• bugünkü sabah gazetesi yazısı;

    ''galatasaray mersin idman yurdu'nu yendi. yayıncı kuruluş/ maraton'un yorumu...
    "galatasaray kazanmadı.
    mersin kaybetti." galatasaray kız basketçileri, fener'i yendi. hürriyet'te başlık..
    "abd'li yıldız charles'ın (fb oyuncusudur) coştuğu karşılaşmada son dakikaları iyi oynayamayan ve oyundan düşen fenerbahçe ezeli rakibi galatasaray'a yenildi."
    yorum yapmamı beklemiyorsunuz herhalde!..''

    şimdiye kadar okuduğum en iyi yazısı olabilir ya...
  • üslubu genel olarak çok sinir bozucu olsa da, söylenmeyenleri söylemesi ile takdirimi kazanıyor.

    volkan demirel'in milli takımın fransa kadrosunda yer alması için basında yürütülen kampanyayla ilgili güzelce döşemiş yine:

    --- ekşiden alıntı ---

    "başta rıdvan dilmen, medyamızda bir volkan demirel pazarlaması başladı ki, aklım almıyor.. rıdvan milli maçı anında yorumlarken bile, harika bir kurtarış yapan volkan babacan'ı eleştirdi.. "topu yanlış yere yumrukladı" diye.. çünkü aklında "bir hata yaptı çocuk. fatih terim ağabeylik yapıp, affetmeli" diye başını çektiği "volkan demirel" kampanyası var..
    türkiye eğer volkan'la avrupa şampiyonu olacaksa olmasın!..
    bazı değerler o kadar önemlidir.. türk gencinin önüne konacak örnekler ise, hem de nasıl önemlidir..
    türkiye yüzde beşlere inmiş şansı ile sahada ısınıyor. o maçta tek puan kaybederse, her şey bitecek. öyle kritik bir maç ve başlamasına 15 dakika kala o takımın kalecisi tribünlerde aleyhine tezahürat yapılmasına kızdığı iddiası ile, sadece sahayı değil, stadı da terk ediyor.. çekiyor ve gidiyor.. kimi neyi, hangi kutsallığı satıp gittiğine bakmadan..
    en kritik maçtan 15 dakika önce, kalecin gidiyor. kendinizi o takımın oyuncularının yerine koyun, ne hale gelirsiniz.
    daha acısı.. daha sonra stat kameraları inceleniyor. öyle bir tezahürat yok. volkan bir kişiyi gösterip mahkemeye veriyor. o da fos çıkıyor.. yani ortada sadece bir kapris, bir şov ve orası ali sami yen arenası ya, galatasaray seyircisini aşağılama çabası var..
    volkan çekip gidiyor. yerine gelen volkan babacan ve takım, geri kalan maçlarda öyle harikalar yaratıyor ki, play off için yüzde 5 şansı kalmış takım, fransa'ya hem de "doğrudan" gitme hakkını kazanıyor..
    ..ve işte o zaman, milli takım kaçağı hiç sıkılmadan ortaya çıkıyor. "fransa'da oynamak istiyorum" diyor..
    savaştan kaçacaksın. sonra kazananların önüne geçip fransa keyfi, fransa şovu yapacaksın öyle mi?.
    hadi senin ayıbını unutalım.. (milli davadan kaçmak nasıl unutulur o ayrı ya..) hadi unutalım..
    peki oraya gitmeyi aslanlar gibi savaşarak hak edenleri nasıl harcayıp, yerlerine seni koyalım, "kaçak?."
    rıdvan dilmen ve arkasındakiler bu soruma cevap versinler..
    ve de milyonlarca türk gencine desinler ki..
    "bu ülkeyi, bu insanı, bu formayı bırakıp kaçmak yanlıştır ama, merak etmeyin.. bir "ağbi" çıkar sizi affeder!.."

    --- ekşide nalıntı ---

    edit:
    haber linki

    http://www.sabah.com.tr/...irel-pazarlayicilari
  • yazısından alıntı:

    --- alıntı ---

    levent nazifoğlu denen kardeşimiz, "ben olduğum müddetçe olcan, umut ve tarık galatasaray formasını giyemezler" demiş ve benim de bu yüzden kendisine "sen kimsin?" dediğim adam! gazetedeki yazım oydu.
    "sen kimsin levent nazifoğlu?" bu adamlar galatasaray ile anlaşmalı.
    hangi sebeple bu futbolcuları istemezsin?
    umut ile olcan, galatasaray'ın 4. yıldızı takmasında en önemli iki isim.
    şu anda galatasaray'da onlar gibi yedek yok! o maçta kenarda olcan olsaydı olcan oyuna girer miydi girmez miydi? umut bir katkı yapar mıydı yapmaz mıydı?.

