• 9537
    içlerinde bolca kötü insanın da bulunduğu topluluk. kombinelerini hiç tanımadıkları, tribün performanslarını hiç bilmedikleri insanlara fahiş fiyatlardan satıyorlar. bir de üstüne takımımıza kötü eleştirel yorumlar yapıp keyif kaçırıyorlar. hem ana mesleğinin yanında ek iş olarak karaborsacılık yapacaksın hem de bu takımı seviyorum diyeceksin, sizce de oksimoron değil mi? zamanında çok eleştirdiğim, hatta sucuk ekmekçi bunlar dediğim ultraslanın yaptığı tezahüratlar olmasa nasıl tribün desteği alacak bu takım?
  • 9538
    halkın ekonomik açıdan bir çıkar yol bulmaya çalışması ve şirketlerin de bir bir halka arza açılmasıyla birlikte biliyorsunuz bir borsa fenomeni oluştu. hayatında ilk defa bir hisse alan insanlar, aldığı minicik hisseyle o şirketin tezgahtarlarını kontrol etmeye, çalışanlara söz geçirmeye falan çalışıyorlar. tam anlamıyla cehalet özgüveni ile oluşan, popüler tabirle cringe bir durum.

    işte bizim galatsaray taraftarı da aynı bu hisse alan insanlar gibi. 5-10 yılda bir iyi kadro görünce dünyanın futbolla en ilgili taraftarı olup, bir youtube katıl üyesi olarak kendini takımın sahibi sanıyor. asıyor, kesiyor, onu gönderip, diğerini getiriyor. maç içinde büyük efor sarfeden oyuncusunu yuhluyor. hiçbir öngörü, hiçbir analiz yapmadan en ilkel dürtülerle hareket ediyor. sosyal medyadaki taraftarların söylemlerine göre takım yönetilseydi 365 gün transferin açık olması gerekirdi. çünkü bir günde bütün 11 bozulup baştan kurulabiliyor. hayatında sadece bir kere bile 100 metrelik bir mesafede orta seviye hızla bir defalığına koşsaydınız sahadaki sporcuların eforuna saygı gösterirdiniz. yanlış anlamayın topla da koşun demiyorum.

    neyse şu hissedar taraftar profili bir an önce ortadan kalksın da biz de takımımızdan zevk alalım. başarı da, başarısızlık da olağan durumlar. ağızdan salyalar çıkmadan, hepsinin keyfini çıkarmayı bilmek lazım.
  • 9539
    kendi kendini gazlayıp, beklentiyi arşa çıkararak ilk olumsuzlukta takımı dağdan taşa vuran bir garip kitle oldu son zamanlarda. ben bunu yeni kuşağın tüketimsel açlığına bağlıyorum. o gitsin, bu gelsin. bir de bunu deneyelim, yok bu da tutmadı. aa bu 10 maç iyi 1 maç kötü yuuuhhhhh nasıl olur? bu tepkilerle başa çıkmak futbolcunun kendisine bağlı. müşteri haklıdır, taraftar kurban ister. bu çok uzun zamandır böyle. ancak aklı başında futbolu bilen, geleceği okuyabilen ve geçmişten ders alan taraftarlar yangın için daha çok erken olduğunun farkında. geçen seneden daha iyi olmamıza rağmen beklentiyi gereksiz yükseltip uzay takımıyız gibi davranmaya başladık.
    bilmiyorum ya avrupa ligleri takip edilmiyor ya da gerçekten bu oyunun dokusu anlaşılmıyor.
    bu bakımdan o bunu ıslıklamış, o buna alkış yapmış demekten ziyade tribündeki bu evrenselliği ve çeşitliliği özümseyip zevk almak en doğrusu. sonuçta 5 parmağın beşi bir değil. stadımız da ali sami yen değil. 18-19 bin kişiyi organize etmek başka 52 bin kişiyi organize etmek başka.
    ua alkışlar, üni ıslıklar, tekyumurk küfreder, münferit aa ben nereye geldim şaşkınlığıyla mutluluktan tepkisiz kalır.
    önemli olan sabırdır. zaten 2 ay sonra ak mı kara mı göreceğiz. buradan bütün taraftarımızı itidale davet ediyorum.
  • 9540
    "galatasaray taraftarı" ve "statta yer alan galatasaray taraftarı" diye iki ayırmak lazım bu başlığı.

    ben tribünde ıslığa, tepkiye karşı bir adam hiçbir zaman olmadım, gerektiğinde yapılır ama bu sezon gereken bir durum yok. galatasaray stadında da genel olarak sağduyu hakimdir ve insanlar bilinçlidir. molde maçında da, kopenhag maçında da ıslık alkışla bastırıldı zaten. ancak ıslıklayan insanlara dair otokontrol mekanizmasına ve tepki gösterme hakkına sahip tek topluluk da yine stadın içerisindekilerdir. lig maçlarında doğu tribüne gitmenin bedeli 2.000, batı tribüne gitmenin bedeli 3.000 lira. şampiyonlar ligi maçında bedeller bu tutarların iki katı. exxen'e, bein'e küfür edip, kaçak yayın kovalayarak maç takip edenlerin; ömründe stada adım atmamış olanların; "bu taraftar mal ya, ne diye ıslıklıyor" diye tribündeki insanlara galatasaraylılık dersi vermeye kalkması saçmalık. o bedelleri ödeme gücüne sahip insanlar arasında çok sayıda vefakar, cefakar taraftar bulamazsınız. var elbette ama o tutarları ödeyebilmek için zorlanan, zorlandığı için de stada geldiğinde sadece ve sadece mükemmeli görmek isteyen tahammülu az bir bir kitle de var. ekonomik sorunu olmayan, bu tutarları kolayca ödeyebilen ancak başarısızlığa tahammülü olmayan ve genel olarak hayatında yüksek standartlara alıştığı için, aza veya kötüye tepki gösterme hakkını kendinde bulan bir kitle de var. bunların dışında pek farklı özelliğe, kişiliğe sahip insan da var. içinden o an ne geliyorsa onu yapıyor insanlar statta; büyütmek, abartmak yersiz. abartılı boyuta geldiği zaman zaten ıslıklayanlara yönelik küfüre ve hatta şiddete ulaşan boyutta reaksiyon oluyor. ama sorunu çözmek adına bir yöntem belirleme hakkına sahip olan insanlar da yine stattaki galatasaraylılardır. başkaları değil.

    stadın dinamiği ve bileşenleri hakkında sadece stadın içerisindekilerin konuşma hakkı olduğunu düşünüyorum kısaca. stad zaten kendi kontrol mekanizmasını ve frenleme sistemini kendi içerisinde oluşturuyor. galatasaray için maddi ve manevi emek vermeyen insanların, burada veya başka platformarda stadın içerisindeki galatasaraylılar hakkında amiyane tabirle racon kesmeleri yanlış. galatasaraylılık dersi alması gereken kimse yok statta. içeride yanlışlar olabilir ama içeride olanlar, içeride olabilmek için yaptıkları maddi ve manevi fedakarlıklarla zaten pek çok galatasaraylının önüne geçmişlerdir. maddi olarak durumu olmayanlara sözüm yok ama tamamen keyfi bir şekilde kulüp için herhangi bir şey yapmayan insanların hiç kimseye öğretebilecekleri bir galatasaraylılık yok. burada biraz herkesin yerini ve sınırını bilmesi lazım.
App Store'dan indirin Google Play'den alın