• --- alıntı ---
    biliyorsunuz.. dursun özbek, muhaliflere, hazırlanma, hatta aday listesi hazırlama fırsatı bile vermeyen bir "yıldırım seçim" kararı almış, mustafa cengiz de "derhal kongre" vaadi ile, dursun özbek'ten kurtarmak için birleşenlerin oylarıyla o seçimi kazanmıştı.
    ama o zamana kadar sahip olduğu benzin istasyonuna gelenlerin bile tanımadığı cengiz'e, gazetelerin manşetlerine, tv'lerin spor haberlerine çıkmak öyle cazip gelmişti ki, sözünü unuttu. bir daha seçim lafını ağzına almadı..

    --- alıntı ---

    bu kadar şuursuz musun be adam artık. cengiz verdiği sözü tuttu ve hemen üç ay sonra seçim yaptı. tekrar kazandı. bu kadar da olmaz artık.
  • totemci falan değildir kendisi. söylemlerinin arkasında farklı motivasyonları vardır.

    örnek 1: fatih terim futbolu unutmuş, galatasaray futbol falan oynamıyor...

    hıncal uluç'un burdaki motivasyonu fatih terim'i sinirlendirmek, hırslandırmak ve daha iyisini yapmasını sağlamaktır. yoksa hıncal uluç; rüştü, oğuz çetin falan gibi fatih terim'e kin kusan biri değil, fatih terim'in türkiye'nin en iyi hocası olduğunu da bilir, hatta geçen sezon tudor'un gönderilip, fatih terim'in geri dönmesini istiyordu. söylediklerinin hocanın radarına girebileceğini bildiği için onu daha iyiye sevk etmeye çalışıyor. bu çok eski usul bir taktiktir. şöyle de ayırt edilebilir; kendisi tudor kovulmalı, riekerink kovulmalı, prandelli kovulmalı vs bir çok kez demiştir ama şu anda galatasaray top oynamıyor der, fatih terim futbolu unutmuş da der, belhanda'yı evladı gibi seviyor, kayırıyor da der ama fatih terim kovulmalı falan demez. çekindiği için değil, amacı daha iyisini yapabileceğini düşündüğü için onu itmektir. ne kadar işe yarıyor onu bilemem bence 96-2000 arası yaramış olması muhtemeldir ama şu saatten sonra hocaya etki edebildiğini sanmıyorum.

    örnek 2: bu hakemleeeerr, buuu federasyooonn, buuu mhk varken galatasaray şampiyonluk adayım değil.

    bunu çözmek çok kolay. kendisi galatasaray'ı korumak için; hakemler ve kurumlar üzerinde baskı oluşturmak kamuoyu yönlendirmesi yapmak niyetindedir. bir dönem sürekli dile getirdiği fener medyası, fener lobisi bilmem ne söylemleri de hep galatasaray'ı korumak ve hizmet etmek içindir.

    örnek 3: bu son örneğimiz ise çok daha genel geçer söylemleridir.

    misal; ''şenol güneş ile fikret orman'ın arası kötü'' demez, ''şenol güneş ile fikret orman birbirinden nefret ediyor'' der.

    ''dursun özbek galatasaray'a başkan seçilmemeli, galatasaray'ı büyük borca soktu'' demez, ''dursun özbek devam ederse galatasaray batar, galatasaray'ın sonu geldi'' ''seneye galatasaray küme düşer'' diye ifade eder.

    bunlar ise gördüğünüz üzere tamamen gündem belirlemek, manşet olmak için durumları mübalağa etmesidir. dursun özbek kulübü kötü yönetiyor dersen manşet olmazsın, seneye galatasaray küme düşecek dersen olursun. dediğim gibi bunlar hep gazetecilik reflekslerinden ötürü iddialı manşet atma, gündeme girme gibi sebeblerden. söylemlerini daha yalınlaştırıp, keskinleştirir.