    --- alıntı ---

    umut ile olcan, galatasaray'ın 4. yıldızı takmasında en önemli iki isim. :( :(
    he ya. olcan ortaladıkça umut golleri sıraladıydı o sene...
  • hıncal uluç fanatik galatasaraylı olduğu kadar fanatik bir milliyetçidir. babası rahmetli fuat uluç pek bilinmese de mareşal fevzi çakmak'ın has adamlarından olup maginot hattının bir benzeri olarak olası bir nazi taarruzuna karşı çatalcada oluşturulan mekanize hattın savunmasında yer almış emrindeki yüzlerce askerin şarbondan vefat etmesine çare olamamış kahrolmuştur. bunun üzerine ikinci dünya savaşı sonrası mareşalden affını istemiş memleketin birçok yerinde gönüllü görev yapmıştır. daha sonra 27 mayıs darbesiyle yönetime gelen mbk içerisindeki muhafazakar kanatta yer almış darbenin bir kıyıma dönüşmesine engel olmaya ve cumhuriyetin özüne yani yeniden kimsesizlerin kimsesi olmasına çabalamış bu nedenle türkeş ve arkadaşlarıyla 14'ler olarak japonyadan hindistana sürülen turancı ekipten biri olması hasebiyle alparslan türkeş ile birlikte memleketten sürgüne gönderilmiştir. fuat uluç aslen mardinli olup rahmetli cem karaca'nın öz annesi ermeni toto karaca ile gönül ilişkisi yaşamıştır.

    oğlu hıncal uluç da birçok seçim öncesi yazılarına bakılırsa görülecektir ki cumhuriyetçi köylü partisinin devamı olarak gördüğü mhp'nin daimi destekçisidir ama aynı hıncal uluç ismet paşa'dan medeni cesareti ve beşeri ilişkilerdeki inceliği öğrenmiş babasını hindistana süren, ailesinin iaşelerini kesen ikinci adam inönü'ye kin beslemeden onunla opera izlemiş, bahsettiğim özelliklerini kendine örnek almıştır.

    hasta bir olimpiyat tutkunudur; türkiye'nin olimpik dallarda başarılı olmasını şu an hayattaki herkesten çok ister ve yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi aşırı türk milliyetçisidir ama yine bu, onun devşirme sporcuları desteklemesine engel değildir. ramil guliyev (ki kendisi azeri yani has türk), elvan hatta naim ve halil (ne yazık ki bulgar türkü olmaları bile sırf özal tarafından yurda kaçırıldıkları için onların gavur olarak zamanında medyada yer almasını engelleyemedi) örneklerinde türk olmanın, türkçe bilmenin değil türkiye adına yarışmanın önemli olduğu konusunda savaş vermiş devşirme mevhumunu herdem savunmuştur (hoş yeniçerilikle kendini tatmin eden yeni nesil osmanlıcıların çoğu devşirmeye, yabancı serbestliğine karşı ama olsun ne de olsa devir onların herhangi bir çelişki içine düşmeleri matematiksel olarak sıfırın altında zira).

    peki madem bu kadar milliyetçi bir aileden geliyor ve kendisi de milliyetçi neden hıncal ağabeyi sözüm ona milliyetçi bir mafya babası vurdu (aynı mafyöz bazı beşiktaşlı alemci futbolcuları adam etti ki bugün televizyonlarda fink atıyorlar)? nasıl oluyor da hıncal uluç aslen mardinli oluyor? neden babası evlense bir ermeni üvey annesi olacaktı hıncal ağabeyin? niçin devşirmeye karşı değil? neden inönü'ye kin kusmuyor şimdikiler gibi (ki kin beslemeye herkesten fazla hakkı var...)? niçin ama niçin hiçbir kategoriye koyamıyoruz kendisini?

    bu soruların cevabı kendisinin gerçek bir galatasaraylı ahlakına sahip olmasıdır. maalesef öyle bir dönemdeyiz ki bir kere kategorik olarak ayrıştık mı artık her şey siyah her şey beyaz, istisnaya sümme haşa yer yok... sanki karşımızdaki gavur... ne gavuru gavurdan beter...

    gerçek bir galatasaraylı olarak hıncal ağabey daima kendi doğruları olan ve bu doğrularını her platformda dile getiren bir zat-ı muhteremdir. kendi doğrusunun illa gerçekten doğru olmasına gerek yoktur önemli olan kendisinin doğru olduğuna vicdanen kanaat getirmesidir.

