resim
Gheorghe Hagi
Görev:Hissedar
Takım:FCV Farul
Yaş:60
Uyruk:Romanya
  • 4652
    dünyanın en duygusuz, en odun adamlarından biriyim ama sonlara doğru gözlerimi yaşarttı; çocukluğumu çok fena özlediğimi hissettim.

    --- alıntı ---

    3 yaşımdan 20 yaşıma kadar babamdan fiziksel şiddet gördüm. sadece beni değil annemi de dövdü yıllarca. çürükler, morluklar hiç eksik olmadı kadının vücudundan. bir defasında tüm ön dişleri döküldü. pazar günü gelecekte babam evde olacak diye ödüm kopardı. kahvaltı sofrasında en küçük sebepten tartışma çıkarıp suratımızı dağıtırdı. ele güne rezil kepaze olurduk. (kendisiyle 13 yıldır görüşmüyorum)

    şöyle biraz geçmişe gidiyorum. ailecek hep beraber saf, katışıksız, kontrolsüz, düşünmeksizin mutlu olduğumuz tek bir an geliyor hatrıma. 17 mayıs 2000 gecesi. babamı o ana dek hiç öyle mutlu görmemiştim. sabaha kadar antalya caddelerini turladık kamyonla. sadece bir geceliğine de olsa baba oğuldan ziyade iki arkadaş olmuştuk. yoktu böyle bir mutluluk. kendisi beşiktaşlıdır bu arada.

    sanırım yalnızca yoksunlukla açıklanabilir bu durum. millet olarak gerçekten yoksunmuşuz o yıllarda. bir sebep hasıl olmuş ve kısa bir süreliğine yırtıp atmışız üzerimizdeki karanlığı. bir rüya imiş. şimdi olsa kimsenin umrunda olmaz belki. lakin o günlerde farklıydı işte. ne demek istediğimi yaşayanlar biliyor. tam söze dökemiyorum.

    futbolu ise uzun zamandır takip etmiyorum. zira ne zaman bir müsabakaya denk gelsem kandırıldığımı hissediyorum. en son ne zaman bir maçı yerinde takip ettim hatırlamıyorum bile. artık keyif almıyorum bu olaydan. küçük bir çocukken bir gün böyle hissedeceğimi hiç düşünmemiştim.

    babamdan alamadığım sevgi ve şefkat (kendi yoksunluklarım) beni başka bir adama bağladı o yıllarda. kim olduğunu tahmin ediyorsunuz. gayet bilinçli bir sevgiydi bu. onun gerçekte kim olduğunu biliyor, mesleki açıdan tam olarak neyin karşılığı olduğunu görüyor, kitleler üzerindeki etkisini yüreğimde hissediyordum. diğer tüm muadilleriyle kıyaslamasını yapıp, sağlamasını aldığım vakit sonuç hep aynı çıkıyordu; benzersizdi! ve sevilmeyecek adam değildi. çok seviyordum.

    gheorghe hagi, 20 ocak 2001 akşamı antalya atatürk stadı'nda oynanan werder bremen maçı kadrosunda yer almadı. siyah paltosu ve takım elbisesiyle kulübeden takip etti maçı. son düdüğün ardından tünele doğru ilerleyen lucescu'nun yanında belirdiğinde dudaklarımı ısırarak uzaklardan izliyordum bu gidişi. "şimdi değilse ne zaman?" diye soruyordum kendime. şimdi değilse ne zaman?

    sahadayım! kendimi tribünden aşağı bıraktım! göbekli security'ler peşimde koşturuyor. hiç kusura bakmicen güvenlikçi amca. boşuna da kendini yormicen. 15 yaşındayım ve hagi'yi çok seviyorum. nahhh yakalarsın!

    top toplayıcıların arasına kaynayıp tüneden içeri dalıyorum. 5 ay önce madrid'i tokatlayıp avrupa'nın en büyüğü olan takım 5 metre ötemde. kalbim çıra yutmuş odun sobası gibi güp güp atıyor.