    böyle yazdık ettik sanki hıncal'ı sevip savunuyormuşuz gibi olduk ama ben kendisini sevmem. kendisinin eleştiri şekli her ne kadar yarar amacı güttüğü için meşrulaştırmaya çalışılsa da bu söylemleri sağlıksız futbol iklimi ve herkesin itin götüne sokulduğu, çok çabuk harcanabildiği linç ortamına yol açmakta. hıncal uluç genel kültürü, bilgisi iyidir. türk medyasının ve türk toplumunun ortalamasından da zekidir. ancak ufku dar, kendini yenilemekten uzak, artık kafasında formülüze ettiği doğrular ve ezberlerle konuşan bir muhafazakara dönüşmüştür. bu konuyu bu kadar uzattığım için bile kendime kızdım ama yok totem motem hiç alakası yoktur yani. bunu idrak etmek lazım.
  • bugünkü sabah gazetesi yazısı;

    ''galatasaray mersin idman yurdu'nu yendi. yayıncı kuruluş/ maraton'un yorumu...
    "galatasaray kazanmadı.
    mersin kaybetti." galatasaray kız basketçileri, fener'i yendi. hürriyet'te başlık..
    "abd'li yıldız charles'ın (fb oyuncusudur) coştuğu karşılaşmada son dakikaları iyi oynayamayan ve oyundan düşen fenerbahçe ezeli rakibi galatasaray'a yenildi."
    yorum yapmamı beklemiyorsunuz herhalde!..''

    şimdiye kadar okuduğum en iyi yazısı olabilir ya...
  • naçiz bedeni elbet bir gün toprak olacaktır, lakin ömrü boyunca tüm yaptıklarıyla ve söylemleriyle türk toplumunun hafızasında etmiş olduğu iyi, kötü ve travmatik yer ile bir an evvel unesco dünya somut olmayan kültürel miras listesine alınmalıdır. hıncal uluç kavramı ve gerçeği ile artık barışmalıyız. zira sakal gibi kestikçe daha gür çıkıyor. unutmayın ki hıncal uluç spor, siyaset, magazin, tarih, kültür ve sanattır. bunu inkar eden ise hıncaldır, uluçtur.
  • (bkz: totem demediniz mi lan:)))
    "ama o zamana kadar sahip olduğu benzin istasyonuna gelenlerin bile tanımadığı cengiz'e, gazetelerin manşetlerine, tv'lerin spor haberlerine çıkmak öyle
    cazip gelmişti ki, sözünü unuttu. bir daha seçim lafını ağzına almadı.."
    26 mayıs 2018'de seçime ben gittim herhalde!
    ister yönetimi destekleyin ister desteklemeyin, yönetimi eleştirin veya eleştirmeyin, konu bu değil.
    burada açıkça yanlış bilgi var.
    herhangi bir görüşü benimseyebilirsiniz, bu sizin en tabii hakkınızdır ve bu görüşünüzü tutarlı hale getirecek olan, doğru verilerle savınızın altını doldurmanızdır.
    sunduğunuz doneler doğru değilse, insanların görüşlerinize katılmasını beklemeniz pek mantıklı olmaz.
    kendisinin totem yapmadığını, ifade ettiği düşüncelerin, sayın uluç'un gerçekten benimsediği fikirler olduğunu söylemiştim.
    entry'nin başında alıntıladığım sözleri, bu düşüncemin daha da pekişmesini sağladı.
  • üslubu genel olarak çok sinir bozucu olsa da, söylenmeyenleri söylemesi ile takdirimi kazanıyor.

    volkan demirel'in milli takımın fransa kadrosunda yer alması için basında yürütülen kampanyayla ilgili güzelce döşemiş yine:

    --- ekşiden alıntı ---

    "başta rıdvan dilmen, medyamızda bir volkan demirel pazarlaması başladı ki, aklım almıyor.. rıdvan milli maçı anında yorumlarken bile, harika bir kurtarış yapan volkan babacan'ı eleştirdi.. "topu yanlış yere yumrukladı" diye.. çünkü aklında "bir hata yaptı çocuk. fatih terim ağabeylik yapıp, affetmeli" diye başını çektiği "volkan demirel" kampanyası var..
    türkiye eğer volkan'la avrupa şampiyonu olacaksa olmasın!..
    bazı değerler o kadar önemlidir.. türk gencinin önüne konacak örnekler ise, hem de nasıl önemlidir..
    türkiye yüzde beşlere inmiş şansı ile sahada ısınıyor. o maçta tek puan kaybederse, her şey bitecek. öyle kritik bir maç ve başlamasına 15 dakika kala o takımın kalecisi tribünlerde aleyhine tezahürat yapılmasına kızdığı iddiası ile, sadece sahayı değil, stadı da terk ediyor.. çekiyor ve gidiyor.. kimi neyi, hangi kutsallığı satıp gittiğine bakmadan..
    en kritik maçtan 15 dakika önce, kalecin gidiyor. kendinizi o takımın oyuncularının yerine koyun, ne hale gelirsiniz.
    daha acısı.. daha sonra stat kameraları inceleniyor. öyle bir tezahürat yok. volkan bir kişiyi gösterip mahkemeye veriyor. o da fos çıkıyor.. yani ortada sadece bir kapris, bir şov ve orası ali sami yen arenası ya, galatasaray seyircisini aşağılama çabası var..
    volkan çekip gidiyor. yerine gelen volkan babacan ve takım, geri kalan maçlarda öyle harikalar yaratıyor ki, play off için yüzde 5 şansı kalmış takım, fransa'ya hem de "doğrudan" gitme hakkını kazanıyor..
    ..ve işte o zaman, milli takım kaçağı hiç sıkılmadan ortaya çıkıyor. "fransa'da oynamak istiyorum" diyor..
    savaştan kaçacaksın. sonra kazananların önüne geçip fransa keyfi, fransa şovu yapacaksın öyle mi?.
    hadi senin ayıbını unutalım.. (milli davadan kaçmak nasıl unutulur o ayrı ya..) hadi unutalım..
    peki oraya gitmeyi aslanlar gibi savaşarak hak edenleri nasıl harcayıp, yerlerine seni koyalım, "kaçak?."
    rıdvan dilmen ve arkasındakiler bu soruma cevap versinler..
    ve de milyonlarca türk gencine desinler ki..
    "bu ülkeyi, bu insanı, bu formayı bırakıp kaçmak yanlıştır ama, merak etmeyin.. bir "ağbi" çıkar sizi affeder!.."

    --- ekşide nalıntı ---

    edit:
    haber linki

    http://www.sabah.com.tr/...irel-pazarlayicilari
  • yazısından alıntı:

    --- alıntı ---

    levent nazifoğlu denen kardeşimiz, "ben olduğum müddetçe olcan, umut ve tarık galatasaray formasını giyemezler" demiş ve benim de bu yüzden kendisine "sen kimsin?" dediğim adam! gazetedeki yazım oydu.
    "sen kimsin levent nazifoğlu?" bu adamlar galatasaray ile anlaşmalı.
    hangi sebeple bu futbolcuları istemezsin?
    umut ile olcan, galatasaray'ın 4. yıldızı takmasında en önemli iki isim.
    şu anda galatasaray'da onlar gibi yedek yok! o maçta kenarda olcan olsaydı olcan oyuna girer miydi girmez miydi? umut bir katkı yapar mıydı yapmaz mıydı?.

    --- alıntı ---

    umut ile olcan, galatasaray'ın 4. yıldızı takmasında en önemli iki isim. :( :(
    he ya. olcan ortaladıkça umut golleri sıraladıydı o sene...
  • kendisi türk medyasındaki en güçlü galatasaray kalesidir, camiamız için de bulunmaz bir nimettir. hıncal uluç bu dünyadaki gerçek manada en büyük galatasaraylılardan birisidir. yaşım ilerledikçe kendisine daha çok benzediğimi hissediyorum. ben bu kadar başarı odaklı, muhalif, mükemmeliyetçi ve daha iyisi için asla yetinmeyen biri daha hiç görmedim desem yeridir. hadi adı totemci olsun neyse ne fakat bu adamın üslubunda muazzam bir iğneleme ve insanı harekete geçirme, gaflet uykusundan uyandırma büyüsü var.

    sözlükte de bu tip kardeşlerimiz var, şimdi tek tek isim vermeyeyim ama zaten kendileri yeterince bilinen simalar...