    işte tam da bu nedenle sevgili galatasaray taraftarı zaman zaman kendisini çelişkili bulmaktadır. dün yerdiğini bugün övdüğünde geri adım attığı zannedilir halbuki hıncal ağabey hem gerçek galatasaraylıdır yani ön yargılı, fikri sabit bir adam değildir hem de babıalinin hayatta kalan son birkaç kalemşöründendir hani şu kurşun yese de kalemini satmayanlardan, doğru bildiğinin peşinde ölüme koşanlardan... yani artık nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığımız numunelik bir galatasaraylı gazetecidir. iyi bakın görün allah sıhhat verdiği sürece görün ki skora göre, menfaatlere göre değil doğru bildiğine göre nasıl gazetecilik yapılır. bugün biz galatasaray taraftarının hoşuna gidecek bir şey yazar yarın bizi sinir edecek bir şey ama hiç unutmayın daima kendi galatasaraylılık terazisine koymadan galatasarayın "g"sini ağzına dahi almaz.

    sen çok yaşa hıncal ağabey senden çok kalmadı ama yalaka sürüsü, güce tapan çokça satılık var onun için o kadar ender doğru görüyoruz ki zaman içinde yanlışı yaygınlığından ötürü doğru zannetme gafletine meyil ediyoruz...
  • --- alıntı ---

    arda konusu bitti. yani arda gidiyor. büyük olasılıkla atletico madrid'e gidiyor, atletico madrid vazgeçerse de başka yere. çünkü arda, benim tanıdığım, birebir tanıdığım, arkadaş olarak tanıdığım en iyi galatasaraylılardan bir tanesi. öteki isimlerden bir iki isim vereyim, gündüz kılıç, coşkun özarı, turgay şeren, metin oktay. galatasaraylılığı bu düzeyde. ama mesela metin oktay'dan ileride, çocukluğundan beri galatasaraylı arda. kendini bildi bileli. turgay şeren, ya da coşkun, ya da gündüz abi gibi galatasaray lisesinin havası içinde galatasaraylı olanlardan değil. kendi çocukluk iradesiyle, görgüsüyle, bilgisiyle galatasaraylı olmuş, galatasaray'ı canı gibi seven bir adam. ve gitmesinin birinci sebebi de galatasaray'ı çok sevmesi. "hıncal abi kalırsam, galatasaray'a da zararlı olurum, bana da" dedi. "benim en az bir sene buradan uzaklaşmam lazım." bu havayı yaratan da, kendisinin galatasaraylı olduğunu zanneden bir gürüh. bunlar, galatasaray'ın kaptanına, galatasaray'ın üstelik de yaşamıyla örnek olan, özel yaşamıyla örnek olan kaptanına saldırdılar, sövdüler. galatasaray'ın başkanı da taraftar bizi uyardı diye tribün yağcılığı yapmak - anlamadım ne diyor bunun devamındaki bir iki kelimede -. arda müthiş bir kırıklık içinde. bu havadan çıkabilir, ama biliyor ki o tribün, gelecek sene galatasaray'ın takıldığı ilk şeyde gene arda'ya saldıracak, gene takıma saldıracak. "galatasaray formasına, galatasaray tribününden saldırıyı önlemek için benim gitmem lazım hıncal abi" diyor. ben yüzde yüz hak veriyorum ve gitmesi gerek. zaten ünal aysal değil, kim gelirse gelsin arda gidecek. adnan polat, hayatındaki en doğru kararı veriyor. yani kongreye gitmeden evvel, bu antlaşmayı yapıp, n'olur n'olmaz yeni gelenler belli olmaz, bak biz arda'yı da tuttuk diyebilir ama tutulursa, kalırsa arda galatasaray'da, mecburen, arda'nın sonu olur. seneye la liga'ya değil, bank asya'ya satamazlar arda'yı. tekrar söylüyorum, arda'nın mutlu olacağı, arda'nın coşkuyla oynayacağı bir tek forma var, galatasaray forması. galatasasaray formasının dışında ben arda'nın mutlu olacağına inanmıyorum. ama o formayı, rahat giymesi lazım. rahat giymesi için gitmesi lazım, ve bu tribündeki o güruhun ne kadar büyük ayıp ettiğini arda'ya anlaması lazım. arda'ya dedim ki, git. istersen almanya'ya, 3.ligi'ne git. ama türkiye'den git. çünkü bu güruh, sövmek için seni bekliyor arena'da. galatasaray'ın gerçek camiası, o güruhu temizleyene kadar o tribünlerden, sen uzak dur kardeşim. ünal aysal galatasaray'ı seviyorsa, ki sevdiğine inanıyorum, arda'yı durdurmaya kalkmaz. arda'nın gitmesi hem arda için, hem galatasaray için çok faydalı.