    çevik kuvvet tarafından dışarı atıldım. otobüsün etrafında büyük bir polis çemberi var. çemberin dışında nerden baksan 2000 kişi. adamlar jardel'i beklerken tünelden ben çıktım. polis parmağıyla çemberi göstererek "devam et" diyor. yüzümde kemal sunal ifadesiyle polisin dediği istikamete ilerler gibi yapıp sincap çevikliğiyle yolumu değiştiriyorum. galatasaray otobüsüne girip en koltuğa oturdum! "hagi gelene dek inmeyeceğim. sıkıysa indirin."

    asfalt da yatıyorum. yönetici cüneyt tanman tarafından kovuldum. çember tamamen dağıldı. oradan ora savrulurken bayağı bir hırpalandım. korkunç bir gürültü var. meşale ve konfetiler yüzünden göz gözü görmüyor. tamamen yere kapaklandım. emekleyerek ve ezilerek otobüsün altına girdim. sürünerek ön tekere doğru ilerliyorum. komando edasıyla yana yuvarlanıp boşa çıktım. kapı 1 metre önümde. ölümcül hamlemi yapıyorum. "ya allaaaaah."

    tekrar polislerin kolundayım. malzemeci tarafından "olum biz seni demin indirmedik mi" diye iteklenerek dışarı atıldım. tam o esnada çaprazdan hagi ile göz göze geldik. 1 saniyeliğine falan. sonra bir şey oldu. bir şey. çok acayip bir şey. beşinci sırada oturan kel kafalı gözlüklü bir yönetici ayağa kalktı. ben dışarıdan adamın hal ve hareketlerinden durumun benle ilgili olduğunu hissettim. yüreğime bir çarpıntı düştü. "bırakın çocuğu yaa. anladım ben anladım. onun derdi başka. getirin o genci buraya." (yaşıyorsan allah senden razı olsun bey amca)

    şengen dediğin nedir ya? hayatımın en güzel vizesini almışım ben. galatasaray otobüsten içeri girdim abi. kapı kapandı. içeri full dolu. ve süper sessizlik. herkes beni izliyor, ben de onları. inanamıyorum abi. o otobüsün içinde olduğuma inanamıyorum. her şey gerçek olamayacak kadar güzel. her şey. ilk 5 saniye hiçbir şey yapmadan öylece durup onları izledim. onlar da beni.

    hagi'ye doğru ilerliyorum. geldiğimi görünce ayağa kalkıyor gülümseyerek. bir şeyler diyorum çat pat ingilizcemle ne dediğimi ben de bilmiyorum. kağıt kalemi tutuşturdum bunun eline. imzalamak için düz bir zemin arıyor. capone yanağımdan makas alıyor. taffarel göz kırparak saçımı okşuyor. gözlerim dolu dolu. dokunsalar ağlayacağım. (dokunuyorlar)

    neyse bizim hagi imzayı attı. tokalaşıyorum. iki yanağından öptüm. sonra başını iki elimin arasına alıp bir de alnından öptüm usulca. ve ne oldu biliyor musunuz? sahneyi gören bülent korkmaz ellerini havaya kaldırarak haykırdı; "olmadıııııı, bir daha ööööp, bir daha ööööp" tüm otobüs alkışlıyor, gülüşmeler, kahkahalar. ben orada cesareti alıp saldırıyorum hagi'ye.

    alnından, yüzünden, yanağından, kulağından, ensesinden artık neresine denk gelirse basıyorum öpücüğü. öpücük yağmuruna tutuyorum efsanemi. yok böyle bir sevgi. yok arkadaş! yok yaa! yok böyle bir şey! forma istiyorum kendisinden. e haliyle yok yanında. her şey bagaja yerleştirilmiş. otobüs kalkmak üzere. beni bekliyor şöför.

    otobüste ilerliyorum arkalara doğru. popescu, suat, okan, emre, arif, jardel aklına kim gelirse herkes burada. tek tek tokalaşıyorum hepsiyle. en son inerken bir de lucescuyla vedalaşıyorum. çok sıcak davranıyor o da. kuş gibi iniyorum otobüsten. suratımda aptal bi gülümsemeyle koşarak eve gidiyorum. koşarak koşarak koşarak....