    çok yaşa hıncal uluç!
  • https://www.sabah.com.tr/...li-degilim

    yazının bir paragrafında ağır saçmalamış...

    "galatasaraylılık ne demek diye mustafa cengiz'in kendisine ders verecek arda..."

    ders 1: galatasaray formasını aşağılamak, küfretmek, bir renk üzerinden insanları aşağılamak

    ders 2: galatasaray'ın teklifi kötü ve komikti şeklinde camiasını rencide edici açıklamalar yapmak.

    ders 3: galatasaray kaptanı olarak idmanda takım arkadaşına yumruk atıp dudağını patlatmak

    ders 4: galatasaray da kaptanlık yapmış, 19 yaşında kaptanlığa layık görülmüş genç bir futbolcu olarak, her şeyini borçlu olduğun kulunün için 'bize yemek bile vermiyorlardı, yabancılar antrenmana gelmek çin helikopter bakıyordu' gibi saçma sapan açıklamalar yapmak.

    ders 5: dedesi yaşında adam dövmek, evli kadınlara sarkmak, yetmeyip kocasını dövmek, silahla hastane basmak, silah sıkmak.

    ahh hıncal uluç ahh, sen zaten galatasaraylılığı anlayamamışsın, bu yüzden hiç galatasaraylı da olamamışsın. hal böyleyken, galatasaraylılık konusunda ahkam kesmek de sana düşmüyor.

    ne demiş gercek galatasaraylı;

    bence galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım.

    metin oktay'ı da rahmetle anıyorum.
  • totem ateşini yakmış büyük ğstad...

    şampiyonluğun kokusunu aldığı her sene ocak-mart aralığınbda galatasaray'dan vazgeçme totemi ile başlar ve yine ateşi yakmış:

    https://twitter.com/...592534141382658?s=20

    https://www.sabah.com.tr/...alatasarayli-degilim

    bu 2-3 hafta içinde önce galatasray'ın oynadığı oyunu övecek tarzda açıklamalar bulunacaktır ardından "fenerbahçe medyası" ile başlayan cümleler ile rakip camiaları baskı altına alma çalışmalarına başlayacaktır. son 4-5 hafta "bu mhk ve federasyon şampiyonluğu galatasaray'a vermeyecek" demeçleri ile gündeme gelecektir (o sırada başakşehir potadaysa bu sefer onları baskı altına alan demeçler olabilir) ve filmin sonu cemiyette rerererarara:(

    https://pbs.twimg.com/media/DjMuL3xXoAUnyI7.jpg
  • hıncal uluç fanatik galatasaraylı olduğu kadar fanatik bir milliyetçidir. babası rahmetli fuat uluç pek bilinmese de mareşal fevzi çakmak'ın has adamlarından olup maginot hattının bir benzeri olarak olası bir nazi taarruzuna karşı çatalcada oluşturulan mekanize hattın savunmasında yer almış emrindeki yüzlerce askerin şarbondan vefat etmesine çare olamamış kahrolmuştur. bunun üzerine ikinci dünya savaşı sonrası mareşalden affını istemiş memleketin birçok yerinde gönüllü görev yapmıştır. daha sonra 27 mayıs darbesiyle yönetime gelen mbk içerisindeki muhafazakar kanatta yer almış darbenin bir kıyıma dönüşmesine engel olmaya ve cumhuriyetin özüne yani yeniden kimsesizlerin kimsesi olmasına çabalamış bu nedenle türkeş ve arkadaşlarıyla 14'ler olarak japonyadan hindistana sürülen turancı ekipten biri olması hasebiyle alparslan türkeş ile birlikte memleketten sürgüne gönderilmiştir. fuat uluç aslen mardinli olup rahmetli cem karaca'nın öz annesi ermeni toto karaca ile gönül ilişkisi yaşamıştır.