    --- alıntı ---

    hıncal uluç'un, ntv spor'daki kırmızı çizgi programındaki sözleri.

    bu arada birebir çevirmek amma zormuş arkadaş, bazı yerleri tekrar tekrar dinledim.
  • galatasaray kongre uyesi olmamasina, 25 senedir galatasaray maclarina veya antrenmanina gitmemesine ragmen, galatasaray'in icini herkesten iyi bilen entel spor adami hincal uluc'un birkac aciklamasinin/yazisinin ana basliklarini buraya tasiyalim da onun uzerine de tartisilsin.

    kah utangac...

    hıncal uluç: galatasaraylı olmaktan utanıyorum... ( http://www.milliyet.com.tr/.../22/son/sonspo07.asp )
    hıncal uluç: galatasaraylıyım demeye utanıyorum... ( http://www.fotomac.com.tr/...z1290-50160-107.html )
    hıncal uluç: galatasaraylı olmaktan utanıyorum... ( http://www.youtube.com/watch?v=jAiGPZG0MJM )
    hıncal uluç: istanbullu olmaktan utanmak... ( http://www.sabah.com.tr/...maktan_utanmak_bazen )

    kah rakip camialara saygili...

    hıncal uluç: necdet ağabey'in cenazesinde, fenerbahçe'nin galatasaray'dan niye daha büyük olduğunu bir daha anladım. ( http://www.sabah.com.tr/...anin-adi-faruk-suren )
    hıncal uluç: fenerbahce neden "buyuk"!... ( http://www.sabah.com.tr/...nerbahce-neden-buyuk )
    hıncal uluç: galatasaraylilarda fenerbahce kompleksi bitmez. ( http://www.sabah.com.tr/...nerbahce-neden-buyuk )
    hincal uluç: fener g.saray'i ezer! (yener, fark atar falan degil bak. ezer!) ( http://www.aktifhaber.com/...ayi-ezer-571046h.htm )

    kah camiasinin teknik adamlarina sevgi dolu...

    internetin turkiye'ye gelisi 1995 yili civarindadir. arsivler de genelde o zamana kadar. soyle bir zaman yolculugu yapip buyuk ustat hincal uluc'un eski teknik adamlarimizla ilgili yazilarina bakalim. asagidaki liste gs'da gorev yapmis hocalarin tam listesi. umarim atladigim yoktur.*

    hıncal uluç: fatih terim türkiye'yi terketsin ( http://www.turkspor.net/detay.asp?id=42891 )
    hıncal uluç'un efsane teknik direktorumuz bulent under'le ilgili negatif bir yorumunu bulamadim. fotomac'ta beraber calistiklarindan herhalde.
    hıncal uluç: hagi'nin tek özelliği adnan sezgin'i kabul etmesi ( http://www.ntvspor.net/...sezgini-kabul-etmesi )
    hıncal uluç: rijkaard futbolu bilmiyor ( http://videonuz.ensonhaber.com/...ard-futbolu-bilmiyor )
    hıncal uluç: go home rijkaard! ( http://www.sabah.com.tr/.../06/go_home_rijkaard )
    hıncal uluç: bülent korkmaz g.saraylı değilmiş ( http://www.gscimbom.com/...arayli-degilmis.html )
    hıncal uluç: bülent korkmaz, bir, futbolu bilmiyormuş. iki, galatasaray'ı hiç bilmiyormuş. ( http://www.gazeteci.tv/haber.php?haber_id=35915 )
    hıncal uluç: skibbe aciz ( http://videonuz.ensonhaber.com/...cal-uluc-skibbe-aciz )
    hıncal uluç: kalli küçülttü ( http://www.fotomac.com.tr/2007/10/30/uluc.html )
    hıncal uluç: ahmet akcan, florya'da çıban başı! ( http://www.fotomac.com.tr/2007/10/30/uluc.html )
    hıncal uluç: gerets.. seri katilsin ( http://arsiv.sabah.com.tr/2007/03/01/spo93.html )
    hıncal uluç: lucescu zavallisi ve yandaslari ( http://www.sabah.com.tr/...allisi_ve_yandaslari )
    hıncal uluç: souness'in bayrak dikmesi suc, ayip. ben o gun televizyon basinda kufredenlerin basindaydim. ( http://www.sabah.com.tr/...i_628049802829/24357 )

    kah camiasinin baskanina, duayenlerine saygili...

    hıncal uluç: ünal aysal fatih terim'i harcar ( http://www.gazete5.com/...mi-harcar-272545.htm )
    hıncal uluç: galatasaray'ı, ali sami yen ruhunu yok eden adnan polat... ( http://www.sabah.com.tr/...degil_antonyus_gerek )
    hıncal uluç: inan kıraç'ı galatasaray'dan kovun ( http://www.kukreyenaslan.com/...dan-kovun-h1233.html )
    hıncal uluç: hazin tablonun ressami ozhan canaydin ( http://www.sabah.com.tr/...ssami_ozhan_Canaydin )
    hıncal uluç: suren ve cansun galatasaray'dan ihrac edilmeli ( http://www.sabah.com.tr/...y_dan_ihrac_edilmeli )

    anlasilan o ki hincal uluc, 1995'ten beri galatasaray'in basina gelmis gecmis teknik direktorlerden ve baskanlardan hicbirini (en hafif tabiriyle) begenmemis.

