok göze hoş gelen şeyler tasarlıyor adamlar. ama store'dan sürekli çakmak alırım. sitede yok ama mağazada 2 liralık çakmaklar var. bilmiyorum bana belki hep kötüleri geldi, o çakmaklar bile yemin ederim 2 lirayı zerre haketmiyor. sırf galatasaray amblemi var diye ve de ucuz diye alıyorum.
    velhasıl kelam bence koskoca kulüp taraftarın yaptığı alışverişe bakmaz. farzetki sen store'dan dünyanın alışverişini yap. 1 milyon tl'lik alış veriş yap. onun parası mustafa sarp'a gitsin. şu sitede duyduğum en büyük saçmalıklardn biriydi kişinin galatasaraylılığını store'dan yaptığı alışveriş ile ölçmek. bunu direk açık açık söylemeseler de ucundan ucundan değdiriyorlardı. 80li yıllarda store mu vardı. insanlar galatasaraylılıklarını nasıl gösteriyordu o zamanlar. bence insan sırf galatasaray kazansın diye gereksiz harcama yapmamalı. kendi düşüncem bu gereksiz harcamaya girer. o parayla git güzel bir yemek ye arkadaşım. ama tişört ihtiyacın varsa ve de store'daki tişörtleri gayet beğenen biriysen ohh ne güzel.