resim
Gheorghe Hagi
Görev:Hissedar
Takım:FCV Farul
Yaş:61
Uyruk:Romanya
  • 5981
    türkiye’de özelikle 1980-1995 arası doğan çocukların çocukluk aşkı, galatasaray’lı olma sebebi, 10 numaralı efsane sol ayak.

    çocukken mahalleler arası takımlar kurup, hagi gençspor adı altında tüm mahalleleri yenerdik. zira diğer mahalle takımlarına göre hagi gençspor formalarımız bile vardı bizim. her golden sonra hagi gibi sevinir, maçtan sonra saatlerce hagiyi konuşurduk.

    galatasaray ve türkiye için öylesine özel bir isim.
    2021-2022 sezonunda bize kazandırdığı oyuncular için ne kadar teşekkür etsemde, galatasaray forması altında oğlu ianis hagiyi görmek beni ayrı duygulandıracaktır.

    bize yaşattıkların için teşekkürler efsane 10.
  • 6256
    hagi her zaman hagi'ydi. romanya milli takımı'nda cordoba'ya 45 metreden sallarken, monaco'ya 40 metreden sallarken, formamız altında çıktığı ilk maç olan van deplasmanında, ertesi hafta trabzonspor maçında gol atarken de hagi'ydi.

    bir süperstardı. bir süperstar olmak sizi real madrid'de, barcelona'da, dünyanın en iyi takımlarında oynamanızı sağlar ki bu da o niteliklere sahipti.

    kısacası herhangi bir oyuncudan bağımsız olmak üzere, hagi'yi hagi yapan herhangi birisi yoktu. o zaten süperstardı. müthiş bir jenerasyonumuza denk gelmesi kupa koleksiyonunu genişletti. bizde kupalar kazanmasaydı da hagi olacaktı. bir sürü unvanından "türkiye'de oynamış en iyi yabancı oyuncu" sıfatına sahip olmayacaktı sadece benim gözümde.
  • 1929
    öncelikle galatasarayın, yönetimin emriyle küfreden, yönetimin emriyle alkışlayan bir taraftar grubu var adı bende saklı. ultra ile başlıyor ama söylemem, devlet sırrı. şimdi bu adamlar misimoviiiiiiiiiiç deyu çığırmışlar son maçta. bu da yönetimin sezon sonunda hagiyi de göndermeyi planladığının önemli göstergelerinden.

    öncelikle hagi galatasaray için ne demektir bunu bir düşünelim.

    galatasaray futbol şubesinin tarihinde 3 büyük başarı var bence.

    birincisi şampiyon kulüpler kupası yarı finali. bu başarı ile ilgili aklıma gelen isim hep prekazi oluyor. tabi tanjuya, uğura, diğer futbolculara ve denizliye haksızlık yapmadan. bence denizlinin futbol mantalitesi, prekazi gibi bir futbol devi, tanju gibi bir golcü ve o kadronun her bireyinin karakteri bu başarıyı getirdi ama o başarının olmazsa olmazı prekaziydi.

    ikincisi dört sene üst üste şampiyonluk ve sonunda alınan uefa kupası. bu kupayı alırken de galatasarayda yine pek çok isim anılabilir ama akla gelecek ilk isim hagidir.

    üçüncüsü de süper kupanın alındığı ve şampiyonlar liginde çeyrek final oynandığı sene. hagi ve jardel yani. yanlış anlaşılmasın tabiki hasan şaş, tabiki lucescu, tabiki bülent ama ben 10 sene sonra hagi ile jardeli hatırlıyorum en çok.

    zaten benim için kredisi asla bitmeyecek, tabu yaptığım, put gibi taptığım iki galatasaraylı var prekazi ve hagi. onlar da zaten diğer efsane futbolcularımızdan biraz farklılar. futbolcu eskilerinden bazıları teknik direktör oluyor bazıları da yorumcu. yorumcu olanlar genelde taknik direktörlük yapacak futbol zekasına sahip olmuyorlar, ya da teknik direktörlüğü denemiş ve başarısız olmuş oluyorlar. orada midemin sindiremediği bir durum var. biz taraftar olarak eleştiririz, spor yazarları, bakın futbolcu eskisi yorumcular demiyorum, eleştirir ama yıllarca ekmeklerini yedikleri kulüpleri en zor zamanlarında, acımasızca ve kişisel hırslarına yenik düşerek eleştiren futbolcu eskisi yorumcuları sindiremiyorum. mesela hakan şükür, mesela hakan ünsal kişisel bazı sebeplerden dolayı galatasaraya saldırıyorlar. bir de hagi gibi, prekazi gibi, tugay gibi zor zamanda çağrılınca koşan efsanelerimiz var. biz de onları harcamaya bayılıyoruz. işte prekaziyi küstürdü yönetim, şimdi de hagiyi göndermenin planlarını yapıyorlar.

    galatasaray özhan canaydının başkan seçildiği günden beri kara günler yaşıyor. uefa ve süper kupa başarılarımıza nakde çeviremedik. o başarı için harcanan paralar harcandığı ile kaldı. galatasaray kulübünün bir dvd hazırlatıp satışa sunması için bile aradan yıllar geçmesi gerekti. borç batağının üstüne bir de ikinci fatih terim dönemini yaşadık. beş para etmez bir sürü futbolcuya dünyanın paraları ödendi. fatih terime laf söyletmeyen arkadaşlara ufak bir hatırlatma yapmakta fayda var. sarr, almaguer, felipe, fabio pinto, lukunku, xavier, de boer, prates, adını hatırlayamadığım bir brezilyalı, tamas, petre, bratu. evet bu son üç arkadaşı da terim aldı hagi falan değil, önemli bir devlet sırrını da açıklamış oldum bakın.

    adnan polat ise herhalde pek çok galatasaraylı için son umutlardan birisiydi. cemal özgörkey geldi galatasaray storeları topladı, kazak iş adamlarından paralar bulundu, üstünel transferleri yaptı, rijkaardı getirerek vizyonlarını gösterdiler, maddi olarak toparlandık, stad falan fişman hepsi güzel de futbol takımı tarihinin en iyi kadrolarından birisi ile tarihinin en kötü dönemlerinden birisini yaşamakta. neden acaba?

    şimdi şu başarılara geri dönüyorum, hagi dedim, prekazi dedim, jardel dedim ama bu adamların yanında aslanlar gibi yerli futbolcularımız vardı. tanju, uğur, cüneyt, yusuf, savaşlar, erhan, okan, emre, suat, hakanlar, hasan, bülent, arif vesaire vesaire. malesef bugünkü kadromuzda ise arda, servet, balta, sarp, ayhan, gökhan, barış ve sabri var. yeniçeri ocağı. önceki yönetimler bu yeniçeri ocakları ortaya çıkınca hep gerekeni yaptılar. faruk süren hakan şükürü, arifi, fatih akyeli ve hatta fatih terimi gönderdi. fatih terim sözleşme imzalamaya geldiği tesislerden aynı hızla italya yoluna gitti. canaydın döneminde, bülent, küçük hakan falan kadro dışı bırakıldılar. aynı cesareti malesef adnan polat gösteremiyor. yerli isimlere karşı da garip bir ödlekliği var. futbolcular maç satıyor onun cesareti sadece rijkaarda yetiyor. skibbeyi de gönderiyor, bülentin lincolnu harcamasına izin veriyor. rijkaardı sezon sonunda değil, başında değil ortalarında gönderiyor ve güzel takımımızı her geçen gün biraz daha fenerbahçeye benzetiyor. son seçtiği kurban da hagi olsa gerek yoksa o ultra taraftarlar misiiiii misiiiii diye bağırmazlardı.

    kimse kusura bakmasın, ben canaydın gibi yöneticilik özürlü (karakterine, efendiliğine laf etmiyorum) bir adama yıllarca tahammül ettiysem, fenerbahçeden 6 gol yerken bana lukunkuyu, sarrı, bratuyu dünya yıldızı diye yutturan ikinci fatih terim dönemine tahammül ettiysem, üç senedir futbol fakiri adnan polat yönetimine ve adnan sezgine tahammül ediyorsam, servet gibi, mustafa- ayhan-barış gibi adamlara tahammül ediyorsam, takım kaptanımı spor sayfalarından değil magazin sayfalarından seyretmeye tahammül ediyorsam, hagiye de 1.5 sene tahammül ederim arkadaş. etmem diyene de saygı duymaya çalışırım ama olmuyor.

    takım sezona başladığından daha iyi. hiç değilse defans yapmayı öğrendiler biraz biraz. eskiden bir farkla son 10 dakkaya girdiğimiz maçlarda korku-komedi tarzı filmler izlerdik sahada. devre arası yapılan transferler de (zapata hariç) olmuş gibi görünüyor. takım hala galatasaray futbol takımı olmaktan çok uzak ama sezon başında seyrettiğimiz takımdan da daha yakın. sonuçta hagi de bir futbol zekası. hem de yüzyılda 3-5 tane gelen futbol zekalarından. oyunculuğunda bunu en iyi bizler, galatasaray taraftarı seyretti. bu adamın futbol fakiri bir teknik direktör olabileceğini insanlar nasıl mantıklarına sığdırıyorlar anlamıyorum. üstelik bir de yanlış argümanlar var ortada. ilk geldiğinde başarısız oldu falan deniyor. adam ilk geldiğinde feneri beşleyerek türkiye kupasını aldı. hem 6-0 dan başımızı biraz doğrulttuk hem de 25 sene, 26 sene geyikleri ile 10 yıldır kadıköy geyiklerine verecek cevabımız var. ayrıca o takım son haftalara kadar şampiyonluk yarışını kovaladı. rijkaard da, bülent de bunu yapamadılar. hagi galatasaraya bugüne kadar verdikleri ile en azından bir sezon, takımını sezon başında hazırlayarak, istediği transferleri yaparak, galatasarayı çalıştırmayı hakediyor. bunu inkar edenler bence biraz da galatasaray tarihini inkar ediyorlar. fatih terim hagili uefa şampiyonu kadrosunun en önemli ismini sorduklarında ümit davala demişti. şimdi de bazı galatasaraylı arkadaşlar herhalde bu takımın en önemli adamını misimoviç zannediyorlar ama hala bu takımın en önemli adamı futbol zekası ile hagi. biraz sabır, biraz da saygı. çünkü hagi futbolun 3-5 tanrısından birisi ve bizim de tarihimiz.
  • 2205
    sizin hayallerinizin bittiği yerde, bizim gerçeklerimizi başlatan kişidir.

    anlamadığım bir konu var. tribünden de, televizyondan da izliyorum maçları. rakiplerimiz kalemizde bir tane bile tehlike yaratamazken biz her maçta en az 3 net pozisyona, 15-20 de devamı net pozisyon olabilecek pozisyona giriyoruz. takım olarak savunmayı mükemmel organize edip hücumda sıçıyoruz. bunun sebebi gayet açık ki; yerli kalitesi diye bir şey yok, yabancılar kendi arasında uyumsuz, takıma sonradan katılanların bir kısmının yeteneği sınırlı. yıllardır "galatasaray takım savunmasını yapamıyor, uefa kupasını alan kadronun süreklileşen presini yapamıyor" diyenler neden takımın bu iki özelliği kazandığını göremiyor? eksik olan hücumdaki becerinin futbolcu kalitesi ile sağlanabileceğini, buna hagi'nin müdahale edemeyeceğini, arda turan, milan baros ve harry kewell gibi takımın en önemli üç hücum adamının aylarca sakat kaldığını ve henüz yan yana oynayamadıklarını neden anlamak istemiyoruz? yönetim istifa anladık ta, hagi neden istifa be ileri zekalı taraftar kardeşlerim? adam bu takımı kimse almazken aldı. bir boka benzer futbol oynatmaya çalıştı. adamın elindeki futbolcu kalitesi ortada ki fatih terim, hakan şükür gibi galatasaray aşığı insanlar bile bunlarla bu ligin yürümeyeceğini anlayıp görev kabul etmemişlerdir.şu kadroyu arsen wenger'e, guardiola'ya ver en fazla 3-5 puan yukarıda veya aşağıda olurlardı. sorun teknik veya taktik eksiklik değil, yerinde ve kaliteli transfer politikasının izlenmemesindedir. bunun yegane sorumlusuda adnan polat ve onun transfer komitesidir. hagi ile ilgili yorumlarımızı yaparken vefa denilen kavramı her zaman aklınıza getirin. çünkü vefa göstermeyi en çok o hakediyor. sizin en önemli değeriniz olan galatasaray futbol takımı o ve arkadaşları ile senin dahi hayal edemeyeceğin şeyler kazandı. aklına leeds maçında hakan şükür'e attığı pası getir, gerisine karışma.
  • 5068
    futbolla fantezi yapan efsane. 2009'da sıfırdan takım* kurdu, 8 yılda şampiyonluğa ramak kaldı. fm'de yaparım diyen varsa gelsin.* romanya ligi'nde ben de yaparım diyen denyolar görüyorum. onlara diyeceğim şu ki; vallahi romanya'da futbol sektöründe, türkiye'deki kadar para olsa bizi donunda sallar, avrupa'ya da kök söktürürler. bir bok becerdiğin yok saygı duy bari. her neyse hagi'ye dönersek, kendi dönemindeki hangi oyuncuyu getirirsen getir 10'dan fazlası yok. bence 90'ların en büyük oyuncusu olmasının, kariyerinde hiç şampiyon kulüpler kupası* veya şampiyonlar ligi kupasının olmamasının en büyük sebeplerinden birisi real madrid ve barcelona'ya ters zamanlarda transfer olması. biraz klasik doğu avrupa-balkan cenabetliği var yani kendisinde. şöyle ki, barcelona 1990-1994 arası 4 kere şampiyon olmuş, 1 kere şkk kazanmış, bir de şampiyonlar ligi finali var. hagi bu dönemde, 90-92 arası real madrid'de oynamış. gerçi 92 yılında real madrid'in son hafta şampiyonluğu kaybettiği tenerife deplasmanında gol bile atmasına rağmen takımını kurtaramamış, kaderini kendisi çizmiş diyebiliriz ama bu, barcelona'nın -üst üste aldığı 4 şampiyonluğun 3'ü son haftada rakiplerinin mallığından kazanılsa da- altın çağlarından birini yaşadığı gerçeğini değiştirmez. 94-96 arası barcelona'da oynamış, bu zamana kadar barcelona'nın çağı kapanmış, real madrid'in 5 sezonda* 3 şampiyonlar ligi kupasına gidecek çağı başlamış. denebilir ki "ulan hagi'de iş yok işte gittiği takım uçuyor". barış özbek mi bu adam amk? aynı zamanlarda romanya milli takımı nasıl yükselişte o zaman veya galatasaray nasıl tarihinin zirvesine çıkmış? ama hagi'nin kaderi bu. kendisinin de dediği gibi "takım ne zaman kötü ben var, ne zaman iyiyse ben yok". maalesef doğru :( yani en büyük olma konusunda pamuk ipliğinde gidip gelmiş gica'nın kariyeri. yine de hagi'nin değerini bilenler olmuş, kimileri onu dünya tarihinin en iyi 10 numaraları arasında göstermiş, pele fifa 100 listesinde yer vermiş, döneminin avrupa'daki en iyi 10 oyuncusundan biri olarak görülmüş vs. zaten futbolun beşiği ingiltere'nin en iyi takımlarıyla, efsane milan'la, asrın takımı real madrid'le falan taşşak geçen bir futbolcu için de daha aşağısı kabul edilemezdi. uzatmayalım, futbol nedir diye sorulsa verilebilecek cevaplardan biridir:
    futbol hagi'dir.