    oğlu hıncal uluç da birçok seçim öncesi yazılarına bakılırsa görülecektir ki cumhuriyetçi köylü partisinin devamı olarak gördüğü mhp'nin daimi destekçisidir ama aynı hıncal uluç ismet paşa'dan medeni cesareti ve beşeri ilişkilerdeki inceliği öğrenmiş babasını hindistana süren, ailesinin iaşelerini kesen ikinci adam inönü'ye kin beslemeden onunla opera izlemiş, bahsettiğim özelliklerini kendine örnek almıştır.

    hasta bir olimpiyat tutkunudur; türkiye'nin olimpik dallarda başarılı olmasını şu an hayattaki herkesten çok ister ve yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi aşırı türk milliyetçisidir ama yine bu, onun devşirme sporcuları desteklemesine engel değildir. ramil guliyev (ki kendisi azeri yani has türk), elvan hatta naim ve halil (ne yazık ki bulgar türkü olmaları bile sırf özal tarafından yurda kaçırıldıkları için onların gavur olarak zamanında medyada yer almasını engelleyemedi) örneklerinde türk olmanın, türkçe bilmenin değil türkiye adına yarışmanın önemli olduğu konusunda savaş vermiş devşirme mevhumunu herdem savunmuştur (hoş yeniçerilikle kendini tatmin eden yeni nesil osmanlıcıların çoğu devşirmeye, yabancı serbestliğine karşı ama olsun ne de olsa devir onların herhangi bir çelişki içine düşmeleri matematiksel olarak sıfırın altında zira).

    peki madem bu kadar milliyetçi bir aileden geliyor ve kendisi de milliyetçi neden hıncal ağabeyi sözüm ona milliyetçi bir mafya babası vurdu (aynı mafyöz bazı beşiktaşlı alemci futbolcuları adam etti ki bugün televizyonlarda fink atıyorlar)? nasıl oluyor da hıncal uluç aslen mardinli oluyor? neden babası evlense bir ermeni üvey annesi olacaktı hıncal ağabeyin? niçin devşirmeye karşı değil? neden inönü'ye kin kusmuyor şimdikiler gibi (ki kin beslemeye herkesten fazla hakkı var...)? niçin ama niçin hiçbir kategoriye koyamıyoruz kendisini?

    bu soruların cevabı kendisinin gerçek bir galatasaraylı ahlakına sahip olmasıdır. maalesef öyle bir dönemdeyiz ki bir kere kategorik olarak ayrıştık mı artık her şey siyah her şey beyaz, istisnaya sümme haşa yer yok... sanki karşımızdaki gavur... ne gavuru gavurdan beter...

    gerçek bir galatasaraylı olarak hıncal ağabey daima kendi doğruları olan ve bu doğrularını her platformda dile getiren bir zat-ı muhteremdir. kendi doğrusunun illa gerçekten doğru olmasına gerek yoktur önemli olan kendisinin doğru olduğuna vicdanen kanaat getirmesidir.

    işte tam da bu nedenle sevgili galatasaray taraftarı zaman zaman kendisini çelişkili bulmaktadır. dün yerdiğini bugün övdüğünde geri adım attığı zannedilir halbuki hıncal ağabey hem gerçek galatasaraylıdır yani ön yargılı, fikri sabit bir adam değildir hem de babıalinin hayatta kalan son birkaç kalemşöründendir hani şu kurşun yese de kalemini satmayanlardan, doğru bildiğinin peşinde ölüme koşanlardan... yani artık nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığımız numunelik bir galatasaraylı gazetecidir. iyi bakın görün allah sıhhat verdiği sürece görün ki skora göre, menfaatlere göre değil doğru bildiğine göre nasıl gazetecilik yapılır. bugün biz galatasaray taraftarının hoşuna gidecek bir şey yazar yarın bizi sinir edecek bir şey ama hiç unutmayın daima kendi galatasaraylılık terazisine koymadan galatasarayın "g"sini ağzına dahi almaz.

    sen çok yaşa hıncal ağabey senden çok kalmadı ama yalaka sürüsü, güce tapan çokça satılık var onun için o kadar ender doğru görüyoruz ki zaman içinde yanlışı yaygınlığından ötürü doğru zannetme gafletine meyil ediyoruz...
  • medyadaki son kalemiz reyizin son yazısı, 26 mayıs 2018 galatasaray seçimli olağan genel kurulu ve dursun özbek - ali fatinoğlu - ozan korkut üçlüsü hakkında her şeyi açıkça anlatmış.