    (gayya kuyusunda yiten çocukluğumun sikik hatıraları)

    işte o güzel imza: http://i.hizliresim.com/dkV0QV.jpg +

    --- alıntı ---

    link: https://eksisozluk.com/entry/58272664
  • 4660
    bazı şeylerin yeri dolmaz.
    bazı şeyler unutulmaz.
    bazı şeyler değiştirilemez; değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
    bazı şeyleri içinizden alamaz kimse ne yaparlarsa yapsınlar.
    bazı insanlar çağırdı mı gidersin soru sormazsın sorgulamazsın.
    bazı insanların yeri asla dolmaz.
    anlatamazsın.
    anlaşılmayı beklemezsin.
    bazı şeyler seni gelmiş geçmiş en iyi yapmış şeylerin bir parçası yapar.
    elinde yabancısı olduğun bayrakların zaferiyle koşarsın.
    içinde sadece kendin ve mutlu olmak vardır.
    elinde avucunda sadece birlikte elde ettiğin zaferler vardır.
    yerine asla daha iyisi konamaz.
    çünkü bazı şeyler; tarihte yalnızca bir defa olur.
    ya ordasındır ya da değil.
    o renklerden olup olmaman önemli değildir.
    paylaşırsın veya paylaşmazsın.
    o görüntüye bakıp benimser veya yargılarsın.
    o kadar.
    bu kadar.
    sen ya o bayraktasındır; o bayrağı taşıyan kolların terinde veya değil.
    işte bu kadar abim.
    çok özledim seni.
    allah sana uzun ömür versin.
    seni seviyorum.
    seni çok seviyorum.

    https://youtu.be/0mTnWfbXk28
  • 4667
    bu ülke de futbol gelişmiyorsa bilenlerin yanında bilmeyenlerin daha çok konuşmasındandır. hagi ile ilgili bir çok kişi gelişi yanlış olur diyor. neye göre diyor dha önce ki gelişlerine göre. adam daha önce geldiğinde kaliteli olmayan kadrolarla kendi bildiğince kısa zamanlarda bir şeyler yapmaya çalıştı. keza bu gözlerin fenerbahçe'ye karşı gördüğü en büyük galibiyeti aldırdı. lig'de gençlerbirliği ile berabere kalmasak şampiyon bile yapacaktı.

    neyse konu geçmişi değil bu adamı şu anda takip ediyor mu eleştirenler? mesela sahipliğini yaptığı kulüp ile romanya'da kaçıncı sırada olduğunu biliyorlar mı gelmesin diyenler? mesela 29 şubat 2016 tarihi itibari ile (bkz: viitorul constanta) takımı ile ligde bir maç eksiği ile 3. olduğunu ve 6 takımlı şampiyonluk turu grubuna kaldığını biliyorlar mı? bu kulübün hagi tarafından 2009 yılında kurulduğunu biliyorlar mı? bu takımın bir maç eksiğine rağmen ligde en çok gol atan takım olduğunu biliyorlar mı? bu takımın akademik alt yapılarınında kendi liglerinde 1. olduğunu biliyorlar mı? mesela takımın genç isimlerden kurulduğunu biliyorlar mı? http://www.mackolik.com/...amp;season=2015/2016

    hatta 1 şubat 216 tarihinde trt'nin (bkz: tek analiz) programına katılıp verdiği bu röportajı izlediler mi?

    gidip tuchel, kloop, bielsa düşünene kadar kendisine bir kez daha ve tam yetkiyle şans verilmesini istediğim efsane 10 numaramızdır.
  • 4675
    yine ofsaytlara bir entryi ile geliyorum;

    şimdi de hagi övülmeye başlanmış. öncelikle hagi' nin futbolcu olarak övülmeye ihtiyacı falan yoktur. o hagi' dir bitti. dünya tarihinin en iyilerinden biri.

    hocalık kariyerine gelince de şu an belki başarılıdır, bilmiyorum ama türkiye kariyerine bakarak abuk sabuk ve hiçbir tutartlılığı olmayan argümanlarla teknik taktik bilgisini övmek komiktir. bir kere mantıken hagi, futbolcu olduğu dönemde teknik taktik bilgisi müthiş olmayan bir adam olmalı. adam o akdar yetenekli ki herhangi bir teknik taktiğe bağlı kalmadan saha içinde özgürce takılabilir. kimse de neden takılıyorsun diyemez. keza maradona da böyledir, messi de. maradona' ya ''aman oğlum alanı kapat, bir de bu rakibin beki ilri çıkıyor orayı zorla e mi?'' falan demiyordur muhtemelen hocası. ama yine de çok iddialı olamam, belki gerçekten teknik-taktik anlamda çok üsrt düzeydir hagi. ama kendisinin galatasaray kariyeri boyunca teknik-taktik anlamda bir maç kazandırdığını ben hatırlamıyorum. hagi topu alırdı, 2 kişiyi geçip 40 metreye pas atardı ya da aynı mesafeden topu filelere asardı. bu teknik taktik bir başarı değil, allah vergisi, benzersiz ve saf bir yetenek.