    bu arada galatasaray 8 kez lig sampiyonu, 4 kez kupa sampiyonu olmus. 1 kez uefa kupasi sampiyonu, 1 kez de super kupa sampiyonu olmus. cumhurbaskanligi, tsyd kupalarini falan saymiyorum. tabii biz premier ligin en koklu kulubu oldugumuz icin bunlar buyuk basarisizlik. dusunun yani hincal'in standartlarinda adamlar gelse neler olacak...

    not: arada elestirirken tutturduklari da var tabi. durmus saat bile gunde iki kez dogruyu gosterir. ayrica, bu yazinin amaci hincal uluc galatasarayli degil de fenerlidir mesaji vermek degil. hincal uluc hincalsporludur. butun felsefesi dikkat cekmek uzerinedir. eger dikkat cekmek icin fener'e kufretmek gerekiyorsa* onu da yapabilir. kendine kufur etmek gerekiyorsa onu da yapabilir. mesela kainattaki herkes adriana lima hayrani olsa, o konu bir sekilde baya gundem olustursa, "adriana lima'nin carpik bacaklari" baslikli yazisina hazirlikli olun derim. dunyadaki insanlarin %90'i "dunyanin en karizmatik insani hincal uluc" diye dusunse, o "sizin zevkinize siciyim" baslikli yazisini ertesi gun kaleme alir.
  • "galatasaray'a şampiyonluğun erken gelmesi sıkıntıları çözdü. tekrar söylüyorum; fenerbahçe eğer başakşehir'i yenseydi, galatasaray'ın rize'yi yeneceği kesin değildi. galatasaray'ın hiçbir takımı kesin yenecek hali yok."

    "hele bu göklere çıkarılan hamza (onun bile bilinçli olduğunu düşünüyorum. hamza hoca bu kafayla galatasaray'da kalsın da bari gelecek sezonu kurtaralım diyorlar herhalde) şu şampiyonluğa giden son 6 maçın 6'sını da kaybedecek futbol oynadı. hem sahaya çıkardığı takım hem de kenar yönetimiyle kaybetmek için elinden geleni yaptı. ama rakipler, en başta da beşiktaş akıllara hayallere sığmaz golleri atamadılar. dörtleyeceği, beşleyeceği maçları mağlup bitirdi beşiktaş."

    "galatasaray'ın en iyisi muslera üstelik. yani bir yandan rakipler atamıyor bir yandan muslera kurtarıyor. hamza hoca'nın oynattığı taktik nasıl başarılı olur? siz de hiç mantık yok mu ya? sizde hiç edep yok mu ya? insanları gerzek mi zannediyorsunuz arkadaşlar?"

    "demba ba başta, beşiktaş ne goller atamadı, muslera ne toplar çıkardı. hamza, beşiktaş karşısında çok iyi bir taktikle oynatmış. 70 dakika maçı seyretti ya! yani sneijder'in o mucize golü gelmeseydi ne olacaktı? ee bizde böyle. bunların hepsi tabelacı."

    "kazandın mı senden iyisi yoktur, kaybettin mi senden kötüsü yoktur. yani bir beşiktaş'ın sahaya çıktığı takıma bakın, bir de galatasaray'a bakın. stadyumda bir tane beşiktaş seyircisi yok, bütün seyirci galatasaraylı. galatasaray'ın sahası ve beşiktaş rakibini eziyor. hamza da seyrediyor. bilic kötü hoca, işine son veriliyor, hamza iyi hoca. şimdi anketlerde göreceksiniz, herkes hamza'yı yılın hocası seçecek."

    yine hiçbirimizin dile getiremediği, dile getirmek istemediği konulara değinmiş yaşlı kurt.
  • yine döktürmüş...