    --- alıntı ---
    galatasaray'ın sonu geliyor, çünkü dursun geliyor.. kulübü batıran dursun, 26 mayıs kongresi'nde yeniden başkan seçilecek. ne yazık ki gerçek bu..
    saçma sapan transferlere ve bu transferleri kulübe getiren menecerlere milyarlar ödeyen dursun, kaldığı yerden devam etmek için tüm önlemleri aldı.
    bu konuda fevkalade başarılı olduğunu söylemek mümkün..
    öyle insanları susturdu kenara çekti, öyle insanları yanına aldı ki, kendimden şüphe ederim, onlardan etmezdim.
    mesela taner aşkın..
    dursun hakkında divan'da, geçiniz, artık yüzü olmadığı için uğramaz olduğu salı toplantılarında söyledikleri kulaklarımda.. bana verdiği dosyalar masamda..
    bu taner aşkın, yani dursun'un galatasaray'ı mali bakımdan nasıl çökerttiğini en iyi bilen adam şimdi dursun'un listesinde 1 numara..
    taner'i bile ayarlayan, başkalarını ne yapmaz?.
    şimdi seçime dört aday giriyor..
    laf.. seçime 2 aday giriyor. mustafa cengiz ve dursun özbek..
    öbür ikisi, fatin ve ozan kazanamayacaklarını bile bile aday oldular. amaç belli.. mustafa cengiz'in oylarını bölmek ve dursun'un yolunu açmak..
    galatasaray başkanı iki dereceli seçimle belirlenmiyor, cumhurbaşkanlığı seçimi gibi. tek tur. en fazla oy alan kazanacak.
    ikisi yüzde 25, birisi yüzde 24.5 alsa, yüzde 25.5 alan kazanacak.
    şimdi söyleyin bakalım bu bölünme kime yarar?.
    galatasaray başkanlığına aday olacak kadar iddialı bir isim bu basit gerçeği bilmez mi?. bilir tabii. bile bile giriyorsa, bu ne demek?.
    hiçbiri inkâr etmesin..
    "ben gizli dursuncu, onun fedaisiyim. o kazansın diye oyları bölmeye geldim" demek. çocuklar bile anlar.
    anlayın bunlardaki galatasaray sevgi ve aşkını..
    dursun'un askerlerinin ne olduğunu divan'da ve mali kongre'de gördük. onun kilit oyları var.. nasıl kilit bunlar, peki?. konuşturmayın beni.
    bu kilit oyları geçmenin yolu, dursun'un karşısında bloklaşmak, bölünmek değil.
    ama ozan ve fatin diye, 1981'den beri istanbul'da yaşayan 60 yıllık bir gazeteci olan benim bile adlarını ilk defa duyduğum, yüzlerini görsem tanımam iki zat, bile bile, alenen, resmen oyları bölmek ve dursun'u kulübün başına getirmekte anlaştılar. yaptıklarının anlamı bu.. inkâr edemezler.
    bu durumda galatasaray'ı dursun felaketinden kurtarmanın tek yolu kalıyor..
    dursun'un askerlerini geride bırakmanın tek yolu, kongreye en az 7 bin üyenin gelmesi.
    gelirler mi?. bugüne kadarki katılımlara bakarsanız, mucize olur.
    yani, galatasaray'ın işi mucizeye kaldı..
    yarın devam edeceğim. çünkü konu galatasaray'a şampiyonluk keyfini dahi yaşatmayacak kadar önemli..

    --- alıntı ---

    https://www.sabah.com.tr/...sarayin-sonu-geliyor

    inşallah bu oyunu bozacağız.