    hagi' nin hocalık kariyerine bakalım; bursaspor' u küme düşürüyordu, elinden son anda aldılar ama yanlışım yoksa yine de düştü o takım. galatasaray' a geldi. bir tek türkiye kupasında 5-1' lik fener galibiyeti var. ribery' nin efsane oyunu varve maçın tartışmasız yıldızı mondragon. yani mondragon standart bir kaleci gibi oynasa o maç fener' in galibiyeti ile bile bitebilirdi. buyurun hagi' nin yaptığı müthiş oyuncu değişiklikleri; https://tr.wikipedia.org/...e_Kupas%C4%B1_Finali

    sezonu üçüncü bitirdi. futbol olarak da hiçbir şey yoktu ortada zaten 5-1 kazanılan maçta bile maçın yıldızı kaleciydi işte. ikinci hagi dönemi ise tam bir facia;

    4 galibiyet, 4 mağlubiyetle 8. hafta sonunda bırakıyor takımı rijkaard ve hagi geliyor. şansına ilk maçı da fener deplasmanı ve o deplasmandan puanla dönüyor hagi. o maçı da sayarsak 3 galibiyet 2 beraberlik 4 mağlubiyetle devre arasında giriyoruz. işte asıl sorun burada başlıyor. buraya kadar olan kısmın günahı olmaz ama devre arası kampı da yaptığım bir takımla bu nasıl bir karnedir? 3 galibiyet 1 beraberlik ve 6 mağlubiyet. 6. mağlubiyet ise zaten içerideki 2-1 kaybedilen fener maçı. hagi' nin kendi eliyle ikram ettiği, abdürrahim albayrak' ın canlı yayında hagi' ye öfke kustuğu maç.

    şimdi bu donelere bakarak hagi iyi teknik direktör, müthiş bir taktik deha mı diyorsunuz siz? bakın, geldiğimiz noktada belki harika bir teknik direktör olmuştur o ayrı. yaptırdığı transferleri hiç konuşmuyorum bile.

    hagi dünya futbol efsanesidir. şu anda da belki dünyanın en iyi hocasıdır bilemem ama galatasaray' daki hocalık kariyerini övmek benim nazarımda saçmalamaktır.

    edit: demek tartışmalar böyle oluyormuş. neyse 3. olduğu halde iyi futbol oynadığı ve şampiyondan sadece 1 gol fazla yediği, yüzüncü yılımızdaki o yetersiz kadrodan bir iki ismi yazayım. sonrasında benim için tartışma burada bitiyor;

    ümit karan' ı kendisi istemedi ve yolladı.hakan şükür, necati ateş forvetleriydi. ümit karan da hagi istemediği için gönderildi. kalede mondragon vardı. stoperler song-tomas-bülent' ti. ergün, orhan ak, cihan, sabri yani bekler zayıf halkalardı kabul. ama stoper ikilisi, kaleci, forvetler harikaydı. ayrıca, ribery, ayhan, concecao, volkan, hasan kabze, baliç, hasan şaş kadrodaydı. nitekim aynı hasan şaş ertesi sezon erik gerets ile lige damga vurdu. hagi' nin yüzüne bakmadığı ümit karan 20 civarı gol attı. yani hagi' nin 100. yılda 3. olduğu kadroyu bir sonraki sene çalıştıran erik gerets 82 gol atıp 83 puan toplarken hagi' nin kadrosunu kullandı. kaleci, bekler, stoperler , forvetler aynıydı. sasa iliç vardı ekstradan. hagi' nin istemediği saidoo da yine gerets' in kadrosunun değişmeziydi. hagi ise concecao ile oynadı. yani hiç öyle kadrosu köütydü falan denmesin. 100. yılda hagi' nin eline verilen kadro iyiydi. çok istiyorsanız, gelsin yönetsin takımı. inşallah da başarılı olur kaldı ki hagi de çok gelişmiş olabilir teknik adamlık bazında kabul. ama ben daha bu zamana akdar üstelik 100. yıl gibi önemli bir olgu da varken galatasaray' ı 3. yaptı diye övülen bir hoca görmedim. sanki paf takımla oynadı da 3. yaptı. yahu açın bakın kadrolara, aynı kadroyu üstelik ribery olmadan rekor puanla şampiyon yaptı gerets. ribery gitti, iliç geldi.
  • 4678
    sezon 2003-2004.
    takımın başında fatih terim var.
    ilk önce "çöpler" iftirasıyla başlayalım.
    2003-2004 kadrosu şöyle;

    https://tr.wikipedia.org/...C4%B1_2003-04_sezonu

    frank de boer, batista, elvir baliç, florin bratu, fabio pinto, ali lukunku, ovidiu petre, suat usta, richard kingson vesaireli efsanevi dönem :)

    korkunç bir para harcıyor galatasaray ve bu fatih terim dönemi, maç başına 1,58 puan ile lig altıncısı (6) olarak tamamlanıyor.
    2004 mart ayında hagi göreve geliyor, sezonu tamamlıyor ve yeni sezona başlıyor.