    edit: yanlışlıkla başlık açmışım. entry yazana kadar da farketmemişim :( buraya taşıdım bunu da.
  • 4376
    comandante hagi yarım asrı devirmiş. kaç tane futbolcu vardır ki gün içinde yaşadığımız duygulara ondan atıfta bulunarak cevap verebilelim?

    - bayağı uğraştığım bir şey nihayete erince her seferinde istisnasız, sabri ugan'ın sesiyle tekrarlarım: çok bekledik bunu, çok bekledik ve gol geldi sevgili seyirciler. muhteşem bir sevinç ali samiyen stadında muhteşem! tam beklediğimiz anda geldi, hagi ne büyüksün hagi, ne büyüksün, ne muhteşem bir gol bu? ne beklenen bir zaman bu? işte şimdi üç puana çok yakınız!
    - büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımda, anlam veremediğim bir hareketle karşılaştığımda da levent özçelik olurum: ouvv çok sert, çok sert nede hagi? neden hagi!
    - bazen beklenmedik bir anda güzel bir şey olur, ercan taner'leşirim: hagi kaleye baktı, bir çalım nefis bir hareket, hagi hagi hagi hagi hagiiii... hagı. büyük ustadan viyana'da harika bir resital.
    - sevinçten söyleyecek sözüm kalmayınca yine sabri ugan'a bağlarım: nasıl anlatalım bu golü şimdi size? nasıl anlatılabilir, böyle bir gol yok, böyle bir vuruş yok, buna füze mi demek lazım ne demek gerekiyor? ama hagi dedik mi her şeyin ötesi...
    - bazen büyük bir olay karşısında, alakasız bir ayrıntıya saplanıp kalınca öztürk pekin'le öztürk pekin olurum: hagi atak yaptı, hagi kaleye bakıyor ve mükemmel bir gol, inanılmaz bir gol, ve sağ ayağıyla attı, çoğu kez yürümek için kullandığı ayağıyla (ulan sağ ayağına 500 sayfa roman yazarız, son sözcüğü de "solaktı" olur diye bir söz var kendisi için, ne anlamsız bir anlatım? cem yılmaz izlemeye gidip de o akşam ne kadar kazanacağına takılan tipler gibi).
    - sürekli yaptığım için hızlandığım zor bir işi bitirdiğimde yine sabri ugan girer devreye: hagi koşuyor, hagi ayağını uzattı, hagi hagiiiiiiiiiiii, bir hagi klasiği! gol beklediğimiz adam gol sevincini yaşatıyor.

    bu ve benzeri çokça enstantanesiyle hayatımın hep içinde hagi. önemli anlarımın içinde hep var, olmaya da devam edecek. iyi ki doğmuşsun hagi!
App Store'dan indirin Google Play'den alın