    --- alıntı ---
    galatasaray'ın adı ve futbolun tadı!..
    ingiliz ligi'nin lideri, milyarderler takımı chelsea'nin dünyaca ünlü hocası mourinho meğer ne korkarmış galatasaray'dan.. dünya ekranlarda şaşkınlıkla izledi, sahadaki korkak futbolu ve kenarda, dudakları uçuklamış seyreden mourinho'yu ahı gitmiş, vahı kalmış galatasaray'ın adı yetti, mourinho'nun takımını hele o ikinci yarıda, en anti futbol, en korkak oyun, en vakit geçirme taktikleri ile oynatmasına..
    eğer mancini, akla sığmaz bir takım gariplikler içinde şaşkınlıklar yapmasa, o korkaklığın bedelini de çok ağır ödetirdik ya..
    şimdi, konum ne mourinho, ne de mancini!..
    bu maçtan çıkarılacak sonuçlar ve alınacak derslerle, türk futbolunun yönünü çizmek zamanı geldi, diye düşünüyorum...
    şu gerçeği kabul edelim.. dünyanın her yerinde kulüp takımları milli takımların önüne geçmeye başladı.
    dört yılda bir yapılan dünya ve kıta şampiyonaları, sadece finalin oynandığı yıl konuşulur gibi olurken, biri biterken, yenisi başlayan şampiyonlar ligi, futbolseverlerin hayatından hiç eksilmiyor.
    ülkeler adlarını artık milli değil, kulüp takımları ile duyuruyorlar. çünkü başta televizyonlar, dünya medyası, kulüpleri her hafta takip etmenin daha cazip olduğunun farkına vardı.
    futbolseverlere bakın.. önce kulüplerini tutuyorlar. milli takımlar ikinci plana düştü. başarı, şan, şöhret, tanınma, tanıtma, duyurma, kulüplerle oluyor..
    şampiyonlar ligi yokken, hatırlayın..
    milli takımlar efsaneydi.
    1950-60'lı yılların brezilya, almanya, macaristan milli takımlarını mesela, benim kuşağım hâlâ ezber sayar.. ki o zaman televizyon bile yoktu.
    bugün, hem de bu yaz kendi ülkesinde dünya kupası düzenleyecek brezilya'dan üç isim sayacak çıkar mı, bu yazıyı okuyanlar arasında?.
    neymar brezilyalı mı, barcelonalı mı sizce?. messi deyince, ronaldo deyince aklınıza ülkeleri mi geliyor, kulüpleri mi?.
    bunları niye söylüyorum..
    "milli takım da milli takım" diyerek, dünyanın en aptal kararını aldık ve yürürlüğe koyduk.. "6+0" kuralı.. her kulüp sahaya en fazla 6 yabancı ile çıkabilecek.
    ötekiler tribünde oturacak..
    kendi aramızda oynarken, birbirimizi yerken, kaça kaç oynadığımız önemli değil.. ama avrupa maçlarına nasıl yansır, bu aptal, bu rezil intihar kuralı, düşünen olmadı.
    galatasaray mesela, haftalarca tribünlerde oturan futbolcularını, hem de en kritik şampiyonlar ligi maçlarında sahaya sürmek zorunda kaldı.. niye?.. 6+0 da ondan..
    sahada 6 tamam.. aslında o da tamam değil ya.. karşındaki rakip dünya karması gibi sahaya çıkarken, sen niye kısıtlanıyorsun?. dünya futbolcularının pasaportlarına değil, takımın yerine bakıyor.. "istanbul.. türkler" diyor..
    o zaman?. dedim ya, "hadi sahada 6" diye kısıtladın.. peki geri kalanlar niye tribüne.. bu nasıl akıl, bu nasıl izan, bu nasıl yöneticiliktir?.
    bir aptalca kararı birileri almış.. medya dahil kimse farkına varmamış. "pat" diye yürürlüğe girdi. ama girince, rezalet ortaya çıktı. bu kuralın değişmesi gerek..
    derken, bu kuralın değişmesi gerektiğini en iyi bilen adam fatih terim de, türkiye futbol direktörü oldu.. ama gelecek sezon, 6+0 bile değil, 5+0 diye başlayacak.
    bırakın düzeltmeyi, daha da kötüye gidecek durum. avrupa kupalarına takımlarımız maçlara daha da ezik, daha eksik, daha mahkûm başlayacaklar. avrupa'da başarı şansımız hiç kalmayacak.
    bunu en çok umursaması gereken makam, spor bakanlığı.. en çok umursaması gereken kurum, futbol federasyonu..
    ülkede spor bakanı var mı, bilmiyorum.
    bilen var mı?.
    bildiğim, bugünkü özerk (!) futbol federasyonunu, eski bakanın alenen ve resmen emirle, talimatla atadığı..
    atanan bu federasyon da, 6+0'ın uygulamada ortaya koyduğu rezilliğe bakıp, anında değiştirme kararı alacağına, sindi, sustu..
    kulüpler birliği, fenerbahçe'nin katılmadığı toplantıda 17'ye karşı sıfır oyla kuralın değişmesini federasyondan isteme kararı aldı. hemen federasyona gittiler..
    tayinle göreve gelenlerin başkanı (!) açıklama yaptı.. "altında 18 imza olmadan, değişiklik kararı almam.."
    acze bakar mısınız?. bu federasyon 1922 yılında kurulduğundan beri, hangi kararı için kulüplerin ittifakını aradı.. böyle bir kural, böyle bir gelenek mi var?.
    6+0 kararını kulüpler ittifakla mı verdiler?.
    federasyon başkanı'nın (!) sözlerinin anlamı açıktı. "bana altında fenerbahçe'nin imzası olmayan hiçbir kararı kabul ettiremezsiniz.."
    daha açığı ile yıldırım demirören dedi ki, "bana bir tek aziz yıldırım talimat verir. ben onun dediğini yaparım.."
    bu 6+0 aptal ve türk takımlarını avrupalı rakipleri önünde maça 1-0 mağlup başlatan karar olmasa, galatasaray, ne bu aptal ve şaşkın transfer politikasını uygular, ne de aldıklarını tribünde öldürmek zorunda kalırdı.
    o zaman, ölüsünün bile yettiğini gördüğümüz chelsea'yi perişan eder, çeyrek değil, yarı finali de geçer, hatta şampiyon olurdu.
    bu da bize, ülkemize neler kazandırırdı, yeni spor bakanı bir düşünmeyi denesin.
    eğer gerçekten spor bakanı ise, eğer gerçekten türkiye'nin bakanı ise, bu emir kulu federasyonu görevden alır, futbol genel kurulu'nu toplar, orada gerçekten özgür seçimler yapılmasını sağlar, gerçekten özerk bir federasyonun göreve gelmesinin yolunu açar.
    o zaman bu aptal, bu kulüpleri ezen kurallar akıllı, dengeli kararlarla değiştirilir, türk takımlarının avrupa maçlarına yenik değil, eşit başlaması imkanını yaratılır..
    eğer bu ülkede spor bakanı varsa, tabii..
    bir sözüm de fatih terim hocama..
    hala susmak ve bir kenarda sessiz sedasız oturmak sana yakışıyor mu?.
    türkiye'de futbolcu yetişmesi, kulüpleri öldüren bu aptal yasak kararlarıyla mı sağlanır, yoksa ülke çapında bir alt yapı seferberliği ile mi?.
    bu ülkede kulüplerde de, milli takım'da da en çok çalışan, ikisinde de en büyük başarılara ulaşan adamsın.
    senden iyi bilecek otorite, uzman var mı?.
    niye susuyorsun fatih terim?.
    aziz yıldırım seni de mi korkuttu?.
    galatasaray'dan ünal aysal yolladı, milli takım'dan da aziz yıldırım gönderir diye mi endişe ediyorsun?.
    fatih terim işsiz kalır mı hocam?.
    avrupa'da sana kulüp mü yok?.
    masaya elini reklamlarda vurmak kolay hocam.. ben de yaparım..
    türkiye futbol direktörü diye oturduğun makamda vur yumruğunu masaya da görelim!.."
    --- alıntı ---
  • http://www.sabah.com.tr/...il-medyadaki-bitler#

    bizim burada hipnotize olup salih'i kahraman ilan eden, utanıyorum böyle galibiyetten diyen kardeşlerimize söylediklerimizin aynılarını söylemiş.
    hadi biz hiç kimseyiz, hıncal uluç'u da mı takmayacaksınız ?
    uyanın dostlar uyanın. premier ligde olsa bu olaylar çok çok farklı olurdu demiştim ben burada, hıncal uluç daha güzel söylemiş. fener -trabzon olsaydı hakeme madalya takarlardı madalya...
    lütfen genç kardeşlerim için özellikle söylüyorum, sosyal medyanın ekşi sözlüğün falan çok gazına geliyorsunuz. zaten hakkımızı savunan bir yönetim yokken bir de siz hemen hipnotize olmayın...
  • bazen doğruları söylediğine mutabık olduğumuz şahsiyet. ve yine doğruları, yerinde söylediği bir an...

    --- alıntı ---

    yapım süreci sancılı geçen türk telekom arena'nın açılışı da bir o kadar tartışmalı oldu. açılışla ilgili ve tabii stadın yapımında büyük katkısı bulunan başbakan erdoğan'a yönelik protestolarla ilgili neler söyleyeceksiniz?

    bugün söylenenleri doğru değerlendirmek, doğru yorumlayabilmek için ali sami yen'in hikayesini bilmek gerekiyor. ali sami yen'in bulunduğu yer yolu bile olmayan bir tarlayken, galatasaray kulübü tarafından satın alındı. ardından galatasaray oraya stat yaptı. ali sami yen stadı'nın bulunduğu arazi, şu an türkiye'nin en pahalı arsalarından biridir. o arazi galatasaray kulübünün malıydı. sonra stadyum yapıldı ve galatasaray'ın o devirdeki yönetimleri bu stada bakamadılar. çimlerine bakamadılar, tribünlerine bakamadılar, temizliğine bakamadılar ve devletten yardım istediler. beden terbiyesi genel müdürlüğü'nden, o zamanki adıyla... o zaman futbol federasyonu özerk değil, genel müdürlüğe bağlı... genel müdürlük dedi ki 'ben stadınıza bakarım. çimini de yenilerim, tribünlerine de bakarım, eksiklerimi de gideririm. ama bunları galatasaray kulübü adına yapamam. yarın benden hesap sorarlar 'devletin parasını nasıl harcarsın!' diye...' bunun üzerine bir anlaşma yapıldı. üst kullanma hakkı galatasaray'da kalmak üzere, ali sami yen stadı kağıt üzerinde devlete devredildi.

    'devlet oraya bakabilsin' diye... o dönemdeki galatasaray yönetimlerinin becerisizliği, iş bilmezliği yüzünden kağıt üzerinde de olsa ali sami yen, devlete devredildi. ama bugün vicdanen herkes biliyor ki o arazi galatasaray'ın... ve seyrantepe'deki arazi galatasaray'a ali sami yen'e karşılık verilmiştir. toki, erdoğan bayrak'tan "ben yaptım" diyor. ali sami yen kimin malı ki ihaleye çıkardı, kim sattı, onun parası kimin cebine girdi. demek ki toki'nin "bu stadı ben yaptım, benim paramla yapıldı" deme hakkı yok. toki, verdiğinin karşılığını fazlasıyla aldı.

    --- alıntı ---
  • yine harika bir yazı kaleme almış.

    --- alıntı ---

    hakem bülent yıldırım'ın performansı için neler söyleyeceksiniz? fenerbahçe ceza sahasında egemen'in, muğdat'a yaptığı hareket için penaltı beklentisi vardı balıkesirspor'un.

    orada fenerbahçeli yayıncı kuruluşumuz yine ne kadar fenerli olduğunu gösterdi. belki şampiyonluğun dönüm noktalarından biri o verilmeyen penaltı. penaltının tarifi şu; 18 içinde 10 kusurlu hareket. 18 içindeki 10 kusurlu hareketin üçünü aynı anda yaptı egemen.
    1-eliyle formasından çekti.
    2-öbür eliyle kolundan yakalayıp çekti.
    3-diziyle rakibinin dizine çelme taktı.

    sayın mustafa denizli'nin çok muhterem yorumu aynen şöyle; 'efendim bu egemen zaten yapışık oynama alışkanlığı olan bir oyuncu.' yok ya! o zaman melo da yumruk atmaya alışkanlığı olan bir oyuncu! böyle bir laf olabilir mi ya! 4-3'lük maçta 10 kusurlu hareketten üçü birden yapılıyor, tekrar tekrar izliyorlar, görüyorlar ama telaffuz edemiyorlar, 'hakem fenerbahçe'yi bu gece lider yapacak kararı verdi, penaltıyı görmeyerek' diyemiyorlar. şimdi üçüne de tekrar soruyorum, ellerini vicdanlarına koysunlar! 3-3 olsaydı maç ve de 90+4 içinde aynı hareketi balıkesir stoperi, emenike'ye yapsaydı, yine böyle; 'efendim bu stoper zaten yapışık oynar, dokunarak oynar, adeti öyledir' derler miydi? ayıp ya! bir şampiyon belki el değiştiriyor o kararla ve sen bunu konuşmaya cesaret edemiyorsun.

    ben isim vererek konuşuyorum, 'şansal büyüka, mustafa denizli ve tümer metin resmen fenerbahçe'yi koruyorlar' diyorum. onlar benim bu cevabıma karşılık 'formasının renklerini yazılarına karıştıran…' diye konuşuyorlar. yürekleri yok, 'galatasaraylı hıncal uluç' demeye yürekleri yok! çünkü deseler galatasaray hakkında yazdığım bütün yazıları suratlarına çarparım! benim galatasaray kadar eleştirdiğim takım daha yok türkiye liglerinde 3 senedir. var mı onların fenerbahçe için bir eleştirileri, var mı onların fenerbahçe başkanı aziz yıldırım için 'azz…' diyebildikleri bir eleştirileri. 'bu takımın hala şampiyonluğunu ilan etmeyişinin sebebi aziz yıldırım'dır' diyebiliyorlar mı? çünkü kaderleri aziz yıldırım'a bağlı. 'erman toroğlu'nu kovduran aziz onları da kovdurursa…' diye işte böyle yayıncılık yapıyorlar. 'haydi beni mahkemeye verin' diyorum, onu da yapamıyorlar. çünkü mahkemeye gittiğimiz andan itibaren rtük'te kayıtlı bulunan bütün görüntüleri isteyeceğim. onlara güvenmiyorum, onlar bildiklerini getirirler. rtük'ün kayıtlarında var bütün görüntüler. ve kanıtlayacağım birer bire nasıl fenerbahçeli olduklarını.

    http://www.sabah.com.tr/...nin-gundemi?paging=4

    --- alıntı ---