    kadrodan ömer erdoğan, frank de boer, berkant göktan, batista, eyüp kaymakçı, florin bratu, fabio pinto, ali lukunku, abdullah ercan, cesar prates, gabriel tamaş, cafercan aksu, murat erdoğan, emrah umut ve mehmet bölükbaşı ayrılıyor, yerlerine,

    stjepan tomas, rigobert song, alioum saidou, flavio conceçaio, ibrahim yavuz, arda turan, mehmet güven, özgür can özcan, franck ribery, ferhat öztorun, aydın yılmaz ve hasan kabze geliyor.

    toplamda şu kadro ile ligi şampiyonun sadece 4 puan gerisinde, en az gol yiyen ikinci takım olarak (şampiyon fenerbahçe 24, galatasaray 25 gol yemiş) tamamlıyor. koskoca sezon, şampiyondan sadece 1 gol fazla yemiş bir takım var, 34 tane maç var. insaf. siz ne yapıyorsunuz? bir tane maçı ele alıp, o maçta çok pozisyon verilmesi üzerinden koskoca bir sezon için genelleme yapıp, `"işte hagi'nin takımı buydu"` diye haksızca yaftalıyor, bununla yetinmiyor, karşınızdakilerden veri bekliyor, sonra iki-üç tane veriyi alıp yine yorum yapıyorsunuz. bu pek de iyi niyet göstergesi bir davranış değil. daha çok fikrini haklı çıkarmak için kasıtlı bir manipülasyonu gösteriyor

    puan ortalaması 2,24 ile sezonu tamamlıyor hagi.
    takımın oynadığı futbol, kulübün yaşadığı klasik post-terim sendromu olan ekonomik yıkıma rağmen umut vericiydi. bunu inkâr edenin ya yaşından ya da futbol bilgisinden şüphe ederim.

    sonrasında elbette işimiz biter bitmez, zor zamanımızda kariyerini bizimiz için riske atan hagi ile yollarımızı ayırıp eric gerets ile anlaşıyoruz ve emre aşık, sasa ilic, necati ateş gibi kaliteli isimlerle takviye edilen kadro şampiyon oluyor. necati ateş gol kralı oluyor.
    takımın puan ortalaması 2,44

    2. döneminden ise çok fazla bahsetmeye gerek yok.
    bazı çok önemli figürler, yeterli maddi-manevi kuvveti görmediği için görevden kaçarken hagi yine taşın altına elini sokmuş ve sorumluluk almış, galatasaray'ı sahipsiz bırakmamış ve elinden geleni yapmıştır.

    şu anda da neredeyse tamamen kendi eseri olan viitorul constanta takımı ile yükselen bir grafiği var ki olanak tanındığında neler yapabileceğine en büyük delildir.

    o yüzden, dönüp dönüp aynı şeyleri anlattırmayın gözünü seveyim.
    abdürrahim'i de allah nasıl biliyorsa öyle olsun.
    kötü konuşturtmayın insanı.
  • 4683
    http://www.dailymail.co.uk/...captain-Romania.html

    oğlum benim 16 yaşımdaki halimden iyi diyen efsanemiz. açıklama olarak da; "yüreğiyle oynar, bencil değildir, takım için oynar. asist yapar, çabuk karar verir, iki ayağına da hakim, ben sadece solaktım. son pasları iyi atar, şut çekebilir. tabii ki yapması gereken daha çok şey var. fakat sürekli kendini geliştiriyor. gelişmesine ve kendini göstermesine yardımcı olmalıyız. 16 yaşımdaki halimden daha iyi. bir gün romanya'nın kaptanı olacak." demiş.

    fiorentina kendisini 750.000 sterline almış. aldıktan sonra da vit. constanta'ya kiralamış 1 yıllığına. kendisini hiç izlemedim ama biz alsaydık sevinirdim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın